Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Çoklu zeka kuramı nedir?

Bizlere çocukluğumuzdan beri öğretilen 2 zeka türü var. Sayısal ve sözel. Halbuki Prof. Gardner’ın çoklu zeka kuramına göre 9 farklı zeka türü var. Diğer zeka türleri hakkında ne kadar bilgi sahibiyiz?

Çoklu Zeka ve Türleri

Yıllardır üzerinde belki de en çok konuşulan kavram ‘Zeka’ olmuştur.Zekanın ne olduğu, kimlerde ne düzeyde bulunduğu,zekayı olumlu ya da olumsuz etkileyen şeyler ve nasıl daha yüksek zekaya sahip olacağımız yüz yıllardır merak ve tartışma konusudur.Akademik eğitimin ve başarının günümüzde neredeyse en önemli konu haline geldiği de göz önünde bulundurulduğunda özellikle çocuklardaki zeka potansiyeli olayın en can alıcı kısmını oluşturdu.Bütün bunlar bir yana zekanın ne olduğu yıllarca tartışıldıktan sonra üzerinde anlaşılan bir kavrama ve sonuca ulaşıldı.Artık zekanın bir iki cümleyle özetlenemeyecek kadar karmaşık bir sistem olduğunu ve eskiden bildiğimiz birçok şeyin aslında çok da doğru olmadığını fark ettik.Sadece sayısal ya da sadece sözel bir zeka olmadığını hem bütün bunları kapsayan hem de tek tek daha farklı alanlardan oluşan bir durum olduğunu anladık.Aksi halde matematikten zayıf olan bir bireyin nasıl iyi bir müzisyen olabildiğini ya da sözel anlamda sorun yaşayan birisinin nasıl yüksek bir bilim ve fen kapasitesine sahip olduğunu açıklayamazdık.

Son 30 yıla damgasını vuran ve bir öğrenme psikoloğu olan Howard Gardner’la beraber zeka tanımı değişti, zekanın içeriği değişti.Gardner kişilerdeki zekanın tek bir boyutta, yani sadece sözel ya da sadece sayısal olarak değerlendirilemeyeceğini ve farklı boyutlarıyla ele alınması gerektiğini ortaya koydu.Gardner’a göre bir insan herhangi bir ürünü meydana getirebiliyor, herhangi bir soruna etkili çözümler üretebiliyorsa o insan zekidir ve bildiğimiz anlamlardaki zekanın farklı olarak ele alınması gerekir.Bu farklı alanlar hayatın her alanıyla ilgili olabileceği için de kişileri bir iki tanım içine sıkıştırmak son derece yanlıştır.

Gardner’ın bu iddiası ve çalışmaları çok büyük ilgi gördü ve artık zeka üzerinde kabul edilen bir gerçek durumuna geldi.Artık biliyoruz ki her insanın farklı yetenekleri ve ait olduğu bir zeka alanı bulunuyor.Buna göre Gardner bir zeka tanımı da yapıyor ve diyor ki;

‘Zeka, hayat süresince karşılaşılan farklı durumlarda ve olaylarda sorunların üstesinden gelerek problemleri çözme ve yeni ürünler, yeni çözümler yaratabilme kapasitesidir.Böylece zeka,her an değişen dünyada yaşamak ve bu değişimlere ayak uydurabilmek amacıyla her bireyde bulunan ve tamamen kendine özgü olan yetenek ve becerilerin toplamıdır.Sonuç olarak da zeka, içinde bulunduğumuz topluma faydalı şeyler yapabilme, faydalı ürünler sunabilme kapasitesidir.’

Çoklu zeka önce 7 zeka tanımı olarak belirlenmiş ancak 1995 yılında bir zeka türü daha eklenerek 8 farklı zeka olarak tanımlanmıştır. Gardner son yıllarda da 9. Zeka olarak ifade ettiği Varoluşçu Zeka üzerinde çalışmaktadır.

Çoklu Zekada İlkeler

Öncelikle çoklu zekanın ilkelerini bilmekte fayda var:

– İnsanlardaki zekalar tanımlanabilir, geliştirilebilir,ölçülebilir.

– İnsan gelişimiyle ilgili bütün kuramlar ve bilimsel çalışmalar, çoklu zeka teorisini desteklemekte ve kabul etmektedirler.

– Bir zeka alanını ilgilendiren çalışmalarda diğer zeka alanlarından da faydalanılabilir.

– Şu anda bilinen ve tanımlaması yapılan zeka türlerinden farklı zekaların da olması mümkündür.Kişisel özellikler, çevre, inançlar ve yargılar,kültür gibi etkenler zekanın gelişimi üzerinde etkilidir.

– Zeka denilen durum her insanda farklı süreçlerde oluşur ve her zeka türü dinamiktir.

– Her birey kendine özgü özelliklere sahiptir ve zeka da kişiye özgü bir durumdur.

– Her insanda farklı türde zeka gelişimi vardır.

– Her zeka türü kendine özgü olarak değerlendirilmelidir.Zekanın yapısı, dikkat,algı, hafıza, problem çözümü gibi birçok etken ışığında farklı süreçlerden meydana gelir.

Çoklu Zekada Türler ve Özellikleri
Sözel – Dilsel Zeka

Bu zeka türü; sözcüklerle düşünme,doğru ifade ve anlatım,dildeki karmaşık anlamları anlama, değerlendirme, şiir-öykü okuma,akıcı anlatma,sözcüklerde benzerleri bulma ve kullanma, soyut düşünme,sembolik ifadeleri anlama, dili gramer özellikleriyle doğru ve aktif kullanma gibi son derece karmaşık bir beceriden oluşur. Bu zeka türüne sahip bir birey,okuduklarını anlar, kolay hatırlar, ana fikri doğru anlar ve ifade eder.Doğru değerlendirilirse iyi bir hitabet yeteneği vardır.Kelime haznesi gelişmiştir,sözel olarak iyi bir iletişim kurar, karşısındaki insanları etkileyebilir,başka insanları ve konuşmaları taklit edebilir.Kelime oyunlarına ilgisi vardır. Gürültülü ortamlardan hoşlanmaz.Kitap okumaktan keyif alır. Bu zeka türüne sahip kişiler yazar,şair, edebiyatçı,dil bilimci,hukukçu,siyasetçi olabilirler.

Görsel – Mekansal Zeka

Bu zeka türüne, ‘gözleri ile düşünme yeteneği’ demek daha doğru olur. Şekiller,çizgiler,imgeler,sembollerle düşünmek, çevreyi algılamakta gözlerle iletişim kurmak, canlandırmak ve üç boyutlu nesnelere görüntülerle yaklaşmak ve muhakeme etmek bu zeka türüne ait özelliklerdir. Görsel-mekansal zekaya sahip birey,öğrendiği bütün her şeyi somut ve görsel malzemeye dönüştürerek gözünde , beyninde canlandırabilir.Eşyaların farklı açılardan perspektifini algılayarak bir çok kişinin farkına varmadığı ayrıntıları yakalayabilir.Düşündüğü her şeyi hayalinde canlandırabilir.Çok hayal kurar,özellikle harita,tablo gibi sistemleri çok rahat anlayabilir.Yön duygusu çok gelişmiştir.Tasarım,çizim ve görüntülerden hoşlanır.Görsel sunumları sever ve bu şekilde çalışabilir.Ders çalışırken mutlaka not almaya dikkat eder. Görüntüsü olmayan uzun anlatımlardan hoşlanmaz. Bu zeka türüne sahip kişiler ressam, fotoğrafçı, mühendis,mimar,tasarımcı, görsel sanatçı, rehber olabilir.

Bedensel – Kinestetik Zeka

Hareketlere dayalı olarak kendini ifade edebilme, mimik ve jestlerle birlikte beyin ve beden koordinasyonunu kullanabilme becerisine sahip kişilerin bu zeka türünden olduğu biliniyor. Bu kişiler,eşyalara dokunarak inceler,tanımaya çalışır.Fiziksel beceri gerektiren alanlarda çok başarılıdır. Dans,spor gibi çalışmalarda fark edilir biçimde başarı gösterir. Bedenini doğru kullanır,yüksek performans gösterir.Genellikle birkaç sporla veya faaliyetle aynı anda uğraşır. Çok hareketlidir,sözel anlatılanlardan daha çok yapılanları hatırlar. Çevresine karşı sorumlu ve duyarlıdır. Fiziksel çalışmalarda denge,estetik ve becerisi çok gelişmiştir.Rol yapma,dans,spor gibi alanlarda aktif olarak uğraşır ve yetenekli olduğu hemen fark edilebilir. Sağlıklı yaşam konusunda dikkatli ve ilgilidirler.Her tür öğrenmede zihinsel ve bedensel uyumu kullanırlar. Bedensel-Kinestetik Zeka ya sahip bireyler,sporcu,dansçı,oyuncu, sanatçı,heykeltıraş olabilirler.

Mantıksal – Matematiksel Zeka

Bu zeka türüne sahip kişilerin düşünme dili tamamen sayılardan,sembollerden ve şifrelerden oluşur. Hesaplama,somut işlemlerden soyut ifadeler üretme,problem çözme,mantıksal ilişki kurabilme,muhakeme yapabilme,neden-sonuç ilişkisi kurabilme gibi becerileri çok gelişmiştir.Farklı parçaları birleştirip bütüne ulaşabilir,çıkarımlarda bulunabilirler. Genellikle çok meraklıdırlar ve çok soru sorarlar.Zeka oyunları en sevdikleri uğraştır ve oldukça başarılıdırlar. Matematiksel çalışmaları sever, deney yapmaktan hoşlanırlar.Akıl yürüterek,soyut kavramlardan yola çıkarak sayılar arasında bağlantı kurmak ve sonuca ulaşmak konusunda yetenekleri vardır.Şekiller,tablolar ve grafiklerle çalışmayı severler. Eleştirel ve sorgulayıcı bir düşünme yapısına sahiptirler. Bu zeka türüne sahip insanlar,matematikçi,mühendis,mimar,istatistikçi,ekonomist,bilim adamı,bilgisayar uzmanı gibi meslekler, seçebilirler.

Sosyal Zeka

Sözlü ya da sözsüz iletişim yeteneğine sahip insanlar bu zeka türünün bireyleridir.Özellikle grup çalışmalarına yatkındırlar ve insanların duygu,düşünce ve davranışlarını anlayabilme, ifade etme, yorumlayabilme,insanlarla empati kurabilme gibi sosyal ve iletişim alanlarında çok başarılıdırlar. Sosyal zekaya sahip insanlar,iyi bir konuşmacıdırlar ve çevrelerindeki insanların duygularına karşı oldukça duyarlı davranırlar.Gözlemcidirler.İkna becerileri çok gelişmiştir.Espri yeteneğine sahip oldukları için bulundukları ortamda hemen dikkat çekerler.Geniş bir arkadaş çevresine sahiptirler,ilgi çekmeyi severler. Bulundukları ortama hemen uyum sağlayabilirler ve farklı ortamlarda bulunmaktan hoşlanırlar.Başka kültürlere çok meraklıdırlar. Hoşgörülü,ikna gücü yüksek insanlardır. Grup çalışmalarından hoşlanırlar,paylaşımcıdırlar. Yönetmekten,organize etmekten hoşlanırlar.Bu alanlarda da oldukça başarılıdırlar. Öğretmenlik,rehberlik,politika,danışmanlık,psikologluk,yönetim ve organizasyon uzmanlığı bu zeka türüne sahip bireylerin yapabileceği mesleklerdendir.

Kişisel – İçsel Zeka

Bireyin kendisini tanıma,farkında olma, kendisi olabilme konusundaki yeteneği içsel zeka olarak tanımlanır. Kişi kendisiyle ilgili hedefler belirleyerek bu hedeflere ulaşabilme konusunda sağlam adımlar atar,gelişimine önem verir.Çevrelerindeki olaylara ve kişisel olarak yaşadıkları her duruma ve olaya çok önem verir ve anlamlandırmaya çalışırlar. Düşünme onlar için her şeydir.Özgürlükçüdürler,bireysel çalışmaları severler. Kendisinin bilincindedir ve kişisel olarak kendine önem verir.Aynı ilgiyi başkalarından da bekler. Yalnız çalışmaktan hoşlanır.Daha çok iç dünyasına dönüktür.Belirli hedefleri vardır ve bu hedefler aynı zamanda motivasyon kaynaklarıdır. Daha çok yazar, sosyal hizmet uzmanı,iş adamı,ressam,sanatçı, heykeltıraş olabilirler.

Doğa Zekası

İsminden de anlaşılacağı üzere bu zekaya sahip kişi,doğaya, doğadaki canlılara çok meraklıdır ve saygılıdır. Doğadaki canlıları tanıma,araştırma, sorgulama gibi alanlarda çalışmayı sever. Farklı canlı türleri arasında ilişki kurmaya çalışır.İnsanın var oluşunu merak eder ve öğrenmeye çalışır.Canlı türlerinin isimlerini kolaylıkla öğrenir, hafızasına kaydeder.Doğaya dönük yolculukları sever,araştırma çalışmalarına katılmak ister.Doğanın insan yaşantısı üzerindeki etkilerini merak eder,inceler.özellikle belgesel izlemekten hoşlanır.Bitki ve hayvan türlerine karşı özel bir ilgisi vardır.Çevrecidir.Sorumluluk sahibidir.Canlıları ve materyalleri sınıflandırmaya çalışır,çevresindeki canlı cansız bütün maddelere karşı çok meraklı,ilgili ve duyarlıdır. Bu zeka türüne sahip bireyler doğayla ilgili tüm meslekleri seçebilirler: Botanik,Dağcılık,Kimya,Biyoloji,Zooloji,Meteoroloji,Jeoloji,arkeoloji,Tıp,Fotoğrafçılık,İzcilik. Vb. gibi çok geniş bir alandaki mesleklerin tümü bu zeka türüne sahip kişilerin severek yapacakları işlerdir.

Müziksel – Ritmik Zeka

Sesler,notalar, ritim ve müzik zekasına sahip kişilerin bu zeka türünden olduğu biliniyor. Ritmik Zekaya sahip bireyler, başta insan sesi olmak üzere,çevreden algıladıkları tüm seslere karşı duyarlıdırlar.Müzikle ve sesle ilgili her şey ilgilerini çeker.Mutlaka bir müzik aleti çalmak isterler.Bu zekaya sahip bazı kişilerin hiçbir ders almadan bir alet çaldığını görmek mümkündür.Müziğin herhangi bir ya da birkaç alanında özel olarak yeteneklidirler. Notasını bilmeden müziği anlar, ritim tutabilirler. Müzikle hareketi birleştirip değişik figürler yaratabilirler.Şarkı,şiir hafızaları çok gelişmiştir. Öğrenmede müzikle çalışarak daha başarılı olabilirler.Farklı kültürlere ve müziklerine karşı çok meraklıdırlar.Aşırı gürültülü ortamlara karşı tepki gösterirler. Meslek olarak, yorumcu,besteci,müzik eleştirmeni,müzisyen,orkestra şefi gibi alanları seçebilirler.

Tüm bu zeka türlerinin dışında üzerinde konuşulan ve son yıllarda ortaya atılan yeni bir zeka kavramı daha var:

Okuma Zekası

Okuma Zekasına göre,kelimelerle insanda var olan zekayı ve türlerini geliştirmek mümkün.Kişi ne kadar çok okuma alışkanlığı kazanırsa, o kadar çok zeka türüyle olan bağlantısı da artacak ve zeka düzeyi pek çok alanda artacaktır.
Bilindiği gibi insan beyni nöron adı verilen milyarlarca hücrenin bileşiminden oluşuyor.Bu hücreler doğuştan gelen hücreler ancak nöronlarımız maalesef aktif durumda değiller.Okuma zekası teorisine göre, nöronlar arasındaki bağlantı arttıkça ve hızlandıkça bu hücreler aktifleşecek ve beynimizin daha fazla alanını kullanmış olacağız.Bunu sağlamanın yolu da sağlıklı kitap okuma alışkanlığı kazanmaktan geçiyor.Ayrıca bu teoriye göre, kişi kendi dilini ne kadar iyi anlıyor ve okuyabiliyorsa, diğer alanlardaki başarısı da o oranda artacaktır. Kendi dilini iyi okuyan ve anlayan kişi farklı yetenekleri ve yatkınlıkları olmasına rağmen bütün zeka türlerinde de başarılı olabilecektir.

Görülen o ki zeka denilen kavram bilim adamlarını ve uzmanları düşündürmeye devam edecek ve araştırmalar da insanlık var olduğu sürece var olacak.Ancak bildiğimiz kesin gerçek şu ki, zeka her an gelişen ve geliştirilmesi gereken bir kapasite.Dolayısıyla kişinin yapabileceği en büyük yatırım yine kendisine yani zekasına yapacağı yatırımdır.Konuyu bu açıdan gördüğümüzde çocuklarımız için yapabileceğimiz ne kadar çok şey olduğunu fark ediyoruz…

Yazar: Psk. Serap Duygulu
Kaynak: www.tavsiyeediyorum.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND