Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Çocukluk hayalleri ve gerçekler

Çocuklara en sık sorulan sorulardan biri “büyüyünce ne olacaksın?”. Ancak araştırmalara göre çocukluk hayalini her 100 kişiden 9’u gerçekleştirebiliyor. Uzmanlara göre oranın bu kadar düşük olmasının nedeni çocuklukta meslekler hakkında yeterli bilgiye sahip olmamak…

gençlerin favori meslekleri, çocukluk hayalleri, çocukların meslek seçimi

Büyüyünce ne olacaktık ne olduk?

 

Çocukken büyüklerin size en çok sorduğu sorular nelerdi? Adın ne senin? Kaç yaşındasın? En çok hangi oyuncağını seviyorsun? Kaça kadar saymayı biliyorsun? Bu sorulardan hemen sonra anlamsız, çocuğun hiçbir şekilde düzgün cevap veremeyeceği sorular gelirdi: Anneni mi Babanı mı daha çok seviyorsun? En popüler ve bir o kadar da gereksizi ‘Büyüyünce ne olmak istiyorsun?’ Düşünsenize 4 ila 17 yaşında bir çocuğa ne meslekle uğraşmak istediğini soruyorsunuz. Cevaplar anne-babanın mesleğine, en sevdiği oyunlara – doktorculuk, süper kahramanların paravan meslekleri, vs.. – anne-babanın isteklerine göre değişiyor. Cevapların ne kadarı çocuğun yetenek ve ilgi alanlarını yansıtıyor, çoğu zaman çok azı.  Çevreden etkilenme ile modası geçmeyen klasik meslekler doktor, avukat, mühendis ve tabii o günün modası mesleklerden  – bir zamanlar işletme, daha sonra uluslararası ilişkiler, bugün zengin olmak ve ünlü olmak – birini söylüyor çocuk.

Zaman değiştikçe toplum kabuk değiştiriyor, değerler farklılaşıyor. Eskiden çocuklar doktor, itfaiyeci, pilot gibi insanların iyiliğini amaçlayan meslekleri istiyordu. Diğerlerine yardım etmek, toplumunun daha iyi olması için çalışmak anne-babalarından aldıkları eğitim ve görgünün bir parçasıydı. Bugün çocuklar görünmek istiyor, dikkat istiyor, tanınmak istiyor.  Dünya görsel bir hâl alıyor. Daha fazla güç ve popülerlik arayışında çocuklar. Ağlamayana meme yok misali. Ne kadar çok sesin çıkarsa o kadar iyi oluyorsun. Ne kadar çok insanın dikkatini çeker, ne kadar göz önünde olursan o kadar güçlü oluyorsun.

Meslekler konusunda çocukların bilgisi yetersiz

Doğru meslek seçimini küçük yaşlarda yapabilmek için insanın kendini tanıması, yeteneklerini ve uğraşmaktan keyif aldığı aktiviteleri keşfetmesi önemli. Kendi kendini bilmek her şeyin başında geliyor. Tabii çocuğun bu kişisel keşfi kendi kendine yapması oldukça zor. Büyüklerin doğru yönlendirmesi yeteneklerin keşfi ve geliştirilmesi açısından çok önemli. Mesleklerin tanıtılması da çocukların hangi mesleği yapabileceğini görmesi için gerekli. Çocukluk döneminden itibaren hem çocuklara hem de ebeveynlerine farklı mesleklerin tanıtılması, çocukların kendilerine uygun mesleklere yönlendirilmesi gelişmiş bir toplumun olmazsa olmazı. Oysa Türkiye’de gerek çocukların gerek ailelerinin meslekler konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığını görüyoruz.

2007 yılından itibaren, Visa Europe ve 23 üye bankası ile Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın (TEGV) hayata geçirdiği “Renkli Ufuklar” projesi çocukları ve ailelerini mesleklerle tanıştırmayı ve çocukların bilinçli meslek seçimi yapmasını hedefliyor. Bu proje dâhilinde 814 çocuk ve ebeveynin katılımıyla gerçekleşen Infakto Research Workshop’un araştırması en çok tercih edilen mesleklerin sırasıyla öğretmenlik, doktorluk, polislik ve avukatlık olduğunu ortaya koyuyor.  Meslek seçimi yaparken, çocuklar mesleğin ilgilerini çekmesi üzerinde dururken, ebeveynler mesleğin toplumsal saygınlığına önem veriyor.  Meslek seçimi konusunda çocukların %46’sı öğretmenlerini rehber olarak görüyor. Çocukların %27’si ebeveynlerini, %19’u ise televizyonu meslek seçimi alanındaki kaynağı olarak gösteriyor.  Meslekler konusundaki bilgisizlik çocukların ve ebeveynlerin farkında oldukları bir durum:

Araştırmaya katılan çocukların;

– % 70’i meslekler hakkında biraz bilgi sahibi olduğunu

– % 17’si bilgi düzeyinin pek yeterli olmadığını

– % 2’si ise hiç yeterli bilgisinin olmadığını vurguluyor.

Ebeveynlerde ise söz konusu oranlar sırasıyla % 59, % 19 ve % 4. Diğer yandan da, çocuklar meslek seçimi yapmadan daha detaylı bilgiye ulaşmak, farklı mesleklerden profesyonellerle temasa geçme konusunda istekli. Meslekler hakkında bilgim yok diyen çocukların yarısından çoğu, mesleklerin tüm özellikleri ile tanıtıldığı bir kaynağa ihtiyaç duyduğunu belirtiyor, % 76’sı ise bu mesleği yapan biri ile görüşmek istiyor.

Klasikler halen gençlerin favorisi

İngiltere İstihdam Komisyonu’nun Bank of America Merrill Lynch ortaklığıyla gerçekleştirdiği Mart 2013’te açıklanan çalışmasında, 13 ila 18 yaş aralığındaki gençlerin kariyer hedefleriyle hâlihazırdaki işgücü talebinin örtüşüp örtüşmediği sorusuna cevap aranıyor. 11.000 gencin katıldığı araştırmanın sonuçlarına göre, çoğunluk hala klasik meslekleri tercih ediyor. Katılımcıların %36,3’ü içlerinde öğretmenlik, avukatlık, muhasebecilik, oyunculuk, polislik, BT danışmanlığı, doktor, itfaiyeci ve psikologluğun bulunduğu 10 meslekle ilgileniyor. Bundan 10-20 sene önce var olmayan teknolojilerin ve bilim alanlarının ilerlemesiyle ortaya çıkan mesleklerde çalışmak istediğini söyleyen gençlerin sayısı çok az. Dolayısıyla, gelecekte kalifiye elemanlar ve işgücü talebi arasında uyuşmazlık söz konusu olacak. İşin en kötü yanı, gençler klasikleşmiş mesleklerde eğitim alacak, okuldan mezun olduklarında belli koltuklar için kıyasıya bir rekabete girecekler. Çok sayıda mezun göreceli olarak az sayıda iş imkânı olacak.

Finansal krizin ertesinde kimse bankacı olmak istemiyor. Özel okullarda okuyan çocuklar bile –ki bu çocukların bir kısmının anne-babaları bankacı – bankacılık tamamen gözden düşmüş bir meslek. Çok az sayıda çocuk halkla ilişkiler veya insan kaynakları alanında çalışmayı hedefliyor. Kimse madenlerde ya da çağrı merkezlerinde çalışmak istemiyor. Çoğu genç daha kalifiye, belli eğitimler gerektiren, beyin gücüne ihtiyaç duyulan işleri tercih ediyor. Son dönemlerin gözde işleri aşçılık araştırmaya göre kimse tarafından istenen bir meslek değil. Sekreterlik ve kasiyerlik en az rağbet gören işler arasında.

Sadece 100 kişiden 9’u çocukluk hayalini gerçekleştiriyor

8000 profesyonelin katıldığı Linkedin araştırmasına göre, katılımcıların sadece %9’u çocukluk hayallerindeki mesleği icra ediyor. Ancak katılımcıların %30’u çocukluklarında yapmak istedikleri işle mevcut işleri arasında iyi kötü bir bağlantı olduğunu söylüyorlar. Bunun en temel açıklamasını kişinin küçük yaştan itibaren nelere ilgi duyduğuna, yeteneklerinin ne yönde olduğuna bağlamak mümkün.

Ülkesel dağılıma bakıldığında;

– Kanadalı ve Amerikalıların hayallerindeki bir numaralı iş öğretmen olmak

– Alman ve Hong Kongluların bilim adamı

– Güney Afrika ve Yeni Zelanda’nın doktor ve sağlık personeli

– Avusturya ve Fransa’nın uçak veya helikopter pilotu

– İsveçli, Arap, Brezilya, Hindistan, Singapur ve Endonezyalıların ortak hayali mühendis olmak.

Çocukluk hayalinizdeki mesleğe ne kadar yakınsınız?

Amerikalı erkek çocuklarının hayalindeki işler:

1. Profesyonel atlet;
2. Pilot;
3. Bilim adamı;
4. Avukat;
5. Astronot.

Amerikalı kız çocuklarının hayalindeki işler:

1. Öğretmen;
2. Veteriner;
3. Yazar, Gazeteci;
4. Doktor, Hemşire, Sağlık personeli;
5. Şarkıcı.

Çocuklukta belli mesleklerde başarılı ve mutlu olacağını hayal etmek güzel. Ancak çocukların yaşamda birçok şeyi yaşayarak öğreneceği gerçeğini atlamamaları lazım. Deneme yanılma yöntemi bazen en etkili yöntem olabiliyor. Mesleği uzaktan ne kadar araştırsan da okulu bitirsen de bazen o masaya oturmadan o iş nasıl yapılır anlamak mümkün olmuyor. Kaygan zeminde yürümekten kimi zaman tökezlemek kimi zaman düşmekten korkmamak gerek. Tabi fazla vakit kaybetmeyip ayağa kalkmak şartıyla…

Kaynak: www.dunya.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Para insanı nasıl değiştiriyor?

para ve insan, para insanı değiştirir mi, para, Manşet, araştırmalar

Çok para insanı değiştirir mi? Zenginlerin daha cimri ve az güvenilir olduğunu gösteren araştırmalar ne kadar doğru? İşte konuyla ilgili yapılan bir araştırmanın tüm detayları…

Bilimsel olarak araştırıldı: Para insanı bozuyor mu?

Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı, kişisel çıkar düşüncesinin ise arttığı doğru mu?

Üniversitelerin popüler konuları inceleyerek sosyal yaşantımıza ışık tuttuklarını bilirsiniz. Hayatınızda en az bir kere duyduğunuz ya da sorduğunuz bir konu üzerine Univercity of California Berkeley Üniversitesi’nde de bir grup uzun süren bir araştırma yaptı. Üniversite zengin olmanın insan üzerindeki etkilerini araştırdı ve “Para karakteri bozar mı?” sorusu deneklerle test edildi. Peki, burada ‘bozmaktan’ kasıt nedir? Amerika’daki çalışmada, insanların çok para karşısında davranışlarının değişip değişmediği araştırıldı. Paranın kurallara uyma, nazik olma ya da saygılı davranma gibi davranışları etkileyip etkilemediği incelendi. Sonuçlara bakalım…

Çalışmada önce deneklere Monopoly oynatıldı. Emlakçılık konulu ve zarla oynanan bu oyunda, tıpkı gerçek hayattaki gibi çeşitli yerler satın alarak; kiralama, inşa etme gibi ticari faaliyetlerde bulunup ekonomik olarak güçlü olmaya çalışırsınız.

Oyun bittikten 15 dakika sonra…

Oyuncuların bir bölümü yazı tura atarak, yani tesadüfi biçimde seçilerek, diğer oyunculara göre bazı avantajlara sahip oldu. Oyuna yaklaşık iki kat daha fazla parayla başladılar. Zengin seçilen oyuncular iki zar atarken, diğerleri ise tek zarla kaldı. Ve doğal olarak oyunu zengin başlayanlar kazandı. Gelelim oyun süresince gözlemlenen davranışlara… Zengin oyuncular piyonlarını oyun

tahtasına adeta vurarak ilerletti. Masadaki tabaktan daha çok kraker yediler. Abartılı başarı tepkileri gösterdiler. Fakir oyuncuya kaba ve duyarsız davranmaya ve sürekli ne kadar iyi oynadıklarını ifade etmeye başladılar.

İşin daha da ilginci ise, oyunun başında tamamen rastgele olarak zengin seçilenler, bunu bilmelerine ve oyunun hileli olduğunun açık olmasına rağmen, oyun bittikten 15 dakika sonra; nasıl başarılı olduklarını, mülkleri nasıl aldıklarını, kazanma şekillerini uzun uzun anlattılar. Yani onları başarılı hale getiren çift zar atma durumunu tamamen gözardı ettiler.

“Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil

Başka bir deneyde; deneklere 10 dolar verilerek, isterlerse bu parayı yabancılarla paylaşabilecekleri ve bu yabancıların bir daha karşılarına asla çıkmayacağı söylendi. Yıllık kazancı 25 bin dolar olan katılımcılardan paralarını başka bir kişiyle paylaşanların sayısı, yıllık kazancı 150 bin dolar ve üstü olan katılımcıların sayısına göre yüzde 44 oranında daha fazla oldu.

Ama benim favorim, arabalar üzerinde yapılan çalışma… Araştırmacılar sokağa çıktı ve araçlarının değerine göre insanların davranışlarını inceledi.

Amerika’da yaya geçidinde yayaların geçiş üstünlüğü vardır. Yapılan çalışmada bu kural kullanıldı. Bir yaya geçidinde karşıdan karşıya geçer gibi yapan bir yayaya kimlerin yol verip vermediği incelendi. Günlerce yapılan denemelerde ucuz aracı olan sürücülerinin yasayı çiğnemediği; pahalı araç sürülerinin yarısının ise yasayı çiğnediği görüldü.

Daha birçok çalışma ve deney yapan ekibin bulgularına göre, varlıklı bireyler müzakerelerde yalan söylemek, iş yerinde kasadan para çalmak gibi etik olmayan davranışları onaylamaya ve rüşvet almaya daha yatkın. Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı ve kişisel çıkar düşüncesinin arttığı da bir başka sonuç.  Ancak “Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil. Paul Piff’e ait bu çalışmanın detaylarını kişisel web sitesinde detaylı inceleyebilirsiniz.

Kaynak: www.milliyet.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Uykuya dalarken düşme hissi yaşıyor musunuz?

uykuya dalarken düşme hissi, uyku, hipnik seğirme

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Peki, bu his neden oluşur? Bu hissi yaşayanlar ne yapmalı? İşte yanıtı…

Uykuya dalarken düşme hissi neden oluşur?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür, ama neden?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Oldukça yaygın olan bu hisse beyindeki iki bölgenin kontrol çatışması neden oluyor.

Bunu bir rüyanın parçasıymış gibi algılıyorsak boşlukta düşüyormuş hissi oluşur; buna hipnik seğirme denir. Beynimiz uyku için çevreyle bağlantısını keserken ortaya çıkan bir çatışmanın göstergesidir bu.

Uykuda vücudumuz felç olmuş gibidir ve dış dünyadaki olaylara duyarsız hale geliriz. Ama kas kontrolümüz düğmeye basılmışçasına durmaz.

Beynimizde adlı bölge nefes alma gibi temel fonksiyonları kontrol eder ve tetikte olma duygusunu hissettirir bize.

Öte yandan görmeyle ilgili (optik sinir önündeki bölge) ise yorgunluğu düzenler.

Uykuya dalma sırasında retiküler aktivasyon sistemi vücudumuzun kontrolünü elden bırakırken ventrolateral çekirdek denetimi ele alır. Bu yavaşça kısılan bir lamba düğmesi gibidir, ama her zaman pürüzsüz işlemeyebilir.

Uyanıklığı sağlayan enerji kalıntıları ani yükselişe geçtiğinde seğirme hareketleri görülür. Fakat bunun nedeni tam olarak bilinmiyor. Hızlı göz hareketlerinin tersine bu seğirmelerin rüya gören beyinle bir ilgisi yoktur. Bundan ziyade günün son kalıntıları gibidir.

‘Patlayan kafa sendromu’ adı verilen ve insanın kafasının içinde bomba patlıyormuş gibi sesler duymasına neden olan tuhaf rahatsızlıkta da benzer belirtiler görülür. Beynin uyanık ve uykuya geçen kısmı arasında bir kontrol mücadelesi vardır ve bu şimşek çakması gibi ışıklar görmeye ve yüksek sesli patlamalar duymaya neden olur.

Bazı ileri vakalarda bu olgu aşırı uykusuzluğa ve hatta bedenin bilinmez güçler tarafından ele geçirilmesi iddialarına bile neden olmuştur.

Fakat genel olarak burada endişe edilecek bir durum yoktur. Uykuya dalma anında ortaya çıkan ilginç bir çatışma halinden ibarettir.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Kağıt kesiği neden canımızı çok yakar?

Manşet, kağıt kesiği nasıl geçer, kağıt kesiği, evrim ağacı

Ufacık bir kağıt kesiği canımızı beklediğimizden çok daha fazla acıtır. Peki, bunun nedeni nedir? İşte www.evrimagaci.org yazarlarından Çağrı Mert Bakırcı açıklıyor…

Kağıt Kesiği Neden Çok Acıtır?

Standart bir A4 kağıt ortalama 0.05 milimetre kalınlığa sahiptir. Standart bir tıraş bıçağı 0.23 milimetre kalınlığa sahiptir. Bir tıraş bıçağının kestiği yaranın acısı anlaşılır; ancak ondan 5 kata kadar daha ince olan kağıdın, kimi zaman arkasında hiç kanama izi bile bırakmaksızın açtığı yaralar neden bu kadar fazla acır? 

Normalde bir kağıt, insan derisini kesebilmek için fazlasıyla yumuşaktır. Belli bir keskinliğe ulaşmak için, belli bir sertliğin de olması gerekir. Fakat kağıdı bu kadar kesici yapan, aşırı ince olmasıdır. Kesiği açan kenarın yüzey alanı çok küçük olduğu için, çok yüksek basınç uygulayabilir. Bu basınç, deri katmanını yararak “kesik” dediğimiz olaya neden olan kuvvet dağılımıdır. Basınç, uygulanan kuvvetin yüzey alanına bölümüdür. Dolayısıyla çok küçük yüzey alanı (örneğin kağıdın kestiği incecik kenarın yüzey alanı), çok yüksek basınç anlamına gelir.

Kağıt kesikleri genellikle büyük bir kağıt grubu içerisinden, tek bir kağıdın ayrılması sonucu oluşur. Yani tek bir kağıt ile elinizi kesmeniz çoğu zaman zordur. Bunun nedeni, tek bir kağıdın gerekli kuvveti kesiği açma süresi boyunca uygulayamayacak kadar esnek ve yumuşak olmasıdır. Yani kağıdın kenarı elinizi kesmeye çalışsa da, yarığı açamadan hemen bükülecektir. Fakat yeni açılmış bir kağıt destesi (kimi zaman “kağıt topu” olarak bilinir) içerisinden kıvrılarak ayrılan tek bir kağıt, destenin geri kalanından güç alarak bükülmeden durabilir. Bu da, kağıdın parmağınızı kesebilmesini sağlayacak kuvvetin yeterince uzun süre uygulanabilmesine izin verir.

Gelelim acının nedenine… Parmaklarımızın ucunda aşırı fazla sayıda nosireseptör adı verilen acı algılayıcı sinir ucu bulunur. Bir kağıt kesiği, bu sinirlerin çok fazlasını aynı anda uyarabilecek kadar geniştir. İncecik kesik kanamaya neden olmadığı için, bu sinirlerin ucu, havaya temas edecek şekilde açıkta kalır. Yani yarıktan dışarı doğru bakan reseptörler, sürekli dış ortama maruz kalır. Kağıt kesiklerinin o sinir bozucu acısı bu reseptörlerin açık hava nedeniyle sürekli beyne sinyal göndermesinden kaynaklanır.

Kimi zaman derin kağıt kesikleri de görülür. Bunlar, daha uzun bir yüzey boyunca olan, daha derin kesiklerdir. Bunlar kimi zaman dışarıya hafifçe sızan, çoğu zamansa yarığın içerisinde biriken kanamalara neden olur. Kesik sırasında kağıdın yüzeyinde ve fiberleri içerisinde bulunan koruyucu kimyasallar (örneğin beyazlatıcılar), vücuda geçer. Bu kimyasalların yakıcı etkisi, beynimizde acı olarak algılanır. Bu da, kağıt kesiklerinin neden olduğu acının yaygın görülen ikinci bir nedenidir.

Tüm yaralar gibi, kağıt kesikleri de temizlendikten sonra yara bandıyla kapatılabilir. Fakat yine de, yarık boyunca parmak etinin iki tarafının sürekli farklı hızlar ve yönlerde oynayabiliyor olması, rahatsız edici acının uzun sürekli bir şekilde devam etmesine neden olacaktır. Çoğu zaman yara 2-3 gün içerisinde tamamen iyileşir ve acı kaybolur.

Yazar: Çağrı Mert Bakırcı
Kaynak:  www.evrimagaci.org

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND