Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

“çocukları paraya boğmak büyük hata”

Türkiye’nin en zengin 2. ismi olan iş adamı Hüsnü Özyeğin, başarı ve mutluluk hakkındaki görüşlerini paylaştı. Başarıya giden yolda çocukların ayakta durmayı erken yaşta öğrenmesinin önemine değinen Özyeğin, mutluluğu ise kazanmaktan çok vermek olarak tanımlıyor…

FORBES Türkiye’nin açıkladığı en zenginler sıralamasında geçen yıl birinci, bu yıl da 3 milyar dolarlık servetiyle ikinci sırada yer alan Hüsnü Özyeğin, zenginliğini sergilemeden yaşamayı seven işadamlarından. 42 yaşında profesyonellikten patronluğa geçen, eğitimle ilgili yatırım ve projelerden zevk alan Özyeğin için en büyük mutluluk kazandıklarını sosyal projelere harcamak.

DEDEM 60’LI YAŞLARINDA PİYANO DERSİ ALDI

Anne tarafım varlıklıydı. Dedem manifaturacıydı. Kendisi ilkokul mezunu olmasına rağmen eğitime çok önem veren bir insandı. Dedem Girit’ten 15 yaşında İzmir’e geliyor. Rumca konuşuyordu, fazla eğitim görmemişti. Ama o dönemde dört kızının ikisini İzmir Kız Koleji’ne göndermişti. Bu o zaman için çok cesur bir hareketti. 1936’da annem İzmir Kız Koleji’ne gitmiş. Annemin sınıfında sekiz öğrenci varmış. Müslüman çok azmış. Küçük teyzemle evde piyano dersleri alırlardı. Dedemi hatırlıyorum 60’lı yaşlarında Fransızca dersi alırdı. Manifatura mağazasına ürün getirmek için lisan bilmemesine rağmen İtalya ve Almanya’ya giderdi. Onun için Fransızca öğrendi. Ailem de ablam ve beni en iyi okullara gönderdi. Babam hükümet tabibiydi. Hiç lisan bilmemesine rağmen bütün aileyi toplayıp 1948’de Roma’ya gitti. İtalyancayı öğrenip, iki sene ihtisas yaptı. Gayretli insandı babam. Ailem için eğitim çok önemliydi.

? Sizi işadamlığınızın yanında eğitim yatırımlarınızla tanıyoruz. Eğitim yatırımları sizi mutlu ediyor anlaşılan…
– Mutlaka. Şuna inanıyorum ki, başka insanların mutluluğu için çalıştığınız zaman o insanların mutluluğunu görünce insan daha mutlu oluyor. Anadolu’daki okullara gidince bayağı duygulanıyorum, oradaki çocukların mutluluğunu, yetiştiğini gördüğüm zaman çok mutlu oluyorum. Bizim 25 kız yurdunda 5 bin öğrenci kalıyor. Biz bu çocuklara yurt açmasaydık 15-16 yaşlarında köylerinde evleneceklerdi. Bu yurtları liselerin yanına yaptık. Kızlar yurtta kalıp, liseye devam edebiliyorlar. En büyük mutluluğumuz bu yurtlardaki kızların liseden sonraki başarıları. Yüzde 40’ı üniversiteye devam edebiliyor. Kaderleri değişiyor.

? Özyeğin Üniversitesi, kız yurtları ve AÇEV var. Sizce eğitim seviyesi olarak istenilen yerde miyiz?
– Öğrenciler üniversiteye girerken belli bir dal seçiyor. Ancak o alan konusunda çok bilgi sahibi değiller. Oysa üniversite içindeyken de dalını değiştirebilir. Ama burada bence önemli olan Türkiye’de bilhassa maddi durumu iyi olan ailelerin çocuklarının okul döneminde çalışmaması. Maddi durumu iyi olmayanlar çalışmak zorunda kalıyor. Amerika’da çocuklar altı yaşında çalışmaya başlıyor. Bisiklete biniyor gazete dağıtıyor, çalışmaya alışıyorlar ve gerçek hayatla daha çabuk karşılaşıyorlar.

? Yapmayı arzuladığınız bugüne kadar yapamadığınız bir hayaliniz oldu mu?
– Hayalim, Özyeğin Üniversitesi’nin mezunlarını bizde master, doktora yaptıktan sonra ilerde üniversitemizde hoca olarak görmek. İkinci hedefim Özyeğin Üniversitesi’nden mezun olan gençlerin ileride Amerika’da dünya sağlığı için önemli buluşlar yapmaları.

? Sizin eğitim aldığınız, dönemle
şu anki dönem arasında sizce en büyük farklılıklar neler?
– Öğrencilere çok üzülüyorum, anaokulundan itibaren sınava giriyorlar. Ben Robert Kolej’de sınava girmiştim. O zaman 330 öğrenci bu sınava katılmış, 100’ü kabul edilmişti. Üç saatlik bir sınavdı. Zeka testi gibiydi. Yani Robert Kolej’e girmek isteyen her üç öğrenciden biri o zaman girebiliyordu. 10 yaşında buraya girmeden önce benim herhangi bir şekilde dışarıdan ne matematik hocam oldu ne kimse beni takviye etti. İlkokulum İzmir’de küçük bir okuldu. Oradan öğrendiklerimle Robert Kolej’e girdim. Şimdi o kadar değişti ki her şey. Değil üniversite, lise hatta ilkokula girişte sınav var. Türkiye’deki öğrenciler sadece maraton koşmuyor, öğrenciler arasında dekatlon yapılıyor. Hem 100 metre, hem üç metre engelli koşuyor, hem sırıkla atlıyor, hem uzun atlama yapıyorlar. Yani tek başına başarı yetmiyor. İyi bir okula giriş çok zor.

? Sizce başarınızdaki en büyük faktör aldığınız eğitim mi, karakteriniz mi, çalışmanız mı?
– 10 yaşında İzmir’den İstanbul’a gelmem çok önemli. Robert Kolej’de yatılı okudum. Kolejin eğitim düzeni bugünden çok farklıydı. 10 yaşımdan itibaren kendi ayaklarım üstünde durmak zorundaydım ve bunu öğrendim. 18 yaşımda Amerika’ya gittiğimde bunun çok faydasını gördüm.

? O yıllarda Amerika’ya eğitime gitmek zor değil miydi? Hedefiniz neydi?
– İnşaat mühendisi olmak üzere yola çıktım. Amerika’ya gittikten sonra üniversite senelerimde çok farklı tecrübeler edinerek daha geniş perspektifli bir mesleğe yönelmek istedim. İşletmeden master yapmaya karar verdim. Daha esnek kariyer yapabilmek için bunu seçtim. O yıllarda Talebe Birliği Başkanlığı bile yaptım. Sanırım Talebe Birliği Başkanlığı yapan ilk Türk’üm. Üniversitedeki bütün yatakhaneleri dolaşıp, akşam yemeklerinde konuşma yapıyor, kampanyalar düzenliyordum.

ROBERT BANA LİDERLİK VASIFLARI KAZANDIRDI

? Robert’te eğitim almak başka ne kazandırdı size?
– Kişilik, liderlik vasıfları… Sosyal faaliyette bulunmak, sporun her dalında faaliyet göstermek gerekiyordu. Çok yönlü bir eğitim gördüm orada. Bilhassa Amerikalı hocalar bizim abimiz, arkadaşımız gibiydiler. Ben de şimdi üniversitemde hoca-talebe ilişkisine önem veriyorum. Rektörümüz, dekanlarımız sürekli öğrenciler arasında dolaşır. Öğrenciler Özyeğin Üniversitesi’ni aileleri gibi görüyor. Çünkü bir aile ortamı yaratmaya çalışıyoruz.
? Özyeğin Üniversitesi’ni açtıktan sonra
sık sık öğrencilerle birlikte oluyorsunuz.
Onlara kendi iş hayatınızdaki tecrübelerinizi aktarıyor musunuz?
– Hem rol model olmaya hem de birtakım hedefler vermeye çalışıyorum. Öğrencilerle iç içe yaşıyorum, bir nevi mentorluk yapıyorum.

ÇOCUKLARA ÇOK PARA VERMEK ONLARA YAPILABİLECEK EN BÜYÜK KÖTÜLÜK

? Çocuklarınızla ekonomik anlamda ilişkiniz nasıl?
– Dört sene Amerika’da kaldılar. Onların parasını harcayacakları miktara göre yatırdım. Çok yanlış bir şey çocukları paraya boğmak. Hiçbir çocuğun gençliğini sınırsız bir bütçeyle geçirmemesi lazım. Bunun onlara iyilik değil yapılacak olan en büyük kötülük olduğuna inanıyorum. Çünkü bir genç sınırlı bir parayla yaşamayı öğrenemezse hayatı boyunca açık verir, doğru düzgün bir bütçe yapamaz. Sınırlı para verdiğim için oğlum 18 yaşından itibaren internette en iyi ucuz uçak bileti nerede satılır onu araştırır.
? Çocuklarınızı kararlarında özgür mü bırakıyorsunuz, yoksa veliaht gibi mi yetiştiriyorsunuz?
– Oğlum ilk olarak 17 yaşında Finansbank’ta bir şubede veznedar yardımcısı olarak çalıştı. Bilfiil bankanın zırhlı arabasında şoförün yanında oturup Karaköy’den gidip para taşıdı yıllarca. Düşünüyorum da benden şanslı. Çünkü, ben o işleri hiç yapmadım. 29 yaşında doğrudan yönetim kurulu üyesi oldum. Yapsaydım daha iyi olurdu. Herkesin bir dönem çıraklık yapması lazım.
? Kendi üniversitenizde buna göre farklı bir model uyguluyor musunuz?
– Önümüzdeki eylül ayında Çekmeköy Alemdağ kampusumuz tamamlanınca biz yaz okulları yapmayı düşünüyoruz. Lise 1 ve 2 talebelerine yaz okulları başlatacağız. Sadece sınavlar için değil, gelişmesi, olgunlaşması, üniversiteye hazırlıklı hale gelmeleri için çalışacağız. Üniversitemizde bütün öğrencilerimize çalışma fırsatları sunuyoruz. Öğrencilerimizin birçoğu kütüphanede,
çağrı merkezinde, santralda çalışır. Kışın part time bizim mağazalarımızda yazın otellerimizde görev yaparlar. Çocukların ders çalışmadıkları zaman sınıftan çıkıp para kazanma imkanları var. Çünkü, kendi parasını kazanamayan genç bir insan, iyi kariyer de yapamaz. Parayı kazanmak için ne kadar çalışılması gerektiğini öğrencinin bizzat kendisinin görüp, yaşaması lazım. Bunu yapmazsa o parayı doğru harcayamaz.

AÇEV 700 BİN ANNE ÇOCUĞA ULAŞTI

AÇEV 1993’te eşimin kurduğu bir vakıf. Türkiye’de şimdiye kadar 81 ilde 700 bin anne ve çocuğa ulaştı. Her ailenin çocuğunu bir anaokuluna yollama imkanı yok. Zaten Türkiye’de anaokulları da son yıllara kadar çok sınırlıydı. AÇEV okul öncesi çocuklara ilkokula hazırlıklı olmaları konusunda anneyi eğiten başarılı bir model. 3-4-5 yaşındaki çocuğun en önemli öğretmeni annesi. Anne iyi eğitim almamışsa onun bilgi ve becerilerini takviye etmek gerek.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND