Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Çocuklara beyin nasıl anlatılmalı?

Çocuklarımızın bu hayatta en büyük yardımcıları, hatta ve hatta en önemli yaşam destek üniteleri elbette beyinleri… Peki çocuklara kendimizin bile gizemini çözemediğimiz beynimizi nasıl açıklayacağız? İşte size çocuklar ve her daim çocuk kalanlar için beynimiz ve temel çalışma mekanizması…

duygusal zekanın temeli, çocuklara beyni anlatmak, anne baba tutumları nasıl olmalı

Çocuklarımızın bu hayatta en büyük yardımcıları, hatta ve hatta en önemli yaşam destek üniteleri elbette beyinleri… Peki çocuklara kendimizin bile gizemini çözemediğimiz beynimizi nasıl açıklayacağız? İşte size çocuklar ve her daim çocuk kalanlar için beynimiz ve temel çalışma mekanizması…

Duygusal Zekanın En Güçlü Temeli: Çocuklara Beyni Anlatmak

Çocuklar beyinde neler olup bittiğini anlarlarsa bu onların karar vermesini güçlendiren ilk adım olabilir. Bu bilgi ebeveynlere de güç kazandırabilir. Beynin nasıl çalıştığını bilirsek, çocuklarımızın bize ihtiyacı olduğunda nasıl tepki vereceğimizi bilebiliriz.

Bazen beyinlerimiz korku, üzüntü ya da öfke gibi duygulara boğulur. Bu özellikle çocuklar için kafa karıştırıcı bir durumdur. Bu yüzden çocuklara beyinlerinde neler olduğunu anlatmak önemlidir. Bu aynı zamanda çocuklara duygularını ifade ederken kullanabilecekleri bir sözcük dağarcığı sunar. Bunu bir yabancı dil gibi düşünebilirsiniz. Ailenizin diğer fertleri de aynı dili konuştuğunda, onlarla iletişim kurmanız kolaylaşır.

Peki, çocuklarınızla bu konuşmaları nasıl başlatacaksınız ve bu konuşmaların onların ilgisini çekebilecek kadar eğlenceli ve anlayabilecekleri kadar basit olmasını nasıl sağlayacaksınız?

Ben çocuklarıma beyni şöyle anlatıyorum:

Beyin Evi: Üst Kat ve Alt Kat

Çocuklara beyinlerin alt ve üst katları bulunan evlere benzediğini anlatıyorum. Sonra bu benzetmeyi bir adım ileriye taşıyarak, evde yaşayanlardan söz ediyorum. Onlara üst katta ve alt katta yaşayan kimselerden söz ederken aslında neokorteks (düşünen beynimiz: üst kat) ve (hisseden beynimiz: alt kat) limbik sistemin işlevlerini anlatıyorum.

Üst Katta Kim Yaşıyor, Alt Katta Kim Yaşıyor?

Üst katta yaşayanlar; düşünür, problem çözücü, planlayıcı, duygu düzenleyici, yaratıcı, esnek ve empatik karakterlerdir. Onlara Sakinleştirici Ada, Problem Çözücü Elif, Yaratıcı Ege ve Esnek Mete isimlerini takarım. (1)

Alt katta ise hisli karakterler yaşar. Bunlar bizim güvende olmamıza ve ihtiyaçlarımızın karşılanmasına odaklanmıştır. Hayatta kalma güdümüzün kaynağı burasıdır. Bu karakterler tehlikeye karşı her an tetiktedir, bir tehditle karşılaştığımızda alarm verir, bizim dövüşmeye, kaçmaya ya da saklanmaya hazır olmamızı sağlarlar. Alt katta Dikkatli Metin, Korkak Korkut ve Büyük Patron Burak gibi karakterler yaşar. (2)

Aslında siz de çocuğunuz da neden söz ettiğinizi bildiğiniz sürece bu karakterlere ne isim verdiğiniz fark etmez. İstediğiniz gibi isim uydurabilir, çizgi film karakterlerinin isimlerinden bile yararlanabilirsiniz. Hatta çocuklarınızın sevdiği kitaplar ve filmlerde geçen isimler işinizi daha da kolaylaştırabilir.

Şalterlerimizin Atması: “Alt Kat” Kontrolü Ele Geçirirse

Beynimiz en iyi, alt kat ve üst kattaki karakterler birlikte çalışırsa işler. Alt kat ile üst katı birbirine bağlayan merdivenlerin birbirine mesaj taşıyan karakterlerle dolu olduğunu düşünün. Bu hareketlilik bizim doğru seçimler yapmamızı, arkadaş edinmemizi, diğer insanlarla geçinmemizi, oynayacak güzel oyunlar bulmamızı, sakinleşmemizi ve “berbat” durumlardan kurtulmamızı sağlar.

Bazen, beynin alt katındaki Dikkatli Metin bir tehlike fark eder, Korkak Korkut paniğe kapılır ve biz daha ne olduğunu anlayamadan Büyük Patron Burak bütün vücudumuza bir tehlikeye karşı hazırlanması için bir alarm sinyali göndererek, “Kontrol şu anda alt beyinde. Üst kattakiler tehlike geçtikten sonra her zamanki işlerine dönebilirler” diye seslenir. Ardından alt kattaki beynin “şalteri atar”, yani normalde üst katla alt katın birlikte çalışmasını sağlayan merdivenler devre dışı kalır.

Bazen Şalterlerin Atması Yapılacak En Güvenli Şeydir

Beyin evinde herkes ses çıkarırken, herkesin sesini duyurması zordur. Büyük Patron üst kattakilere sessiz durmalarını söyler, böylece alt kattakiler vücudumuzu tehlikeye karşı hazırlayabilirler. Büyük Patron gerekirse vücudumuzun diğer taraflarına da kendilerini açmasını (ya da kapatmasını) söyleyebilir. Kalbimizin daha hızlı atmasını sağlayabilir, böylece her an hızlı koşmaya hazır oluruz ya da kaslarımız çok güçlü bir şekilde kavga etmeye hazır olur. Büyük Patron, karşımıza çıkan tehlikeden saklanabilmemiz için vücudumuzun çeşitli bölgelerine hiç kıpırdamamalarını söyleyebilir.

Çocuğunuza, bu tepkilerin hangisinin en güvenli olacağını sorun. Çocuklarımla bu konuyu konuşurken, gerçek hayatta olamayacak şeyleri örnek veririm; mesela parkta bir dinozorla karşılaşırlarsa alt kattaki beynin ne yapacağını sorarım. Gerçek örnekler verecek olursam denemeye kalkabilirler çünkü.

Herkesin Şalterleri Atar

Çocuğunuzla şalterleri atma konusunu konuşabileceğiniz örnekler düşünün. Benim kullandığım örneklerden birisi şu: “Anneniz araba anahtarlarını bulamadığı için okula geç aldığınız günü hatırlayın. Anahtarı bulabilmek için aynı yerlere tekrar tekrar bakıyordum hani. İşte o sırada alt kattaki beyin devreye girmişti, şalterlerim atmıştı ve üst kattaki düşünen beynim iyi çalışmıyordu.”

Alt Kattaki Beyin Yanılırsa

Bazen şalterlerin attığı ama yine de Problem Çözücü Elif ve Sakinleştirici Ada gibi, üst kattakilere ihtiyaç duyduğumuz zamanlar olur.

Hepimizin şalterleri atabilir ama çocuklar yetişkinlere göre daha sık yaparlar bunu. Çocukların beynindeki Büyük Patron Burak hemen heyecana ya da paniğe kapılarak, çocukların üst kat beyinleri henüz gelişmekte olduğu için, çok küçük şeyler için bile olay çıkarabilir, öfke krizleri yaratabilir. Aslında bu gelişim, yirmili yaşların ortalarına kadar sürer. Bazen, bu noktayı vurgulamak istediğimde çocuklara şu soruyu sorarım:

“Hiç annenizle babanızın çikolata istedikleri için markette kendilerini yerlere attığını gördünüz mü?”

Çocuklarım bu soru karşısında kıkırdarlar. Kıkırdamaları iyi bir şeydir çünkü hâlâ oyun havasında olduğumuzu, onların dikkatlerini bana verdiklerini ve öğrendiklerini gösterir. Onlara, anne babaların da aslında çocuklar kadar çikolata sevdiğini ama yetişkinlerin Sakinleştirici Ada ve Problem Çözücü Elif’i işbaşına çağırarak Büyük Patron Burak’ın gereksiz alarm vermesine engel olduklarını anlatırım. Bunun için pratik yapmak gerekir. Çocuklarıma onların beyinlerinin henüz gelişme sürecinde olduğunu ve yaşadıkları deneyimlerden öğreneceklerini anlatırım.

Ortak Bir Dilden Duygusal Düzenlemeye

Beyin evindeki bütün karakterler yerli yerine oturduktan sonra çocuklarınızla, duygularını yönetmeleri konusunda ortak bir dil kullanarak konuşabilirsiniz. Örneğin, “Büyük Patron Burak alarm sinyali veriyor galiba. İstersen Sakinleştirici Ada’yla ona, ‘derin derin nefes al’ diye mesaj gönder” diyebilirsiniz.

Beyin evi dili, çocukların hataları hakkında daha rahat konuşabilmesini de sağlar çünkü yargılayıcı değildir, oyuncudur. Çocuklar bu şekilde kendilerini ayrı bir yere koyabilirler. Düşünsenize, “Bugün okulda Jenny’ye vurdum” demek mi zordur yoksa “Büyük Patron Burak’ın bugün şalterleri gerçekten attı” demek  mi? Bunu ebeveynlere söylediğimde bazıları benim çocuklara her şey için izin verdiğimi düşünürler. “Yaramazlıkları için Büyük Patronu suçlamasınlar sonra?” diye sorarlar. Sonuçta çocuklarımıza güçlü duygularını idare etmeyi öğretmenin bir yolu, onlarla hatalı davranışlarıyla ilgili olarak yaptığımız konuşmalardan geçer. Eğer çocuklar sizinle hataları hakkında konuşabiliyorlarsa, siz de beynin üst katındaki ekibi diğerleriyle bir araya getirip problemleri çözmek için bir fırsat elde edebilirsiniz. Bu, hataların sonuçlarından kaçmak ya da sorumlulukları hafife almak anlamına gelmez. Bu şekilde, “Büyük Patronun şalterlerinin atmaması için yapabileceğin bir şeyler var mı?” diye sorabileceğiniz anlamına gelir.

Beyin evini bilmek, çocukları öfke, korku ya da üzüntüyle dolup taşarken ebeveynlerin de nasıl tepki verebilecekleri konusunda düşünmesini sağlar. Çocuğunuzun şalterleri atmış olmasına rağmen ona sakin olmasını söylediniz mi hiç? Ben söyledim. Yine de biliyoruz ki, Sakinleştirici Ada üst katta yaşıyor ve Büyük Patron’un şalterleri attığında, Sakinleştirici Ada onun için bir şey yapamaz, şalterin tekrar kapanmasını beklemek zorundadır. Çocuğunuz kendi kendine sakinleşmeyi de başarabilir. Bazen ebeveynler (öğretmenler ya da bakıcılar) çocukların şalterlerini tekrar kapatmasına yardımcı olmak zorundadır. Bunu, empati, sabır ve genellikle derin nefesler alarak başarabiliriz!

Nasıl Yapmalı?

Bütün karakterleri beyin evine aynı gün doldurmayı beklemeyin, evin dolması ve beyni tanımak zaman alır. Bu konuda konuşmaya başlayın, arada sırada konuya tekrar dönün. Beyin evini çocuğunuzla keşfetmek için yaratıcı yollar bulmaya çalışın.

Başlangıç için birkaç fikir:

  1. Beyin evini ve bütün karakterleri çizin.

  2. Şalterler attığında evin nasıl görünebileceğini çizin.

  3. Bir çizgi hikâye bulun, karakterleri kesip beyin evinin alt katına ve üst katına yapıştırın.

  4. Beyin evindeki karakterlerin başlarından geçen maceralarla ilgili hikâyeler yazın.

  5. Bir bebek evinin alt katına ve üst katına karakterleri yerleştirin. Bebek eviniz yoksa, üst üste koyacağınız iki ayakkabı kutusu da aynı işi görecektir.

Bunu eğlenceli ve canlı bir hale getirin, böylece çocuklar duygusal zekanın temellerini öğrendiklerinin farkına bile varmayacaklardır.

Kaynak: www.egitimpedia.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

İK bütçesi nasıl oluşturulur?

Manşet, insan kaynakları bütçesi, insan kaynakları, bütçe

İK bütçesi nedir? Nasıl hesaplanır? Bütçe oluşturulurken hangi adımları takip etmek gerekir? İşte yanıtı…

Personel maliyet bütçesi hazırlarken nelere dikkat edilmeli?

Dışarıdan bakıldığında insan kaynakları personeli sadece işe alım yapan ya da özel günlerde masanıza hediye bırakan kişiler gibi görülse de aslında çok daha önemli görevleri vardır. O görevlerden biri de personel maliyet bütçesi hazırlamaktır.

Personel maliyet bütçesi adından da anlaşılacağı üzere çalışanların bordro maliyetleri dahil tüm masraf kalemlerinin yer aldığı belgedir. Çalışanlarınızın masraflarını sıralamak kolay bir iş gibi görünebilir. Ancak bulunduğunuz sektör, çalışana önereceğiniz rol, şirketinizin konumu, çalışana ödemek istediğiniz ya da ödemekle yükümlü olduğunuz ek faydalar gibi pek çok değişkeni göz önünde bulundurmanız gerekir. Bu karmaşık süreci sizin için tamamlayacak bir insan kaynakları departmanınız varsa endişelenmenize gerek yok, ama bu planlamayı yapması gereken sizseniz o zaman bir işletme sahibi olarak üzerinizde zorlu bir görev daha var demektir. Bu noktada personel maliyet bütçesi hakkında dikkat etmeniz gerekenleri birlikte inceleyelim.

Personel Bütçesi Kalemlerinizi Belirleyin

Bordro maliyetleri: Bordro kalemi çalışanların brüt ücretini ve SGK’ya ödediğiniz primleri kapsar. Bütçenizde yer alacak bordro maliyeti bunlar ile sınırlı kalmaz. Maaş dışında çalışanlarınıza ödediğiniz:

• Mesailer,

• Ödenekler,

• Prim, ikramiye, yol ve yemek yardımı, kira ve yakacak yardımı, bayram paketi, erzak yardımı ve benzeri yan haklar,

• Şirket uygulamalarınızda yer alıyorsa çalışanlar için yaptıracağınız özel sigortalar da bordro maliyetinde göz önünde bulundurulması gereken kalemlerdir.

İzin süreleri: Bütçenizde çalışanların hak ettiği yıllık izin, ölüm izni, doğum izni gibi izin sürelerinin de maliyet kalemi olarak yer alması gerekir. 4857 sayılı İş Kanunu gereğince çalışanların hak ettiği yıllık izinlerin, bulunduğunuz cari yıl içinde kullanılması ve bir sonraki yıla devredilmemesi gerekir. Ancak uygulamaya geçtiğimizde durum farklılık gösterir. Çalışanların kullanmadığı izinler bir sonraki yıla devredilmekte ya da kullanılmayan izin günlerinin ücreti çalışana ödenmektedir. Siz de bu ücreti çalışanlarınıza ödüyorsanız bu tutara maliyetinizde bütçe kalemi olarak yer vermelisiniz.

Tazminat tutarları: Çalışanların işten ayrılması durumunda ödenecek kıdem ve ihbar tazminatlarının da çalışanların kıdemlerine göre hesaplanması ve bütçeye eklenmesi gerekir.

Eğitimler: Çalışanlarınızı göndereceğiniz seminer ya da eğitim programları varsa bunlar da bütçenizde iki farklı maliyet kalemi oluşturacaktır. İlki kişi ilgili günlerde iş yapamayacağı için doğan iş gücü kaybının bordro maliyetidir. Seminer ya da eğitimin ücretleri, konaklama, yemek ve ulaşım gibi maliyetlerin toplamı da ikinci maliyet kalemidir.

Donanımlar: Çalışanlara tahsis edilen cep telefonu, tablet, bilgisayar ya da araba gibi haklara da personel maliyet bütçenizde muhakkak yer verin.

Sabit ve değişken maliyetleri göz önünde bulundurun

Bütçenizi hazırlarken dikkat etmeniz gereken noktalardan biri de bazı maliyetlerinizin sabit, bazılarının ise değişken olmasıdır. Sabit maliyetleriniz, aylık düzenli olarak ödediğiniz ve tutarı değişmeyen kalemlerdir. Her ay ödediğiniz maaş, SGK primleri ve bunlardan doğan vergiler tutarı belli olan sabit maliyetlerdir. Çalışan sayınız değişmediği müddetçe de bu kalem değişiklik göstermez. Aylık cironuza göre satış ekibinize ödeyeceğiniz primler, iş günü sayısına göre ödenen yemek ücretleri de her ay farklılık gösterdiği için bütçenizde değişken maliyetler olarak yer alabilir.

Bütçenizi hazırlarken bu noktaları da ihmal etmeyin

• Geçici personel işe alıyorsanız, bu personelin maliyetini de bütçenize eklemeyi ihmal etmeyin.

• İşe alım ve mülakat sürecinizin de bir maliyeti var ise bunları da bütçenize dahil edin.

• Asgari ücret, AGİ ve vergi yüzdelerinde gerçekleşen olası değişiklikleri de bütçenizi hazırlarken göz önünde bulundurun.

• Şirketiniz için önemli bilgiler yer aldığından personel maliyet bütçenizi şifre ile koruyun ve sadece güvendiğiniz kişilere erişim izni verin.

• Hazırladığınız bütçenin tutarlılığını mutlaka ölçün. Gerçekte harcanan rakamlar ile bütçenizde öngördüğünüz rakamlar arasında dengeyi bulmak şirketinizde bütçeleme konusuna daha fazla önem verilmesini sağlayacak ve emekleriniz boşa gitmeyecektir.

Personel maliyet bütçesini nasıl hazırlayacaksınız?

Excel üzerinde departmanlara göre personel sayısı, norm kadro planlamanız ve personelinizin maliyetine detaylı olarak yer verip, formüller yardımı ile hesaplamalarınızı yapabilirsiniz. Ancak bu işe ayıracak vaktiniz ya da insan kaynakları bilginiz yoksa süreç sancılı bir hale gelebilir.

Bütçeniz olmadan ilerleseniz de gelecekte yapacağınız harcamaları planlayamazsınız. Bu nedenle personel maliyeti bütçesi hazırlama konusunda bir dış kaynaktan yardım almak sizin için faydalı olacaktır. @WRK İnsan Kaynakları, personel maliyet bütçesi hazırlama konusundaki deneyimleri ile şirketinize en uygun danışmanlık hizmetini sunacaktır.

Yazar: Evren Süer
Kaynak: www.medium.com

Okumaya devam et

MAKALE

Doğru adayı doğru işle buluşturmak

seçme ve yerleştirme, mülakat, Manşet, iş hayatı, insan kaynakları

Şirketleri rekabette bir adım önde tutan temel kaynaklardan birisi de yüksek performans sergileme potansiyeli olan insanlarla çalışma fırsatını yakalamaktır. Peki, seçme ve yerleştirme sürecini nasıl daha etkili hale getirebiliriz? İşte sizler için hazırlanmış 10 öneri…

10 maddede etkili seçme ve yerleştirme süreci

Doğru adayı doğru işle buluşturmak İK uzmanlarının öncelikli görevi. “Seçme ve yerleştirme sürecini nasıl daha etkili hale getirebilirim?” diye merak ediyorsanız, İK danışmanı ve eğitmen Tuğba Kaplan’ın size önerileri var…

Seçme–yerleştirme süreci sonunda anlaşılan ve işe başlayan her yeni çalışanın (çalıştığı pozisyonun gerektirdiği tüm teknik beceriye sahip olsa dahi) kuruma ve iş işleyişine alışması en az 3 ay sürer. Bu demektir ki anlaşılan ve işe başlayan yeni çalışanların kurumdan ayrılmaları durumunda pozisyon en iyi ihtimalle hemen doldurulsa da yeni adaydan verim almak için en az 3 ay beklemeniz gerekir. Bu nedenle seçme–yerleştirme sürecinin her aşamasında oldukça dikkatli ve titiz olmakta fayda var.

Etkili bir seçme – yerleştirme süreci için dikkat etmemiz gereken konular aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  1. Adaylara ulaşmak amacıyla ilan açacaksanız, ilan içeriği oldukça önemlidir. Aranan özellikler bölümüne, o işi yapmak için gerekli olan minimum yetkinlikler yazılmalıdır. İlk etapta ne kadar çok adaya ulaşırsanız o kadar iyi olacağından buradaki “minimum” kısmı önemlidir.
  2. Gelen başvurular arasında yetkinlik beklentilerinizi ve ikamet, yaş vb. kriterlerinizi karşılayan tüm adaylarla ön görüşme yapmalısınız. Daha önceki dönemlerde ön görüşmeler sadece yüz yüze yapılırken, teknolojinin etkisiyle günümüzde dijital ortamlarda da yapılabilmektedir.
  3. Yüz yüze görüşeceğiniz adaylara mutlaka görüşme günü, saati, yeri gibi bilgileri önceden iletmelisiniz. Ayrıca görüşmeleri yapacağınız gün için kendi takviminizi de ayarlamalı, adayları bekletmemeli, çok önemli bir sorun olmadığı sürece görüşme saatlerini son anda değiştirmemelisiniz.
  4. Görüşme öncesinde görüşeceğiniz adayın özgeçmişini gözden geçirmeniz önemlidir. Böylece sizin için önemli olabilecek kısımları unutmamış ve atlamamış olursunuz.
  5. Görüşme esnasında adayın beden dilini gözlemlemenizde de fayda var. Fakat bunu “Burnunu kaşıdı, kesin yalan söylüyor” gibi direkt kesin yargılarla sonuçlandırmak sizi yanıltabilir.
  6. Sorularınızı doğru seçmeli ve yapılandırmalısınız. Pozisyonun gerektirdikleri ya da iş işleyişi ile ilgili olmayan sorular sormamalısınız. Ayrıca adayın cevap vermek istemeyebileceği ya da özel yaşamıyla ilgili sorular da sormamalısınız.
  7. Adayların da size sorular sorabileceğini unutmayın. Bu nedenle adaylar tarafından soru sorulduysa aktif bir şekilde dinleyin ve net cevaplar verin. Soru sormayan adaylara da görüşmenin sonlarına doğru soruları olup olmadığını sorabilirsiniz, böylece aklına takılan soruları sormaya çekinen adayların düşüncelerini de netleştirmiş olursunuz.
  8. Seçme – yerleştirme sürecinizdeki aşamaların arasında uzun zaman boşlukları var ise, adaylara ara bilgilendirmeler yapmalısınız. Unutmayın, sizin sürecinizin arayışla devam ettiği gibi, adayların arayış süreçleri de eş zamanlı olarak devam ediyor.
  9. Seçme–yerleştirme sürecinin tüm aşamalarında adaylara nazik davranmalısınız. Örneğin; “Ben stres mülakatı yapıyorum” cümlesine sığınarak adaylara kötü ve kaba davranılmamalıdır. Zaten stres mülakatı dediğimiz kavram da bu değildir.
  10. Sürecin sonucunda mutlaka tüm adaylara olumlu ya da olumsuz dönüş yapmalısınız. Sadece olumlu olan adaya dönüş yapmak etik olmamakla birlikte, diğer adayların netleşmesini de engeller ve imajınızı oldukça olumsuz yönde etkiler.

Son olarak; seçme–yerleştirme sürecinin önemi unutulmamalı, süreç bir bütün olarak sistemli bir şekilde yürütülmelidir.

Yazar: Tuğba Kaplan / İK danışmanı ve eğitmen
Kaynak: www.kariyer.net

Okumaya devam et

MAKALE

Flört şiddeti: İlişkin güvenli değilse ne yapabilirsin?

Manşet, ilişkide şiddet, ilişki, flört şiddeti, flört

Flört şiddeti, ilişkide bir tarafın diğer taraf uyguladığı kontrolcü, müdahaleci, kısıtlayıcı, zarar verici ve yaralayıcı davranışlardır. Peki, sizce bu davranışın sebepleri nelerdir? Böyle bir durumla karşılaştığımızda ne yapmamız gerekir? İşte yanıtı…

Flört şiddeti nedir?

Sevgilin kimlerle görüştüğünü denetliyor mu? Kıskançlığı sevgisinin dışavurumu gibi mi gösteriyor? Sosyal medya hesaplarını kontrol ediyor mu?

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, flörtün yeni yeni başladığı 13-23 yaş döneminde romantik ilişkilerde yaşanan şiddete dikkat çeken ve flört şiddetine dair ipuçları veren bir rehber yayınladı.

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın rehberinde flört şiddetine ilişkin şu bilgiler paylaşılıyor:

Flört şiddeti nedir?

Flört şiddeti, sevgilinin sana karşı fiziksel, cinsel, psikolojik, sosyal ve dijital şiddet içeren davranışlarda bulunmasıdır. Sevgilin, sana karşı şiddet göstererek senin üzerinde egemenlik kurmayı, seni kontrol etmeyi ve gücünü göstermeyi hedefler. Flört şiddeti, bitmiş ya da sürmekte olan heteroseksüel ya da homoseksüel ilişkilerde ortaya çıkabilir. 

Fiziksel flört şiddeti 

Fiziksel flört şiddeti, sevgilinin senin bedenine kasıtlı olarak zarar vermesidir. Sevgilinin sana vurması, tokat atması, yumruk atması, bir eşya fırlatması, bıçak ya da silah çekmesi, seni itmesi, tekmelemesi, ısırması, saçını çekmesi fiziksel şiddet örnekleridir. 

Cinsel flört şiddeti 

Cinsel flört şiddeti, sevgilinin seni cinsel birliktelik veya yakınlık yaşamak için zorlaması, cinsellik konusunda “hayır”ı kabul etmemesidir. Sevgilinin istemediğin halde seni öpmesi ve sana dokunması, sen alkol veya madde etkisi altındayken ya da bilincin yerinde değilken seninle cinsel birliktelik kurması, cinsel birliktelik sırasında, öncesinde veya sonrasında sana karşı küçümseyici ve kaba bir tutum sergilemesi, doğum kontrol yöntemlerini kullanmaması veya senin kullanmana izin vermemesi cinsel şiddet örnekleridir. 

Psikolojik flört şiddeti 

Psikolojik flört şiddeti, sevgilinin sende korku uyandıracak, senin kendine olan güvenini ve saygını zedeleyecek biçimde konuşması ve davranmasıdır. Sevgilinin sana isim takması, bağırması, iftira, hakaret veya küfür etmesi, ne yapman ve ne giymen gerektiğini söylemesi, seni başkalarının önünde küçük düşürmesi, tehdit etmesi, kötülemesi ve ismini karalaması, suçlaması, yıkıcı bir biçimde eleştirmesi, “koruma altına alma” bahanesiyle yönlendirmesi, sırlarını başkalarına söylemesi psikolojik şiddet örnekleridir. 

Sosyal flört şiddeti 

Sosyal flört şiddeti, sevgilinin senin sosyal ilişkilerini kısıtlaması, kontrol etmesi ve senin sosyal çevrenden soyutlanmana, yalnızlaşmana neden olacak şekilde davranmasıdır. Sevgilinin ailen veya arkadaşlarınla görüşmene izin vermemesi, kimlerle arkadaş olduğunu kontrol etmesi, “namusunu koruduğunu” söyleyerek erkek arkadaşlarınla konuşmanı yasaklaması, kıskançlık yaparak sosyal ilişkilerini kısıtlamaya çalışması ve kıskançlığı sevgisinin dışavurumu gibi göstermesi, arkadaşlarına zaman ayırdığında seni suçlaması, eleştirmesi veya sana küsmesi, sürekli başkalarıyla flört edip etmediğini araştırması, toplum, aile veya okul karşısında seni “utandırmak” ya da “rezil etmekle” tehdit etmesi sosyal şiddet örnekleridir.

Dijital flört şiddeti  

Dijital flört şiddeti, sevgilinin teknolojik araçları seni kontrol etmek için kullanması, bu araçlar aracılığıyla seni tehdit etmesidir. Sevgilinin sosyal medya hesaplarının şifrelerini istemesi ve kontrol etmesi, sosyal medyada kimlerle arkadaş olabileceğine karar vermesi, resim ya da video göndermek için seni zorlaması, telefonunu veya bilgisayarını karıştırması, sürekli mesaj atması ve hızlı bir yanıt beklemesi dijital şiddet örnekleridir. 

Israrlı takip (Stalking) 

Israrlı takip, ayrıldığın ya da halen birlikte olduğun sevgilinin seni sürekli izlemesi ve takip etmesidir. Takip davranışı, sende korku uyandırmayı, sana gözdağı vermeyi ve güvencesiz hissettirmeyi hedefler. Eski sevgilinin haber vermeden veya davet edilmeden evine  ya da okuluna gelmesi, gittiğin yerlerde karşına çıkması, sürekli hediye veya çiçek alması veya göndermesi, arkadaş çevrenle iletişim kurması ve seninle ilgili bilgi almaya çalışması, senin eşyalarına zarar vermesi ısrarlı takip davranışı örnekleridir. 

İlişkin güvenli değilse ne yapabilirsin?

Sevgilinden farklı fikirlere, isteklere, önceliklere sahip olabilirsin. Her ilişkide farklılıkların ortaya çıkması, anlaşmazlıkların olması doğaldır. Önemli olan bunları nasıl çözdüğünüzdür. Eğer bir farklılık ya da anlaşmazlık karşısında herhangi bir şiddet türüyle karşılaşıyorsan, güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için şunları yapmayı deneyebilirsin: 

  • Şiddeti tanıman ve şiddet için kendini sorumlu görmemen çok önemli. Şiddetin sorumlusu sen değilsin!
  • Şiddeti normal bir davranış olarak kabul etmemen çok önemli. Aklından “bunu hak ettim”, “herkesin sevgilisi böyle davranıyor” gibi düşünceler geçebilir. Kendinden şüphe etme! Unutma, haklı şiddet yoktur!  
  • Sevgilinin, şiddeti bir problem olarak görüp görmediğini araştır. Sevgilin seninle güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için çabalıyor mu? Şiddetsiz bir ilişki kurmak için işbirliği yapıyor mu? 
  • Güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için kurallar koyarak sınırlarını koruyabilirsin. Kuralları koymak, hangi tür davranışları kabul etmeyeceğini söylemek ve bu kurallara uymadığında ondan uzaklaşmak ya da ayrılmak senin güvende olmanı sağlayacak bir adımdır. Bu sayede şiddetsiz, güvenli, eşit ilişkiler kurabilirsin. 
  • Herhangi bir şiddet türüyle karşı karşıya kalıyorsan, şiddet durmadan güvende olamazsın. Sevgilin şiddeti bir problem olarak görmüyorsa ve şiddeti durdurmak için herhangi bir adım atmıyorsa, ilişkiden uzaklaşmalısın. Onu değiştirmeye çalışma. Unutma, şiddeti durdurmak onun sorumluluğu. Eğer o şiddeti durdurmazsa, şiddet artarak devam edecektir. Kendini korumalı ve ilişkiden çıkmalısın.  
  • Sevgilinden ayrılmayı düşündüğünde “Bana çok iyi davrandığı oluyor”, “Her zaman böyle sinirli değil”, “Aslında beni çok seviyor” gibi düşüncelere kapılabilirsin. Yalnız kalmaktan korkuyor olabilirsin. Daha önce ayrılmayı deneyip onu affetmiş olabilirsin. Onun istediği gibi biri olmaya çabalıyor olabilirsin. Onunla ileride çok iyi bir ilişki kurabileceğini umut ediyor olabilirsin. Bu durumda şiddet döngüsüne girmişsin demektir. Şiddet döngüsünü tanımalısın. 
  • Yakın gördüğün, seni yargılamayacağını düşündüğün bir yetişkinden yardım isteyebilirsin. Yaşadıklarını paylaşmak ve konuşmak, seni güçlendirir. 
  • Unutma, şiddet varsa, sevgi yoktur.
Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER10 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND