Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Çocuğunuzda deha yerine yetenek arayın

Çocuğunuz öğrenmeyi seviyor, hızlı kavrıyor ve cevabını Google’da aratacak cinsten sorular soruyorsa acaba bir dahi olabilir mi?
Araştırmalara göre yüzde 2-5 arası çocuk yetenekli, yüzde 1 üstün yetenekli, 1 milyonda 1 ise dahi…

Okul öncesi eğitim oranı tüm dünyada artsa da, bu rakamlarda değişiklik olmuyor. Çünkü yetenek ve deha doğuştan geliyor. O, büyük ihtimalle bir dahi değil ama doğduğu andan itibaren zekasını geliştirmeniz ve potansiyelini doğru kullanmasına yardımcı olmanız mümkün. İşte yapabilecekleriniz…

IQ testi yerine gözlem yapın
Anne ve babalar çocuklarında yetenek yerine deha arıyorlar. 2 yaşında okuyan, 10 yaşında koleje başlayan çocuk “dahi” olarak adlandırılır ve bunların sayısı oldukça azdır. Resim, müzik, yazı gibi alanlarda kapasitesi çok yüksek olan çocuklar genelde gözden kaçıyor. 5 yaşından küçük çocukların zekasını IQ testi ile kanıtlamaya çalışan aileler var. Maalesef IQ testi okul öncesi yaşlarda bize anlamlı sonuç vermez. Ayrıca yetenek genelde tek bir alanda olacağı için bunu testle anlamanın yolu yoktur. Çocuğunuzun ilgi alanlarını çok iyi gözlemleyin.

İlgi ve sevgi, başarıyı artırıyor
Tüm çocuklar hayatlarının ilk üç yılında sevgi, bağlılık ve güven arar. İleriki yaşlarda sağlıklı öğrenmenin ilk şartı, bebeklikte bunların sağlanmış olmasıdır. Daha sonra beynin gelişmesi için uyaranlara ihtiyacı vardır. Bebeğiniz her yeni kelimede, hikayede, şarkıda, oyuncakta, kokuda, dokuda, gülücükte, mekanda durmadan öğrenmektedir. Bunun için çaba harcamanıza gerek yok. Bazı bebekler ve küçük çocuklar bu öğrenme aşamasında yaşıtlarından çok daha hızlıdır. Bazıları da ilgi ve destekle hızlandırılabilir.
Düzenli bir aile hayatı sağlamak, ona sık sık dokunmak, sık sık konuşmak veya şarkı söylemek, bolca kitap okumak, doğada keşif yapmak, yemek yapmak, çamurla oynamak gibi ilginç deneyimler yaşamasına olanak tanımak, bol bol oyun oynayarak öğrenmesine fırsat vermek….

Oyunla öğretin
Eğitimsel dvd’lerin veya bilgisayar oyunlarının çocuğun zekasını geliştirdiğine dair hiçbir kanıt yok. Öğrenmenin en önemli yolu eğlencedir. Nörobilimsel araştırmalar, beynimizin bir hareketi tekrarlamak ve hatırlamak için aradığı en önemli şartın “zevk” olduğunu gösteriyor. Bu yüzden oyun çocuğunuz için her şey demektir. Bu şekilde yaratıcılıkları, dil ve matematiksel becerileri gelişir. Deneyler yaparlar, deneme yanılma yoluyla öğrenirler, tamir ederler, oyuncakları konuşturarak iç dünyaları hakkında ipucu verirler, evcilikle sosyalleşirler ve hayatı tanırlar. Okul öncesi eğitimin temeli 100’e kadar saymak veya ismini yazabilmek değil, oyunla öğrenmek olmalıdır.

Çok konuşun
Çocuğunuzun dil gelişimi iyiyse, onunla konuşurken biraz daha süslü cümleler kurun, bol bol sıfat kullanın. Neredesiniz, o sırada ne yapıyorsunuz, ne hissediyorsunuz… Durmadan anlatın. Böylece kelime dağarcığı genişleyecektir. Bol bol kitap okumayı da ihmal etmeyin.
Yeteneği geliştirmek için zorlayıcı ama yapılabilir hedefler belirleyerek, bir sonraki adıma ulaşması için ona destek olun. Mesela çocuğunuz “dur” işaretinin ne olduğunu soruyorsa, anlamını açıklayabilir, tek tek d-u-r kelimelerini tanıtabilir, daha sonra bir mağazaya gittiğinizde ona “d” harfini etrafta görüp görmediğini sorabilirsiniz. Bulamazsa siz yerini gösterip, başka “d”ler aramasını isteyebilirsiniz.
Meraklı çocuklar için bir soru defteri hazırlayın. O anda cevabını bilmediğiniz bir şey soruyorsa, daha sonra araştırmak üzere yazın. Daha sonra vaktiniz olduğunda, beraber kitap karıştırın veya cevabı internetten arayın. Tüm bunlar çocuğun zekasını olumlu yönde geliştirecektir. Ayrıca bu defter büyüdüğünde, ona çok güzel bir çocukluk hatırası olacaktır.

Öğretmen değil, rehber olun
Otoriter bir öğretmen yerine, şefkatli bir rehber olun. Çünkü tavır çocuğun öğrenme süresini etkiliyor. Kendi kendinize “Bu çocuk, benimkinden daha mı iyi sayıyor” yerine, “Çocuğum için yeni ve heyecan verici şeyleri ortaya çıkarabiliyor muyum?” sorusunu sorun. Anne, okullardan ve öğretmenlerden çok daha fazla öğretici güce sahiptir. Sadece ilgi alanlarını takip edin. Dinozordan mı hoşlanıyor, bununla ilgili kitaplar okuyun, filmler, oyuncaklar alın, onu müzeye götürün. Teknik olarak yanına oturup hiçbir şey öğretmenize gerek yok. Çocuğunuz için en büyük hediye, yanında olmanız ve onunla zaman geçirmenizdir.

Yine de, üstün zekalı olup olmadığını merak ediyorsanız…

Aşağıdaki kriterler, çocuğunuzun dahi değil ama nispeten üstün zekalı olduğunu gösterir.

u Kelime hazinesi fazlaysa, 18 aylıkken düzgün cümleler kuruyorsa…
u Konsantrasyonu yüksekse, mesela iki yaşındayken 30 dakika boyunca aynı şeyle ilgileniyorsa…
u Zihinsel beceri isteyen faaliyetleri erken yaşta yapabiliyorsa, mesela çok parçalı yap-bozları iki yaş civarında birleştirebiliyorsa…
u Problem çözmede ve düşüncede yaratıcıysa…
u Kitapları seviyor ve sizden okumanızı istiyorsa…
u Müziğe tepki veriyorsa…
u Düzenli ve organize ise, mesela oyuncaklarını gruplara kendi başına ayırıyorsa…
u Çok soru soruyorsa…
u Detayları hatırlıyorsa, mesela daha önce gitmiş olduğunuz bir yeri ayrıntılarıyla tasvir edebiliyorsa…
u Yaratıcı ve hayali oyun kurmayı seviyorsa, hatta hayali arkadaşı varsa…
u Kendinden büyük çocuklarla oynamayı seviyorsa…
u İnsanlara ilgi gösteriyorsa ve kolay iletişim kuruyorsa…
u Oyun oynarken, daha az büyük rehberliğine ihtiyaç duyuyorsa…

Okullar yani alerji sezonu açıldı
Defne ve Ege anaokuluna geçtiğimiz yıl başladı. Ne kadar devam ettiler diye soracak olursanız, yarı yarıya…
Okulların açılmasıyla beraber, bizimkiler sık hastalanmaya başladı. Esas sıkıntı, öksürüğün ve göğüsten gelen hırıltının çok uzun sürmesiydi.
“Alerjik herhalde…” diyerek alergologlara taşındık. Geçtiğimiz yıl her nefes alıp verişte düdük gibi öten Ege’ye Prof. Dr. Haluk Çokuğraş şok bir tedavi uygulamış, iki gün boyunca 3 saat arayla verdiği ventolin ve pulmicort spreylerle ötme sesini kesmişti.
Daha sonraki günlerde, artık bu spreylere bağımlı hale gelmiştik. Ne zamanki okul kapandı ve kendimizi Bodrum’a attık, bizimkiler sağlığına kavuştu.
Bu sene, okula başlamadan önce tedbirli davranıp Amerikan Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayla Göksel’i ziyaret ettik.
Göksel, Defne ve Ege’yi muayene ettikten sonra son derece anlaşılır bir şekilde sorunu anlattı:
“Bu, Reaktif Hava Yolları Hastalığı. Enfeksiyon, hava değişikliği, yüksek nem oranı, sigara dumanı gibi kriterler hastalığı tetikliyor ve bronşlarda daralma meydana geliyor. Ventolin bu daralmayı açıyor, pulmicort ise açıklığın uzun süre korunmasını sağlıyor. Yüzde 80 civarında çocukta bu hastalık 6-7 yaşında kendiliğinden geçer. Yüzde 10’da 11-12 yaşa kadar sürer. Çok az çocukta ise, genetik nedenlere bağlı olarak devam eder.”
Çok şükür ailede bu tür şikayetleri olan kimse yok. Göksel, devam ediyor:
“Sigara içilen evlerde tedavinin hiçbir anlamı yok. Bu çocukların yanında açık havada dahi sigara içilmemelidir. Astım teşhisi ise ancak
5 yaşından sonra yapılacak olan deri testi ile konulabilir.”
Geçen sene kan testi yoluyla, Ege’nin ev akarına ve süte alerjisi olup olmadığı araştırılmış, çocukluk çağı alerjileri arasında en sık rastlanan bu iki tür, Ege’de negatif çıkmıştı. Ayla hanım, testler ile ilgili beni aydınlatmaya devam ediyor:
“Maalesef 5 yaşından önce çocuklara detaylı alerji testi yapmak mümkün değil. Deri testi yanlış (-) sonuç verebiliyor. Ayrıca, çocuğun cildinin kuru olmaması gerekiyor. Kan testinde ise çocuktan yeterince kan almak mümkün olmadığı için ancak temel uyaranları arayabiliyoruz. Bir de bu test çok pahalı. Ama sonucun doğru olduğunu biliyoruz.”
Doktor Defne’den kan testi istiyor. Tedavi olarak her akşam için bir çiğneme tableti ve her sabah için bir sprey veriyor. Çok sıkışırlarsa araya ventolin ile gireceğiz. Bu araya girişleri hep not alacağız. Ona göre 3 ay sonra yeni tedavi şeklimiz belli olacak.
Göksel’in okulların açıldığı şu günlerde anne babalara tavsiyesi ise şöyle:
“Kıyafete ve beslenmeye dikkat! Fazla kalın veya ince kıyafetler, en önemli enfeksiyon nedeni. Çocuk bir de iyi beslenmiyorsa, bağışıklık sistemi zayıflıyor ve Reaktif Hava Yolları hastalığına zemin hazırlanıyor. Grip aşısını ise sadece şiddetli astım hastalarına öneriyorum. Bu aşılar bir önceki yılın salgın ve bu yılın öngörülen virüsleri dikkate alınarak hazırlanıyor. Çoğu zaman yepyeni virüslerle karşılaştığımız için bu aşı pek bir işe yaramıyor.”
Birçoğunuzun okulların açılmasıyla beraber benzer sıkıntılar yaşayabileceğini düşünerek yazdım bunları. Yani “Benim çocuğumun öksürüğü niye bir türlü geçmiyor” diye üzülmek yerine bir alergoloğa gidin. Çözüm geçici değil, sürekli tedavide olabilir.

Kaynak: www.biymed.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND