Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Çocuğunuzda deha yerine yetenek arayın

Çocuğunuz öğrenmeyi seviyor, hızlı kavrıyor ve cevabını Google’da aratacak cinsten sorular soruyorsa acaba bir dahi olabilir mi?
Araştırmalara göre yüzde 2-5 arası çocuk yetenekli, yüzde 1 üstün yetenekli, 1 milyonda 1 ise dahi…

oyunla öğrenme, çocuklarınızı gözlemleyin, çocuklarda yetenek gelişimi

Okul öncesi eğitim oranı tüm dünyada artsa da, bu rakamlarda değişiklik olmuyor. Çünkü yetenek ve deha doğuştan geliyor. O, büyük ihtimalle bir dahi değil ama doğduğu andan itibaren zekasını geliştirmeniz ve potansiyelini doğru kullanmasına yardımcı olmanız mümkün. İşte yapabilecekleriniz…

IQ testi yerine gözlem yapın
Anne ve babalar çocuklarında yetenek yerine deha arıyorlar. 2 yaşında okuyan, 10 yaşında koleje başlayan çocuk “dahi” olarak adlandırılır ve bunların sayısı oldukça azdır. Resim, müzik, yazı gibi alanlarda kapasitesi çok yüksek olan çocuklar genelde gözden kaçıyor. 5 yaşından küçük çocukların zekasını IQ testi ile kanıtlamaya çalışan aileler var. Maalesef IQ testi okul öncesi yaşlarda bize anlamlı sonuç vermez. Ayrıca yetenek genelde tek bir alanda olacağı için bunu testle anlamanın yolu yoktur. Çocuğunuzun ilgi alanlarını çok iyi gözlemleyin.

İlgi ve sevgi, başarıyı artırıyor
Tüm çocuklar hayatlarının ilk üç yılında sevgi, bağlılık ve güven arar. İleriki yaşlarda sağlıklı öğrenmenin ilk şartı, bebeklikte bunların sağlanmış olmasıdır. Daha sonra beynin gelişmesi için uyaranlara ihtiyacı vardır. Bebeğiniz her yeni kelimede, hikayede, şarkıda, oyuncakta, kokuda, dokuda, gülücükte, mekanda durmadan öğrenmektedir. Bunun için çaba harcamanıza gerek yok. Bazı bebekler ve küçük çocuklar bu öğrenme aşamasında yaşıtlarından çok daha hızlıdır. Bazıları da ilgi ve destekle hızlandırılabilir.
Düzenli bir aile hayatı sağlamak, ona sık sık dokunmak, sık sık konuşmak veya şarkı söylemek, bolca kitap okumak, doğada keşif yapmak, yemek yapmak, çamurla oynamak gibi ilginç deneyimler yaşamasına olanak tanımak, bol bol oyun oynayarak öğrenmesine fırsat vermek….

Oyunla öğretin
Eğitimsel dvd’lerin veya bilgisayar oyunlarının çocuğun zekasını geliştirdiğine dair hiçbir kanıt yok. Öğrenmenin en önemli yolu eğlencedir. Nörobilimsel araştırmalar, beynimizin bir hareketi tekrarlamak ve hatırlamak için aradığı en önemli şartın “zevk” olduğunu gösteriyor. Bu yüzden oyun çocuğunuz için her şey demektir. Bu şekilde yaratıcılıkları, dil ve matematiksel becerileri gelişir. Deneyler yaparlar, deneme yanılma yoluyla öğrenirler, tamir ederler, oyuncakları konuşturarak iç dünyaları hakkında ipucu verirler, evcilikle sosyalleşirler ve hayatı tanırlar. Okul öncesi eğitimin temeli 100’e kadar saymak veya ismini yazabilmek değil, oyunla öğrenmek olmalıdır.

Çok konuşun
Çocuğunuzun dil gelişimi iyiyse, onunla konuşurken biraz daha süslü cümleler kurun, bol bol sıfat kullanın. Neredesiniz, o sırada ne yapıyorsunuz, ne hissediyorsunuz… Durmadan anlatın. Böylece kelime dağarcığı genişleyecektir. Bol bol kitap okumayı da ihmal etmeyin.
Yeteneği geliştirmek için zorlayıcı ama yapılabilir hedefler belirleyerek, bir sonraki adıma ulaşması için ona destek olun. Mesela çocuğunuz “dur” işaretinin ne olduğunu soruyorsa, anlamını açıklayabilir, tek tek d-u-r kelimelerini tanıtabilir, daha sonra bir mağazaya gittiğinizde ona “d” harfini etrafta görüp görmediğini sorabilirsiniz. Bulamazsa siz yerini gösterip, başka “d”ler aramasını isteyebilirsiniz.
Meraklı çocuklar için bir soru defteri hazırlayın. O anda cevabını bilmediğiniz bir şey soruyorsa, daha sonra araştırmak üzere yazın. Daha sonra vaktiniz olduğunda, beraber kitap karıştırın veya cevabı internetten arayın. Tüm bunlar çocuğun zekasını olumlu yönde geliştirecektir. Ayrıca bu defter büyüdüğünde, ona çok güzel bir çocukluk hatırası olacaktır.

Öğretmen değil, rehber olun
Otoriter bir öğretmen yerine, şefkatli bir rehber olun. Çünkü tavır çocuğun öğrenme süresini etkiliyor. Kendi kendinize “Bu çocuk, benimkinden daha mı iyi sayıyor” yerine, “Çocuğum için yeni ve heyecan verici şeyleri ortaya çıkarabiliyor muyum?” sorusunu sorun. Anne, okullardan ve öğretmenlerden çok daha fazla öğretici güce sahiptir. Sadece ilgi alanlarını takip edin. Dinozordan mı hoşlanıyor, bununla ilgili kitaplar okuyun, filmler, oyuncaklar alın, onu müzeye götürün. Teknik olarak yanına oturup hiçbir şey öğretmenize gerek yok. Çocuğunuz için en büyük hediye, yanında olmanız ve onunla zaman geçirmenizdir.

Yine de, üstün zekalı olup olmadığını merak ediyorsanız…

Aşağıdaki kriterler, çocuğunuzun dahi değil ama nispeten üstün zekalı olduğunu gösterir.

u Kelime hazinesi fazlaysa, 18 aylıkken düzgün cümleler kuruyorsa…
u Konsantrasyonu yüksekse, mesela iki yaşındayken 30 dakika boyunca aynı şeyle ilgileniyorsa…
u Zihinsel beceri isteyen faaliyetleri erken yaşta yapabiliyorsa, mesela çok parçalı yap-bozları iki yaş civarında birleştirebiliyorsa…
u Problem çözmede ve düşüncede yaratıcıysa…
u Kitapları seviyor ve sizden okumanızı istiyorsa…
u Müziğe tepki veriyorsa…
u Düzenli ve organize ise, mesela oyuncaklarını gruplara kendi başına ayırıyorsa…
u Çok soru soruyorsa…
u Detayları hatırlıyorsa, mesela daha önce gitmiş olduğunuz bir yeri ayrıntılarıyla tasvir edebiliyorsa…
u Yaratıcı ve hayali oyun kurmayı seviyorsa, hatta hayali arkadaşı varsa…
u Kendinden büyük çocuklarla oynamayı seviyorsa…
u İnsanlara ilgi gösteriyorsa ve kolay iletişim kuruyorsa…
u Oyun oynarken, daha az büyük rehberliğine ihtiyaç duyuyorsa…

Okullar yani alerji sezonu açıldı
Defne ve Ege anaokuluna geçtiğimiz yıl başladı. Ne kadar devam ettiler diye soracak olursanız, yarı yarıya…
Okulların açılmasıyla beraber, bizimkiler sık hastalanmaya başladı. Esas sıkıntı, öksürüğün ve göğüsten gelen hırıltının çok uzun sürmesiydi.
“Alerjik herhalde…” diyerek alergologlara taşındık. Geçtiğimiz yıl her nefes alıp verişte düdük gibi öten Ege’ye Prof. Dr. Haluk Çokuğraş şok bir tedavi uygulamış, iki gün boyunca 3 saat arayla verdiği ventolin ve pulmicort spreylerle ötme sesini kesmişti.
Daha sonraki günlerde, artık bu spreylere bağımlı hale gelmiştik. Ne zamanki okul kapandı ve kendimizi Bodrum’a attık, bizimkiler sağlığına kavuştu.
Bu sene, okula başlamadan önce tedbirli davranıp Amerikan Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayla Göksel’i ziyaret ettik.
Göksel, Defne ve Ege’yi muayene ettikten sonra son derece anlaşılır bir şekilde sorunu anlattı:
“Bu, Reaktif Hava Yolları Hastalığı. Enfeksiyon, hava değişikliği, yüksek nem oranı, sigara dumanı gibi kriterler hastalığı tetikliyor ve bronşlarda daralma meydana geliyor. Ventolin bu daralmayı açıyor, pulmicort ise açıklığın uzun süre korunmasını sağlıyor. Yüzde 80 civarında çocukta bu hastalık 6-7 yaşında kendiliğinden geçer. Yüzde 10’da 11-12 yaşa kadar sürer. Çok az çocukta ise, genetik nedenlere bağlı olarak devam eder.”
Çok şükür ailede bu tür şikayetleri olan kimse yok. Göksel, devam ediyor:
“Sigara içilen evlerde tedavinin hiçbir anlamı yok. Bu çocukların yanında açık havada dahi sigara içilmemelidir. Astım teşhisi ise ancak
5 yaşından sonra yapılacak olan deri testi ile konulabilir.”
Geçen sene kan testi yoluyla, Ege’nin ev akarına ve süte alerjisi olup olmadığı araştırılmış, çocukluk çağı alerjileri arasında en sık rastlanan bu iki tür, Ege’de negatif çıkmıştı. Ayla hanım, testler ile ilgili beni aydınlatmaya devam ediyor:
“Maalesef 5 yaşından önce çocuklara detaylı alerji testi yapmak mümkün değil. Deri testi yanlış (-) sonuç verebiliyor. Ayrıca, çocuğun cildinin kuru olmaması gerekiyor. Kan testinde ise çocuktan yeterince kan almak mümkün olmadığı için ancak temel uyaranları arayabiliyoruz. Bir de bu test çok pahalı. Ama sonucun doğru olduğunu biliyoruz.”
Doktor Defne’den kan testi istiyor. Tedavi olarak her akşam için bir çiğneme tableti ve her sabah için bir sprey veriyor. Çok sıkışırlarsa araya ventolin ile gireceğiz. Bu araya girişleri hep not alacağız. Ona göre 3 ay sonra yeni tedavi şeklimiz belli olacak.
Göksel’in okulların açıldığı şu günlerde anne babalara tavsiyesi ise şöyle:
“Kıyafete ve beslenmeye dikkat! Fazla kalın veya ince kıyafetler, en önemli enfeksiyon nedeni. Çocuk bir de iyi beslenmiyorsa, bağışıklık sistemi zayıflıyor ve Reaktif Hava Yolları hastalığına zemin hazırlanıyor. Grip aşısını ise sadece şiddetli astım hastalarına öneriyorum. Bu aşılar bir önceki yılın salgın ve bu yılın öngörülen virüsleri dikkate alınarak hazırlanıyor. Çoğu zaman yepyeni virüslerle karşılaştığımız için bu aşı pek bir işe yaramıyor.”
Birçoğunuzun okulların açılmasıyla beraber benzer sıkıntılar yaşayabileceğini düşünerek yazdım bunları. Yani “Benim çocuğumun öksürüğü niye bir türlü geçmiyor” diye üzülmek yerine bir alergoloğa gidin. Çözüm geçici değil, sürekli tedavide olabilir.

Kaynak: www.biymed.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

İK bütçesi nasıl oluşturulur?

Manşet, insan kaynakları bütçesi, insan kaynakları, bütçe

İK bütçesi nedir? Nasıl hesaplanır? Bütçe oluşturulurken hangi adımları takip etmek gerekir? İşte yanıtı…

Personel maliyet bütçesi hazırlarken nelere dikkat edilmeli?

Dışarıdan bakıldığında insan kaynakları personeli sadece işe alım yapan ya da özel günlerde masanıza hediye bırakan kişiler gibi görülse de aslında çok daha önemli görevleri vardır. O görevlerden biri de personel maliyet bütçesi hazırlamaktır.

Personel maliyet bütçesi adından da anlaşılacağı üzere çalışanların bordro maliyetleri dahil tüm masraf kalemlerinin yer aldığı belgedir. Çalışanlarınızın masraflarını sıralamak kolay bir iş gibi görünebilir. Ancak bulunduğunuz sektör, çalışana önereceğiniz rol, şirketinizin konumu, çalışana ödemek istediğiniz ya da ödemekle yükümlü olduğunuz ek faydalar gibi pek çok değişkeni göz önünde bulundurmanız gerekir. Bu karmaşık süreci sizin için tamamlayacak bir insan kaynakları departmanınız varsa endişelenmenize gerek yok, ama bu planlamayı yapması gereken sizseniz o zaman bir işletme sahibi olarak üzerinizde zorlu bir görev daha var demektir. Bu noktada personel maliyet bütçesi hakkında dikkat etmeniz gerekenleri birlikte inceleyelim.

Personel Bütçesi Kalemlerinizi Belirleyin

Bordro maliyetleri: Bordro kalemi çalışanların brüt ücretini ve SGK’ya ödediğiniz primleri kapsar. Bütçenizde yer alacak bordro maliyeti bunlar ile sınırlı kalmaz. Maaş dışında çalışanlarınıza ödediğiniz:

• Mesailer,

• Ödenekler,

• Prim, ikramiye, yol ve yemek yardımı, kira ve yakacak yardımı, bayram paketi, erzak yardımı ve benzeri yan haklar,

• Şirket uygulamalarınızda yer alıyorsa çalışanlar için yaptıracağınız özel sigortalar da bordro maliyetinde göz önünde bulundurulması gereken kalemlerdir.

İzin süreleri: Bütçenizde çalışanların hak ettiği yıllık izin, ölüm izni, doğum izni gibi izin sürelerinin de maliyet kalemi olarak yer alması gerekir. 4857 sayılı İş Kanunu gereğince çalışanların hak ettiği yıllık izinlerin, bulunduğunuz cari yıl içinde kullanılması ve bir sonraki yıla devredilmemesi gerekir. Ancak uygulamaya geçtiğimizde durum farklılık gösterir. Çalışanların kullanmadığı izinler bir sonraki yıla devredilmekte ya da kullanılmayan izin günlerinin ücreti çalışana ödenmektedir. Siz de bu ücreti çalışanlarınıza ödüyorsanız bu tutara maliyetinizde bütçe kalemi olarak yer vermelisiniz.

Tazminat tutarları: Çalışanların işten ayrılması durumunda ödenecek kıdem ve ihbar tazminatlarının da çalışanların kıdemlerine göre hesaplanması ve bütçeye eklenmesi gerekir.

Eğitimler: Çalışanlarınızı göndereceğiniz seminer ya da eğitim programları varsa bunlar da bütçenizde iki farklı maliyet kalemi oluşturacaktır. İlki kişi ilgili günlerde iş yapamayacağı için doğan iş gücü kaybının bordro maliyetidir. Seminer ya da eğitimin ücretleri, konaklama, yemek ve ulaşım gibi maliyetlerin toplamı da ikinci maliyet kalemidir.

Donanımlar: Çalışanlara tahsis edilen cep telefonu, tablet, bilgisayar ya da araba gibi haklara da personel maliyet bütçenizde muhakkak yer verin.

Sabit ve değişken maliyetleri göz önünde bulundurun

Bütçenizi hazırlarken dikkat etmeniz gereken noktalardan biri de bazı maliyetlerinizin sabit, bazılarının ise değişken olmasıdır. Sabit maliyetleriniz, aylık düzenli olarak ödediğiniz ve tutarı değişmeyen kalemlerdir. Her ay ödediğiniz maaş, SGK primleri ve bunlardan doğan vergiler tutarı belli olan sabit maliyetlerdir. Çalışan sayınız değişmediği müddetçe de bu kalem değişiklik göstermez. Aylık cironuza göre satış ekibinize ödeyeceğiniz primler, iş günü sayısına göre ödenen yemek ücretleri de her ay farklılık gösterdiği için bütçenizde değişken maliyetler olarak yer alabilir.

Bütçenizi hazırlarken bu noktaları da ihmal etmeyin

• Geçici personel işe alıyorsanız, bu personelin maliyetini de bütçenize eklemeyi ihmal etmeyin.

• İşe alım ve mülakat sürecinizin de bir maliyeti var ise bunları da bütçenize dahil edin.

• Asgari ücret, AGİ ve vergi yüzdelerinde gerçekleşen olası değişiklikleri de bütçenizi hazırlarken göz önünde bulundurun.

• Şirketiniz için önemli bilgiler yer aldığından personel maliyet bütçenizi şifre ile koruyun ve sadece güvendiğiniz kişilere erişim izni verin.

• Hazırladığınız bütçenin tutarlılığını mutlaka ölçün. Gerçekte harcanan rakamlar ile bütçenizde öngördüğünüz rakamlar arasında dengeyi bulmak şirketinizde bütçeleme konusuna daha fazla önem verilmesini sağlayacak ve emekleriniz boşa gitmeyecektir.

Personel maliyet bütçesini nasıl hazırlayacaksınız?

Excel üzerinde departmanlara göre personel sayısı, norm kadro planlamanız ve personelinizin maliyetine detaylı olarak yer verip, formüller yardımı ile hesaplamalarınızı yapabilirsiniz. Ancak bu işe ayıracak vaktiniz ya da insan kaynakları bilginiz yoksa süreç sancılı bir hale gelebilir.

Bütçeniz olmadan ilerleseniz de gelecekte yapacağınız harcamaları planlayamazsınız. Bu nedenle personel maliyeti bütçesi hazırlama konusunda bir dış kaynaktan yardım almak sizin için faydalı olacaktır. @WRK İnsan Kaynakları, personel maliyet bütçesi hazırlama konusundaki deneyimleri ile şirketinize en uygun danışmanlık hizmetini sunacaktır.

Yazar: Evren Süer
Kaynak: www.medium.com

Okumaya devam et

MAKALE

Doğru adayı doğru işle buluşturmak

seçme ve yerleştirme, mülakat, Manşet, iş hayatı, insan kaynakları

Şirketleri rekabette bir adım önde tutan temel kaynaklardan birisi de yüksek performans sergileme potansiyeli olan insanlarla çalışma fırsatını yakalamaktır. Peki, seçme ve yerleştirme sürecini nasıl daha etkili hale getirebiliriz? İşte sizler için hazırlanmış 10 öneri…

10 maddede etkili seçme ve yerleştirme süreci

Doğru adayı doğru işle buluşturmak İK uzmanlarının öncelikli görevi. “Seçme ve yerleştirme sürecini nasıl daha etkili hale getirebilirim?” diye merak ediyorsanız, İK danışmanı ve eğitmen Tuğba Kaplan’ın size önerileri var…

Seçme–yerleştirme süreci sonunda anlaşılan ve işe başlayan her yeni çalışanın (çalıştığı pozisyonun gerektirdiği tüm teknik beceriye sahip olsa dahi) kuruma ve iş işleyişine alışması en az 3 ay sürer. Bu demektir ki anlaşılan ve işe başlayan yeni çalışanların kurumdan ayrılmaları durumunda pozisyon en iyi ihtimalle hemen doldurulsa da yeni adaydan verim almak için en az 3 ay beklemeniz gerekir. Bu nedenle seçme–yerleştirme sürecinin her aşamasında oldukça dikkatli ve titiz olmakta fayda var.

Etkili bir seçme – yerleştirme süreci için dikkat etmemiz gereken konular aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  1. Adaylara ulaşmak amacıyla ilan açacaksanız, ilan içeriği oldukça önemlidir. Aranan özellikler bölümüne, o işi yapmak için gerekli olan minimum yetkinlikler yazılmalıdır. İlk etapta ne kadar çok adaya ulaşırsanız o kadar iyi olacağından buradaki “minimum” kısmı önemlidir.
  2. Gelen başvurular arasında yetkinlik beklentilerinizi ve ikamet, yaş vb. kriterlerinizi karşılayan tüm adaylarla ön görüşme yapmalısınız. Daha önceki dönemlerde ön görüşmeler sadece yüz yüze yapılırken, teknolojinin etkisiyle günümüzde dijital ortamlarda da yapılabilmektedir.
  3. Yüz yüze görüşeceğiniz adaylara mutlaka görüşme günü, saati, yeri gibi bilgileri önceden iletmelisiniz. Ayrıca görüşmeleri yapacağınız gün için kendi takviminizi de ayarlamalı, adayları bekletmemeli, çok önemli bir sorun olmadığı sürece görüşme saatlerini son anda değiştirmemelisiniz.
  4. Görüşme öncesinde görüşeceğiniz adayın özgeçmişini gözden geçirmeniz önemlidir. Böylece sizin için önemli olabilecek kısımları unutmamış ve atlamamış olursunuz.
  5. Görüşme esnasında adayın beden dilini gözlemlemenizde de fayda var. Fakat bunu “Burnunu kaşıdı, kesin yalan söylüyor” gibi direkt kesin yargılarla sonuçlandırmak sizi yanıltabilir.
  6. Sorularınızı doğru seçmeli ve yapılandırmalısınız. Pozisyonun gerektirdikleri ya da iş işleyişi ile ilgili olmayan sorular sormamalısınız. Ayrıca adayın cevap vermek istemeyebileceği ya da özel yaşamıyla ilgili sorular da sormamalısınız.
  7. Adayların da size sorular sorabileceğini unutmayın. Bu nedenle adaylar tarafından soru sorulduysa aktif bir şekilde dinleyin ve net cevaplar verin. Soru sormayan adaylara da görüşmenin sonlarına doğru soruları olup olmadığını sorabilirsiniz, böylece aklına takılan soruları sormaya çekinen adayların düşüncelerini de netleştirmiş olursunuz.
  8. Seçme – yerleştirme sürecinizdeki aşamaların arasında uzun zaman boşlukları var ise, adaylara ara bilgilendirmeler yapmalısınız. Unutmayın, sizin sürecinizin arayışla devam ettiği gibi, adayların arayış süreçleri de eş zamanlı olarak devam ediyor.
  9. Seçme–yerleştirme sürecinin tüm aşamalarında adaylara nazik davranmalısınız. Örneğin; “Ben stres mülakatı yapıyorum” cümlesine sığınarak adaylara kötü ve kaba davranılmamalıdır. Zaten stres mülakatı dediğimiz kavram da bu değildir.
  10. Sürecin sonucunda mutlaka tüm adaylara olumlu ya da olumsuz dönüş yapmalısınız. Sadece olumlu olan adaya dönüş yapmak etik olmamakla birlikte, diğer adayların netleşmesini de engeller ve imajınızı oldukça olumsuz yönde etkiler.

Son olarak; seçme–yerleştirme sürecinin önemi unutulmamalı, süreç bir bütün olarak sistemli bir şekilde yürütülmelidir.

Yazar: Tuğba Kaplan / İK danışmanı ve eğitmen
Kaynak: www.kariyer.net

Okumaya devam et

MAKALE

Flört şiddeti: İlişkin güvenli değilse ne yapabilirsin?

Manşet, ilişkide şiddet, ilişki, flört şiddeti, flört

Flört şiddeti, ilişkide bir tarafın diğer taraf uyguladığı kontrolcü, müdahaleci, kısıtlayıcı, zarar verici ve yaralayıcı davranışlardır. Peki, sizce bu davranışın sebepleri nelerdir? Böyle bir durumla karşılaştığımızda ne yapmamız gerekir? İşte yanıtı…

Flört şiddeti nedir?

Sevgilin kimlerle görüştüğünü denetliyor mu? Kıskançlığı sevgisinin dışavurumu gibi mi gösteriyor? Sosyal medya hesaplarını kontrol ediyor mu?

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, flörtün yeni yeni başladığı 13-23 yaş döneminde romantik ilişkilerde yaşanan şiddete dikkat çeken ve flört şiddetine dair ipuçları veren bir rehber yayınladı.

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın rehberinde flört şiddetine ilişkin şu bilgiler paylaşılıyor:

Flört şiddeti nedir?

Flört şiddeti, sevgilinin sana karşı fiziksel, cinsel, psikolojik, sosyal ve dijital şiddet içeren davranışlarda bulunmasıdır. Sevgilin, sana karşı şiddet göstererek senin üzerinde egemenlik kurmayı, seni kontrol etmeyi ve gücünü göstermeyi hedefler. Flört şiddeti, bitmiş ya da sürmekte olan heteroseksüel ya da homoseksüel ilişkilerde ortaya çıkabilir. 

Fiziksel flört şiddeti 

Fiziksel flört şiddeti, sevgilinin senin bedenine kasıtlı olarak zarar vermesidir. Sevgilinin sana vurması, tokat atması, yumruk atması, bir eşya fırlatması, bıçak ya da silah çekmesi, seni itmesi, tekmelemesi, ısırması, saçını çekmesi fiziksel şiddet örnekleridir. 

Cinsel flört şiddeti 

Cinsel flört şiddeti, sevgilinin seni cinsel birliktelik veya yakınlık yaşamak için zorlaması, cinsellik konusunda “hayır”ı kabul etmemesidir. Sevgilinin istemediğin halde seni öpmesi ve sana dokunması, sen alkol veya madde etkisi altındayken ya da bilincin yerinde değilken seninle cinsel birliktelik kurması, cinsel birliktelik sırasında, öncesinde veya sonrasında sana karşı küçümseyici ve kaba bir tutum sergilemesi, doğum kontrol yöntemlerini kullanmaması veya senin kullanmana izin vermemesi cinsel şiddet örnekleridir. 

Psikolojik flört şiddeti 

Psikolojik flört şiddeti, sevgilinin sende korku uyandıracak, senin kendine olan güvenini ve saygını zedeleyecek biçimde konuşması ve davranmasıdır. Sevgilinin sana isim takması, bağırması, iftira, hakaret veya küfür etmesi, ne yapman ve ne giymen gerektiğini söylemesi, seni başkalarının önünde küçük düşürmesi, tehdit etmesi, kötülemesi ve ismini karalaması, suçlaması, yıkıcı bir biçimde eleştirmesi, “koruma altına alma” bahanesiyle yönlendirmesi, sırlarını başkalarına söylemesi psikolojik şiddet örnekleridir. 

Sosyal flört şiddeti 

Sosyal flört şiddeti, sevgilinin senin sosyal ilişkilerini kısıtlaması, kontrol etmesi ve senin sosyal çevrenden soyutlanmana, yalnızlaşmana neden olacak şekilde davranmasıdır. Sevgilinin ailen veya arkadaşlarınla görüşmene izin vermemesi, kimlerle arkadaş olduğunu kontrol etmesi, “namusunu koruduğunu” söyleyerek erkek arkadaşlarınla konuşmanı yasaklaması, kıskançlık yaparak sosyal ilişkilerini kısıtlamaya çalışması ve kıskançlığı sevgisinin dışavurumu gibi göstermesi, arkadaşlarına zaman ayırdığında seni suçlaması, eleştirmesi veya sana küsmesi, sürekli başkalarıyla flört edip etmediğini araştırması, toplum, aile veya okul karşısında seni “utandırmak” ya da “rezil etmekle” tehdit etmesi sosyal şiddet örnekleridir.

Dijital flört şiddeti  

Dijital flört şiddeti, sevgilinin teknolojik araçları seni kontrol etmek için kullanması, bu araçlar aracılığıyla seni tehdit etmesidir. Sevgilinin sosyal medya hesaplarının şifrelerini istemesi ve kontrol etmesi, sosyal medyada kimlerle arkadaş olabileceğine karar vermesi, resim ya da video göndermek için seni zorlaması, telefonunu veya bilgisayarını karıştırması, sürekli mesaj atması ve hızlı bir yanıt beklemesi dijital şiddet örnekleridir. 

Israrlı takip (Stalking) 

Israrlı takip, ayrıldığın ya da halen birlikte olduğun sevgilinin seni sürekli izlemesi ve takip etmesidir. Takip davranışı, sende korku uyandırmayı, sana gözdağı vermeyi ve güvencesiz hissettirmeyi hedefler. Eski sevgilinin haber vermeden veya davet edilmeden evine  ya da okuluna gelmesi, gittiğin yerlerde karşına çıkması, sürekli hediye veya çiçek alması veya göndermesi, arkadaş çevrenle iletişim kurması ve seninle ilgili bilgi almaya çalışması, senin eşyalarına zarar vermesi ısrarlı takip davranışı örnekleridir. 

İlişkin güvenli değilse ne yapabilirsin?

Sevgilinden farklı fikirlere, isteklere, önceliklere sahip olabilirsin. Her ilişkide farklılıkların ortaya çıkması, anlaşmazlıkların olması doğaldır. Önemli olan bunları nasıl çözdüğünüzdür. Eğer bir farklılık ya da anlaşmazlık karşısında herhangi bir şiddet türüyle karşılaşıyorsan, güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için şunları yapmayı deneyebilirsin: 

  • Şiddeti tanıman ve şiddet için kendini sorumlu görmemen çok önemli. Şiddetin sorumlusu sen değilsin!
  • Şiddeti normal bir davranış olarak kabul etmemen çok önemli. Aklından “bunu hak ettim”, “herkesin sevgilisi böyle davranıyor” gibi düşünceler geçebilir. Kendinden şüphe etme! Unutma, haklı şiddet yoktur!  
  • Sevgilinin, şiddeti bir problem olarak görüp görmediğini araştır. Sevgilin seninle güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için çabalıyor mu? Şiddetsiz bir ilişki kurmak için işbirliği yapıyor mu? 
  • Güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için kurallar koyarak sınırlarını koruyabilirsin. Kuralları koymak, hangi tür davranışları kabul etmeyeceğini söylemek ve bu kurallara uymadığında ondan uzaklaşmak ya da ayrılmak senin güvende olmanı sağlayacak bir adımdır. Bu sayede şiddetsiz, güvenli, eşit ilişkiler kurabilirsin. 
  • Herhangi bir şiddet türüyle karşı karşıya kalıyorsan, şiddet durmadan güvende olamazsın. Sevgilin şiddeti bir problem olarak görmüyorsa ve şiddeti durdurmak için herhangi bir adım atmıyorsa, ilişkiden uzaklaşmalısın. Onu değiştirmeye çalışma. Unutma, şiddeti durdurmak onun sorumluluğu. Eğer o şiddeti durdurmazsa, şiddet artarak devam edecektir. Kendini korumalı ve ilişkiden çıkmalısın.  
  • Sevgilinden ayrılmayı düşündüğünde “Bana çok iyi davrandığı oluyor”, “Her zaman böyle sinirli değil”, “Aslında beni çok seviyor” gibi düşüncelere kapılabilirsin. Yalnız kalmaktan korkuyor olabilirsin. Daha önce ayrılmayı deneyip onu affetmiş olabilirsin. Onun istediği gibi biri olmaya çabalıyor olabilirsin. Onunla ileride çok iyi bir ilişki kurabileceğini umut ediyor olabilirsin. Bu durumda şiddet döngüsüne girmişsin demektir. Şiddet döngüsünü tanımalısın. 
  • Yakın gördüğün, seni yargılamayacağını düşündüğün bir yetişkinden yardım isteyebilirsin. Yaşadıklarını paylaşmak ve konuşmak, seni güçlendirir. 
  • Unutma, şiddet varsa, sevgi yoktur.
Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER10 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND