Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Çocuğunuzda deha yerine yetenek arayın

Çocuğunuz öğrenmeyi seviyor, hızlı kavrıyor ve cevabını Google’da aratacak cinsten sorular soruyorsa acaba bir dahi olabilir mi?
Araştırmalara göre yüzde 2-5 arası çocuk yetenekli, yüzde 1 üstün yetenekli, 1 milyonda 1 ise dahi…

oyunla öğrenme, çocuklarınızı gözlemleyin, çocuklarda yetenek gelişimi

Okul öncesi eğitim oranı tüm dünyada artsa da, bu rakamlarda değişiklik olmuyor. Çünkü yetenek ve deha doğuştan geliyor. O, büyük ihtimalle bir dahi değil ama doğduğu andan itibaren zekasını geliştirmeniz ve potansiyelini doğru kullanmasına yardımcı olmanız mümkün. İşte yapabilecekleriniz…

IQ testi yerine gözlem yapın
Anne ve babalar çocuklarında yetenek yerine deha arıyorlar. 2 yaşında okuyan, 10 yaşında koleje başlayan çocuk “dahi” olarak adlandırılır ve bunların sayısı oldukça azdır. Resim, müzik, yazı gibi alanlarda kapasitesi çok yüksek olan çocuklar genelde gözden kaçıyor. 5 yaşından küçük çocukların zekasını IQ testi ile kanıtlamaya çalışan aileler var. Maalesef IQ testi okul öncesi yaşlarda bize anlamlı sonuç vermez. Ayrıca yetenek genelde tek bir alanda olacağı için bunu testle anlamanın yolu yoktur. Çocuğunuzun ilgi alanlarını çok iyi gözlemleyin.

İlgi ve sevgi, başarıyı artırıyor
Tüm çocuklar hayatlarının ilk üç yılında sevgi, bağlılık ve güven arar. İleriki yaşlarda sağlıklı öğrenmenin ilk şartı, bebeklikte bunların sağlanmış olmasıdır. Daha sonra beynin gelişmesi için uyaranlara ihtiyacı vardır. Bebeğiniz her yeni kelimede, hikayede, şarkıda, oyuncakta, kokuda, dokuda, gülücükte, mekanda durmadan öğrenmektedir. Bunun için çaba harcamanıza gerek yok. Bazı bebekler ve küçük çocuklar bu öğrenme aşamasında yaşıtlarından çok daha hızlıdır. Bazıları da ilgi ve destekle hızlandırılabilir.
Düzenli bir aile hayatı sağlamak, ona sık sık dokunmak, sık sık konuşmak veya şarkı söylemek, bolca kitap okumak, doğada keşif yapmak, yemek yapmak, çamurla oynamak gibi ilginç deneyimler yaşamasına olanak tanımak, bol bol oyun oynayarak öğrenmesine fırsat vermek….

Oyunla öğretin
Eğitimsel dvd’lerin veya bilgisayar oyunlarının çocuğun zekasını geliştirdiğine dair hiçbir kanıt yok. Öğrenmenin en önemli yolu eğlencedir. Nörobilimsel araştırmalar, beynimizin bir hareketi tekrarlamak ve hatırlamak için aradığı en önemli şartın “zevk” olduğunu gösteriyor. Bu yüzden oyun çocuğunuz için her şey demektir. Bu şekilde yaratıcılıkları, dil ve matematiksel becerileri gelişir. Deneyler yaparlar, deneme yanılma yoluyla öğrenirler, tamir ederler, oyuncakları konuşturarak iç dünyaları hakkında ipucu verirler, evcilikle sosyalleşirler ve hayatı tanırlar. Okul öncesi eğitimin temeli 100’e kadar saymak veya ismini yazabilmek değil, oyunla öğrenmek olmalıdır.

Çok konuşun
Çocuğunuzun dil gelişimi iyiyse, onunla konuşurken biraz daha süslü cümleler kurun, bol bol sıfat kullanın. Neredesiniz, o sırada ne yapıyorsunuz, ne hissediyorsunuz… Durmadan anlatın. Böylece kelime dağarcığı genişleyecektir. Bol bol kitap okumayı da ihmal etmeyin.
Yeteneği geliştirmek için zorlayıcı ama yapılabilir hedefler belirleyerek, bir sonraki adıma ulaşması için ona destek olun. Mesela çocuğunuz “dur” işaretinin ne olduğunu soruyorsa, anlamını açıklayabilir, tek tek d-u-r kelimelerini tanıtabilir, daha sonra bir mağazaya gittiğinizde ona “d” harfini etrafta görüp görmediğini sorabilirsiniz. Bulamazsa siz yerini gösterip, başka “d”ler aramasını isteyebilirsiniz.
Meraklı çocuklar için bir soru defteri hazırlayın. O anda cevabını bilmediğiniz bir şey soruyorsa, daha sonra araştırmak üzere yazın. Daha sonra vaktiniz olduğunda, beraber kitap karıştırın veya cevabı internetten arayın. Tüm bunlar çocuğun zekasını olumlu yönde geliştirecektir. Ayrıca bu defter büyüdüğünde, ona çok güzel bir çocukluk hatırası olacaktır.

Öğretmen değil, rehber olun
Otoriter bir öğretmen yerine, şefkatli bir rehber olun. Çünkü tavır çocuğun öğrenme süresini etkiliyor. Kendi kendinize “Bu çocuk, benimkinden daha mı iyi sayıyor” yerine, “Çocuğum için yeni ve heyecan verici şeyleri ortaya çıkarabiliyor muyum?” sorusunu sorun. Anne, okullardan ve öğretmenlerden çok daha fazla öğretici güce sahiptir. Sadece ilgi alanlarını takip edin. Dinozordan mı hoşlanıyor, bununla ilgili kitaplar okuyun, filmler, oyuncaklar alın, onu müzeye götürün. Teknik olarak yanına oturup hiçbir şey öğretmenize gerek yok. Çocuğunuz için en büyük hediye, yanında olmanız ve onunla zaman geçirmenizdir.

Yine de, üstün zekalı olup olmadığını merak ediyorsanız…

Aşağıdaki kriterler, çocuğunuzun dahi değil ama nispeten üstün zekalı olduğunu gösterir.

u Kelime hazinesi fazlaysa, 18 aylıkken düzgün cümleler kuruyorsa…
u Konsantrasyonu yüksekse, mesela iki yaşındayken 30 dakika boyunca aynı şeyle ilgileniyorsa…
u Zihinsel beceri isteyen faaliyetleri erken yaşta yapabiliyorsa, mesela çok parçalı yap-bozları iki yaş civarında birleştirebiliyorsa…
u Problem çözmede ve düşüncede yaratıcıysa…
u Kitapları seviyor ve sizden okumanızı istiyorsa…
u Müziğe tepki veriyorsa…
u Düzenli ve organize ise, mesela oyuncaklarını gruplara kendi başına ayırıyorsa…
u Çok soru soruyorsa…
u Detayları hatırlıyorsa, mesela daha önce gitmiş olduğunuz bir yeri ayrıntılarıyla tasvir edebiliyorsa…
u Yaratıcı ve hayali oyun kurmayı seviyorsa, hatta hayali arkadaşı varsa…
u Kendinden büyük çocuklarla oynamayı seviyorsa…
u İnsanlara ilgi gösteriyorsa ve kolay iletişim kuruyorsa…
u Oyun oynarken, daha az büyük rehberliğine ihtiyaç duyuyorsa…

Okullar yani alerji sezonu açıldı
Defne ve Ege anaokuluna geçtiğimiz yıl başladı. Ne kadar devam ettiler diye soracak olursanız, yarı yarıya…
Okulların açılmasıyla beraber, bizimkiler sık hastalanmaya başladı. Esas sıkıntı, öksürüğün ve göğüsten gelen hırıltının çok uzun sürmesiydi.
“Alerjik herhalde…” diyerek alergologlara taşındık. Geçtiğimiz yıl her nefes alıp verişte düdük gibi öten Ege’ye Prof. Dr. Haluk Çokuğraş şok bir tedavi uygulamış, iki gün boyunca 3 saat arayla verdiği ventolin ve pulmicort spreylerle ötme sesini kesmişti.
Daha sonraki günlerde, artık bu spreylere bağımlı hale gelmiştik. Ne zamanki okul kapandı ve kendimizi Bodrum’a attık, bizimkiler sağlığına kavuştu.
Bu sene, okula başlamadan önce tedbirli davranıp Amerikan Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayla Göksel’i ziyaret ettik.
Göksel, Defne ve Ege’yi muayene ettikten sonra son derece anlaşılır bir şekilde sorunu anlattı:
“Bu, Reaktif Hava Yolları Hastalığı. Enfeksiyon, hava değişikliği, yüksek nem oranı, sigara dumanı gibi kriterler hastalığı tetikliyor ve bronşlarda daralma meydana geliyor. Ventolin bu daralmayı açıyor, pulmicort ise açıklığın uzun süre korunmasını sağlıyor. Yüzde 80 civarında çocukta bu hastalık 6-7 yaşında kendiliğinden geçer. Yüzde 10’da 11-12 yaşa kadar sürer. Çok az çocukta ise, genetik nedenlere bağlı olarak devam eder.”
Çok şükür ailede bu tür şikayetleri olan kimse yok. Göksel, devam ediyor:
“Sigara içilen evlerde tedavinin hiçbir anlamı yok. Bu çocukların yanında açık havada dahi sigara içilmemelidir. Astım teşhisi ise ancak
5 yaşından sonra yapılacak olan deri testi ile konulabilir.”
Geçen sene kan testi yoluyla, Ege’nin ev akarına ve süte alerjisi olup olmadığı araştırılmış, çocukluk çağı alerjileri arasında en sık rastlanan bu iki tür, Ege’de negatif çıkmıştı. Ayla hanım, testler ile ilgili beni aydınlatmaya devam ediyor:
“Maalesef 5 yaşından önce çocuklara detaylı alerji testi yapmak mümkün değil. Deri testi yanlış (-) sonuç verebiliyor. Ayrıca, çocuğun cildinin kuru olmaması gerekiyor. Kan testinde ise çocuktan yeterince kan almak mümkün olmadığı için ancak temel uyaranları arayabiliyoruz. Bir de bu test çok pahalı. Ama sonucun doğru olduğunu biliyoruz.”
Doktor Defne’den kan testi istiyor. Tedavi olarak her akşam için bir çiğneme tableti ve her sabah için bir sprey veriyor. Çok sıkışırlarsa araya ventolin ile gireceğiz. Bu araya girişleri hep not alacağız. Ona göre 3 ay sonra yeni tedavi şeklimiz belli olacak.
Göksel’in okulların açıldığı şu günlerde anne babalara tavsiyesi ise şöyle:
“Kıyafete ve beslenmeye dikkat! Fazla kalın veya ince kıyafetler, en önemli enfeksiyon nedeni. Çocuk bir de iyi beslenmiyorsa, bağışıklık sistemi zayıflıyor ve Reaktif Hava Yolları hastalığına zemin hazırlanıyor. Grip aşısını ise sadece şiddetli astım hastalarına öneriyorum. Bu aşılar bir önceki yılın salgın ve bu yılın öngörülen virüsleri dikkate alınarak hazırlanıyor. Çoğu zaman yepyeni virüslerle karşılaştığımız için bu aşı pek bir işe yaramıyor.”
Birçoğunuzun okulların açılmasıyla beraber benzer sıkıntılar yaşayabileceğini düşünerek yazdım bunları. Yani “Benim çocuğumun öksürüğü niye bir türlü geçmiyor” diye üzülmek yerine bir alergoloğa gidin. Çözüm geçici değil, sürekli tedavide olabilir.

Kaynak: www.biymed.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Buzdağının görünmeyen kısmı

suçlama, söylenme, ördek sendromu, başarı

Ördek sendromu nedir? En belirgin özellikleri nelerdir? Hiç çalışmıyormuş gibi görünen ama başarılı olan insanlar bunu nasıl yapar? İşte tüm bunlara yanıt olabilecek nitelikte bir makale…

Ördek Sendromu: Neden Başkalarının Daha İyi Yaşadığını Düşünürüz

İş yerimizde her şeyi büyük bir titizlikle yapan oldukça sakin bir eleman vardır; üniversitede hiç çalışmıyormuş gibi görünen, sürekli gezen ama sınavlarını AA ile veren bir arkadaşımız, hiçbir ölçü kullanmadan dünyanın en lezzetli yemekleri yapan komşumuz…

Sosyal medya hesaplarımızı turlarken kendi kendimize söylendiğimiz çok olmuştur: “Nasıl bu kadar iyi bir hayat yaşıyor bu insanlar, oysa ben sürünme konusunda yılanlardan halliceyim!”

Bu örneklerden çok daha fazlasının zihninizde canlandığı ve bunları düşünürken: “Ben bu kadar çabalarken ve onlar hiçbir şey yapmazken neden aldıkları sonucun yarısını bile elde edemiyorum? Bunu onlardan daha fazla hak ediyorum!” diyerek sitem ettiğimiz aşikar.

Bu yazı, dışarıdan “en” nitelendirmesiyle bahsettiğimiz insanların da aslında bizden pek bir farkı olmadığını bilmeniz ve kendinizi suçlamayı bırakmanız için yazıldı. Keyifli okumalar!

***

Pek çoğumuz suyun üzerinde dans eder gibi yüzen ördekleri seyredip hayran kalmışızdır. Suyun üst kısmından bakarken herhangi bir problem olduğunu düşünmeyiz, esas karmaşıklık suyun altındadır. Ördek o küçük perdeli ayaklarını hızlıca çırparak suyla mücadelesini sürdürmeye çalışır.

Stanford Üniversitesi tarafından öğrencilerin zorluklarını tanımlamak için ortaya atılan “ördek sendromu” kavramı, ördeklerin suyla mücadelesinden ilham alınarak adlandırılan ve günlük hayatımızı zorlaştıran bir düşünce sistemini özetlemektedir.

Aslında ördek sendromu, öğrencilerin herhangi bir sıkıntı, depresyon, kendinden şüphe etme kaygılarını bastırırken dışarıdan sakin görünebilme yeteneklerini ifade etmek için kullanılmıştır.

Mücadele etmeden veya çaba göstermeden başarma izlenimini başkalarının özellikle bilmesini isteyecekleri şekilde görüntüleri yaymaya-yayınlamaya olanak sağlayan sosyal medya kullanımının yoğunlaşması da bununla ilgilidir.

Örneğin bir üniversite öğrencisinin güzel bir filtre ile geliştirilmiş seyahat görüntülerini paylaşması ve akranları ile sosyalleşmesi, gece geç saatlere kadar kütüphanede kalmasını ya da projesi için yediği ret maillerini paylaşmasından daha olasıdır.

Aynı mantıkla etrafınızdaki insanların zahmetsizce yaşamaları, sınavlara girmeleri, stajlara katılmaları ve partilere gitmeleri esnasında dört sınavınız, dört saatlik uykunuzla birlikte üç projenizi yürütürken gezmelere çıkmanız biraz zor görünüyor.

Tabii ki arkadaşlarınızın başarılı olduğunu görmeyi seviyorsunuz ancak siz, kişisel yetersizlik hissiyle ayakta kalmaya çabalarken herkes nasıl bu kadar mutlu ve rahat olabilir?

Esas soru şu: “İnsanlar gerçekten göründüğü kadar mutlu, zengin, başarılı, rahat ya da mükemmel mi?”

Cevabı hepimiz biliyoruz: değiller. İnsanlar, günümüz “mükemmel olmaya zorlayan, mükemmel olmayanı dışlayan” dünyasına uyum sağlamak için şekilden şekle girmeye mecbur kalıyor. Bu durum yokuş aşağı yuvarlanan küçük bir kartopu gibi çoğumuzu içine katarak büyümeye devam ediyor.

Hepimiz, olmayı istediğimiz başkalarının da olduğunu zannettiğimiz muhteşem kareler içerisinde kayboluyoruz.

İş yerinizde her şeyi büyük bir titizlikle yapan ve oldukça sakin görünen o eleman sabahlara kadar bir sorun çıkmaması için çalışıyor, siz ortak olmayan bu süreci görmüyorsunuz.

Üniversitede gezilecek tüm mekânları bilen ama notları da AA altına düşmeyen o arkadaşınız bütün verimli ders çalışma taktiklerini zorluklarla öğrendi, ders çalışmak için ayırdığı vakitte sadece ders çalışmaya odaklanıyor.

Hiçbir tarif ya da ölçü kullanmadan tüm yemeklerini lezzetli yapan komşunuz o raddeye gelene kadar pek çok kez yemeğini yaktı, pek çok kişiden olumsuz eleştiri aldı.

Sosyal medya hesabında az önce dünyanın öteki ucunda yemyeşil bir ormanda kamp yaptığını paylaşan arkadaşınız ailesiyle büyük bir tartışma yaşadı ve evden ayrıldı, siz bu olaydan haberdar değilsiniz.

En başarılı cerrah seçilen o tıp doktoru, siz o unvanı görmeden önce pek çok güzel şeyden vazgeçerek yıllarını kariyerine adadı.

“Buzdağının görünmeyen kısmı” sizin kendi içinizdeki yıkımları bilmeniz ama başkaları için -belki çok daha fazlasını yaşamış olmasına rağmen- bunu hissedememenizdir.

Hiç kimsenin hayatı bir ördeğin suyun üzerindeki süzülüşü kadar hayranlıkla izlenesi değil. Kendinizi bir başkası gibi olmaya çalışmaya zorlamak, suyun altındaki ayaklara yapacağınız en büyük kötülük olur.

Sağlıcakla…

Kaynak:  www.matematiksel.org

Okumaya devam et

MAKALE

İş başvuruma neden geri dönüş alamıyorum?

özgeçmis, iş başvurusu geri dönüş süresi, insan kaynakları, cv

Siz de birçok şirkete özgeçmişini gönderip dönüş alamayanlardan mısınız? O zaman bu makale tam size göre… İşte iyi bir özgeçmiş hazırlamanızı sağlayacak ve özgeçmişinizi görünür kılacak detaylar…

İK uzmanından iş başvurusuna geri dönüş alamamanızın nedenleri

İş arıyorsunuz, ilanlara başvuruyorsunuz ama bir türlü başvurularınıza geri dönüş alamıyorsunuz. CV ve Kariyer Danışmanı, İnsan Kaynakları Profesyoneli Esra Kemer, iş başvurusu sürecinde İK uzmanlarının gözünden adayların yaptığı hataları ve başvurulardaki eksiklikleri anlatıyor.

“Sürekli iş başvurusu yapıyorum neden dönüş olmuyor?” Kâbus gibi günler… İş arayıp duruyorsunuz, ilanlara başvuruyorsunuz ama bir türlü başvurularınıza geri dönüş alamıyorsunuz, mülakata bile çağırılmıyorsunuz. Neden, diye sorup duruyorsunuz kendinize ama bir cevap bulamıyorsunuz.

Bu yazımda amacım kesinlikle iş arayan kesimi eleştirmek ve İK uzmanlarını korumak değil öncelikle bunu belirtmek isterim. Ancak sizler iş başvurusu yaparken diğer dinamikleri de bilirseniz daha bilinçli hareket eder ve kendinizi geliştirip markanızı kuvvetlendirirsiniz. Madalyonunun diğer yüzünü bilmek size fark katacak, gelişmenizi sağlayacaktır.

İK profesyonelleri ve kurumlar İK politikalarında çok mu iyi? Hayır, tabii ki… Her meslekte iyiler ve kötüler var. Kurumun başvurulara geri dönüş politikası farklı olabilir. Benim fikrim ise mutlaka bir şekilde iş başvurusu yapan her adaya geri dönüş yapılması yönünde.

İK tarafında süreç nasıl işliyor?

İK uzmanlarının performansı, açık pozisyonları doğru ve nitelikli profesyoneli bularak hızlı kapatmaları ile ilintili. İlan vermek ve mülakatlar dışında İK profesyonellerinin yürüttüğü başka süreçlerde var belki bilmediğiniz. Bu süreçler;

Açık pozisyona ait yönetici ile iletişimde kalmak,

İlanda yer alan detayların doğru ve eksiksiz olması için personel talep formunun peşinde koşmak,

İlanın yayınlanmasını sağlamak,

Mülakat davetleri yapmak (Gelmeyen adaylardan dolayı kaybettiği vakitte yeniden aday daveti yapmak),

İlana başvurup randevusuz gelen adaylarla görüşmek,

Aday havuzunu oluşturmak üzere CV’leri incelemek gibi…

Peki, İK profesyonelleri iş arama kanallarında iş ilanını yayınlandığında ne oluyor da sizi mülakata çağırmıyorlar? Neden tam da size göre olan ilana ait başvurunuzdan sonra size geri dönüş yapılmıyor bir zahmet? Mülakata çağırılmamanızın birkaç sebebi;

“İlanda X bölgesinde oturan aday” diye belirtilmiş ama hiç alakası olmayan başka bir ilde oturan adaylar başvurduğunda, o adaylar direkt eleniyor. Çünkü ilanda belirtilen şehre servis yoktur yani adayın adresi uygun değildir. Elenirsiniz… Eğer adres değişikliğiniz varsa uygun yedek CV’nizi kullanabilirsiniz.

İlanda işin niteliğine göre mezun olunan okul detayları belirtilir. “Bu okulların birinden mezun olmadım ama bir şansımı deneyim, ne de olsa benim bölüm de istenilen bölümlere yakın” gibi bir düşünceniz olabilir, ama filtreye takılırsınız. Eğer bu farklılığı kapatacak eğitimleriniz-sertifikalarınız var ise mutlaka CV’nizde belirtin, faydalı olur.

Yaş konusu işin niteliğine ve gerekliliklerine göre önemli olabilir İK uzmanları için. Sahada sıcak satış yapan ekibin yaş ortalaması 26 olduğu için ilanda 30 yaşını aşmamış yeni bir çalışan aranıyordur ve bu detay ilanda belirtilmiştir. “Olsun, ben uyum sağlarım” diye 37 yaşında işe başvurursunuz, ancak yine bir filtreleme ile elenirsiniz.

Kariyerinizi aldığınız eğitim ve becerileriniz dâhilinde değiştirmeye karar vermiş olabilirsiniz. Başvurduğunuz iş ile ilgili tecrübeniz yoksa elenirsiniz. Çünkü bu işe daha uygun başka adaylar vardır emin olun, elenirsiniz. Eğer tecrübeleriniz başvurduğunuz işe uygunsa bunu bir şekilde CV’de öne çıkarmalısınız ki mülakat daveti alın. İkna etmelisiniz.

İK uzmanı bir şekilde CV’nizi inceledi, harika haber! Sizinle telefonla iletişime geçecek telefonunuzu arıyor ama telefon numarası kullanılmıyor ya da bir şekilde size ulaşamadı, elenirsiniz. Yedek telefon numarasını arıyor, konudan anlamayan bir kişi açtı ve not almadı; mail attı siz okumadınız. Daha ne yapsın İK uzmanları? CV’de en güzel Facebook profil fotonuz ve karizmatik e-posta adresinizi kullanmıştınız halbuki. Sonra lütfen geri dönüş olmuyor demeyin…

Her CV gönderildiğinde veya ilana başvurduğunuzda mülakata çağrılmayabilirsiniz, çok normal. Filtreler kullandığında eğer bu ve benzeri eksikler varsa CV’niz görüntülenmeyebilir. İK uzmanlarına açık ilanları için yüzlerce hatta binlerce CV geldiğini düşünürsek çok da şaşılacak bir durum değil. İK uzmanının CV’nizin okumanızı sağlamalısınız. Öncelikle CV’niz güncel, sizi ifade edebilmeli ve mutlaka başvurduğunuz işe göre hazırlanmış bir CV olmalı.  Başvuru/ön yazı ile işe uygunluğunuzla ilgili gerekli detayları vererek, uygun olmayan durumları nasıl uygun hale getireceğinizi belirtebilirsiniz. (Adres değişikliği gibi)

Diğer bir konuda İK uzmanlarına gönderilen iş başvurusu ve CV paylaşım e-postaları…

Tam çalışırken yeni posta uyarısı gelir ve e-posta açılır.  İK uzmanları da yoğun bir şekilde çalışıyor, tıpkı diğer profesyoneller gibi. Bomboş veya “Ekteki CV’yi dikkate alır mısınız?” diye yazılmış bir e-posta, ne kadar özenli duruyor bir düşünün…  Başvurulan pozisyon, kariyer hedefi, öz geleceğe dair bir açıklama yazısı, hiçbir şey yok. Gözden kaçabilir mi? Evet, kaçar. Daha şık ve doğru bir şekilde başvuran adayların arkasına geçer mi? Evet, geçebilir mümkün… Tecrübelilerin CV’sinin değerlendirilmesi daha da zor çünkü birden fazla pozisyona uygun olabilir. Bu yüzden İK uzmanları ile iletişime geçerken yazışma kuralları dâhilinde özellikle başvurulan ilan, çalışabilecek pozisyonların belirtildiği bir ön yazı ile gönderilmeli. E-postanız içeriği, sizin özenli bir profesyonel olduğunuzu hissettirir, tavsiyemdir.

Sosyal ağlar nasıl kullanılmalı?

Sosyal ağlarda da “İş arıyorum lütfen yardımcı olun, çok mağdurum. İş bulmamı sağlar mısınız?” içerikli paylaşımlar olabiliyor. İK uzmanı o sırada açık pozisyonu varsa ve unvanınız uygunsa hızlıca ilgilenebilir. Ancak bu tip detay içermeyen paylaşımlar bireysel markanız hakkında ne kadar güçlü bir etki bırakır, tartışılır. Nasıl anılmak istiyorsanız bunu hissettirecek şekilde iletişime geçebilirsiniz. Örneğin, “İş arıyorum ilgilenenlere CV’mi gönderirim” diye düşünmek yerine “X-Y-Z konularında tecrübe sahibiyim, A-B-C gibi yetkinliklerim bulunmaktadır. Bu bilgi ve becerilerimi kullanabileceğim X sektöründe Y pozisyonlarında çalışmak üzere iş arayışım mevcuttur” gibi odaklı bir şekilde duyurmak daha etkili olur.

Bu örnekler daha da artabilir veya kişiden kişiye farklılıklar gösterebilir. Özetle,

Profesyonel kimliğinizi iyi tanıyın ve iş başvurularınızı hedef ve niteliklerinize göre yapın.

CV’niz mutlaka becerilerinize ve hedefinize göre yedekli olsun. İlana uygun CV ile başvurun.

Eksik, görev tanımlarının ve iletişim bilgilerinin yazılmadığı CV’ler kullanmayın.

İlanları iyi okuyun ve tam olarak iş tanımı ve nitelikleriniz uygunsa başvurun. İşinizi şansa bırakmayın. Güçlü yönlerinizi ve farklılıklarınızı nasıl uygunlaştıracağınızı mutlaka önyazınızda, CV’nizde veya e-postanızda uygun bir dille ifade edin.

E-posta atarken CV’nizi dosya isminde adınız-soyadınız-başvurduğunuz pozisyonun adı ile gönderirken profesyonel kimliğinizi, tecrübelerinizi hangi pozisyonlar ve ilan için değerlendirilmesini istediğinizi belirtin.

Bu ve benzeri detaylar sebebiyle elenip gidebilirsiniz. İK uzmanları da işini yapıyor ve performansını göstermek zorunda ve onları da bir çalışan olarak anlamak gerekir. İK uzmanının gözünden bakarsanız siz de başvurularınızı daha etkili yapabilir ve kendinizi geliştirebilirsiniz. Öncelikle;

CV’nizi güncelleyin ve yedekleyin. Görevleriniz, yetkinlikleriniz gibi hedefe göre eksiksiz olsun.

İlanları daha da dikkatli okuyun ve uygun olanlara başvurun.

Genel önyazınız hazır olsun ve bir de ilana göre önyazınızı güncelleyin.

İK uzmanları CV’nizi ve başvurunuzu aldığına dair geri dönüş yapmalı mı? Evet yapmalı.

Sonuçta hepimiz birer değeriz.

Yazar: Esra Kemer
Kaynak:www.kariyer.net

Okumaya devam et

MAKALE

Nasıl teklif etmeliyim?

ilişkiler, ilginç evlilik teklifleri, evlilik teklifi, evlilik, evlenme teklifi

Evlilik teklifi etmeye mi hazırlanıyorsunuz? Nasıl bir teklifte bulunacağınızı bir türlü bulamıyor musunuz? İşte aklınıza yepyeni fikirlerin gelmesini sağlayabilecek en ilginç evlilik teklifleri…

Dünyanın en ilginç evlilik teklifleri

“Benimle evlenir misin?” sorusunu sormak için on binlerce dolar harcamaya hazır insanlar var

“Benimle evlenir misin?” sorusunu sormak için on binlerce dolar harcamaya hazır insanlara hizmet verecek şirketlerin sayısı giderek artıyor.

Londra’da tarihi bir tiyatroda oyuncular Romeo ve Juliet oyununun provasını yapıyor. Shakespeare hayranı New Yorklu Amanda Lynch ve erkek arkadaşı Andrew Smith provanın tek seyircileri. Enstrümanlar çalıp koro şarkı söylemeye başlayınca Andrew Amanda’nın önünde diz çöküp elini tutarak sorusunu soruyor: “Benimle evlenir misin?”

Bir süre sonra kendisini parmağında elmas bir yüzükle ve aşk mektupları arasında bulan Amanda “En güzel evlilik teklifiydi bu” diyor.

Fakat bu sahneyi düzenlemek için iki aylık plan yapılmış, 25 kişilik oyuncu, müzisyen, koreograf tutulmuştu. Bunları 4000 dolar karşılığında The One Romance adlı organizasyon düzenlemişti.

32 yaşındaki Smith’in diğer kardeşleri de böyle ilginç mekânlarda evlilik tekliflerini yapmış, biri Paris’te Eiffel Kulesi’ni, diğeri New York’ta Eockefeller Centre’ı kullanmıştı bunun için.

Hızla gelişen sektör

Evlilik törenleri sektöründe bu alan yeni gelişiyor denebilir. ABD’de geçen yıl bu sektörde 72 milyar dolarlık harcama yapılmış, evlilik planlama şirketleri bundan 1,2 milyar dolarlık pay almıştı.

Los Angeles’ta 2010’da kurulan The Heart Bandits adlı şirketin sahibi Michele Velazquez, bugüne kadar evlilik teklifi planlaması için kendilerine başvuran 2000 müşteriye dikkat çekerek bunun hızla gelişen bir sektör olduğunu ve müşterilerinin çoğunun erkek olduğunu söylüyor.

Evlilik teklifi için 52 bin dolar harcayan bir müşterisi, New York’ta bir teras bahçesi kiralamış, buradaki havuzun tabanına özel olarak sevgilisinin ve kendi isminin baş harflerini yazdırmış, üç metreye yakın orkide buketi hazırlatmış, pahalı bir çift ayakkabı hediye etmiş, orkestra eşliğinde arkadaşlarına ziyafet çekmişti.

2014’te Londra’da kurulan The One Romance adlı organizatör şirket ise bugüne dek 2000 müşteriye hizmet vermiş.

Sosyal medya etkisi

Şirketin kurucularından Tiffany Wrigth, müşterilerinin romantik fikirlerle gelen, ama her şeyi organize edecek zaman bulamayan zenginler olduğunu söylüyor.

En düşük bütçeli evlilik teklifi 1250 dolardan başlıyor. Ama bir müşterisi 700 şarkıcı ve bazı ünlüleri de içeren organizasyon için 625 bin dolar ödemiş.

Bu aşırılıklarda aşkın etkisi kadar, yaşanan anı sosyal medyada paylaşma güdüsü de yatıyor. Wright, sosyal medyanın evlilik teklifine rekabet özelliği kattığını söylüyor.

Özel sinemada özel film

Geçen yıl İngiltere’nin Kent bölgesinden internet tasarımcısı ve dijital pazarlamacı Anthony Williams şimdi karısı olan o zamanki sevgilisi Dembi’ye özel bir teklif yapmak istemiş.

Londra’nın ünlü Covent Garden semtinde bir otelin restoranında yemek yedikten sonra otel çalışanları onları özel sinema salonunda bir film izlemeye davet etmiş. Işıklar sönüp film başladığında ekranda 48 yaşındaki Anthony çıkmış. Dembi’yi neden sevdiğini anlatmış bir süre.

Sonra müzisyenler ve şarkıcılar girmiş salona ve Anthony’nin teklifi yapacağı ortamı hazırlamışlar. Bu hizmet için 6200 dolar ödemiş.

‘Romantik balon’

Paris’teki ApoteoSurprise adlı şirketin sahibi Nicolas Gerreau bunun “romantik bir balon” olduğunu söylüyor. 2006’dan bu yana 1600 evlilik teklifi organizasyonu yapmış.

Ismarlama teklif hazırlıklarının yanı sıra 30 farklı senaryo seçimi sunuyor müşterilerine ve bunların en az masraflı olanı 300 dolardan başlıyor.

Paris’i Rolls Royce Corniche ile dolaşıp Seine Nehri vadisinde bir malikane terasında yemek yedikten sonra jetlerin gökyüzünde çizeceği kalpleri seyretmeyi içeren bir tören ise 21 bin dolara mal oluyor.

En fazla ilgi gören törenlerden biri de 2100 dolara atların çektiği bir Kül Kedisi Sindirella arabası ile Paris turu, çikolatadan yapılma bir ayakkabı ve Seine Nehri’nde kayık gezisi içeriyor.

“Kadınları ağlatan bir işletme işletiyorum” diyor Gerreau. “Gözyaşı akmazsa işimi eksik yapmış gibi hissediyorum.”

Kaynak:  www.t24.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER10 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER12 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER12 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER12 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER12 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND