Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

‘çizgi dışı’ başarı taktikleri

Amerikalı yazar Malcolm Gladwell, başarının sadece kişisel özellikler, kararlılık ve yetenekle ilgili olmadığı konusunda oldukça ısrarlı olan isimler arasında yer alıyor. Çok satanlar listesinde yer alan Çizginin Dışındakiler kitabıyla çizgi dışı başarıları yakalamanın sırrını anlatan Gladwell, başarıda koşulların etkisinin göz ardı edilmemesi gerektiğini savunuyor. İşte Galdwell’den çizgi dışı başarı taktikleri…

Başarıya tapınan bir dünyada herkes kazanmanın sırlarını öğrenmek istiyor. Amerikalı yazar ve “pop sosyolog” Malcolm Gladwell’e göre başarının sırrına vakıf değiliz. Hatta başarı hakkında gayet kabataslak ve basmakalıp fikirlerimiz var.

Gladwell başarının sadece kişisel özellikler, kararlılık ve yetenekle ilgili olmadığında gayet ısrarlı: “İnsan yoktan var olmaz. Soya, sopa ve himayeye bir şeyler borçluyuz. Kralların karşısına dikilen insanlar bunu tek başlarına yapmış gibi görünür ama bu doğru değil.” Yani kültürel mirasınız ve gizli avantajlarınız uygunsa yırttınız. Bu avantajları ve sıradışı fırsatları merak eden o kadar çok insan var ki, Gladwell’ın kitabı Outliers (Çizginin Dışındakiler) hit, kendisi de bir yıldız oldu.

Malcolm Gladwell çok parlak bir hikayeci. Konferans verdiği salonları tıka basa dolduran bir konuşmacı aynı zamanda. En büyük marifeti karışık akademik açıklamaları dramatize edip anlaşılır hale getirmek. Kimi zaman entelektüel yeterliliği sorgulansa da, tüm dünyada fikirlerine çok önem veren hatırı sayılır bir mürit topluluğu var. Yoksa neden kitapları haftalarca en çok satanlar listesinde yer alsın, insanları konuşmalarını dinlemek için neredeyse Rolling Stones konserine verdikleri parayı gözden çıkarsın ki?

Anlayacağınız Gladwell’in kendisi de tam bir başarı timsali. Dolayısıyla başarı hakkında konuşmaya hakkı var ve söyledikleri can kulağıyla dinleniyor. Yazdıklarına kıymet veriliyor, prestijli yayınlarda röportajları yayınlanıyor ve zaman zaman hafifçe kıskançlık kokan tartışmalara konu oluyor. Gladwell’ın kitaplarının kolay hazmedilmesi sizi yanıltmasın. Konularına kışkırtıcı bir yaklaşımı olsa da, ele alış biçimi epeyce terbiyeli. Hatta sofistike. Hem sık sık güncel örneklere ve referanslara başvuruyor, hem de çıkarımlarını sosyolog, psikolog, ekonomist ve tarihçilerin çalışmalarına dayandırıyor.

Popüler bilim yazarlığından miras, konuşur gibi yazma üslubu da işine yarıyor. Okurun kafasına tatlı tatlı giriyor ve ciğerini tüketmeden entelektüel olduğunu hissettiriyor. Kitaplarını herhangi bir kitapçının raflarını dolduran binlerce motivasyon ve kendine yardım kitabından ayıran en önemli fark da bu. Bir İngiliz eleştirmenin dediği gibi: “Geçen yüzyıla damgasını vuran büyük ideolojiler çöktüğü için karmaşık bir dünyada hayatta kalabilmek için basit ve şaşırtıcı numaralara ihtiyacımız var. Ve Gladwell’ın yaptığı tam da bu!”

KİMSE TEK BAŞINA BAŞARAMAZ
Bazı insanlar neden daha başarılı olur? Daha etkili ve üretken bir yaşam sürer? Ve neden bazıları potansiyellerini kullanamaz? Pek çok yetenekli insan arasında öne çıkanlar kimler? Gladwell’e göre başarı için zeki, çalışkan, hırslı ve tutkulu olmak gerekiyor ama iş bu kadarla bitmiyor. Başarı öngörülebilir bir rota izliyor. Sadece kararlarımızın ve çabalarımızın bir toplamı da değil başarı. Daha çok bir armağan. Çizginin dışındakiler, doğru zamanda doğru yerde bulunma şansının yanı sıra kendilerine fırsat verilenler. Ve bu fırsatları değerlendirecek güç ve soğukkanlılığa sahip olanlar.

Yazara kulak verirsek: “Kişisel liyakat, ‘en iyiler kazanır’ ve ‘insan kendi kendini yetiştirir’ mitlerine o kadar çok kapılmışız ki, çizgi dışındakilerin topraktan fışkırdığını sanıyoruz. Kitabı yazarken bayrağı bir adım ileri götürenlenin geldikleri kültürleri, ailelerini ve mensup oldukları kuşağı hep göz ardı ettiğimizi gördüm. Oysa ne kadar yetenekli olursanız olun bazen koşullara ve kültürel mirasınıza özgü sınırlamalardan kaçmanız mümkün olmaz. Başarı kesinlikle bir grup çalışmasıdır. Hiçbir atlet, bilgisayar programcısı ya da rock star tek başına başaramamıştır. Dahi olsalar bile… Başarılarında mutlaka pek çok insanın katkısı olmuştur.”

DOĞUM TARİHİ BİLE ETKİLİ
Kontrolümüzün dışındaki şeylerin başarı üzerindeki etkisini fazlasıyla küçümsediğimize inanıyor Gladwel: “Genellikle insanlara ve başarı hikayelerine bakmaktan onları yaratan koşullara gerektiği kadar yoğunlaşamıyoruz. Halbuki bunlar derinlemesine incelenmeyi hak ediyor. Aileleri, doğum yerleri ve tarihleri çok önemli. Yakından bakınca, başarılı insanların çoğunun gizli avantajlara ve olağanüstü fırsatlara sahip olduklarını gördüm. Kimi durumlarda da dezavantajlarını avantaja dönüştürmüşler. Öğrenmelerine, çok çalışmalarına ve dünyaya diğerlerinin veremediği biçimlerde anlam vermelerine olanak tanıyan kültürel miraslardan yararlanmışlar. Ait olduğumuz kültür ve atalarımızdan kalan miras başarı modellerimizi hayal bile edemeyeceğimiz yollarla biçimlendirir.”

Neyse ki kadere razı olacak biri değil Gladwell, çözüm de öneriyor: “Bugün başarıyı belirleyen ‘şanslı farklılık’ yerine, fırsat eşitliği egemen olmalı. Çünkü toplum aramızdan kaç kişinin başarılı olacağı konusunda düşündüğümüzden daha etkili. Bunu çok umut verici buluyorum çünkü yetenekler her alanda çok daha kolay filizlenebilir. Böylece dünya yetindiğimizden çok daha zengin ve güzel bir yer olabilir.”

ÇİZGİNİN DIŞINDA BİR İSİM: MALCOLM GLADWELL
İngiltere’de doğdu, Kanada’da büyüdü. İngiliz babası mühendislik profesörü, Jamaikalı annesi psikoterapist ve yazar. Kitabını ithaf ettiği anneannesi Daisy, Colin Powell ile uzaktan akraba olduklarını söylüyor. Prestijli The New Yorker’da sürekli yazdığı bir köşesi var. Öncesinde Washington Post’ta bilim muhabiri olarak çalıştı. İlk kitabı “Tipping Point: How Little Things Make a Big Difference” (2000), (Kıvılcım Anı: Küçük Şeyler Nasıl Büyük Farklar Yaratır?) ile büyük bir sükse yaptı. Ardından ikincisi geldi: “Blink: Power of Thinking Without Thinking” (2005), (Göz Açıp Kapatıncaya Dek: Düşünmeden Düşünmenin Gücü) geldi. Son kitabı “Outliers” (2008) da dahil olmak üzere tüm kitapları Türkçe’ye çevrildi. Kitapları satış rekorları kıran Gladwell, 2005’te Time’ın “En Etkili 100 Kişi” listesindeydi. 46 yaşındaki yazar aynı zamanda ödüllü bir uzun mesafe koşucusu. New York’ta yaşıyor, bekar ve çocuksuz.

OUTLIERS’TAN OLAĞAN MUCİZELER
Başarının en büyük sırlarından biri, o konuda en az 10 bin saat çalışmak. Mükemmelliğin sihirli sayısı olan 10 bin saatlik çalışma yaklaşık 10 yıllık bir ustalaşma pratiği demek. Yani Mozart’ın beste yapmayı, Beatles’ın birlikte çalmayı ve Bill Gates’in de bilgisayar programcılığını öğrenmek için harcadığı zaman.

Varlıklı ailelerde doğan çocuklar kendilerini cesaretlendiren ebeveynler tarafından büyütüldükleri için başarı şansları daha yüksek. Bir başka avantajları da hayatları boyunca karşılarına çıkacak otorite figürleriyle başa çıkmayı öğrenmek.

Carnegie, Rockefeller and J.P. Morgan gibi dünyanın en zengin adamları 1830’ta dünyaya geldi.

Bill Gates ve Steve Jobs başta olmak üzere yazılım dahilerinin çoğu 1954-1955’te Kaliforniya’da doğdu.

Ayrımcılık yüzünden 2. Dünya Savaşı sonrası itibarlı hukuk firmalarında çalışma fırsatı bulamayan Yahudi avukatlar, mecburen şirket hukukuna yöneldi. Kapitalizmin palazlanması sayesinde büyük başarı elde ettiler. Bu güçlü avukatların çoğu evde giysi üreten Doğu Avrupalı çalışkan göçmenlerin çocukları. Genellikle 1930’lı yılların ortasında, Bronx ve Brooklyn’de doğmuşlar.

Kanada’daki başarılı buz hokeycilerinin ezici çoğunluğu yılın ilk aylarında (Ocak, Şubat, Mart) doğmuş. En büyük avantajları diğerlerinden ay farkıyla büyük olmaları.

New York Bronx’ta, yoksul çocukların arayı kapatmaları için pilot okul projesi KIPP (Knowledge is Power Program, yani Bilgi Güçtür Programı) devreye sokuldu. Öğrenciler, sabahın köründen akşama kadar ders yapılan bu okula cumartesileri ve yazın da (fazladan üç hafta) devam etmek zorunda. Sabır, motivasyon, disiplin ve kararlılığın öğretildiği KIPP’lerin üniversite başarısı diğer devlet okullarından yüzde 80 daha yüksek.

Otoritenin ve hiyerarşinin önemli olduğu Kore gibi kültürlerden gelen pilotlar hata yapmaya daha eğilimli.

Uzakdoğuluların neden daha çok matematik dahisi çıkardığını hiç merak ettiniz mi? Çünkü binlerce yıldır çeltik tarlalarında çalışan ailelerin çocukları. Pirinç tarımı çok büyük emek, özen ve süreklilik gerektiriyor.

Yazar, dünyanın en yüksek IQ’lu (195) insanlarından biri olmasına rağmen sıradan bir hayat süren Chris Langan ile atom bombasını geliştiren fizikçi J. Robert Oppenheimer’ı kıyaslıyor. Amerikan taşrasında ziyaret ettiği Langan’ın zekasından çok etkilenmiş ama “Bu zekanın hak etttiği yerde olmaması içimi acıttı” diyor. Langan tüm analitik zekasına rağmen sosyal becerilere ve pratik zekaya sahip değildi.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND