Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Ceo’lardan verimlilik formülleri

Zamanı çoğaltma gücümüz yok, ancak zamandan daha etkin olarak faydalanmak mümkün. Az zamanda çok iş başarmak istiyorsanız yapmanız gereken zamanı daha verimli kullanmanın yollarını bulmak. İşte 10 CEO’dan verimlilik formülleri…

verimlilik formülleri, kişisel verimlilik sırrı, ceo'lardan verimlilik önerileri

Verimlilik formülleri

 
10 farklı CEO’nun 10 farklı kişisel verimlilik sırrı.

Yönettikleri şirketler için daha çok değer yaratmak isteyen CEO’ların öncelikle kendi iş yaşamlarını verimli kılması gerekiyor. Bu nedenle her CEO’nun kendine has bir “verimlilik formülü” var. Kimi çalıştığı asistan sayısını artırıyor, kimi meditasyon yapıyor kimi de günlük listelerle hareket ederek işteki verimliliği en üst seviyeye çıkarmaya çalışıyor. Dengeli yaşamın verimliliği artırdığına inanan da var, Stephen Covey’in etkili insan olmak için önerdiği 7 prensibi uygulayan da… İşte 10 farklı CEO’nun 10 farklı kişisel verimlilik sırrı. 

1- ZAMANI ETKİN KULLANIYOR
DHL Express Türkiye ve Fransa CEO’su Michel Akavi, iş hayatını “Bir iş ona verilen süre kadar uzar” sözleriyle tanımlanan Murphy kuralına göre planlıyor. Bu kuralı hayatına nasıl uyguladığını da şöyle anlatıyor: “DHL Express’in hem Türkiye hem Fransa operasyonlarını yönettiğim için çok sık seyahat ediyorum. İş seyahatine çıkarken bavulumu evden çıkmama az bir süre kala, 10 dakika içerisinde hazırlarım. Bu iş için ayıracağım maksimum süre budur ve aşmam. İş hayatım için de bu prensibi benimsiyorum. Sunumlarımı olabildiğince az sayıda slayt ile sınırlı tutuyor, toplantılarımı da mümkün olduğunca kısa tutmaya özen gösteriyorum. Mail ve mesajtrafiğini ise cep telefonumdan kısa yanıtlarla yönetiyorum; böylelikle bilgisayar başında saatler harcamıyorum. Bu anlamda günümü daha verimli geçirmemi sağlayacak teknolojik gelişmelerden olabildiğince faydalanmaya özen gösteriyorum. Her akşam, ertesi gün için yapılacaklar listemi hazırlıyorum. Bu listeyi uzun tutmam, en fazla üç konu ile sınırlandırırım. Tüm iş süreçlerimi olabildiğince ekonomik kullanmaya çalışıyorum ancak diğer yandan da yönetim ekibimle olabildiğince sık aralıklarla biraraya geliyorum. Düzenli olarak onların fikirlerini almak ve kendi görüşlerimi onlarla paylaşmak benim için önemli. Bence doğru çalışan seçimi, bir iş yerinde verimli olabilmenin en önemli noktalarından birini oluşturuyor. Kaliteli ve başarılı insanları seçip onların motivasyonunu yüksek tutarak, iş yerinde verimliliğin daha da artırabileceğine inanıyorum.”

2- UZUN DÖNEMLİ PLANLAMA YAPIYORUM”
GALYA FRAYMAN MOLİNAS / COCA-COLA TÜRKİYE, KAFKASYA VE ORTA ASYA BÖLÜM BAŞKANI
EN ÖNEMLİ KAYNAĞIMIZ 
Zaman hayatta belki de en önemli kaynağımız. Bu değerli kaynağı iyi kullanabilmek için kişisel farkındalığın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Kişisel verimliliğinin daha yüksek veya düşük olduğu dönemler, saatler var. Bunu bilmek büyük fayda sağlıyor.

KIYMETLİ SABAH SAATLERİ 
Günün belirli saatlerinde farklı aktiviteleri daha iyi yapabildiğimi biliyor ve buna göre hareket ediyorum. Bir örnek vermek gerekirse; sabahları daha verimli çalıştığıma inanıyorum. Bu sebeple kıymetli sabah saatlerini israf etmemek benim için önemli.
ÇOK ERKEN KALKARIM 
Çok erken kalkar, sabah saatlerini düşünmek ve zor konuları çözmek için değerlendiririm. Uzun dönemli planlama yaparım. Cuma günleri veya hafta sonunda iş ve kişisel hedeflerim ışığında bir sonraki haftanın, ayın veya çeyreğin işlerini planlarım. Verimlilikte teknoloji de çok önemli bir unsur. Teknolojiyi ihtiyaçlarınıza göre iyi kullanabilmek büyük avantaj getiriyor.

3- DAHA ÇOK SAHA VE KISA TOPLANTI
Birçok üst düzey profesyonel gibi yoğun bir iş temposuna sahip olan Efes Türkiye Genel Müdürü T. Altuğ Aksoy, zamanını verimli kullanmak için kendine özel yöntemler uyguluyor. Bu yöntemleri şöyle paylaşıyor: “Yoğun bir program öncesi enerji toplamak için güne yürüyüşle başlarım. Sabahları gazeteleri gözden geçirerek Türkiye ve dünya gündemini takip ederim. Günümüz temposunda zamanımızı verimli kullanmak önemli, bu sebeple trafiğin nispeten daha açık olduğu erken saatlerde yola çıkarım ve ofise erken ulaşırım. Bu bana gün içindeki programımı gözden geçirmek için zaman kazandırıyor. Toplantılarımı özellikle sabah saatlerinde yapmaya dikkat ederim. Sabah saatlerinde yapılan toplantıların daha dinamik ve verimli olduğunu düşünüyorum. Toplantıların süresi de çok önemli, iç toplantılarımı maksimum 45 dakika ile sınırlarım. Kısa ve gündemi önceden belirlenmiş toplantıların iş süreçlerini hızlandırdığını görüyorum. İşimde verimliliği artıran bir diğer unsurun da iş arkadaşlarımla birlikte sahada bulunmak olduğunu düşünüyorum. İş ortaklarımızın ve tüketicilerimizin nabzını ancak onlara yakın olduğumuzda tutabiliriz. 43 yıldır bu felsefe ile yolumuza devam ediyoruz ve çalışmalarımızı ortaklık kültürü ile yapmayı seviyoruz. İş dışındaki zamanımı da kaliteli geçirmeye gayret gösteriyorum. Hafta sonları olabildiğince ailemle vakit geçiriyorum. Dinlenmiş olarak yeni bir haftaya başlamak önemli, verimliliğimi olumlu yönde etkiliyor.”

5- TEKNOLOJİYİ ETKİN KULLANIYOR
GÜLDEM BERKMAN / NOVARTİS TÜRKİYE ÜLKE BAŞKANI
AKILLICA KULLANIM 
Bireysel ve şirket başarısına ulaşmak için sahip olduğumuz tüm kaynakları en verimli şekilde kullanmamız gerektiğine inanıyorum. Zamanımız ve enerjimiz en önemli kaynaklarımız. Dolayısıyla her ikisini de akıllıca kullanmamız gerekiyor.
VİDEO KONFERANS 
Teknolojinin de günümüzde verimliliğin artmasına katkıda bulunduğunu düşünüyorum. Örneğin, eskiden pek çok toplantı için yurtdışına uzun süren seyahatler yaparak katılırken, artık global merkezimizle pek çok toplantımızı gelişen teknoloji sayesinde video/tele konferans sistemi ile uzaktan yapıyoruz.

ESNEK ÇALIŞMA 
Teknolojinin de katkısıyla çarşamba günleri Novartis Türkiye merkez ofiste esnek çalışma uygulaması yapıyoruz. Mümkün olduğunca ekibimizin evlerinden ya da istedikleri herhangi bir mekandan çalışmayı seçebildikleri bugünün, sanılanın aksine bize verimliklik artışı getirdiği kesin. Trafik ve toplantılarla sıfır zaman kaybederken , konsantrasyon, yaratıcılık ve stratejik düşünmeye ekstra vakit yaratıyoruz.

5- HAFTALIK VE GUNLUK PLAN
Index Grup CEO’su Erol Bilecik, çalışma hayatımda verimliliğini artırmak için uzun yıllardır aynı yöntemi kullanıyor. Mutlaka her cumartesi veya pazar kendisi için o haftanın önemli konularını sıralayıp, kendine düzenli bir günlük iş planı hazırlıyor. Bu planını da şu sözlerle anlatıyor: “Ofis dışında bir görüşmem yoksa, 07:45’te ofisimde olup saat 08:00’e kadar günlük ‘yapılacaklar listesi’ oluştururum. Listeyi önüme koyduktan sonra hangi yönetici arkadaşlarımla görüşme yapacağımı da tespit etmiş olurum. Haftalık iş planımı o haftanın takviminde işaretleyip netleştirdikten sonra her gün spora ayıracağım zamanı da kesinleştirmiş olurum. İş listemi tamamladığımda, her sabah 08:00-08:30 arası e-postalarıma göz atar, bir gün öncesinde eksik kalan veya tamamlayamadığım yazışmaları bitirmiş olurum. Aynı zamanda o günün gerekli olan konuşmalarını da aradan çıkarma konusunda şansımı zorlarım. Böylece o günün telefon trafiğini de bir nebze azaltmaya çalışırım.
Günün verimli geçmesi, insanın işini önüne alıp yönetmesidir. Verimsizlik durumunda ise işiniz sizi yönetir. Bu durumda başarı şansınız da düşer. Ayrıca verimlilik, şirketlerdeki dinamizmi ve enerjiyi yukarıya çektiği gibi, ekiplerinizi de daha fazla motive edecek fırsatları yakalamanıza olanak tanır.”

6- COVEY’İN 7 İLKESİNİ UYGULUYOR
Siemens Türkiye CEO’su Hüseyin Gelis, 1989 yılında Stephen Covey tarafından kaleme alınan “Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı” kitabının hala geçerliliğini koruduğunu düşünüyor. “Ben de hayatımı bu ilkeleri dikkate alarak planlıyorum” diyen Gelis bunu nasıl yaptığını da şöyle paylaşıyor: “ ‘Proaktif olmak’ temel prensiplerimden biri. Üzerinde çalıştığım konuları bir sonraki güne bırakmam. Bir konuyu zamanında anlayıp, değerlendirir, sonuçlandırır başka bir konuya sonrasında odaklanırım. Bunun yanı sıra bir karar alacaksam bu kararın sonucunun ne olacağını da mutlaka düşünür, farklı bakış açılarıyla değerlendirerek aksiyon alırım. Ayrıca konuları önem derecesine göre ayırırım. Gün içerisinde yapacaklarım, bir hafta sonra ilgileneceğim konular, 3 hafta sonra değerlendireceğim konular planlıdır. İş ve özel hayat dengesinin de sağlanması gerektiğini düşünüyorum. Örneğin, hafta sonları ailemize, sevdiklerimize ve yapmaktan zevk aldığımız aktivite-lere odaklanmamız iş hayatımıza da olumlu yansır. Ben de mutlaka kendime ve aileme zaman ayırmaya dikkat ediyorum. Bir yöneticinin çalışma şekli ile çalışanlarına örnek olduğu inancındayım. Ben de proaktif ve çözüm odaklı yaklaşımım ile çalışma arkadaşlarıma rol model olmaya gayret ediyorum.”

7- YETKİ VEREREK ZAMAN KAYBINI ÖNLÜYOR
DR. MEHMET AKTAŞ / YAŞAR HOLDİNG CEO’SU
4 KONU ÖNE ÇIKIYOR 
Etkin zaman yönetimi dendiğinde, dört konunun öne çıktığına inanıyorum: Öncelikler doğrultusunda zaman planını iyi kurgulamak, mümkün olduğunca bu plan doğrultusunda hareket etmek, etkin toplantı yönetimi ve doğru işte doğru yöneticiye yetki ve sorumluluk vererek zaman kayıplarını önlemek.
ZAMAN PLANLAMASI 
Ben her pazartesi önceliklerim doğrultusunda haftalık zaman planımı gözden geçiriyorum. Her sabah da güne yine o günkü programımı gözden geçirerek başlıyorum. Gün içinde gelen e-postaları ve telefonları aciliyetlerine göre değerlendiriyor, acil olmayan e-postalara akşam bakmayı, acil olmayan aramalara da uygun zamanlarda geri dönmeyi tercih ediyorum.
PLANI TAVİZSİZ UYGULAMALI 
Zaman planını doğru yapmak kadar bu zaman planına, yani önceliklere uygun hareket etmek de çok önemli. Elbette ki zaman planı da yine öncelikler doğrultusunda esnek olabilmeli, acil bir durum, bir kriz durumunda zaman planı da hızla adapte edilebilmeli.
TOPLANTI GÜNDEMİ KRİTİK 
Diğer önemli bir konu da etkin toplantı yönetimi. Bu noktada, toplantı gündeminin doğru oluşturulması, zamanlamasının doğru ayarlanması, gündem doğrultusunda tüm hazırlıkların eksiksiz yapılması, toplantının amaca uygun ve gerekli kararlar alınacak şekilde yönetimi çok önemli.

8- MEDİTASYON GÜCÜYLE YARATICILIK

Sodexo Kapsamlı Hizmet Çözümleri Genel Müdürü Sinan Fındıkoğlu, bir yöneticinin fazla çaba sarf etmeden çevresinde istediği gelişmeyi sağlayabiliyorsa verimli olduğunu belirtiyor. Bir yöneticinin en önemli görevinin öncelikle kendisine iyi bakmak olduğunu düşünüyor. “Sağlam bir beden-zihin ilişkisi yöneticinin kararlarının etki alanında bulunan paydaşlar olarak çalışanlar, tedarikçiler, müşteriler için ve kısa, orta, uzun vadede olumlu sonuçlar doğurmasıyla ölçülebilir” diyen Fındıkoğlu sözlerine şöyle devam ediyor: “Bunun için gerekli olan sakin, berrak bir zihin ve sağlıklı bir beden. Meditasyon yaparak zihnimin ve bedenimin sakinleşmesi iş yaşamımda şu faydaları sağlıyor: Yaratıcılığım artıyor. Yaratıcılığımın artması özellikle çok karmaşık iş sorunlarını çözümlememi, şirketin kısa/orta/uzun vadeli çıkarlarını doğru bir dengeye oturtmamı sağlamakla kalmayıp, bu çözümlerin istenen sonuçlara eskiye göre daha az çabayla ulaşmasını da sağlıyor. Ahlaki muhakeme yetkinliğim gelişiyor. Tüm paydaşlarla iyi ilişkiler kurmam kolaylaşıyor. Bu durumlar yönetici olarak hem şirketteki diğer yönetici ve çalışanlara örnek olmama hem müşterilerimize en olumsuz koşullarda bile bizimle çalışmanın sağladığı istikrarı anlatmama fırsat yaratıyor.”

9- BİRKAÇ ASİSTAN DAHA VERİMLİ
Astaş Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Aşçı, yoğunlaşan iş temposu içinde daha verimli çalışmak için çevresindeki ekibi iyi seçmeye çalışıyor. Üzerindeki büyük yükü onlara paylaştırmaya dikkat ettiğini belirten Aşçı sözlerine şöyle devam ediyor: Onun için, ekip çok önemli. Asistanından genel müdürüne, proje yöneticisinden proje müdürüne kadar her alanda önemli noktalardaki kişileri doğru seçmeye çalışıyorum. Onlarla daha iç içe olarak beklentilerimi, bakışımı ve hedeflerimi paylaşarak, kendi çalışma ve iş hedeflerimi onlara aşılıyorum. Birkaç asistan kullanıyorum. Birkaçı yerinde birkaçı mobil olarak benimle hareket ediyor. Önemli projelerde gittiğim yerlere asistanlarımdan ve yardımcılarımdan birkaçı yanımda geliyor. Sürekli ofis ortamını şantiye ya da seyahatlere taşıyoruz. Hatta uçakta bile birçok işimizi halledebiliyoruz. Doğada çalışmayı da çok seviyorum. Doğada çalışmak daha dinç hissetmemi ve daha verimli olmamı sağlıyor. Spor ve masaj da çok önemli… Spor sonrası her hafta SPA’da masajyaptırırım.” 

10- “YÖNETİMDE YALINLAŞIYORUM”
ŞENOL ŞANKAYA / YEŞİM TEKSTİL GENEL MÜDÜRÜ
DELEGASYONU ARTIRDIM 
Verimlilikte en önemli konu eleman seçimini doğru yapmak. En önemli gördüğüm 8-10 yöneticiyle birebir görüşmeler yapıyorum. Eskiye göre liderlik ettiğim konuları azalttım.
DEĞERE ODAKLANIYORUM 
Şirketimiz 2006 yılından bu yana hem üretimde hem yönetimde yalın yönetim sistemini kendisine model aldı. Bu sürece bağlı olarak, ben de iş yapış şeklimi yalınlaştırdım. İş yaparken her konuda değere odaklanmayı, israftan uzaklaşmayı hedefliyorum.
BİRE BİR GÖRÜŞMELERİ AZALTTIM 
Bu nedenle iş yapış tarzımda ve yöneticilik anlayışımda da yalınlaşmayı benimsedim. Daha az insanla bire bir görüşüyorum. Günün verimli olması işlerimizi hızlandırıyor ve bize zaman kazandırıyor. Daha verimli çalışma firsatım oldugu için, şirketime daha fazla değer katabiliyorum. Bu da olumlu iş sonuçlarına sebep oluyor.

Kaynak: www.capital.com.tr

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kahvaltılı sabahlar, başarılı yarınlar!

sağlıklı çocuk kahvaltıları, okula giden çocuğun kahvaltısı, okul başarısı, Manşet, kahvaltı tabağı

Çocukların okul başarısını önemli ölçüde etkileyen kahvaltı nasıl olmalı? Hangi besinleri kahvaltıda mutlaka tüketmeliyiz? İşte Diyetisyen İzan Işık’tan dengeli ve sağlıklı kahvaltı önerileri…

Kahvaltı, okul başarısını olumlu etkiliyor

Diyetisyen İzan Işık, sağlıklı ve dengeli bir kahvaltının, eğitim başarısını etkilediğini, matematik problemleri çözme becerisini, okuma ve dinleme esnasında daha iyi anlamayı söyledi.

Diyetisyen İzan Işık, kahvaltının gece boyu süren açlığın sonunda vücut için gerekli ilk enerji kaynağı olduğunu belirterek, “Gece açlığında düşen kan glikozunun dengelenmesini sağlayan kahvaltı, bilişsel ve fiziksel performansın devamı için son derece önemli. Kahvaltı, glikojen (enerji) depolarını doldurur ve metabolizmayı çalışmaya başlatır” dedi. İzan Işık, MAT-FEN Eğitim Kurumu lise seviyesindeki öğrencilerine yönelik kahvaltı konulu beslenme eğitiminde konuştu. Eğitimde, gençlere örnek kahvaltı da sunuldu.

Kahvaltı okul başarısını etkiler

Sağlıklı ve dengeli bir kahvaltının, eğitim başarısını etkilediğini, matematik problemleri çözme becerisini, okuma ve dinleme esnasında daha iyi anlamayı sağladığını, hafızayı geliştirdiğini, derslerde konsantrasyonu sağladığını vurgulayan İzan Işık, bunun yanında derslere geç kalmayı önleme ve devamsızlığı azaltmaya da yaradığını anlattı. İzan Işık kahvaltının duygu durumuna etkisinin de bilindiğini belirterek, “Kahvaltı ile duygu durumları arasında da bir ilişki bulunmaktadır. Düzenli kahvaltı yapan çocuk ve adölesanlar yaşama daha pozitif bakmakta, daha az negatif duyguya sahip olmaktadırlar” diye konuştu.

6-12 ve 12-18 yaş dönemi bireylerin kahvaltı ve genel olarak sağlıklı beslenme konusunda alışkanlığı kazanmasının, gelecekte hastalıklardan korunmasına katkı verdiğine işaret eden İzan Işık, “Bu dönemler fizyolojik, psikolojik ve sosyal gelişimin hızlı olduğu, yaşam boyu devam edebilecek davranışların büyük ölçüde oluştuğu, bilgi almaya ve alışkanlık kazanmaya en uygun oldukları ve yetişkinlik hastalıklarının gelişimi açısından ise en riskli dönemlerdir. Çocuklarda ve adölesanlarda (12-18 yaş) kahvaltı öğününün atlanması oldukça yaygın görülüyor. Kahvaltı öğününü atlayan adölesanlar arasında, bu oranın kızlarda erkeklere göre daha fazla olduğu biliniyor. Kahvaltı öğününün atlanmasının temel nedenleri zaman yetersizliği, sabah iştahın olmaması ve adölesanların vücut ağırlıkları hakkında duydukları endişe nedeniyle besin alımını sınırlamak istemeleridir” bilgisini verdi.

Kahvaltı yapmak yetişkinlikte obezite riskini azaltıyor

Diyetisyen İzan Işık, bazı gençlerin kahvaltıyı kilo alma endişesiyle atlamasına karşılık, kahvaltı yapmanın yetişkinlikteki obezite riskini azalttığını da vurgulayarak, “Kahvaltıyı atlayan veya yeterli ve dengeli bir kahvaltı öğünü tüketmeyen çocuk ve 12-18 yaş arasındaki bireylerde ilerleyen yıllarda obezite görülme oranın daha fazla. Total kolesterol, LDL kolesterol ve insülin düzeylerinin yüksekliği ile ilişkili olduğunu, bireylerin yetişkinlik döneminde tip 2 diyabet, kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, metabolik sendrom ve osteoporoz risklerinin daha yüksek” bilgisini verdi.

Ailelere uyarı

Ailelerin kahvaltıya yönelik tutumlarının çocukların ve adölesan çağdaki (12-18 yaş) gençlerin davranışlarını etkilediğine işaret eden İzan Işık, evde kahvaltı hazırlanmaması ve kahvaltıda gerekli olan besinlere yer verilmemesinin çocuk ve gençleri kahvaltıdan uzaklaştırabildiğini anlattı. İzan Işık, “Adölesan bireylere aileleri tarafından sağlıklı beslenme konusunda yol gösterilmeli, kendi besin alımlarını düzenleyerek yeterli ve dengeli beslenme alışkanlıklarının gelişimi desteklenmelidir”  diye konuştu.

İyi bir kahvaltı nasıl olmalı?

Öğrencilere kahvaltı tavsiyelerinde de bulunan Diyetisyen İzan Işık, iyi bir kahvaltının günlük enerji ihtiyacının yüzde 20-25’ini karşılaması gerektiğini belirtti. Dört temel besin grubu olan süt ve süt ürünleri, et ve et ürünleri, tahıl grubu ve sebze meyve grubunu içermesi gerektiğini belirten Diyetisyen Işık, mevsiminde taze meyve ve sebzeleri de önerdi. İzan Işık, örnek bir kahvaltıyı şöyle sıraladı:

“1 bardak süt, 1 yumurta, 1 dilim beyaz peynir, 2 ceviz veya 5 adet zeytin, 1 avuç yeşillik, söğüş doğranmış mevsim sebzeleri, 1 tatlı kaşığı ölçü ile bal veya ev yapımı reçel, 2-3 dilim tam tahıllı ekmek şeklinde hazırlanmış bir kahvaltı yaklaşık 500 kilokalori (kcal) enerji içerir ve aynı zamanda bireye tüm besin gruplarını sağlamış olur”

Öğrencilerin kahvaltıya bakışında olumlu değişiklik oldu

Bilgilendirme öncesi ve sonrasında tutum ve düşünceye yönelik yapılan kısa ankette de, MAT-FEN öğrencilerinin kahvaltıya yönelik tutumlarında olumlu değişiklik gözlendi.  Kahvaltısını artık atlamayacağını söyleyenler yüzde 43,4’ten yüzde 60,8’e yükseldi.

Kaynak: www.dunya.com

Okumaya devam et

MAKALE

Dikkatimizi artırmak için neler yapmalıyız?

psikoloji, odaklanma, dikkati artırma yöntemleri, dikkat problemi, dikkat

Etkili ve verimli çalışabilmek için iyi odaklanmamız gerekir. Fakat zor ve sıkıcı işlerle uğraşırken bu pek kolay olmuyor. Neyse ki bilim dikkati geliştiren kolay ve etkili yollar keşfetti. İşte o 5 bilimsel çözüm…

Dikkati geliştirecek 5 yöntem

Zor veya sıkıcı bir işe yoğunlaşmaya çalışanlar bunun ne kadar zor olduğunu bilir. Ama dikkati artırmayı sağlayan bazı bilimsel çözümler de var.

Yaptığımız işe daha iyi konsantre olmak için yapmamız gerektiğini sandığımız şeylerin çoğu beynimizin doğal işleyişine aykırıdır. Peki, daha fazla verim almak için, dikkat konusundaki araştırmalardan neler öğrenebiliriz?

1. Zihni dağıtmak

Yaptığınız iş üzerinde yoğunlaşmakta güçlük çekiyorsanız kısa süreliğine zihninizi dağıtacak başka bir şeye yönelmek en iyi yöntemlerden biridir.

Psikologlar zamanımızın yaklaşık yüzde 50’sini uğraştığımız işten farklı şeyler düşünerek geçirdiğimizi söylüyor. O halde zihni dağıtmak beynin daha iyi çalışmasına yardımcı olabilir.

Beyne baktığımızda, konsantrasyonun neden bozulduğunu anlayabiliriz. Konsantre olmak için beynin bazı bölgeleri arasında iyi bağlantılar kurulması gerekir.

Zamanımızın yarısını hayal kurarak geçiriyorsak bunun vaktini kendimizin belirlemesi daha yararlı olabilir.

Beynin ön kısmındaki kıvrımlardan oluşan frontal korteks, dikkat dağıtan şeylere karşı direnmeyi ve daha eğlenceli şeylerle uğraşmaya yönelten doğal içgüdümüzü kontrol etmeyi sağlar.

Bu bağlantıları çalışır halde tutmak için, özel bir şeyle uğraşmadığımızda beynin aktif olan kısımlarından daha fazla enerji gerekir. Ama kaçınılmaz olarak gün içinde bu enerji tükenip yorulduğumuzda, dikkatimiz dağılır, aklımız başka şeylere kaymaya başlar.

Eğer bu durum zaten yaşanacaksa bunun vaktini en uygun ana ayarlamak neden mümkün olmasın?

Harvard Üniversitesi’nde psikolog Paul Seli, zihnin dağılması konusunda kasıtlı ve kazara dağılma ayrımı yapıyor. Yapılan işi olumsuz etkileyen işte bu kazara zihin dağılmasıdır.

Oysa bu zamanı kendisi belirleyenler daha az zarar görür. Bilerek ve planlayarak zihni dağıtacak bir şeylere yönelmenin yararı olabilir.

“Uğraştığınız işle ilgisi olmayan başka bir konuyu düşünün, örneğin kafanıza takılan başka bir sorunu çözmeye çalışın, sonra da asıl işinize dönün” tavsiyesinde bulunuyor Seli.

İş dışındaki başka bir konuyu düşünmesi için zihninize izin vermek, hem aklın başka şeylere kayması sırasındaki suçluluk duygusunu hem de bu kaymaya neden olan ve zihni meşgul eden konuları gidermiş olacaktır.

İşyerinde şaka ortamına izin vermek verimliliği artırabilir. Bunun bir yolu da kedi videoları izlemek olabilir mi?

2. Boş boş dolanmak

Komik kedi videolarının dikkat dağıttığı düşünülür, ama bazı psikologlar bunların bizi işimize devam etmemizi sağlayacak kıvama getirebileceğine inanıyor.

İşinizi ne kadar seviyor olsanız da zor bir işe yoğunlaşmak irade ister. İrade gücünü artırmanın bir yolu da gülmekten geçer. Yapılan araştırmalar, zor bir bilmece üzerinde kafa yorma konusunda, komik bir video izleyen kişilerin, rahatlatıcı ama komik olmayan video izleyenlerden daha uzun süre çaba gösterdiklerini ortaya koydu. Bu nedenle işyerlerinde daha şakacı bir ortamın teşvik edilmesini savunanlar var.

Avustralya Üniversitesi’nde liderlik araştırmaları uzmanı David Cheng’e göre, “Ekibiniz için eğlenme kültürü yaratmak, onları güldürecek komik bir video bulup izletmek iş verimliliğini artırır. Bu elbette gün boyunca kedi videoları izlemek anlamına gelmiyor, ama özellikle yorgun hissedilen anlarda, arada bir fırsat yaratarak şakalaşıp gülmek gerekir.”

3. Düzen değil karmaşa mı?

Daha iyi konsantre olmak için, dikkat dağıtacak tüm dış etkenlerden arınmak gerektiği düşünülür. Oysa başka bir teoriye göre tersini yapmak gerekir.

Belli düzeyde karmaşanın yoğunlaşmaya yararı olabileceği söyleniyor.

Londra’daki UCL Üniversitesi’nden psikolog Nilli Lavie 1995’te ‘Yükleme Teorisi’ni gündeme getirdi. Buna göre, beynimizin dış dünyadan alıp işleme koyabileceği bilgi sınırlıdır. Bu kapasite dolduğunda, beynin dikkat sistemi devreye girerek neye konsantre olacağına karar verir.

Lavie’nin deneyleri, temiz, düzenli ve sessiz ortamlardan ziyade dağınık ve karmaşık ortamlarda çalışmak daha verimli olabilir. Algı bölgeleri tümüyle dolduğunda beynimiz tüm enerjisini en önemli işe yoğunlaştırır. Dikkat dağıtıcı etkenleri devre dışı bırakır.

Ancak bunu uygularken dikkat dağıtıcı doğru faktörleri bulmak ve enerjimizi tüketecek seviyeye çıkmasına izin vermemek önemlidir. Düzenli görsel ve müzikli araçları devreye sokup bu işi kolaylaştırmak için ommwriter veya focus@will gibi bazı uygulama programları geliştirilmiş olsa da bunlar bilimsel araştırmalarda sınanmış olmadığından bir radyo da aynı işi görebilir.

Burada önemli olan, beynin başka yerde stimülasyon aramasına fırsat vermeyecek doğru dengeyi bulmaktır. Çoğu insan neyin daha iyi işe yarayacağını deneme yanılma yoluyla bulabilir. Ama dikkat dağıtıcı etkenleri ortadan kaldırmak yorucu olabileceğinden, hafiften başlayarak bu yönteme başvurulabilir.

Öğle arasında dışarı çıkıp parkta egzersiz yapmak dikkati yenilemeyi sağlar.

4. İşe ara vermek

İşiniz başınızdan aşkın olduğunda işe ara vermek aklınıza bile gelmeyebilir. Fakat bu şekilde daha fazla iş yapmanın mümkün olduğunu gösteren çok sayıda veri bulunuyor.

Önemli olan, ne zaman, ne kadar süreyle işe ara verileceği ve bu sırada ne yapılacağıdır.

Araştırmalar, konsantrasyon sınırının 90 dakika olduğunu gösteriyor. Bundan sonra 15 dakikalık ara almak gerekiyor.

Birkaç saniyelik mini araların bile işe yaradığını gösteren çalışmalar var. Ama bu sırada pencereden dışarı bakmak yerine, zihin aritmetiği gibi daha yoğun bir egzersize başvurmak yararlı olacaktır.

İşe ara verdiğinizde fiziksel egzersiz yapmanın, ardından kafein içeren kahve gibi bir içecek içmenin de beyni güçlendirdiği görülmüştür. Bunları dışarıda bir parkta yapmak daha etkili olacaktır.

Başka bir seçenek de meditasyon olabilir. Meditasyon konusunda tecrübeli olanlar dikkatleri üzerinde daha iyi kontrol sahibi olduğu gibi, ne zaman ara vermeleri gerektiğini de daha iyi bilir.

Bütün bunları zaman kaybı olarak görüyorsanız bir fincan kahve ile kafein yüklemesi yapmak da kısa vadeli olarak hafızayı, reaksiyon ve dikkat süresini artırır.

Egzersiz yapamayanlar için kafein de kısa süreli bir çözüm olarak dikkati yenileyebilir.

5. Fazla zorlamayın

Uzun süreli konsantre olmak gerektiğinde, kısa süreli bir yoğunlaşma dönemlerinin ardından kısa araların alınmasının daha verimli olduğu gözlendi.

Boston Dikkat ve Öğrenim Laboratuvarı’nda yapılan beyin taramalarında, uzun süre konsantre olmaya çalışanların, kısa süreli yoğunlaşma ve kısa ara, ardından yeniden yoğunlaşma şeklinde bir yöntem izleyenlerden daha fazla hata yaptığı görüldü.

Aynı şekilde Amsterdam Vrije Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada da, sürekli konsantre olmaktansa kısa süreli ara verip başka bir konuda düşünmenin dikkati daha artırdığı görüldü.

Beyin hakkındaki bilgimiz arttıkça stresin konsantrasyona zarar verdiğini daha net görüyoruz. Bu nedenle sakinleşmek için ara almak, kontrolü yeniden ele geçirmek ve daha verimli çalışmak için de önemlidir.

Yazar:  Caroline Williams 
Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

İyi yaşamak için iyi uyuyun!

yetersiz uykunun zararları, yetersiz uyku, uykunun önemi, uyku düzensizliği, bağışıklık sistemi

Sağlıklı bir yaşam için uyku düzenine ihtiyacımız var. Eğer yeterince uyuyamazsak vücudumuz bu duruma tepki gösterir. Buna bağlı olarak da hem fiziksel hem psikolojik hastalıklar meydana gelir. İşte yetersiz uykunun vücuda olumsuz etkileri…

Az uyku kısa ömür demektir

Rutin olarak gecede beş saat uyuyanların ani ölme riski, yedi ila dokuz saat uyuyanlara oranla yüzde 65 daha fazladır

Kalkınmış ülkelerdeki yetişkinlerin üçte ikisi, sağlıklı yaşam için şart olan sekiz saatlik gece uykusunu alamamaktadır.

Üçte biri ise kronik uykusuzluk çekmektedir.

Yetersiz uyku, kişinin Alzheimer hastalığına yakalanmasına en fazla etki yapan unsurdur.

İnsan beyninde harikulade bir temizlik sistemi bulunmaktadır. Bu sistem insan derin uykuda iken yüksek viteste çalışmaya geçer. Alzheimer’le ilişkisi olan beta amyloid adlı yapışkan, zehirli proteini, beyinden temizler.

Yeterli uyku uyuyamayanlar bu temizlik faaliyetinden mahrum kalırlar.

Yetersiz uyku ile geçen her gece, mürekkep faizle alınan kredi gibi, Alzheimer riskini artırır.

Rutin olarak gecede altı saatten az uyumak, bağışıklık sistemini olumsuz etkiler ve kanser riskini önemli ölçüde artırır.

Yetersiz uyku, bu sadece bir haftada iki üç saat daha az uyumak bile olsa, kan şekeri düzeyini o kadar çok olumsuz etkiler ki, şeker hastalığının eşiğindeki değerlere sahip olur insan.

Kısa uyku, kalp damarlarının tıkanma ve kırılganlaşma olasılığını çoğaltır ve bu da damar hastalıklarına, beyin kanamasına ve kalp krizine giden yoldur.

Uyku bozukluğunun depresyon, anksiyete ve intihar eğilimi gibi ruh durumları ile de sıkı bir bağlantısı vardır.

O kadar ki, son 20 yılda yapılan araştırmalarda, uykunun normal seyrinde olduğu bir psikolojik bozukluk bulunamamıştır.

Özetlemek gerekirse, ne kadar az uyursanız o kadar az yaşarsınız:

Yakın bir zaman önce yapılan araştırmalara göre, rutin olarak gecede beş saat uyuyanların ani ölme riski, yedi ila dokuz saat uyuyanlara oranla yüzde 65 daha fazladır.

Uyku sağlıklı yaşam için o kadar önemlidir ki bazı bilim insanları, doktorların hastalarına (uyku hapı olmaksızın) iyi bir gece uykusu “reçete” etmeleri için kampanya başlattı.

Yukarıdaki bilgileri Matthew P. Walker adlı İngiliz bilim insanının, neredeyse kelimesi kelimesine, bir yazısından aldım.

Walker, Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nde, nöroloji ve psikoloji profesörüdür. Araştırmalarının odağı, uykunun insan sağlığı ve hastalıklar üzerindeki etkileridir.

Neden Uyuyoruz* adlı kitabı dünyanın birçok ülkesinde best-seller oldu.

Walker’in dolu dolu uyumak ile spor arasındaki ilişki konusunda da ilginç tespitleri var.

“Yasal en etkin performans artırıcı doping, uykudur ama bundan çok az insan faydalanır” diyor.

Sekiz saatten -özellikle altı saatten- az uyuyanlarda, şu meydana gelir:

Fiziki bitmişlik hâline yüzde 10 ile 30 arasında daha hızlı ulaşılır, aerobik performans da aynı oranda düşer.

Adale gücü azalır.

Gecede dokuz saat yerine, beş ila altı saat uyumak, bir sezon boyunca sakatlanma ihtimalini yüzde 200 artırabilir.

*

İyi uykular!

Yazar: Metin Münir
Kaynak:  www.t24.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

TREND