Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Ceo lar neleri erteliyor ?

Bugün içinde bulunduğumuz dönemde belirsizliğin ve risklerin arttığı bir noktadayız. Moralimizi bozmayalım. Ancak ihtiyatı elden bırakmayalım..

Bugün içinde bulunduğumuz dönemde belirsizliğin ve risklerin arttığı bir noktadayız. Moralimizi bozmayalım. Ancak ihtiyatı elden bırakmayalım.” Sözlerinin sahibi Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, 2008’deki belirsizlik için iş dünyasını böyle uyarmıştı.

İş dünyası Durmuş Yılmaz’ın da tavsiye ettiği gibi bu ortama ihtiyatlı giriyor; kemerler sıkılıyor, stoklar düşürülüyor, eleman alımları yavaşlatılıyor, geri dönüşü uzun sürecek yatırım kararları askıya alınıyor. Risk yönetimi ise bütün şirketlerin bir numaralı önceliği. Aralarında Mehmet Ali Berkman, Celal Çağlar, İbrahim Aybar, Faruk Güler gibi önemli isimlerin de bulunduğu 12 yöneticinin “belirsizlik dönemi reçetelerinde” neler var? İşte yanıtlar…

“Finansal Riskli Konularda Karar Almak Çok Zor”
Akkök Holding CEO’su Mehmet Ali Berkman, 30 yıldan fazla bir süredir yöneticilik yapıyor. Kariyeri boyunca çok sayıda kriz ve belirsizlik dönemi yaşayan Berkman, böyle dönemlerde en çok özel ve kişisel konuları ertelemek zorunda kaldığını anlatıyor. “Kurumsal konular, mesai saatlerine bakmaksızın öne çıkıyor, çalışma süreleriniz ve temponuz artıyor, sosyal faaliyetler azalıyor ve yaşam kalitesinden ciddi fedakarlık yapmak zorunda kalıyorsunuz” diye anlatan Berkman, iş hayatına yönelik olarak ise şunlara dikkat çekiyor:

“Böyle dönemi hasarsız atlatmak zor”
Türkiye’nin uzun yıllardır belli başlı sorunları sermaye yetersizliği, kur riski, enflasyon, iyi eğitimli ve kaliteli insan gücü eksikliği, yenilikçilik ve teknoloji yoksulluğu, kayıt dışı ekonomi, işsizlik, bütçe ve cari açıklar oldu. Bunlara bağışıklık sisteminin mücadele edemeyeceği ilaçlar geliştirebildiğimiz sürece krizleri nispeten hasarsız geçersiniz. Şayet, yapısal reformlar soyut kavramlar olarak sözde kalırsa, hem özel hem kamuda yetkinlik ve yeterlilik en önemli kriter haline gelmezse her kriz bizleri ciddi ölçüde geriye götürmeye aday olur. Her şeyin üzerinde ise ülke riskini artıran davranış ve uygulamalar baskındır. Böyle dönemleri hasarsız aşabilecek hiçbir sanayi kuruluşunun olabileceğini düşünemiyorum.

“Maliyeti düşen fırsatlara odaklanıyoruz”
Çalışma hayatımı geriye bakarak gözden geçirdiğimde, Türkiye’de uzun süreli istikrarın çok az olduğunu görüyorum. Dolayısıyla, Türkiye’de uzun yıllarını yöneticilik yaparak geçiren kişilerin farkında olmadan belirsizlikleri sürekli bir şekilde yönettiklerini düşünüyorum.

Yine de böyle dönemlerde finansal risk taşıyan konularda karar almakta zorlanıyoruz. Ancak, kararı alınmış ve sürdürülmekte olan yatırımları en hızlı bir şekilde tamamlamak için ne gerekiyorsa gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Bunun yanında yatırım maliyeti ucuzlayan fırsatları da imkanları zorlayarak değerlendirmeye çalışıyoruz.”

“Bütçelerimizi Gözden Geçiriyoruz”
Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar, belirsizlik nedeniyle planlarda bir değişikliğe gidilmediğini söylüyor. Ancak, birtakım tedbirler aldıklarını anlatıyor. Renault Mais’in aldığı tedbirleri Aybar, şöyle aktardı:

“Tasarruf olanaklarını değerlendiriyoruz” Ekonomideki yapısal sorunlar, cari açık problemi, işsizlik, gelir dağılımındaki bozukluk ve siyasi çalkantılar gibi sorunlar belirsizliklerin artmasına yol açıyor. Belirsizlik ortamı ise karar almayı zorlaştırıyor. Ekonomik istikrar bozulduğunda karar alma süreci zorlaşıyor. Renault olarak 8 yeni lansman hedefimiz var ve bunda herhangi bir değişiklik yapmayı öngörmüyoruz. Faaliyetimiz ve müşterilerimiz için zorunlu yatırımlarımıza kesinlikle devam ediyoruz.

Bunun yanı sıra planlarımız dahilinde öngördüğümüz bütçelerimizi yeniden gözden geçiriyor, planlarımızı aksatmayacak tasarruf imkanlarımızı değerlendiriyoruz.

“Artık verimlilik ön plana çıktı”
Türkiye, ekonomik bakımdan 2003’ten itibaren bir istikrar içinde… Biz de 2008’de planlarımızı bu istikrarın devamı üzerine kurduk. Fakat son dönemde yaşanan ekonomik kırılganlık, bazı önlemler almamız gerekliliğini ortaya çıkardı. Tüm markalarda olduğu gibi, Euro’nun YTL karşısında değer kazanması dolayısıyla Renault’da da yaklaşık yüzde 2 oranında fiyat artışına gidildi.

Kampanya indirimleri aynı oranda geri çekildi. Bildiğiniz gibi sektörümüzde müşteriler için cazip şartların korunması amacıyla kârlılık oldukça düşük tutuluyor. Bu durumda ön plana verimlilik çıkıyor. Şirketler fiyat artışının yerine, verimlilik yönetimi ile kâr elde etmeyi hedefliyor.”

“Paydaşların Riskini Yakından İzliyoruz”
Cafer Sadık Abalıoğlu Holding CEO’su Faruk Güler deneyimli bir yönetici. Belirsizlik dönemlerinde izledikleri stratejiyi Capital ile paylaşan Güler, şunları anlattı:

“Belirsizlik döneminde yeni müşteri portföyü yaratmakta ve müşteri riskini analiz etmedeki problemler nedeniyle zorlanıyoruz. İşe alım, ancak yeni proje ve kapasite artırımı projeleri gerçekleştirilme dönemlerinde olur. Özellikle müşteri, mal ve hizmet tedarikçileri gibi bünye dışındaki paydaşların riskini çok daha yakından takip etmek için risk yönetimini daha detaylı ve kapsamlı yapıyoruz.

“Az riskli müşteriye odaklanıyoruz”
Tüm operasyonlarımızda hedging işlemlerimizi çok daha kapsamlı yapıyoruz. Mevcut volatiliteden en az etkileneceğini öngördüğümüz ülkeler ve müşterileri portföyümüze alıyoruz.

Bizim projelerimiz uzun vadeli, yüksek sermaye gerektiren sanayi yatırım projeleri olduğu için volatilite dönemlerinde yatırımı ve işe alımı kısıtlamayız. Ancak, kısa dönemli küçük yatırım gerektiren kapasite artırım projelerini, bu dönem netliğe kavuşuncaya kadar askıya alabiliriz. Mevcut volatilite döneminde bu tedbirleri almaya gerek duymuyoruz.”

“İşe Alımı Durdurduk, Önceliğimiz Maliyetler”
Frito Lay Genel Müdürü Tuncer Akgün, belirsizlik döneminde en kritik konunun satış hacmini doğru tahmin olduğunu söylüyor. Aldıkları önlemleri ise bizimle şöyle paylaşıyor:

“Şu anda en kritik konu, bu yılın geri kalanını ve gelecek yılın ekonomik tablosunu iyi görebilmek. Buna bağlı gerçekleşecek doğru satış hacmi tahminlerini yapabilirsek tüm sistemimizi ona göre ayarlayabiliriz.

Büyüme beklentilerini revize ettiğimiz için üretim hattı yatırımlarının hızını bir miktar da olsa düşürdük tabii ki. Öte yandan işe alımlarımızı neredeyse durdurmuş durumdayız. Çok acil ve vazgeçilmez olan pozisyonlar haricinde pek işe alım yapmamaya çalışıyoruz.

“Satış ve pazarlama yatırımına devam”
Doğal olarak satışları artırıp maliyetleri azaltmaya çalışmak her zamanki gibi önceliğimiz. Ancak, maliyetleri kısalım derken satış ve pazarlamayla ilgili konulardaki yatırımlarımızı kesmiyoruz. Her alandaki maliyetleri kısmak üzere çalışan bir görev gücümüz var. Böyle günlerde, onların çalışmaları ve tüm şirketin bu konuya katkısı her zamankinden daha fazla önem taşıyor.”

“Fiyatlamalarda Hassas Davranıyoruz”
Şekerbank Genel Müdürü Meriç Uluşahin, hedeflerin ve vizyonun 5 yıllık iş planı çerçevesinde belirlendiğini söylüyor. Uluşahin, şöyle devam ediyor:

“İş planımız belli bir tolerans kat sayısı içerisinde, iç ve dış konjonktürden kaynaklanabilecek değişik senaryo ve dalgalanmaları da dikkate alıyor. Söz konusu süreç içerisinde, kısa vadeli oynaklıklar karşısında aldığımız karar ve aksiyonlarda yaptığımız değişiklikler, mutlaka uzun vadeli planımızla ve hedeflerimizle tutarlılık içeriyor. Sonuç olarak içerisinde bulunduğumuz dönem nedeniyle, iş planımızdaki ana büyüklük ve hedeflerde bir değişikliğe gitmediğimizi, yatırım gibi kararlarımızı ertelemediğimizi söyleyebilirim.

Risk yönetimi her zaman önceliklerimiz arasında oldu. Ancak, içinde bulunduğumuz dönemde daha sıkı ve yakın izleme sürecini biraz öne çıkardık. Fiyatlamalarda ve maliyetlerde biraz daha hassas davranıyoruz.”

“Dolaylı Masrafları Asgariye İndiriyoruz”
3M Türkiye Genel Müdürü Gregg Bennett, belirsizlik dönemlerine nasıl uyum sağladıklarını şöyle anlattı:

“3M, 60 yıldan daha uzun bir süredir uluslararası düzeyde yatırım yapıyor. Bu süre zarfında çok çeşitli şekillerde dalgalanma ve sayısız ülke krizi yaşadık. Her bir durum kendine özgü olmakla birlikte, ürünlerimizin sürdürülebilir büyümesini sağlayan en iyi stratejiye odaklanıldı. Bu bakış açısı ile çoğu dalgalanma dönemi, genellikle kısa vadeli olarak sınıflandırılabilir ve temkinli bir harcama ile büyüme sağlayarak en iyi şekilde yönetilebilir.

Kısa vadeli dalgalanma dönemlerinde büyümeye devam eden sektörlere daha fazla odaklanıyoruz ve kaynaklarımızı bu alanlara yöneltiyoruz. İşin uzun vadedeki durumundan ödün vermeyecek ve gerçek hedeflere ulaşmamızı sağlayacak şekilde dolaylı masrafları asgariye indirmeye çalışıyoruz. Harcamalarımıza her yıl gösterdiğimiz özeni göstermeye devam ediyoruz, ancak ölçülü davranıyoruz. Bu yıl öncelik verme daha da önem kazandı. Özellikle, işimizi sağlıklı bir hızda büyütmeyi destekleyecek harcamalara öncelik veriyoruz.”

“Maliyet Düşürücü Tedbirler Alıyoruz”
Türkiye’nin global ekonomiye çok fazla entegre olduğunu söyleyen Avivasa Genel Müdürü Meral Ak Egemen, “Haliyle böylesi bir yapı içerisinde dünyadaki gelişmeleri çok iyi takip edip iyi analizler ve stratejiler geliştirilmeli” diye konuşuyor. Egemen’in yorumu şöyle:

“Böylesine entegre ve girift yapıda şirketleri en çok zorlayan konuların başında yatırım stratejisinin tespiti geliyor. Yeni yatırım alanları belirlerken önümüze çıkan bu konu, gelecek adımların sağlığı açısından şirketler için hayati önem taşıyor. Hemen hemen tüm şirketler için yeni yatırım kararlarını almak zor olabilmektedir.

Bu tür kararları verirken dikkatli ve özenli olduğumuz için kimi zamanlar kararlar beklendikleri kadar hızlı alınamayabiliyor, kimi zaman da piyasa şartlarının oluşması beklendiği için özellikle ertelenebiliyor. Ayrıca bizim gibi insan kaynağının çok önemli olduğu sektörlerde nitelikli işe alımlar için derinlemesine araştırmalar yapıldığı için ertelemeler yaşanabiliyor. Bu tür dönemlerde erteleme ya da beklemenin maddi birtakım karşılıkları olabiliyor. Şirket olarak herhangi bir riskle karşılaşmadan önce maliyet düşürücü tedbirler ön plana çıkarıyoruz.”

Celal Çağlar/Oyak Otomotiv Ve Çimento Grubu Başkanı

“Masrafları Artıracak Yatırımları Askıya Alıyoruz”

Geç Dönecek Yatırımları Durduruyoruz
Belirsizlik dönemlerinde, risk yönetimi üzerine yoğunlaşıyoruz. Her dönemde şirketlerimiz risk yönetimi esası ile yönetiliyor. Böyle dönemlerde öncelikle sabit masraflarımızı artırabilecek yatırım kararlarımızı askıya alıyoruz. Geri dönüşü uzun zaman alacak yatırım kalemlerimizi de durduruyoruz. Normal dönemlerde aylık yaptığımız kontrolleri haftalık, hatta günlük olarak yakından takip ediyoruz. Personel alımı konusuna daha dikkatli yaklaşıp, mevcut kadrolarımızı verimli ve etkin yönetmeyi amaçlıyor ve genişlemeye izin vermiyoruz.

Stok Maliyetlerimizi Azaltıyoruz
Belirsizlik dönemlerinde stoklarımızı minimize ederek önlem alıyoruz. Stoklarımızı aşağı çekerek maliyetlerimizi azaltıyoruz ve mümkün mertebe sıfıra indirmeyi hedefliyoruz.

Buna paralel olarak da satış rakamlarımızı artırmaya çalışmak yerine, tahsilât zorluğu çekmeyeceğimiz müşterilerimizle çalışmayı tercih ediyoruz. Şirketin alacaklarını daha sıkı takip ediyoruz, riskli gördüğümüz müşterilerimize satış konusunda temkinli davranıyoruz. Alacak borç dengesini korumaya çalışıyoruz.

Masimum Likiditeyi Hedefliyoruz
Tasarruf tedbirleri alarak, gereksiz harcamalardan kaçınıyoruz. Her zaman elektrik, su gibi zorunlu ihtiyaçlarımızda savurganlık yapmayı engelliyoruz. Pazarlama ve temsil masraflarımızı tamamen kısmıyoruz, ancak gerçekten gerekli olduğuna inandığımız alanlarda, geri dönüşünü hemen alabileceğimiz pazarlama çalışmalarını yürütmeye özen gösteriyoruz.

Sonuçta belirsizlik hali dönemlerinde, minimum stokta kalıp maksimum likiditeyi hedefliyoruz. Bu dönemlerde borçlanmamaya özen gösteriyoruz.

“Ekibime Tam Destek Veriyorum”
Eti Şirketler Grubu CEO’su Hazım Ellialtı, derinlemesine düşünerek karar alınması veya gözden geçirilmesi için riskli dönemlerin faydalı olduğuna inanıyor. “Maalesef bu konuda Türk yöneticiler çok deneyimli” diyen Ellialtı, stratejik planlama çerçevesinde yıl içerisinde olası makro değişikliklerin muhtemel etkilerine önceden hazırlandıklarına dikkat çekiyor. Belirsizlik dönemi başladığında ise sadece gözden geçirip kaynak kullanımında önceliklerin belirlenmesi kalıyor. Ellialtı, şöyle devam ediyor:

“Düzenli bir şekilde işe alım süreci devam ediyor. Yatırımlarda öncelik belirledik, marka desteğimiz yine eksilmeden devam ediyor. Böylesine çalkantılı dönemlerde güven hissi çok çabuk zedelenebilir. Bu nedenle her şart altında ekibime, hep destek, tam destek vermeye çalışıyorum.

Ayrıca kriz dönemleri şirketlerin değer zincirini analiz etmeleri için de bir ortam yaratıyor. İş ortaklarımızla beraber sunduğumuz değerin, yenilikçi ürünlerin daha da önemli hale geldiğini düşünüyor ve inovasyonu her zamankinden daha da çok önemsiyoruz.”

Nafi Güral (Kütahya Porselen Başkanı)
Hesabımızı kitabımızı yaparız, ne getirir ne götürür tahmin ederiz. Bir sonraki, birkaç sonraki olasılıkları değerlendiririz. Karar alınması gerekiyorsa, alırız. Neden erteleyelim? Piyasa, siyaset ya da küresel etkenler…Bunların hiçbirisi kararlarımızın ertelenmesi için sebep değil. İşimizi tevsi etmek gerekiyorsa, tevsi ederiz. Bazı branşlarımızı küçültmek, hatta çıkmak gerekiyorsa, yaparız. Yeni sektörlere girmek gerekiyorsa, gireriz. Gecikmeden karar almaya ve daima dinamik kalmaya yönelik öncelikleri prensip ediniyoruz.”

Mehmet Nane (Teknosa Genel Müdürü)
Rekabetin çok yoğun olduğu teknoloji perakendeciliğinde, kararlarınızı ertelememeniz önemli. Planımız dahilindeki faaliyetleri ertelemeden, hayata geçiriyoruz. Teknoloji perakendeciliğindeki başarımızı ve liderliğimizi de buna borçluyuz. Değişen şartlara ayak uydurabilen dinamik bir yapıya sahibiz. Her zaman muhtemel belirsizliklere hazırız. 2008’de de pazardaki liderliğimizi sürdürerek, mağaza yatırımlarımıza devam edeceğiz.”

Mehmet Sezgin (Garanti Ödeme Sistemleri Genel Müdürü)
Getirisi bir yıldan daha fazla dönemlerde oluşacak projelere onay vermekte zorlanıyoruz. Dolayısıyla 3-5 yıla yayılmış projeleri erteliyoruz. Yeni dönemde maliyet azaltıcı önlemler öne çıkıyor. Bilanço ve strateji tartışmaları yerini kâr zarar ve likidite tartışmalarına bırakıyor. Operasyonel maliyetlerin, reklam ve tanıtım faaliyetlerinin, hammadde maliyetlerinin üstüne çok daha titizlikle gidiyoruz. Bizim en büyük belirsizliğimizi Merkez Bankası’nın 3 ayda bir açıkladığı kredi kartı faizleri oluşturuyor. Hangi formülle, nasıl belirlediklerini bilmiyoruz. Bu bizim planlarımızı inanılmaz etkiliyor. Sattığımız malın fiyatını bilemez hale geldik.”

Türkiye’deki CEO’ların aldığı 10 önlem

1. Önemli kararların alınması erteleniyor
2. Finansal risk içeren işlemler/anlaşmalardan uzak duruluyor
3. Yeni pozisyonlar için işe alım yapılmıyor
4. Fiyat artışı yerine, verimlilik artışına dayalı kar hedefi öne çıkıyor
5. Geri dönüşü uzun sürecek projelerden vazgeçiliyor
6. Stoklar minimum düzeye çekilip, daha iyi yönetiliyor
7. Tahsilat sorunu olan müşteriden uzak duruluyor
8. Büyük borçlanmalardan kaçınıyorlar
9. Cazip alım fırsatları dikkatle izleniyor
10. Maliyet kalemleri yeniden gözden geçiriliyor

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND