Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Bu sabah yataktan neden kalktın?

Gerçekten de bu sabah yataktan kalkma amacın neydi? Olumsuzluklara takılmak mı? Bardağın boş tarafını görmek mi? Çözümlere değil sorunlara odaklanmak mı? Yoksa hayatınızı değiştirmeye başlamak üzere mi?

japonların uzun ve mutlu yaşam sırrı, ikigai felsefesi, ikigai

 

Gerçekten de bu sabah yataktan kalkma amacın neydi? Olumsuzluklara takılmak mı? Bardağın boş tarafını görmek mi? Çözümlere değil sorunlara odaklanmak mı? Yoksa hayatınızı değiştirmeye başlamak üzere mi?

Bu Sabah Yataktan Neden Kalktın?

Gerçekten de bu sabah yataktan kalkma amacın neydi? 

Japonların çok sevdiğim bir kelimesi var: İKİGAİ

Anlamı: Sabahları yataktan kalkma sebebin…  

Kolay bir soruyla başlayayım dedim. Ama aslında pek de kolay değil sanırım.

Biz büyüdükçe zaman daha hızlı geçiyor gibi geliyor. Hayat daha zorlaşıyor gibi geldiğinde aslında sadece daha hızlı akmaya başlıyor sanırım.

O yüzden kendimiz ile ilgili bir şeyleri değiştirmek istiyorsak da onu ertelemekten vazgeçip yapmaya başlamak gerek. 

Günümüzde artık vakit nakit değil, nakit vakit ve o da geçiyor (maalesef)…Tik tak..

Herşeyi yapmak isteyip de hiç birşey yapamıyorsan eğer, belki de durup bir bakman gerek acaba ben gerçekten ne istiyorum diye? Ya da neyi yapabilirim? Neyi başarmak istiyorum?

Hakikatten ben ne yapmak istiyorum yahu? 

Kafan karışık mı biraz?  Hala “Benim bir şeye yeteneğim yok ki, olsa da onunla para kazanamayacağımdan korkuyorum…” diyorsan eğer, evet kafanın biraz karışık olmasını anlayabiliyorum.

Benim de karışıktı bir zamanlar. Hala da bazen karışabiliyor:) Ama bu gibi durumlarda hemen amacımı ve başarılarımı hatırlıyorum. Daha neler yapmak istediğimi… Neler başarmak… Ve hemen silkelenip kendime geliyorum.

Yetenek deyince nedense keman çalmak, şarkı söylemek ya da resim yapmak geliyor insanın aklına. Oysa ki pek de öyle değil. Tabii ki sanatsal yetenekler ayrı ve çok özeniyorum onlara. Fakat bir insanı iyi dinleyebilmek, etkili konuşabilmek, yaratıcı düşünebilmek, problemleri hızlı çözebilmek de yetenek.

Eğer hayatında bir şeyleri değiştirmek konusunda zorlanıyorsan, yalnız değilsin.

Çünkü konfor alanımızın dışına çıkmak istediğimizde 3 soru bizi aşağıya doğru çekiyor (maalesef)… 

1. Yapabilir miyim? Buna yeteneğim var mı ki? 

2. Yaparsam beğenilir mi? Takdir edilir mi?

3. Yeterince kaynağım var mı? (Para, güvence…)

İşte bu sorulara verdiğimiz yanıtlar o şeyi yapıp yapmamamıza sebep oluyor. Bir nevi Sabotajcımız yani. Ama aslında o kadar da kötü değil çünkü onun sayesinde bu yazıları okuyabiliyorsunuz ve hayattasınız. Sabotajcınız sizi korur. Bazal metabolizmada yaşatmaya çalışır acı çekmemeniz için ama korur.ü

Aynı Metallica’nın Sad But True şarkısında olduğu gibi. (O şarkıyı da dinlemeyeli çok olmuştu, işte hemen burada:)

Fakat tam da şu an bu sesleri en azından 3 dakika susturmanı rica ediyorum.

Yapabilir misin?

Biliyorum başkalarının sana neyi yapıp yapmayacağını söylemesinden pek de hoşlanmıyorsun, ama eğer yeteneklerini geliştirmek istiyorsan biraz araştırman gerekecek. Var olan yeteneklerini geliştirirken belki henüz bilmediğin diğer yeteneklerini de araştırmak istemez misin?

Hayır mı? Tamam o zaman:) Ben zorlamayı sevmiyorum insanları, bir şeyleri değiştirmek için gerçekten istek duymuyorsan üzgünüm ama sana yardımcı olamam ki ben. Oysa çok isterim bunu.

Eğer istiyorsan ve hazırsan yeteneklerini nasıl geliştirebilirsin ve onları nasıl kullanabilirsin, elimden geldiğince paylaşmak isterim bugün.

BİRİNCİ ADIM: Yeteneklerini Keşfetmek 

Picasso’nun çizdiği bir resmi gören bir adam: “Fakat, bu balığa benzemiyor. “Picasso: “Zaten o balık değil, resim.”

İKİNCİ ADIM: Yeteneklerini Geliştirmek

1. Pratik Yap 

Yetenek tabii ki önemli ama geliştirmezsen eğer körelmeye mahkum. Darwin in kullanılmayan organlar körelir hipotezi yeteneklerimiz için de geçerli. Ne kadar yetenekli olursan ol, kendini geliştirmezsen istediğin kadar iyi olamayabilirsin. 

Ünlü flemenko gitaristi Paco de Lucia ölmeden önce bile her gün 8 saat gitar pratiği yapıyordu. Sence neden?

Doğuştan çok yetenekli insanlar biliyorum uzun vadede başaramıyorlar çünkü pratik yapmalarına gerek yok sanıyorlar. (Bunlardan biri de bendim itiraf etmem gerekirse)

Her gün belirli saat aralığını yeteneğine ayır. Eğer yazmaya yeteneğin varsa, işe gitmeden önce ya da yatmadan önce yarım saatini ayır buna lütfen. Her sabah erken kalk ve yaz. Ya da akşam yarım saat geç yat. Eğer basketbol oynamaksa yeteneğin sahaya çık. 

Bir de en yeteneksiz olduğun alanları düşün lütfen. Hayatta bunu yapamam dediğin şeyleri hani. Onları da dene en azından bir süre. izle ve gör. gerçekten de o kadar yeteneksiz misin, yoksa kendini buna mı inandırmışsın?

2. Negatifliği Bir Kenara Bırak

Yetenekli ya da değil, negatif düşünme kadar potansiyelini aşağı çeken başka bir şey daha yok. Bu bakış açınla ne kadar kolay başa çıkabilirsen, yeteneklerini keşfetmen ve geliştirmen o kadar kolay olacak. Çünkü sürekli kendinden şüphe ederek vakit kaybetmeyeceksin.

Amaaan boşver deme lütfen. Kendinden özür dile, gelecekteki senden ve 5 yaşındaki halinden. Bugün şu an bir şey yapmıyorsan eğer, kendine haksızlık ettiğinin farkına var ve üzerinde çok düşünme. Özür dile ve işe koyul! Zaman geçiyor tik tak.

Düşünce paternlerini izle. Negatif düşünmeyi farketmenin ilk yolu ne zaman hissettiğinin farkına varmaktır. Hemen not et böyle anları. Böyle anlarda kendin hakkında, olaylar hakkında, yeteneklerin hakkında nasıl düşünüyorsun? Nasıl hissediyorsun?

Her gün yatmadan önce o gün neler olduğunu bir düşün. Sabah yataktan kalkmadan o gün neler yapmak istediğini düşün. Hayal et. (Aklına excel tabloları ve toplantıların geliyorsa ve yataktan kalkmak istemiyorsan eğer araya kendinle ilgili bir düşünce yerleştir.) 

Güne başlarken ilk verdiğimiz karar o yataktan kalkmaktır. O yüzden en az 30 saniye bir düşün kalkmadan. Bugün neler yapabilirsin?

Değiştirmenin ilk yolu gözlem yapmaktır. Eğer yıkıcı bir düşünce paterni seni yakaladıysa hemen sebebine odaklan. Değiştirebiliyor musun bu sebebi? O zaman değiştir. Kontrolün dışında mı? O zaman çok da üzerine gitme.

İnsanın en büyük düşmanı yine de kendisidir. Kendini azarlarken ya da suçlarken tonunu değiştir. Daha yapıcı olmaya çalış. Nasıl mı? “Bugün hiç bir şey yapmadım” diyorsan eğer, hiç birşey yapmaman imkansız. Geliştirmek istediğin yeteneğinle alakalı neler yaptığını farket. Ve güçlendir.

3. Kendine ve Diğer Canlılara Karşı Nazik Ol

Çoğu zaman yeteneksizliklerimizden dem vurup arkadaşlarımıza, etrafımızdaki insanlara dert yanarız. Bizim coğrafyada yaşayan o güzel insanlarımızın her biri psikolog olur o masada. Herkesin bir tavsyesi vardır hani. Biz de sadece rahatlamak isteriz. Anlatıp rahatlamak.  

İyi de rahatlarsan eğer fazla rahatlarsan bir şeyi değiştirmezsin ki. Değiştirmene gerek kalmaz. Sen lütfen önce kendine sonra da çevrendekilere nazik ol. Merhamet ve sevgi çok güzel inan. Ve bunu gerçekten istersen görebilirsin. Dene lütfen. Dinle, anla, anlat. Yaprağa dokun işe giderken, bir kediye mama bırak mesela, tanımadığın bir insana günaydın de…Bizler ne zaman bu kadar hırpani ve yabani olduk? 

4. Kendine Meydan Oku (Challenge Yourself!)

Merak etme bu dünyada güzel şeyler de oluyor. Ama sen kendi konfor alanında görmek istediklerini görüp, duymak istediklerini duydukça kendine meydan okuman pek de olası değil. Ama yeteneklerin seni o terleten, acı veren ve belki biraz da zorlayan o dönemecin hemen sonunda belki. Nereden biliyorsun?

Bazen yanımızda bizi sürekli dürtecek birini isteriz. Ama ya yalnızken? Eğer sen kendi sınırlarına meydan okumuyorsan, ya da eski alışkanlıklarına, insanlar da seni böyle kanıksayacaklar artık.  

Başkalarına eğer yapmak istediklerini söylediğinde, hedefini paylaştığında onun yapma ihtimalin artıyor. Paylaştıkça biraz daha gaza geliyoruz anlayacağın. Sırf bunun için bir web sitesi kurmuştum hatırlarsan: www.yapdagorelim.com

5. Başka Şeyler Yap 

Yeteneğin için alışılmamış çıkış noktaları bul.

İşinle yeteneğinin kesiştirecek alanları araştır.

İş dışında yeteneğini kullan.

Toplum için bir şeyler yap. 

Eğer hemen aklına seni tatmin eden bir cevap gelmiyorsa araştır lütfen. Her gün yaptığın şeylerin yanında başka şeyler de yap. Dene. Gözlemle. Yap!

6. Herşeyin Senin Kontrolünde Olduğunu Düşünmekten Vazgeç 

Kontrol etme, hadi sadece 1 dakika kontrol etmeden düşünmeye çalış bakalım neler olacak?

Kendine çok yüklenme lütfen. 

Bu hayatta bazı uygun olmayan kararlar vermiş olabilirsin. Yanlış seçimler yaptığını düşünebilirsin. Kendine kızıp acıyarak bunların üstesinden gelemezsin.

Kendini kurban gibi hissetmekten sıkılmadın mı hala?

Esnedin mi?

Umarım başımıza daha kötü bir şeyler gelmez ama gelebiliyor ve bu senin kontrolünde değil çoğu zaman. O yüzden kontrol edebileceklerine odaklan. Tüm hepsine değil. Çağımızın hastalığı “control freak” lik. Çok insandan duyuyorum. Ama bunun ortaya çıkışında korku ve acının yattığını, artık acı çekmek istemediğimizi bilemiyoruz çoğu zaman. 

Bilinçaltımızda neler olduğunu da… 

O yüzden düşüncelerine biraz ara vererek sevdiğin şeyleri yapmaya başla. En azından dene lütfen.

Mesela belki başka bir şeyler istiyorsun kim bilir.

Çok güzel yorum ve mailler alıyorum, sesinizi duyurduğunuz için çok teşekkürler! İnanın motive ediyor, o yüzden neyi merak ediyorsanız lütfen siz de bana yazın, ben de araştırıp kendi fikirlerimle sentez yaparak sizlere ulaştırmaya çalışayım:) 

Hatta yazmayın, direkt 23 Nisan’da çocuklar gibi şen olacağımız bir eğitimde birlikte olalım. pek eğitim gibi de değil aslında “life hacking” yani hayatı biraz sorgulayalım, Karaköy manzarasında boğazdan geçen gemilere bakalım, güneşin tadını çıkaralım, birbirimizden öğrenelim, biraz zihin açalım. Ne dersiniz? Kahveler benden, katılım sizden:)  

Birlikte o kadar da az değiliz aslında…

Var olduğunuz için, sorguladığınız için, kendiniz olduğunuz için çok teşekkür ederim!

PS: 23 Nisan’da Karaköy’de düzenleyeceğim Karar Verme Atölyesine katılmak ya da bilgi almak için bana (gizemsahan@gizemsahan.com) a mail atabilirsiniz.  Ayrıca her eğitimime şanslı ve yaratıcı 1 kişi de ücretsiz:) Nasıl mı? Bunun için mail atmanız, o güzel sesinizi duyurmanız ve neden katılmak istediğinizi yazmanız yeterli:) Hatta ilk 5 kişiye özel bir indirim de olacak. Biraz yaratıcı olma zamanımız geldi de geçiyor…Hadi hadi, çok keyifli olacak söz:)

PS2: Sizlerle bugün Simon Sinek’in harika kitabının animasyon halini paylaşmak istiyorum. (Kitap okumaya vaktim yok diyenler için…Ama okumak güzeldir:)

İnanın yaptığınız yorumlarla ve o minik “like” tuşuna bastığınızda desteğinizi hissediyorum ve bu beni daha da yaratıcı olmaya motive ediyor. Beni mutlu etmek artık işte bu kadar kolay:)

Yazar: Yağmur Avvurur
Kaynak: www.ceotudent.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Anlatacak çok hikâyemiz var!

romanlar, modern romanlar, Manşet, homeros, hikayeler, destanlar

İnsanların düşüncelerini şekillendirdiği ve tarihi etkilediği düşünülen eserler www.bbc.com tarafından derlendi. İşte binlerce yıl öncesine dayanan destanlardan modern romanlara kadar kuşakların düşünce tarzını etkileyen muhteşem eserler… 

Dünyayı şekillendiren hikâyeler

Binlerce yıl öncesine dayanan destanlardan modern romanlara kadar dünyanın değişmesine vesile olan ve kuşakların düşünce tarzını etkileyen eserler…

Büyük İskender genç yaştan itibaren Makedonya’nın kralı olmak üzere yetiştirilmişti. Yunanistan’ın kuzeyindeki bu küçük krallık başta Pers İmparatorluğu olmak üzere, komşularıyla sürekli savaş halindeydi. Bu nedenle savaşta ordusuna önderlik etmeyi erkenden öğrenmesi gerekiyordu.

Babası öldürüldüğünde İskender tahta geçti. Krallığın güvenliğini sağlamanın yanı sıra Pers İmparatorluğu’nu yenilgiye uğrattı, Mısır’dan Hindistan’a kadar yayılan toprakları ele geçirdi.

İskender’in elinde başka bir silahı daha vardı: Homeros’un İlyada’sı. Öğretmeni Aristoteles’in yardımıyla bu destanı ayrıntılı bir şekilde incelemişti. Seferlerine başladığında, hiçbir askeri önemi olmasa da destanda adı geçen Truva’da durmuş, oradaki sahneleri gözünde canlandırmıştı. Seferleri boyunca İlyada kitabıyla uyumuştu.

Homeros’un destanı, edebi öneminin yanı sıra, etkisi antik Yunanistan’ın kütüphanelerini ve kamp ateşlerinin çok ötesine geçen bir eser oldu. Bu eserde Yunan kültürünün düşünme ve yaşam biçimi resmediliyordu.

İlyada destanı ile İskender arasında karşılıklı bir etkileşim olmuştu. Bu destandan ilham alan İskender, Yunancanın geniş bir alanda konuşulan bir dil olmasını sağlayarak İlyada’yı dünya edebiyatının bir parçası haline getirmiş oldu. İskender’den sonraki hükümdarlar, İskenderiye ve Bergama’da kurdukları büyük kütüphanelerle Homer’in eserinin geleceğe aktarılmasını sağladı.

Hikayelerin öneminin ve etkisinin bir kitabın sayfalarının dışına taşmasına iyi bir örnektir bu. Yunan filozofu Eflatun (Plato)’ya göre, sanat insana sadece zevk vermemeli, aynı zamanda yasalara ve insan hayatına faydalı olmalı.

İlyada benzeri diğer eserlere Mezopotamya bölgesinden Gılgamış Destanı, Amerika’dan ise Mayaların Popol Vuh hikayesi gösterilebilir. Bu destanlar, nereden geliyoruz ve biz kimiz gibi sorular açısından tüm kültürlere referans oldu.

Çin edebiyatı ise Şarkılar Kitabı adıyla bilinen şiirlere dayanıyordu. Şiir yazmak ve okumak sadece şairlerin işi değildi. İmparatorluk idaresinde önemli bir mevkiye gelmek için sınava tabi tutulan insanlara şiir alanından ayrıntılı sorular soruluyordu.

Şarkılar Kitabı, şiiri Doğu Asya’da en önemli edebiyat tarzı haline getirdi. Dünya edebiyatının ilk önemli romanları şiirin etkisi altındaydı. 11. yüzyılın başlarında yazar Murasaki Şikibu Japon edebiyatının başyapıtlarından biri olacak olan ve dünyanın ilk romanı kabul edilen Genji’nin Hikayesi’ni yazmadan önce Çince öğrenmiş ve 1000 sayfayı aşkın kitabında 800 şiire yer vermişti.

Dünyada okur-yazar insan sayısının artması, kağıt ve matbaa gibi yeni buluşlar, yazılı hikayenin etkisinin artmasına neden oldu.

Araplar Çinlilerden kağıt yapımını öğrenmiş, daha önce sözlü olarak aktarılan hikayeler yazılı hale getirilerek Bin Bir Gece Masalları gibi eserler ortaya çıkmıştı.

Eski destansı hikayeler ve şiirlerden daha çeşitli olan bu masallar hem eğitim hem de eğlence işlevi görüyordu. Bin Bir Gece Masalları’nda, anlatıcı Şehrazat’ın, her kadınla bir gece yattıktan sonra kafasını uçuran Pers şahlar şahı Şehriyar’ı bu masallarla erdemli ve iyi kalpli bir insan haline getirmesinin hikayesi anlatılıyordu.

Şiir, masal ve destanlar daha sonraki edebiyat tarihine de damgasını vurdu. 13. yüzyıl İtalyan şairi Dante Alighieri, İlahi Komedya adlı eserinde Hristiyan inanca göre Cehennem, Araf ve Cenneti tarif ederken epik şiir formunu kullandı.

Üstelik Latince değil, Toskana bölgesinde konuşulan bir lehçede yazmıştı eseri. Böylece bugün İtalyanca olarak bildiğimiz dil yaygınlaştı. Edebiyatın dil üzerindeki etkisine iyi bir örnektir bu.

Bu alandaki en büyük değişim, Johannes Gutenberg’in Çin’deki teknikleri geliştirerek kuzey Avrupa’da matbaayı kurması sonucu oldu. Bu sayede kitaplar kitlelere ulaştı. Edebiyat açısından bu döneme roman damga vurdu ve kadınlar yeni bir okuyucu kitlesi olarak ortaya çıktı, modern toplumun sorunlarıyla ilgilenmeye başladı.

Mary Shelley’nin Frankenstein’ı ile bilim-kurguya adım atılarak bilimin ütopik vaatleri ile yıkıcı potansiyeli arasındaki çelişkilere yer verilmeye başlandı. George Orwell’in 1984’ü ile Margaret Atwood’un Damızlık Kızın Öyküsü adlı eserleri bu geleneği sürdüren modern örneklerdir.

Roman ayrıca yeni bağımsızlığını kazanan ülkeler açısından da bu mücadelelerinde etkili oldu. 1960’ların Latin Amerika’sında Gabriel Garcia Marquez Yüzyıllık Yalnızlık ile kıtasının birkaç kuşağına hitap ediyordu. Siyasi bağımsızlık kültürel bağımsızlığı gerektiriyordu ve romanlar bunun için iyi bir araçtı.

Geniş kitlelerin okur-yazar olması bu ve diğer yazarların işine yarasa da, matbaa edebiyatın kontrol ve sansürünü de kolaylaştırdı. Totaliter rejime sahip ülkelerde sansürden kaçınmak için yeraltı matbaaları geliştirildi.

Bugün yazı teknolojisinde yeni bir devrim döneminden geçiyoruz. İnternet okuma ve yazma biçimimizi, edebiyatın yayılmasını ve kimlerin buna erişimi olacağını belirliyor. Yazı dünyasının yeniden büyük bir dönüşüm geçireceği bir dönemin başındayız.

Kaynak:  www.bbc.com
Yazar:  Martin Puchner 

Okumaya devam et

MAKALE

Kitap önerisi: Stresli bir dünyada mutlu çocuk yetiştirmek

Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek / Ahmet Yıldız / ALFA Yayınları

Güçlü Hafıza kitabı ile tanınan Ahmet Yıldız‘ın yeni kitabı günümüz çocuklarının mutluluğu üzerine odaklanıyor. Mutlu olmaya olan ihtiyacın arttığı günümüzde mutluluğa bilimsel çerçeveden bakan yazar kitabın son bölümünde 52 etkinlik önerisi sunuyor.

KİTABIN ARKA KAPAK YAZISI

mutluluk, mutlu çocuk, Manşet, kitap, ahmet yıldız
Kitap içerisinde yer alan 52 Hafta 52 Etkinlik bölümü ile ebeveynler çocuklarıyla mutluluğu güçlendirici aktiviteler yapabilecektir.

Sorular çocuklardan önce doğar, onlardan daha hızlı büyürler.

Doğmadan önce:
“Bu dünyaya çocuk getirilir mi?”

Doğduktan sonra,
“ İyi bir anne/baba olabilecek miyim?”

Büyüyünce:
“Ben nerede yanlış yaptım?”

Anne babalık istifa edilemeyen bir görev; iyi yapmak yetmiyor, her gün daha iyi yapmak gerekiyor! Neyse ki, çocuğunuz dünyadaki ilk çocuk değil ve son çocuk da olmayacak. Bilim dünyası hızla kritik sorunlara uygulanabilir çözümler üretiyor.

Mutlu bir çocukluk herkesin hakkı ve isteği. Büyük soru şu? Peki, ama nasıl?

Türkiye çapında etkinlik uygulamalarıyla tanınan Ahmet Yıldız bu kitabında iki büyük sorunun peşinde:

“Çocuğuma mutlu bir çocukluk yaşatabilecek miyim?”
“Çocuğuma mutlu, başarılı ve güvenli bir gelecek inşa edebilecek miyim?”

Mutlu çocuklar üzerine odaklanmak çok önemli, çünkü çocuklar hızla mutsuzlaşıyor. Araştırmalara göre, çocukların üçte biri mutsuz.

İradeleri, istekleri ve dikkatleri görülmedik derecede kırılgan, zayıf ve dağınık.

Güzel haber şu ki, mutlu çocuk olmak öğrenilebiliyor.

Kitabı nasıl inceleyip temin edebilirim?

mutluluk, mutlu çocuk, Manşet, kitap, ahmet yıldız
Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek Ahmet Yıldız

Kitap Türkiye’deki tüm orta ve büyük ölçekli kitapçılara dağıtılmaktadır. D&R gibi büyük zincir mağazalarda daima bulabilirsiniz. Küçük kitapçılarda ise az sayıda stok tutulduğundan dolayı bazı kitaplar bulunamayabilmektedir. Bu tür durumlarda okurun yapması gereken iki yol vardır;
1. Size en yakın kitapçıya giderek kitabı sorabilirsiniz. Eğer kitap sorduğunuz kitapçıda yoksa hafif fırça atarak :)) getirmesini isteyip sipariş verebilirsiniz. Bu durumda kitapçı 1-2 gün içerisinde kitabınızı size ulaştıracaktır.
2. İnternet üzerinden kitap satan yerlerden kitabı (üstelik %20 – %30 daha ucuza) alabilirsiniz.

İşte bazı internet kitapçıları:

Okumaya devam et

MAKALE

Mükemmel strateji: Kullanışlı, sade ve zamana dayanıklı olmalıdır

strateji, Manşet, küçük siyah elbise, coco chanel

Antoine de Saint-Exupery’nin dediği gibi “Mükemmellik eklenecek bir şey kalmadığında değil, çıkartılacak bir şey kalmadığında elde edilir.”  Temel Aksoy, Coco Chanel’in “küçük siyah elbise’’ tasarımından ilham alınarak nasıl strateji oluşturulması gerektiğini paylaşıyor. Şirketlerin tasarladıkları stratejilerin kullanışlı, yalın ve zamana dayanıklı olması gerektiğini anlatıyor.

Strateji Küçük Siyah Elbise Gibi Olmalıdır

Coco Chanel, 1926 yılında Paris’te ev temizliği yapan kadınların giysilerinden esinlenerek siyah bir elbise tasarladı.  Bu “küçük siyah elbise” 20.Yüzyılın moda ikonu oldu.

Chanel’in kullandığı jarse kumaş ne penye gibi yumuşak ve vücudu sarıp giyen kadını ucuz gösteren ne o dönemde yaygın olarak kullanılan sert kumaşlar gibi kaskatıydı. Kadınlar yüksek topuklu ayakkabı ve inci kolyelerle “küçük siyah elbiseyi” davetlerde giydikleri gibi düz ayakkabılar ve bir eşarpla gündüz de giyebiliyorlardı. Siyah rengin ve jarse kumaşın modası geçmiyor, kadınlar bir kere satın aldıktan sonra elbiseyi uzun yıllar kullanıyorlardı. 

Virginia Üniversitesi Darden School profesörü Jeanne Liedtka, strateji yapanların Coco Chanel’in bu ikonik elbise tasarımından ilham almaları gerektiğini söyler.  

Strateji insanlar ve şirketlerin hedeflerine ulaşmak için seçtikleri yöntemdir. Her yöntem gibi strateji de kullanışlı olduğu ölçüde değerlidir. “Küçük siyah elbisenin” bir gece davetinde abiye, bir akşamüstü gezmesinde kadını rahat ettirmesi gibi şirketlerin sahiplendikleri stratejiler de değişen koşullarda amaca hizmet edebilmelidir. 

Ayrıca stratejinin sade ve yalın olması gerekir. Bugün çoğu şirketin web sitelerine ve toplantı odalarının duvarlarına yazdığı stratejileri anlamak mümkün değildir. Hatta bunları tasarlayıp yazanlar bile ne demek istediklerini günlük dilde anlatamazlar. Çünkü kullandıkları stratejiler çok karışık, çok karmaşık, çok dolaylıdır. Oysa mükemmel olan her strateji sade ve yalındır. Antoine de Saint-Exupery’nin dediği gibi “Mükemmellik eklenecek bir şey kalmadığında değil, çıkartılacak bir şey kalmadığında elde edilir.” Coco Chanel’in “küçük siyah elbisesinden” çıkartılacak hiçbir parça hiçbir ayrıntı hiçbir dantel yoktur. Zarafeti saf, sade ve yalın olmasından gelir.    

Son olarak stratejinin zamana dayanıklı olması gerekir. Strateji değiştirilmez diye bir kural yoktur elbette ama iyi strateji zamana dayanıklı olandır. Eğer bir şirketin benimsediği strateji moda olan bir akımdan etkilenirse kısa zamanda demode olur. Amazon’un kurucusu Jeff Bezos “Başarılı ve sürdürülebilir bir iş kurmak istiyorsanız kendinize sormanız gereken soru gelecek yıllarda nelerin değişeceği değil, nelerin değişmeyeceği sorusudur. Değişmeyecek olanları tespit edin ve bütün enerjinizi ve çabanızı bunlara yoğunlaştırın.” der. Coco Chanel’in “küçük siyah elbisesi” zamana dayanıklı olduğu için ikonik bir tasarım olmuştur.

Coco Chanel’in 1926’da tasarladığı “küçük siyah elbise” bugün hala kadınların girdikleri farklı ortamda insanları etkilemek, kendi kimliklerini yansıtmak ama aynı zamanda rahat etmek için kullandıkları; kolay yıpranmayan, modası hiç geçmeyen bir elbise. Üstelik çok zarif.

Şirketlerin tasarladıkları stratejilerin de “küçük siyah elbise” gibi kullanışlı, yalın ve zamana dayanıklı olması gerekir.

Kaynak: www.temelaksoy.com
Yazar: Temel Aksoy

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND