Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Bu köyler, dev şirketlere kafa tutuyor !

Bir zamanlar devletten iş ve aş talebiyle yollara dökülen köyler, kabuk değiştirdi. Turşu, zeytinyağı ve şarap gibi ürünlerde kendi markalarını yaratan köylüler dünyaya açılırken, sanayicileri de şehirlerden köylere çekmeye başladı. Bursa’nın Gedelek köyü 50 milyon YTL’lik bir ekonomiyle başı çekiyor.

Bir zamanlar devletten iş ve aş talebiyle yollara dökülen köyler, kabuk değiştirdi. Birer girişimcilik örneği vererek katma değer projeleri geliştiren köylüler, hem 10 milyonlarca dolarlık gelir sağlıyor, hem de birçok şirketin başaramadığını yaparak kendi markalarını yaratıyor. Köylerin gelir yaratmaya yönelik yaratıcılıkları ise şirketleri bile kıskandırıyor. Hammadde ve depolamadaki kayıpları minumuma indiren, verimliliği artıran, büyük şehirlerden yatırımcıları köye çekmeyi başaran birkaç bin nüfuslu köyler, artık İsrail, İran, Irak, Suriye’den Almanya, Fransa ve Yunanistan gibi Avrupa Birliği (AB) ülkelerine kadar onlarca ülkeye ihracat yapıyor.

Sağlanan başarıyla sadece milyon dolarlık gelirler elde edilmiyor; ambalaj fabrikası gibi yeni yatırımlar da köye çekilip ek istihdam kapıları açılıyor.

Kendi ekonomilerini yaratan köylerde köylülerin sosyo-ekonomik yapısı da bu değişime kayıtsız kalmıyor. Bir zamanlar su için çeşmenin yolunu tutan köy evlerinin her birinde bugün TV, bulaşık ve çamaşır makinesi ile donanırken kapılarında da arabalar park etmiş vaziyette.

Gedelek’te 50 milyon YTL’lik ekonomi

Bursa Orhangazi’ye bağlı Gedelek köyünün kaderi 1929’da köye getirilen salatalık tohumuyla değişir.

Turşu için salatalık üretmek üzere verimli olduğunu düşündüğü Gedelek köyüne yatırıma gelen girişimci Rıfat Minare, köylülerin de girişimcilik ruhunu ateşliyor.

Minare, tohumları dağıttığı köylülerin ürettiği salatalıkları alarak turşu yapar ve lüks oteller ile restoranlara satar. Minare’nin ürettiği turşuların gördüğü ilgi Gedeleklileri harekete geçirir. “Sadece salatalık üretmek olmaz, turşuyu yapabiliriz” diyen köylüler Minare’nin tuşu formülünü şu andaki köyün muhtarının babası sayesinde ele geçirir. Muhtar Osman Trak, o yılları şöyle anlatıyor:

“Turşuluk sebzeler Rıfat Minare’ye gittikten sonra, kendisi turşu yapıp Türkiye’deki lüks otellere pazarlıyordu. 1948’de babam Minare’nin turşu üretimhanesinde 2 yıl ustabaşı olarak çalıştı. Turşu nasıl yapılır öğrendikten sonra da ayrılıp 1950’da kendi işini kurdu. Babam diğer köylülere de turşunun yapılışını öğretti. Tüm köylülerin bu işi sahiplenmesi ile Gedelek turşuda ünü yurtdışına kadar taşan bir marka oldu.”

Halen 50’nin üzerinde turşu imalathanesinin bulunduğu Gedelek’te yılda 200 bin ton turşu üretiliyor. Köy entegre üretim yapan bir turşu fabrikası gibi… Turşu üretime geçerek toprağı ekip biçme işini terk eden köylüler, artık çevre köylere üretim yaptırır duruma geldi.

10 bin kişiye gelir kapısı

Orhangazi’nin 20 köyü ve 5 beldesi Gedeleklekliler için turşuluk biber, erik ve salatalık üretiyor. Çanakkale ve Biga’nın bir çok köyünden ise acı biber alımı yapıyorlar. Balıkesir’in çeşitli köyleri ile Ödemiş, Afyon ve Trakya bölgesi de Gedelek köyünün salatalık ihtiyacını karşılıyor. Köyün turşu üretimi ürün alımı yaptığı köylerde dahil olmak üzere, 10 bin kişinin gelir kapısı.

Muhtar Trak, “Civar bölgeler dahil, imalat esnasında 2 bin kişi çalışıyor. Buna nakliyecileri, ambalajcıları ve sebze üretimi yapan çiftçiyi de eklediğimizde 10 bin kişinin bu sektörden para kazandığı ortaya çıkıyor. Köyün turşuculukla yarattığı ekonominin büyüklüğü ise yılda yaklaşık 50 milyon YTL” diyor. Trak, üretimin yüzde 80’inin iç pazara, yüzde 20’sinin ise ihracata gittiğini söylüyor. Trak, girişimcilik ruhunun yanı sıra, bugün gelinen noktada Gedelek’in sahip olduğu su pınarının da büyük bir etkisi olduğu inancında: “Bizim pınarımız çok özel. Bu yüzden Gedelek turşuları hep kıtır kıtır olur. Çok şanslıyız. Bu bize Allah’ın bir lütfudur.”

Kendi bahçesinde yetiştirdiği sebzelerden turşu üretimi yapan Gedelekli İbrahim Aygün ise turşu üretiminin kuşaktan kuşağa aktarıldığını söylüyor.

Sanayiciyi bile köye çektiler

Köylüler sadece çevredeki yerleşim yerlerinin ekonomisini canlandırmakla kalmamış, köye yatırım da çekmeyi başarmış. Gedelek köyünde üretilen turşular için 2 ambalaj fabrikası kurulmuş. Gedelek turşuda marka olunca bunu değerlendirmek isteyen büyük sanayiciler de köyün yolunu tutmuş. Yılda 5 bin ton salatalık turşusu üreten Zeytursan, buradan Almanya, Fransa, Ortadoğu ülkeleri, İran, İsrail ve Yunanistan’a ihracat yapıyor.

Gedelek köyünde üretim tesislerini 1983’te kurduklarını belirten Zeytursan Yönetim kurulu Başkanı Turgay Tüfekçioğlu, yıllık üretimlerinin yarısını ihraç ettiklerini söylüyor. Tüfekçioğlu, yıllık cirolarının 14 milyon dolar olduğunu belirtiyor.

Mustafa İnal da Gedelek’in ününü duyup yatırıma gelenlerler iş adamlarından. “1957’de yılında Üsküdar’da mahalle arasında bir turşucu dükkanım vardı. Üretimide orada yapıyordum. Gedelek’in suyunun turşu yapımına çok elverişli olduğunu duyunca buranın yolunu tuttum” diyen Ünallar Turşu’nun sahibi Mustafa İnal, yılda bin tonun üzerinde üretim yaptıklarını ve tamamını iç piyasaya sattıklarını söylüyor.

Şirket davranışıyla Gödence’yi marka yaptılar

Kendi ekonomisini yaratıp marka olan köylerden biri de İzmir’in Seferihisar ilçesine bağlı Gödence… 120 haneli 330 nüfuslu köy ürettiği özellikle ürettiği zeytinyağı, sofralık zeytinler ile ünlü. Ama ürettiği şarap, badem, kuru üzüm, bal ve tarhana da büyük talep görüyor. Ürünlerini “Gödence” markasıyla pazarlayan Gödence köylüleri, müşterinin ayağına bile gitmiyor. Aksine müşteri onların ayağına geliyor.

Gödence Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Çağatay Özcan Kokulu, “Zeytini işleyebilmek için yola çıktık. Diğer üreticilerden bir farkımızın olabilmesi için de 1993’de köyümüzün ismi Gödence’yi de markamız olarak belirledik. Gödence zeytinyağı markasıyla iç ve dış pazara hitap etmeye başladık. Özellikle hammadde ve depolama üzerindeki kayıpları minimuma indirgeyerek ürünlerimizi pazarda daha da öne çıkarmayı başandık. Markanın tam anlamıyla oturması ise tam 10 yıl uğraştık. İzmir’de kendi ismi ile marka olan tek köyüz” diyor.

Bölgenin zengin su havzalarına sahip olduğunu ve sanayi yerine tarımsal üretimin geliştiğini belirten Kokulu, rekoltenin yüksek olduğu dönemlerde köyde yılda yaklaşık 800 ton zeytinyağı üretildiğini kaydediyor. Kokulu, “Zeytinyağının kilosunu 4 YTL’den satıyoruz. 2007’de ürün çok azdı. Ancak 160 ton zeytinyağı üretebildik. Hepsini sattık ve 640 bin YTL gelir elde ettik. Gödence markası Gümüşhane’den Finlandiya’ya kadar tanınır hale geldi. Tıpkı bir şirket gibi çalışarak bugünlere geldik” diyor. Müşterilerden gelen talepleri iyi bir şekilde değerlendirdiklerini, iletişimi iyi kurduklarını vurgulayan Kokulu, “Herkesin kendisine ait arabası, evinde çamaşır ve bulaşık makinesi var” diye konuşuyor.

Bademli yılda 10 milyon YTL’lik fidan satıyor

İzmir’in Ödemiş ilçesine bağlı Bademli köyü ise fidancılıkta aranılan bir marka olmayı başardı. Bademli köylülerin üretimlerini 71 yıllık Bademli Köyü Kooperatif’ine çatısı altında yapıyor. Ama Bademli köyünün marka olması 1997 yılına dayanıyor.

Bünyesinde Bademli Fidancılık ve Potomia Fidancılık isimli iki şirket bulunan kooperatif üç konuda çalışmalar yapıyor: Fidan üretimi, zeytin ve zeytinyağı üretimi, hijyenik süt toplama merkezleri.

Bademli Köyü Kooperatif Başkanı Mehmet Selçuk Bilgi, özellikle fidan üretiminde çok tercih edilen bir marka olduklarına dikkat çekiyor. Lübnan, Irak, İran, Suriye gibi Ortadoğu ülkelerine, Azerbeycan, Özbekistan’a ihracat yaptıklarını belirten Bilgi, “Her çeşit meyvenin Tarım Bakanlığı’ndan sertifikalı ve kontrollu fidanını üretiyoruz. Ağırlıklı ihracat elma, armut, kayısı fidanları. Bademli’de yılda 8 ila 10 milyon adet fidan üretimi yapılıyor. Fidancılıktan elde ettiğimiz toplam ciromuz yıllık 10 milyon YTL. Civar köylerden her gün 500-600 kişiye isdihdam sağlıyoruz” diyor. Bilgi, ayrıca kooperatife bağlı olak çalışan işçi, ziraat mühendisi ve veterinerleri bulunduğun da belirterek, “Kooperatif ve markalaşma sürece köyümüze çok şey kazandırdı. Köylüler artık modern tarım yapar hale geldi. Bizde onları yeni yatırımlara özendirir olduk” diye konuşuyor.

Şirince’nin turizm geliri 1 milyon YTL

Kuşadası ve Efes’e yakın eski bir Ortodoks köyü olan Şirince, şarap üretimi ve turizmdeki başarılarıyla dikkat çekiyor. Üzüm bağları, şeftali bahçeleri ve zeytinliklerle çevrili bir yamaçta yer alan Şirince, son 20 yıldır marka olma yolunda mücadele veriyor.

Tıpkı Gedelekli köyünde olduğu gibi Şirincelileri de ateşleyen köye dışarıdan gelen yatırımcılar olmuş. 20 yıl önce köye turizm yatırımı için gelen yatırımcıları gören köylüler “Biz niye bu işleri yapmıyoruz” diyerek biraraya geliyor ve Şirince’nin tarihine yeni bir yön veriyor.

Turizmden sonra köylüler kendi şaraplarını yapmaya başlıyor. Ev yapımı şarapların da ünü kısa sürede yayılıyor. “Turizm geliştikçe adımız duyuldu, adımız duyuldukça markamız yükseldi” diyen Şirince Köyü Muhtarı Levent Apak, ürettikleri ev tipi şaraba talep giderek artınca işi büyüttüklerini ve 1999’da köyde yıllık üretim kapasitesi 1 milyon ton olan bir şarap fabrikası kurduklarını anlatıyor. Fabrikada geçilen üretim şarapta marka olmanın da yolunu açmış. Ürettiği şarapları Artemis markası ile piyasaya süren Şirince, Türkiye geneline bayilik bile verir hale geldi. Apak, 20’si Şirince’de olmak üzere Türkiye genelinde 50 Artemis şarap bayisine ulaştıklarını belirtiyor. İyi bir sezonda turizmden elde ettikleri gelirin 1 milyon YTL’nin üzerinde olduğunu söyleyen Apak, turizm ve şarapçılık yaparken çiftçiliği bir kenara bırakmadıklarına vurgu yapıyor. Apak, “Marka olduk ama şeftali, üzüm, incir gibi yöresel üretimlerimize de tam gaz devam ediyoruz. Bunları da İstanbul, Ankara, Antalya, Bodrum gibi pazarlara gönderiyoruz” diyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND