Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Bu da cinsel zeka konferansı…

Amerikalı ünlü seksolog ve evlilik terapisti Marty Klein, ‘Cinsel Zeka’ üzerine bir konferans vermek üzere Focus Dergisi’nin konuğu olarak İstanbul’a geliyor. ‘Cinsel Zeka’ isimli aylık bir e-dergi yayımlayan Klein, aynı zamanda seks terapisi, medya, politika, sanat dünyası gibi alanlarda çalışan ve cinsellikle ilgi tabuların yıkılmasına katkıda bulunan isimlere de her yıl ‘Cinsel Zeka Ödülleri’ veriyor.

Ayten SERİN/Hürriyet

Ülkenizde genç kadınlar erkek genç erkekler kadın olmanın sorunlarını bilmiyor

Bugüne kadar 25 değişik ülkede konferans veren ve 5 kitabı yayımlanan Klein, evlilik dışı cinselliğe karşı tavır alan Bush yönetimine öfkeli: ‘Kendi kızlarının evlenene kadar cinsellik yaşamayacağını sanıyorsa yanılıyor.’

Biyografinizde kendinizi ‘seks hakkındaki gerçeği’ anlatmaya adadığınız yazıyor. Nedir seks hakkındaki bu gerçek?

– Gerçek şu: Herkesin cinsel hisleri vardır, herkesin kafasında cinsellikle ilgili sorular vardır. Eğer insanlar kendileri için anlamı olan cinsel birliktelikler yaratmak istiyorlarsa öncelikle kendilerine izin vermeli. Geçmişin katı inançlarından, ayrıca cinselliği kısıtlayan, cinsellikten korkan otoritelerin görüşlerinden arınsınlar.

Cinsel zeka nedir, bu kavram nasıl ortaya çıktı?

– Bilgi, yetenek, kendinin farkında olmak, gerekli dili konuşabilmek ve karşıdakini anlayabilme yetisinin bileşimiyle istenen cinsel deneyimi yaşayabilme kabiliyetidir. Bu kavramı 6 yıl önce ortaya attım. Cinsellikle ilgili konuların anlaşılmasını kolaylaştırdığına inanıyorum.

Cinsel zekayı geliştirmek için neler yapılabilir?

– Cinsel zekayı geliştirmenin birkaç farklı boyutu var. Vücudun çalışma sistemiyle ilgili daha fazla bilgi edinmeyi, doğum kontrol yöntemlerinin esaslarını, yaşlılığa bağlı vücut değişimlerini öğrenmeyi gerektirir. Diğer bir boyutu da kelimelerdir, vücudumuzun değişik bölümleri için, aktivitelerimiz için nasıl evet veya hayır diyeceğimizi biliyor muyuz? Hissettiklerimizi dile getirmek için gerekli kelimeleri biliyor muyuz? İşte bunları bulmak cinsel zekamızı geliştirir. Bir başka yolu da cinsel isteklerimizden dolayı suçluluk duymamaktır. Herkes cinsel yönden ne istediğine karar vermeli, diğer insanlar sizin bu isteklerinizin normal olduğunu düşünsün veya düşünmesin, siz ne istediğinizi bilmelisiniz. Ayrıca, kişiler partnerlerine ‘Sana neden hoşlandığımı söylemek istiyorum, senin de bana neden hoşlandığını söylemeni istiyorum’ demeli.

Cinsel zeka ödüllerini neye göre veriyorsunuz?

– Ödülleri din, siyaset, sanat, eğlence dünyasından insanlara veririz. Bu kişiler toplumun gözünün önünde olan ve toplumun, siyasi kararlar, din gibi etkenler yüzünden yaşadığı zorlukları aşmalarına yardımcı olan kişilerdir. Bu yıl ABD Kongresi’nden Henry Waxman’a ödül verdik, çünkü hazırladığı bir raporla okullardaki cinsellik eğitimiyle ilgili yanlışları gösterdi. Bu yıl ödülü alanlardan biri de Kinsey filminin yönetmeni Bill Condon oldu.

Kinsey filmi, tıpkı Kinsey’in cinsellik araştırması gibi çok tartışılacağa benziyor. Araştırmayı yaptığı yıllarda deneklerini eşcinsellik, evlilik dışı ilişki gibi toplumca onaylanmayan ilişkilerin oranını yüksek çıkaracak şekilde seçtiği iddia edilmişti. Sizin yorumlarınız ne?

– Kinsey, seks konusu ile ilgilenmeden önce de herkes onun iyi bir bilim adamı olduğunu biliyordu. Birçok nedenden dolayı bir sonraki çalışmasını seks üzerine yapmaya karar verdi. Seks hakkında dünyada hálá bugüne kadar yapılan en büyük araştırma. Çarpıcı verileri, Amerika’ya ve dünyaya ‘İşte insanlar cinsel hayatlarında bunu yapıyor’ diye gösterdi. Birçok kişi sonuçlardan üzüldü ama bu bilim… Bazen de bilim ‘Çok fazla hamburger yemeyin yoksa kalp krizi geçirirsiniz’ der, tabii ki ben hamburgeri seven biri olarak bunu duyduğuma üzülürüm. Kinsey’in dediklerinden dolayı birileri çok üzüldü ama bu bilimin yanlış söylediği anlamına gelmiyor. Film, Kinsey’in bundan 50 yıl önce böyle bir araştırmayı ilk kez yapıyor olmasının ne demek olduğunu çok güzel anlatıyor.

EMİNİM BUSH’UN KIZLARICİNSELLİĞİNİ YAŞIYOR

Ülkenizde Bush yönetiminin ergen cinselliğine yaklaşımını da eleştiriyorsunuz.

– Bush yönetimi, cinsellik konusunda korkunç derecede tehlikeli bir tutuma sahip. Cinsellikten korkuyorlar ve halkı da cinselliği düşünmekten uzak tutmaya çalışıyorlar. Bush yönetimi cinselliğin, sağlıklı bir insanın hayatında oynadığı rolü hiç anlayamıyor ve genç insanların cinselliğini değiştirmeye çalışıyor ama aslında onlara çok büyük bir zarar veriyor.

Bir makalenizde ‘Bush insanları evlilik öncesi cinsellikten uzaklaştırmaya çalışıyor ama kendisi evlenmeden önce bunu defalarca yaptı’ diyorsunuz.

– Evet, ayrıca eminim iki kızı da cinselliği yaşıyor. Eğer kendi çocukları evlenmeden seks yapmayacak sanıyorsa çıldırmış olmalı. Amerika’da ilk evliliğin ortalama yaşı 25. İnsanların 25 yaşına kadar seks yapmayacaklarına inanabiliyor musunuz, bu hiç gerçekçi değil.

Türk insanının cinselliği ile ilgili bilgi sahibi misiniz?

– Türkler hakkında uzman değilim ama Perulu, Türk, Avustralyalı tüm insanlar cinselliklerini kabul ettirmeye çalışır. Hepsi kendine ‘Ben cinsel yönden normal miyim’ sorusunu sorar. Herkes, kadınlar ve erkekler hakkında şablonlardan, dinden, kendi ülkelerinin yönetiminden gelen mesajlardan anlamlar çıkarmaya çalışır. Bunlara göre kendi cinsel fantezilerinin normal olup olmadığı konusunda endişe duyar.

Türkiye ile ilgili özel bir tespitiniz olmadı mı?

– Türkiye’de 3 hafta kadar bulundum. Ülkenin doğusu ile batısı birbirinden çok farklı. Doğuda kadınlarla erkekler birbirinden hayli izole yaşıyor. Genç kadınlar erkek, genç erkekler kadın olmanın sorunlarını bilmiyor. Sanırım tüm insanlık olarak daha fazla anlayışa ve daha az ayrılığa ihtiyacımız var. Elbetteki Batı ülkelerinde de genç erkek ve kadınların daha az birlikte olmasını isteyenler var, ama geriye gitmeyeceğiz.

Klein’in 14 Mart’ta Harbiye’deki Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda vereceği, Cinsel Zeka semineri ücretsiz izlenebilecek. Sonrasında seminer notları, www.focusdergisi.com.tr adresinden yayınlanacak.

Eğer birisi size seksten önce nelerden hoşlandığını söylerse bu bir aşağılama değil, iltifattır

Oral seksten konuşmak bile insanların yüzünde bir gülümsemeye yol açıyor çünkü haz verir. Bazıları için çok önemliyken bazıları bundan hoşlanmaz, teknik açıdan bakarsanız vajinanızı kontrol etmek zordur ama ağzınızı kontrol etmek çok daha kolaydır.

Sekste herkes için doğru olan tek bir pozisyon yok, bunu söylemek herkes için doğru olan yiyecek nedir demeye benzer. Tek kişi için bile bir ‘doğru’ posizyon yoktur. İnsanlar değişir ve hoşlandığımız şeyler de zamanla değişir, kiminle birlikte olduğunuza ve nasıl bir duyguda olduğunuza bağlı olarak da bu değişecektir. Örneğin çok yemek yedikten hemen sonra kimsenin üzerinizde yatmasını istemezsiniz herhalde. Ya da çok uykuluysanız ‘Bana nazik davran ve beni uyandırma’ diye de düşünebilirsiniz .

Cinsel zeka şunu söyler: Normal zamanda uyarılma, normal öpüşme süresi yoktur, bu tamamen insanlara göre değişir.

Birçok kadın için cinsel organ öncelikle vajina değil, klitoristir. Cinsellik her zaman birleşme demek değildir.

İnsanların ilk kez seks yapmadan önce konuşmaları çok önemlidir. Neden hoşlandıkları ve neden hoşlanmadıkları konusunda konuşmalılar. Eğer birisi size seksten önce nelerden hoşlandığını söylerse, bunun bir aşağılama değil, bir iltifat olduğunu bilin.

Mastürbasyon sağlıksız bir şey değildir, ama insanlar genelde bundan suçluluk duyarlar. Mastürbasyon çocuklar için çok önemlidir, onlara bunu yasaklamak büyük bir hatadır. Yasaklarsanız sadece onlara kendilerini suçlu hissettirirsiniz.

CİNSEL ZEKANIN BOYUTLARI

Bilgi: Bedenimiz, cinsel işlevsellik, sağlıklı cinsel yaşam, sağlığımız, hamilelik ve doğum kontrolü hakkındaki her şey.

Rahatlık: Cinselliği yaşarken, başlatmak ve karşılık vermek, tercihler ve fanteziler, partnerle cinselliği tartışmak, deneme cesaretine sahip olmak.

Kendini tanıma: Cinsel olarak ne hoşuma gidiyor? Seksten ne bekliyorum? Ne tür eşler ve ilişkiler tatmin edici? Gizli arzularını bilmek, uygun seçimler yapmak.

Erotik görüş: Yakın ilişkilerde ve hayatın geri kalanında cinselliğin rolünü anlamak, tutku kavramını anlamak, düşüncelerini cinsellikten uzak tutmamak, gelişmiş bir düş gücüne (fantezi) sahip olmak.

İletişim becerileri: Kur yapmayı öğrenmek, başlatmak, cinsel ilişkiyi kabul ya da reddetmek, belirli dokunuşları ve aktiviteleri talep etmek, cinsel eşinin tepkilerini ölçerek ortak duygular yaratmak, fiziksel sevişme dışında duygusal öğeleri kullanmak, eşlerin tercihlerini tartışmak, yatak dışında cinselliği tartışmak.

CİNSEL ZEKA TESTİ

Bu bir puanlama testi değil, ama cinsellik ile ilgili temel bazı doğru ve yanlışları anlamanız açısından küçük bir sınav. Aşağıdaki sorulara doğru ya da yanlış yanıtını verin. Hepsini doğru yanıtlarsanız, yüksek bir cinsel zekaya sahipsiniz demektir.

1Bir erkek ne kadar büyük penisli olursa, bir kadını o kadar çok tatmin eder.

2 Bir kadının regl döneminde girilen cinsel ilişki, erkek ya da kadın açısından sağlık riski teşkil etmez.

3 Yaşı 40’ı geçen bir erkeğin boşalması genellikle uzun sürer.

4 Cinsel işlev bozukluğu yaşayan bir erkek, yeni geliştirilen ilaçlarla çok kısa sürede cinsel ilişkiye hazır hale gelebilir.

5 Pornografiye eğilimi olan erkekler, kız arkadaşlarına ve eşlerine saygı göstermez.

6 Evli bir kişinin mastürbasyon yapması, bu çiftin cinsel hayatının tehlikede olduğunu gösterir.

7 Çoğu kadın menopoza girdikten sonra cinsel ilişki becerisini yitirir.

8 Cinsel ilişki sorasında doruğa ulaşamayan bir kadın ya frijittir (cinsel yönden soğuk ve isteksiz) ya da tıbbi bir rahatsızlığı vardır.

9 Cinsel ilişkiye hazır bir kadın, uzun bir süre partnerinin hazır hale gelmesini bekler.

10 Alkol, penisin sertleşmesini zorlaştırır.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND