Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Borçsuz hayat… Oh ne rahat!

Borcun insanoğlunun motivasyonu üzerine atalarımızın söylemiş olduğu bilgelik dolu o sözleri bir kenara bırakın. Dozunu kaçırdığınız anda borç tüm motivasyonunuzu, ve hatta sahip olduğunuz her şeyi alıp sizi derin kuyularda merdivensiz bırakabilir. Peki, borçsuz hayat için nelere dikkat etmeli…

kişisel gelişim

Borcun insanoğlunun motivasyonu üzerine atalarımızın söylemiş olduğu bilgelik dolu o sözleri bir kenara bırakın. Dozunu kaçırdığınız anda borç tüm motivasyonunuzu, ve hatta sahip olduğunuz her şeyi alıp sizi derin kuyularda merdivensiz bırakabilir. Peki, borçsuz hayat için nelere dikkat etmeli… 

Borçsuz Hayat İçin 5 Uyarı

Borç ikiye ayrılır: İyi ve kötü̈. İşte sizi kötü̈ (gereksiz) borca çeken 5 neden ve çözüm yolları

Sürekli borç içinde yaşayan Hasan neyi yanlış yapıyor bilmiyormuş. Ben biliyorum, çünkü̈ son 5 senedir binlerce Hasan vakası gördüm, duydum, çözdüm. Hasan sürekli soruna odaklanıyor, hayıflanıyor, dertleniyor, moralini bozuyor. Esas çözüme odaklanıp, bu sarmaldan çıkabileceğini hiç düşünemiyor.

Öyle ki evde yediği yemekten zevk almaz, eşiyle çocuklarıyla yaptığı sohbeti duymaz, arkadaşlarını görmek istemez oluyor. Hasan’ın borçlanmasının temel sebebini anlamalı ki borçlar tekrar etmesin. Davranışlarımızda yapacağımız ufak değişikliklerle gereksiz borç tuzağından uzak durabiliriz.

1.Temel harcamalar için kredi kartı kullanmak

İŞARET: Market ya da bir mağazanın kasasındasın. Cüzdanında ödemek için yeterli paran var. Fakat sen “Kredi kartımdan ödesem hem puan toplarım hem param cebimde kalır” diyorsun. DUR!
SONUÇ: Kredi kartı ile harcamak iyi de borç kapatmaya çalışırken ne gerek var limitleri zorlamaya ve daha fazla dönem borcu yaratmaya.
ÇÖZÜM: Borçlu iseniz, borçlar bitene kadar kredi kartını sadece büyük alışverişlerde taksit amaçlı kullanın. Örneğin buzdolabınız bozuldu almak zorundasınız. Bir İHTİYAÇ, ama paranız yok. O zaman kullanın. Diğer ihtiyaçlarınızda nakit veya banka kartı kullanın.

2. Kendini ‘sadece bir kerelik’ diye kandırmak

İŞARET: Yapmaman gereken bir harcamayı yaptığını biliyorsun. Belki de sadece bir seferlik deyip kredi kartından nakit avans çektin ya da hiç gereği yokken ufak bir miktar kredi kullandın.
SONUÇ: Bir kerelik, bu seferlik derken bu hatalar alışkanlık haline gelir. Emin olun. Sonra bir daha, bir daha derken, insanlar böyle böyle borç batağına sürükleniyor.
ÇÖZÜM: Alışveriş yapmadan önce, kendine ‘bu istek mi ihtiyaç mı?’ diye sormayı alışkanlık haline getir. 10 saniye kuralımızı hatırla.

3. Arkadaş ya da aileden her ay borç almaya alışmak

İŞARET: Her ay ufak miktarlar da olsa tanıdıklarından borç para istiyorsun. Dediğin günde de ödüyorsun.
SONUÇ: Bu harcamalarını kontrol edemediğini, gelir ve giderlerini yani nakit akışını yönetemediğini gösterir. Üstelik borç istemeyi alışkanlık haline getirdin demektir.
ÇÖZÜM: Ayda kaç para alıyorsun? 100 lira mı? Bütçenden her ay sarkan 100 lira açık var demek ki. Bir sonraki ay ilk hedefin 100 lira daha az harcayıp kimseden borç almamak olsun.

4.’Başkaları ne der’ diye veya fiyaka için harcamak

ÖRNEK: Sosyal medyaya göre yaşamak.
İŞARET: Fotoğraflara bir bakıyorsun sosyal medyada herkes mutlu, herkes şık, yemekler hep pahalı mekanlarda yeniyor. Siz fotoğraf çektirirken boş durur musunuz? Boş tabaklarla masa çekilir mi? Masayı donatıp öyle çekelim. Bu kazakla fotoğraf mı olur? Hem herkeste var. Ben de almalıyım.
SORUN: İkinci bir kimliği finanse etmeye çalışırken, giderlerin gelirlerini aşar ve borç zilleri çalmaya başlar.
ÇÖZÜM: Ödünç hayatlar yaşamayı bırakın. Kendi hayatınızı yaşayın.

5. Plansız yaşayıp her şeyi son dakikaya bırakmak

Uçak biletini son dakikada almak, kredi kartı borcunu gününde ödememek, faturaları aksatmak, geç kaldın diye taksiye binmek…
ÖRNEK: 5 dakika ile servisi kaçırmak.
İŞARET: Her sabah 5 dakika ile servisi kaçırıyorsun. Kahvaltı yapamadan evden çıkıyorsun. Hiçbir yere yetişemiyorsun.
SONUÇ: Kahvaltı, ulaşım derken boş yere giden yüzlerce lira.
ÇÖZÜM: Sana lazım olan şey sadece 5 dakika. Sadece paranı değil, zamanını da yönetmeyi öğren. Her akşam kendine tost hazırlamak için ayıracağın 5 dakika sayesinde kahvaltıya her sabah para harcamayacaksın. Sabah 5 dakika erken uyanmak sayesinde servise binip taksi, otobüs parası vermeyeceksin.

‘’BİZİ ANNELER KURTARACAK’’

Terör içimizi yakıyor. Burada söylenecek hiçbir söz yok. Olayın bir de yadsınamaz bir ekonomik boyutu da var. Yapılan araştırmalar son 30 yılda 500 milyar doların üstünde bir kaynağın terör nedeniyle heba olduğunu gösteriyor… Bu hafta katıldığım Türkiye İş Kadınları Derneği TİKAD’ın ‘Barış İçin Kenetlendi Ellerimiz, Biz Biriz Beraberiz’ toplantısında TİKAD Başkanı Nilüfer Bulut, ‘Anneler Teröre Karşı ’kampanyasını başlatarak “İster çocuğu olsun, ister olmasın, her kadındaki annelik içgüdüsü̈ şiddete dur demeye yeter, daha güzel bir Türkiye yaratabiliriz” diye konuştu. Toplantıya Batman’dan katılan Ayla Işık, Mardin’den Fatma Özer, esnafın kepenk kapattığını, on binlerin göç etmek zorunda kaldığını anlattılar. Toplantıda konuşma yapan Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun eşi Sare Davutoğlu, “Terör, amacı ne olursa olsun ve kimden gelirse gelsin cinayettir, zulümdür, insanlık suçudur. Kadın, doğası gereği vicdanlıdır. Teröre karşı milletçe tek vücut olacaksak kadınlar önde olacak” dedi.

 

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Tarihin ilk hackerıyla tanışmak ister misiniz?

mıt, bilgisayar şifresi kıran ilk hacker, allan scherr

Bilgisayar çağı boyunca birçok şifreleme yöntemi geliştirildi ve kırıldı. Peki bu şifreler hayatımıza ne zaman girdi? İşte bir bilgisayarın şifresini kıran ilk insan Allan Scherr ve hikayesi…

Allan Scherr: Bilgisayar şifresi kıran ilk hacker

1962 yılında ABD’nin en prestijli üniversitelerinden Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ndeki (MIT) bilim insanları bilgisayarların güvenliği için yeni bir sistem geliştirdi: Şifre.

Zaman paylaşımlı işletim sistemini (CTSS) kullanan MIT’li araştırmacılar, o dönem bilgisayarları paylaşmak zorundaydı ve kullanım süreleri kısıtlıydı.

Farklı kullanıcıların dünyanın farklı yerlerinden ve bir telefon ağı aracılığıyla girdiği sistemi sömürenler de yok değildi.

Nihayetinde her çalışana sisteme erişmesi için kişisel bir şifre verilmesine karar verildi.

Günümüzde bilgisayar ve internet teknolojileri için güvenlik olmazsa olmaz. 1960’lı yıllarda ise şifre kavramı bilgisayar dünyası için çok yeniydi.

Tüm şifrelere giden dosya

Bilgisayar bilimci Fernando Corbató’nun geliştirdiği bu sistemle bilgisayara girenler, kendilerine ayrılan süre bittiğinde sisteme yeniden giriş yapamıyordu.

Ancak her güvenlik sistemi gibi bunu da istismar edecek biri çıktı: MIT’de yüksek lisans eğitimini sürdüren genç bilgisayar bilimci Allan Scherr.

Scherr, yüksek lisans tezi için bu sistemin performansını ölçmeliydi. Ancak toplamda sadece 10 saati vardı:

“Bu sistemdeki farklı değişkenleri ölçebilmem için özel erişim iznim vardı. Yaklaşık 30 simulasyon hazırlamalıydım ama bana ayrılan süre çok azdı. Daha çok süre istedim ve reddettiler. Ben de bana ayrılan süreyi sıfıra indirmenin yolunu buldum.”

Scherr önce tüm şifrelerin toplandığı ‘Gizli kullanıcı şifreleri’ isimli dosyayı buldu. Dosya isminde ‘gizli’ kelimesi özellikle tersten yazılmıştı.

Kimsenin haberi bile olmadan bu dosyayı yazdırmanın bir yolunu bulan Scherr, sistemde kullanılan tüm kişisel şifrelerin bir kopyasına sahip oldu.

“Artık sisteme istediğim zaman ve sürede girebiliyordum” diyen Scherr, arkasını kollaması için bir de suç arkadaşı buldu.

Programın finansal yöneticisine sus payı olarak şifrelerin listesini el altından vermeyi teklif etti, o da kabul etti.

Scherr patronlarından bazılarının sistemlerini hacklemekle kalmayıp, arkasında onlarla dalga geçen mesajlar bırakıyordu.

‘Kafamı bir sürü şifreyle doldurmaktan hoşlanmıyorum’

1960’lu yıllardan sonra şifre kullanımı günlük hayatın bir parçası olmaya başladı.

Hava limanlarında da yolcu bilgilerine erişim için şifreler kullanılmaya başlandı. 1970’li yıllarda artık banka müşterileri hesap bilgilerine bu sistemle ulaşıyordu.

1980’lere gelindiğinde şifre gerektiren paylaşımlı bilgisayarların kullanımı yaygınlaştı.

Şifre, ekmek ve su gibi en temel ihtiyaçlarımızdan biri haline geldi.

Scherr’e göre, bir gün uyanıp da kendi yaşamımıza erişimimizin engellendiğini öğreneceğimiz yakın:

“Bence şimdiden bunu yaşıyoruz. Telefona pin kodunu birkaç kez yanlış giriyoruz, telefon devre dışı kalıyor.”

MIT’yi bitirdikten sonra 30 yıla yakın IBM teknoloji şirketinde çalışan Scherr, IBM’in yazılım sistemi ve uygulama ve mini bilgisayarlarla iletişim ağını geliştiren kişiydi.

Peki bilgisayar endüstrisinin ilk hackerlarından Scherr, başkalarının onun şifresini kırmasını nasıl engelliyor?

‘Kırılamaz şifre’nin formülü ne olabilir?

Sherr’in yanıtı şaşırtıcı:

“Kafamı bir sürü şifreyle doldurmaktan hoşlanmıyorum.

“Ezberlediğim uzun ve karmaşık tek bir şifre var, tüm şifrelerimi yöneten bir uygulamaya girmemi sağlıyor.”

Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

Mutlu olma korkusu: Çerofobi nedir?

mutluluk korkusu, Manşet, çerofobi nedir, çerofobi belirtileri

Mutlu olmayı hak etmediğinizi mi düşünüyorsunuz? Eğer mutlu olursanız bunun olumsuz sonuçlar doğuracağına mı inanıyorsunuz? O zaman siz de mutluluk fobisine sahip olabilirsiniz. İşte çerofobi olarak da bilinen mutluluk korkusu hakkında her şey…

Mutluluktan korkmanın diğer adı: Çerofobi

Çerofobi, hakkında pek konuşulmasa da oldukça yaygın olduğu düşünülen bir sorun. Mutluluk korkusu diye bilinen bu kaygı türü, insan hayatını çekilmez bir hale getirebiliyor. Tedaviye başlamak için, önce geçmişinizi eşelemeniz gerekiyor.

Bir şeyin gerçek olamayacak derecede iyi göründüğünü hissettiğinizde, yani son zamanlarda sizin yararınıza birçok şey yaşandığını fark ettiğinizde, bu durum şüpheli mi görünüyor?

Kimi insanlar bu duyguyu aşamaz ve iyi şans, zihinlerinde bir uğursuzluğa dönüşür.

Akıldışı bir nefret duygusuna sahip olan insanlar, “Çerofobi” adı verilen bir olgudan mustariptir. Bu terim “keyifliyim/neşeliyim” anlamına gelen “chairo” kelimesinden türemiştir. Temel anlamda, (bu kişilerin) eğlenceli bir şeye katılmaya korkması anlamına gelir.

Korkutucu olan şey aktiviteler değil; şayet (eğlenceye) katılırsanız, mutlu ve kaygısız durumdayken korkunç bir şey olacağı korkusudur.

Çerofobi yaygın biçimde kullanılmıyor ya da iyi tanımlanmamış bir terim ve ruh sağlığı durumlarının teşhisinde temel kaynak olan (ABD’de kullanılan) ‘Zihinsel Bozukluklar Tanısal ve Sayısal Kılavuzu’nun  (DSM-5) son baskısında mevcut değil.

Ancak Healthline adlı siteye göre, kimi tıp uzmanları Çerofobi’yi bir kaygı biçimi olarak sınıflandırıyor.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

Büyük ihtimalle çerofobisi olan biri her an için üzüntü yaşamıyor, yalnızca mutluluk yaşatabilecek olaylardan ve etkinliklerden kaçınıyor.

Healthline’ın aktardığına göre, bozukluğun kimi işaretleri şunlar:

– Bir sosyal buluşmaya davet edildiğinde endişe hissi.

– Kötü bir şeyin gerçekleşeceği korkusundan dolayı olumlu yaşamsal değişimler sağlayabilecek fırsatları görmezden gelme.

– “Eğlenceli” etkinliklere katılmayı reddetmek.

– Mutluluğu düşünmenin kişiyi kötü veya fena birisi yapacağı düşüncesi

– Mutluluğu düşünmenin kötü bir olayın gerçekleşeceği anlamına geldiğine inanmak

– Mutluluğu göstermenin, sizin ya da aileniz veya arkadaşlarınız için kötü olduğuna inanmak.

– Mutlu olmaya çabalamanın zaman ve enerji kaybı olduğunu düşünmek.

Psikiyatrist Carrie Barron, ‘Psychology Today’ adlı sitede yayınlanan bir blog yazısında, “zevk alma korkusu” biçiminde tanımlanan “Hedonofobi” ya da Çerofobi yaşayan insanlarla ilgili olası sebepleri ele alıyor.

“Bugünlerde, mutluluk arayışını konu alan birçok konuşma var,” diye yazmış.

“Bir insanın bu pozitif duygudan korkması olağandışı görünebilir. Şayet çocukluk dönemine dayanan bir mutluluk/ceza ilişkisinden kaynaklanıyorsa, düşündüğümüzden çok daha yaygın olabilir.”

SEBEBİ OLUMSUZ DENEYİMLER OLABİLİR

Örneğin, sevdiğiniz bir insanla veya belirli bir olayla ilişkilendirdiğiniz olumsuz bir deneyim ile çatışma yaşama korkusundan kaynaklanıyor olabilir. Mutluluk verici bir olayın hemen ardından kötü şeyler yaşamışsanız, buna karşı bir direnç geliştirebilirsiniz.

Barron, “Eğer zevk almaktan hoşlanmıyorsanız, bunun sebebi yol üzerinde bir yerde öfke, ceza, aşağılama ya da hırsızlığın -zevki siz hak etseniz de onlar ele geçirmiş ve- sevincinizi öldürmüş olması mümkün,” diye ekliyor. “Artık bunu hissetmekten korkuyorsunuz; zira, ardından bir hayal kırıklığı geliyor.”

Metro haber sitesinin gerçekleştirdiği bir söyleşide, blog yazarı Stephanie Yeboah, kendi deneyiminden çerofobi ile yaşamanın neye benzediğini anlatıyor:

“Bu, mutluluğun uzun sürmeyeceğini hissetmeniz nedeniyle tam anlamıyla bir ümitsizlik hissi yaşatıyor; bu ise, bir şeye dâhil olmaktan veya aktif biçimde bir şeyler yapmaktan kaygı duymanıza neden oluyor.

“Mutluluk korkusu, bir kişinin aralıksız olarak mutsuzluk içinde yaşadığı anlamına gelmiyor. Benim durumumda, çerofobi, travmatik olaylar nedeniyle daha da kötüleşti ve tetiklendi. Kazanılan bir kampanyayı kutlamak, zor bir görevi tamamlamak ya da bir müşteriyi kazanmak gibi şeyler bile huzursuz hissettiriyor.

Yeboah’ın çok da faydalı olmadığını ifade ettiği çerofobi tedavisi, kimi durumlarda depresyon sorununu tedavi etmekle karıştırılabiliyor.

“Çerofobi hakkında çok fazla kaynak olmadığı için yapabileceğim pek bir şey yok, bu yüzden sadece onunla yaşamaya devam ediyorum ve mümkün olduğu kadar onu düşünmekten kaçınıyorum.”

GEÇMİŞLE HESAPLAŞMAK GEREKİYOR

Barron, geçmişinizi eşelemenin başlangıç için iyi bir yer olduğunu, bu sayede olumsuz sonuçlardan korkmaksızın, keyfince zaman geçirmeye, eğlenmeye ve mutluluğa karşı tolerans göstermeyi deneyebileceğinizi söylüyor.

Bilhassa, iç-görü odaklı psikoterapi ve bilişsel davranışçı terapiler gibi tedavilerin, insanların sebepleri idrak etmede, ayrıca zevk ve acı arasında kurdukları olumsuz bağlantıları çözme noktasında yararlı olduğunu söylüyor.

Çerofobi ile uğraşmak, her şeyden öte, düşünme biçiminizi değiştiriyor. Şayet aynı sorunu yaşadığınızı düşünüyorsanız, büyük ihtimalle, geçmişte yaşanan bir çatışma ya da travma sebebiyle ortaya çıkan bir savunma mekanizmasıdır.

Sorunlarınız üzerinde çalışmak zaman alır; fakat tedavi ile bunu geçmişte bırakacak, mutluluğun tadını çıkaracak ve işte o anda yaşamaya başlayabileceksiniz.

Yazar: Lindsay Dodgson
Çeviren: Tarkan Tufan
Kaynak: www.gazeteduvar.com

Okumaya devam et

MAKALE

2019’un rengi belli oldu!

renk trendleri, pantone 2019, canlı mercan rengi, 2019 yılının rengi

Bu renk insana yaşama sevinci aşılıyor. Her bakışta farklı algılanan rengin sırrı ise denizin derinliklerinde gizli… Yeni yılda bu rengi sıkça görmeye hazır olun! İşte 2019’un rengi …

Pantone, 2019’un rengini açıkladı: Yaşama sevinci aşılıyor

Pantone Renk Enstitüsü her sene seçtiği yılın rengiyle pek çok sektörde kullanılan renk trendlerine ilham oluyor.

Pantone Renk Ensititüsü,  2019 yılının renginin, PANTONE 16-1546 Living Coral, yani  “canlı mercan” olduğunu açıkladı. Her bakışta farklı algılandığı söylenen “canlı mercan” renginin bakıldığı zaman insana yaşama sevinci aşıladığı düşünülüyor. Enstititü, her yıl renk belirlerken, topluma umut aşılayacak ve iç açacak renkler seçmeye özen gösterdiğini belirtti.

Son 20 yıldır insanların satın alma eğilimlerini, moda, mimarlık, dekorasyon ve ürün geliştirme stratejilerini yönlendiren renk trendlerini belirleyen Pantone Renk Enstitüsü, 2019 yılında canlı mercan renginin pek çok alanda karşımıza çıkacağını belirtiyor.

“Canlı mercan” hakkında yapılan yorumlardan biri de bu rengin her an karşılaşılabilecek bir renk olmayışı. Genel olarak denizin derinliklerinde yaşayan ıstakoz, karides, yengeç gibi hayvanlarda görülebiliyor. Bu sebeple insanlarda merak uyandırdığı ifade ediliyor.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

TREND