Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Bizim mahallede böyle takılırız

Türkiye nüfusunun yarısı 28 yaşından küçük. Ülkedeki her dört kişiden biri, 18-28 yaş arasında. En büyük şehir İstanbul’a “dinamik, canlı şehir” denilmesinin nedeni onlar. Yedi ayrı semte gittik, orada yaşayan, boş vakitlerini orada geçiren, yaşları 18 ile 28 yaş arasında değişen arkadaş gruplarıyla sohbet ettik.

Kendi ortamlarında fotoğraflarını çektik, semtlerinde ne yiyip ne içtiklerini, ne giydiklerini, ne giyemediklerini, aralarındaki ilişkileri, nelerle eğlendiklerini, ne izlediklerini, ne dinlediklerini sorduk. Tabii her birinin kendine özgü kişisel tercihleri var ama ortaya çıkan sonuç, İstanbullu gençlerin bugün nasıl bir hayat sürdürdükleri hakkında da bir fikir veriyor. Zengin ve yoksul ayrımına rağmen, ortak bir modanın izleri açıkça görülüyor. Neredeyse bütün genç erkeklerin Kurtlar Vadisi’ni seyretmesi, şu sıralar yeşil eşofmana duyulan merak, “Allah’a bakan” yani kenarı yukarı kaldırılmış şapkanın yaygınlığı dikkatimizi çekti. Buna karşılık, mahalle kültürünün genç jenerasyonda devam ettiğini de gördük. Dışarıdan gözlenen ortak yönlerine rağmen, onlar kendi içlerinde başka semtlerin çocuklarını, kıyafetlerinden, konuşmalarından bir bakışta ayırt edebiliyorlar. Bir liralık dönerin popüler olduğu semtler de var, gençlerin bile bir gecede 300 lira harcayabileceği semtler de. Dışarıdan ne kadar muhafazakar gibi gözükse de, modernliğin ciddi yol katettiği İstanbul’da kız ve erkek arkadaşların rahatlıkla birlikte vakit geçirebildiğini de gözlemledik.

Evet, kokoş ve süslüyüz her mevsim solaryuma gideriz

Soldan sağa: Görkem Mender (26) üniversite mezunu. Müge Vardar (21), Serra Tümay (20), Münifcan Çınay (24), Yeditepe Üniversitesi’nde öğrenci. İhtiyaçları oldukça ailelerinden para alıyorlar.
* * * Niye sadece modaya meraklı tipler gibi algılanıyoruz? Başka semtlerden kızlar geliyor, bize özeniyorlar, ama o kadar abartıyorlar ki bizim imajımızı sarsıyorlar…
* * * Gündüzleri Bağdat Caddesi’nde tur atar, sonra mutlaka Starbucks veya benzer kafelerde bir kahve içeriz. Haftasonu geceleri Taps, Nişantaşı Longtable, Cafe Cadde, Cafe Crown, Midpoint, Go Mongo gibi yerlere gideriz. Burada haftasonu eğlenmek 200 TL’ye patlar.
* * * Evet, favori markalarımız var. (Mesela Müge Vardar “Louis Vuitton, Dolce Gabbana, Guess çantalarım en değerli objelerim” diyor.) Biz kokoş ve süslüyüz! Her renk eşofman çok moda mesela şu sıralarda. Bütün genç kızların ayaklarında Ugg çizmelerden görebilirsiniz. Kıyafetlerimizden tanırız birbirimizi. Mesela her mevsim solaryumlu olmalısınız.
* * * “Caddeli” olmak, güzel giyinen, kaliteli, iyi okuyan gençler demek bize göre.
* * * Kızlar ve erkekler öyle uluorta tanışmaz birbiriyle. Burada arkadaş çevreleri içinde ilişkiler yaşanır. Apaçiler buralarda yoktur…
* * * Caddebostan Kültür Merkezi sinemalarına, Süreyya Operası’na, hatta Avrupa yakasında Levent’teki İş Sanat’a bile gideriz. Murat Boz, Serdar Ortaç, Demet Akalın seviyoruz. Kızlar Cosmopolitan ve Şamdan, erkekler bilgisayar ve spor dergileri okuyor. Aşk-ı Memnu, Bir Bulut Olsam, Lost ve Heroes dizilerini seviyoruz.

Avrupa yakası bize göre çok gösterişli burası daha relaks

Kerem Onur Karabağ (26, arkada), üniversite mezunu iş arıyor. Savaş Yıldıran (19), Elif Çakır (19, sağda) ve Hande Ceren (19) üniversiteye hazırlanıyor. Ayda 300 TL harçlık alıyorlar.
* * * En çok Moda sahili ve barlar sokağındayız. Haftaiçi gündüzleri Moda sahilindeki Kafe Kemal, Reçel, Starbucks, Kemal Usta ve Karin kalabalık olur. Bilardo salonlarında da vakit geçiririz. Akşamları Shaft ve Budha Bar, barlar sokağı ve publar kalabalıktır. Kadıköy’de eğlenmek için çok paraya gerek yok. 30-40 TL yeter. Avrupa yakası bize göre gösterişli. Burası daha relaks.
* * * Kızlar Converse ve düşük bel pantolon giyiyor. Saçlar genelde siyah. Erkeklerde piercing ve kirli sakal mutlaka olur; bir de baksırları gözükür… Bağdat Caddesi’nden gelenler hemen belli olur: Yeşil eşofman giyerler!
* * * Kız tavlamak için dershane önlerindeki kafelere gidilir burada. Bahariye Börekçisi ve Moda Kafe’de arkadaşlıklar kurulur. Kızlara Moda sahilinde çok laf atılır. Bahariye ve barlar sokağında arabayla bir tur atmak da kızlara “karizma yapmak” için yeterli… * Kızların gözünde çok içki içmek makbul. En çok bunu tartışırız. Bina önleri ve sokak aralarında da kutu bira içilir.
* * * Metal müzik, alternatif rock ve pop dinleriz. Mizah dergisi Penguen’i okuruz. Kızlar televizyonda Aşk-ı Memnu, erkekler Kurtlar Vadisi izler. Kurtlar Vadisi’ni seyrettikten sonra oğlanların tavırları değişiyor, kabadayı kabadayı yürüyorlar…

Başka semtlerden gelenler saçıyla makyajıyla hemen belli olur

Kerem Erçin (24) Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi İç Mimarlık bölümü mezunu, Nişantaşı’nda bar işletiyor. Ayda 1-2 bin TL kazanıyor. Gülce Akyol (21), Bahçeşehir Üniversitesi İç Mimarlık 2. sınıf öğrencisi. Ailesinden ayda 3-4 bin TL harçlık alıyor.
* * * Marka takıntımız yok, ama burada GAP, Top Shop, Zara gibi mağazalardan alışveriş yapıyoruz.
* * * Gündüzleri açık hava kafelerini seviyoruz. Haftaiçi The House Cafe, Kırıntı, Midpoint, Aşk Kafe, Beymen Brasserie ve Den kafe, geceleri Koridor, Longtable, It’s Joke, 37, Marka ve Terapi rağbet görüyor.
* * * Bu sene erkekler dar pantolon, bez ayakkabı, kızlar da dar paça, yüksek bel pantolonlar, blazer ceketler giyiyor. Saçlarda soğan kabuğu rengi ve sarı renk moda. Meçler ve balyajlar azaldı. Yeşil eşofmanlar sık sık görülüyor.
* * * Semtte rüküşler de var. Her yerinde marka yazan insanlar biraz yadırganıyor. Kızlarda full makyaj ve kürklü ceketler rüküş kaçıyor. Başka semtlerden gelenler ise, saç ve makyajlarıyla kendilerini hemen belli ediyor.
* * * Televizyonda Gossip Girl başta olmak üzere yabancı diziler izleniyor, yerli diziler arasında da Aşk-ı Memnu.

Lüks mekânlara takılanlarla dalga geçiyoruz, onlar da bizi aşağılıyor

Burçin Özpınar (18, ortada) Aydın Doğan İletişim Meslek Lisesi son sınıf öğrencisi. Tuğçe Ançer (18) ve Volkan Sezgin (18), Zeytinburnu Mensucat Santral Anadolu Lisesi’nde okuyor. Ayda 70 TL harçlıkla geçinebildiklerini söylüyor.
* * * Haftasonu kafeler sokağı tıklım tıklımdır. Alkollü içki satılmaz, yüksek sesli müzik çalınır, gençler burada çok eğlenir. Capacity ve Carousel alışveriş merkezleri de çok kalabalık olur. Bir de Bakırköy sahilinde çimlerde ve kayalarda oturup çekirdek yeriz. İncirli Caddesi’nde müzik çalan, nargile içilen, maç izlenen kafeler var. Paranız yoksa sokak araları ve parklarda vakit geçirirsiniz. Özgürlük Meydanı da bir buluşma noktasıdır.
* * * Kızlarla oğlanlar en çok Carousel’in önünde tanışır. Carousel’in önünde rapçiler, yeraltı çarşısının önünde punkçılar bekler. Bunlar, daha çok kızlarla tanışmaya meraklı başka semtin çocuklarıdır. Dışarıdan gelen erkeklerin çoğu şapka takıyor, kızlar da aşırı süsleniyor, gerçek Bakırköylüler bunlara hoş bakmaz.
* * * Bakırköy’de erkeklerin saçlarına fön çekmesi moda. Dik dik saçlar çok. Kızlar daha spor giyiniyor. Gömlek üzerine kemer ve eşofmanlar çok.
* * * Lüks mekanlara takılan gençlerle biraz dalga geçiyoruz. Çünkü hepsi birbirinin kopyası. Onlar da bizi aşağılıyor. Kasıntılar.
* * * Biz rap, metal ve rock dinleriz, Billboard okuruz. En sevdiğimiz diziler de Avrupa Yakası ve Canım Ailem.

HER MAHALLENİN JARGONU VAR

* * * Parçalanmak: Fatih’te çok para harcamak.
* * * Çakma veya kolpa: Marka taklidi kıyafetler.
* * * Ammo: Kendilerinden büyüklere söyledikleri söz.
* * * Martı eti: Zeytinburnu’nda ucuz dönere verilen isim.
* * * Concon: Zeytinburnu gençlerine göre, iyi giyinen.
* * * Kırmızı başlıklı erkek: Z.burnu’nda marjinal gençler.
* * * Taş: Cadde’li gençlere göre, yakışıklı erkek.
* * * Çıtır: kızlar, Kıtır: erkekler
* * * Apaçi: Bağdat Caddesi gençlerine göre başka semtlerden gelen, kötü giyinen gençler.
* * * Emo: Saçlarını yana yapıştıran ve dar giyinen Emo’lara Kadıköy ve Bağcılar’da gıcık olan çok. Bağcılar gençleri emoları şöyle tanımlıyor: “Kızların suratı bembeyaz oluyor kırmızı rujlar sürüyorlar…”

Burada kadınlar bakımsız sanılıyor hiç de öyle değil

Güliz Turan (28, sağda) grafik tasarımcı. Viyana’da yönetim bilişim sistemleri ve uluslararası ilişkiler eğitimi aldı. Esra Özer (24) drama öğretmenliği yapıyor. İkisi de evli.
* * * İlgi en çok pastanelere. Eski Kafa doluyor. Süleymaniye’nin bahçesi de güzel. Yemeğimizi alır, yeşil alanda vakit geçiririz. Suriçi de öyle. Cebinizde para olmasa bile saatlerce vakit geçirebilirsiniz.
* * * Son yıllarda kadın erkek daha rahat. Eskiden erkekler Fatih Cami’nin duvar dibinde otururlardı. Biz de caddede dolanırdık. Şimdi kafelerde biraradayız.
* * * Fatih’te kadınların bakımına özen göstermedikleri sanılıyor hiç öyle değil, pek çok güzellik salonu var.
* * * Çarşamba pazarının kumaşları güzel. Kendi kıyafetlerimizi dikmeyi tercih ediyoruz. Elbise alırsak da değiştirip kendimize özel hale getiriyoruz. Kızlarda Converse modası var. Eşarplara ciddi paralar veriliyor.
* * * İstediklerimizi yapamıyormuş gibi algılanıyoruz. Aslında kendimize ait bir tarzımız var. Burada herkes aşkını rahat yaşıyor. Günümüz gençliği gittikçe birbirinin aynısı oluyor, derinliklerini kaybediyorlar.
* * * Türk Sanat Müziği, yöresel müzikler, Emre Aydın ve Feridun Düzağaç dinliyoruz.
* * * Güliz Turan anlatıyor: “Evimizde uzun zaman televizyon yoktu. Bir süre önce telvizyon aldık. TRT 2’yi izliyorum, Uykusuz, Penguen ve Caf Caf gibi mizah dergilerini okuyorum.

Lüks arabayla müziği açarak mahalleye bir kere girebilirsiniz sonra sustururuz

Berk Çöteli (21, solda) Açık Öğretim Fakültesi İşletme 2. sınıf öğrencisi. Gökhan Karapınar (21) aynı yerde 3. sınıfta, ayrıca bir deri şirketinde muhasebecilik yapıyor. Berk de şu anda iş arıyor.
* * * Her mahallenin kendine ait genç grupları var. Aramızda kavgalar da yaşanır. Mahallede cips ve çekirdek yeriz. PlayStation oynanan salonlara gideriz. Pişti, batak oynarız. Dilek Pastanesi’ne, Historia AVM’nin kafelerine gideriz.
* * * Gece biralarımızı kese kağıdına sarıp sohbet ederiz. Koyuncubaba Parkı kalabalık olur. Discorium veya Taksim’deki mekanlara gideriz. En baba eğlence fasıldır.
* * * En popüler yemek 1.50 liralık tavuk dönerdir.
* * * Burada kız tavlanmaz. Taksim veya Beşiktaş’a çıkılır. En güzelleri Ortaköy, Bebek ve Nişantaşı kızları…
* * * Zengin çocukları kundura ayakkabı, kot, gömlek giyer. Orta halliler daha spor. Yaşı küçük olanlar önü yukarı bakan şapka takar. Erkekler genelde çakma giyer. Ellerde tespih. Kızlar diğer semtlerin kızlarına özeniyor. Ama paçoz değiller.
* * * Şahin arabalarla mahalle turlanır. İyi model arabalarla müziğin sesini açarak mahalleye bir kere girebilirsiniz, sonra sustururuz…
* * * Çarşamba’da oturanlar şalvar giyiyor, sakalları göğüslere kadar. Bir de Atatürk’ü sevmeyenler var. Bazen birbirimize giriyoruz…

Burada genç olmak zor kimliğinizi ararken psikopat da olabilirsiniz

Umur Çeken (18, önde) ve Enes Yılmaztürk (18), Yedikule Lisesi üçüncü sınıf öğrencileri. 300 TL’ye rahatlıkla geçiniyorlar.
* * * Haftasonu akşamları Taksim, Ortaköy ve Bakırköy’e takılırız. Özellikle de Rıddım ve Nevizade’ye. Zeytinburnu’ndaki Saray Kafe ve Güllüoğlu da popüler.
* * * Burada mahalle kültürü fazladır. Her köşe başında bir grup var. Bütün mahalleliyi tanırız, gelen giden yabancıları takip ederiz. Zeytinburnu stadının karşındaki parka da giden olur, hatta oraya Kürtbükü deriz…
* * * Saçlar burada da diken diken. Şapka modası var. Fakat şapkalar Allah’a bakar. Pantolonlar bol ya da çok dardır. Converse mutlaka herkeste var. Markaların taklitlerini satan dükkanlar çok popüler. Kızlar genelde aslan saçlı. Yavaş yavaş mini etek giyenler ortaya çıkmaya başladı. Erkeklerin bazıları da baby face olmak için kaşlarının aralarını alır. Onlara iyi gözle bakılmaz ama. Bazı gençler geceleri kulüplerde içip kendini kaybediyor. Burada yaşadığını unutmaya çalışıyor…
* * * Son 3-4 senedir Zeytinburnu biraz düzeldi. Ama hâlâ sokakta uyuşturucu içen gençleri görebilirsiniz. Birbirini öldürenler dahi var. Burada genç olmak zor. Eğer kimlik arayışındaysanız alkol de kullanır, psikopat da olabilirsiniz.
* * * Gençler burada siyaset yüzünden değil mahalle kutuplaşması yüzünden tartışır.
* * * Kızlara çok laf atılır. Bir kız arkadaşınızı kolunuza takıp gezemezsiniz. Çünkü sizin yanınızda bile laf atarlar.
* * * Bir de “action” yaparız. Nedir action? Gece ondan sonra duvardan trene atlanır, kaçak olarak tabii, Bakırköy’e gidilir, oradan Yenimahalle’ye yürünür. Oradan tekrar kaçak trene binip geri dönersiniz…

Erkeklerle kızlar yeni yeni birlikte takılıyor

Muhammed Çiftçi (22, arkada) açıköğretim maliye öğrencisi. Çiğdem Yetkin (24, arkada) edebiyat öğretmeni. Berrak Yılmaz (18, sağda) ve Derya Gök (18) Bakırköy Ticaret Meslek Lisesi’nde okuyor. Volkan Demirola (21) kafede çalışıyor.
* * * Haftaiçi gençler mahallelerin köşe başlarında toplanır. Haftasonları Çarşı Caddesi’nde turlanır. Gündüzleri Mekan, Özlem, Bambu gibi kafelere takılırız. Seyid Çavuş Parkı’nda nargile içeriz. PlayStation salonları ilgi görür. Alkollü eğlence için Bakırköy, Taksim tarafına gidilir. Çünkü buralarda alkol satan barlar yok.
* * * Genelde kavgalar çok oluyor. Mahallerde gruplaşmalar var. Bizi en çok Karabayır’dan gelenler rahatsız ediyor. Pazar günleri inanılmaz kalabalık. Çoğunluk erkek. Eğitim seviyeleri düşük. Kızların yürüyüş yolunda turlaması imkansız.
* * * Kızlarla erkekler yeni yeni birarada takılıyor. Burada aşklar gizli saklı yaşanır. Kızlar ilişkilerini ailelerine anlatamaz. Yürüyüş yolunda kızlara çok laf atılır.
* * * Alışveriş Esenler, Bağcılar ve Bakırköy’den yapılıyor. Spor giyim mağazaları bu semtte çok yok. Tesettür ve abiye kıyafetler fazla. Erkekler spor giyiniyor. Saçlar genelde dik dik. Sahneye çıkıyormuş gibi parlak takımlar giyenler de var. Kızlarda sarı röfle çok. Converse ayakkabı ve eşofman giyip bol makyaj yapıyorlar. Başörtü altına kot pantolon giyen de oluyor.
* * * 1 TL’lik sebzeli Bodrum döneri semtin en popüler yemeği.
* * * Arabesk, rock ve metal müzik seviyoruz. Mağazalarda bangır bangır pop çalıyor. Kızlar gençlik dergileri okuyor. Erkeklerin favorisi araba dergileri. Erkekler ayrıca Kurtlar Vadisi dizisini izliyor. Dizi sırasında yürüyüş yolunda tek bir erkek kalmaz.

SEMTLER BİRBİRİNE KARŞI

* * * Nişantaşı gençleri, Cihangir, Bağdat Caddesi ve Taksim Tünel tarafını kendilerine yakın buluyor.
* * * Bakırköylüler, Kadıköy’e gidiyor. En büyük şikayetleri de Zeytinburnu ve Esenler’den gelen erkeklerin laf atması.
* * * Kadıköy gençleri de Bağdat Caddesi gençlerinden rahatsız. Kerem Karabağ anlatıyor: “Cadde tayfası buralara lüks arabalarla gelir. Biz markalara önem vermeyiz. Onların konuşmaları çok laçka. Aramızda onlarla maddi olarak da çok fark var. Onlar her mekana girip çıkabiliyor. Bizim oralara gitmemiz için 3 ay aç kalmamız gerekir. Bize en yakın semtler Taksim ve Bakırköy.” Ama, Cadde’yi sevmediklerini söyleseler de hepsinin oturmak istediği tek yer yine Caddebostan.

* * * Bağdat Caddesi gençleri de Kadıköy’den şikayetçi: “Kadıköy gençliğiyle aramızda bir fark var ve o da hemen belli oluyor. Nişantaşı ve Bebek semtinin gençleriyle iyi anlaşıyoruz.”
* * * Fatihli gençler, kendilerine Taksim’i yakın buluyor.
* * * Zeytinburnu gençleri en çok Bakırköy, Taksim gibi semtlerde geziyor. Fatih’in ücra köşelerindeki gençlerle anlaşamıyorlar. Bakırköy’deki gençlerin giyinişlerini yapmacık buluyorlar.
* * * Bağcılar’dakiler Bakırköy, Taksim, Ortaköy’de kendilerine rahat hissediyor. “Burada oturmasak Nişantaşı ve Ortaköy’de oturmak isteriz. Ama rahat edemediğimiz yerlerin başında Etiler var.”

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND