Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Biraz özgüven alır mıydınız?

özgüven nedir, özgüven eksikliği, özgüven

Güçlü yanlarını önemsizleştirip yalnızca zayıf yanlarına odaklanan insanlar kendini değersiz ve yetersiz hisseder. Özgüven eksikliği yaşayabilir. Peki bu durumdan kurtulmak için ne yapmalı? Kendinizi karşınıza alıp konuşmaya ne dersiniz?

Özgüven nasıl artar?

Kendiyle barışık, iç huzuru olan, kendini seven, kendine bakan, kendi kendine yeten, kendine saygı duyan, kendini koruyan, kendine gülebilen, kendiyle gurur duyan, kendiyle hoşnut bir kişi olmak ister misiniz? Cevap “evet”se, bunun için özgüveninize biraz yatırım yapmanız gerek.

Danışan: Kendimi hiç beğenmiyorum, çok yetersiz buluyorum. Özgüvenim sıfır. Çok güçsüzüm, çok pasifim ve bu halime çok kızıyorum.

– Dr. Başak: Bir çırpıda kendinizle ilgili 6 olumsuz yorum yaptınız: 1- Kendimi hiç beğenmiyorum. 2- Çok yetersiz buluyorum 3- Özgüvenim sıfır 4- Çok güçsüzüm 5- Çok pasifim 6- Bu halime çok kızıyorum.

Danışan: Evet maalesef böyle hissediyorum.

– Dr. Başak: Ne kadar sıklıkta söylüyorsunuz bunları kendinize?

Danışan: Son zamanlarda kendimi iyi hissetmiyorum. Günde 7-8 kere söylüyorumdur.

– Dr. Başak: Bana bir arkadaşınızın ismini söyler misiniz?

Danışan: Ayşe diyelim.

– Dr. Başak: Şimdi kendinize söylediğiniz bütün bu cümleleri sanki Ayşe yanınızda oturuyormuş gibi düşünüp, ona söyleyin.

Danışan: Normalde böyle şeyler kimseye söyleyemem ama madem istiyorsunuz söylüyormuş gibi yapayım. Ayşe, kusura bakma ama çok yetersizsin. Seni hiç beğenmiyorum. Sana güvenim yok. Çok güçsüzsün, çok pasifsin ve bu haline çok kızıyorum.

– Dr. Başak: Ayşe’ye bunları günde 7-8 kere söyleseydiniz ne yapardı?

Danışan: Kesinlikle 1 kere bile söylemezdim ama söyleseydim doğal olarak kendisini çok kötü hissederdi ve benimle bir daha konuşmazdı herhalde.

– Dr. Başak: Neden?

Danışan: Çünkü çok ağır laflar. Kimsenin karşısına geçip de böyle şeyler söylemezsiniz. Çok kırıcı olur.

– Dr. Başak: Ama kendinize söylüyorsunuz, hem de günde 7-8 kere! Şimdi niye son günlerde kendinizi iyi hissetmediğinizi anladınız mı? Bunları sürekli olarak kendinize söylediğinizde iyi hissetmeniz mümkün değil.

BU YAŞIMA GELDİM HÂLÂ BİR SEVGİLİM YOK

Danışan: Ama söylediklerimde haklıyım.

– Dr. Başak: Hangilerinde haklısınız? Örneğin kendinizi yetersiz bulduğunuzu söylediniz. Hangi konuda yetersiz olduğunuzu düşünüyorsunuz?

Danışan: Bu yaşıma geldim hâlâ bir sevgilim yok. Bunu bile beceremiyorum.

– Dr. Başak: Ayşe size “Hiç sevgilim yok, demek ki beceriksizim” deseydi ona “Evet, gerçekten beceriksizsin” mi derdiniz?

Danışan: Yok canım öyle şey denir mi?

– Dr. Başak: Ne derdiniz öyleyse?

Danışan: “Ayşe’cim, hayatında kimse yok diye üzülüyor olabilirsin, beceriksiz de hissedebilirsin ama hayatta becerdiğin o kadar çok şey var ki, bu da olur, merak etme” gibi bir şeyler söylerdim. Ama belki de gerçekten beceriksizdir, onu kandırmanın da bir alemi yok!

– Dr. Başak: Diyelim gerçekten beceremiyor ve bunu farkındasınız. Onu kandırmak istemiyorsunuz, o zaman ne derdiniz?

Danışan: “Neden olmuyor sence? Nerede yanlış yaptığını düşünüyorsun? Acaba bazı şeyleri değiştirmen mi gerek?” gibi sorularla problemini anlamaya çalışırdım.

– Dr. Başak: Neden?

Danışan: Problemin nedenini anlarsak çözüm bulmasına yardımcı olabilirim.

– Dr. Başak: Çok haklısınız, bu çok iyi bir yöntem. Yani “Beceriksizsin Ayşe” yerine “Neden beceremediğini düşünüyorsun, acaba neyi yanlış yapıyorsun?” gibi bir yaklaşım çok daha faydalı ve doğru bir tutum.

KENDİNİZİ SÜREKLİ KÖTÜLEMEKTEN VAZGEÇİN

Danışan: “Kendine de bunu yap” diyeceksiniz.

– Dr. Başak: Neden olmasın?

Danışan: Yani kendi kendime konuşacağım.

– Dr. Başak: Konuşmuyor musunuz zaten?

Danışan: Evet, hem de çok kötü. Ama “yaparsın, edersin, iyisin, hoşsun” gibi cümleler söylemek istemiyorum. Bunlar bana çok yapmacık geliyor ve hiçbir işe de yaramıyor.

– Dr. Başak: Arkadaşınıza söyleseydiniz de yaramazdı. Zaten siz de bu yüzden öyle yapmacık şeyler söylemek yerine, daha gerçekçi konuştunuz ve problemi anlamaya ve çözmeye odaklandınız. Kendinizle ilgili meselelerde de kendinizi sürekli kötülemek yerine, problemlerinize çözümler bulmaya odaklanırsanız hem problemleriniz azalır hem de kendinizi bu kadar kötü hissetmezsiniz. Kötü hissetmediğiniz için de problemleri çözmeye motivasyonunuz olur.

Danışan: Ya problemlerimi çözemezsem.

– Dr. Başak: “Ya problemlerimi çözemezsem” dediğinizde nasıl hissediyorsunuz?

Danışan: Çok umutsuz ve çaresiz.

– Dr. Başak: Çünkü kendinize yine olumsuz bir şey söylediniz. Ayrıca falcılık yapmış oldunuz. Problemlerinizi çözüp çözemeyeceğinizi denemeden bilemezsiniz.

Çoğu kişi böyle bir kısır döngü içinde hapsolmuş buluyor kendini. Kendinizi kötülediğinizde motivasyonunuz, enerjiniz azalır, bir şey denemek istemezsiniz. Bir şey denemediğinizde de problemler çözülmez ve kendinizi başarısız, yetersiz hissedersiniz.

Kendinizi yetersiz hissedince hiçbir şey denemek istemezsiniz. Bu böyle sürer gider. Bu olumsuz kısır döngüyü kırmak için şimdi daha gerçekçi bir cümle bulmaya çalışın.

Danışan: Problemler var, kabul ediyorum ama bunları çözmek için her şeyi denediğimi söyleyemem. Yeni çözümler arayabilirim.

– Dr. Başak: Böyle dediğinizde nasıl hissediyorsunuz?

Danışan: Biraz öncekinden daha iyi, o kadar umutsuz değil en azından.

– Dr. Başak: Tek yaptığınız kendinizi kötülemek yerine daha nötr ve gerçekçi bir şekilde düşünmek ve kendinize destek olmaktı. Yeni bir şey öğrenmeye çalışan bir insana, başarısız olunca hemen “yapamadın bırak, beceriksizsin” demiyoruz, “yaparsın, tekrar dene, yanındayım” şeklinde destek oluyoruz.

EN ÖNEMLİ İLİŞKİ KENDİMİZLE OLAN İLİŞKİMİZDİR

Danışan: Ben hep kendime kötü davranıyorum. İç seslerim hep beni acımasızca eleştiriyor, eksikliklerimi, hatalarımı sıralıyor.

– Dr. Başak: Bunu değiştirmenin vakti geldi öyleyse. Çünkü en önemli ilişki, kendimizle olan ilişkimiz. Eğer bugünden itibaren kendinize daha iyi davranırsanız, emin olun daha iyi hissedeceksiniz. Bunu küçük bir egzersizle pekiştirelim. Şimdi kendinizi karşıdaki iskemleye oturtun: Ona bakın, onunla ilişkinizi gözden geçirin ve onunla ilgili düşüncelerinizi bana anlatın. Onunla barıştığınızda, onu desteklediğinizde, elinden tuttuğunuzda, “beraber her şeyi halledebiliriz” şeklinde yapıcı konuştuğunuzda, onun hatalarını, komikliklerini, eksikliklerini kabul ettiğinizde, başarılarını, gayretini, mücadelesini gördüğünüzde, ona güvendiğinizi hissedeceksiniz ve bu daha iyi hissetmenizi sağlayacak.

Daha iyi hissettikçe de sorunlarla baş etmek daha kolay gelecek. Kendinize daha iyi davranın!

Yazar: Dr. Başak Demiriz
Kaynak: www.hürriyet.com.tr

MAKALE

Ülke olarak yine çok mutsuzuz!

olumlu deneyim, Manşet, küresel memnuniyet araştırması, gallup, araştırmalar

2019 yılı Küresel Memnuniyet Araştırması yayımlandı. Olumlu deneyim endeksi sıralamasında Türkiye geçen seneki gibi yine sondan dördüncü oldu. İşte raporun tüm detayları…

Gallup’un Olumlu Deneyim Endeksi’nde Türkiye sondan 4’üncü oldu

ABD merkezli Gallup araştırma şirketinin yaptığı, 2019 yılı Küresel Memnuniyet Araştırması’nda, Afganistan, vatandaşları “en az olumlu deneyim yaşayan” ülke oldu. Türkiye ise “Olumlu Deneyim Endeksi” listesinde 50 puanla sondan dördüncü sırada yer aldı.

Raporda, Türkiye’ye ilişkin paragrafta, ülkenin 18 yıldır büyümekte olan ekonomisinin “durgunluğa” girmiş olmasına da atıf yapıldı.

Yapılan araştırmada puanlama, iki farklı kategorideki sorular üzerinden yapıldı.

Buna göre, kişilere bir gün öncesine ilişkin “Olumlu Deneyimler” başlığında şu sorular soruldu:

  • Bir gün önce gülümsediniz ya da kahkaha attınız mı?
  • İyi dinlenebildiniz mi?
  • Tüm gün boyunca size saygı çerçevesinde mi davranıldı?
  • Yeni bir şey öğrendiniz mi?

“Olumsuz Deneyimler” başlığında ise bir önceki gün, “üzüntü, endişe, fiziksel acı, kızgınlık ve stres” yaşayıp yaşamadıkları soruldu.

Araştırmada “en az olumlu deneyim yaşayan ülke” olan Afganistan’da, “Bir önceki gün güldünüz mü?” sorusuna olumlu cevap verenlerin oranı yüzde 36’yla bu alanda son 12 yılın düşük oranı olarak kaydedildi.

Yunan halkı ‘en stresli’

Afrika ülkesi Çad ise vatandaşları “en çok olumsuz deneyim” yaşayan ülke oldu. Çadlılar’ın yüzde 66’sı bir gün önce fiziksel acı yaşadıklarını açıkladı.

En az negatif deneyim yaşayan ülkeler sıralamasında ise Azerbaycan, İsveç ile aynı puanda olmasına karşın birinci sırada yer aldı.

Yunanistan ise üst üste üçüncü yıl vatandaşları en stresli ülke oldu. Yunan halkının yüzde 66’sı bir gün önce stresli bir an yaşadıklarını kaydetti.

En mutlu ülkeler ise ağırlıklı olarak Güney Amerika ülkeleri arasından çıktı. Buna göre, Paraguay listenin zirvesinde yer alırken, Endonezya listenin bu bölümüne giren tek Güney Amerika dışı devlet oldu.

En Az Olumlu Deneyim Yaşayan Ülkeler:

  • Mısır 56
  • Çad 56
  • Bangladeş 56
  • Kuzey Kıbrıs 54
  • Nepal 53
  • Litvanya 51
  • Türkiye 50
  • Yemen 50
  • Belarus 48
  • Afganistan 43
Kaynak:  www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

Anlatacak çok hikâyemiz var!

romanlar, modern romanlar, Manşet, homeros, hikayeler, destanlar

İnsanların düşüncelerini şekillendirdiği ve tarihi etkilediği düşünülen eserler www.bbc.com tarafından derlendi. İşte binlerce yıl öncesine dayanan destanlardan modern romanlara kadar kuşakların düşünce tarzını etkileyen muhteşem eserler… 

Dünyayı şekillendiren hikâyeler

Binlerce yıl öncesine dayanan destanlardan modern romanlara kadar dünyanın değişmesine vesile olan ve kuşakların düşünce tarzını etkileyen eserler…

Büyük İskender genç yaştan itibaren Makedonya’nın kralı olmak üzere yetiştirilmişti. Yunanistan’ın kuzeyindeki bu küçük krallık başta Pers İmparatorluğu olmak üzere, komşularıyla sürekli savaş halindeydi. Bu nedenle savaşta ordusuna önderlik etmeyi erkenden öğrenmesi gerekiyordu.

Babası öldürüldüğünde İskender tahta geçti. Krallığın güvenliğini sağlamanın yanı sıra Pers İmparatorluğu’nu yenilgiye uğrattı, Mısır’dan Hindistan’a kadar yayılan toprakları ele geçirdi.

İskender’in elinde başka bir silahı daha vardı: Homeros’un İlyada’sı. Öğretmeni Aristoteles’in yardımıyla bu destanı ayrıntılı bir şekilde incelemişti. Seferlerine başladığında, hiçbir askeri önemi olmasa da destanda adı geçen Truva’da durmuş, oradaki sahneleri gözünde canlandırmıştı. Seferleri boyunca İlyada kitabıyla uyumuştu.

Homeros’un destanı, edebi öneminin yanı sıra, etkisi antik Yunanistan’ın kütüphanelerini ve kamp ateşlerinin çok ötesine geçen bir eser oldu. Bu eserde Yunan kültürünün düşünme ve yaşam biçimi resmediliyordu.

İlyada destanı ile İskender arasında karşılıklı bir etkileşim olmuştu. Bu destandan ilham alan İskender, Yunancanın geniş bir alanda konuşulan bir dil olmasını sağlayarak İlyada’yı dünya edebiyatının bir parçası haline getirmiş oldu. İskender’den sonraki hükümdarlar, İskenderiye ve Bergama’da kurdukları büyük kütüphanelerle Homer’in eserinin geleceğe aktarılmasını sağladı.

Hikayelerin öneminin ve etkisinin bir kitabın sayfalarının dışına taşmasına iyi bir örnektir bu. Yunan filozofu Eflatun (Plato)’ya göre, sanat insana sadece zevk vermemeli, aynı zamanda yasalara ve insan hayatına faydalı olmalı.

İlyada benzeri diğer eserlere Mezopotamya bölgesinden Gılgamış Destanı, Amerika’dan ise Mayaların Popol Vuh hikayesi gösterilebilir. Bu destanlar, nereden geliyoruz ve biz kimiz gibi sorular açısından tüm kültürlere referans oldu.

Çin edebiyatı ise Şarkılar Kitabı adıyla bilinen şiirlere dayanıyordu. Şiir yazmak ve okumak sadece şairlerin işi değildi. İmparatorluk idaresinde önemli bir mevkiye gelmek için sınava tabi tutulan insanlara şiir alanından ayrıntılı sorular soruluyordu.

Şarkılar Kitabı, şiiri Doğu Asya’da en önemli edebiyat tarzı haline getirdi. Dünya edebiyatının ilk önemli romanları şiirin etkisi altındaydı. 11. yüzyılın başlarında yazar Murasaki Şikibu Japon edebiyatının başyapıtlarından biri olacak olan ve dünyanın ilk romanı kabul edilen Genji’nin Hikayesi’ni yazmadan önce Çince öğrenmiş ve 1000 sayfayı aşkın kitabında 800 şiire yer vermişti.

Dünyada okur-yazar insan sayısının artması, kağıt ve matbaa gibi yeni buluşlar, yazılı hikayenin etkisinin artmasına neden oldu.

Araplar Çinlilerden kağıt yapımını öğrenmiş, daha önce sözlü olarak aktarılan hikayeler yazılı hale getirilerek Bin Bir Gece Masalları gibi eserler ortaya çıkmıştı.

Eski destansı hikayeler ve şiirlerden daha çeşitli olan bu masallar hem eğitim hem de eğlence işlevi görüyordu. Bin Bir Gece Masalları’nda, anlatıcı Şehrazat’ın, her kadınla bir gece yattıktan sonra kafasını uçuran Pers şahlar şahı Şehriyar’ı bu masallarla erdemli ve iyi kalpli bir insan haline getirmesinin hikayesi anlatılıyordu.

Şiir, masal ve destanlar daha sonraki edebiyat tarihine de damgasını vurdu. 13. yüzyıl İtalyan şairi Dante Alighieri, İlahi Komedya adlı eserinde Hristiyan inanca göre Cehennem, Araf ve Cenneti tarif ederken epik şiir formunu kullandı.

Üstelik Latince değil, Toskana bölgesinde konuşulan bir lehçede yazmıştı eseri. Böylece bugün İtalyanca olarak bildiğimiz dil yaygınlaştı. Edebiyatın dil üzerindeki etkisine iyi bir örnektir bu.

Bu alandaki en büyük değişim, Johannes Gutenberg’in Çin’deki teknikleri geliştirerek kuzey Avrupa’da matbaayı kurması sonucu oldu. Bu sayede kitaplar kitlelere ulaştı. Edebiyat açısından bu döneme roman damga vurdu ve kadınlar yeni bir okuyucu kitlesi olarak ortaya çıktı, modern toplumun sorunlarıyla ilgilenmeye başladı.

Mary Shelley’nin Frankenstein’ı ile bilim-kurguya adım atılarak bilimin ütopik vaatleri ile yıkıcı potansiyeli arasındaki çelişkilere yer verilmeye başlandı. George Orwell’in 1984’ü ile Margaret Atwood’un Damızlık Kızın Öyküsü adlı eserleri bu geleneği sürdüren modern örneklerdir.

Roman ayrıca yeni bağımsızlığını kazanan ülkeler açısından da bu mücadelelerinde etkili oldu. 1960’ların Latin Amerika’sında Gabriel Garcia Marquez Yüzyıllık Yalnızlık ile kıtasının birkaç kuşağına hitap ediyordu. Siyasi bağımsızlık kültürel bağımsızlığı gerektiriyordu ve romanlar bunun için iyi bir araçtı.

Geniş kitlelerin okur-yazar olması bu ve diğer yazarların işine yarasa da, matbaa edebiyatın kontrol ve sansürünü de kolaylaştırdı. Totaliter rejime sahip ülkelerde sansürden kaçınmak için yeraltı matbaaları geliştirildi.

Bugün yazı teknolojisinde yeni bir devrim döneminden geçiyoruz. İnternet okuma ve yazma biçimimizi, edebiyatın yayılmasını ve kimlerin buna erişimi olacağını belirliyor. Yazı dünyasının yeniden büyük bir dönüşüm geçireceği bir dönemin başındayız.

Kaynak:  www.bbc.com
Yazar:  Martin Puchner 

Okumaya devam et

MAKALE

Kitap önerisi: Stresli bir dünyada mutlu çocuk yetiştirmek

Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek / Ahmet Yıldız / ALFA Yayınları

Güçlü Hafıza kitabı ile tanınan Ahmet Yıldız‘ın yeni kitabı günümüz çocuklarının mutluluğu üzerine odaklanıyor. Mutlu olmaya olan ihtiyacın arttığı günümüzde mutluluğa bilimsel çerçeveden bakan yazar kitabın son bölümünde 52 etkinlik önerisi sunuyor.

KİTABIN ARKA KAPAK YAZISI

mutluluk, mutlu çocuk, Manşet, kitap, ahmet yıldız
Kitap içerisinde yer alan 52 Hafta 52 Etkinlik bölümü ile ebeveynler çocuklarıyla mutluluğu güçlendirici aktiviteler yapabilecektir.

Sorular çocuklardan önce doğar, onlardan daha hızlı büyürler.

Doğmadan önce:
“Bu dünyaya çocuk getirilir mi?”

Doğduktan sonra,
“ İyi bir anne/baba olabilecek miyim?”

Büyüyünce:
“Ben nerede yanlış yaptım?”

Anne babalık istifa edilemeyen bir görev; iyi yapmak yetmiyor, her gün daha iyi yapmak gerekiyor! Neyse ki, çocuğunuz dünyadaki ilk çocuk değil ve son çocuk da olmayacak. Bilim dünyası hızla kritik sorunlara uygulanabilir çözümler üretiyor.

Mutlu bir çocukluk herkesin hakkı ve isteği. Büyük soru şu? Peki, ama nasıl?

Türkiye çapında etkinlik uygulamalarıyla tanınan Ahmet Yıldız bu kitabında iki büyük sorunun peşinde:

“Çocuğuma mutlu bir çocukluk yaşatabilecek miyim?”
“Çocuğuma mutlu, başarılı ve güvenli bir gelecek inşa edebilecek miyim?”

Mutlu çocuklar üzerine odaklanmak çok önemli, çünkü çocuklar hızla mutsuzlaşıyor. Araştırmalara göre, çocukların üçte biri mutsuz.

İradeleri, istekleri ve dikkatleri görülmedik derecede kırılgan, zayıf ve dağınık.

Güzel haber şu ki, mutlu çocuk olmak öğrenilebiliyor.

Kitabı nasıl inceleyip temin edebilirim?

mutluluk, mutlu çocuk, Manşet, kitap, ahmet yıldız
Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek Ahmet Yıldız

Kitap Türkiye’deki tüm orta ve büyük ölçekli kitapçılara dağıtılmaktadır. D&R gibi büyük zincir mağazalarda daima bulabilirsiniz. Küçük kitapçılarda ise az sayıda stok tutulduğundan dolayı bazı kitaplar bulunamayabilmektedir. Bu tür durumlarda okurun yapması gereken iki yol vardır;
1. Size en yakın kitapçıya giderek kitabı sorabilirsiniz. Eğer kitap sorduğunuz kitapçıda yoksa hafif fırça atarak :)) getirmesini isteyip sipariş verebilirsiniz. Bu durumda kitapçı 1-2 gün içerisinde kitabınızı size ulaştıracaktır.
2. İnternet üzerinden kitap satan yerlerden kitabı (üstelik %20 – %30 daha ucuza) alabilirsiniz.

İşte bazı internet kitapçıları:

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND