Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Bir yönetici neden yalan söyler?

İş dünyasında doğruluk – açıklık oldukça derece önemli olsa da, yöneticiler bazı durumlarda yalan söylemeye başvurabilir. Bu durum özellikle işe alım ya da işten çıkarma gibi konularda görülür. Peki yöneticiler en çok hangi konularda doğruyu söylemekten kaçınır?

İş dünyasında doğruluk – açıklık oldukça derece önemli olsa da,  yöneticiler bazı durumlarda yalan söylemeye başvurabilir. Bu durum özellikle işe alım ya da işten çıkarma gibi konularda görülür. Peki yöneticiler en çok hangi konularda doğruyu söylemekten kaçınır?

Yöneticiler neden yalan söyler?

Herkes büyük ya da küçük yalan söyler. İş dünyasında da yalana sık sık rastlanıyor. Londra’daki Chartered Management Institute (CMI) tarafından 2 bin yöneticiyle yapılan araştırmaya göre yöneticilerin yüzde 35’i günde en az bir kere yalan söylediğini itiraf ediyor. Hatta bazıları bunu yalan söylemek değil, doğruları çarpıtmak olarak ifade ediyor. Çalışanlarda yalan söyleme oranı ise yüzde 29. Türkiye’de bu konuda bir veri yok.

Yöneticiler bazen zor bir durumdan kaçmak bazen de verecek daha iyi bir cevapları olmadığı için yalan söylüyor. Bazen de şirketle ilgili o an açıklaması uygun olmayan bilgiler sorulduğunda ‘kıvırmak‘ için yalana başvuruyor.  Mesela bir lojistik şirketinin yöneticisi “Şu anda şirketimi satmak veya şirket birleştirmek üzere olsaydım, en doğru söylentiyi bile yalanlardım. Sadece borsa sorunu değil, vaktinden önce duyulması pazarlığa zarar verir diye.”

Başka bir yönetici ise “İş arkadaşlarımla her şeyi paylaşmak isterdim. Ama biliyorum ki, burada konuştuklarımız 48 saat sonra rakiplerin kulağına gidecek” diyor. Bunlar dışında kendini, kariyerini kurtarmak için yalan söyleyen yöneticiler de var. Koltuğunda kalabilmek için günü kurtaracak yalanlar da söyleniyor. Şirket içindeki olayları gizlemek istemeyenler de var fakat devam eden bir süreçse erken açıklamak sorunlara neden olabilir. Bu durumda yapılacak en iyi şey, yaşadığınız ikilemi çalışanlarınızla paylaşmak. Şirketin durumunu anlatıp, sürecin devam ettiğini yeni bilgiler geldikçe, güncellemeler oldukça onları haberdar edeceğinizi söylemek. 

Kelimelerden anlaşılabilir
Yalan üzerine birçok araştırma yapılıyor. Bunlardan biri de yöneticilerin ne zaman yalan söylediğini anlamak üzerine. Şirketlerin CEO ve CFO’larının konuşmalarında geçen kelimeler ve bunların ne sıklıkta tekrarlandığı şirketin gidişatı hakkında fikir veriyor. David F. Larcker ve Anastasia A. Zakolyukina tarafından Stanford Üniversitesi için yapılan çalışmada, araştırmacılar 2003-2007 arasında yapılan 16 bin konferans görüşmesini incelemiş. gsb.stanford.edu adresinde yer alan çalışmaya göre, çalışanlarını veya halkı kandırmak isteyen bir CEO, iyi, güzel, sağlam gibi kelimeler yerine uç noktalarda pozitiflik belirten ‘şahane‘, ‘olağanüstü‘ gibi kelimeleri seçiyor ve negatif tanımlardan kaçınıyor. Bunun yanı sıra olayı, durumu sahiplenen ‘ben’ ve ‘biz’ kelimelerini kullanmaktan çekiniyor. Bunun yerine ‘şirket‘ veya ‘ekip‘ demeyi tercih ediyor. Bunun gibi birçok kelime kategorisi var. Araştırmaya göre “hissedar değeri” ve “değer yaratmak” terimlerinin şirket yöneticileri tarafından sıkça kullanıldığını görülüyor. “Hissedar” ve “değer” sözcüklerini  aldatıcı yöneticiler pek sevmiyor. İleride kendilerine karşı hukuki bir süreç yaşandığında tehlikeli olabilecek terimler olduğunu düşündükleri için kullanmaktan kaçınıyorlar.

Kullanılan kelimeler daha belirleyici
Stanford’un bilgisayar modeli, sayısal verileri ve tüm değişkenleri ile bir konferans görüşmesinde yöneticinin şirketin gidişatı, mali tablosu hakkında direkt doğruları mı söylüyor yoksa aldatıcı yollara mı başvuruyor anlaşılmaya çalışıldı. Bu bilgisayar modeli ile Larcker ve Zakolyukina’nın metodu karşılaştırıldığında Larckerlerin metodu bilgisayar modelinden iki kat daha başarılı bir sonuç verdi. Bu sayede şirketi bekleyen potansiyel tehlikeleri, mali tablodaki olası krizleri gizleyen ve yatırımcıya aktarmayan CEO’lar ile daha güvenilir olabilen CEO’lar ayrıştırılabildi.

Araştırmada pek çok değişken var diyen Larcker, belli bir konuda hatalı ya da eksik bilgi sahibi olan CEO ve CFO’nun, konferans görüşmede yatırımcıya açıklamalar yaparken yanlış ya da eksik veri yüzünden konuyu doğru bilmediği için aslında aldatıcı olmadan yalan söylediğini ifade ediyor. Bu durumlarda dahi Larcker ve Zakolykukina geçmiş yılların benzer verilerini şirketin mali planları ile karşılaştırıp yöneticinin konuya tam hakim olmasa dahi bilerek ve isteyerek gerçeklerin bir kısmını gizlediğini anlayabiliyor.

Her doğruyu söyleme
Management Centre Türkiye CEO’su Tanyer Sönmezer, üst düzey yöneticilerin temel stratejisinin “her şeyin doğrusunu söyle ama her doğruyu söyleme” şeklinde olması gerektiğini düşünüyor. “Şirketlerde seviyelere göre paylaşılması gereken bilgiler vardır. En alt kademeye kadar paylaşılması gereken bilginin dışında sadece üst düzeyin bileceği şeyler vardır. Paydaşların hayatını birinci dereceden etkileyebilecek, sonuca bağlanmamış, tartışılan, farklı olasılıklar üzerinde durulan konularda erken aşamada bilgi vermek itibar kaybına ve şirketin belirsizliğe düşmesine yol açar. Buradaki net nokta, her bilgiyi belli oldukça farklı seviyelere tüm paydaşları düşünerek cevap vermektir. Şirkette bir bilgiyi vermek yerine yalan söylemek, uzun dönemde onarılamayacak güven yaraları oluşturur. Kısa vadede kazanç gibi görülse de şirketin kültürüne derin yaralar bırakır. Örneğin iflas dedikoduları olduğunda buradaki çözüm, sürecin adım adım paylaşılmasıdır. Bir yöneticinin bilgiyi paylaşırken yapacağı en kritik şey, o çalışanın o haberden ne kadar etkilendiğiyle ilgili cevap vermektir çünkü büyük çoğunlukta şirketlerde çalışanların ilgi alanı ve etki alanları farklıdır. Bir çalışan, şirketiyle ilgili tüm bilgileri bilmek istese de aslında kendi işini yaparken bu bilgilere ihtiyacı olmadığı gibi mevcut değişim ya da dönüşüm dönemlerinde farklı türbülans ya da risk dönemlerinde bu bilgilere sahip olmak ister. Yöneticiye düşen görev şudur; bir bilgiyi siz vermezseniz çalışanlar yaratır. O yüzden bilginin paylaşılması gerektiğini düşünüyorum. Şirkette özellikle en çok karşılaşılan şey, gerçek bir olayla gerçek olmayan bir olayın birleştirilmesi ve dedikodu yaratılmasıdır. Örneğin şirkete bir toplantıya başka bir amaçla bir danışmanlık şirketi geldiğinde, şirkette yüzlerce insan işten çıkarılacakmış, şu danışmanlık şirketi de toplantıya gelmiş şeklinde; birincisi yalan ikincisi gerçek bilgi bir arada söylenir. Ve bu, özellikle kendisini en zayıf hissedenler ve korkanlar  tarafından yapılır. Şirkette dedikoduların kaynağı çoğu zaman zincirin en zayıf halkasıdır. Burada özellikle yöneticilere düşen görev, bilgiyi doğru şekilde içerik, yöntem ve yöneticileri kullanarak yayma gerekliliğidir.”

Her zaman açıklık beklenmemeli
Her ne kadar açıklık, şeffaflık önemli dense de bazı durumlarda yöneticiler bilgilerini gizlemek zorunda kalabiliyor. Russell Reynolds Associates Türkiye CEO’su Orhan Kemal Alver,  yöneticilerin çalışanlarına her konuda açık olmalarının beklenmemesi gerektiğini söylüyor.    

Ticari sır kapsamında sayılabilecek yeni işlere girme kararları, şirket evlilikleri veya satışları, büyük reorganizasyonlar gibi konuların şirket içerisinde çok daha kısıtlı bir kitleyle paylaşılması normal karşılanıyor. 

Şirketlerin şeffaflığının şirket kültürüne ve yöneticilerin deneyimlerine göre farklılık gösterdiğini belirten Alver, prensip olarak takip edilmesi gerek yöntemin, mümkün olduğu kadar sık bilgilendirme yapılması yönünde olduğunu söylüyor: “İster istemez birkaç kişi arasındaki konuşmalar dahi şirketin informal kanalları içerisinde akıp, koridorlarda konuşulmaya başlar ve bu şirket enerjisinin verimsiz şekilde harcanmasına neden olur.”

Başta gizlenebilir

Çalışanların her zaman açıklık ve doğruluk beklediğini söyleyen Fortune Danışmanlık’tan Ayşen Arıduru, aynı şekilde yöneticilerin de patronlardan, yönetim kurullarından aynı beklentileri olduğunu belirtiyor: “Tüm çalışanlar kendi geleceklerini güven altına almak isterler. Bulundukları şirketten, işlerinden ve yöneticilerinden memnun olmak isterler. Zaten bir sıkıntı oluştuğunda, hemen pes etme ve  ayrılma eğilimleri de gözlemliyoruz. Hangi bilginin kiminle hangi dozda paylaşılacağını iyi bilmek, iyi yöneticinin görevidir. Şirket içinde her çalışan, kendi seviyesine ve konusuna bağlı olarak bilmesi gerektiği kadar şeyi bilecektir. Şirket içi dedikodular bazen boyut bile değiştirebiliyor ve asli gerçeklikten uzaklaşılıyor bu da şirkete zarar veren bir durum. Fakat dedikodular doğruysa, çalışanlarda ani bir tedirginlik yaratmamak, verimi düşürmemek, bireysel ve kurumsal performansı ve başarıyı olumsuz anlamda etkilememek adına başlangıçta konuyu gizlemek veya doğrulamamak şeklinde bir yaklaşım sergileyebilirler. Ancak yöneticilerle bazı çalışanların ilişkisi ve iletişimi kuvvetli olduğunda ve bir dostluk oluştuğunda ise bu bilgi o kadar da gizli kalmayabiliyor.”

Yöneticilerin yalanları

Şirket birleşmesi, işten çıkarma gibi ciddi konular dışında yöneticilerin söyledikleri daha genel ve günlük yalanlar da var. Bunlardan bazıları:

Üzerinde çalışıyoruz

Yöneticinize bir iş veya proje hakkında soru sorduğunuzda ‘üzerinde çalışıyoruz’ şeklinde bir cevap alırsanız aslında ‘haberim var, bir şeyler yapmamız lazım evet ama zamanım yok, sen bu konuyu unutana kadar bir kenara bırakalım’ demek istiyordur. 

Geçici bir durum

Şirketler bu yalanı genelde değişim sürecinde söyler. Durumun geçici olup olmadığını onlar da bilmiyordur. 

Bilmiyorum

Aslında biliyorlar. Bilmiyorum deme nedenleri ise (nedeni önemli değil), size söylemek istememeleri. 

Şirket politikası bu

Bu cevap da aslında aşina olduğumuz bir cevap. Çocukken anne babalarımızdan bir şey istediğimizde ve hayır dendiğinde ‘neden?‘ diye sorardık. Yanıt da aşağı yukarı belliydi: “Çünkü ben öyle istiyorum“, “Çünkü ben anneyim/babayım.“ Şirket politikası cevabı da bunun iş hayatı versiyonu. Her şirket kendi kurallarını koyabilir. Kurumlar çalışanlarını her ne kadar sınırların dışına çıkarak düşünme konusunda teşvik etse de konu tasarrufa veya mali durumlara gelince şirket politikası devreye girer. 

Başarıyı ödüllendiriyoruz

Bu tamamen yalan değil. Daha çok doğruyu biraz değiştirmek. Şirket, gerçekten de iyi performans gösteren çalışanlarını ödüllendirebilir. Fakat alınan ödül genelde gösterilen performansın yanında küçük veya yetersiz kalır. 

Tatilinizin tadını çıkarın

Tatile çıkmadan önce olmayacağınız süre için ekstra çalışmanız gerekir. Döndükten sonra da birikmiş işler mutlaka olur. Yani hem tatil öncesi hem de sonrasında sizi yoğun birkaç hafta bekliyor. Tatil sırasında patronu veya iş arkadaşları tarafından aranan insanların sayısı hiç de az değil. Teknolojinin imkanları sayesinde tatilin tadını çıkarmak da yalan oldu. 

Büyük, mutlu bir aileyiz

Gerçek hayatta mutlu aileler birbirlerinden bir şey saklamaz, her şey şeffaf ve açıktır, eşit bir şekilde paylaşım yapılır. Oysa birçok şirket, yöneticilerin ve çalışanların birbirlerine kötü davrandığı, yalan söylediği, arkalarından konuştuğu yerlerdir. Bu nedenle büyük mutlu bir aile ifadesi genelde doğru değildir. 

Bu konuda elim kolum bağlı

Yöneticiler, bir çalışanlarına söz verdiklerinde ve tutamadıklarında suçu başka bir yere atar. Örneğin maaşını yükseltme veya terfi konusunda birine söz veren patron, bunu yapamadığında “maaşın için çok uğraştım ama satışlar çok düştü, bu durumda benim yapabileceğim bir şey yok“ şeklinde bahane bulabilir. Hemen kötü düşünmeyelim, doğru da olabilir. 

Bu dedikodular asılsız

Eğer dedikodular ortalarda dolanıyorsa yöneticiniz muhtemelen işler iyice ortaya çıkmadan kendi kariyerini kurtarmaya çalışıyordur. Bu cümleyi duyduysanız dedikodular gerçekleşmek üzeredir, bir an önce kaçış planınızı yapın. 

Yöneticiler en çok hangi konularda yalan söylüyor?

– Şirketin sıkıntılı  finansal durumu ve kriz anı ile ilgili,
– Organizasyonel değişimler,
– Kadrosal stratejiler (yaş, cinsiyet vb konularda alınan bir karar sonucunda, ayrımcılık yapmak da yalan söylemeye girer),
– Küçülme politikaları, kararları,
– Motivasyon yaratmak amacıyla, diğer çalışanlarla kıyaslamalar, 
– Performans konusunda,  çalışanların performansı ile ilgili düşünceleri, 
– Ücret konuları,
– İşyeri adres değişikliği taşınma, bölge değişiklikleri, 
– Yönetim değişikliği.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND