Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Bir sen, bir ben, bir de terapist!

Bir insanı sevmekle başlıyor her şey. Ama sevgi her zaman bir ilişkiyi yürütmeye yetmiyor. Kıskançlık, ilgisizlik, duyarsızlık ya da iletişimsizlik… İlişkileri günden güne eriten bu sorunlarla tek başına yüzleşmek her zaman kolay değil…

İlişkiler ilk günlerde günlük güneşlik olsa da, ilerleyen günlerle birlikte güneş gider, etrafı kara bulutlar sarmaya başlar ve sonu ya yağmur olur ya da her şeyi alıp, süpüren bir sel… Eğer ilişkinizdeki problemleri yağmurla atlatmak ve sele kapılmak istemiyorsanız, çaresiz değilsiniz. Son yıllarda, birlikteliklerdeki sorunların çözümlerinde önemli rol oynayan ilişki terapileri oldukça etkili sonuçlar veriyor. Birlikte yaşamla birlikte sorunlar ortaya çıkmaya başlıyor ve problem çözme yeteneği her zaman yeterli olmuyor. Artık çift tıkanmaya, ilişkileriyse iyi gitmemeye başlıyor. Bu noktada ilişki terapisi devreye giriyor. İlişki terapisi konusunda uzman, Psikolog Şeyma Çavuşoğlu, ilişkilerin bozulmasındaki genel nedenin iletişim problemi olduğunu söylüyor ve “Derine indiğimizde, aslında genel sorunun çiftlerin beklentilerden kaynaklandığını görüyoruz. ’Bana istediğim gibi davranmıyor, beni dinlemiyor’ gibi şikâyetlerle geliyorlar. Aslında farkında olmasalar da, en başta nasılsa öyle davranıyorlar; fakat beklentileri olduğu için mutlu olamıyorlar” diyor.

Kadınlar daha kolay kabul ediyor
Çiftler, ilişkilerindeki sorunlar için çözüm yolu bulamadıklarında yani artık son noktaya geldiklerinde terapiye başvurmayı tercih ediyor. Yapılan araştırmalar, kadınların terapiye daha sıcak baktığını gösteriyor. Bireysel olarak da kadınlar terapiyi daha çabuk kabul ediyor ve çoğu zaman ilk başvuru kadından geliyor. Kadın kabul ettikten sonra eşini de ikna ediyor.

Terapi süreci
Psikolog Şeyma Çavuşoğlu şöyle devam ediyor: “Terapilerde önce problemi iki taraf açısından dinlemek gerekiyor. Kadın açısından da, erkek açısından da sorunları dinliyoruz. Çünkü gelen çiftler, ortak bir problemle geliyorlar. ’İletişim sorunumuz var’ diyorlar. Fakat kadının anlattığı farklı bir şey, erkeğin anlattığı farklı bir şey oluyor. Problem tanımını ikisinden de alıyoruz. Sonra baş etme yöntemlerine bakıyoruz, bazen baş etme yöntemlerinin yeterli olmadığını görüyoruz ve bununla ilgili çalışmamız gerekiyor. Problem çözme becerilerinde eksiklik varsa bu konunun üzerinde duruyoruz. Sonraki süreçte ise çiftle birlikte bir hedef belirliyoruz, o hedefler için aşama aşama yeni çözümler geliştiriyoruz. Terapiler çok uzun sürmüyor. Ortalama altı-sekiz seans arasında çiftlerde değişim görülebiliyor.”

Altıncı yıl çok önemli
Psikolog Şeyma Çavuşoğlu, ilişkilerde özellikle İlk altı yılın çok önemli olduğunu söylüyor. En fazla boşanma ise evliliğin yedinci yılında oluyor. ilişki terapilerinin amacı ise her zaman çiftin birleşmesi yönünde olmuyor. Şeyma Çavuşoğlu, “İlişki terapisi denilince, akla ilk olarak çiftin arasında bir sorun var ve bu sorunun iyileştirilmesi gerektiği geliyor. Fakat bu, çiftin birlikte devam etmesi gerektiği gibi algılanabiliyor. Ama ilişki danışmanlığında şunu söylüyoruz; evet çift gelebilir, ilişki devam da edebilir ama çift boşanmaya da karar verebilir. Aslında birlikte, o çift İçin en doğrusu hangisi ise ona karar veriyoruz” diyor.

Evlilik öncesi danışmanlık
Yurt dışında yaygın olan ve Türkiye’de de daha yeni yeni yaygınlaşmaya başlayan evlilik öncesi danışmanlık da çok önemli. Bu danışmanlıkta, çiftler evlenmeden önce ilişkileri için terapi alıyorlar. Çünkü, İki tarafın da evlilikten farklı beklentileri var. Bunlar önceden konuşulduğunda ileride daha büyük sorunlara neden olmayabiliyor.

Mutlu çiftlerin bir sırrı var!
Mutlu ilişkilerdeki iletişim biçimlerine bakıldığında birkaç özellik sıralanıyor. Mutlu ilişkileri olan kişiler tartışmaları çok büyütmüyor. Onlar, sorunlarını konuşuyor, tartışıyor ama bunu kavgaya dönüştürmüyor. Daha esnek oluyorlar. Bu çiftlerin katı kuralları olmuyor. İki taraf da birbirini daha iyi dinliyor. Karşı tarafın ne demek istediğini anlamaya çalışıyor. En önemli şeyse birlikte daha fazla vakit geçiriyorlar.

Cinsel sorunlar çok önemli

Cinsellikle ilgili yaşanan bir sıkıntı, çiftlerin iletişimine de yansıyor. Kadının cinsel isteği azsa, erkek için problem oluyor ve kendini çekiyor. Bu durumda iletişim azalıyor. Ya da çiftlerde “Beni istemiyor çünkü beni sevmiyor” gibi düşünceler oluşabiliyor. Bunlar dolaylı olarak iletişimi engelliyor. Çiftler doyum yaşamadığında arayışa girebiliyorlar. Evlilikle ilgili yapılan araştırmalar, evliliklerin çok büyük bir kısmının, özellikle ilk yıllarda, aldatma ile bitebildiğim gösteriyor. Aldatma, ilişkide uzaklaşma ve daha az vakit geçirmeye neden oluyor. Kıskançlık da aynı şekilde etki yapıyor. Çiftlerin biri karşı tarafın hayatını engelleyecek şekilde kıskandığında durum kötüye gidiyor, Sırf kıskançlık nedeniyle ilişki terapisine gidenler de var.

İLİŞKİ TERAPİSİNE KATILANLAR ANLATIYOR
Kıskançlığı delirtiyordu
Dilek E.
“Erkek arkadaşımla yaklaşık üç yıldır birlikteyiz, ikimiz. de yoğun çalışan kişileriz. Fakat ben işim gereği sürekli sosyal ortamlara girmek durumunda olan biriyim. Fakat erkek arkadaşımın, başlarda eğlenceli gibi görünen kıskançlıkları, sonrasında hayatımı bir kâbusa çevirmeye başladı. Her gün eve geldiğimde telefonumu kontrol ediyor, saat saat ne yaptığımı bilmek istiyordu. İş yerindeki tüm erkeklerden kıskanıyor, normal arkadaşlarımla görüşmemi bile sorun ediyordu. Bu durum yavaş yavaş hayatımı kısıtlamaya başladı. Ona bunları söylediğimde bunun böyle gitmeyeceğine karar verdik. Ayrılmak istemediğimiz için bir ilişki terapistine başvurduk, Erkek arkadaşım da durumun farkındaydı ve bu sorundan kurtulmak istiyordu. Terapiler sayesinde durumun aslında erkek arkadaşımın eski ilişkisinden kaynaklandığını ve önceki ilişkisinde aldatıldığı için güven sorunu yaşadığını gördük. Terapiler çok işe yaradı. Şimdi çok ufak kıskançlıklar yaşasak da, eskisi gibi sorunlar yaşamıyoruz.”

Romantizm bitmişti
Duygu G.
“Eşimle artık ilişkimizin eskisi gibi olmadığının farkındaydık. Ben de, o da çok yoğun çalışıyorduk. Bu nedenle birbirimize vakit ayıramıyorduk. Fakat boşanmak da istemiyorduk; çünkü bir çocuğumuz var ve onun mutsuz olmasını istemiyorduk, İlişki terapisine gitmeye karar verdik. Terapistimizle yaptığımız görüşmelerde, terapistimiz bize, çocuğumuzun mutsuz bir ortamda büyümesindense boşanmanın da bir seçenek olabileceğini söyledi. Terapiler başladıkça aslında sorunun birbirimize eskiden yaptığımız jestlerin artık olmamasından kaynaklandığını gördük. Çünkü eşim çok romantik bir erkektir ve flört ederken bana hep küçük sürprizler yapardı, birlikte çok zaman geçirir ve çok eğlenirdik. Terapide bu gerçeği gördük ve eşim eskisi gibi bana küçük jestler yapmaya başladı. Ben de aynı şekilde ona sürprizler yapmaya başladım. Birlikte yemeğe çıkmaya, eskisi gibi daha çok vakit geçirmeye başladıkça aslında birbirimizi ne kadar çok sevdiğimizi hatırladık. Terapiden sonraki bir yılımızı doldurduk ve şimdilik her şey yolunda gidiyor. Umarım birlikteliğimiz hiç bozulmaz.”

Romantizm bitmişti
Duygu G.
“Eşimle artık ilişkimizin eskisi gibi olmadığının farkındaydık. Ben de, o da çok yoğun çalışıyorduk. Bu nedenle birbirimize vakit ayıramıyorduk. Fakat boşanmak da istemiyorduk; çünkü bir çocuğumuz var ve onun mutsuz olmasını istemiyorduk, İlişki terapisine gitmeye karar verdik. Terapistimizle yaptığımız görüşmelerde, terapistimiz bize, çocuğumuzun mutsuz bir ortamda büyümesindense boşanmanın da bir seçenek olabileceğini söyledi. Terapiler başladıkça aslında sorunun birbirimize eskiden yaptığımız jestlerin artık olmamasından kaynaklandığını gördük. Çünkü eşim çok romantik bir erkektir ve flört ederken bana hep küçük sürprizler yapardı, birlikte çok zaman geçirir ve çok eğlenirdik. Terapide bu gerçeği gördük ve eşim eskisi gibi bana küçük jestler yapmaya başladı. Ben de aynı şekilde ona sürprizler yapmaya başladım. Birlikte yemeğe çıkmaya, eskisi gibi daha çok vakit geçirmeye başladıkça aslında birbirimizi ne kadar çok sevdiğimizi hatırladık. Terapiden sonraki bir yılımızı doldurduk ve şimdilik her şey yolunda gidiyor. Umarım birlikteliğimiz hiç bozulmaz.”

Teknoloji aramıza girdi
Derya S.
“Eşimle on yıllık evliliğimizden iki tane kızımız var. ilk yıllar her çift gibi biz de sorunsuz bir yaşam sürüyorduk. Fakat yıllar geçmeye başlayınca ve çocuklar büyüyünce her şey yavaş yavaş değişmeye başladı. Aslında bende değil ama eşimde gözle görülür ilgisizlikler belirdi. Örneğin, akşam eve geldiğinde hiç konuşmuyor, yemekten hemen sonra bilgisayarın karşısına geçiyordu, İlk başlarda iş yapıyor diye bu durumun çok fazla üstünde durmadım fakat sonrasında ben odaya girince bilgisayar ekranını kapatmaya başlayınca dikkatimi çekmeye başladı. Bir gün eşim evde yokken bilgisayardan anlayan erkek kardeşimi eve çağırdım. Ona bazı şüphelerim olduğunu söyledim. Eşimin internette yaptığı konuşmaların dökümlerini çıkardık. Şüphelerimde yanılmamıştım, bir kadın değil birçok kadınla internette konuştuğunu gördüm. Konuşmalar genelde flört eden iki kişinin birbirine yazdığı şeylerden ibaretti. Önce ne yapacağımı bilemedim. Bu bir aldatma sayılır mıydı? Eşime de bir şey söyleyemiyordum fakat ilişkimizin böyle devam edemeyeceğini de biliyordum. Eşime ayrılmak istediğimi söyledim. İlk önce çok şaşırdı. Sonrasında ayrılmak istemediğini ve bir terapiste gidebileceğimizi söyledi. Terapilerimizde aslında artık birbirimize karşı bir şeyler hissetmediğimizi ve zorunlu bir evlilik yürüttüğümüzü anladık. Bunu anlamak için terapi gerekli mi diye düşünebilirsiniz fakat gerekliydi. Çünkü olayların içindeyken tam olarak ne yaşadığınızı anlayamıyorsunuz. Sonuç olarak; eşimle ayrılmaya karar verdik. Şimdi çok daha mutlu olduğumu hissediyorum ve pişman olmayacağımı biliyorum.”

Yataktaki heyecanı kaybettik
Aydan G.”Eşimle evlenmeden üç yıl flört ettik. İlişkimiz her yönüyle çok uyumluydu. Özellikle yataktaki uyumumuz herkese örnek olacak nitelikteydi. Birbirimizi çok iyi anlıyor ve ne istediğimizi gayet iyi biliyorduk. Her konudan konuşabiliyorduk, Hatta öyle günler vardı ki o gecenin bizim için önemli olması için günler öncesinden plan yapıyor, fantezilerimizi bir gün değişik yerlerde birlikte olarak, bir gün seksi bir iç çamaşırlarıyla gerçekleştiriyorduk. Fakat bu mutluluğumuz evliliğimizle birlikte ilk önce azalmaya, sonra da giderek değişmeye başladı, Artık bizim de diğer çiftlerden bir farkımız kalmamıştı. Kötü giden cinsel hayatımız, gündelik yaşamımıza da yansıyordu. Eskiden bana karşı çok ilgili olan eşimin giderek bende uzaklaştığını görüyordum fakat yine de cinsel yönden onu arzulamıyordum. Sonunda bir gün eşimin başkalarından hoşlanmaya başladığını fark ettim. Bunu açık bir şekilde yakalamadım fakat bir yere gittiğimizde bakışlarının etrafa kaydığını hissediyordum. Onu kaybetmek istemiyordum ve sonunda eşimle konuşarak bir terapistten yardım almaya karar verdik. Terapilerimizde, sorunun evlendikten sonra birbirimizi kaybetme korkumuzun kalmaması ve artık cinselliğin ikinci planda olmasından kaynaklandığını anladık. Başka arayışlara girdiğimizi fark ettik. Terapistimiz bize biraz daha heyecana ihtiyacımız olduğunu söyledi. Belki bazılarına göre yanlış diye kabul görse de, bir süreliğine evden ayrıldım ve eşimle eskisi gibi kaçamak buluşmaya başladık. Önce romantik bir yemek yiyor sonrasında onun evine gidiyormuş gibi birlikte yaşadığımız eve gidiyorduk. Eski heyecan yeniden geldiğinde ise tekrar aynı eve yerleştik. Şimdi çok daha dikkatliyiz. Gün içinde birbirimize romantik mesajlar atıyor, hafta sonlarında farklı planlar yaparak birlikte güzel ve kaliteli zaman geçirmeye özen gösteriyoruz.”

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND