Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Bir kitap okudu hayatı değişti!

Bir kitap okudu, azmiyle o kitabın kahramanı oldu! Yoksulluk nedeniyle eğitimini yarım bırakmak zorunda kalan Ali Taşar, Mümin Sekman kitaplarını okumasıyla değişen hayatını Sabah Gazetesi’nden Tuluhan Tekelioğlu’na anlattı. İşte başarıyla değişen ve başarı kitabına konu olan azimli bir hayatın öyküsü…

Azmin elinden hiçbir şey kurtulmuyor. Ali Taşar da bu sözün canlı kanıtlarından. Maddi imkânsızlıklar nedeniyle sekteye uğrayan eğitimine geri dönüp aynı dönemde Mümin Sekman’ın kitabıyla azmini perçinleyen Taşar, şimdi Bahçeşehir Üniversitesi’nde burslu hukuk eğitimi alıyor
“Başarı öğrenilebilir!” diyen Mümin Sekman’ın seminerine ilk kez katıldım. Üç saat süren EKAV’daki (Eğitim Kültür ve Araştırma Vakfı) konuşmasının ortasında, bir gencin başarı hikâyesini anlatmaya başladı. 25 yaşındaki Kadirlili Ali Taşar’ın hikâyesini dinlerken, içim ürperdi, heyecanlandım. ’Bu kadar da olamaz,’ dedirten acılar birbirini kovalamış. Her an bir vurgun yeme riskini göze alarak, hayatın ona çizdiği yolu değiştirmeye karar verdiğinde ise 16 yaşındaymış. Pamuk tarlalarında ırgatlıktan Bahçeşehir Üniversitesi’ne burslu öğrenci olarak kabul edilmeye kadar uzanan öyküsü, tüyler ürpertici. Bu yolda karşısına çıkan bir kitap ve yazarı ise dikkat çekici: Her Şey Seninle Başlar, Mümin Sekman! Mümin Sekman’ın ’Azimli Ali’ olarak tanıttığı Ali Taşar da o gün seminerdeydi. Ali artık okuduğu kitabın kahramanlarından biri.

ALİ TAŞAR
* Köyde “Öğretmen gelmiş,” dendiğinde olağanüstü bir şey olmuş gibi merakla koşardık.
* 5. sınıfa gelen öğretmenime (Ender Güvel) çok şey borçluyum: “Bu öğrencinin okuması lazım,” dedi. Babam “Okutamayız,” deyince, “O zaman ben okutacağım,” dedi. Bunun üzerine babam beni Mersin’e yolladı.
* 7. sınıfa geçtikten sonra babam hastalandı. Dört kardeşin en büyüğü olduğumdan, mecburen okulumu bırakmak zorunda kaldım.
* Bir gün işten geldim, babam yine hasta. Bir yakınımız, borçlarımızla ilgili, zoruma giden bir şekilde hitap ediyordu babama. Nasıl ağladığımı hatırlıyorum, o gün ben bir yemin ettim, “Her şey değişecek, değişmek zorunda,” dedim kendi kendime.
* O arada tanıştım Mümin Sekman’ın kitabıyla. Bir gecede bitirdim Her Şey Seninle Başlar kitabını. Sonlarda şöyle bir cümle vardı: “Öyle bir şey başar ki, sana kitabımda yer vereyim.” “Öyle bir şey başaracağım ki, bana kitabında yer vereceksin,” dedim ben de!

MÜMİN SEKMAN
* Artık Ali’nin adı artık Ali Taşar olmaktan çıktı, ’Azimli Ali’ oldu. İnsanlar, Ali örneğini gördüklerinde şunu anlayacak: “Muhtaç olduğun güç, içinde mevcuttur.” Yani başarı, seninle başlar.
* Geriye dönüp hikâyesine baktığınız zaman, Ali’nin daha çocuk yaşlarda ’Bir gün bir şekilde büyük adam olacağım’ düşüncesine sahip olmasının bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Ali’nin bu kadar şanssızlığın içindeki tek şansı, o içgüdü. Hayat onun için belki destekleyici değildi ama o içindeki güçlere güvenerek buralara kadar geldi.
* İnsan büyük işler başarmak için doğmuşsa, ne kadar aşağıya fırlatılırsa fırlatılsın, mutlaka yine yukarı çıkacaktır. Ait olduğun yer zirveyse, bir gün bir şekilde, herkese ve her şeye rağmen çıkarsın!

– ’Çaresizsen çare sensin,” diye bir sözü var, Mümin Sekman’ın. Çarenin siz olduğunuzu anladığınız anı merak ediyorum..
– A.T: Ben Osmaniye’nin Gaffarlı Köyü’nde doğdum. 13-14 yaşına kadar orada büyüdüm. Babam arıcı, annem ev hanımı. Dört kardeşiz. Sabahları bir saat civarı yol yürüyorduk okula gitmek için. Kış-yaz fark etmez, bir süre sonra alışıyorsunuz zaten. İlkokulda çok başarılı olduğum söylenemez. Ben okumayı ikinci sınıfta öğrendim. Okul başlıyor, bir-iki ay sonra öğretmenleriniz geliyor, ’Öğretmen gelmiş,’ denildiğinde olağanüstü bir şey olmuş gibi merakla koşardık. Aynı sınıfta 1’den 5’e kadar, bütün öğrenciler hep birlikte eğitim görüyorduk.

– Başarınız nasıl fark edildi?
– A.T: Benim başarım ilk başlarda fark edilmedi. Matematiğe ilgim vardı. Öğretmenim babamı gördüğü zaman ’Oğlun çok farklı sorular soruyor, cevap vermekte zorlanıyoruz,’ dermiş. 5. sınıftaki öğretmenime çok şey borçluyum. Ender (Güvel) hocam, babamla konuşmaya geldi, ’Bu öğrencinin okuması lazım,’ dedi. ’Okutamayız,’ cevabı alınca ’Sen okutmayacaksan, ben okutacağım,’ dedi. Bunun üzerine babam beni kendi imkânlarıyla Mersin’e, akrabalarının yanına yolladı.

DEFALARCA KENDİMİ SORGULADIM
– Büyük kentte tek başına bir çocuk…
– A.T 12 yaşında Mersin gibi bir şehirdesin. Alışmakta zorluk çekiyorsun. Defalarca kenara çekilip, kendimi sorguladığım olmuştur. Okulu bırakıp köye kaçmayı bile düşündüm ama onu kendime yediremedim. Pek başarılı değildim ortaokulda da. Çünkü ortaokulda bile heceleyerek okuyordum. Onunla okumamı geliştirmiştim. 7. sınıfa geçtikten sonra babam rahatsızlandı. Mide ve bağırsakları çalışamaz duruma geldi. Sürekli yatıyordu. Evin büyük oğluyum. Mecburen okulu bırakmak zorunda kaldım. Bütün kardeşlerim okuldan alındı. Okulu ağlayarak bıraktım. Geleceğe dair hayalleriniz var; kendinize göre bir yol çizmişsiniz, şunları yapacağım diye hayal ederken, bir anda her şey bitiyor. Artık okul diye bir gelecek yok. Her şey değişiyor, altüst oluyor. Annem çok azimli bir kadındır, annemle birlikte işe sarıldık. Pamuk topladım, ırgatlık yaptım…

– Artık okuma hayaliniz de tükenmiş miydi?
– A.T Aslında her şeyin değişme anı, ben 16 yaşımdayken Mersin’de oldu. Bazı şeyleri gururuma yediremedim. Bir gün işten geldim, babam yine hasta, yatakta. Tam kapıdan girerken konuşmasını duydum. Bir yakınımız, borçlarımızla ilgili, babama kötü bir şekilde hitap ediyordu. O günü hatırlıyorum, nasıl ağladığımı hatırlıyorum, o gün ben bir yemin ettim. ’Her şey değişecek, değişmek zorunda. Bir yolunu mutlaka bulacağım. Başka alternatifi yok,’ dedim kendi kendime. Kimse benimle böyle konuşamayacak, kimsenin buna hakkı yok. O yeminden sonra, hayatım değişti. 18 yaşımdaydım, borç batağı diye bir şey kalmamıştı. Çok çalışmıştık, kendi işimiz vardı artık.

– Mümin Sekman’la nasıl tanıştınız?
– A.T: 16 yaşımdan sonra açıköğretimin ne olduğunu öğrendim. Bir yakınımın öğretmeni söyledi. ’Sen okumak istiyorsan, Açık Öğretim’e başlayabilirsin,’ dedi. İşte o arada tanıştım Mümin hocamın kitabıyla. Rehberlik öğretmenim bana Her Şey Seninle Başlar adında bir kitap önerdi. İlk başta derslerime faydalı bir kitap olacağı gelmedi aklıma. Aklımdaki imaja uygun bir kitap değildi ama aldım getirdim ve o gece kitap bitti. Sonunda şöyle bir cümle vardı: ’Öyle bir şey başar ki, sana kitabımda yer vereyim.’ Durdum bir müddet ve ’Öyle bir şey başaracağım ki sen de bana kitabında yer vereceksin,’ dedim kendi kendime. Aynen de böyle oldu. Bir süre sonra Açık İlköğretim’e başladım.

– Mümin Sekman’ın kitabında başarı hikâyeniz var… Bu nasıl oldu?
– A.T: Gazetede haberler çıktıktan sonra bir gün telefon çaldı. “Mümin Sekman ile yayına çıkar mısınız?” dedi biri. Şoke oldum. Kendisinin bana bir sözü olduğunu söyledim. ’Ben onun kitabını okudum, kitabında diyor ki, ’Öyle bir şey başar ki, sana da kitabımda yer vereyim, ben de başardım ve onu arıyorum,’ dedim. Mümin Sekman’la görüştüğünü ve kendisinin ’Madem ki böyle bir söz vermişiz, sözümüzde duracağız,’ dediğini belirtti.

– Gurur duymuş olmalısınız Ali’nin başarısıyla…
– M.S: Ali’nin başarı hikâyesini İnsan İsterse, Azmin Zaferi Öyküleri kitap dizisinin üçüncü sayısında yayımladık. Artık Ali’nin adı, Ali Taşar olmaktan çıktı ’Azimli Ali’ oldu. Bizim Azimli Ali’miz. Gerçekten hayatta önemli olan, çevredeki imkânlar mı, yoksa içinizdeki azim mi? Hayat onun için belki destekleyici değildi ama o içindeki güçlere güvenerek, çok çalışarak buralara kadar geldi.

– Kadirli’den New York’a gitmişsiniz… Niye?
– A.T: Hazırlık sınıfıydı. İngilizce öğrendim, bayağı ileri bir seviyeye geldim. Hatta üniversitenin bana sağladığı olanak sekiz aydı ama ben orada dilimi geliştirmek için bir başka üniversiteye kayıt yaptırdım, iki ay daha kaldım. Döneli bir hafta oldu.

RUSÇA ÖĞRENMEYE BAŞLADIM
– Bundan sonra Azimli Ali ne yapacak?
– A.T: Önce Hukuk’un içine girip hangi alanında başarılıyım onu görmem lazım. Amacım Türkiye’yi uluslararası alanda temsil edecek bir şeyler yapmak. Şimdi Rusça öğrenmeye başladım.
– M.S: Ali’nin mantık kalitesinin yüksek olduğunu düşünüyorum. O, bir insanın elinde büyük imkânlar olmasa da, sırf aklının gücüyle kendini ne kadar yükseklere kaldırabileceğinin bir kanıtı. Çünkü bir sürü genç elinde imkân olmadığı için başaramadığını düşünebilir. Özel okullara, dershanelere gidenlere karşı nasıl başarılı olabileceğini düşünebilir. Ama Ali’nin örneğini gördüklerinde şunu anlayacaklar: ’Muhtaç olduğun güç, içinde mevcuttur.’ Yani başarı seninle başlar. Ali’nin üst üste yaşadıklarını düşündüğünüz zaman filminin bile çekilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca kendisinin buraya gelmesi bir zirvedir biyografisine de baktığınızda. Ama yolunun burada durmayacağını da biliyorum. Daha alacak çok yolu var. Hikâyesine baktığınız zaman, daha çocukluk yaşlarında ’bir gün bir şekilde büyük adam olacağım’ düşüncesine sahip olmanın çok önemli bir avantaj olduğunu düşünüyorum. O, otomatik olarak var olan bir içgüdüdür. Büyük işler başarmak için doğmuşsa, ne kadar aşağıya fırlatılırsa fırlatılsın yine yukarı çıkacaktır. Ait olduğun yer zirveyse, bir gün, bir şekilde herkese ve her şeye rağmen çıkarsın.

Okulu dışardan bitirerek mi üniversitede derece yaptınız?
– A.T: Açık Öğretim’de ilköğretimi bitirdim, liseye başladım. Liseyi de Açık Öğretim’de bitirdim. Hatta o yıl sınava da girdim, çok iyi olmasa da kötü de bir puan değildi. Burs sağlayacak dershaneye ihtiyacım var. Adana Final Dershanesi’ne gittim. ÖSS kâğıdıma baktılar ve ’Sen Açık Öğretim’den mi bu puanı aldın?’ diye sordular. ’Evet,’ dedim. KDV’yi kendim ödemem koşuluyla kabul ettiler beni. Başladık. Kendimi geceli gündüzlü derse verdim. Seviye belirleme sınavında dershane birincisiydim! Birkaç sınav daha olduk, yine birinci oldum. Dershane, sınav başı burs vermeye başladı bana. Bu arada Türk Eğitim Derneği kalacak yer sağladı. Yurtta kalıp dershaneye gidip geliyordum. Bir süre sonra sınavlardaki başarıma bakınca dershane 11 özel öğretmen verdi bana. Derslerin sonunda o öğretmenlerle çalışmamı istediler. Sınırsız kaynak verdiler. Şimdi baktığımız zaman günde beş-altı saat eğitim öğrencilere zor geliyor. Ben 11 saat ders alıyordum, sıkı bir çalışmaydı. Bunun dışında da başka dershanelerde de sınava giriyordum.

– Ya başaramazsam korkusu olmadı mı?
– A.T: Kendimi çalışmaya vermiştim. Oburca ders çalışıyordum… Girdim ÖSS’ye, istediğim gibi geçmedi, zaman sıkıntısı oldu, sonuçta bir eğitim boşluğunuz var. Sınavdan sonra Türkiye genelinde 866. oldum. Mersin’de de 21. olduğumu öğrendim. Bu derece üzerine bir arkadaşım dedi ki, “Biz bunu bildirirsek ilgili yerlere belki haber olur.” Ben de dedim ki, ’Türkiye’de ilk üçe girenler haber oluyor, beni kim haber yapar?’ Aramış arkadaşlarım Anadolu Ajansı’nı. Bu sıradan bir haber değildi. Açık Öğretim’den bu dereceyi yapmıştım. Eve bir geldim, kameralar, foto muhabirleri… Ertesi sabah tüm gazete ve internet sitelerinde haberim vardı. İşin açıkçası, başardıktan sonra, sevdiklerinin gözlerine baktığında, gördüğün mutluluk var ya o her şeye değiyor işte. Babam başarımla hastalığını yendi, hatta gençleşti.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND