Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Bir kişisel gelişim kitabı okudu, kişisel gelişim merkezi kurdu!

Çok genç yaşta aşık olup evlendi, kariyer hayallerine veda etti. Ancak hayalleri onu terk etmedi! Yıllar sonra bir gün bir kitap okudu, birçok şeyi yeniden keşfetti. Önce kendi gerçek benliğini buldu, sonra hayatını yeni kişiliğine göre sil baştan düzenledi. En sonunda da İzmir’in en gözde Kişisel Gelişim Merkezini kurup,hayatını değiştirmek isteyenlere imkan sundu. İşte Sibel Dev’in, içindeki devi keşfetme hikayesi…

Çok genç yaşta aşık olup evlendi, kariyer hayallerine veda etti. Ancak hayalleri onu terk etmedi! Yıllar sonra bir gün bir kitap okudu, birçok şeyi yeniden keşfetti. Önce kendi gerçek benliğini buldu, sonra hayatını yeni kişiliğine göre sil baştan düzenledi. En sonunda da İzmir’in en gözde Kişisel Gelişim Merkezini kurup,hayatını değiştirmek isteyenlere imkan sundu.

İşte Sibel Dev’in, içindeki devi keşfetme hikayesi…

1973 Yılında İzmir’de,3 çocuklu bir ailenin en büyüğü ve tek kızı olarak dünyaya geldim. İlköğretim ve liseyi okuduktan sonra girdiğim üniversite sınavında başarılı olamadım. Ailem benim tekrar sınavlara gireceğimi zannederken, ben lise yıllarından beri flört ettiğim, aşık olduğum adamla evlenme kararını vermiştim bile.

Yaşımın küçük olması nedeniyle, bu evlilik fikrine ailem, özellikle babam şiddetle karşı çıktı.Eğitimime devam etmemi istiyordu ama ben evlilik fikrinde kararlı ve ısrarcıydım.

Şimdi düşünüyorum da, belki de ataerkil ve otoriter bir ailede büyümüş olmamdan dolayı,evliliği farklı bir hayata geçiş olarak görmüş ve o yüzden bu kadar çok istemiş olabilirim. Nihayet ailemi ikna edip evlendiğimde, kendimi gerçekten de bambaşka bir hayatın içinde buldum!

Doğup büyüdüğüm muhitten ve alışkın olduğum çevreden çok farklı bir yerdeydim artık. Buca’da, eşimin ailesiyle aynı apartmanda oturduğum 8 yıl boyunca, onun arkadaşları ve onların gelinleriyle arkadaşlık edip, altın günlerine gittim.Evliliğimin ertesi yılında dünyaya gelen canım oğlumu büyütüyordum bir yandan da.

Hayat bana daha çok görev ve sorumluluk yüklemişti. Aynı anda hem eş, hem anne hem evlat hem de gelindim. Her durumda,her şartta ve koşulda; hep fedakarlık yapmam bekleniyordu. Bana biçilen rolleri layıkıyla yerine getirmeye çalışıyor, herkesi memnun etmek için çabalıyordum.

Ama unuttuğum ve önemsemediğim biri vardı:BEN!

Her evlilikte olduğu gibi zaman zaman sorunlar yaşıyorduk..Her şeyin çok üst üste geldiği bir dönemde boşanma kararı aldık. Ailem ve eşimin ailesi hemen devreye girip, yardımcı olmaya çalıştılar.Evliliğime karşı çıkan ailem, şimdi de devam ettirmem için ısrar ediyordu!

Eşim ve ailelerimiz arasında gidip geliyor, herkesi memnun etmeye çalışıyor, herşeye evet diyordum.

Hiç kimse beni ve kararlarımı önemsemiyordu.Ben de artık kendime olan güvenimi kaybetmiştim,ama biliyordum ki rotası olmayan bir gemi her yere savrulabilirdi.
Kafam karmakarışıktı…

Neyin doğru,neyin yanlış olduğunu bile düşünemez haldeydim.

Taa ki bir gün,samimi bir arkadaşımla konuşup,dertleşirken bana bir kitap önerene kadar..

“Hemen bu kitabı alıp,okuyorsun” demesiyle,hayatımda bazı şeylerin fitili ateşlenmiş oldu..

O kitap; Mümin Sekman’ın Herşey Seninle Başlar adlı kitabıydı..

2005 Yılında okuduğum bu kitap, hayatımda hayal bile edemeyeceğim, çok farklı bir dönemin başlamasına sebep oldu. Daha ilk sayfalardan itibaren düşünmeye, sorgulamaya başlamıştım. Sanki beni harekete geçirecek bir şeyleri bekliyordum ve beklediğim gelmişti.

Daha önce, kimseyi üzmemek ve kırmamak adına, istemediğim şeylere bile “evet” diyen ben, radikal bir değişimle, kendi gücümün farkına varıp “hayır” demeyi öğrendim.

Bu yeni ve farklı bir “ben” ile tanışan ailem ve çevrem önce bunu kabullenmek istemedi. Alışmaları ve kabullenmeleri epeyce zaman aldı.

Şimdi düşünüyorum da, ben bile bu duruma alışmaya çalışırken, onların şaşırmaları çok normalmiş.

Hayatımın sorumluluğunu elime almam; “ben ne istiyorum?” ve “hayat amacım ne?” gibi soruları da beraberinde getirdi.

Kendi değerimi ilk defa fark edip, hayatımı başkalarının isteklerine göre yaşamaktan vazgeçmemle birlikte, bir sihirli değnek değmiş gibi değişmeye başladı hayatım.

Yıllardır alıştığım düzeni yıkıp, yeni bir hayat inşa etmek için çabalarken, yorulduğum, tökezlediğim zamanlar oldu. Ama Mümin Sekman’ın “Herşey seninle başlar” sözünü o kadar içselleştirmiştim ki, hiç bir zorluk beni yolumda yürümekten alıkoyamadı. Kendi hayatımın izleyicisi olmaktan vazgeçip, başrol oyuncusu olarak sahnedeydim artık. Çünkü bu benim hikayemdi…

Kendi oyunumu, kendi kurallarımla oynamaya hazırdım.Kişisel gelişim yolunda ve kendi içsel yolculuğumda, yoga-reiki gibi enerji çalışmaları ilgimi çekti. Günden güne kendimi daha çok tanıyor ve bilmediğim yönlerimi keşfediyordum. Hayatımda da bu değişime uyum sağlıyordu sanki.

Yolunda gitmeyen 18 yıllık evliliğimi, eşimle konuşarak karşılıklı bitirme kararı aldık. Bu karardan sonra, ailem, düşündüğüm, istediğim bir iş alanında bana destek olabileceklerini söylediler. Hiç düşünmeden bir “kişisel gelişim merkezi “ açmak istediğimi söyledim!

Artık yüreğimin sesini dinlemeye, olmadığım bir halden çıkıp, gerçek benliğimin istekleriyle hareket etmeye başlamıştım.

Boşanma sürecim ve yeni işyerimin hazırlık aşaması, eşzamanlı olarak yürüdü. Bir taraftan bir bitiş yaşarken, diğer taraftan bir başlangıcın temellerini atıyordum.

01.02.2010 tarihinde, Anahtar Akademi- Bireysel Gelişim Merkezi’ni ailemin de desteğiyle İzmir’de kurdum.

Akademinin seminerler verilecek olan salonunun duvarında, özellikle Michalengelo’nun Tanrı’nın Eli tablosunun olmasını çok istedim. Bu, benim için çok anlamlıydı. Bana sihirli bir elin dokunduğuna inanıyordum ve buraya gelen herkese de bir şekilde dokunacağını, biliyor, hissediyordum.

Şu an da Anahtar Akademi’de kurucu, yönetici olarak, buraya eğitime gelen diğer insanlarla birlikte, kendi kişisel gelişim yolculuğuma devam etmekteyim. Ve mümkün olduğunca hikayemi herkesle paylaşıyorum. Akademide kurumsal eğitimlere de yer veriyoruz.

Hayatımın en anlamlı günlerinden birini de anlatmadan geçemeyeceğim.
Bir gün Buca İşadamları Derneğinden aradılar ve tanıtım semineri istediler. Küçük bir şaşkınlık ve yüzümde bir gülümsemeyle kabul ettim. Ben, asistanım ve eğitmenimiz verilen adrese giderken, şaşkınlığım daha da arttı. Çünkü 8 yıl eşimin ailesiyle birlikte oturduğum evle aramızda sadece bir cadde vardı.

Oğlumu bebek arabasına koyup, kimi zaman ağlayarak geçtiğim yollardan, şimdi bambaşka ve farklı bir Sibel olarak geçiyordum. Seminer verilecek binaya girdiğimde, dernek başkanı ve bir sürü işadamı ile tanışıp, sohbet etmeye başladık. Hatta içlerinde Buca’da oturduğum zaman, sürekli alışveriş ettiğim bir mağazanın sahibi de vardı.

Tanıtım boyunca düşündüğüm tek şey, bir cadde geride yaşadığım hayat ve şimdiki durumum arasındaki uçurumdu. Bu büyük bir değişimdi ve ben bu değişimden dolayı çok mutluydum.

Bir gün akademiye gelen bir telefon, yine aynı şaşkınlığı ve heyecanı yaşattı bende. Ege bölgesine ait bir TV kanalında canlı yayına çıkmamı istiyorlardı. Mümin beyin kitabının, hayatımda yarattığı değişimi orada da anlattım.
İyi eğitmenlerle çalıştığımı ve hayat öykümün diğer insanları motive ettiğini ifade ettiler. Düzenli olarak beni ve eğitmenlerimi programa çıkarmak için teklifte bulundular.

Bu dönemde, sürpriz bir telefonla Mümin Sekman’la da tanıştık. Asistanı internetten hikayemizi görmüş ve kendisine haber vermiş. İzmir’e bir gelişinde işyerimizde kendisine kahve ısmarladık. Sohbet ettik. Bize bir seminer sözü verdi. Bu benim için en özel etkinliklerden biri olacak…

İnandığım şey şu; hayatının bir döneminde tıkandığın bir zaman oluyor, eğer bu durumu sorgulamaya başlar ve ”evet bir şey yapmak lazım ama ne” diye düşünmeye başladığında, farkındalık da ortaya çıkıyor. Bazen ihtiyacın olan tek şey, seni harekete geçirecek bir kıvılcım oluyor. İşte burada devreye giriyor “Herşey Seninle Başlar” kitabı…

Herkesin bir mucizesi vardır, benim mucizem bir kitap oldu:)
Benim gibi hayatının bir döneminde tıkanıklık yaşayıp sorgulamaya başlayan herkese ,bu kitabı okumalarını tavsiye ediyorum. Ve sevgili Mümin Sekman’a Sonsuz, Sonsuz Teşekkürler.

Gerçekten de her şey “BEN”imle başladı:)

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND