Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Bir kişi tek başına ne yapabilir?

BİR kişi tek başına ne yapabilir? Hem de ismini bile yeni öğrendiği insanlar için… Serhat Aytan, bunun cevabını buldu, ilik nakli olan lösemi hastası arkadaşı için başladığı kan bulma yolculuğunu tek kişilik kan merkezine dönüştürdü. Duyuru yapıp beklemek yerine, çevresindeki insanları kan bağışı gönüllüsü yaptı, yaklaşık bin kişilik listeye ulaştı, 4 yıl boyunca 200’e yakın onkoloji hastasına düzenli trombosit sağladı, şimdi 41 hastayla devam ediyor. İşte tek başına çok şeyi değiştiren o kahraman adamın öyküsü…

BİR kişi tek başına ne yapabilir? Hem de ismini bile yeni öğrendiği insanlar için… Serhat Aytan, bunun cevabını buldu, ilik nakli olan lösemi hastası arkadaşı için başladığı kan bulma yolculuğunu tek kişilik kan merkezine dönüştürdü. Duyuru yapıp beklemek yerine, çevresindeki insanları kan bağışı gönüllüsü yaptı, yaklaşık bin kişilik listeye ulaştı, 4 yıl boyunca 200’e yakın onkoloji hastasına düzenli trombosit sağladı, şimdi 41 hastayla devam ediyor. İşte tek başına çok şeyi değiştiren o kahraman adamın öyküsü…

İYİ Kİ VARSIN SERHAT

Trombosit ararken

Bir dershanenin kantininde çalışırken tanıdığı matematik öğretmeni arkadaşının hastalığıyla beraber ona aferez trombosit arayışına giren Aytan, bir anlamda da bir iyilik hareketi başlatmış olabileceğini bilmiyordu. Kan arayışlarını, “İnsanlara sorduk, kafeleri bastık, ‘Kan lazım’ diye bağırdık” diye anlatan Serhat Aytan, gece gündüz arkadaşı için hastane kapılarında beklerken diğer hasta yakınlarıyla da tanıştı. Aytan, kan bulmakta, özellikle trombositte nasıl zorlandıklarını gördü.

Bundan sonra mahalle bakkalından iş arkadaşlarına kadar herkese kan grubunu sormaya başladı, not aldı. Kan grupları, bulma zorlukları ve teknik detaylarla ilgili neredeyse işin uzmanı oldu. Telefon rehberindeki isimlerin sonuna kan gruplarını da eklenmeye başladı. Kan ilanları sabah olduğu için, daha sonra çalıştığı çağrı merkezinde vardiyalarını bile buna göre ayarladı. Öte yandan, Ege ve Dokuz Eylül hastanelerinde kan bulduğu onkoloji hastaları arasında memleketine uğurladıkları da oldu, gözyaşlarıyla sonsuzluğa uğurladıkları da… Şu anda ise telefonu 41 onkoloji hastasına kan bulmak için çalıyor.

Çarşı’nın desteği milat oldu

Arkadaşına ablasından ilik nakli yapıldığı sırada Ege Üniversitesi Hastanesi’nde 4’ü çocuk olmak üzere 5-6 hastaya trombosit desteğine devam ettiklerini dile getiren Serhat Aytan, “İlk taburcumuz Balıkesir Burhaniye’den gelen bir kızımızdı. Bunun cesaretiyle sosyal medyayı daha aktif kullanmaya başladık. O güne kadar 200’e yakın bir gönüllü zincirimiz vardı. Bu zincirin çoğalması projemin dönüm noktası oldu. Aydın’dan bir ailenin 0 negatif (-) trombosit ihtiyacı vardı. Zor bulunan bu grup için bir arkadaşımı aradım. Çeşme’de olduğunu söyledi. Ben de, ‘8-9 yaşındaki bir çocuğun hayatından bahsediyorum’ deyip arkadaşımla ilişkimi bitirdim. O gün öfkeyle eve gelip ağlayarak bir ileti yazdım. Kan bulamadım ve çocuğu ölüme terk ettiğimi hissettim. Bu iletim bir şekilde Çarşı Grubu’na ulaştı ve hızla yayıldı. 3 ay boyunca yüzlerce telefon konuşmasının ardından 300’ün üzerinde 0 (-) gönüllüm oldu. Artık bu kan grubundan hiç korkmuyorum. Üstelik, Türkiye’nin zannettiğim kadar kötü bir ülke olmadığını da bu ilan sonrasında gelen desteklerle anladım” dedi.

Yardımlar bireysel kalmadı

Bu iletilerin ardından toplu desteklerin de geldiğini anlatan Aytan, “Örneğin, Tuborg firmasında çalışan biri bana ulaştı ve fabrikadan destekler gelmeye başladı. ESBAŞ’ta bir sendika başkanı da işçilere ulaşarak destek sağladı. Yurtiçi Kargo’nun Sarnıç Şubesi’ndeki 200 kişilik personelden de katkı alıyoruz. Tüm listeyi bana verdiler. Bunun dışında Ercanlar Yumurta’nın şoförleri de dahil tüm çalışanları gönüllü oldu. Kahve Diyarı da neredeyse tüm çalışanlarıyla bana destek. Hatta bir duyurumuzda CHP’li bir milletvekili aradı, görevini söylemeden yardımcı olmak istedi. Şu anda bin kişinin üzerinde bir zincirimiz var. Yanımdan ayırmadığım defterimde bütün grupların dağılımı ve bilgiler mevcut” diye konuştu.

‘Bu işi bırakma’ diyorlar

Serhat Aytan, kan bulduğu hastalarla da bir süre sonra aile gibi olduklarını dile getirdi, şöyle devam etti: “Elbette kaybettiğimiz hastalar da oldu. Özellikle çocuklara dayanamadım ve bir yerinde bu işi yapamayacağımı düşündüm, elimdeki hastaların taburcu olmasını bekleme kararı aldım. Ancak Denizli’den arayan bir çocuğun yakını, ‘Serhat bu işi bırakma. Bizim çocuğumuz 6 ay fazla yaşadıysa bulunan kanlar sayesinde oldu’ dedi. Bu da benim için ikinci dönüm noktasıydı. Bırakıp gitmem imkansız hale geldi.”

Hayali sadece kan bulmak

Kendisine bu çabalarını vakıf veya derneğe dönüştürme önerilerinin geldiğini de belirten Aytan, “Bundan rahatsızım. Çünkü bu işlerin içine girince gördüm ki, şu anda İzmir’de onkoloji hastalarını kullanarak bunlardan nemalanan bir sürü oluşum var. Şu anda tek başıma 50 kişiye destek sağlayabiliyorsam bu yeterli. Bin 500 kişiye katkı verdiğimi sanıp aslında verememektense bu yeterli diye düşünüyorum” dedi. Serhat Aytan, geleceğe ilişkin planlarını ise şu şekilde özetledi: “Şu an bir şans oyunundan para çıksa, veya biri bana destek olsa, sigortamı yapsa, ben ömür boyu bu işi yapayım, sadece kan bulayım isterim.”

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Hafızadaki yüzler resme döküldü

Kanada’nın Toronto Scarborough Üniversitesi’ndeki nörologlar, elektroensefalografi (EEG) verilerine otomatik öğrenme (machine learning) tekniği uygulayarak “hafızadaki yüzleri resme dökmeyi” başardı.

Araştırmayı yöneten Prof. Dr. Adrian Nestor, “Bu çalışmadaki yenilik, EEG verileri ve otomatik öğrenme tekniğini kullanarak katılımcının görsel deneyiminin tahmini bir temsilini yeniden yaratmak” dedi.

Nestor, gönüllü katılımcının kafasına yerleştirilen EEG’nin verilerine ışık tutulduğunu belirtirken, “İnsan yüzü gibi zihinsel temsilleri algıladığımız biçimiyle yeniden oluşturmaya çalıştık” diye konuştu.

Scarborough Üniversitesi’nde EEG verileri üzerine araştırmalar yapan Dr. Dan Nemrodov ise ilk başta bu teknikle hafızadaki yüzlerin resme döküleceğine” ihtimal vermediğini anlattı, “Nestor bana geldiğinde ona bunun zor olacağını ama deneyebileceğimizi söyledim. Sonuçta o kazandı, ben kaybettim. Teknik gayet iyi çalışıyor” dedi.

Yapılan araştırmanın videosu aşağıdadır:

Kaynak: bbc türkçe

Okumaya devam et

MAKALE

Çinli Şirket az adım atan çalışana para cezası veriyor

Çalışanlarına eksik attıkları her adım için 0,01 yuan (0,0078 TL) ceza kesen şirket eleştirildi.

Çin’de ayda 180 bin adımdan az atan çalışanlarına para cezası veren şirket eleştirilerin hedefinde. Information Times gazetesine göre Guangzhou’da bir emlakçı, çalışanlarına eksik attıkları her adım için 0,01 yuan (0,0078 TL) ceza kesiyor.

Gazeteye konuşan şirketin çalışanlarından biri, sürekli fazla mesaiye kalmaları gerektiği için çalışma saatleri dışında 6 saat atma imkanlarının olmadığını söylüyor:

“Şirketin daha fazla egzersiz yapmamızı istemesini anlıyorum ama şimdi adım hedefini tutturmak için yürümekten uyumaya yeterli vakit ayıramıyorum.”

Yerel bir hukuk firmasında çalışan Liu Fengmao, şirketin çalışanların attıkları adımı bir performans göstergesi olarak takip etmesinin yasal bir temeli olmadığını ve bu kuralın ilerde işveren için sorun çıkarabileceğini belirtiyor.

Liu’ya göre işçiler mesai saatleri dışında yürümeleri gerektiğinde bunun fazla mesai olduğunu söyleyebilir veya yürüyüş sırasında sakatlık yaşadıklarında bunu çalışma sırasında yaşanan bir iş kazası olarak gösterebilir.

Information Times’a göre Guangzhou’daki emlakçı çalışanlarına bu tip bir kural getiren ilk şirket değil.

Ocak 2017’de teknoloji şirketi Congqing çalışanlarının günde 10 bin adım atmasını talep etmişti. Chongqing Evening Post gazetesi şirketin bu kriteri bir performans ölçütü olarak kullandığını yazmıştı.

“Şirket, maaşlardan kesinti yapmak için bahane arıyor”

Sosyal medya sitesi Sina Weibo’da da kullanıcılar Guangzhou’daki emlakçının bu uygulamasını şaşkınlıkla karşıladı. Bir kullanıcı “Şirket çalışanlarının maaşlarından kesinti yapmak için bahane arıyor” ifadelerini kullandı.

Bazı kullanıcılar ise kararı “Bu uygulama çalışanları sağlıklı kılar” ifadeleriyle destekledi.

Kaynak: BBC Türkçe

Okumaya devam et

MAKALE

Bağlanma korkusu: Neden bazıları “ıssız insan” olmayı seçer?

İnsanın sosyal etkileşimi, temel bir ihtiyaç. Peki neden bazı insanlar, başka insanlardan kaçar? Bağlanma korkusunun mekanizması nasıl çalışır? Bağlanamayanları anlamak için yararlı bir yazı…

Flörtleşme döneminde bir çoğumuzun başına gelmiştir: biriyle görüşüyorsunuz, beraber vakit geçirmeyi seviyorsunuz ve birbiriniz tanımaya çalışıyorsunuz. Aranızdaki ilişki doğru yönde gidiyor gibi duruyor, ancak bu ilişkinin adını koymak istediğinizi belirttiğiniz anda durum birden değişiyor. Görüştüğünüz kişi sorularınıza daha kaçamak cevaplar vermeye başlıyor ve mesajlarınıza daha az geri dönüş yapıyor. Gelecek ile ilgili bir plan yaptığınızda konuyu değiştirmeye çalışıyor.

Karşılıklı oturduğunuzda ve “neler oluyor?” diye sorduğunuzda büyük ihtimalle “bağlanmaktan korkuyorum” veya buna benzer bir cevap alacaksınız.

Bazıları için bu konuşma daha geç de gerçekleşebilir. Artık bir ilişki içindesinizdir, ancak ilişkiniz daha da ciddileşmeye başlayınca partneriniz sizden uzaklaşabilir. Bunun üzerine kendinizi “ne oldu öyle” diye düşünürken bulabilirsiniz.

“Bağlanmaktan korkmak teriminin sık sık kullanıldığını duyarız ama aslında bu ne anlama geliyor? Huffington Post’tan Kelsey Borresan bu sorunun cevabını öğrenmek için uzmanlarla görüştü.

Eğer biri size “bağlanma sorunlarından” bahsediyorsa yakınlık kurmaktan ve ilişkinizin çok hızlı ilerlemesinden rahatsız oluyordur.

“Sizin ihtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi karşılayamamaktan korkuyor olabilir”

Psikolog Samantha Rodman bu konu ile ilgili olarak “ Sizi seviyor olabilir, hatta size aşık bile olabilir ancak sizin ihtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi karşılayamamaktan korkuyor olabilir” diyor.

“Bağlanma sorununun” kökleri korkulara, inançlara hatta kişinin aile hayatında veya daha önceki ilişkilerinde yaşadığı kötü tecrübelere dayanıyor olabilir. (Örneğin çocukluğunda anne ile babasının kavgalı bir boşanma yaşamasına tanık olmuş olabilir)

Unutmamak gereken bir başka detay ise her insanın nihai amacının uzun bir ilişki olmadığı.

“Bir ilişkinin içinde sıkışıp kalmaktan korkuyor veya büyük kararlar vermekte zorlanıyor olabilirler” diyor psikolog Ryan Howes ve ekliyor; “ Belki de geçmişte kendileri ile uyumlu olmayan insanlarla ilişki yaşamışlardır veya ilişkileri beklemedikleri bir şekilde aniden bitmiş, bu yüzden de kendilerini reddedilmiş hissetmişlerdir”. Howes bu konu hakkındaki düşüncelerini “Tipik olarak bağlanmakta korkan insanlarda geçmişten gelen bir korku vardır ve bu korku genel olarak ilişkilerinin bitmesine sebep olur” diyerek özetliyor.

“Eğer biri bağlanma sorunları olduğunu söylüyorsa ona inanmalısınız”

Bir başka olasılık ise karşınızdaki kişinin size karşı olan ilgisini kaybettiği ve “bağlanma sorunlarını” ilişkinizi sonlandırmak için kullanıyor olması. Bu gerekçe gerçek olsa da olmasa da bunu görüştüğünüz kişinin artık sizinle bir ilişki yaşamak istemediğine dair bir sinyal olarak algılamalısınız.

“Eğer biri bağlanma sorunları olduğunu söylüyorsa ona inanmalısınız. Bazı insanlar bunu ciddiye almıyor ve bir süre sonra karşılarındaki kişinin istediğinin evlilik veya beraber yaşamak olmadığını fark edince hayal kırıklığına uğruyor” diyor Rodman.

Bağlanmaktan korkan insanlar bazen size karışık sinyaller verebilirler. İlişkinizin bir sonraki adımının ne olduğunu konuştuğunuzda farklı cevaplar verdiğini hissedebilirsiniz. Tahminen sizinle bir sene sonrası için tatil planı yapmayacaklardır. Bazen arkadaşları etrafında geçirdiğiniz zamanı bile kısıtlayabilirler ki ilişkiniz biterse arkadaşlarına çok bağlanmış olmayın.

“Bağlanma sorunu olan insanlar bağımsız yaşamayı ve kendi kendine yetmeyi iyi öğrenmiştir

Howes bağlanma sorunu olan insanların kavgadan kaçınmak için sorunların kendi kendisini çözmesini beklediğini, fakat aynı zamanda da bağlanmaktan korktukları için ilişkiyi bitirmeye hazır olduklarını ifade ediyor. “İçlerinde sürekli çatışıyorlar” diyor Howes.

Rodman ise “Bağlanma sorunu olan insanlar bağımsız yaşamayı ve kendi kendine yetmeyi iyi öğrenmiştir. Bu sebepten dolayı partnerlerine açılmaları zor olabilir.” diyor.

Kaynak: t24

Okumaya devam et
Advertisement

TREND