Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Bir imaj danışmanının cesur görüşleri

Satışcıda olması gereken en önemli iki özellikten biri bir satışcının satışı bir yaşam tarzı olarak görmesi ve uygulaması, ikincisi ise en az birinci kadar önemli imajını oluşturması, yönetmesi ve sürekli geliştirmesidir.İmajınız doğru değilse satışta hiç şansınız yoktur! Neden mi? Kimse sizi ciddiye almaz ve güvenmez. Vereceğiniz bilgiler doğru da olsa, karşınızdaki kişi sizi yine de (önyargı ile) inandırıcı bulmaz.

Satışcı derken avukat, doktor, iş adamı, politacılardan bahsediyorum. İnsan kararlarını % 5 bilinci ile, geri kalan % 95’i ise bilinçaltı (içgüdüleri verir). O zaman siz istediğiniz kadar en iyi okulların diplomalarına sahip olun, doğru imaja sahip olmadan (buna karizma da dahil) başarılı olma şansınız düşüktür.

Yıllarca önce, İmaj Danışmanı Özlem Çakır ile tanışmıştım. Böyle bir meslek olduğunu ilk onunla keşif ettim. Kendisi ile konuştuktan ve seminerine katıldıktan sonra insan ilişkilerinde – özelikle satışta) imajın önemini kavradım. O zamanlar Özlem bu kadar meşhur değildi. Birçok işe aldığım satış danışmanını hemen alıp ona götürürdüm. Onlarla konuşur kısa da olsa çok değerli bilgiler verirdi. Özlem bu konuda hak ettiği yere geldi.

Kendisi ile aynı ekolden gelen Suna Kabadayı ile biraraya geldiğimizde kendisine bazı sorular sormak istediğimi söyledim, kendisi beni kırmadı ve çok değerli öneri ve samimi açıklamaları sizler için bana gönderdi.

Suna, Sekizincirenk firmasının kurucusu, çok başarılı bir eğitmen, danışman ve girişimci. Kendisine bu değerli bilgileri bizlerle paylaştığı için kendim ve sizler adına teşekkür ederim. Ben okurken çok keyif aldım , çok şey öğrendim, umarım sizlerde aynı keyfi alırsınız:

Kendinizi tanıtırmısınız?
Niye bu mesleği seçtiniz?
Aslında Boğaziçi Uluslararası İlişkiler ve Politika mezunuyum, okul yıllarından başlayarak pazarlama alanında çalıştım. Çokuluslu firmalarda pazarlama asistanlığıyla başlayıp marka yöneticiliği, ürün müdürlüğü , pazarlama müdürlüğü yaptım, yaklaşık 10 yıllık profesyonel yaşam deneyimi sonrasında imaj danışmanlığı karşıma çıktı.. Kendi kişisel gelişimimle ilgilendiğim bir dönemdi, kitaplar okuduğum, eğitimlere katıldığım.Profesyonel olarak elimdeki markaları yönetiyordum ve aslında kişisel marka yönetiminin de ne kadar önemli olduğunu farkettiğimde imaj danışmanlığı bana harika bir açılım sundu. Yalnız 2004’te bile bu konu yeterince bilinmiyordu Türkiye’de..Ben bu kadar zorlanıyorsam kaynak bulmakta, herkes zorlanıyordur düşüncesiyle, önce bu konuda uzmanlaşmak üzere ABD’ye gittim eğitimlere katıldım,sonra da gerekli sertifikaları alıp, bağlı bulunduğum uluslararası dernek onayını da aldıktan sonra burda şirketimi kurarak çalışmaya başladım.

Kendi imajiniza özen gösteriyormusunuz? İmajinizi nasil yönetiyorsunuz?
Tabi ki..Özellikle görüntüyü konuşuyorsak dönem dönem saçımın kesimini,rengini güncelliyorum, gardrobumda değişiklikler yapıyorum, aksesuarlarımı değiştiriyorum..bu meslekte trendleri takip etmek, kendine yakışanı giymek, uygulamak çok önemli..Zaten içinden gelmiyorsa bu işte başarılı olmak çok mümkün değil, bir kere inandırıcılığı sağlayamazsın.Danışan önce sende görecek ki seninle çalışsın. Gördükleri de yeterli değil tabi, görüntünün ötesinde özenli olmak lazım. Saç başla bitmiyor iş,iletişim tarzın, beden dilin, sosyal çevren, duruşun, profesyonelliğin, etik değerlerin..bunların hepsi imaj yönetiminin bir parçası..Çalıştığım kişi ve kurumlarla güvene dayalı bir ilişkimiz var, asla bireylerin ismini açıklamam, benim uzmanlık alanıma girmeyen bir işte mutlaka farklı birini öneririm, kendi gelişimime önem veririm, işime yatırım yaparım, bunlar da benim kişisel ve profesyonel imajımın bir parçası..Bir de geribildirime çok önem veririm..

Güzel olmayan bir insan, nasil imaj sağlar?
Güzellik çok öznel bir kavram değil mi sence..Bence güzellik algısı kişiden kişiye değişir..Hangi saçla hangi göz rengiyle, kaç santim boyla güzel olunur..Ben bu kavramlara pek kulak asmam..Önemli olan özgüvendir..Güzellik özgüvenli bir duruşla başlar..Her birey, kadın veya erkek, kişisel imajını yöneterek başkaları üzerinde bıraktığı etkiyi olduğu kadar kendi özgüvenini de geliştirebilir..Bunun içine bakım girer, kendine yakışanı bulmak girer,motivasyon girer, görgü girer, insan sevgisi girer.Hepsi bir bütün.Dışardan çok güzel tanımladığın birini tanıdıkça içinde nasıl bir çirkinlik barındırdığını gördüğün olmaz mı hiç..O zaman o insan sana ne kadar çirkin gelir bir düşünsene..

İmaj niye bu kadar önemli !
İmaj önemli çünkü başkaları üzerinde bıraktığımız etki bu..Hakkında ne düşünüyorlar, seni nasıl bilirler, ne derler, seni severler mi, güvenirler mi, iş yaparlar mı..Bu duygularda aslında ilk izlenimler sürecinde oluşuyor, elbette bir kişiyi tanıdıkça fikrimin değişmesi mümkün ama medeniyetin ilk çağlarından bu yana insanoğlu bilinçaltıyla karar almaya meyilli bu konularda..hata yaptığını da çok Kabul etmek istemez kimse.. Araştırmalara göre ilk izlenimlerin doğruluk oranı 68%- ..Bu ilk anlarda, daha spesifik belirtirsek yaklaşık ilk 7 saniyede çok kilit duygular tanımlanıyor..İzleyici daha ağzınızı açmadan sizinle ilgili 10 farklı konuda bilgi ediniyor, yaş ,cinsiyet, değerler, eğitim, kültür, sosyal statü, güvenilirlik, ekonomik güc vs..

İmaj egitiminde en çok değisimi hangi konularda sağlıyorsunuz?
İhtiyaca bağlı aslında..Kişi görüntü danışmanlığı almak istiyorsa, görüntü yönetiminde gelişim sağlamasını amaçlarım.Belki güncel bir görüntü ihtiyacı vardır, belki daha profesyonel bir etki bırakmak için daha sade bir görüntü gerekir, belki de yaratıcılığını vurgulamak gerekir..Belki de daha olgun bir etki amaçlarız..Profesyonel amacına, hedefine bağlı sözsüz mesajları belirler ve buna uygun görüntü yönetii taktikleri uygularım ..Ama renk analiziyle olur bu ama alışverişle..Öte yandan böyle bir çalışmayla başlayıp sözlü iletişimde sıkıntılarını görüp önerdiğim bir başka uzmanla diksiyon eğitimine katılan danışanlarım da vardır..Şöyle genelleyebilirim, değişim görüntüde başlıyor ama mutlaka sözlü iletişim ve sunum becerileri ekleniyor sürece..

Eğitimlerde karşılaştığınız komik bir öyku var mı?
Özellikle genç gruplarla eğitimler hep çok neşeli geçer..Bir defasında bu eğitimin olacağını bilen bir grup banka çalışanı erkek katılımcı ayaklarında beyaz havlu çoraplarla gelmişti ki sunum esnasında tek tek ayaklarını uzatarak benim durumu farketmemi sağlamaları her hatırladığımda beni gülümsetir.Ben hiç bozuntuya vermiyorum ama tek tek bir ayak daha bir ayak daha..Neyse anlaşıldı ki planlamışlar..Sonra ki gruba da aynı tüyoyu vermişler, fakat ben de hazırlıklı gitmiştim yanımda bir kaç paket siyah çorapla..elimdeki çoraplarla beyaz çoraplarını değiştirmek zorunda kaldıklarında çok gülmüştük..

Ufak bir bütçe ile imaj sağlanabilir mi?
Tabi ki imaj yönetimi bütçe ile direk alakalı değil ki.Sevilen sayılan bir dost olmak için çevrenizdekilere pahalı hediyeler almak mı gerekir?yoksa onların yanıbaşında olabildiğinizi hissettirmek mi..Duygusal zeka,empati ve etik değerler 21yy tanımları arasında benim favorilerim..Bu konuda kendini geliştirmemiş birey başarılı bir imaja sahip olamaz..Konu görüntüyse temizlik, hijyen de imajın bir parçası..Sadece pahalı giyinmek, marka giyinmek iyi bir imaja sahip olmanın önkoşulu sanılıyor oysa kendine yakışan renk ve modelleri seçemek, bunu özgüvenle taşımak,kendi yaratıcılığını işin içine katarak farklılığını ortaya koyabilmek lazım..

İmaj yaratilabilir mi ? Nasıl ?
Yok hayır..ben yaratma fikrine karşıyım..sahte olur o zaman, yapaylık farkedilir..Kişi kendine bakıp, geribildirimler toplayıp güçlü yönlerini farkedebiliyor mu, araştıracak bulacak..Sonra bu güçlü yönleri, iyi olduğu konuları biraz daha ön plan açıkarıp, zaafiyetleri, güçsüz noktaları neyse bunlarla yüzleşecek ve bu konuda kendini geliştirmek üzere bir aksiyon planı yapacak..İster iletişim becerisi olsun, ister renk seçimleri, ister sofra adabı, ister dinleme becerileri..Her neyse zaafiyet alanı, bunu bulup bu konuda kendine yatırım yapacak..İmaj ancak

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND