Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Bir gün bir kriz çıkageldi ve sihirli değneğiyle her şeyi değiştirdi !

İçinde yaşadığımız son krizde en çok duyduğumuz söz şu: “Kriz aynı zamanda fırsattır.” Kriz yüzünden işini kaybedenlere bu söz, son derece antipatik gelebilir. Ama en azından şunu söyleyebiliriz: Kriz, hayatın sonu demek değil. Hatta bazen yeni bir hayatın başlangıcı olabilir. 2001 krizinde hayatı değişen, her şeyi mecburen geride bırakan ama sonunda kendilerine ikinci bir hayat kurmayı başaran insanlar hikayelerini anlattı.

YASEMİN KİBAROĞLU (35)

Gazeteciliği özlüyorum ama coğrafya öğretmenliğinin iş garantisi var

Gazetecilik çocukluk hayalimdi. Üniversite sınavlarında ilk tercihlerimden olan Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni 1995’te iyi dereceyle bitirdim. Genç İletişimciler Yarışması’nda birinci oldum ve haber dergisi Nokta’da başladım.

2001 krizine Takvim gazetesinde çalışırken yakalandım. İşten çıkarılanlar arasındaydım. Bir süre halkla ilişkiler sektöründe çalıştım ama bu iş kişiliğime uygun değildi. Evlendim, iş hayatına ara verdim. Krizde şartlara ayak uydurmak lazım. Öğretmen olmak gibi bir fikrim yoktu aslında. Ama öğretmenliğin düzenli çalışma saatleri ve iş garantisi vardı. Ben de öğretmen olmak için yeniden sınava girdim ve Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Coğrafya Öğretmenliği’ni kazandım. Önceden araştırmıştım, coğrafya öğretmenlerinin şansı yüksekti.

Soranlara “Esas işim öğrencilik” diyorum, çünkü öğrenciliğim 20 yıldır bitmedi. Sınıftakilerle aramda en az 10 yaş fark var, bazıları “abla” diyor. İkinci sınıfta oğlum Ömer’e hamile kaldım, kartografya dersinde kocaman karnımla harita çizmekte çok zorlanıyordum. Bir yandan anneliğin bitmeyen vicdan azabı, bir yandan uykusuzluk, zor zamanlar geçirdim. Gazeteciliği zaman zaman özlüyorum ama hayata daha gerçekçi bakıyorum.

ESRA ULUSOY (40)

Pasta yaparken bir yandan hálá ekonomi kanallarını izliyorum

İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’ni 1991’de bitirdim ve aynı okulda yüksek lisans yaptım. Üniversitedeyken İMKB yeni kurulmuştu, çalışmak için sabırsızlanıyordum. Bizim sektör çok yönlüdür. Seans başlamadan önce günlük gazetelere göz gezdirmiş olmanız gerekir. Saat farkı olan ülkelerin piyasalarını takip etmelisiniz. Seans saatlerinde bilgisayar başından ayrılamazsınız. Aynı anda piyasaları izleyip, telefonlara cevap vermelisiniz. Bir hataya anında çözüm üretmek zorundasınız. Borsanın en sevdiğim yönü hareketliliği. Ama herkesin sadece borsa konuşarak mutlu ya da mutsuz olması çok yıpratıcı. 2000’den beri bu işi bırakıp pastacılık yapmayı düşünüyordum. Kriz gelince, evde ısmarlama pasta ve kurabiyeler yapmaya başladım ve böylece “Pasta Fırınım” (www.pastafirinim.com) doğdu.

Krizleri birebir yaşamam kariyerimi değiştirmemde çok etkiliydi. Durağan bir hayatta her şeye sıfırdan başlamakta zorlandım. Ama yıllarca saatlerle kısıtlanmış biri olarak çalışma saatlerimi belirleyebilmek lükstü. Borsada ne kadar iyi olduğunuz rakamlara bağlıdır, bu işte ise pastaya! Çevrem sanatçı kişiliğimi keşfetti ama takım elbiselerim ve topuklu ayakkabılarım atıl durumda. Her gün kuaföre gittiğim, makyajsız gezmediğim için serbest kıyafete adapte olamadım. Finansçıyken baskın bir yönetici olduğum için çevremdekiler pastacılık yapmama anlam veremiyor ve piyasaya döneceğimi düşünüyor.

Eski işimin heyecanını her zaman özleyeceğim. Hálá pasta yaparken televizyondan ekonomi kanalını takip ediyorum. Yine de insanların teşekkür etmeyi bilmedikleri ve sürekli mutsuz oldukları bir ortamdan uzaklaştığım için mutluyum. Gelecekte kazanacağımı düşündüğüm parayı harcamamam gerektiğini iyi biliyorum. Buna hayat dersi de diyebilirsiniz.

GİZEM ALTIN NANCE (35)

Basit bir hayat, istemediğim şeyleri yapmama özgürlüğünü verdi bana

Beyoğlu Anadolu Lisesi ve İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat mezunuyum. Üniversiteden sonra birkaç iş değiştirdim. Kelimelerle oynamayı sevdiğim için sonunda metin yazarlığı yapmaya başladım. Reklamcılar insanları mutlu olmak için satın almaları gerektiğine inandırıyor, borç içinde yüzerek daha da mutsuz oluyorlar. İşten kovulmamı ’ayrılmak’ olarak nitelendirebilirsek, 2000’de ayrıldım! O sırada Green Card çıktı ve artık işim olmadığı için pılımı pırtımı toplayıp Amerika’ya gittim. Aslında okyanus biyolojisi falan okumak istiyordum ama 26 yaşında ne yapacağını bilmemekten panik olmuştum ve kolay yolu seçtim, halkla ilişkiler okumaya karar verdim.

İşten çıkarıldığım 2000’de kriz belirtileri başlamıştı ve iş yoktu. Olsaydı, muhtemelen Amerika’ya gitmez yeni bir iş bulmaya çabalardım. Amerika’da okurken bir yandan da bir kafede çalıştım. Şu anda nefis espresso, cafe latte ve macchiato yapabilir, Guatemala kahvesiyle Kenya kahvesini zınk diye ayırt edebilirim. UCLA Üniversitesi’nde halkla ilişkiler okuduktan sonra butik bir halkla ilişkiler şirketinde çalıştım. 5 yılda stajyerlikten kıdemli müşteri temsilciliğine yükseldim. Reklamı hiç kıvıramamama rağmen halkla ilişkiler alanında çok başarılı oldum. Müşterilerimi New York Times, USA Today ve Time gibi mecralarda temsil ettim. Yeni kariyerim sayesinde ayaklarımın üzerinde durmayı başardım. Bu güven duygusuyla da hayatımı ve kendimi tamamen değiştirdim.

Amerika kararı yakın çevremi hiç memnun etmedi. Oysa sizin için en iyiyi ancak siz bilebilirsiniz. Hatta bazen sadece hissedersiniz. Reklamcılıkla ilgili özlediğim hiçbir şey yok. Oysa başarılı olamadığımda bende bir yanlışlık olduğunu düşünmüştüm. Şimdi biliyorum ki hata sistemdeymiş. 2008’de mal varlığımızı satıp, eşimle bisikletle dünya turuna çıktık. ’Bir Bilet Al’ ve ’Dostum Pasifik’ isimli iki gezi kitabı yazdım ve yazmaya devam ediyorum. Artık ’kaliteli’ bir yaşam için çok para kazanmak gerekmediğini biliyorum. Basit bir hayatı tercih ettik, bu istemediğimiz şeyleri yapmama özgürlüğü veriyor. Her bitiş aslında bir başlangıç. Yıkım değil, hayalini kurduğunuz şeyleri gerçekleştirmeleri için bir fırsat.

ÇAĞATAY KAHYA (45)

Tam üç kriz gördüm gün gelir, şans da yorulur şanssızlık da

İTÜ mezunu bir mühendisim. 1994’e kadar SONAR’da araştırmacı olarak çalıştım. İlk krizimi o yıl yaşadım ve İpragaz’a geçtim. 2001 krizi de beni es geçmedi, işimi yine kaybettim. Artık 40’ıma yaklaşmıştım, kendi işimi yapmak istiyordum.

Büyük bir mücadeleyle geçen bu dönemdeki en büyük başarım, yeni sosyal ilişkiler ağı kurmayı ve program yazmayı öğrenmekti. 2006’da internette kurduğum Evli Erkekler Kulübü, sosyal bir fenomene dönüştü. Yazı ve yemek merakım birleşti, Elle dergisinin Gusto sayfalarına yazı yazdım. Şirketlere yönetim danışmanlığı ve üniversitede misafir hocalık yaptım.

2008’te Cen Ajans’tan teklif aldım. Patronum Nail Keçili’ye deneyimim olmadığını hatırlattığımda “başaracaksın” diye yüreklendirdi. Bugün Cen Ajans’ın başkan yardımcısıyım. Bir büyüğüm; “Gün gelir, şans da yorulur şansızlık.. da” demişti. Krizlerde sahip olduklarınıza kalıcı diye bakmamanız ve fazla alışmamanız gerektiğini öğrendim. Ne engele üzülecek, ne de fırsata sevineceksiniz. Sadece hedefinize odaklanıp işinizi yapacaksınız. Ekonomik sıkıntılar baş gösterdiğinde bazı alışkanlıklardan vazgeçmek insanı üzüyor. Ancak bir süre sonra “Yahu iyi ki vazgeçmişim” diyorsunuz, çünkü özgürleşiyorsunuz. Mesela ben, kredi kartı kullanmaktan tamamen vazgeçtim.

RANA GÜNEY (28)

Ayağımı hangisi kaydıracak diye paranoya yaşıyordum, artık huzurluyum

Ortaokulda kafama gazeteci olmayı koydum ve hukuk fakültesini kazanabilecek bir puanla Marmara İletişim Fakültesi’ne girdim. Birinci sınıfta CNN Türk’e başladım, çalışmadığım kanal kalmadı. Yönetmen yardımcılığı, asistanlık ve program yönetmenliği yaptım. Sigortasız, az maaşla ve ertesi gün kovulma korkusuyla gece gündüz çalıştım. Bir kanalın kurulma sancısına, ikincisinin iflasına, bir gecede üst düzey yönetimin değişip tonla insanın kapı dışarı edilmesine şahit oldum. Gayrimenkul sektörüne geçişim de bu döneme denk geliyor. Canlı yayın müthiş bir adrenalin; bir kez bulaşan müptelası olur. Ancak karşılıksız özveri en fazla 5 yıl sürüyor, ben 7 yılda pes ettim. Boşuna bütün televizyoncular bir Ege kasabasına yerleşmeyi hayal etmiyor!

İşsizken, gayrimenkul sektörünün palabıyık amcaların tekelinden çıkıp profesyonelleştiğiyle ilgili bir yazı okudum ve çalıştığım ofise başvurdum. Masa başı işi olmaması cazipti.

Hayallerimden vazgeçtiğimi açıklamak zordu, “Dönersin kürkçü dükkanına” diyenler oldu. Bunun başarısızlık olarak görülmesinden korktum. Sektör değiştirmek bir anda alınacak bir karar değil, insan ancak sıfırı tüketince buna mecbur kalıyor.

Bir yıl boyunca mortgage brokerlığı, emlakçılık, satış ve pazarlama eğitimleri aldım. İnsan ilişkilerim iyidir; ev bulduktan sonra mangala çağıran müşteriler çok hoşuma gidiyor. Hayatım büyük ölçüde değişti. Bazen yadırgadım, ara sıra özledim ama çok kez şükrettim. Şimdi ayağımı kim kaydıracak paranoyası yaşamadan kendine ve işine saygı duyan insanlarla çalışıyorum. Hálá ekranda bir canlı yayın hatası olduğunda evde resmen reji stresi yaşıyorum. Bazen sabaha kadar sette olmayı, soğukta canlı yayın yapmayı bile özlüyorum ama aklıma dedikodular ve işten çıkarmalar gelince özlemim diniyor.

NURDAN ŞAHİN (50)

Ben de dahil kimsenin vazgeçilmez olmadığını öğrendim

Kadıköy Maarif Koleji’nde, Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nde okudum, yüksek lisans da yaptım. Çok iyi bir meslek hayatım oldu: Üniversitede asistanlık yaptıktan sonra yönetici olarak Unilever’de çalıştım; BNP-AK Bankası’nda 7 yıl yöneticiliğin ardından 1993’te genel müdür yardımcısı oldum, uluslararası ağda bu pozisyona gelen ilk kadındım.

2004’te bankayla yollarımız ayrıldı. Artık hayatın faiz, kur ve borsa üçgeninden görüldüğü bir dünyada olmak istemiyordum. Kızım doğduktan sonra Yeni Demokrasi Hareketi’nde çalışmıştım, toplumsal konulara hep ilgi duydum. Karşıma Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı çıkınca hayatımın en heyecan verici işine başladım. 2006’dan beri vakfın yöneticisiyim.

2001 krizini çok yakından yaşadım. Pek çok tanıdığım işsiz kaldı. O sırada kendimize geldik. Herkes kendini olduğundan daha iyi durumda zannediyordu; borçlanmalar ve çok yüksek harcamalar alıp yürümüştü. İşten ayrıldığımda, sekreterim ve şoförümün ne kadar çok işi hallettiğini görüp şaşırdım! Uzak bir semtte bir villada oturuyordum; evi kiraya verip şehirde küçük bir daireye taşındım. Vakfa ilk başladığımda bir mimar arkadaşım, “Bu geçici bir heves; profesyonel gerçek hayata geri döneceksin” demişti! Ama yeni işimde çok çalışmama rağmen daha huzurluyum.

Eski işimi sevmiyordum diyemem ama seyahatler ve bazı arkadaşlarım dışında pek bir şeyi özlemiyorum. Bazen başarı için bütün şartları taşırsınız ama doğru yer, doğru zaman, ilişkiler, hatta şans gerekebilir. Kendine güvenenler başka yerlerde de başarılı olur. Koltuğunuzla bütünleşmediğiniz takdirde kaybettiğinizde dünyanız yıkılmaz.

Çok teknik işler dışında, belli bir zeka ve eğitime sahip herkesin neredeyse her işi yapabileceğine ve başta kendim olmak üzere hiç kimsenin vazgeçilmez olmadığına inanırım. Memur çocuğuyum; kredi kullanmam, borç almam. En önemli lüksüm seyahat etmek; bu da ertelenebilir.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND