Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Bir dehanın 15 maddelik anatomisi

Mimarlık tarihimizin en önemli simgesi olan, yaratıcı dehasıyla klasik Osmanlı mimarisinde inşa ettiği eşsiz yapıtlarını hem kültürümüze hem de dünya mimarlık mirasına kazandıran Mimar Sinan’ın en önemli eserlerinden ve hayatından kesitleri derledik.

Mimarlık tarihimizin en önemli simgesi olan, yaratıcı dehasıyla inşa ettiği eşsiz yapıtlarını hem kültürümüze hem de dünya mimarlık mirasına kazandıran Mimar Sinan’ın hayatına daha yakından bakmak ister misiniz? İşte 15 maddede büyük deha Mimar Sinan…

1. Kayseri’nin Ağırnas Köyünde Doğdu

Abdülmennan oğlu Sinan’ın doğum tarihi kimi kaynaklarda 1488, kimilerinde ise 1490 olarak verilir. Ama Kayseri’nin Ağırnas köyünde doğduğu kesindir. Abdülmennan babasının adı değildir. O da, Osmanlı’da diğer devşirmeler ya da din değiştirip Müslüman olanlar gibi, baba adı olarak Allah’ın kulu anlamına gelen Abdülmennan, Abdullah, Abdurrahman isimlerinden birini alır.

II. Selim’in bir fermanından anlaşıldığı üzere Sinan’ın akrabaları, Osmanlı Devleti’nin egemenliğini kabul etmiş gayrimüslümlerdir. Harvard Üniversitesi Sanat ve Mimarlık Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülru Necipoğlu, “Sinan, etnik kimliğini hiçbir zaman ortaya koymamış, bu onun için önemli değil, kendisini gerçek bir Osmanlı olarak tanımlıyor” der.

2. Mihri ve Gülruh Adında 2 Eşi, 5 Kızı ve 2 Oğlu Vardır

Devşirme olarak girdiği Yeniçeri Ocağı’nda dülgerlikle işe başlayıp, zekası, yeteneği ile mimarbaşılığa yükselmiş, tüm Osmanlı’daki inşa işlerinden sorumlu olmuştur.

İbrahim Hakkı Konyalı “Bıraktığı vakfiyelere göre Mihri ve Gülruh adında 2 eşi, 5 kızı, 2 oğlu olduğunu söyler.”

3. Osmanlı’da Otobiyografisini Yazdırmış Tek Kişidir

Sinan’ın iç dünyası ve 50 yıl boyunca yürüttüğü baş mimarlık yolculuğuna ait cevapları bulacağımız eser: Sinan’ın kendi anlatımıyla, Sai Mustafa Çelebi’ye kaleme aldırttığı “Tezkiretü’l Bünyan ve Tezkiretü’l Ebniye” (Mimar Sinan’ın Anıları).

4. 48 Yaşında Baş Mimarlığa Atandı

Yeniçeri ocağında katıldığı seferler,  ona çağın önemli kentlerini görmesini, daha sonraki tasarımlarında etkili olur. Sinan’ın dönüm noktası, 1536’daki Karaboğdan Seferi’nde Prut Nehri üzerine yaptığı köprüyle olur. Çünkü bataklık alanda günlerce uğraşılmasına karşın köprü yapılamaz. Kanuni, görevi Sinan’a verir.

Bu başarısının ardından, 17 yıl süren yeniçerililikten sonra, baş mimarlığa atanır. 48 yaşındadır.

5. Baş Mimar Olarak İlk Eseri: Haseki Sultan Camii ve Medresesi

Sinan’ın başmimar olarak yaptığı ilk işi Haseki Sultan Camii ve Medresesidir.

6. Çıraklık Eseri: Şehzade Camii

Bunun ardından Kanuni’nin oğlu Şehzade Mehmet’in genç yaşta ölümü üzerine, Sinan evrensellik yolunda ilk adımını attığı eseri olan Şehzade Camii’ni yapar. Sinan bu eserine çıraklık eserim der.

Sinan ilk büyük eserini şöyle tanımlar:

“Kubbe ile iki minaresi, sanki iç aydınlığına sahip bir yaşlının önünde saygıyla ayağa kalkmış yakışıklı uzun boylu iki gencin, huzurda duruşlarını andırıyor.”

7. Kalfalık Eseri: Süleymaniye Camii

Kanuni, büyük bir padişah olarak muhteşem bir külliye yaptırmak hevesindeydi. Bunun mümkün olup olmadığını Sinan’a sordu. Sinan, “Devletinizde her şey mümkündür” dedi. Sinan, Ayasofya’nın kubbesinden daha büyük ve daha estetik bir kubbeyi, caminin üstüne kondurmak istiyordu. Ancak, caminin kubbesi Ayasofya’ya yaklaşsa da geçememiştir.

Sinan’ın düşmanları, ki bunların başında Sadrazam Rüstem Paşa da (Mihrimah Sultan’ın eşi) vardı, bu kadar büyük bir kubbenin tutturulmayacağını ve Sinan’ın bu yüzden inşaatı bitirmeyi geciktirdiğini söylüyorlardı.

Prof. Dr. Gülru Necipoğlu bu konuda şöyle diyor:

“Otobiyografik metinlerde Mimar Sinan’la, Sultan Süleyman başrolde. Bu metinlerde Sinan’ın, Süleyman’a aşırı bağlılığı anlatılıyor. O yüzden bu ilişki, Ferhat ve Şirin’in hikayesine benzetiliyor. Ferhat nasıl Şirin için bir dağ kazdıysa Sinan da Sultan Süleyman için Süleymaniye’yi adeta bir dağ gibi İstanbul silüetine yerleştiriyor. Padişahla baş mimarının ilişkisi inişli çıkışlı. Süleyman bazen onu azarlıyor, hatta Süleymaniye’yi vaktinde tamamlaması için tehdit bile ediyor. Sinan bu durumlarda Sultan Süleyman’ı kötülemektense onun etrafındaki gammazları suçluyor. Beni kıskandıkları için padişaha aklımı yitirdiğimi söylediler, kubbeyi tamamlamaya kadir olmadığımı iddia ettiler gibi dedikodulara yer veriyor otobiyografik metinlerde. Ama sonunda tamamen adil bir sultan olduğu için, Sinan da bu iddiaların haksızlığını ortaya koyduğunda onu çok ödüllendiriyor ve caminin açılma merasiminde de anahtarı ona verdiriyor. Sinan hiçbir zaman Kanuni’ye toz kondurmuyor.”

8. Mihrimah Sultan Camii

Edirnekapı ve Üsküdar’da yapılan Mihrimah Sultan Camileri, mimari özelliklerinden çok, Sinan’ın Mihrimah Sultan’a duyduğu kurgusal aşkla anılır oldu.

Rivayete göre, Koca Sinan derin bir tutkuyla aşık olduğu Mihrimah Sultan’a kavuşamamıştır ama ona olan aşkını olanca güzelliğiyle sanatına yansıtmıştır. Kimi sanat tarihçilerinin iddialarına göre, Mihrimah Sultan adına yapılan külliyelerin duru, gösterişsiz ve asil duruşuna rağmen içinin alabildiğine aydınlık olmasında da Sinan’ın duygularının izleri sürülebilir. Acaba Sinan Mihrimah Sultan’ın iç güzelliğini bu şekilde mi anlatmaya çalışmıştır? Yine iddialara göre Sinan’ın Mihrimah Sultan’ın eşi Rüstem Paşa için yaptığı caminin çinilerinin ve süslemelerinin tüm ihtişamına rağmen diğer bütün yapılarının aksine daha karanlık olmasının altında da bu aşkın izleri vardır.

Matematik dehası Sinan, Mihrimah için yaptığı iki külliyenin içinde yer alan camilere bir sır da gizlemiştir. Mihrimah Sultan’ın Güneş’le Ay anlamına gelen ismine ithaf edercesine yılın sadece birkaç gününde (Nisan ve Mayıs aylarında) bir caminin arka cephesinden güneş batarken diğerinden ay doğmaktadır.

Şairlerle, Baki’yle dost olan bir sanatkarın, bu eserinin böylesi şiirsel anlatımının olması kadar doğal bir şey yoktur. Kaldı ki Sinan’ın tüm eserleri, yazdırdığı otobiyografisinde de şiirsel imgeler mevcuttur. Böyle bir aşk gerçekte yoktur ama dizilerde olabilir.

Mimar Sinan hakkındaki en kapsamlı kaynak olarak bilinen Sinan Çağı: Osmanlı İmparatorluğu’nda Mimari Kültür isimli kitabın yazarı Harvard Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Gülru Necipoğlu “Artur Stratton, 1972 yılında Londra’da yayınladığı Mimar Sinan’ın biyografik romanında ikisi arasında bir aşk kurgusu yapmış. Ancak bunu yaparken belirttiği herhangi bir kaynak yok. O zamandan beri dilden dile dolaşan bir hikaye bu. Tarihle ilgili bir şey söyleyeceksek ancak belgeler üzerinden konuşabiliriz. Böyle bir kaynak olmadığı için de anlatılan aşkın tamamen hayal ürünü olduğunu düşünüyorum” der.

Prof. Dr. İlber Ortaylı, bu aşkın hiçbir şekilde belgelenemediğini vurgulayarak, “Hikayenin bir fanteziden, efsaneden öteye geçmesi mümkün değil. Kişi Mimar Sinan da olsa imparatorluğun sadrazamının tek eşine böyle duygular beslemesi hayatının sonu anlamına gelir. Camilerin yerleri seçilirken veya mimarisinde, Mihrimah Sultan’a özel hesaplar yapılmış olması da bu aşkın varlığını kanıtlamaya yetmez. Mimar Sinan, hangi eserinde hesap yapmamıştır ki?” diyor.

9. Ustalık Eseri: Selimiye Camii

Kanuni Sultan Süleyman’dan sonra zengin bir hazineyi miras alan II. Selim, Yemen ve Kıbrıs fetihlerinden sonra büyük bir cami yaptırmaya heveslenir. Mimar Sinan da bu iş için padişahı heveslendirmekte, “Bazı mimar geçinenler, Osmanlılar Ayasofya kubbesi kadar büyük kubbe yapamadılar, üstünlük bizdedir. Şöyle bir kubbe yapıp dillerini kessem. Bunların bu geçersiz iddiaları beni helak eyler ve belki bütün islamları üzer” demektedir.

Bir gün Sinan, cami için İstanbul’da uygun bir arsa ararken Padişah tarafından çağrılır. Padişah, Sinan’a Hazreti Peygamberi rüyasında gördüğünü ve Peygamber’in kendisine caminin Edirne’de inşa edilmesini emrettiğini anlatır. Sinan, Padişah’ın beraberinde Edirne’ye gelir. O sırada Padişah, gördüğü ikinci rüyada yine Hz. Peygamberin kendisine “Camiyi, Kavak Meydanı’na bina eyle!” diye buyurduğunu bildirir. Bunun üzerine yüzlerce kurban kesilip hafızların okudukları Kur’an ve dualarla caminin temeli kazılıp ilk taş konur.

Sinan, Kanuni’den sonra II. Selim için de Edirne’de Selimiye Camisi ve külliyesini inşa etti. Sinan’a göre Selimiye ustalık eseridir. Dünya mimarlık tarihine, büyük kubbeli yapıya, yeni bir kimlik kazandırmıştır. Selimiye’nin kubbesi, 31,5 metre çapında ve mükemmele yakın bir küreselliktedir. Ayasofya’nın kubbesi ise yayvandır, kısa çapı 31 metreden küçük, uzun çapı 33 metredir.

10. Kırkçeşme Su Kemerleri

Kanuni Sultan Süleyman devrinde baş şehir İstanbul’un nüfusunun hızla artması sebebiyle, suları kâfi gelmemiş, su sıkıntısı baş göstermiştir. Bu sebeple, Belgrad Ormanları’ndan su getirilmesine karar verilmiştir.

İstanbul’daki tarihi su yapılarının en mükemmelleri ise elbette Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Maliyeti yüksek olan bu eser, 1554-1563 yılları arasında yapılmış ve  Kırkçeşmeler adıyla bilinir. Günümüzde de çalışmakta, şehrin bir bölümüne su vermektedir.

11. Kılıç Ali Paşa Camii

Kılıç Ali Paşa, 14 yaşında papaz olmak için Napoli’ye giderken Kuzey Afrikalı bir korsana esir düşüyor ve Müslüman oluyor. Adı Ali’ye çevriliyor. Kaptan-ı Derya’lığa kadar yükseliyor.

İstanbul’a bir cami yaptırmak ister. Devrin padişahı II. Selim’e bu isteğini iletir, o da “İstanbul’da cami yapılacak yer yok”diye geri çevirir. Kılıç Ali Paşa bir emirle Tophane Rıhtımı’nı doldurtur. Mimar Sinan’dan yardım ister, proje çizilir ve cami yapılır.

Kılıç Ali Paşa Câmii’nin kubbesinin iki yanında yarım kubbeleri, diğer iki yanında kemerleri ve destek duvarları vardır. Bu haliyle adeta Ayasofya’nın küçük bir benzeridir. Ama ondan daha güzel, daha ferah ve aydınlıktır. Mihraptaki İznik çinileri çok güzeldir.

Garip ama, Don Kişot’un yazarı İspanyol romancı Cervantes de Kılıç Ali Paşa Camii’nin inşaatında çalışmıştır. Ama amele olarak. Mimar Sinan’ın emrinde cami inşaatında çalışanların isimlerinin yazılı olduğu defterler vakıflar arşivinde bulundu ve içinde Cervantes’in de ismine rastlandı. Romancı, Haçlı Donanması’nda askerdi. İnebahtı Savaşı’nda İspanya’ya dönerken 1575’te bindiği kadırga Osmanlı Donanması tarafından kuşatıldı. Cervantes, Kılıç Ali Paşa’ya esir düştü. Birkaç sene İstanbul’da kalıp cami inşaatında da çalıştıktan sonra sahibi tarafından azat edildi. O da İspanya’ya döndü.

12. Piyale Paşa Camii

Sinan, Piyale Paşa Camii’ni ise Kaptan-ı Derya Piyale Paşa için yapıyor.

Piyale Paşa, denizcilik tarihimizin az bilinen şahsiyetlerinden biridir. Macaristan’da bir Hırvat kunduracının oğlu iken Mohaç Seferi’nden sonra devşirilerek saray hizmetine alınan ve Enderun adı verilen saray akademisinde yetiştirilen Piyale Paşa, Kaptan-ı Deryalığa kadar yükseldi. II. Selim’in de damadıdır.

Paşa, Sinan’dan gemiye benzer bir cami yapmasını ister. Camiye belli açılardan bakınca gemi gibi, minaresi de gemi direği gibi görünüyor. Minarenin caminin iç kısmında yer alması pek alışılmış  bir durum değil. Selçuklu’larda kullanılan cami mimarisinin özgün bir yorumu. Mimarisi diğer Sinan camilerinden biraz farklı olması, Sinan gözetiminde başka bir mimar tarafından yapılmış olabileceğini de düşündürüyor.

İlber Ortaylı, bu cami ile ilgili şöyle der:

“Piyale Paşa Camii ilginç bir yapıdır. İlk bakışta bir tersaneyi andıran kayıkhane gözleri üzerinde yükselir. Bu ilginç yapıda imparatorluğun denizaşırı İtalyan komşularından gelen esintiler de göze çarpar. İstanbul’un bu kıyı semtindeki görkemli eser Osmanlı’nın mimarisinin Rönesans dünyasıyla da bütünleştiğini gösteriyordu.”

13. Toplam 356 Eseri Bulunur

Yaşamı boyunca 4 padişah görmüştür: Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim, III. Murat. Ama üçünde, mimarbaşı olarak çalışmıştır. Cami, mescit, türbe, köprü, kervansaray, hastahane, hamam, mahzen, imarethane olmak üzere 356 eseri vardır.

14. Adının Önüne Mütevazı Sıfatlar Eklemiştir

İmzası “El-fakir Sinan sermi’mârân-ı hassa”, Saray baş mimarı garip Sinan’dır. Mührünün ortasında “El fakîr-ül hakîr Sinan” (Zavallı fakir Sinan), alt bölümünde “Pir ser-mimârân habâr müstement” (Aciz mimar başının mührü) ve üst bölümünde “Bende-i miskîn kemîne derdmend” (Çok fakir değersiz dertli) sözleri yer alır.

15. 1588’de 99 Yaşında Vefat Etti

Mimar Sinan uzun bir ömür sürdü. 99 yaşında hayata veda etti.

Süleymaniye Camii, yakınındaki mütevazı türbesinin dua penceresinde hattat Karahisari’nin yazdığı kitabede “Giçdi bu demde cihandan p’ir-i / Mimarân Sinan”  yazar.

 

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND