Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Bir “dealer”ın anatomisi…

Mehmet Aksoy, 10 yılı aşkın süredir halk arasında ”borsacı” tabir edilen dealer olarak çalışıyor. Başkalarının parasını riske ederek para kazanan Aksoy, belirsizliğin heyecan verdiği görüşünde. Bir “dealer” ne yer, ne içer, nasıl yaşar, nasıl para kazanır ve nasıl kazandırır…

Her mesleğin kendine göre zorlukları var. Ama hiç şüphesiz elinizden her gün en az 1 milyar YTL gibi bir para geçiyorsa bunun zorluğu ve stresi apayrı oluyor. Her meslek kendine göre zevkli ve sevimsiz özellikler barındırıyor. Bugün artık eğitim sistemi küçük yaşta ve eğitime göre meslek seçimine çevrilmeye çalışılsa da şu anda 30”lu yaşların üzerinde olanların birçoğu şimdiki mesleklerini ya tesadüfen, ya da öğrenim gördükleri alana göre belirlemiş durumdalar. Bu nedenle günümüzde mesleki doyum için anahtar kelime “işi sevmekte” yatıyor. Kısaca günün en az 8 saatini ayırdığımız bir işi severek yapabiliyorsak eğer, işte o bir meslek olabiliyor.

Bugün 34 yaşında olan Mehmet Aksoy da “yoldan geçerken” seçtiği mesleğinde mutlu olabilen şanslı azınlıktan. O bir dealer. Yani halk arasında bilinen adıyla borsacı. Dealer aslında “tüccar” demek ama sermaye piyasalarında “aracı”, “müşteri emrini alan ve ileten” olarak tanımlanıyor. Resmi rakamlara göre Türkiye”deki 4113 dealer”dan biri olan Mehmet Aksoy, bir aracı kurumda; Gedik Yatırım Menkul Değerler”in Caddebostan”daki şubesinde haftanın beş günü müşterilerin alım-satım işlemlerine aracılık ediyor. Bir günde ortalama 30 müşterinin 1-5 milyar YTL arasında değişen emirlerine aracılık eden Aksoy, bundan hiç de şikayetçi değil. Günün neredeyse 24 saatini “nasıl daha fazla para kazandırabilirim” sorusuna yanıt arayarak geçiriyor ve “dünyaya bir daha gelsem yine aynı işi yaparım” diyor.

Kendini kontrol mesleği

Dealerlik, saat mefhumu olmayan bir meslek. Yani bu işi yapanlar esnek çalışma saatlerini baştan kabul etmiş oluyor. Aynı zamanda bu işi yapanların stresle baş edebilme kapasitesi yüksek olmalı. Bu nedenle de mesleği bilen ve uygulayan uzmanlara göre, uzun süre yapılabilecek bir iş değil. Yani dealer eğer bu alanda bir kariyer planı yapmıyor, portföy yöneticiliğini, yatırım uzmanlığını hedeflemiyorsa 10. yıl sonunda alternatif bir plan yapmak zorunda. Bu yıpratıcı iş, Mehmet Aksoy”da olmasa da, meslektaşlarının çoğunda ülser, reflü gibi mide hastalıklarına, saç dökülmesine yol açabiliyor. Ayrıca sıkıntının yarattığı aşırı yemek yeme beraberinde kilo sorunu da getiriyor. Bu nedenle dealerlık yapacak kişinin kendini kontrol edebilen biri olması tercih ediliyor. Bir de elbette kendi adına işlem yapmaması.

Mesleğini yolda buldu

Mehmet Aksoy, bundan tam 12 yıl önce Mimar Sinan Üniversitesi”ndeki bir arkadaşını görmek için yola çıktığında hayatının mesleği ile karşılaşacağından habersizdi. Karaköy”e geldiğinde bir binanın önündeki tahtaları, heyecanlı ve stresli kalabalığı görünce neye uğradığını şaşırdı. Merakına yenildi ve içeri daldı. Şimdiki İstanbul Menkul Kıymetler Borsası”nın 1990”larda Karaköy”deki bu kahvehaneyi andıran binasına da giriş o giriş. O dönemde Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi”nde öğrenci olan Aksoy, karşılaştığı ve kendisini cezbeden görüntüyü şu sözlerle anlatıyor: “Sinirli, gergin ve heyecanlı bir insan kalabalığı vardı. Yanlarında bomba patlasa umursamayacak durumdaydılar. İnsanların bu kadar adrenalin salgıladığı bir başka yer yok herhalde. İçinde borsadan başka bir şeyin konuşulmadığı bir kahvehaneyi andırıyordu. Oraya girdim ve ne olduğunu anlamaya çalıştım.”

Aksoy, olanları pek iyi anlamış ve sevmiş olacak ki okulunun üçüncü yılında bu işi yapmaya karar verir ve Dünya Menkul Değerler”e müşteri temsilcisi olarak girer. “Sonra As Menkul Değerler”e geçtim. 1996”dan beri de Gedik Yatırım”dayım” diyen Aksoy, aslında artık bir teknik analist, ama seanstan kopamamış bir türlü. Aslında uzmanların belirttiği yıpranma süresini de aşmış. 10 yıldır hemen hemen aynı müşterilerle çalıştığını ve güven unsurunun çok önemli olduğunu vurgulayan Aksoy, “Bir başkasının parası söz konusu olduğu için çok dikkat gerektiriyor” diyor. Günde ortalama 30 müşteri ve 1-5 milyar YTL arasında para için emir veren Aksoy, yaptığı işi “Her sabah işe geldiğinizde o gün neyle karşılaşacağınızdan habersizsiniz. İşin en cazip yanı da bu” yorumunda bulunuyor.

24 saat haber takibi

Borsa ile ilgilenenlerin, işleri salt emir alıp-vermek de olsa mutlaka haber takibi yapması gerekiyor. Aksoy”un da gününün büyük bir bölümü bununla geçiyor. “Bu işte 24 saat haber takip etmek ve her şeyden az çok anlamak gerekiyor. Sırası geldiğinde avukat, sırası geldiğinde mimar oluyorsunuz” diyen Aksoy, bu işi biraz da hiperaktif insanların yapabileceğine inananlardan. Bu işte araştırmayı ve matematiği sevmek gerektiğini ifade eden Aksoy, “Matematiği de gerektiği yerde, gerektiği kadar kullanabilmek önemli. Çünkü borsa düşerken de para kazanabilmek gerekiyor. Her şeyden önce de bilançoyu yani temel analizi iyi bilmek şart. Ancak bu sayede zarardan kâra geçecek şirketleri tahmin edip çok ciddi paralar kazandırabilirsiniz” sözleriyle anlatıyor mesleğinin inceliklerini.

Borsayla inatlaşmayın

Yaptığı işte hırsın çok iyi dengelenmesi gerektiğini de belirten Aksoy, borsayla fazla inatlaşmamak gerektiğini düşünüyor. Müşteri adına alınan bir hisse yukarı çıktıkça hırsın da yükseldiğini belirten Aksoy, “Ama bu hırs disipline edilmeli. Çünkü borsayla inatlaşmamak gerekiyor. Rüzgar karşıdan esmeye başladığında bazen hiçbir şey yapmamak da çok şey katabiliyor. En azından para kaybetmezsiniz” diye konuşuyor.

Hizmet verdiği müşterilerinin birçoğunu tanıdığını ve pastanede simit yapan aşçıdan, askere, doktora, kuyumcuya, memura kadar çok çeşitli mesleklere sahip insanlara aracılık ettiğini söylüyor. “Ama doktor ve asker olan çok sayıda müşterim var” diyen Aksoy, çok küçük miktardaki paraları bile değerlendirdiğini, aracılıkta paranın miktarına bakmadığını ifade ediyor.

Alınan riske karşılık bu işte çok büyük paralar kazanılmadığını da vurgulayan Aksoy, “Piyasada ortalama ücret 1.000-2.000 YTL arasında değişiyor” diyor.

Strese bağlı önemli bir sağlık sorunu yaşamadığını da kaydeden Aksoy, buna rağmen bazen sadece kendini dinlemek ve yalnız kalmak istiyor. “Akşam eve gittiğimde telefon ve televizyon sesi duymak istemiyorum böyle zamanlarda. Bu dönemleri doğaya dönerek atlatıyorum” diyor. Meslektaşları arasında stres atmak için yoğun olarak kullanılan alkolü ise bıraktığını belirten Aksoy, “Önceden rahatlamak için içerdim ama bu işte disiplin çok önemli ve kendinize bakmazsanız sonuçları çok kötü olabiliyor. Ama şimdi sessiz yerleri tercih ediyorum. Rahatlamak için motora biniyorum. Bir de yüzmeyi çok seviyorum. Rahatlamak için yüzüyorum da” sözleriyle anlatıyor üzerindeki stresi nasıl attığını. Bazı zamanlar olur olmaz yerlerde mesleği öğrenilince çok soru sorulmasından da sıkıldığını kaydeden Aksoy, “Tesadüfen karşılaştığım insanlar işimi öğrenince hemen bana hisse sormaya başlıyor. Bir de örneğin araba bozuldu tamirciye gittiniz mesleğinizi öğrenir öğrenmez fiyatları katlıyorlar. Bu nedenle bazen saklıyorum mesleğimi” diyor.

Başarı matematikle garantili

Mesleğinde başarının matematikle garantili olduğunu ve kendisini ileride portföy yöneticisi olarak gördüğünü belirten Aksoy, planları hakkında ise şu bilgileri veriyor: “İyi bir pazarlama grubu kurup portföy yönetimi yapmak istiyorum ileride. Dealerlar iki kategoriye ayrılıyor benim gözümde. İlk kategoridekiler sadece emri alır ve doğru bir biçimde iletir. İkinci kategori ise müşterisiyle konuşup diyalog kuranlardan oluşuyor. Yani sadece emir almanın dışında fikir alışverişi de yapar.”

Aksoy”un buradan meslektaşlarına da bir mesajı var: “Bu meslekte en büyük hata çok para kazanma iştahı. Kendileri için de gözlerini karartıp işlem yapan arkadaşlarımız var. Bu çok sağlıklı değil ve kötü sonuçlar doğurabilir.”

Mehmet Aksoy”un bir günü nasıl geçiyor?

08.15: Üsküdar”dan Caddebostan”daki şubeye geliş.
08.15-08.45: Gazeteleri tarama.
08.45-09.00: Tele konferans. Ar-Ge”nin beklentilerine bakılıyor. Kısaca genel merkez ve şubeler arasında piyasalara yönelik bir beyin fırtınası.
09.00-09.30: Müşterilere ayrılıyor. Müşterilere İMKB bülteni okunuyor ve günlük politika hakkında fikir alışverişi ve yön belirleme yapılıyor.
09.30-12.00: İlk seans. Müşteri emirleri alınıp, iletiliyor.
12.00-12.15: Müşterilere neler yapıldığı anlatılıyor.
12.15-13.15: Yemek tatili
13.15-14.00: Son gelen haberlerin takip edilmesi, ikinci seansa hazırlık ve yine müşterilerle telefon konuşması.
14.00-16.30: İkinci seans.
16.30-17.30: İşlemler kontrol ediliyor.
17.30-18.00: Ertesi gün için tahminler, teknik analiz çalışması.
19.00 sonrası: Evde tüm haberlerin takibi. Bu haberler de ertesi günün planlarında etkili oluyor.

Dealer Nedir?

“Dealer” aslında tüccar anlamına geliyor. Yani dealer “hem kendi adına, hem de müşteri adına hareket eden” demek. Ama sermaye piyasalarında “aracılık yapan”, “müşteri emrini alan ve ileten” olarak kullanılıyor. Sermaye Piyasası Kurulu da (SPK) bu nedenle bu mesleği müşteri temsilcisi olarak tanımlıyor.

Nasıl dealer olunur?

SPK”dan temel lisanslama belgesi almak dealer olmanın ön koşulu. Bunun için de SPK”nın yılda üç kez düzenlediği sınavlarda 70 not ortalamasını tutturmak gerekiyor. Türkiye Sermaye Piyasaları Aracı Kuruluşlar Birliği (TSPAKB) bu kapsamda talepte bulanan üniversitelerde bilgilendirme toplantıları düzenliyor. Marmara Üniversitesi”nin Sermaye Piyasaları ve Borsa Bölümü ve Yıldız Üniversitesi”nin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi TSPAKB”nin düzenli olarak bilgilendirme toplantısı düzenlediği yerler. Üniversiteden mezun olmadan SPK”nın sınavlarında başarılı olanlar, bu işi yapmak isteyenler arasında önemli bir avantaj elde etmiş oluyor.

Aracı kurumlar temel lisanslama belgesi alanlar arasında ise ağırlıklı olarak işletme, iktisat ve maliye konularında üniversite eğitimi görmüş olanları tercih ediyor. Ancak bu işte çalışan mühendislerin de sayısı azımsanacak gibi değil. Ayrıca dealerlar arasında lise mezunlarını da görmek mümkün. Aracı kurumlar dealer olarak işe alacakları elemanların öncelikle prezentabl olmasına bakıyor. Ardından sosyal çevresi ve müşteri edinme potansiyeli ön plana çıkıyor. Müşteri bulma potansiyeli nedeniyle bu işte hobiler de büyük önem taşıyor. Örneğen, tenis oynayan, at binen ya da yelken kulüplerine üye olanlar daha fazla tercih ediliyor aracı kurumlar tarafından. Aracı kurumların eleman tercihinde dealer adayının nerede oturduğu ya da hangi marka araba kullandığı bile önem taşıyabiliyor.

Ortaköy revaçta, Cross marka altın kalem cepte

Özellikle büyük ve kurumsal aracı kurumlarda çalışmaları dolayısıyla gelir düzeyleri ortalamanın üzerinde olan dealerlar genellikle Levent ve Ortaköy”deki eğlence merkezlerini tercih ediyor. Cross marka altın kalem ise dealerların sembolü olmuş durumda. Bir de HP 17 B2 marka hesap makinası. İçi değişebilen deri ajandalar da dealerların vazgeçilmezi. Ve elbette kartvizitlik. Dealerlar ağırlıklı olarak beyaz ya da mavi gömlek ve koyu renk takım elbise giyiyor. Zira bu kıyafetin müşteriye daha fazla güven verdiği düşünülüyor. Şimdilerde dealerlar üzerinde isimlerinin baş harflerinin kullanıldığı kol düğmesi de kullanmaya başlamış. Ayaklarında ise genellikle Oxford tarzı zımbalı ayakkabılarından bulunuyor.

Türkiye”deki dealer sayısı
Aracı kurum genel merkezlerinde çalışan dealer 1218
Banka şubelerde çalışan dealer 2600
Aracı kurum şubelerinde çalışan dealer 254
İrtibat bürolarında çalışan dealer 41
Toplam: 4113

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND