Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Bir bilimsel makale nasıl okunmalı?

Manşet, makale nasıl okunur?, makale

Bilimsel bir makale, okuyan kişiye metottan yararlanma, bilimsel sonuçları ve gözlemleri değerlendirme olanağı sağlar. Peki, bilimsel bir makale nasıl okunmalıdır? Daha verimli okumanın bir yöntemi var mıdır? İşte www.medium.com sitesinden adım adım ipuçları…

Bir makaleyi nasıl okumalı?

Araştırma yapmaya başladığım ilk dönemde yaşadığım sorunlardan birisi ‘Nasıl makale okunur?’ idi. Başlarda varolan sırayla okunacağını düşünmüştüm. Yani, makaleler başlık, özet, giriş, … diye devam ediyordu ben de aynı şekilde kitap okur gibi okuyacağım zannettim. Sonradan yok bu iş böyle olmaz bir tekniği olmalı diye bu konu üzerine araştırma yapma ihtiyacı duydum. O dönem bana ilaç gibi gelen bir kaynak pek kıymetli İsmail Arı tarafından Türkçe’ye de çevrilen S. Keshav’ın “How to Read a Paper” yazısı oldu. Srinivasan Keshav hocaya ve İsmail Arı’ya sonsuz teşekkürler. Bu vesile ile İsmail Arı’yı da sevgiyle anıyorum.

Bu yazı S. Keshav’ın “How to Read a Paper” isimli çalışmasının İsmail Arı tarafından Türkçe’ye çevirisinin aynı haliyle buraya aktarılmasıdır. Daha fazla insana ulaşması ümidiyle.

Özetçe

Araştırmacılar, makale okumaya çok fazla zaman harcarlar. Lakin, bu beceri nadiren öğretilir, ve onca çaba boşa harcanır. Bu yazı, kullanışlı ve verimli bir üç-geçişli makale okuma yönteminin anahatlarını vermektedir. Yazıda, bu yöntemin literatür taraması yapmak için nasıl kullanılacağı da anlatılmaktadır.

Anahtar sözcükler: Bilimsel makale okuma, akademik makale okuma, verimli okuma.

Giriş

Araştırmacılar çeşitli sebeplerle makale okurlar: Bir konferans veya ders için onları değerlendirmek, alanlarında güncel kalmak veya yeni bir alanın literatür taramasını yapmak. Tipik bir araştırmacı makale okumaya her yıl yüzlerce saat harcar. Makaleyi verimli bir biçimde okumak kritik öneme sahip bir beceridir, fakat nadiren öğretilir. Dolayısıyla, yeni başlayan lisansüstü öğrencileri bunu kendi kendilerine deneye yanıla öğrenmek durumunda kalır. Öğrenciler bu süreçte çok zaman harcarlar ve sıklıkla boşuna uğraşmış olurlar. Verimli bir biçimde makale okumak için yılardır basit bir yöntem kullanıyorum. Bu yazı, ‘üç-geçişli’ yaklaşımı ve onun literatür taramadaki kullanımını anlatmaktadır.

Üç-Geçişli Yaklaşım

Kilit fikir şu: Makaleyi baştan sona bir geçişte detaylıca okumak yerine üç geçişte okumalısınız. Her geçiş belli hedefleri tamamlar ve bir öncekinin üstüne inşa edilir. İlk geçiş makale hakkında genel bir fikir verir. İkinci geçiş makalenin içeriğini kavramanıza yardımcı olur, fakat ayrıntıları içermez. Üçüncü geçiş makaleyi derinlemesine anlamanızı sağlar.

İlk Geçiş

İlk geçiş makalenin kuşbakışıyla hızlıca bir taranmasıdır. Sonraki geçişleri yapıp yapmaya da karar verebilirsiniz. Geçiş yaklaşık beş-on dakika kadar almalıdır ve şu adımları içerir:

Başlığı, özetçeyi ve girişi dikkatle okuyun

Kısım ve alt-kısım başlıklarını okuyun, fakat diğer her şeyi göz ardı edin

(Eğer varsa) matematiksel içeriğe altta yatan teorik temelleri belirlemek için kabaca göz atın

Vargıları okuyun

Kaynakçaya kabaca göz atın, daha önceden okuduklarınızı aklınızdan işaretleyin

İlk geçişin sonunda beş C’ye cevap verebilir durumda olmalısınız:

Kategori (Category): Bu makalenin türü nedir? Ölçüm makalesi mi? Mevcut bir sistemin analizi mi? Bir araştırma prototipinin açıklaması mı?

Bağlam (Context): Diğer hangi çalışmalarla bağlantılı? Problemin analizi için hangi teorik temeller kullanılmış?

Doğruluk (Correctness): Varsayımlar geçerli görünüyor mu?

Katkılar (Contributions): Makalenin ana katkıları neler?

Anlaşılırlık (Clarity): Makale iyi yazılmış mı?

Bu bilgiyi kullanarak daha fazla okumamayı seçebilirsiniz (ve boşuna çıktı almayarak ağaçları kurtarabilirsiniz). Bunun sebepleri makalenin ilginizi çekmemesi, makaleyi anlayabilmek için ilgili alanda yeterli bilgiye sahip olmamanız veya yazarların geçersiz varsayımlar yapmış olması olabilir. Araştırma alanınızda olmayan makaleler için ilk geçiş yeterlidir, fakat ileride bir gün ilginizi çekebilir. Bu arada, bir makale yazarken çoğu hakemin (veya okurun) makaleniz üzerinde bir geçiş yapacağını bekleyebilirsiniz. Kolayca anlaşılır ve uyumlu kısım ve alt-kısım başlıkları kullanmaya özen gösterin, kısa ve kapsamlı özetçeler yazın. Eğer bir hakem ilk geçişte makalenin anafikrini alamazsa, makaleniz büyük ihtimalle reddedilecektir; eğer bir okur makalenizin önemli noktalarını beş dakika sonunda anlayamamışsa makaleniz büyük ihtimalle hiç okunmayacaktır.

İkinci Geçiş

İkinci geçişte makaleyi büyük bir özenle okuyun, fakat ispat gibi ayrıntıları göz ardı edin. Okurken kilit noktaların altını çizmek veya kenar boşluklarına notlar almak yardımcı olacaktır. Özellikle, Augsburg Üniversitesi’nden Dominik Grusemann’ın dediği gibi “anlamadığınız terimleri veya yazara sormak isteyeceğiniz soruları not etmek isteyebilirsiniz”.

Makaledeki şekillere, diagramlara ve çizimlere dikkatlice bakın. Grafiklere özel dikkat ayırın. Eksenler uygun olarak isimlendirilmiş mi? Sonuçlar hata çubukları ile gösterilmiş mi, dolayısıyla sonuçlar istatistikî olarak önemli mi? Bu tür yaygın hatalar aceleye getirilmiş, baştan savma çalışmaları gerçekten dört dörtlük olanlardan ayıracaktır.

Önceden okumadığınız kaynakları daha sonra okumak üzere işaretlemek hatırınızda bulunsun (bu, makalenin arkaplanını daha iyi öğrenmek için iyi bir yoldur).

İkinci geçiş bir saat kadar alabilir. Bu geçişin ardından makalenin içeriğini kavramış olmalısınız. Makalenin asıl atılımını -destekleyici bulgularla- bir başkasına özetleyebilmelisiniz. Bu ayrıntı seviyesi uzmanlık alanınızda olmayıp da ilgi duyduğunuz bir makale için uygundur.

Bir makaleyi bazen ikinci geçişin sonunda dahi anlayamayacaksınız. Bunun sebebi, aşina olmadığınız terimler ve kısaltmalar yüzünden konuda yeni olmanız olabilir. Ya da yazarlar anlamadığınız bir ispat veya deneysel yöntem kullanmış olabilirler, böylece makale toptan anlaşılmaz. Makale doğrulanmamış varsayımlar ve sayısız göndermelerle kötü yazılmış olabilir. Veya sadece gecenin geç vakti olmuştur ve yorgunsunuzdur. Şu anda üç seçeneğiniz var: (a) kariyerinizde başarılı olmak için bu makaleyi anlamanız gerekmeyeceğini ümit ederek makaleyi bir kenara bırakın, (b) -belki de arkaplan bilgisini edindikten sonra- makaleye ileride tekrar dönün veya © azmedin ve üçüncü geçişe devam edin.

Üçüncü geçiş

Bir makaleyi tümüyle anlamak için -özellikle hakemseniz- üçüncü bir geçiş gerekir. Üçüncü geçişin temeli makaleyi adeta sanal olarak yeniden gerçeklemektir. Yani, yazarların varsayımlarını yaparak çalışmayı yeniden üretmektir. Bu yeniden üretimi asıl çalışma ile karşılaştırarak makalenin yeniliklerini kolayca görmekle kalmaz, gizli kalmış eksikliklerini ve varsayımlarını da tespit edebilirsiniz.

Bu geçiş ayrıntılara büyük dikkat gerektirir. Her açıklamadaki her varsayımı saptayıp sorgulamalısınız. Üstelik, belirli bir fikri kendinizin nasıl sunacağı hakkında düşünmelisiniz. Gerçekteki ile yapılan bu karşılaştırma makaledeki kanıtlara ve sunum tekniklerine keskin bir kavrayış sağlar ve çok büyük ihtimalle araç repertuarınıza bu çalışmayı da ekleyebilirsiniz. Bu geçiş esnasında, gelecek çalışmalar için aklınıza gelen fikirleri de not etmelisiniz.

Yeni başlayanlar için bu geçiş dört ya da beş saat kadar, deneyimli bir okur için ise bir saat kadar sürer. Bu geçişin sonunda makalenin tüm yapısını ezberden yapabilmeli, güçlü ve zayıf yanlarını tespit edebilmelisiniz. Özellikle üstü kapalı varsayımları, ilgili çalışmalara olan eksik kaynakları, deneysel ve analitik yöntemlerdeki sorunları saptayabilmelisiniz.

Geçişler arası zamanlama

Queen Mary Üniversitesi’nden Andrew Simpson’ın yazdığına göre: “Süreç en iyi şekilde her aşama arasında yeterli zaman bırakıldığında işler. Örneğin, ben genellikle yüksek sayılarda makaleyi toplarım, okurum (10 dakikalık hızlı ilk okuma) ve sonra belki haftalar sonra ikinci okuma için dönerim. Son olarak, birkaç hafta ya da aylar sonra yeniden döner ve önceden yapmadığım son yararlı kavrayışı yapabileceğimi bulurum.”

Bu yaklaşımla hemfikirim. Tabii, makale değerlendirme son günü yakınken çok da yararlı olmayabilir!

Literatür Taraması Yapmak

Makale okuma becerisi literatür taraması yaparken test edilir. Belki de size yabancı olan bir alanda onlarca makale okumanız gerekir. Hangi makaleleri okumalısınız? Yardımcı olması için üç-geçişli yaklaşımı nasıl kullanabileceğinize bakalım.

Öncelikle Google Akademik veya CiteSeer gibi akademik arama motorlarını kullanın ve iyi seçilmiş anahtar sözcüklerle üç-beş arası makale bulun. Çalışma hakkında bir his edinmek için her makale üstünden bir kez geçin ve ardından makalelerdeki ilgili çalışmalar bölümünü okuyun. Yakın zamanda yapılan çalışmalar hakkında özet bilgi elde edeceksiniz, şanslıysanız belki de yakın zamanlı bir inceleme (survey) makalesi bulursunuz. İncelemeyi okuyun ve şansınızdan dolayı kendinizi tebrik edin.

Aksi halde, ikinci adımda, ortak atıfları ve kaynakçada tekrarlanan yazar adlarını tespit edin. Bunlar o alandaki anahtar makaleler ve araştırmacılardır. Anahtar makaleleri indirin ve bir yana koyun. Sonra anahtar araştırmacıların İnternet sitelerine gidin ve en son çalışmalarını nerede yayınladıklarına bir göz atın. Bu sayede o alandaki en gözde konferansları öğrenebilirsiniz, çünkü en iyi araştırmacılar genellikle en gözde konferansları seçer.

Üçüncü adım bu gözde konferansların İnternet sitelerine gidip son makalelerin üstünden geçmek olacak. Hızlı bir tarama genellikle yakın zamanda yapılmış yüksek kaliteli ilgili makaleleri ortaya koyar. Bu makaleler, kenara koyduğunuz önceki makalelerle birlikte incelemenizin ilk sürümünü oluşturur. Bu makaleler üstünde iki geçiş yapın. Hepsinin atıfta bulunduğu anahtar makale varsa onu okuyun. Gerektikçe bu şekilde ilerleyin.

Yararları

Bu yaklaşımı geçtiğimiz 22 yıl boyunca konferans bildirilerini okurken, değerlendirme yazısı yazarken, arkaplan araştırması yaparken ve tartışma öncesi makaleleri hızlıca değerlendirirken kullandım. Bu disiplinli yaklaşım beni öncelikli yapılan bir kuşbakışı ile detaylar içinde kaybolmaktan alıkoyuyor. Birtakım makaleleri ne kadar sürede okuyacağımı tahmin etmemi sağlıyor. Ek olarak, makaleyi ne kadar derinlemesine değerlendireceğimi ihtiyacıma ve mevcut zamanıma göre ayarlayabiliyorum.

İlgili Çalışmalar

Değerlendirme amacıyla bir makale okuyorsanız Timothy Roscoe’nun “Writing reviews for systems conferences” isimli makalesini de okumalısınız [3]. Teknik bir makale yazmayı düşünüyorsanız Henning Schulzrinne kapsamlı İnternet sitesine [4] ve George Whitesides’ın tanıttığı sürecin mükemmel akışına [5] başvurabilirsiniz. Son olarak, Simon Peyton Jones’ın araştırma becerileri ile ilgili tüm spektrumu kapsayan sitesine bakabilirsiniz [2].

Psychology Inc’ten Iain H. McLean, deneysel psikoloji alanındaki makaleler için üç-geçişli yaklaşım kullanmayı kolaylaştıran indirilebilir bir “değerlendirme matrisi“ sunmaktadır [1]. Başka alanlar için de küçük değişikliklerle uygulanabilir.

Bir Rica

Gelen yorumlara göre güncelleyerek bu dokümanı yaşayan bir doküman olarak tutmak istiyorum. Bir dakikanızı ayırıp bana her türlü yorum veya önerilerizi gönderirseniz çok sevinirim.

Teşekkür

Bu dokümanın ilk taslağı öğrencilerim Hossein Falaki, Earl Oliver ve Sumair Ur Rahman tarafından hazırlandı. Kendilerine çok teşekkür ederim. Ayrıca Christophe Diot’un zekice yorumlarından ve Nicole Keshav’ın kartal-gözlü düzeltilerinden çok yararlandım.

Yıllar içinde teşvik edici geri bildirimlerini esirgemeyen birçok kişiye teşekkür ederim.

Bu çalışma National Science and Engineering Council of Canada, the Canada Research Chair Program, Nortel Networks, Microsoft, Intel Corporation ve Sprint Corporation tarafından desteklenmektedir.

Kaynak:  www.medium.com

Advertisement

MAKALE

Anlatacak çok hikâyemiz var!

romanlar, modern romanlar, Manşet, homeros, hikayeler, destanlar

İnsanların düşüncelerini şekillendirdiği ve tarihi etkilediği düşünülen eserler www.bbc.com tarafından derlendi. İşte binlerce yıl öncesine dayanan destanlardan modern romanlara kadar kuşakların düşünce tarzını etkileyen muhteşem eserler… 

Dünyayı şekillendiren hikâyeler

Binlerce yıl öncesine dayanan destanlardan modern romanlara kadar dünyanın değişmesine vesile olan ve kuşakların düşünce tarzını etkileyen eserler…

Büyük İskender genç yaştan itibaren Makedonya’nın kralı olmak üzere yetiştirilmişti. Yunanistan’ın kuzeyindeki bu küçük krallık başta Pers İmparatorluğu olmak üzere, komşularıyla sürekli savaş halindeydi. Bu nedenle savaşta ordusuna önderlik etmeyi erkenden öğrenmesi gerekiyordu.

Babası öldürüldüğünde İskender tahta geçti. Krallığın güvenliğini sağlamanın yanı sıra Pers İmparatorluğu’nu yenilgiye uğrattı, Mısır’dan Hindistan’a kadar yayılan toprakları ele geçirdi.

İskender’in elinde başka bir silahı daha vardı: Homeros’un İlyada’sı. Öğretmeni Aristoteles’in yardımıyla bu destanı ayrıntılı bir şekilde incelemişti. Seferlerine başladığında, hiçbir askeri önemi olmasa da destanda adı geçen Truva’da durmuş, oradaki sahneleri gözünde canlandırmıştı. Seferleri boyunca İlyada kitabıyla uyumuştu.

Homeros’un destanı, edebi öneminin yanı sıra, etkisi antik Yunanistan’ın kütüphanelerini ve kamp ateşlerinin çok ötesine geçen bir eser oldu. Bu eserde Yunan kültürünün düşünme ve yaşam biçimi resmediliyordu.

İlyada destanı ile İskender arasında karşılıklı bir etkileşim olmuştu. Bu destandan ilham alan İskender, Yunancanın geniş bir alanda konuşulan bir dil olmasını sağlayarak İlyada’yı dünya edebiyatının bir parçası haline getirmiş oldu. İskender’den sonraki hükümdarlar, İskenderiye ve Bergama’da kurdukları büyük kütüphanelerle Homer’in eserinin geleceğe aktarılmasını sağladı.

Hikayelerin öneminin ve etkisinin bir kitabın sayfalarının dışına taşmasına iyi bir örnektir bu. Yunan filozofu Eflatun (Plato)’ya göre, sanat insana sadece zevk vermemeli, aynı zamanda yasalara ve insan hayatına faydalı olmalı.

İlyada benzeri diğer eserlere Mezopotamya bölgesinden Gılgamış Destanı, Amerika’dan ise Mayaların Popol Vuh hikayesi gösterilebilir. Bu destanlar, nereden geliyoruz ve biz kimiz gibi sorular açısından tüm kültürlere referans oldu.

Çin edebiyatı ise Şarkılar Kitabı adıyla bilinen şiirlere dayanıyordu. Şiir yazmak ve okumak sadece şairlerin işi değildi. İmparatorluk idaresinde önemli bir mevkiye gelmek için sınava tabi tutulan insanlara şiir alanından ayrıntılı sorular soruluyordu.

Şarkılar Kitabı, şiiri Doğu Asya’da en önemli edebiyat tarzı haline getirdi. Dünya edebiyatının ilk önemli romanları şiirin etkisi altındaydı. 11. yüzyılın başlarında yazar Murasaki Şikibu Japon edebiyatının başyapıtlarından biri olacak olan ve dünyanın ilk romanı kabul edilen Genji’nin Hikayesi’ni yazmadan önce Çince öğrenmiş ve 1000 sayfayı aşkın kitabında 800 şiire yer vermişti.

Dünyada okur-yazar insan sayısının artması, kağıt ve matbaa gibi yeni buluşlar, yazılı hikayenin etkisinin artmasına neden oldu.

Araplar Çinlilerden kağıt yapımını öğrenmiş, daha önce sözlü olarak aktarılan hikayeler yazılı hale getirilerek Bin Bir Gece Masalları gibi eserler ortaya çıkmıştı.

Eski destansı hikayeler ve şiirlerden daha çeşitli olan bu masallar hem eğitim hem de eğlence işlevi görüyordu. Bin Bir Gece Masalları’nda, anlatıcı Şehrazat’ın, her kadınla bir gece yattıktan sonra kafasını uçuran Pers şahlar şahı Şehriyar’ı bu masallarla erdemli ve iyi kalpli bir insan haline getirmesinin hikayesi anlatılıyordu.

Şiir, masal ve destanlar daha sonraki edebiyat tarihine de damgasını vurdu. 13. yüzyıl İtalyan şairi Dante Alighieri, İlahi Komedya adlı eserinde Hristiyan inanca göre Cehennem, Araf ve Cenneti tarif ederken epik şiir formunu kullandı.

Üstelik Latince değil, Toskana bölgesinde konuşulan bir lehçede yazmıştı eseri. Böylece bugün İtalyanca olarak bildiğimiz dil yaygınlaştı. Edebiyatın dil üzerindeki etkisine iyi bir örnektir bu.

Bu alandaki en büyük değişim, Johannes Gutenberg’in Çin’deki teknikleri geliştirerek kuzey Avrupa’da matbaayı kurması sonucu oldu. Bu sayede kitaplar kitlelere ulaştı. Edebiyat açısından bu döneme roman damga vurdu ve kadınlar yeni bir okuyucu kitlesi olarak ortaya çıktı, modern toplumun sorunlarıyla ilgilenmeye başladı.

Mary Shelley’nin Frankenstein’ı ile bilim-kurguya adım atılarak bilimin ütopik vaatleri ile yıkıcı potansiyeli arasındaki çelişkilere yer verilmeye başlandı. George Orwell’in 1984’ü ile Margaret Atwood’un Damızlık Kızın Öyküsü adlı eserleri bu geleneği sürdüren modern örneklerdir.

Roman ayrıca yeni bağımsızlığını kazanan ülkeler açısından da bu mücadelelerinde etkili oldu. 1960’ların Latin Amerika’sında Gabriel Garcia Marquez Yüzyıllık Yalnızlık ile kıtasının birkaç kuşağına hitap ediyordu. Siyasi bağımsızlık kültürel bağımsızlığı gerektiriyordu ve romanlar bunun için iyi bir araçtı.

Geniş kitlelerin okur-yazar olması bu ve diğer yazarların işine yarasa da, matbaa edebiyatın kontrol ve sansürünü de kolaylaştırdı. Totaliter rejime sahip ülkelerde sansürden kaçınmak için yeraltı matbaaları geliştirildi.

Bugün yazı teknolojisinde yeni bir devrim döneminden geçiyoruz. İnternet okuma ve yazma biçimimizi, edebiyatın yayılmasını ve kimlerin buna erişimi olacağını belirliyor. Yazı dünyasının yeniden büyük bir dönüşüm geçireceği bir dönemin başındayız.

Kaynak:  www.bbc.com
Yazar:  Martin Puchner 

Okumaya devam et

MAKALE

Kitap önerisi: Stresli bir dünyada mutlu çocuk yetiştirmek

Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek / Ahmet Yıldız / ALFA Yayınları

Güçlü Hafıza kitabı ile tanınan Ahmet Yıldız‘ın yeni kitabı günümüz çocuklarının mutluluğu üzerine odaklanıyor. Mutlu olmaya olan ihtiyacın arttığı günümüzde mutluluğa bilimsel çerçeveden bakan yazar kitabın son bölümünde 52 etkinlik önerisi sunuyor.

KİTABIN ARKA KAPAK YAZISI

mutluluk, mutlu çocuk, Manşet, kitap, ahmet yıldız
Kitap içerisinde yer alan 52 Hafta 52 Etkinlik bölümü ile ebeveynler çocuklarıyla mutluluğu güçlendirici aktiviteler yapabilecektir.

Sorular çocuklardan önce doğar, onlardan daha hızlı büyürler.

Doğmadan önce:
“Bu dünyaya çocuk getirilir mi?”

Doğduktan sonra,
“ İyi bir anne/baba olabilecek miyim?”

Büyüyünce:
“Ben nerede yanlış yaptım?”

Anne babalık istifa edilemeyen bir görev; iyi yapmak yetmiyor, her gün daha iyi yapmak gerekiyor! Neyse ki, çocuğunuz dünyadaki ilk çocuk değil ve son çocuk da olmayacak. Bilim dünyası hızla kritik sorunlara uygulanabilir çözümler üretiyor.

Mutlu bir çocukluk herkesin hakkı ve isteği. Büyük soru şu? Peki, ama nasıl?

Türkiye çapında etkinlik uygulamalarıyla tanınan Ahmet Yıldız bu kitabında iki büyük sorunun peşinde:

“Çocuğuma mutlu bir çocukluk yaşatabilecek miyim?”
“Çocuğuma mutlu, başarılı ve güvenli bir gelecek inşa edebilecek miyim?”

Mutlu çocuklar üzerine odaklanmak çok önemli, çünkü çocuklar hızla mutsuzlaşıyor. Araştırmalara göre, çocukların üçte biri mutsuz.

İradeleri, istekleri ve dikkatleri görülmedik derecede kırılgan, zayıf ve dağınık.

Güzel haber şu ki, mutlu çocuk olmak öğrenilebiliyor.

Kitabı nasıl inceleyip temin edebilirim?

mutluluk, mutlu çocuk, Manşet, kitap, ahmet yıldız
Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek Ahmet Yıldız

Kitap Türkiye’deki tüm orta ve büyük ölçekli kitapçılara dağıtılmaktadır. D&R gibi büyük zincir mağazalarda daima bulabilirsiniz. Küçük kitapçılarda ise az sayıda stok tutulduğundan dolayı bazı kitaplar bulunamayabilmektedir. Bu tür durumlarda okurun yapması gereken iki yol vardır;
1. Size en yakın kitapçıya giderek kitabı sorabilirsiniz. Eğer kitap sorduğunuz kitapçıda yoksa hafif fırça atarak :)) getirmesini isteyip sipariş verebilirsiniz. Bu durumda kitapçı 1-2 gün içerisinde kitabınızı size ulaştıracaktır.
2. İnternet üzerinden kitap satan yerlerden kitabı (üstelik %20 – %30 daha ucuza) alabilirsiniz.

İşte bazı internet kitapçıları:

Okumaya devam et

MAKALE

Mükemmel strateji: Kullanışlı, sade ve zamana dayanıklı olmalıdır

strateji, Manşet, küçük siyah elbise, coco chanel

Antoine de Saint-Exupery’nin dediği gibi “Mükemmellik eklenecek bir şey kalmadığında değil, çıkartılacak bir şey kalmadığında elde edilir.”  Temel Aksoy, Coco Chanel’in “küçük siyah elbise’’ tasarımından ilham alınarak nasıl strateji oluşturulması gerektiğini paylaşıyor. Şirketlerin tasarladıkları stratejilerin kullanışlı, yalın ve zamana dayanıklı olması gerektiğini anlatıyor.

Strateji Küçük Siyah Elbise Gibi Olmalıdır

Coco Chanel, 1926 yılında Paris’te ev temizliği yapan kadınların giysilerinden esinlenerek siyah bir elbise tasarladı.  Bu “küçük siyah elbise” 20.Yüzyılın moda ikonu oldu.

Chanel’in kullandığı jarse kumaş ne penye gibi yumuşak ve vücudu sarıp giyen kadını ucuz gösteren ne o dönemde yaygın olarak kullanılan sert kumaşlar gibi kaskatıydı. Kadınlar yüksek topuklu ayakkabı ve inci kolyelerle “küçük siyah elbiseyi” davetlerde giydikleri gibi düz ayakkabılar ve bir eşarpla gündüz de giyebiliyorlardı. Siyah rengin ve jarse kumaşın modası geçmiyor, kadınlar bir kere satın aldıktan sonra elbiseyi uzun yıllar kullanıyorlardı. 

Virginia Üniversitesi Darden School profesörü Jeanne Liedtka, strateji yapanların Coco Chanel’in bu ikonik elbise tasarımından ilham almaları gerektiğini söyler.  

Strateji insanlar ve şirketlerin hedeflerine ulaşmak için seçtikleri yöntemdir. Her yöntem gibi strateji de kullanışlı olduğu ölçüde değerlidir. “Küçük siyah elbisenin” bir gece davetinde abiye, bir akşamüstü gezmesinde kadını rahat ettirmesi gibi şirketlerin sahiplendikleri stratejiler de değişen koşullarda amaca hizmet edebilmelidir. 

Ayrıca stratejinin sade ve yalın olması gerekir. Bugün çoğu şirketin web sitelerine ve toplantı odalarının duvarlarına yazdığı stratejileri anlamak mümkün değildir. Hatta bunları tasarlayıp yazanlar bile ne demek istediklerini günlük dilde anlatamazlar. Çünkü kullandıkları stratejiler çok karışık, çok karmaşık, çok dolaylıdır. Oysa mükemmel olan her strateji sade ve yalındır. Antoine de Saint-Exupery’nin dediği gibi “Mükemmellik eklenecek bir şey kalmadığında değil, çıkartılacak bir şey kalmadığında elde edilir.” Coco Chanel’in “küçük siyah elbisesinden” çıkartılacak hiçbir parça hiçbir ayrıntı hiçbir dantel yoktur. Zarafeti saf, sade ve yalın olmasından gelir.    

Son olarak stratejinin zamana dayanıklı olması gerekir. Strateji değiştirilmez diye bir kural yoktur elbette ama iyi strateji zamana dayanıklı olandır. Eğer bir şirketin benimsediği strateji moda olan bir akımdan etkilenirse kısa zamanda demode olur. Amazon’un kurucusu Jeff Bezos “Başarılı ve sürdürülebilir bir iş kurmak istiyorsanız kendinize sormanız gereken soru gelecek yıllarda nelerin değişeceği değil, nelerin değişmeyeceği sorusudur. Değişmeyecek olanları tespit edin ve bütün enerjinizi ve çabanızı bunlara yoğunlaştırın.” der. Coco Chanel’in “küçük siyah elbisesi” zamana dayanıklı olduğu için ikonik bir tasarım olmuştur.

Coco Chanel’in 1926’da tasarladığı “küçük siyah elbise” bugün hala kadınların girdikleri farklı ortamda insanları etkilemek, kendi kimliklerini yansıtmak ama aynı zamanda rahat etmek için kullandıkları; kolay yıpranmayan, modası hiç geçmeyen bir elbise. Üstelik çok zarif.

Şirketlerin tasarladıkları stratejilerin de “küçük siyah elbise” gibi kullanışlı, yalın ve zamana dayanıklı olması gerekir.

Kaynak: www.temelaksoy.com
Yazar: Temel Aksoy

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND