Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Bilim, inovasyon ve teknolojide kadının yeri

Bundan 154 yıl önce, 1857’de, Amerika’nın New York şehrinde, 8 Mart günü 40 bin tekstil işçisi çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebiyle greve başladı. Ne var ki; grevdeki işçilere müdahale eden polis onları fabrikaya kilitledi.

Bundan 154 yıl önce, 1857’de, Amerika’nın New York şehrinde, 8 Mart günü 40 bin tekstil işçisi çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebiyle greve başladı. Ne var ki; grevdeki işçilere müdahale eden polis onları fabrikaya kilitledi. O sırada çıkan yangın büyük bir paniğe neden oldu ve polisin fabrika önüne kurduğu barikatları aşamayan çoğu kadın 129 işçi o gün yanarak can verdi.

Aradan 53 yıl geçtikten sonra, Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda söz alan Almanya Sosyal Demokrat Partili tanınmış politikacı Clara Zetkin 8 Mart 1857’de New York’ta ölen kadın işçilerin Uluslararası Dünya Kadınlar Günü’nde anılması için bir önerge verdi. Zetkin’in önerisi oybirliği ile kabul edildi. Her yıl ilkbaharda ama farklı günlerde anılan bu elim olay, 1921’de Moskova’da toplanan 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda alınan kararla olayın gerçekleştiği 8 Mart günü anılmaya başlandı. Aynı yıl ilk kez Türkiye’de de anılan Uluslararası Kadınlar Günü, II. Dünya savaşı sonuna dek bazı ülkelerde yasaklıydı. 1960’lı yılların sonunda Amerika’da da anılmaya başlamasıyla daha bilinir oldu. Nitekim, 16 Aralık 1977 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 8 Mart’ın tüm dünyada ‘Dünya Kadınlar Günü’ olarak kutlanması kararlaştırıldı.

Bu yıl Dünya Kadınlar Günü’nden bir gün önce 7 Mart günü Budapeşte’de Avrupa Komisyonu’nda Başkan Yardımcısı ve Sayısal Gündem’den Sorumlu Üye Neelie Kroes bu özel güne atfen ‘ Bilim, İnovasyon ve Teknolojide Kadının Yeri’ başlıklı konferansta bir konuşma yaptı.

Konuşmasına kadınlar ve ICT (Bilgi ve İletişim Teknolojileri) arasındaki benzerliğe dikkat çekerek başlayan Kroes, ‘başlangıçta insanlar kadınların da, ICT’den de nasıl yararlanacakları konusunda varsayımda bulunurken, onları tam olarak anlamak yerine sadece yüzeysel olarak değerlendiriyorlar. Üstelik, biliyoruz ki; bu durum şimdi ortaya çıkmış yeni bir şey değil’ dedi ve 1950’li yıllarda yazılmış bir şiirle sözlerini sürdürdü.

Özlemi olan Kız

Bir erkek olmak için özlemim var

Trenim olsun oynayacak

Ve eğlenceli oyunlar

Kızlara göre olmayacak …

Şimdi bir kadın, hala mekanik

Ama tren olursa elektronik İçinde adamlar

Bir o kadar ironik

Bu şiir İngiliz Elektronik Çizelge Makineleri Şirketi’nin dergisinde yayınlanmıştı. Dünyada yeni kullanılmaya başlanan bilgisayar için işe alınan işletmen kadınlar için yazılmıştı. O sıralarda bu kadınlara ‘Power Girl’ deniliyordu. Aslında, alaycı bir uslupla yazılan bu şiirde o zamanlarda bile kadınlar ‘teknofobik’ olak konumlandırılıyor ve teknik ama keyifli işlerin dışında kalarak neleri kaçırdıklarına vurgu yapılıyordu.

Kadınların iş dünyasına kitleler halinde katılımları 1940’lı yıllarda başladı. O tarihlerde kadınları ucuza çalıştırmak, böylece maliyetleri düşürmek işletmelerin yeni keşfettiği bir yöntemdi. Çoğunlukla makinelerin tıkır tıkır çalışmasını denetleme de kullanılıyorlardı. 50’li yıllar sona ererken ortaya çıkan bilgisayarları düzgün çalıştırma görevi yine kadınlara verildi.

Onları daktilo kullanan sekreterler gibi gören patronlar ücretlerini de bu düzeyde tutuyorlardı. Bilgisayarı kullanmalarına izin verilse de uzun yıllar bu makinelerin tasarımı ve üretimine kadın eli değdirilmedi. Kadınların da bir itirazı duyulmadı. Adeta bu ‘oldu-bitti’yi kabullendiler. Taa ki 1960 yılında İngiltere’de düzenlenen Ticaret Sendikaları Kongresinde kadınların artık eğitimli ama ucuz teknoloji teknisyenleri olarak kullanılmalarının dürüst bir davranış olmadığı tartışılana kadar. Ancak, işverenler bu tartışmaya karşı çıktılar ve kadınların evlenip kısa sürede işten ayrılmalarını ya da çocuk doğurmak istediklerini öne sürerek tartışmaları gerçek dışı gördüklerini söylediler.

O zamanlardan bu zamanlara çok şey değişti. Son istatistiki verilere bakılırsa; artık Avrupa’da Avrupa Birliği’ne üye 27 ülkede yüksek öğrenim gören öğrencilerin yarısından fazlası kızlardan oluşuyor. Doktora yapanların da yarıdan fazlası kız öğrenciler. Ama ne yazık ki; sadece %20’si mühendislik ya da bilişim teknolojileriyle ilgili bölümlerde okuyorlar.

Oysa Kroes’in konuşmasında altını çizdiği gibi 9 yaşına gelene dek kızlar ve erkekler arasında matematik ve fen bilimlerindeki başarı açısından herhangi bir fark tespit edilemiyor. Genç kuşakların bilgisayar kullanarak İnternet’e erişme, arkadaşlarıyla sohbet odalarında ya da sosyal ağlarda iletişim kurma konularında da herhangi bir çekingenlikleri yok. O halde kızlar neden teknolojiye dayalı mesleklere rağbet etmiyor? Sınıf ortamı mı etken? Bilime karşı korkuları mı var? Yoksa birileri teknik eğitim almamaları konusunda akıllarını mı çeliyor? Belki de Bilgi ve İletişim Teknolojilerinin zengin ve engin dünyasından haberleri yok!

Neelie Kroes’e göre, problemi tespit ettikten sonra farklı açılardan ele almak ve değerlendirmek gerekiyor. Kızların da bilim ve bilişimden haberleri olması gerekiyor. ‘Eğer problemin daha okul sıralarında başladığının farkına varırsak, sektörde niye bu kadar az kadın tepe yöneticisi var diye sormayız. Sorunun kaynağını doğru tespit etmek kadar çözümü de önem taşıyor ve endüstriye büyük görevler düşüyor.’

Avrupa Komisyonu’nun yeni politikaları arasında bu konuya öncelik verdiklerini söyleyen Kroes, şirketlerin kurumsal kurallarında değişiklik yapmalarını destekledikleini söyledi. Örneğin ‘Gölge gibi izleme’ adını verdikleri bir uygulama ile kızlar şirketlerde çalışan kadın mühendislerin yanında bir gün geçirip, deneyim kazanıyorlar. Sosyal medya olanaklarını kullanarak daha çok kız öğrenci bilinçlendiriliyor. Ancak bütün bu çabalar istenen sonucu vermiyor. Yetenekli kızları kazanmak için bir kanal oluşturulmaya çalışılsa bile bu kanal istenildiği gibi doldurulamıyor.

Neelie Kroes Avrupalı kadınları teknolojiye ısındırmak için çareler arayadursun, Türkiye bu kez daha atak davranıp iki yıl önce geliştirmeye başladığı bir projeyi hayata geçirdi. Kroes’in konuşmasından 3 gün sonra, 10 Mart 2011 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı, İntel ve Fütüristler Derneği ortaklaşa Türkiye’de kadınların teknoloji alanında gelişimi için yeni bir eğitim seferberliği başlattıklarını duyurdu. Duyuruyu bizzat Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, Intel Türkiye, Orta Doğu ve Afrika Bölge Direktörü Ayşegül İldeniz ve Türkiye Fütüristler Derneği Başkanı Ufuk Tarhan yaptı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın desteği ile gerçekleşen TeknoKadın Projesi kadınların bilgisayar ve bilişim teknolojilerinden korkularını yenmelerine, bilgisayar ve İnterneti daha etkin kullanabilmelerine, teknolojiden yararlanarak girişimci yanlarını açığa çıkarmalarına ve ekonomiye daha etkin katılımlarını sağlamaya yardımcı olacak.

Intel Türkiye’nin bir süre önce yaptığı ‘Bilgisayar Kullanımı ve Tutum’ Araştırması, aslında böyle bir girişime ne kadar ihtiyaç olduğunu gözler önüne seriyordu. Ülkemizde kadınların bilgisayar ve internet konusunda erkeklerin çok gerisinde olduğunu ortaya koyan bu çalışmaya göre erkeklerin internet kullanım oranı yüzde 82 iken kadınların üçte biri hiç internet kullanmadığını belirtiyor. Aynı araştırmada saptanan bir gerçek de annenin bilgisayar kullandığı hanelerin oranının sadece yüzde 18 olması.

Başlangıç olarak 7 bölgeye dağılmış 21 ilde uygulanacak olan TeknoKadın Projesi kapsamında kendini geliştirmek isteyen her yaştan ve her meslekten kadın teknolojiye ısındırılacak ve bilgisayar ve internet kullanımına alıştırılacak. İllerdeki Halk Eğitim Merkezleri’nde gerçekleştirilecek olan uygulamalı TeknoKadın Eğitimleri, “Güvenli İnternet Kullanımı”, “Bilgisayarda Temel Uygulamalar Geliştirme” ve “Teknoloji ve Girişimcilik” başlıkları altında 3 aşamadan oluşacak. Önümüzdeki dönemde eğitim içeriğine girişimcilik konusunda yeni modüllerin eklenmesi ve çevrimiçi eğitimler verilmesi de hedefleniyor. Eğitimlerin sonunda tüm katılımcılara Milli Eğitim Bakanlığı Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü sertifikası ve TeknoKadın sertifikası verilecek.

Başka ülkelere de örnek olabilecek bu proje kadına bilgisayar ve bilişim dünyasında da hak ettiği yeri verme anlamında özel bir önem taşıyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND