Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Beyninizi temize çekin

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırdığı kadar zorlaştırıyor. Teknolojik gelişmelerin hızı ve yoğun tempo beyin yorgunluğuna neden olabiliyor. Zihniniz dağınıksa, karar vermekte zorlanıyorsanız, doğru kararlar veremiyorsanız zihninizi dinlendirmenin vakti gelmiş demektir.

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırdığı kadar zorlaştırıyor. Teknolojik gelişmelerin hızı ve yoğun tempo beyin yorgunluğuna neden olabiliyor. Zihniniz dağınıksa, karar vermekte zorlanıyorsanız, doğru kararlar veremiyorsanız zihninizi dinlendirmenin vakti gelmiş demektir.

STRES VE TEKNOLOJİ BEYNİMİZİ YORUYOR

Konsantre olamıyor, kafanızı bir türlü toparlayamıyor, doğru kararlar veremiyor, bildiklerinizden emin olamıyor, sık sık küçük unutkanlıklar mı yaşıyorsunuz? Siz de mi beyin yorgunluğundan muzdaripsiniz? Zihinsel yorgunluk, ya da diğer isimleriyle beyin, kafa yorgunluğu birçoğumuzun ortak problemi. Özellikle çalışma hayatının, aşırı iş yükünün ve teknolojinin körüklediği beyin yorgunluğu, performansı ve verimliliği azaltıyor, kişinin hem özel hem sosyal hayatını olumsuz etkiliyor. İşte size bu yorgunluktan kurtulmanın yolları.

Beyin yorgunluğu kendini bir konu üzerinde yoğunlaşamama, dikkatini toplayamama, unutkanlık gibi belirtilerle gösteriyor. Etrafınızda sık sık tanık oluyorsunuzdur, sizi anlamayan, sizi dinlerken başka şeyler düşünen, kafasını bir türlü toparlayamayan, unutkan bir sürü insan. Bunun da en büyük nedenleri stres, aşırı iş yoğunluğu ve teknoloji sayesinde uğradığımız bilgi bombardımanı.

Beyin ve zihin yorgunluğunun hem kişiye hem de milli ekonomiye verdiği zarar büyük. Kişinin verimliliği, yaratıcılığı düşüyor, sorunlara pratik çözümler getiremiyor, analitik ve çözümleyici yaklaşımlarda bulunamıyor, yatırım ve bütçe planlamalarında hata yapıyor.

REEM Nöropsikiyatri Merkezi’nden Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, “Beyin yorgunluğu yüzde 40’lara kadar bir performans düşüklüğü ile sonuçlanıyor. Büyük işletmelerin ve işyeri sahiplerinin kendilerinin veya çalışanlarının beyin yorgunluğu içinde olup olmadıklarını zaman zaman kontrol etmeleri gerekiyor” diyor.

Performans ve hedef baskısının yarattığı stres de zihin yorgunluğuna yol açıyor. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Hakan Atalay uyarıyor: “Çalışma hayatında sık rastlanan motivasyon yöntemlerinden olan kota koyma ve performansa göre ücretlendirme taktiklerinin, kısa vadede başarılı gibi görünse de, uzun vadede kişinin meslektaşlarıyla daha fazla rekabete girmesine, üstleriyle daha fazla çatışmasına, evde daha fazla huzursuzluk çıkarmasına yol açması, dolayısıyla, ortaya çıkan kısır döngünün uzun vadede kişiyi işine (ve kendisine ve çevresine) daha fazla yabancılaştırması mümkün.”

Zihin yorgunluğu sağlıklı karar vermeyi de etkiliyor. Özellikle aşırı iş yükü de söz konusuysa bir hekimin aynı şikayetle gelen hastaya farklı teşhis koyması veya bir hâkimin aynı suçu işlemiş kişilere farklı kararlar vermesi gibi durumlar söz konusu oluyor.

Aman Allah’ım yoksa Alzheimer mı oldum?

Özellikle metropoller, şehir hayatı ve teknoloji beyin yorgunluğunu tetikliyor. Uzmanlar kadınların erkeklere oranla daha çok beyin yorgunluğuna maruz kaldığını, çünkü sorunlar karşısında daha çok psikolojik aşınma gösterdiklerini söylüyor.

Beyin yorgunluğun belirtilerinden biri de, fizyolojik bir sebebe bağlanamayan kaygı bozukluğu, depresyon vb gibi psikiyatrik bir rahatsızlığın göstergelerinin de bulunmadığı unutkanlıklar.
Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, çalışma hayatında yaşadığı unutkanlıklardan dehşete kapılıp, yoksa Alzheimer mı oldum diye başvuran çok kişi olduğunu söylüyor.

Zihin yorgunluğunun belirtilerinden yakınan çok insan var ama çoğunlukla bu süreci adlandıramıyorlar. Dr. Atalay, “Bize gelen hastaların büyük çoğunluğu çabuk tepki gösterme, sinirlenme, tahammülsüzlük, unutkanlık, konsantre olamama ve uykusuzluk gibi, gündelik zorlanmalardan kaynaklandığını düşündüğümüz zihinsel yorgunluk belirtileriyle başvuruyorlar” diyor.

NEDENLERİ

Zihin yorgunluğunun en büyük sebepleri kronik yorgunluk, hasta bina sendromu ve elektromanyetik kirlilik olarak sıralanıyor. Dr. Mehmet Yavuz, zihin yorgunluğunun nedenlerini ve çözüm yollarını şöyle sıralıyor:

Kronik stres: Kronik stres her zaman için beyin yorgunluğu ile sonuçlanır. Birçok yönetici katı disiplin uygulamasının performans arttırımı için çok büyük etken olduğunu düşünür, halbuki hoşgörüsüz katı disiplin uygulamaları iş verimliliğini artırmıyor, aksine düşürüyor. Hedeflenen ekonomik rakamlara asla ulaşılamıyor. Çünkü aşırı baskı stes oluşturuyor, bu da performansı düşürüyor. Çalışanlar stres yaratmadan motive edilmeli.

Hasta bina sendromu: Çalışanların sağlıksız şartlarda odalara tıkılıp, tıkış tıkış çalıştırılması yine beyin yorgunluğu oluşturuyor. Tek kişinin çalışabileceği odalarda 3’er, 5’er kişinin çalışması, kişilerin kendi işlerine yoğunlaşamamasına neden oluyor, bu da beyin yorgunluğu oluşturarak verimi düşürüyor. Çalışma odaların havalandırma ve sıcaklık düzeylerinin yerinde olması çok önemli. Oda sıcaklığı 23 derece olmalı. Aşırı sıcaklık beyin fonksiyonlarını olumsuz etkiliyor. Yapılan araştırmalar insan beyninin soğukta daha iyi performans gösterdiğini açıklıyor. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, hasta bina koşullarında çalışanların performanslarının yüzde 45 düştüğü belirlenmiş.

Bilgisayar kasaları dışarı: Çalışma ortamında çok sayıda elektronik cihazın bulunması beyin yorgunluğu ile sonuçlanıyor. Elektronik cihazlardan yayılan elektomanyetik dalgaların en çok nüfus ettiği yer beynimiz. Çalışma ortamları olabildiğince sade olmalı ve sık sık havalandırılmalı. Çalışma odalarında bilgisayar kasası olmamalı, kasalar ayrı yerlerde durmalı, sadece monitör olmalı. Bilgisayar kasaları yoğun manyetik alan oluşturuyor.

Dalgasız hava sahası: Cep telefonu sinyalleri, TV, radyo dalgaları, yüksek gerilim hatları, baz istasyonları, bunlar atmosferimizi kirletiyor. Özellikle çarpık kentleşmenin olduğu İstanbul gibi büyük metropollerde bu çok daha yoğun hissediliyor. Elektromanyetik kirliğin henüz ne kadar zarar verdiği belgelenememiş. Ama elektromanyetik kirliliğin beyin yorgunluğunun en büyük nedenlerinden biri olduğu kesin. Çünkü beynimiz sürekli havada uçuşan binlerce dalga ile iç içe. Belki önümüzdeki yıllarda dumansız hava sahası yerine dalgasız hava sahası terimini daha çok kullanacağız.

Alkol alışkanlığı: Alkol beyin fonksiyonlarını baskılayan bir alışkanlık. Sosyal olarak içenler için bir tehlike söz konusu değil ama sürekli alkol kullananlarda bellek problemleri kaçınılmaz.

Uyuşturucular: Uyuşturuclar öğrenme ve algılama fonksiyonlarını olumsuz etkilerler. Hatta beyin fonksiyonlarını geriye dönüşümsüz olarak bozabilir.
Uykusuzluk: Sağlıklı bir uyku beynin dinlenmesi ve beyin fonksiyonları için çok önemli.

Ruh hastalıkları: Psikotik bozukluklar, depresyon ve anksiyete genellikle beyin yorgunluğu ile karakterize oluyor. Bu kişilerin zihinsel performansları, enerjileri düşüyor.
Vitamin eksikliği: Özellikle B12 ve demir eksikliği beyin yorgunluğu yapıyor.

1 sene çalışıp 1 hafta tatil yapmakla dinlenilmez
Memorial Şişli Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Uz. Dr. Cem Hızlan:
İş stresi ve bunun zihin yorgunluğuna etkisini, stresli meslek grupları ile değil o meslek grubunun çalışma koşulları ile ilgili olarak değerlendirmeli. Kişinin yorulduğu ölçüde dinlenip dinlenmediği çok önemli. Ancak yorgunluk atmak ya da dinlenmek, insanlar tarafından bir sene çalışıp bir hafta tatil yapmak olarak algılanıyor. Dinlenmekten kastedilen, yorgunluğun atılab ilmesi için bunun düzenli olarak gerçekleştirilmesidir. Bu dinlenme, o gün içinde olmayabilir. Ancak o hafta içinde, zaman çok uzamadan sağlanmalıdır. Vücut, uykuya ihtiyaç olunan dönemi bilir ve gerekirse kişiyi ayakta uyutarak bunu karşılar. Ancak önemli olan kişinin uyku ihtiyacını karşılayıp karşılamaması, uyku zamanının kişinin kendisine ait olup olmamasıdır.

ÇÖZÜM YOLLARI

Stresi yok edin: Kişide kronik stres oluşturan durumlar tespit edilip ortadan kaldırılmalı.
Çalışma şartlarını iyileştirin: Hasta bina sendromu gibi sağlıksız çalışma ortamlarından uzak durulmalı. Çalışanların ruh sağlıkları da düşünülmeli. Çalışanların sağlıksız mekanlarda adeta tıkış tıkış çalışmalarına engel olunmalı.

Spor yapın: Düzenli spor aktiviteleri beyin yorgunluğunu engellemede önemli bir noktada. Kişiyi rahatlatıyor, hücreler oksijen alıyor, toksinler terle atılıyor.

Enstrüman çalın: İş aktiviteleri esnasında ya da sonrasında herhangi bir beyin aktivitesi ile uğraşmak beyni oldukça dinlendiren bir eylem. Bu özellikle öğrencilerde çok önemli. Öğrencilerin haftada 2 defa 15’er dakika enstrüman eğitimi alması bu çocukların okul başarılarını artırıyor, zihinsel fonksiyonları geliştiriyor.

Bölerek tatil yapın: Yoğun iş aktiviteleri arasında tatil ve dinlemeye yeteri kadar zaman ayrılmalıdır. Tatil yapmadan sürekli çalışmak beyin yorgunluğuna neden olur. Tek seferde 1 ay tatil yapmak yerine 3 ayda bir 1 hafta tatile çıkılmalı.

Dinlerek çalışın: Özellikle öğrencilerde sürekli, hiç dinlenmeden sınavlara çalışmak fayda değil, zarar verir ve başarıya giden yok değildir. Kalıcı öğrenme için sürekli, dinlene dinlene çalışmalı.

Beslenmeye dikkat: Özellikle badem, ceviz, fındık, kuru üzüm beyin yorgunluğuna iyi gelir. Yeşil sebzeler, böğürtlen, yaban mersini, somon, sardalye, üzüm suyu, kepekli prinç ve sıcak kakao beyin yorgunluğuna iyi gelen gıdalar.

(Not: Uzmanlar çay ve kahvenin de zihinsel yorgunluğa iyi geldiğini ama aşırıya kaçılmaması gerektiğini söylüyorlar.)

Toprakla temas edin: İnsanların maruz kaldıkları yoğun enerjiyi boşaltmaları gerekiyor. Sık sık toprakla temas edilmeli. Hiçbir zaman topraktan, kırsal kesimden kopmamalıyız. Çıplak ayak toprak üzerinde yürümek iyi gelecektir.

Kabloya dönüş: Teknoloji hayatı kolaylaştrırken bir çok şeyi de alıp görtüyor. Meslea wireless’ın ne çok zarar verdiğinin farkında değiliz. Dalgasız hava sahası için evlerimizde kabloya dönüş şart. Özellikle yatak odasında elektronik eşya bulundurmamalı, sağlıklı bir uyku için. Ayrıca evdeki elektrik prizlerin toprak hatlı olması çok önemli.

Plazalar şehir dışına: Plazalar şehir dışında olmalı ve yan yana yapılmamalı. Şehir merkezlerinde iş merkezlerinin yoğunlaşması elektromanyetik yoğunluğun bir bölgede yoğunlaşmasına neden oluyor. Bu da bu bölgelerde yaşayanlarda beyin yorgunluğuna neden oluyor.

Memorial Şişli Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uz. Dr. Abdullah Özkardeş, zihin yorgunluğuna karşı ek olarak şu önerilerde bulunuyor:
– Zihin yorgunluğuna karşı yalnızca zeytinyağı tüketilmelidir.
– Bulmaca çözmek ve puzzle, beyin yorgunluğun u giderici etkiye sahiptir.
– Hafızayı güçlendirici ve zihin yorgunluğunu giderici B-12 vitamin takviyesi de özellikle bu değerleri düşük olan kişiler için yararlıdır.
-Rutin yaşamın dışına çıkmak zihin yorgunluğu için yararlıdır. (Örneğin; işyerine her gün gidilen yol yerine farklı güzergahların tercih edilmesi gibi…)

Kaynak: www.biymed.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND