Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Beyniniz yorulduysa resetleyin gitsin

Beyin yorgunluğu hızla yayılıyor. Unutkanlik, odaklanamama, konsantrasyon eksikliği, algılama eksikliği, öğrenme ve ezberleme zorlukları, dikkatsizlik, tahammülsüzlük ve çabuk sinirlenme gibi belirtileri olan beyin yorgunluğuyla mücadele etmek için uzman desteği şart…

sağlıklı beyin, beyin yorgunluğu belirtileri, beyin elektrosu

Beyin yorgunlugunun günümüz insaninda giderek artan bir problem haline geldigi bildirildi.

Beyin elektrosu (EEG), beyin yorgunlugu vakalarinda mutlaka uygulanmasi gereken bir tetkik oldugunu belirten uzmanlar, “Saglikli beyinde gördügümüz alfa ve beta dalgalarinin istatistiksel verileri çok önemli bilgiler verir. Beyin yorgunlugunda beta dalgalarinda yogunlasma izleriz. Buna mukabil alfa dalgalari ne kadar yogunsa o kadar saglikli bir tablo ile karsi karsiyayiz demektir. Genelde her iki hemisferdeki beyin dalgalarinin istatistiki verileri ayni sonuçlari verir. Ancak eger farklilik arz ediyorsa bu durum mutlaka üzerinde durulmasi gereken bir konudur” dediler.

Beyinin her iki hemisferi arasinda anlamli farklilik, ilerde gelisecek olan alzheimer hastaliginin habercisi olabilecegini anlatan uzmanlar, “Potansiyel bir alzheimer hastasini önceden kesfetmek, tedavide hiç kuskusuz çok önemli yararlar saglar. Böyle her iki hemisfer farkliligi olan kisiler mutlaka PET filmi ile incelemeye alinmalidir. PET, beyin metabolizmasini, daha net bir tabirle beyinin hangi bölgelerinin çalistigini hangi bölgelerinin iyi çalismadigini gösteren mükemmel bir testtir. Nitekim biz REEM Nöropsikiyatri klinigimizde unutkanlik ya da alzheimer sikayetleri ile gelen her hastaya PET filmi çektirmekteyiz” dedi.

BEYIN YORGUNLUGUNDA BELIRTILER
Uzmanlar, beyin yorgunlugunda en çok karsilastiklari sikayetlerin, unutkanlik, odaklanamama, konsantrasyon eksikligi, algilama eksikligi, ögrenme ve ezberleme zorluklari, beyinde agirlik hissi, dikkatsizlik, tahammülsüzlük ve çabuk sinirlenme gibi belirtiler olduklarini belirtiyorlar.

BEYIN YORGUNLUGUNUN EKONOMIYE YANSIMALARI
Beyin yorgunlugunun hiç süphesiz gerek bireysel gerekse milli ekonomiye de çok zararlar verdigini dile getiren uzmanlar, “Kisilerin verimliligi çok düser. Yeni seyler üretmek nerdeyse imkansiz hale gelir. Sorunlara pratik çözümler getirilemez. Analitik ve çözümleyici düsüncelerde olumsuz etkilenmeler olur. Yatirim ve bütçe planlamalarinda hatalar yapilir. Her zaman basarili bir grafik çizen bir yönetici, beyin yorgunlugu tablosuna maruz kaldiginda, performans düzeyi hizla düsmeye baslar. Kisi kendisindeki degisiklikleri farkeder ama çogu zaman adlandiramaz. Bunun bir rahatsizlik oldugunu düsünmez. Bazen de mevcut performans düsmesi yaslanma gibi nedenlere baglanarak kilif bulunmaya çalisilir. Sonuçta firmanin atilimlari durur. Rakipleri öne çikmaya baslar. Çogu profosyonel firmalarda bu durum üst düzey yöneticiler tarafindan farkedilir. Tablonun bir rahatsizlik oldugu düsünülmeden, yönetici kisinin görev pozisyonunda degisiklige gidilir. Ya görevden alinir ya da daha pasif bir göreve atanir. Çalisanlar için de ayni seyler geçerlidir. Kisisel üretim düser. Çalisanin arkadaslari ile olan ekip ruhu ve diyaloglarinda zedelenmeler belirmeye baslar. Daha sinirli ve alingan olunur. Motivasyon düser, her kademe de genel bir isteksizlik farkedilir. Ögrencilerde de durum farkli degildir. Daha önce basarili olan ögrencinin notlari tedricen düsmeye baslar. Anne ve baba bu degisiklikleri er geç farkeder ve panikleme olabilir. Ebeveyn görülen olumsuz degisiklige bir anlam veremez ve kendilerine göre nedenler aramaya baslarlar” dediler.

BEYIN YORGUNLUGU NEDENLERI NELERDIR
Uzmanlar beyin yorgunlugu nedenlerini ise söyle açikladilar;
Kronik stres: Uzun süreli stres baskisinda olmak ve stresi ortadan kaldiran faktörleri uygulamamak, beyin yorgunlugu ile neticelenir. Kisi stresi olusturan nedenleri bertaraf edemesse beyin yorgunlugu nedeniyle performans düsüklügü kaçinilmazdir. Bir çok yönetici kati bir disiplin yaklasimi ile çalisanlarindan daha çok verim alacagini zanneder. Halbuki durum hiç de göründügü gibi degildir. Hosgörüsüz kati disiplin uygulamalari, is verimliligini en az yari yariya düsürür. Dolayisiyla asiri disiplin gibi nedenlerle stres olusturan yöneticiler, genel sirket profili açisindan da olumlu degillerdir ve hedefledikleri ekonomik rakamlara asla ulasamazlar.
Hasta bina sendromu; Çalisanlarin odalara tikilip, sagliksiz sartlarla konumlandirilmasi beyin yorgunlugu ile sonuçlanir. Güya bina ve oda tasarrufu düsünülerek, bir kisinin ancak çalisabilecegi odalarda 3-5 kisinin çalismaya zorlanmasi kisisel verimliligi ve performansi düsürür. Ideal olan binanin, genis odalarda bir ya da iki kisinin çalisacagi sekilde düzenlenmesidir. Havalandirma tertibatinin iyi çalismasi ve oda sicakliginin ideal düzey olan 23 derecede olmasi da çok önemlidir. Asiri sicaklik beyin fonksiyonlarini olumsuz etkiler. yapilan bilimsel arastirmalar insan beyninin soguk ortamlarda daha iyi performans sergiledigini göstermektedir. Bu sebepten oda sicakligi 23 derecenin üstünde olmamali ancak üsüyecek kadar da soguk olmamalidir. ABD de yapilan bir arastirma da 40 kisilik bir ekip birer ay ara ile saglikli ve sagliksiz bina sartlarinda çalistirilmis. Hasta bina kosullarindaki performansin saglikli bina sartlarina göre yüzde 40 daha az oldugu belirlenmistir.

Elektronik cihazlar: Çalisma ortaminda çok sayida gereksiz elektronik cihazin bulunmasi da beyin yorgunluguna neden olmaktadir. Elektronik cihazlardan yayilan elektromanyetik dalgalarin en çok nüfuz ettigi yer beynimizdir. Bu nedenle çalisma ortami olabildigince sade olmali ve sik sik havalandirilmalidir. Elektromanyetik kirlilik: Cep telefonu sinyalleri, tv ve radyo dalgalari, telsiz dalgalari, yüksek gerilim hatlari, baz istasyonlari atmosferimizi çok önemli düzeyde kirletmektedir. Kanaatimize göre elektromanyetik kirliligin henüz ne gibi zararlar verdigini tam olarak belirliyememis olsak ta, beyin yorgunluguna neden oldugu muhakkaktir. Önümüzdeki yillarda ‘’dumansiz hava sahasi’’ teriminin yanisira ‘’dalgasiz hava sahasi’’ ifadelerini de duyacaga benzemekteyiz. Son yillarda artan alzheimer ve demansiyel sendromlarin arkasinda ‘’elektromanyetik kirlilik’’ çikarsa hiç sasirmayiz. Manyetik alan eksikligi: Beyin yorgunluguna ve kronik yorgunluk sendromuna neden olur. Özellikle uzayda manyetik alan eksikligi oldugu için astronotlar için problem teskil eder. Elektromanyetik yogunluk, miknatisin demiri çekmesi gibi insan vucudundaki manyetik enerjiyi çekebilir. Bu nedenle kronik halsizlik ve yorgunluklarda manyetik alan eksikligi de düsünülmelidir. Alkol aliskanligi: alkol, beyin fonksiyonlarini baskiladigindan beyin yorgunluguna neden olabilir. Bu nedenle sürekli alkol kullananlarda unutkanlik ve bellek problemleri kaçinilmazdir. Uykusuzluk: saglikli bir uyku, beyinin dinlenmesini saglar. Uykusuzluk ya da sagliksiz uyku beyin yorgunlugu ve unutkanliga neden olabilir. Ruh hastaliklari: özellikle depresyon ve anksiyete, beyin yorgunlugu ile kendini gösterebilir. Ilaçlar: bazi ilaçlar tedavi edici etkilerinin yanisira beyin yorgunluguna ve durgunluguna neden olabilirler. Örnegin antipsikotikler ve kanser ilaçlari böyledir. Bazi depresyon ilaçlari da bir yandan depresyonu düzeltirken diger yandan beyin yorgunlugu yapabilirler. Epilepsi tedavisinde kullanilan ilaçlar da ayni sekilde beyin yorgunluguna özellikle beyin durgunluguna sebebiyet verebilirler.
Vitamin eksikligi: Özellikle B12 folik asit, demir eksikligi ve troid hormonlarinin yetersizligi beyin yorgunluguna ve durgunluguna neden olabilir”

BEYIN YORGUNLUGUNA KARSI NE YAPILABILIR
“Stres faktörlerinin yok edilmesi: kisi de kronik stres olusturan durumlardan uzaklasilmalidir. Çalisma sartlarinin iyilestirilmesi: Hasta bina sendroumu gibi sagliksiz çalisma ortamlarindan uzak durulmalidir. Çalisanlarin fiziksel sagligi kadar ruh sagliklari da düsünülmelidir. Havasiz mekanlarda insanlarin adeta tikis tikis çalistirilmasina engel olunmalidir.
Spor aktiviteleri: Günlük düzenli spor aktiviteleri, beyin yorgunlugunu önlemede önemli bir etkendir. Enstrüman çalma: Is aktiveleri arasinda ya da sonrasina herhangi bir müzik aleti ile ugrasmak beyini dinlendiren bir eylemdir. Tatil ve dinlenme aktiviteleri: Hiç süphesiz ki, yogun is aktiveteleri arasinda tatil ve dinlenmeye zaman ayrilmalidir. Tatil yapmadan sürekli çalismak beyin yorgunluguna neden olur. Ancak ülkemizdeki tatil anlayisinin pek olumlu oldugu söylenemez. Çalisanlar yilda bir sefer 1 aylik tatil yerine, yilda 4 defa 1 haftalik tatiller tercih edilmelidir. Zira bir aylik tatilin yarar yerine zarari oldugunu düsünmekteyim. Çünkü kisiler önce tatil öncesi isten kopmakta sonra da tekrar ise alisincaya kadar zaman geçmektedir. Böylece 1 aylik tatil neredeyse 2 aylik bir performans kaybina neden olmaktadir. Kisi uzun süre isinden ayri oldugu için tekrar döndügünde bir süre adaptasyon sorunu yasamaktadir. Halbuki üçer aylik çalisma takviminden sonra birer haftalik dinlenme periyodu kisileri isinden koparmadan dinlenmelerini saglamaktadir. Sinavlara hazirlanan ögrencilerin düzenli aralar vermeleri ve aralarda spor, müzik gibi aktiveteler yapmalarini önermekteyim. Sürekli ara vermeden ders çalismak, basariya giden yol degildir. Uykudan feragat etmeden düzenli dinlenme aralariyla sinavlara hazirlanmalidir. Dinlenme aralarinda enstrüman çalmak ögrenme kapasitesini önemli düzeyde arttirabilir. Beslenme tarzi: findik, ceviz, badem, çekirdekli kuru üzüm beyin yorgunluguna karsi iyidir. Yesil sebzeler, bögürtlen, yaban mersini, somon ve sardalya baligi, üzüm suyu, kepekli pirinç ve sicak kakao beyin yorgunluguna iyi gelen gidalardir. Ayni sekilde çay ve kahve de çok faydalidir. Yapilan 10 yillik bir arastirmada çay ve kahvenin alzheimeri yüzde 50 önledigi anlasilmistir. Aksamlari yatmadan önce bir elma yemeyi aliskanlik yapmalidir. Elma uyku esnasinda daha saglikli beyin dinlenmesi saglar.

BEYIN YORGUNLUGUNA KARSI BEYIN RESETLEMESI
TMS (transkranial manyetik stimülasyon) ile beyin resetlemesinin, beyin yorgunlugu ve durgunlugu tablosunu düzeltigi, bilimsel arastirmalarla nerdeyse kesinlik kazanmistir. TMS, nöronlarda ayni bir ses ekosu gibi bastan sona dogru manyetik titresimler yayarak sinir hücresinin daha fonksiyonel olmasini saglar. Manyetik titresimler sinir hücresindeki bir çok metabolik aktiviteyi düzene sokar. Nöron saglikli bir sekilde görev icra etmeye baslar. Bugün yurt disinda bir çok üst düzey yönetici, belirli periyotlarla (1 ay gibi) TMS seanslari yaptirarak odaklanma, konstrasyon ve algilama gibi fonksiyonlarin gelismesini saglamaktadir. Maruz kaldiklari yogun is temposu nedeniyle üstlendikleri stresten kaynaklanan beyin yorgunlugu ve durgunlugunu, TMS ile düzeltmektedirler. Nitekim TMS sadece depresyon, panik atak gibi ruhsal rahatsizliklar ve alzheimer, felç gibi organik rahatsizlarda degil ayni zamanda beyin yorgunlugu ve durgunlugu içinde basariyla kullanilmaktadir. Beyinde, luzumsuz yer isgal eden ya da kisiyi rahatsiz eden bellek kayitlari, bilgisayarlarda ki gibi silinemedigi için zamanla beyin yorgunlugu ve durgunluguna neden olabilir. TMS, uygulama yapilan bölgelerdeki nöron ya da nöron gruplarinin reorganizasyonunu da saglar. Beyin adeta bir hafifleme ve gözle görülür rahatlama olur. Kisinin olaylara bakis perspektifi netlesir. Dogru ve mantikli kararlar alir. Ögrenme ve algilama yeteneklerinde artis olur. Unutkanlik ve hafiza kusurlari ortadan kalkar. Eger varsa uyku proplemleri düzelir. TMS ayni zamanda psikolojik rahatsizliklari da ortadan kaldirdigi için, arka planda farkedilmeyen bir depresyon veya anksiyete varsa, bunlar da ortadan kalkar. Tedavi maliyetini misli misli katlayan bir performans gelisimi olur. Almanya’da bir nörobilim enstitüsünde fareler üzerinde yapilan deneyde, manyetik uyarilar verilen farelerin digerlerine göre yüzde 40 düzeyinde basari grafigi gelistirdikleri belirlenmistir. Dolayisiyla TMS’ nin beyin performansini gelistirdigi kesin bir gerçektir. Uygulamanin en iyi taraflarindan biri de, tedavinin yan etkisiz olusudur. Çok sayida seans yapilsa bile herhangi bir zararli etki olmaz. TMS cihazlari, x-ray cihazlari gibi radyasyon yaymaz. Bu özelligi nedeniyle hamile bayanlarda bile güvenle kullanilabilir. Beynim dolu, hiç bir sey düsünemiyorum. Agir stres altindayim, yasadigim olaylarin etkisinden kurtulamiyorum. Son zamanlarda basari grafigim çok düstü, unutkanligim var, her seyi unutuyorum, artik sinavlarda istedigim basariyi yakalayamiyorum, çok çabuk parlayip sinirleniyorum, etrafi kirip geçiriyorum. Ani hatali kararlar aliyorum, islerimi takip ve kontrol edemiyorum, yatirimlarimi saglikli yapamiyorum, isletmem günden güne kötüye gidiyor diyenlerin, TMS ile beyin resetlemesini ciddi olarak düsünmelerini tavsiye ediyoruz.”

Kaynak: www.iha.com.tr

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kahvaltılı sabahlar, başarılı yarınlar!

sağlıklı çocuk kahvaltıları, okula giden çocuğun kahvaltısı, okul başarısı, Manşet, kahvaltı tabağı

Çocukların okul başarısını önemli ölçüde etkileyen kahvaltı nasıl olmalı? Hangi besinleri kahvaltıda mutlaka tüketmeliyiz? İşte Diyetisyen İzan Işık’tan dengeli ve sağlıklı kahvaltı önerileri…

Kahvaltı, okul başarısını olumlu etkiliyor

Diyetisyen İzan Işık, sağlıklı ve dengeli bir kahvaltının, eğitim başarısını etkilediğini, matematik problemleri çözme becerisini, okuma ve dinleme esnasında daha iyi anlamayı söyledi.

Diyetisyen İzan Işık, kahvaltının gece boyu süren açlığın sonunda vücut için gerekli ilk enerji kaynağı olduğunu belirterek, “Gece açlığında düşen kan glikozunun dengelenmesini sağlayan kahvaltı, bilişsel ve fiziksel performansın devamı için son derece önemli. Kahvaltı, glikojen (enerji) depolarını doldurur ve metabolizmayı çalışmaya başlatır” dedi. İzan Işık, MAT-FEN Eğitim Kurumu lise seviyesindeki öğrencilerine yönelik kahvaltı konulu beslenme eğitiminde konuştu. Eğitimde, gençlere örnek kahvaltı da sunuldu.

Kahvaltı okul başarısını etkiler

Sağlıklı ve dengeli bir kahvaltının, eğitim başarısını etkilediğini, matematik problemleri çözme becerisini, okuma ve dinleme esnasında daha iyi anlamayı sağladığını, hafızayı geliştirdiğini, derslerde konsantrasyonu sağladığını vurgulayan İzan Işık, bunun yanında derslere geç kalmayı önleme ve devamsızlığı azaltmaya da yaradığını anlattı. İzan Işık kahvaltının duygu durumuna etkisinin de bilindiğini belirterek, “Kahvaltı ile duygu durumları arasında da bir ilişki bulunmaktadır. Düzenli kahvaltı yapan çocuk ve adölesanlar yaşama daha pozitif bakmakta, daha az negatif duyguya sahip olmaktadırlar” diye konuştu.

6-12 ve 12-18 yaş dönemi bireylerin kahvaltı ve genel olarak sağlıklı beslenme konusunda alışkanlığı kazanmasının, gelecekte hastalıklardan korunmasına katkı verdiğine işaret eden İzan Işık, “Bu dönemler fizyolojik, psikolojik ve sosyal gelişimin hızlı olduğu, yaşam boyu devam edebilecek davranışların büyük ölçüde oluştuğu, bilgi almaya ve alışkanlık kazanmaya en uygun oldukları ve yetişkinlik hastalıklarının gelişimi açısından ise en riskli dönemlerdir. Çocuklarda ve adölesanlarda (12-18 yaş) kahvaltı öğününün atlanması oldukça yaygın görülüyor. Kahvaltı öğününü atlayan adölesanlar arasında, bu oranın kızlarda erkeklere göre daha fazla olduğu biliniyor. Kahvaltı öğününün atlanmasının temel nedenleri zaman yetersizliği, sabah iştahın olmaması ve adölesanların vücut ağırlıkları hakkında duydukları endişe nedeniyle besin alımını sınırlamak istemeleridir” bilgisini verdi.

Kahvaltı yapmak yetişkinlikte obezite riskini azaltıyor

Diyetisyen İzan Işık, bazı gençlerin kahvaltıyı kilo alma endişesiyle atlamasına karşılık, kahvaltı yapmanın yetişkinlikteki obezite riskini azalttığını da vurgulayarak, “Kahvaltıyı atlayan veya yeterli ve dengeli bir kahvaltı öğünü tüketmeyen çocuk ve 12-18 yaş arasındaki bireylerde ilerleyen yıllarda obezite görülme oranın daha fazla. Total kolesterol, LDL kolesterol ve insülin düzeylerinin yüksekliği ile ilişkili olduğunu, bireylerin yetişkinlik döneminde tip 2 diyabet, kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, metabolik sendrom ve osteoporoz risklerinin daha yüksek” bilgisini verdi.

Ailelere uyarı

Ailelerin kahvaltıya yönelik tutumlarının çocukların ve adölesan çağdaki (12-18 yaş) gençlerin davranışlarını etkilediğine işaret eden İzan Işık, evde kahvaltı hazırlanmaması ve kahvaltıda gerekli olan besinlere yer verilmemesinin çocuk ve gençleri kahvaltıdan uzaklaştırabildiğini anlattı. İzan Işık, “Adölesan bireylere aileleri tarafından sağlıklı beslenme konusunda yol gösterilmeli, kendi besin alımlarını düzenleyerek yeterli ve dengeli beslenme alışkanlıklarının gelişimi desteklenmelidir”  diye konuştu.

İyi bir kahvaltı nasıl olmalı?

Öğrencilere kahvaltı tavsiyelerinde de bulunan Diyetisyen İzan Işık, iyi bir kahvaltının günlük enerji ihtiyacının yüzde 20-25’ini karşılaması gerektiğini belirtti. Dört temel besin grubu olan süt ve süt ürünleri, et ve et ürünleri, tahıl grubu ve sebze meyve grubunu içermesi gerektiğini belirten Diyetisyen Işık, mevsiminde taze meyve ve sebzeleri de önerdi. İzan Işık, örnek bir kahvaltıyı şöyle sıraladı:

“1 bardak süt, 1 yumurta, 1 dilim beyaz peynir, 2 ceviz veya 5 adet zeytin, 1 avuç yeşillik, söğüş doğranmış mevsim sebzeleri, 1 tatlı kaşığı ölçü ile bal veya ev yapımı reçel, 2-3 dilim tam tahıllı ekmek şeklinde hazırlanmış bir kahvaltı yaklaşık 500 kilokalori (kcal) enerji içerir ve aynı zamanda bireye tüm besin gruplarını sağlamış olur”

Öğrencilerin kahvaltıya bakışında olumlu değişiklik oldu

Bilgilendirme öncesi ve sonrasında tutum ve düşünceye yönelik yapılan kısa ankette de, MAT-FEN öğrencilerinin kahvaltıya yönelik tutumlarında olumlu değişiklik gözlendi.  Kahvaltısını artık atlamayacağını söyleyenler yüzde 43,4’ten yüzde 60,8’e yükseldi.

Kaynak: www.dunya.com

Okumaya devam et

MAKALE

Dikkatimizi artırmak için neler yapmalıyız?

psikoloji, odaklanma, dikkati artırma yöntemleri, dikkat problemi, dikkat

Etkili ve verimli çalışabilmek için iyi odaklanmamız gerekir. Fakat zor ve sıkıcı işlerle uğraşırken bu pek kolay olmuyor. Neyse ki bilim dikkati geliştiren kolay ve etkili yollar keşfetti. İşte o 5 bilimsel çözüm…

Dikkati geliştirecek 5 yöntem

Zor veya sıkıcı bir işe yoğunlaşmaya çalışanlar bunun ne kadar zor olduğunu bilir. Ama dikkati artırmayı sağlayan bazı bilimsel çözümler de var.

Yaptığımız işe daha iyi konsantre olmak için yapmamız gerektiğini sandığımız şeylerin çoğu beynimizin doğal işleyişine aykırıdır. Peki, daha fazla verim almak için, dikkat konusundaki araştırmalardan neler öğrenebiliriz?

1. Zihni dağıtmak

Yaptığınız iş üzerinde yoğunlaşmakta güçlük çekiyorsanız kısa süreliğine zihninizi dağıtacak başka bir şeye yönelmek en iyi yöntemlerden biridir.

Psikologlar zamanımızın yaklaşık yüzde 50’sini uğraştığımız işten farklı şeyler düşünerek geçirdiğimizi söylüyor. O halde zihni dağıtmak beynin daha iyi çalışmasına yardımcı olabilir.

Beyne baktığımızda, konsantrasyonun neden bozulduğunu anlayabiliriz. Konsantre olmak için beynin bazı bölgeleri arasında iyi bağlantılar kurulması gerekir.

Zamanımızın yarısını hayal kurarak geçiriyorsak bunun vaktini kendimizin belirlemesi daha yararlı olabilir.

Beynin ön kısmındaki kıvrımlardan oluşan frontal korteks, dikkat dağıtan şeylere karşı direnmeyi ve daha eğlenceli şeylerle uğraşmaya yönelten doğal içgüdümüzü kontrol etmeyi sağlar.

Bu bağlantıları çalışır halde tutmak için, özel bir şeyle uğraşmadığımızda beynin aktif olan kısımlarından daha fazla enerji gerekir. Ama kaçınılmaz olarak gün içinde bu enerji tükenip yorulduğumuzda, dikkatimiz dağılır, aklımız başka şeylere kaymaya başlar.

Eğer bu durum zaten yaşanacaksa bunun vaktini en uygun ana ayarlamak neden mümkün olmasın?

Harvard Üniversitesi’nde psikolog Paul Seli, zihnin dağılması konusunda kasıtlı ve kazara dağılma ayrımı yapıyor. Yapılan işi olumsuz etkileyen işte bu kazara zihin dağılmasıdır.

Oysa bu zamanı kendisi belirleyenler daha az zarar görür. Bilerek ve planlayarak zihni dağıtacak bir şeylere yönelmenin yararı olabilir.

“Uğraştığınız işle ilgisi olmayan başka bir konuyu düşünün, örneğin kafanıza takılan başka bir sorunu çözmeye çalışın, sonra da asıl işinize dönün” tavsiyesinde bulunuyor Seli.

İş dışındaki başka bir konuyu düşünmesi için zihninize izin vermek, hem aklın başka şeylere kayması sırasındaki suçluluk duygusunu hem de bu kaymaya neden olan ve zihni meşgul eden konuları gidermiş olacaktır.

İşyerinde şaka ortamına izin vermek verimliliği artırabilir. Bunun bir yolu da kedi videoları izlemek olabilir mi?

2. Boş boş dolanmak

Komik kedi videolarının dikkat dağıttığı düşünülür, ama bazı psikologlar bunların bizi işimize devam etmemizi sağlayacak kıvama getirebileceğine inanıyor.

İşinizi ne kadar seviyor olsanız da zor bir işe yoğunlaşmak irade ister. İrade gücünü artırmanın bir yolu da gülmekten geçer. Yapılan araştırmalar, zor bir bilmece üzerinde kafa yorma konusunda, komik bir video izleyen kişilerin, rahatlatıcı ama komik olmayan video izleyenlerden daha uzun süre çaba gösterdiklerini ortaya koydu. Bu nedenle işyerlerinde daha şakacı bir ortamın teşvik edilmesini savunanlar var.

Avustralya Üniversitesi’nde liderlik araştırmaları uzmanı David Cheng’e göre, “Ekibiniz için eğlenme kültürü yaratmak, onları güldürecek komik bir video bulup izletmek iş verimliliğini artırır. Bu elbette gün boyunca kedi videoları izlemek anlamına gelmiyor, ama özellikle yorgun hissedilen anlarda, arada bir fırsat yaratarak şakalaşıp gülmek gerekir.”

3. Düzen değil karmaşa mı?

Daha iyi konsantre olmak için, dikkat dağıtacak tüm dış etkenlerden arınmak gerektiği düşünülür. Oysa başka bir teoriye göre tersini yapmak gerekir.

Belli düzeyde karmaşanın yoğunlaşmaya yararı olabileceği söyleniyor.

Londra’daki UCL Üniversitesi’nden psikolog Nilli Lavie 1995’te ‘Yükleme Teorisi’ni gündeme getirdi. Buna göre, beynimizin dış dünyadan alıp işleme koyabileceği bilgi sınırlıdır. Bu kapasite dolduğunda, beynin dikkat sistemi devreye girerek neye konsantre olacağına karar verir.

Lavie’nin deneyleri, temiz, düzenli ve sessiz ortamlardan ziyade dağınık ve karmaşık ortamlarda çalışmak daha verimli olabilir. Algı bölgeleri tümüyle dolduğunda beynimiz tüm enerjisini en önemli işe yoğunlaştırır. Dikkat dağıtıcı etkenleri devre dışı bırakır.

Ancak bunu uygularken dikkat dağıtıcı doğru faktörleri bulmak ve enerjimizi tüketecek seviyeye çıkmasına izin vermemek önemlidir. Düzenli görsel ve müzikli araçları devreye sokup bu işi kolaylaştırmak için ommwriter veya focus@will gibi bazı uygulama programları geliştirilmiş olsa da bunlar bilimsel araştırmalarda sınanmış olmadığından bir radyo da aynı işi görebilir.

Burada önemli olan, beynin başka yerde stimülasyon aramasına fırsat vermeyecek doğru dengeyi bulmaktır. Çoğu insan neyin daha iyi işe yarayacağını deneme yanılma yoluyla bulabilir. Ama dikkat dağıtıcı etkenleri ortadan kaldırmak yorucu olabileceğinden, hafiften başlayarak bu yönteme başvurulabilir.

Öğle arasında dışarı çıkıp parkta egzersiz yapmak dikkati yenilemeyi sağlar.

4. İşe ara vermek

İşiniz başınızdan aşkın olduğunda işe ara vermek aklınıza bile gelmeyebilir. Fakat bu şekilde daha fazla iş yapmanın mümkün olduğunu gösteren çok sayıda veri bulunuyor.

Önemli olan, ne zaman, ne kadar süreyle işe ara verileceği ve bu sırada ne yapılacağıdır.

Araştırmalar, konsantrasyon sınırının 90 dakika olduğunu gösteriyor. Bundan sonra 15 dakikalık ara almak gerekiyor.

Birkaç saniyelik mini araların bile işe yaradığını gösteren çalışmalar var. Ama bu sırada pencereden dışarı bakmak yerine, zihin aritmetiği gibi daha yoğun bir egzersize başvurmak yararlı olacaktır.

İşe ara verdiğinizde fiziksel egzersiz yapmanın, ardından kafein içeren kahve gibi bir içecek içmenin de beyni güçlendirdiği görülmüştür. Bunları dışarıda bir parkta yapmak daha etkili olacaktır.

Başka bir seçenek de meditasyon olabilir. Meditasyon konusunda tecrübeli olanlar dikkatleri üzerinde daha iyi kontrol sahibi olduğu gibi, ne zaman ara vermeleri gerektiğini de daha iyi bilir.

Bütün bunları zaman kaybı olarak görüyorsanız bir fincan kahve ile kafein yüklemesi yapmak da kısa vadeli olarak hafızayı, reaksiyon ve dikkat süresini artırır.

Egzersiz yapamayanlar için kafein de kısa süreli bir çözüm olarak dikkati yenileyebilir.

5. Fazla zorlamayın

Uzun süreli konsantre olmak gerektiğinde, kısa süreli bir yoğunlaşma dönemlerinin ardından kısa araların alınmasının daha verimli olduğu gözlendi.

Boston Dikkat ve Öğrenim Laboratuvarı’nda yapılan beyin taramalarında, uzun süre konsantre olmaya çalışanların, kısa süreli yoğunlaşma ve kısa ara, ardından yeniden yoğunlaşma şeklinde bir yöntem izleyenlerden daha fazla hata yaptığı görüldü.

Aynı şekilde Amsterdam Vrije Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada da, sürekli konsantre olmaktansa kısa süreli ara verip başka bir konuda düşünmenin dikkati daha artırdığı görüldü.

Beyin hakkındaki bilgimiz arttıkça stresin konsantrasyona zarar verdiğini daha net görüyoruz. Bu nedenle sakinleşmek için ara almak, kontrolü yeniden ele geçirmek ve daha verimli çalışmak için de önemlidir.

Yazar:  Caroline Williams 
Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

İyi yaşamak için iyi uyuyun!

yetersiz uykunun zararları, yetersiz uyku, uykunun önemi, uyku düzensizliği, bağışıklık sistemi

Sağlıklı bir yaşam için uyku düzenine ihtiyacımız var. Eğer yeterince uyuyamazsak vücudumuz bu duruma tepki gösterir. Buna bağlı olarak da hem fiziksel hem psikolojik hastalıklar meydana gelir. İşte yetersiz uykunun vücuda olumsuz etkileri…

Az uyku kısa ömür demektir

Rutin olarak gecede beş saat uyuyanların ani ölme riski, yedi ila dokuz saat uyuyanlara oranla yüzde 65 daha fazladır

Kalkınmış ülkelerdeki yetişkinlerin üçte ikisi, sağlıklı yaşam için şart olan sekiz saatlik gece uykusunu alamamaktadır.

Üçte biri ise kronik uykusuzluk çekmektedir.

Yetersiz uyku, kişinin Alzheimer hastalığına yakalanmasına en fazla etki yapan unsurdur.

İnsan beyninde harikulade bir temizlik sistemi bulunmaktadır. Bu sistem insan derin uykuda iken yüksek viteste çalışmaya geçer. Alzheimer’le ilişkisi olan beta amyloid adlı yapışkan, zehirli proteini, beyinden temizler.

Yeterli uyku uyuyamayanlar bu temizlik faaliyetinden mahrum kalırlar.

Yetersiz uyku ile geçen her gece, mürekkep faizle alınan kredi gibi, Alzheimer riskini artırır.

Rutin olarak gecede altı saatten az uyumak, bağışıklık sistemini olumsuz etkiler ve kanser riskini önemli ölçüde artırır.

Yetersiz uyku, bu sadece bir haftada iki üç saat daha az uyumak bile olsa, kan şekeri düzeyini o kadar çok olumsuz etkiler ki, şeker hastalığının eşiğindeki değerlere sahip olur insan.

Kısa uyku, kalp damarlarının tıkanma ve kırılganlaşma olasılığını çoğaltır ve bu da damar hastalıklarına, beyin kanamasına ve kalp krizine giden yoldur.

Uyku bozukluğunun depresyon, anksiyete ve intihar eğilimi gibi ruh durumları ile de sıkı bir bağlantısı vardır.

O kadar ki, son 20 yılda yapılan araştırmalarda, uykunun normal seyrinde olduğu bir psikolojik bozukluk bulunamamıştır.

Özetlemek gerekirse, ne kadar az uyursanız o kadar az yaşarsınız:

Yakın bir zaman önce yapılan araştırmalara göre, rutin olarak gecede beş saat uyuyanların ani ölme riski, yedi ila dokuz saat uyuyanlara oranla yüzde 65 daha fazladır.

Uyku sağlıklı yaşam için o kadar önemlidir ki bazı bilim insanları, doktorların hastalarına (uyku hapı olmaksızın) iyi bir gece uykusu “reçete” etmeleri için kampanya başlattı.

Yukarıdaki bilgileri Matthew P. Walker adlı İngiliz bilim insanının, neredeyse kelimesi kelimesine, bir yazısından aldım.

Walker, Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nde, nöroloji ve psikoloji profesörüdür. Araştırmalarının odağı, uykunun insan sağlığı ve hastalıklar üzerindeki etkileridir.

Neden Uyuyoruz* adlı kitabı dünyanın birçok ülkesinde best-seller oldu.

Walker’in dolu dolu uyumak ile spor arasındaki ilişki konusunda da ilginç tespitleri var.

“Yasal en etkin performans artırıcı doping, uykudur ama bundan çok az insan faydalanır” diyor.

Sekiz saatten -özellikle altı saatten- az uyuyanlarda, şu meydana gelir:

Fiziki bitmişlik hâline yüzde 10 ile 30 arasında daha hızlı ulaşılır, aerobik performans da aynı oranda düşer.

Adale gücü azalır.

Gecede dokuz saat yerine, beş ila altı saat uyumak, bir sezon boyunca sakatlanma ihtimalini yüzde 200 artırabilir.

*

İyi uykular!

Yazar: Metin Münir
Kaynak:  www.t24.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

TREND