Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Beynini koru sağlıklı ve mutlu ol

Her hafta pazar alışverişinizde neler alacağınızı bir liste yapmak yerine aklınızda tutuyorsunuz, evinize giderken farklı yollardan yürüyorsunuz, bol sebze-meyve, balık yiyorsunuz, sık sık bulmaca çözüyorsunuz. Bunları yaparak farkında olmadan beyninizi aktif bir şekilde kullandığınızı biliyor musunuz? Son zamanlarda beyin gelişimi, beyni etkili ve verimli kullanmak, alzheimerdan korunmak gibi pek çok konu sıkça tartışılmaya başlandı. Peki beynimizi en verimli şekilde kullanmak için neler yapmalı? Beynin var olan kapasitesini genişletmek mümkün mü? Düzenli ve sağlıklı bir uyku neden çok önemli? Tüm merak edilenleri uzmanlara sorduk.

kişisel gelişim

Her hafta pazar alışverişinizde neler alacağınızı bir liste yapmak yerine aklınızda tutuyorsunuz, evinize giderken farklı yollardan yürüyorsunuz, bol sebze-meyve, balık yiyorsunuz, sık sık bulmaca çözüyorsunuz. Bunları yaparak farkında olmadan beyninizi aktif bir şekilde kullandığınızı biliyor musunuz? Son zamanlarda beyin gelişimi, beyni etkili ve verimli kullanmak, alzheimerdan korunmak gibi pek çok konu sıkça tartışılmaya başlandı. Peki beynimizi en verimli şekilde kullanmak için neler yapmalı? Beynin var olan  kapasitesini genişletmek mümkün mü? Düzenli ve sağlıklı bir uyku neden çok önemli? Tüm merak edilenleri uzmanlara sorduk.

Beyin sağlığını koruyan kafası rahat yaşar

Prof. Dr. Yaşar Kütükçü (Anadolu Sağlık Merkezi Nöroloji Uzmanı)

–  Sağlıklı beslenme, olaylara ve konuşmalara dikkat yoğunlaştırma, konsantrasyon, fiziksel olarak aktif olma, sosyalleşme, yeterli ve etkin bir uykuya sahip olma, okuma ve öğrenmeye devam etme ve olaylara olumlu yaklaşma gibi davranışlar beyni daha verimli kullanmamızı sağlıyor.

–  Beyin gelişiminde dengeli beslenmenin de önemi var. Proteinden zengin ve omega 3 destekli bir diyeti benimsemelisiniz. Aşırı yağlı hazır gıdalar hem obeziteyi artırıyor hem de insulin direnci yaratarak erken dönemde demans gelişimine neden oluyor. Yağlı ve şeker yüklü bir beslenme beyne erkenden zarar verir.

–  AlzheImer hastalığı daha çok beslenme, kolesterol

yüksekliği, D vitamini eksikliği, hipertansiyon, diyabet gibi faktörlerle ilişkili görünmekte. Hastalığın ortaya çıkma olasılığını, kişinin kendini aktif tutup tutmaması ve vücut egzersizinin azlığı genetik riske göre daha fazla etkiliyor. Uyku da çok önemli. Yeterli ve etkin bir uyku uyunmadığında özellikle de obez kişilerde demans olasılığı artıyor. Omega 3’ün ise koruyucu olduğu uzun süredir biliniyor. Bu nedenle balık ve zeytinyağı ağırlıklı beslenin.

–  Fiziksel egzersiz, Alzheimer’ın önüne geçilmesinde en önemli etken. Hatta bir süre düzenli egzersizle beyindeki değişikliklerin bir miktar geri dönebildiği gösterilmiştir. Beslenme açısından kolesterol yüksekliği önemli bir risk iken Akdeniz tipi yeme tarzında alzheimerın daha az görüldüğü saptanmış.

–  Beynimizi aktif tutmak için vücudumuz gibi onu da çalıştırmalıyız. Demans sosyokültürel seviye yükseldikçe ve eğitim arttıkça daha az görülüyor! Beynimizi aktif tutmak için sürekli not almak yerine akılda tutmaya çalışmak iyi bir şey.

–  Akıllı telefon ya da bilgisayarlar doğru kullanıldığında kötü değil aksine sürekli iletişim ve öğrenme halinde olmak isteyen biri için fayda sağlayabilir. Devamlı tekdüze oyunlar oynamak için kullanıyorsanız beyninizi geliştiremezsiniz.

Ama yaşlı bir kişi bilgisayar kullanabiliyor ve arkadaşlarıyla aktif kalıyorsa, teknoloji bu anlamda çok faydalı.

Fiziksel egzersiz, Alzheimer’ın önüne geçilmesinde en önemli etken. Hatta bir süre düzenli egzersizle beyindeki değişikliklerin bir miktar geri dönebildiği gösterilmiştir. 

Spor yapanın beyni daha geç yaşlanır!

Prof. Dr. Murat Emre (Nöroloji Uzmanı, Türkiye Alzheimer Derneği Onursal Başkanı)

–  Beyni etkili bir şekilde kullanmanın tek bir kılavuzu yok. Ancak öncelikle insanların beyinlerini aktif tutabilmeleri için bazı egzersizleri yapmaları gerekir. Kitap okumak, yazmak, düşünmek, hoşlarına giden zihinsel oyunları oynamak, sosyalleşmek, insan içine karışmak beyne gerçekten iyi geliyor.

–  Beyni zinde tutmanın bir başka yolu da fiziksel olarak aktif kalmak. Fiziksel aktiviteler sadece vücuda değil beyne de iyi geliyor. Spor yaparak beynin yaşlanmasını geciktirmek mümkün.

–  Beyİn gelişimi için beslenme önemli. Tek bir gıda önermek mümkün değil ama Akdeniz tipi beslenmeye özel gösterilmeli. Bol sebze, meyve tüketilmeli, haftada iki kez et, balık yenmeli. Peynir ve yoğurt tüketmek de beyin için etkili. Bu tür beslenmeye mümkün olduğu kadar erken başlanmalı.

–  ZİHİNSEL ve fiziksel aktiviteleri alışkanlık haline getirmek için erken yaşta başlamak çok önemli. İnsanlar gençken iş yerlerinde beyinlerini aktif tutuyor, arkadaşlarıyla iletişim kurup sosyalleşiyor. Ancak emekli olup yaşlanınca toplumdan, sosyal ortamlardan izole olmaya başlıyorlar. Dolayısıyla sağlıklı bir beyin için her yaşta bu aktivitelerin yapılması gerekiyor.

–  Son yıllarda alzheimer en sık rastlanan hastalıklar arasında  Alzheimerın genlerle ilişkisi var ama bu, toplam hasta grubunun yüzde 10’luk kısmına denk geliyor. Sağlıklı yaşayarak, egzersiz yaparak başlangıç yaşını ilerletmek mümkün. Öte yandan genetik etki yoksa fiziksel aktiviteleri yapan ve iyi beslenenler kişilerde alzheimer olasılığı da düşüyor.

–  Çocukluk çağında sağlıklı bir beyin gelişimi için çocukları bol bol düşünmeye yönlendirmelisiniz. Eğitimin de etkisi çok önemli bu dönemde. Kitap okutmak, serbest düşünmeye yönlendirmek beyni geliştiriyor.

AKDENİZ TİPİ BESLENME ÖNEMLİ. BOL SEBZE VE MEYVE YENMELİ, Peynir ve yoğurt tüketmek beyin için etkili. Bu tür beslenmeye mümkün olduğu kadar erken başlanmalı.

Bulmaca yerine sudoku çözün 

Prof. Dr. Murat Aksu (Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı)

–  Beynin diğer birçok organdan farkı, kendini yenileme yetisinin çok sınırlı olması. Bu nedenle beyindeki tüm hücrelerin korunması, beyin fonksiyonunun sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi için önemli. Beynimize zarar verecek aktivitelerden korunmak onu daha uzun bir süre, daha verimli kullanmak için önemli. Örneğin alkol, uyuşturucu ve uyarıcı maddeleri kullanmamak, kolesterol, kan şekeri seviyesini normal sınırlarda tutmak gerekiyor.

–  Beynin herkes için farklı olan bir kapasitesi var. Bu kapasitenin dışına çıkmak mümkün değil. Çünkü beyin fonksiyonları çok standarttır. Kullanırsınız ya da kullanmazsınız, o size kalmış.

–  Günün her saatinde beynin farklı bölgeleri çalışır. Örneğin uykuda dahi beynin bazı bölgeleri çok aktiftir. Beynin çoğu fonksiyonu uyanıkken ve özellikle sabah saatlerinde daha aktif. Çevrenin algılanması bu saatlerde daha rahat olur. Gecenin ikinci yarısında, REM uykusu dediğimiz uykunun baskın olduğu dönemde belleğin, hafızanın oluşumu daha ön plandadır. Dolayısıyla kalıcı belleğin oluşması için mutlaka REM uykusuna ihtiyaç var.

–  ’Çocuğunuza şu yiyeceği verirseniz veya şu oyuncağı alırsanız bu çocuk erişkin olunca beyni daha sağlıklı olur’ diye net bir bilgi yok. Ancak bazı ağır metallerin, toksik maddelerin, alkolün beyin fonksiyonlarına olumsuz etkisinin olduğunu biliyoruz. Özellikle son yıllarda ağır metallerin beyin fonksiyonlarını olumsuz etkilediği ortaya çıktı. Bu nedenle de örneğin derin denizlerde yaşayan canlıların ve kabuklu deniz ürünlerinin tüketilmemesi öneriliyor.

–  Beynin verimli çalışması için o bölgedeki kan akımını desteklemek çok önemli. Damarlarda daralmaya yol açmayacak besinleri tüketmek beyin fonksiyonlarını iyi tutar. Bazı deneysel çalışmalara göre balık yağında bulunan E vitamini gibi maddelerin beynin fonksiyonunu artırdığı belirtiliyor. Kan akımını iyi tutmazsak küçük damarlarda tıkanmalar ve beyin fonksiyonlarında aksamalar olur. Kan şekerini, kötü kolesterolü düşük tutan, beyin kan akımını iyi seviyelere getiren diyet beyin için de iyidir.

–  Beyni sağlıklı kullanmak için önce belleğinize güvenin. Belleğin çalışması aslında beynin daha işlevsel kalmasını sağlar. Örneğin pazara ya da markete giderken almanız gerekenleri yazmak yerine aklınızda tutuyorsanız, evinize her gün farklı yollardan gidiyorsanız, birisi size telefon numarasını söylediğinde bunu simgesel hale getirip aklınızda tutuyorsanız iyi bir beyin egzersizi yapıyorsunuz demektir. Bunlar tüm beynin işlevini koruyan aktiviteler. Ama örneğin bulmaca çözmeyi çok önermiyorum. Çünkü bulmacalarda çok sabit bir dil kullanılıyor. Onun yerine sudoku gibi rakamsal bulmacalar çözmek daha önemli. Bunlar beyni güçlendirmez ama var olan beynin aktivitesini uzun süre sağlıklı tutar.

Pazara ya da markete giderken almanız gerekenleri yazmak yerine aklınızda tutuyorsanız, evinize her gün farklı yollardan gidiyorsanız, birisi size telefon numarasını söylediğinde bunu simgesel hale getirip hafızanıza kaydediyorsanız iyi bir beyin egzersizi yapıyorsunuz demektir.

Telefon numaralarını ezberleyin

Prof. Dr. Ersin Tan (Nöroloji Uzmanı)

– Beynimizi kullanmanın en verimli yolu hayat tarzımızın ‘sağlıklı yaşam’ anlayışı içinde olmasıdır. Egzersiz, düzenli uyku, stresten uzak kalmak beynin dostu.

–  Beynin en büyük düşmanı bir rutine bağlı kalmak! Özellikle emeklilik hayatında başlayan günlük rutinler beyin sağlığımızı olumsuz etkiliyor. Her zaman kullanılan yürüyüş yollarını değiştirmek, televizyon seyretme saatlerini azaltmak ve sosyal ortamlarda bulunmak çok faydalı.

–  Yaşlandıkça nörolojik hastalıklar da artıyor. Buna alzheimer’ı örnek verebiliriz. 80 yaş üstü her beş kişiden ikisinde, 85 yaş üstünde ise her beş kişinin üçünde görülmekte. Korunmak için başarılı yaşlanma süreci dediğimiz, kişilerin her yaşta üretkenliğini devam ettirdikleri ve sağlıklarını koruyucu bir yaşam tarzına sahip çıkmaları gerekiyor.

–  Beyni genç ve sağlıklı tutmak için en iyi yollardan biri de egzersiz. Hareket, yürüyüş, koşu gibi dış alanlarda yapacağınız aktiviteler bol oksijene ihtiyaç duyan beyin hücrelerinin gıdasıdır. Düzenli uyku, sigara ve aşırı alkol tüketiminden uzak durmak, her gün 1.5-2 litre su içmek, bol bulmaca çözmek, Akdeniz diyeti uygulamak, yağlı besinlerden uzak durmak çok faydalı.

–  Teknolojinin avantajlarından faydalanmak da önemli ama akıllı telefonlarımızdaki rehbere bakmaksızın ailemizi arayamıyorsak bu olumsuz bir durum. Bilgisayar, akıllı telefon gibi cihazların esiri olmamalı, beyin tembelliğine yenik düşmemeliyiz.

Hareket, yürüyüş, koşu gibi dış alanlarda yapacağınız aktiviteler bol oksijene ihtiyaç duyan beyin hücrelerinin gıdasıdır. Düzenli uyku, sigara  ve  alkolden uzak durmak, bol su içmek de beyne iyi geliyor.

 

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND