Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Beyin gücünüzü geliştirin

Daha akıllı olmak ister miydiniz ya da her şeyi kolaylıkla hatırlamayı? Beyin gücünüzü artırmak ister miydiniz? Hemen hayatınıza dahil etmeniz gereken 6 alışkanlık ile hafızanızı geliştirip, bilişsel yeteneklerinizi güçlendirerek daha akıllı olabilirsiniz…

kişisel gelişim

Daha akıllı olmak ister miydiniz ya da her şeyi kolaylıkla hatırlamayı? Beyin gücünüzü artırmak ister miydiniz? Hemen hayatınıza dahil etmeniz gereken 6 alışkanlık ile hafızanızı geliştirip, bilişsel yeteneklerinizi güçlendirerek daha akıllı olabilirsiniz…

Beyin gücünüzü geliştirin

Daha akıllı olmak ister miydiniz ya da her şeyi kolaylıkla hatırlamayı? Beyin gücünüzü artırmak ister miydiniz? Hemen hayatınıza dahil etmeniz gereken 6 alışkanlık ile hafızanızı geliştirip, bilişsel yeteneklerinizi güçlendirerek daha akıllı olabilirsiniz…

Beyin gücünüzü ve hafızanızı birkaç alışkanlık edinerek geliştirin

Daha akıllı olmak ister miydiniz ya da her şeyi kolaylıkla hatırlamayı? Beyin gücünüzü artırmak ister miydiniz? Size mükemmel bir haberimiz var! Hemen hayatınıza dahil etmeniz gereken 6 alışkanlık ile hafızanızı geliştirip, bilişsel yeteneklerinizi güçlendirerek daha akıllı olabilirsiniz.

6 maddeye başlamadan önce, bu maddelerin hepsiyle alakalı olan bir şeyden bahsetmemiz gerekiyor: Dikkatli olmak!

Beyin gücünüzü artırmak ve hafızanızı geliştirmek için yapmanız gereken önemli şey dikkatli olmaktır.

Buna kısaca kasıtlı olarak dikkat etmek diyebiliriz. Dikkatli olmanın beyindeki gri maddeyi artırdığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Gri madde sizin daha net düşünmenize ve daha çok hatırlamanıza yardımcı olmaktadır. Bu 6 maddeye dikkat etmeyi koymamamızın sebebi hepsini yapabilmek için zaten hali hazırda dikkat etmeniz gerektiğindendir.

Uyku döngünüzü maksimize edin

Hayatımızın 1/3’ünü uyuyarak geçiriyoruz, en azından öyle olduğunu umuyoruz. Uyuduğumuzda, 3 evreli bir döngüye giriyoruz ve bu döngü tüm gece boyunca tekrarlanıyor. İlk evre hafif uyku olup 30 dakika sürüyor ve ilk uykuya daldığımız zaman gerçekleşiyor. Devamında ise derin uyku geliyor ki, bu süreç 30-60 dakika arası gerçekleşiyor. Derin uykuda vücut kendini iyileştiriyor. HGH adında bir hormon salgılanarak vücutta onarılması gereken noktaları onarıyor. Eğer antrenman sonrası ağrı hissediyorsanız, bu evre sizin sabah uyandığınızda ağrı duymamanızı sağlamakla görevli oluyor.

Final evresi ise REM uykusu denilen ve 60-90 dakika arası sürmektedir. Bu evrede beynimizin onarılmaktadır. REM rüya görme evresi olarak da bilinir; fakat aynı zamanda düşüncelerinizin ve hafızanın sınıflandırıldığı evre olarak da bilinmektedir. Gece boyunca döngüler farklı evrelerde farklı önceliklere göre işlemektedir.

Vücudunuz ilk önce iyileştirilen bölgedir. Daha sonra sıra beyne gelir. Bu yüzden günde 7.5 ile 9 saat arası uyumak hayati derecede önem taşımaktadır. Ortalama bir Amerikalı insan günde 6.8 saat uyumaktadır ve hayatının büyük bir kısmını uykusuz olarak geçirir.

Uygulama:

Günde en az 7.5 saat uyumak için elinizden geleni yapın ve eğer gün içinde biraz şekerleme yapmanız gerekiyorsa, mutlaka yapın! Eğer siz de bazı insanlar gibi uykunun zayıflık belirtisi olduğunu düşünüyor ve size 6 saat uykunun yettiğini düşünüyorsanız, bir gece 7.5 saat uyumayı deneyince bunun sizin için ne kadar verimli olduğunu, gün içerisinde ruh halinize ne kadar olumlu etki ettiğini göreceksiniz.

Besin alımınızı maksimize edin

Hayatta ne ekersen onu biçersin! Eğer arabanızın en iyi performansla çalışmasını istiyorsanız, en iyi benzini koymalısınız. Eğer vücudunuzun ve beyninizin en iyi şekilde çalışmasını istiyorsanız, en iyi besinlerle beslenmelisiniz. İlk etapta bir oturuşta çok yemek yeme huyunuzdan vazgeçin. Günde 3 büyük öğün yiyorsanız, bunu 6 küçük öğüne bölün. Beynin en iyi çalışması için bir seferde 25 gram glükoz alması gerekir. Bu da bir muza eşittir. Dopamin gibi bizi mutlu hissettiren hormon içeren birçok besin maddesi bulunmaktadır. Bazı uzmanlar iki avuç kaju tüketmenin doğal antidepresan özelliği taşıdığını söylemektedirler.

Uygulama:

İlk olarak, porsiyonlarınızı küçültün. Daha sonra, vücudunuza sağlıklı ne almak istediğinizi düşünün. Vücudunuza aldığınız her besin maddesi size farklı etki etmektedir, bu yüzden sağlıklı şeyler tüketmelisiniz. Eğer ne yemeniz konusunda emin değilseniz, Google parmaklarınızın ucunda. Hemen sorun ve öğrenin, beyniniz ve vücudunuzun size müteşekkir olacaktır.

Yazın

Kağıda bir şey yazdığınızda beyniniz onu bilgisayara veya telefonunuza yazdığınızdan daha farklı görecektir. Kağıda bir şeyler yazıyorsanız, yazdıklarınız beyninizde daha uzun süre kalır.

Uygulama:

YazMaya başlamanın birçok yolu bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi bir sonraki günün sorumluluklarını/aktivitelerini yazmak olabilir. Bu endişelerinizden kurtulmanız konusunda size yardım eder, bir sonraki gün neler yapmanız gerektiği konusunda size fikir verir ve rahat bir uyku uyumanıza yardımcı olur. Aynı zamanda ertesi gün uyanıp hiç düşünmenize gerek kalmadan takviminize uymanıza yardımcı olur. Her ne kadar, bir şeyleri kağıda dökmek daha faydalı olsa da, bu konuda siz yardımcı olacak bir mobil uygulamayı akıllı telefonunuza indirmek her aklınıza gelen şeyi anında not etmenize fırsat verir. Gün içerisinde aklınıza birçok süper fikir geliyor ve uçup gidiyor. Bu fikirleri ele geçirirseniz, onları sonsuza kadar kaybetmekten kurtulursunuz.

Konfor alanınızdan çıkın

Konfor alanınızdan çıkmak, yeni şeyler denemek veya sadece kendinizi başka bir yerde konumlandırmak bazı şeyleri görmesi konusunda beyninize yardımcı olur. Beyniniz sürekli aynı ortamlarda bulunmaya göre yeni çevrelerde olmaya daha farklı tepkiler vermektedir. Sürekli aynı ortamlarda bulunursanız beyniniz kendini otomatik pilota alacaktır. Bu durumla daha önce karşılaştığı için anlamak için uğraşmayacaktır. Ama eğer senaryoyu değiştirirseniz, beyniniz yeni şeyler görmeye başlayacak ve bazı şeyleri farklı algılayacaktır. Bunu gerçekleştirmesinin sebebi ‘dikkat etmesi’ gerektiğindendir. İşte sihir tam da bu noktada gerçekleşmektedir.

Burada değinmek istediğimiz aslında, bazı şeylerin bizim kafamızda gerçekleştiğine vurgu yapmaktır. Bir proje üzerine çalışıyor olabilirsiniz ve bazı şeylerin eksik olduğu konusunda kaygılarınız bulunabilir. Beyniniz yeni bir ortama girdiğinde eksik parçalar aniden gün yüzüne çıkabilir!

Uygulama:

Bunu gerçekleştirmenin birçok farklı yolu vardır, fakat en kolay cevap rutini kırmak olacaktır. Eve dönüş yolunuzu veya antrenman rutininizi değiştirmek beyninizin rutini kırmasını sağlayacaktır.

Egzersiz yapın

Vücudunuza sayısız faydasının yanı sıra, egzersiz yapmanın beyninize de şaşırtıcı etkileri vardır. Egzersiz yaptığınızda, beyniniz endorfin salgılayarak kendinizi iyi hissetmenizi sağlar. Stresi azaltarak sağlığınıza zararlı olan kortisol hormonunu elimine eder. Kortisol, düşüncelerinizi olumsuz yönde etkiler ve bilişsel yeteneğinizi düşürür. Bu sebepten dolayı, iyi hissetmek ve net düşünmek için, pedal çevirin, ağırlık kaldırın, yoga dersine gidin veya sevdiğiniz hangi egzersiz varsa onu yapın.

Uygulama:

Hazır değilseniz bile, egzersiz yapmaya başlayın! Spor salonuna gitmek zorunda değilsiniz, evinizde de bazı egzersizleri kolayca uygulayabilirsiniz. Bunun dışında, aktif olmak için bilinçli tercihler yapın. Asansör yerine merdivenleri kullanın. Arabanızı evinize en yakın yere değil, biraz uzağa park ederek yürümeyi tercih edin.

Yavaşlayın

Yavaşlamak size tembel bir insanın tavsiyesi gibi gelse de, gerçekte size yardımı olabilir. Sürekli ‘meşgul olmak’ veya ‘aynı anda birden çok işle ilgilenmek’ üretkenliğinize zarar veren iki unsurdur. Yavaşladığınızda ve dikkatlı bir şekilde hedefe konsantre olduğunuzda, %100’ünüzü o göreve verirsiniz. Aynı anda iki işle meşgul olursanız, iki işe de %50’inizi verirsiniz ki, bu üretkenliğinizi oldukça düşürür. İşi iyi yapmanızın ve verimli olmanızın yanında, bu durum stresinizi azaltarak beyninizdeki kortizolü elimine eder. Ayrıca yavaşlama daha az hata yapmamıza da yardımcı olur.

Uygulama:

Bu madde oldukça kolay olsa da, bazı sebeplerden uygulanması en zor olandır. Hep daha hızlı olmak konusunda eğitildiğimizden dolayı bu mantalite karışıklığı ortaya çıkarıyor. O yüzden yarın yapacaklarınızı yazın ve dikkatli bir şekilde ertesi gün o maddeleri yapın. Her bir maddeyi tamamladığınızda kendinizi daha mutlu ve rahatlamış hissedeceksiniz. Yavaşlayın ve tadını çıkarın.

Bu 6 alışkanlığı uygulamaya başladığınızda yalnızca beyin gücünüzün ve hafızanızın geliştiğini değil, ruh halinizin de hiç olmadığı kadar iyi olduğunu göreceksiniz.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Tarihin ilk hackerıyla tanışmak ister misiniz?

mıt, bilgisayar şifresi kıran ilk hacker, allan scherr

Bilgisayar çağı boyunca birçok şifreleme yöntemi geliştirildi ve kırıldı. Peki bu şifreler hayatımıza ne zaman girdi? İşte bir bilgisayarın şifresini kıran ilk insan Allan Scherr ve hikayesi…

Allan Scherr: Bilgisayar şifresi kıran ilk hacker

1962 yılında ABD’nin en prestijli üniversitelerinden Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ndeki (MIT) bilim insanları bilgisayarların güvenliği için yeni bir sistem geliştirdi: Şifre.

Zaman paylaşımlı işletim sistemini (CTSS) kullanan MIT’li araştırmacılar, o dönem bilgisayarları paylaşmak zorundaydı ve kullanım süreleri kısıtlıydı.

Farklı kullanıcıların dünyanın farklı yerlerinden ve bir telefon ağı aracılığıyla girdiği sistemi sömürenler de yok değildi.

Nihayetinde her çalışana sisteme erişmesi için kişisel bir şifre verilmesine karar verildi.

Günümüzde bilgisayar ve internet teknolojileri için güvenlik olmazsa olmaz. 1960’lı yıllarda ise şifre kavramı bilgisayar dünyası için çok yeniydi.

Tüm şifrelere giden dosya

Bilgisayar bilimci Fernando Corbató’nun geliştirdiği bu sistemle bilgisayara girenler, kendilerine ayrılan süre bittiğinde sisteme yeniden giriş yapamıyordu.

Ancak her güvenlik sistemi gibi bunu da istismar edecek biri çıktı: MIT’de yüksek lisans eğitimini sürdüren genç bilgisayar bilimci Allan Scherr.

Scherr, yüksek lisans tezi için bu sistemin performansını ölçmeliydi. Ancak toplamda sadece 10 saati vardı:

“Bu sistemdeki farklı değişkenleri ölçebilmem için özel erişim iznim vardı. Yaklaşık 30 simulasyon hazırlamalıydım ama bana ayrılan süre çok azdı. Daha çok süre istedim ve reddettiler. Ben de bana ayrılan süreyi sıfıra indirmenin yolunu buldum.”

Scherr önce tüm şifrelerin toplandığı ‘Gizli kullanıcı şifreleri’ isimli dosyayı buldu. Dosya isminde ‘gizli’ kelimesi özellikle tersten yazılmıştı.

Kimsenin haberi bile olmadan bu dosyayı yazdırmanın bir yolunu bulan Scherr, sistemde kullanılan tüm kişisel şifrelerin bir kopyasına sahip oldu.

“Artık sisteme istediğim zaman ve sürede girebiliyordum” diyen Scherr, arkasını kollaması için bir de suç arkadaşı buldu.

Programın finansal yöneticisine sus payı olarak şifrelerin listesini el altından vermeyi teklif etti, o da kabul etti.

Scherr patronlarından bazılarının sistemlerini hacklemekle kalmayıp, arkasında onlarla dalga geçen mesajlar bırakıyordu.

‘Kafamı bir sürü şifreyle doldurmaktan hoşlanmıyorum’

1960’lu yıllardan sonra şifre kullanımı günlük hayatın bir parçası olmaya başladı.

Hava limanlarında da yolcu bilgilerine erişim için şifreler kullanılmaya başlandı. 1970’li yıllarda artık banka müşterileri hesap bilgilerine bu sistemle ulaşıyordu.

1980’lere gelindiğinde şifre gerektiren paylaşımlı bilgisayarların kullanımı yaygınlaştı.

Şifre, ekmek ve su gibi en temel ihtiyaçlarımızdan biri haline geldi.

Scherr’e göre, bir gün uyanıp da kendi yaşamımıza erişimimizin engellendiğini öğreneceğimiz yakın:

“Bence şimdiden bunu yaşıyoruz. Telefona pin kodunu birkaç kez yanlış giriyoruz, telefon devre dışı kalıyor.”

MIT’yi bitirdikten sonra 30 yıla yakın IBM teknoloji şirketinde çalışan Scherr, IBM’in yazılım sistemi ve uygulama ve mini bilgisayarlarla iletişim ağını geliştiren kişiydi.

Peki bilgisayar endüstrisinin ilk hackerlarından Scherr, başkalarının onun şifresini kırmasını nasıl engelliyor?

‘Kırılamaz şifre’nin formülü ne olabilir?

Sherr’in yanıtı şaşırtıcı:

“Kafamı bir sürü şifreyle doldurmaktan hoşlanmıyorum.

“Ezberlediğim uzun ve karmaşık tek bir şifre var, tüm şifrelerimi yöneten bir uygulamaya girmemi sağlıyor.”

Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

Mutlu olma korkusu: Çerofobi nedir?

mutluluk korkusu, Manşet, çerofobi nedir, çerofobi belirtileri

Mutlu olmayı hak etmediğinizi mi düşünüyorsunuz? Eğer mutlu olursanız bunun olumsuz sonuçlar doğuracağına mı inanıyorsunuz? O zaman siz de mutluluk fobisine sahip olabilirsiniz. İşte çerofobi olarak da bilinen mutluluk korkusu hakkında her şey…

Mutluluktan korkmanın diğer adı: Çerofobi

Çerofobi, hakkında pek konuşulmasa da oldukça yaygın olduğu düşünülen bir sorun. Mutluluk korkusu diye bilinen bu kaygı türü, insan hayatını çekilmez bir hale getirebiliyor. Tedaviye başlamak için, önce geçmişinizi eşelemeniz gerekiyor.

Bir şeyin gerçek olamayacak derecede iyi göründüğünü hissettiğinizde, yani son zamanlarda sizin yararınıza birçok şey yaşandığını fark ettiğinizde, bu durum şüpheli mi görünüyor?

Kimi insanlar bu duyguyu aşamaz ve iyi şans, zihinlerinde bir uğursuzluğa dönüşür.

Akıldışı bir nefret duygusuna sahip olan insanlar, “Çerofobi” adı verilen bir olgudan mustariptir. Bu terim “keyifliyim/neşeliyim” anlamına gelen “chairo” kelimesinden türemiştir. Temel anlamda, (bu kişilerin) eğlenceli bir şeye katılmaya korkması anlamına gelir.

Korkutucu olan şey aktiviteler değil; şayet (eğlenceye) katılırsanız, mutlu ve kaygısız durumdayken korkunç bir şey olacağı korkusudur.

Çerofobi yaygın biçimde kullanılmıyor ya da iyi tanımlanmamış bir terim ve ruh sağlığı durumlarının teşhisinde temel kaynak olan (ABD’de kullanılan) ‘Zihinsel Bozukluklar Tanısal ve Sayısal Kılavuzu’nun  (DSM-5) son baskısında mevcut değil.

Ancak Healthline adlı siteye göre, kimi tıp uzmanları Çerofobi’yi bir kaygı biçimi olarak sınıflandırıyor.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

Büyük ihtimalle çerofobisi olan biri her an için üzüntü yaşamıyor, yalnızca mutluluk yaşatabilecek olaylardan ve etkinliklerden kaçınıyor.

Healthline’ın aktardığına göre, bozukluğun kimi işaretleri şunlar:

– Bir sosyal buluşmaya davet edildiğinde endişe hissi.

– Kötü bir şeyin gerçekleşeceği korkusundan dolayı olumlu yaşamsal değişimler sağlayabilecek fırsatları görmezden gelme.

– “Eğlenceli” etkinliklere katılmayı reddetmek.

– Mutluluğu düşünmenin kişiyi kötü veya fena birisi yapacağı düşüncesi

– Mutluluğu düşünmenin kötü bir olayın gerçekleşeceği anlamına geldiğine inanmak

– Mutluluğu göstermenin, sizin ya da aileniz veya arkadaşlarınız için kötü olduğuna inanmak.

– Mutlu olmaya çabalamanın zaman ve enerji kaybı olduğunu düşünmek.

Psikiyatrist Carrie Barron, ‘Psychology Today’ adlı sitede yayınlanan bir blog yazısında, “zevk alma korkusu” biçiminde tanımlanan “Hedonofobi” ya da Çerofobi yaşayan insanlarla ilgili olası sebepleri ele alıyor.

“Bugünlerde, mutluluk arayışını konu alan birçok konuşma var,” diye yazmış.

“Bir insanın bu pozitif duygudan korkması olağandışı görünebilir. Şayet çocukluk dönemine dayanan bir mutluluk/ceza ilişkisinden kaynaklanıyorsa, düşündüğümüzden çok daha yaygın olabilir.”

SEBEBİ OLUMSUZ DENEYİMLER OLABİLİR

Örneğin, sevdiğiniz bir insanla veya belirli bir olayla ilişkilendirdiğiniz olumsuz bir deneyim ile çatışma yaşama korkusundan kaynaklanıyor olabilir. Mutluluk verici bir olayın hemen ardından kötü şeyler yaşamışsanız, buna karşı bir direnç geliştirebilirsiniz.

Barron, “Eğer zevk almaktan hoşlanmıyorsanız, bunun sebebi yol üzerinde bir yerde öfke, ceza, aşağılama ya da hırsızlığın -zevki siz hak etseniz de onlar ele geçirmiş ve- sevincinizi öldürmüş olması mümkün,” diye ekliyor. “Artık bunu hissetmekten korkuyorsunuz; zira, ardından bir hayal kırıklığı geliyor.”

Metro haber sitesinin gerçekleştirdiği bir söyleşide, blog yazarı Stephanie Yeboah, kendi deneyiminden çerofobi ile yaşamanın neye benzediğini anlatıyor:

“Bu, mutluluğun uzun sürmeyeceğini hissetmeniz nedeniyle tam anlamıyla bir ümitsizlik hissi yaşatıyor; bu ise, bir şeye dâhil olmaktan veya aktif biçimde bir şeyler yapmaktan kaygı duymanıza neden oluyor.

“Mutluluk korkusu, bir kişinin aralıksız olarak mutsuzluk içinde yaşadığı anlamına gelmiyor. Benim durumumda, çerofobi, travmatik olaylar nedeniyle daha da kötüleşti ve tetiklendi. Kazanılan bir kampanyayı kutlamak, zor bir görevi tamamlamak ya da bir müşteriyi kazanmak gibi şeyler bile huzursuz hissettiriyor.

Yeboah’ın çok da faydalı olmadığını ifade ettiği çerofobi tedavisi, kimi durumlarda depresyon sorununu tedavi etmekle karıştırılabiliyor.

“Çerofobi hakkında çok fazla kaynak olmadığı için yapabileceğim pek bir şey yok, bu yüzden sadece onunla yaşamaya devam ediyorum ve mümkün olduğu kadar onu düşünmekten kaçınıyorum.”

GEÇMİŞLE HESAPLAŞMAK GEREKİYOR

Barron, geçmişinizi eşelemenin başlangıç için iyi bir yer olduğunu, bu sayede olumsuz sonuçlardan korkmaksızın, keyfince zaman geçirmeye, eğlenmeye ve mutluluğa karşı tolerans göstermeyi deneyebileceğinizi söylüyor.

Bilhassa, iç-görü odaklı psikoterapi ve bilişsel davranışçı terapiler gibi tedavilerin, insanların sebepleri idrak etmede, ayrıca zevk ve acı arasında kurdukları olumsuz bağlantıları çözme noktasında yararlı olduğunu söylüyor.

Çerofobi ile uğraşmak, her şeyden öte, düşünme biçiminizi değiştiriyor. Şayet aynı sorunu yaşadığınızı düşünüyorsanız, büyük ihtimalle, geçmişte yaşanan bir çatışma ya da travma sebebiyle ortaya çıkan bir savunma mekanizmasıdır.

Sorunlarınız üzerinde çalışmak zaman alır; fakat tedavi ile bunu geçmişte bırakacak, mutluluğun tadını çıkaracak ve işte o anda yaşamaya başlayabileceksiniz.

Yazar: Lindsay Dodgson
Çeviren: Tarkan Tufan
Kaynak: www.gazeteduvar.com

Okumaya devam et

MAKALE

2019’un rengi belli oldu!

renk trendleri, pantone 2019, canlı mercan rengi, 2019 yılının rengi

Bu renk insana yaşama sevinci aşılıyor. Her bakışta farklı algılanan rengin sırrı ise denizin derinliklerinde gizli… Yeni yılda bu rengi sıkça görmeye hazır olun! İşte 2019’un rengi …

Pantone, 2019’un rengini açıkladı: Yaşama sevinci aşılıyor

Pantone Renk Enstitüsü her sene seçtiği yılın rengiyle pek çok sektörde kullanılan renk trendlerine ilham oluyor.

Pantone Renk Ensititüsü,  2019 yılının renginin, PANTONE 16-1546 Living Coral, yani  “canlı mercan” olduğunu açıkladı. Her bakışta farklı algılandığı söylenen “canlı mercan” renginin bakıldığı zaman insana yaşama sevinci aşıladığı düşünülüyor. Enstititü, her yıl renk belirlerken, topluma umut aşılayacak ve iç açacak renkler seçmeye özen gösterdiğini belirtti.

Son 20 yıldır insanların satın alma eğilimlerini, moda, mimarlık, dekorasyon ve ürün geliştirme stratejilerini yönlendiren renk trendlerini belirleyen Pantone Renk Enstitüsü, 2019 yılında canlı mercan renginin pek çok alanda karşımıza çıkacağını belirtiyor.

“Canlı mercan” hakkında yapılan yorumlardan biri de bu rengin her an karşılaşılabilecek bir renk olmayışı. Genel olarak denizin derinliklerinde yaşayan ıstakoz, karides, yengeç gibi hayvanlarda görülebiliyor. Bu sebeple insanlarda merak uyandırdığı ifade ediliyor.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

TREND