Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Ben bilmem beynim bilir!

“Her Çocuk Üstün Yeteneklidir” kitabının yazarı, Boğaziçi Üniversitesi öğretim üysi Dr. Bahar Eriş, beyin haftasının önemini ve beyni nasıl çalıştırmak gerektiğini anlattı. Kafasının içinde beyin olan herkesin okuması gereken bir yazı!

“Her Çocuk Üstün Yeteneklidir” kitabının yazarı, Boğaziçi Üniversitesi öğretim üysi Dr. Bahar Eriş, beyin haftasının önemini ve beyni nasıl çalıştırmak gerektiğini anlattı. Kafasının içinde beyin olan herkesin okuması gereken bir yazı!

BEYİN NE DERSE O OLUR!  

“İyi bir kafaya sahip olmak yetmez, onu iyi kullanmayı da öğrenmeli insan.” Descartes

“Başkalarının söylediklerini tekrar edebilmek eğitim ister,

sorgulamak ise beyin gerektirir”.  – Mary Pettibone Poole – 

Dikkatinizi toplayamamaktan mı şikayetçisiniz?

Ruh haliniz Türkiye’deki dolar kuru gibi sürekli inip çıkıyor mu?

Duru düşünme yeteneğinizi mi kaybettiniz?

Öğrenme güçlüğü mü çekiyorsunuz?

İrade gücünüzün zayıfladığını mı hissediyorsunuz?

Sürekli hatalı kararlar mı veriyorsunuz?

Kafanız karmakarışık mı?

Bu yazıyı da zorla mı okuyorsunuz?

Peki bu sorunların çoğundan hangi organınızın sorumlu olduğunuz biliyor musunuz?

Bunlardan sorumlu olan organ, beynimiz. Beynimiz, vücudumuzun sadece %2’sini işgal ediyor, ama %98’ine hükmediyor. Bu sorunların çoğu, beyni nasıl kullanacağımızı bilmemekten kaynaklanıyor. Dahi bir çocuğun anne babası olmak gibi: “Boyundan büyük fikirleri” olan bu organı iyi yönetmezseniz, o sizi yönetmeye başlıyor!

Bayram değil, seyran değil, bu beyin şimdi nereden çıktı?

Bu hafta “beyin bayramı”nı kutluyoruz. Tam adıyla “Beyin Haftası”. Her yıl 13-19 Mart arası, Türkiye’de ve dünyanın 70 kadar ülkesinde “Beyin Haftası” olarak kutlanıyor.  Amaç, beynin yapısı, nasıl çalıştığı, beyinle ilgili araştırmalar konusunda yediden yetmişe farkındalığı arttırmak.

“Benim niye haberim yok” mu diyorsunuz? Beyin henüz ticari anlamda keşfedilmediği için olabilir. Mesela Sevgililer Günü’nde her taraf kırmızı kalp görselleriyle dolup taşıyor, her mağaza sevgiliye hediye alınması gerektiğini hatırlatıyor, “sevgilin yoksa üzülme” partileri düzenleniyor. 

Beyin Haftası’nda benzer manzaraları henüz göremiyoruz. Beyin şeklinde çikolatalar, mağaza vitrinlerinden fırlayan beyin görselleri, kitapçılarda Beyin Haftası için seçmeler köşesi, “bir beyniniz yok diye üzülmeyin, partimize gelin” tarzı reklamlar henüz yok. Beynin şekli buna müsait değil diyebilirsiniz; buruşuk, sevimsiz, çirkin bir organ sonuçta (aslında beynin kırışık olanı makbul, ne kadar kırışıksa o kadar zeki olduğunuz anlamına geliyor!). Ama düşünürsek kalbin de havalı imajının tersine, gerçekte muhteşem bir görüntüsü yok. Eminim bunu ticarete dökmek isteyenler, bu konuda beyinlerini çalıştırıp yaratıcı davranacaklardır. 

Beyin Haftası’nın Türkiye’deki mimarı, yazar Mümin Sekman. Türkiye’de “başarı” ve “kişisel gelişim” denilince akla ilk gelen isim olan Sekman, Beyin Haftası’nın amacını, “Kültürümüzde beyne verilen değeri yüceltmek ve beyni doğru kullanma bilincini yaygınlaştırmak” olarak özetliyor. 

Bilim ve teknoloji tüketicisi değil üreticisi olmak… Beyin göçü vermek yerine beyin göçü alabilmek…  Eğitim sistemimizle rezil olmak değil örnek olmak… Gazeteleri açtığımızda ülkemizde iyi şeyler olabildiğini de gösteren daha çok haber okuyabilmek …

Bütün bunlar için beynimizi daha iyi kullanmamız gerektiği kesin. 

“Soylu beynimiz katlansın mı

Bunca sillesine tokadına kaderin?

Yoksa toparlanıp geçsin mi karşı saldırıya

Bu bela denizindeki savaşta?” demiş Shakespeare.

İşte bütün mesele bu!

Beyninizi doğru kullanıyor musunuz?

Mümin Sekman’ın, Herşey Beyinde Başlar adlı kitabında, beynimizi nasıl kullanıma sokabileceğimize dair bir çok yararlı öneri var. Buradaki öneriler, çeşitli araştırmalarca da destekleniyor.

Okurken kendinize sorun: Bunları yapıyor muyum? Çocuğum bunları yapıyor mu? Yapmıyorsanız, doktordan ya da dostlardan medet ummadan önce bunları denemeye değer.

  • Açık havada yürüyor musunuz?

İnsan beyni ayaktayken %10 daha fazla çalışıyormuş. Önemli kararlar alırken yürümek öneriliyor. Örneğin Steve Jobs iş başvurusu yapan adaylarla hep yürüyerek mülakat yaparmış. Antikçağ filozofları derslerini yürüyerek anlatırlarmış.

Oksijen ve hareket, beynin fit kalması için çok önemli. Evinizi yeterince havalandırmamak bile, beyninizi yavaşlatabilir.

  • Bugün “yeni” bir şey öğrendiniz mi?

Yeni bir yabancı dil öğrenmeye çalışmak, resim yapmaya başlamak, fotoğraf çekmek, her gün birkaç yeni sözcük öğrenip kullanmaya çalışmak… Bu tür yeni beceriler edinmek, genel olarak beynimize fayda sağlıyor. Sekman, “Beyni yoran en önemli şey monotonluktur” diyor. Ezber yapanların Alzheimer riskini azalttığına dair bir araştırmadan da söz ediliyor.

Her gün yabancı dilde yeni kelimeler ezberlemeye çalışabilirsiniz. Bunu yapamıyorsanız, alışveriş listenizi veya telefon numaralarını ezberlemeyi deneyebilirsiniz.

  • Bugün beyninizi şaşırttınız mı?

Farklı dünya görüşü olan kişilerle birlikte olmak, farklı kitaplar okumak, çocuklarla vakit geçirmek, hayvanlarla oynamak, yeni yerler gezmek görüş açınızı zenginleştirir.

Davranışlarda değişiklik yapmak da beyne faydalı. Eve hep aynı yoldan gidiyorsanız, yarın farklı bir yoldan gidin. Sağ elinizle yazıyorsanız, bir dahaki sefer solla yazmayı deneyin. Evin hep aynı koltuğunda oturuyorsanız, farklı bir köşesinde oturun.

Bebeğiniz için de aynı şey geçerli. Örneğin bebeği kucağınızda bir dakika boyunca aynı yöne doğru tutuyorsanız, bir dakika sonra farklı yöne doğru tutun. Böylece etrafta farklı, yeni nesneler görecektir, bu da beyninde yeni bağlantılar oluşmasını sağlayacaktır.

  • Bir müzik enstrümanı çalıyor musunuz? En azından bugün hiç müzik dinlediniz mi?

Çeşitli araştırmalar, müzik enstrümanı çalmanın beynin anatomisini değiştirdiğini ve daha hızlı ve doğru düşünmeye yardım ettiğini gösteriyor.

Müzik dinlemek aynı derecede etki sağlamıyor, ancak yine de bir faydası var. 1990’larda yapılan bir araştırmada, üniversite öğrencilerinin Mozart dinledikten sonra geçici bir süreyle IQ skorlarında artış görülmüş.  Hatta bunun üzerine “Mozart Etkisi” diye bir kitap bile yazılmış!

  • Bulmaca çözerek akıl kaslarınızı çalıştırdınız mı?

Sekman, “Bulmacalar akıl kaslarını çalıştırır” diyor. Özellikle Sudoku gibi bulmacalar ve satranç gibi dikkati geliştiren, odaklanmaya yardımcı olan oyunlar oynayabilirsiniz.

  • Uykunuzu yeterince alıyor musunuz?

İyi uyku, kaliteli bir beyin için çok önemli. Einstein günde 10 saatten fazla uyuyormuş! Çok uyuduğu için çok zeki demek temelsiz bir çıkarım olur, ama iyi uyumasaydı belki bu kadar sağlam bir beyni olmazdı, çünkü uykusuzluk beyin hücrelerini öldürüyor. Uyku, öğrenme potansiyelini ve zihinsel performansı da arttırıyor. Örneğin Almanya’da 18-32 yaş arası kadın ve erkeklerle yapılan bir araştırmada, katılımcılara bir dizi karmaşık matematik problemi verilmiş. Uykusunu alan grup, uykusuz gruba göre üç kat daha başarılı olmuş.

Kısacası, yastığınızla daha fazla zaman geçirin. Ayrıca aranızda düzenli bir ilişki olsun, çünkü uyku süresi kadar uyku düzeni de beynin iyi çalışması için önemli. 

  • Düzenli kitap okuyor musunuz?

Kitap okumak da zihin kaslarını çalıştırıyor.  Erken dönemde kitap okuma; çocukların okul çağında başarısına, hayal gücünün artmasına; empati, iletişim, dinleme, konsantrasyon gibi becerilerinin gelişmesine büyük katkı sağlıyor. Ayrıca çocukla kitap okumak, anne baba ve çocuk arasındaki iletişimi ve duygusal bağı geliştirmeyi de sağlıyor. 

Düzenli kitap okumak demek her seferinde yeni sözcüklerle karşı karşıya gelmek demek. Dolayısıyla erken dönemde ve sık kitap okuma sözel yeteneğin gelişmesinde çok önemli rol oynuyor. Bu tür ailelerde yetişen çocuklar 2-3 yaşında bile daha farklı koşullardan gelen çocuklara göre çok ileride oluyor.

  • Düzgün besleniyor musunuz?

Düzenli ve doğru beslenme beynin düzgün çalışması için çok önemli. Özellikle balık, beyin denince en çok akla gelen besinlerden biri. Haftada bir kez yağlı balık tüketmek fayda sağlıyor. Bunu yapamıyorsanız da en azından Omega 3 ve Omega 6 yönünden zengin takviyeler almak öneriliyor. İsveç’te 4000 genç erkek ile yapılan çalışmada, haftada iki kez balık yemeninin zeka testinde sözel ve görsel-uzaysal skorlarını %10’ün üzerinde arttırdığı tespit edilmiş.

 Journal of Epidemiology and Community Health dergisinde yayınlanan bir araştırmada da, 4000 çocuğun beslenme alışkanlıkları ile IQ testi sonuçları arasındaki ilişkiye bakılmış. Taze meyve, sebze, et, balık, tahıllı gıdalar alan ve işlenmiş gıdaları daha az tüketen çocukların,  işlenmiş gıdalar tüketen çocuklara göre IQ skorları daha yüksek çıkmış. Fast-food’dan ve ambalajlı yiyeceklerden ne kadar uzak durursak, beynimiz başarıya o kadar yakın oluyor.

  • Şeker tüketiminiz kontrollü mü?

Fazla şeker tüketimi, uzun vadede, öğrenme ve hafızaya olumsuz etki ediyor. Yüksek miktarda şeker alındığında, duru düşünme yeteneğimiz sekteye uğruyor. 

  • Zamanınızı kaliteli faaliyetlerle mi geçiriyorsunuz?  TV’yi kapalı tutuyor musunuz?

American Journal of Preventative Medicine’da 2010’da yayınlanan bir araştırmada, 4000 kişinin genel zeka düzeyine ve her gün ne kadar TV izlediklerine bakılmış. En çok TV izleyenler, en düşük skorları almışlar. Iowa Devlet Üniversitesi’nden başka bir araştırmada da iki saatten fazla TV izleyen öğrencilerin hiperaktivite gibi dikkat bozuklukları teşhisi ihtimali iki kat daha yüksek çıkmış.

Çocuğun beyin gelişiminde de bu çok önemli. Zaman içinde beynin ne yönde gelişeceği, nasıl şekillendiği, çocuğun yaşadığı deneyimlerle ilişkilidir. Zamanını sürekli televizyon izleyerek, bilgisayar oynayarak, telefonundan mesajlar atarak geçiren bir çocukla; spor yapan, müzik dinleyen, ailesiyle zaman geçiren, eğitsel faaliyetlere katılan bir çocuğun beyni daha farklı biçimlerde gelişecektir.

  • Zihinsel zevklerinizi zenginleştiriyor musunuz?:

Charles Darwin, “Hayatımı bir kez daha yaşamak zorunda kalsaydım, haftada en az bir kere şiir okumayı ve müzik dinlemeyi kural haline getirirdim. Belki böylece, beynimdeki şu an zayıflamış kısımları aktif tutabilirdim” demiş. Bu tür faaliyetler beynin farklı yönlerden çalıştırdığı gibi, Sekman’ın ifadesiyle, “beyinsel zevk alma kapasitesini” geliştiriyor ve estetik algımızı da güçlendiriyor.

Bunun için neler yapabilirsiniz? Darwin gibi siz de şiir okuyabilirsiniz. Her gün güzel özdeyişler okuyabilirsiniz. Güzel bir resme ya da fotoğrafa bakabilirsiniz. Sevdiğiniz bir müziği tercihen gözünüz kapalı dinleyebilirsiniz. Gözünüzü açtığınızda beyniniz daha iyi çalışıyor olabilir!

  • Ne düşündüğünüzü düşünüyor musunuz?

Bir konu hakkında düşünürken, nasıl düşündüğünüzü de gözlemleyin. Düşünmek üzerine düşünmek, düşünce kalitesini artırıyor.

  • Beyninizi motive ediyor musunuz?

Günde aklımızdan 60 bin ile 80 bin arası düşünce geçiyormuş. Hayatınızda görmek istemediklerinizi değil, istediğiniz sonuçları aklınızın odağında tutun. Olumlu şeyler düşünmek, olumlu sonuçları çoğaltıyor. 

Beynimizi doğru kullanmaya dair başka bir çok öneri var. Yalnız, bunları okumak yetmiyor. İşe yaramaları için uygulamaya da koymak gerekiyor. Kendi adıma, beynimi daha iyi çalıştırmak için yapabileceğim çok şey olduğunu gördüm.

Ülkemizde daha çok beynin tedavüle girmesi dileğiyle, kitabın sonundaki öğütle bitireyim:

“Önce beynini öğrenmelisin.

Öğrenmediğin şeyi bilemezsin.

Bilmediğin şeyi kontrol edemezsin.

Kontrol edemediğin şeyi yönetemezsin.

Yönetemediğin şeyin sahibi sen olamazsın.

Sahibi olmadığın şey zamanla sana sahip olur!

Beynini bil, kendini bul.

Aklın başına toplansın!”

 

Kaynaklar:

Mümin Sekman, Her Şey Beyinde Başlar, Alfa Yayınları.

http://www.beyinhaftasi.com/

http://www.muminsekman.com/beyin-haftasi-13-19-mart-tarihlerinde-neler-yapilmali.html

https://www.kigem.com/beyin

http://www.forbes.com/sites/nextavenue/2013/08/06/how-you-can-make-your-brain-smarter-every-day/2/

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND