Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Ben bilmem beynim bilir!

“Her Çocuk Üstün Yeteneklidir” kitabının yazarı, Boğaziçi Üniversitesi öğretim üysi Dr. Bahar Eriş, beyin haftasının önemini ve beyni nasıl çalıştırmak gerektiğini anlattı. Kafasının içinde beyin olan herkesin okuması gereken bir yazı!

kişisel gelişim

“Her Çocuk Üstün Yeteneklidir” kitabının yazarı, Boğaziçi Üniversitesi öğretim üysi Dr. Bahar Eriş, beyin haftasının önemini ve beyni nasıl çalıştırmak gerektiğini anlattı. Kafasının içinde beyin olan herkesin okuması gereken bir yazı!

BEYİN NE DERSE O OLUR!  

“İyi bir kafaya sahip olmak yetmez, onu iyi kullanmayı da öğrenmeli insan.” Descartes

“Başkalarının söylediklerini tekrar edebilmek eğitim ister,

sorgulamak ise beyin gerektirir”.  – Mary Pettibone Poole – 

Dikkatinizi toplayamamaktan mı şikayetçisiniz?

Ruh haliniz Türkiye’deki dolar kuru gibi sürekli inip çıkıyor mu?

Duru düşünme yeteneğinizi mi kaybettiniz?

Öğrenme güçlüğü mü çekiyorsunuz?

İrade gücünüzün zayıfladığını mı hissediyorsunuz?

Sürekli hatalı kararlar mı veriyorsunuz?

Kafanız karmakarışık mı?

Bu yazıyı da zorla mı okuyorsunuz?

Peki bu sorunların çoğundan hangi organınızın sorumlu olduğunuz biliyor musunuz?

Bunlardan sorumlu olan organ, beynimiz. Beynimiz, vücudumuzun sadece %2’sini işgal ediyor, ama %98’ine hükmediyor. Bu sorunların çoğu, beyni nasıl kullanacağımızı bilmemekten kaynaklanıyor. Dahi bir çocuğun anne babası olmak gibi: “Boyundan büyük fikirleri” olan bu organı iyi yönetmezseniz, o sizi yönetmeye başlıyor!

Bayram değil, seyran değil, bu beyin şimdi nereden çıktı?

Bu hafta “beyin bayramı”nı kutluyoruz. Tam adıyla “Beyin Haftası”. Her yıl 13-19 Mart arası, Türkiye’de ve dünyanın 70 kadar ülkesinde “Beyin Haftası” olarak kutlanıyor.  Amaç, beynin yapısı, nasıl çalıştığı, beyinle ilgili araştırmalar konusunda yediden yetmişe farkındalığı arttırmak.

“Benim niye haberim yok” mu diyorsunuz? Beyin henüz ticari anlamda keşfedilmediği için olabilir. Mesela Sevgililer Günü’nde her taraf kırmızı kalp görselleriyle dolup taşıyor, her mağaza sevgiliye hediye alınması gerektiğini hatırlatıyor, “sevgilin yoksa üzülme” partileri düzenleniyor. 

Beyin Haftası’nda benzer manzaraları henüz göremiyoruz. Beyin şeklinde çikolatalar, mağaza vitrinlerinden fırlayan beyin görselleri, kitapçılarda Beyin Haftası için seçmeler köşesi, “bir beyniniz yok diye üzülmeyin, partimize gelin” tarzı reklamlar henüz yok. Beynin şekli buna müsait değil diyebilirsiniz; buruşuk, sevimsiz, çirkin bir organ sonuçta (aslında beynin kırışık olanı makbul, ne kadar kırışıksa o kadar zeki olduğunuz anlamına geliyor!). Ama düşünürsek kalbin de havalı imajının tersine, gerçekte muhteşem bir görüntüsü yok. Eminim bunu ticarete dökmek isteyenler, bu konuda beyinlerini çalıştırıp yaratıcı davranacaklardır. 

Beyin Haftası’nın Türkiye’deki mimarı, yazar Mümin Sekman. Türkiye’de “başarı” ve “kişisel gelişim” denilince akla ilk gelen isim olan Sekman, Beyin Haftası’nın amacını, “Kültürümüzde beyne verilen değeri yüceltmek ve beyni doğru kullanma bilincini yaygınlaştırmak” olarak özetliyor. 

Bilim ve teknoloji tüketicisi değil üreticisi olmak… Beyin göçü vermek yerine beyin göçü alabilmek…  Eğitim sistemimizle rezil olmak değil örnek olmak… Gazeteleri açtığımızda ülkemizde iyi şeyler olabildiğini de gösteren daha çok haber okuyabilmek …

Bütün bunlar için beynimizi daha iyi kullanmamız gerektiği kesin. 

“Soylu beynimiz katlansın mı

Bunca sillesine tokadına kaderin?

Yoksa toparlanıp geçsin mi karşı saldırıya

Bu bela denizindeki savaşta?” demiş Shakespeare.

İşte bütün mesele bu!

kişisel gelişim

Beyninizi doğru kullanıyor musunuz?

Mümin Sekman’ın, Herşey Beyinde Başlar adlı kitabında, beynimizi nasıl kullanıma sokabileceğimize dair bir çok yararlı öneri var. Buradaki öneriler, çeşitli araştırmalarca da destekleniyor.

Okurken kendinize sorun: Bunları yapıyor muyum? Çocuğum bunları yapıyor mu? Yapmıyorsanız, doktordan ya da dostlardan medet ummadan önce bunları denemeye değer.

  • Açık havada yürüyor musunuz?

İnsan beyni ayaktayken %10 daha fazla çalışıyormuş. Önemli kararlar alırken yürümek öneriliyor. Örneğin Steve Jobs iş başvurusu yapan adaylarla hep yürüyerek mülakat yaparmış. Antikçağ filozofları derslerini yürüyerek anlatırlarmış.

Oksijen ve hareket, beynin fit kalması için çok önemli. Evinizi yeterince havalandırmamak bile, beyninizi yavaşlatabilir.

  • Bugün “yeni” bir şey öğrendiniz mi?

Yeni bir yabancı dil öğrenmeye çalışmak, resim yapmaya başlamak, fotoğraf çekmek, her gün birkaç yeni sözcük öğrenip kullanmaya çalışmak… Bu tür yeni beceriler edinmek, genel olarak beynimize fayda sağlıyor. Sekman, “Beyni yoran en önemli şey monotonluktur” diyor. Ezber yapanların Alzheimer riskini azalttığına dair bir araştırmadan da söz ediliyor.

Her gün yabancı dilde yeni kelimeler ezberlemeye çalışabilirsiniz. Bunu yapamıyorsanız, alışveriş listenizi veya telefon numaralarını ezberlemeyi deneyebilirsiniz.

  • Bugün beyninizi şaşırttınız mı?

Farklı dünya görüşü olan kişilerle birlikte olmak, farklı kitaplar okumak, çocuklarla vakit geçirmek, hayvanlarla oynamak, yeni yerler gezmek görüş açınızı zenginleştirir.

Davranışlarda değişiklik yapmak da beyne faydalı. Eve hep aynı yoldan gidiyorsanız, yarın farklı bir yoldan gidin. Sağ elinizle yazıyorsanız, bir dahaki sefer solla yazmayı deneyin. Evin hep aynı koltuğunda oturuyorsanız, farklı bir köşesinde oturun.

Bebeğiniz için de aynı şey geçerli. Örneğin bebeği kucağınızda bir dakika boyunca aynı yöne doğru tutuyorsanız, bir dakika sonra farklı yöne doğru tutun. Böylece etrafta farklı, yeni nesneler görecektir, bu da beyninde yeni bağlantılar oluşmasını sağlayacaktır.

  • Bir müzik enstrümanı çalıyor musunuz? En azından bugün hiç müzik dinlediniz mi?

Çeşitli araştırmalar, müzik enstrümanı çalmanın beynin anatomisini değiştirdiğini ve daha hızlı ve doğru düşünmeye yardım ettiğini gösteriyor.

Müzik dinlemek aynı derecede etki sağlamıyor, ancak yine de bir faydası var. 1990’larda yapılan bir araştırmada, üniversite öğrencilerinin Mozart dinledikten sonra geçici bir süreyle IQ skorlarında artış görülmüş.  Hatta bunun üzerine “Mozart Etkisi” diye bir kitap bile yazılmış!

  • Bulmaca çözerek akıl kaslarınızı çalıştırdınız mı?

Sekman, “Bulmacalar akıl kaslarını çalıştırır” diyor. Özellikle Sudoku gibi bulmacalar ve satranç gibi dikkati geliştiren, odaklanmaya yardımcı olan oyunlar oynayabilirsiniz.

  • Uykunuzu yeterince alıyor musunuz?

İyi uyku, kaliteli bir beyin için çok önemli. Einstein günde 10 saatten fazla uyuyormuş! Çok uyuduğu için çok zeki demek temelsiz bir çıkarım olur, ama iyi uyumasaydı belki bu kadar sağlam bir beyni olmazdı, çünkü uykusuzluk beyin hücrelerini öldürüyor. Uyku, öğrenme potansiyelini ve zihinsel performansı da arttırıyor. Örneğin Almanya’da 18-32 yaş arası kadın ve erkeklerle yapılan bir araştırmada, katılımcılara bir dizi karmaşık matematik problemi verilmiş. Uykusunu alan grup, uykusuz gruba göre üç kat daha başarılı olmuş.

Kısacası, yastığınızla daha fazla zaman geçirin. Ayrıca aranızda düzenli bir ilişki olsun, çünkü uyku süresi kadar uyku düzeni de beynin iyi çalışması için önemli. 

  • Düzenli kitap okuyor musunuz?

Kitap okumak da zihin kaslarını çalıştırıyor.  Erken dönemde kitap okuma; çocukların okul çağında başarısına, hayal gücünün artmasına; empati, iletişim, dinleme, konsantrasyon gibi becerilerinin gelişmesine büyük katkı sağlıyor. Ayrıca çocukla kitap okumak, anne baba ve çocuk arasındaki iletişimi ve duygusal bağı geliştirmeyi de sağlıyor. 

Düzenli kitap okumak demek her seferinde yeni sözcüklerle karşı karşıya gelmek demek. Dolayısıyla erken dönemde ve sık kitap okuma sözel yeteneğin gelişmesinde çok önemli rol oynuyor. Bu tür ailelerde yetişen çocuklar 2-3 yaşında bile daha farklı koşullardan gelen çocuklara göre çok ileride oluyor.

  • Düzgün besleniyor musunuz?

Düzenli ve doğru beslenme beynin düzgün çalışması için çok önemli. Özellikle balık, beyin denince en çok akla gelen besinlerden biri. Haftada bir kez yağlı balık tüketmek fayda sağlıyor. Bunu yapamıyorsanız da en azından Omega 3 ve Omega 6 yönünden zengin takviyeler almak öneriliyor. İsveç’te 4000 genç erkek ile yapılan çalışmada, haftada iki kez balık yemeninin zeka testinde sözel ve görsel-uzaysal skorlarını %10’ün üzerinde arttırdığı tespit edilmiş.

 Journal of Epidemiology and Community Health dergisinde yayınlanan bir araştırmada da, 4000 çocuğun beslenme alışkanlıkları ile IQ testi sonuçları arasındaki ilişkiye bakılmış. Taze meyve, sebze, et, balık, tahıllı gıdalar alan ve işlenmiş gıdaları daha az tüketen çocukların,  işlenmiş gıdalar tüketen çocuklara göre IQ skorları daha yüksek çıkmış. Fast-food’dan ve ambalajlı yiyeceklerden ne kadar uzak durursak, beynimiz başarıya o kadar yakın oluyor.

  • Şeker tüketiminiz kontrollü mü?

Fazla şeker tüketimi, uzun vadede, öğrenme ve hafızaya olumsuz etki ediyor. Yüksek miktarda şeker alındığında, duru düşünme yeteneğimiz sekteye uğruyor. 

  • Zamanınızı kaliteli faaliyetlerle mi geçiriyorsunuz?  TV’yi kapalı tutuyor musunuz?

American Journal of Preventative Medicine’da 2010’da yayınlanan bir araştırmada, 4000 kişinin genel zeka düzeyine ve her gün ne kadar TV izlediklerine bakılmış. En çok TV izleyenler, en düşük skorları almışlar. Iowa Devlet Üniversitesi’nden başka bir araştırmada da iki saatten fazla TV izleyen öğrencilerin hiperaktivite gibi dikkat bozuklukları teşhisi ihtimali iki kat daha yüksek çıkmış.

Çocuğun beyin gelişiminde de bu çok önemli. Zaman içinde beynin ne yönde gelişeceği, nasıl şekillendiği, çocuğun yaşadığı deneyimlerle ilişkilidir. Zamanını sürekli televizyon izleyerek, bilgisayar oynayarak, telefonundan mesajlar atarak geçiren bir çocukla; spor yapan, müzik dinleyen, ailesiyle zaman geçiren, eğitsel faaliyetlere katılan bir çocuğun beyni daha farklı biçimlerde gelişecektir.

  • Zihinsel zevklerinizi zenginleştiriyor musunuz?:

Charles Darwin, “Hayatımı bir kez daha yaşamak zorunda kalsaydım, haftada en az bir kere şiir okumayı ve müzik dinlemeyi kural haline getirirdim. Belki böylece, beynimdeki şu an zayıflamış kısımları aktif tutabilirdim” demiş. Bu tür faaliyetler beynin farklı yönlerden çalıştırdığı gibi, Sekman’ın ifadesiyle, “beyinsel zevk alma kapasitesini” geliştiriyor ve estetik algımızı da güçlendiriyor.

Bunun için neler yapabilirsiniz? Darwin gibi siz de şiir okuyabilirsiniz. Her gün güzel özdeyişler okuyabilirsiniz. Güzel bir resme ya da fotoğrafa bakabilirsiniz. Sevdiğiniz bir müziği tercihen gözünüz kapalı dinleyebilirsiniz. Gözünüzü açtığınızda beyniniz daha iyi çalışıyor olabilir!

  • Ne düşündüğünüzü düşünüyor musunuz?

Bir konu hakkında düşünürken, nasıl düşündüğünüzü de gözlemleyin. Düşünmek üzerine düşünmek, düşünce kalitesini artırıyor.

  • Beyninizi motive ediyor musunuz?

Günde aklımızdan 60 bin ile 80 bin arası düşünce geçiyormuş. Hayatınızda görmek istemediklerinizi değil, istediğiniz sonuçları aklınızın odağında tutun. Olumlu şeyler düşünmek, olumlu sonuçları çoğaltıyor. 

kişisel gelişimBeynimizi doğru kullanmaya dair başka bir çok öneri var. Yalnız, bunları okumak yetmiyor. İşe yaramaları için uygulamaya da koymak gerekiyor. Kendi adıma, beynimi daha iyi çalıştırmak için yapabileceğim çok şey olduğunu gördüm.

Ülkemizde daha çok beynin tedavüle girmesi dileğiyle, kitabın sonundaki öğütle bitireyim:

“Önce beynini öğrenmelisin.

Öğrenmediğin şeyi bilemezsin.

Bilmediğin şeyi kontrol edemezsin.

Kontrol edemediğin şeyi yönetemezsin.

Yönetemediğin şeyin sahibi sen olamazsın.

Sahibi olmadığın şey zamanla sana sahip olur!

Beynini bil, kendini bul.

Aklın başına toplansın!”

 

Kaynaklar:

Mümin Sekman, Her Şey Beyinde Başlar, Alfa Yayınları.

http://www.beyinhaftasi.com/

http://www.muminsekman.com/beyin-haftasi-13-19-mart-tarihlerinde-neler-yapilmali.html

https://www.kigem.com/beyin

http://www.forbes.com/sites/nextavenue/2013/08/06/how-you-can-make-your-brain-smarter-every-day/2/

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND