Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Baykuş musunuz, yoksa tavuk mu?

Başarı ile uyku tipinize uygun işte çalışmak arasında bağlantı olduğunu biliyor muydunuz? Baykuşların da, tavukların da uyku stillerine uygun işler yapmaları durumunda yaşam kaliteleri yükselebiliyor. İşte uykunuzu açacak bir yazı…

uzun uyuyucu, uyku tipi, kısa uyuyucu

İşte, toplantıda, evde, Meclis’te, arabada her yerde uyukluyoruz. Sabah kalkamamak, uykumuzu alamamak, yorgunluk hissi hepimizin ortak sorunu. Birçoğumuz bir uykusuzluk hastalığına yakalandığımızı düşünüyoruz ama sorun kendi uyku tipimizi bilmemekten ve modern yaşamdan kaynaklanıyor. Örneğin siz nesiniz, baykuş mu, tavuk mu? Uzun uyuyucu mu, kısa uyuyucu mu?

Çoğumuz kendi uyku tipine göre yaşamıyor, yaşayamıyor. Modern yaşamın getirdiği daha çok çalışma mecburiyeti, daha çok eğlenme isteği bizi uykudan yoksun bırakıyor. Hal böyle olunca hem kendimize zararımız dokunuyor, hem topluma. Uzmanlar işyerinde alınabilecek 15-30 dakikalık bir uykunun çok önemli olduğunu söylüyor.

Yayın koordinatörümüz Serdar Devrim, sürekli söylenip durur, “Şuraya (toplantı odasını kastediyor) bir yatak atsak da bir yarım saat kestirsek yahu” diye. Ara sıra da ışıkları kapatıp o odaya girer ama ne bir yatak ne de bir kanepe olduğundan, sandalye üstünde en fazla 1 dakika dayanıp, sonrasında mutsuz bir şekilde kendi masasına geri döner. Bir bildiği varmış meğer, işyerinde 15-30 dk’lık bir uykunun verimliliğe etkisi çok fazlaymış.

Uykumuzu alamamak, uyuklama istediği hepimizin ortak sorunu. Uyku eksikliği çekmenin altında yatan asıl sebep modern yaşam tarzı ve kendimize uygun uyku tipini bilmememiz.

Toplumun yüzde 85’i günde 7-8 saat uyuyor. Ama herkes için şu kadar saat uyumak gerekir gibi bir genelleme yapmak mümkün değil. Yeterli uyku süresi kişiden kişiye değişiyor. Örneğin kimileri 10 saat uykuyla yetinirken kimileri 5 saat uykuyla yetinebiliyor. İkisi de normal kabul ediliyor. İlk grup uzun uyuyucular, ikinci grup kısa uyuyucular olarak adlandırılıyor.
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Uyku Bozuklukları Birimi’nden aynı zamanda Türk Uyku Tıbbı Derneği Başkanı Prof. Dr. Derya Karadeniz, bu nedenle uykuyu parmak izine benzetiyor ve kişilerin uykuyla ilgili şikayet etmeden önce kendi uyku tiplerini bilmeleri gerektiğini vurguluyor.

Baykuş musunuz, tavuk mu?
Kısa ve uzun uyuyucuların yanı sıra bir de baykuşlar ve tavuklar var. Baykuşlar gece saat 1-2 gibi uykusu gelen, tavuklar ise saat 9-10 gibi uykusu gelen tipler. O nedenle bir baykuş eğer 11’de yatağa gidip bir türlü uykuya dalamıyorsa bu durum gayet normal. Ama kişi hem baykuş hem de uzun uyucuysa günümüz dünyasında işi zor.

Baykuşların geceleri daha verimli oldukları söyleniyor. Geceleri genlerinin onlara verdiği rahatlıkla uzun süreler oturabilen, sabahleyin de zorunlu olarak kalkan baykuşlar daha fazla uyku yoksunluğu çekiyor.

Uykum- Uyku Bozuklukları Merkezi’nden Prof. Dr. Hakan Kaynak, “Halbuki onlara işe daha geç gelmeleri, daha geç çıkmaları önerilebilir. İnsan kaynakları ile uğraşan insanların bunlara çok dikkat etmesi lazım, ama hiç edilmiyor. Bir işe eleman alınırken uykusuna önem verilmeli. Mesela tavuk tipi bir pilotu gece uçuşuna verirseniz bu çok riskli birşey. Buna karşılık baykuş tipi bir adamı sabahın 6’sındaki bir uçuşa verirseniz o da çok tehlikeli. Bunlar işe girişten önce tespit edilebilir. Baykuş ve tavuğun kişilik farkı var, mesela baykuşlar daha sanatçı, daha yaratıcı tipler. Tavuklar daha matematiksel, daha somut, daha hesap kitap adamı tipler” diyor.

Moden yaşam tarzı uykusuz bırakıyor
Prof. Dr. Hakan Kaynak, uyku eksiği çekmemizin en önemli nedeninin modern yaşam tarzı olduğunu söylüyor: “Modern yaşamın bir getirisi olarak insanlar hem daha çok çalışmak, üretmek, rekabet etmek zorunda kalıyor, hem de daha çok eğlenmek, daha çok sosyal aktivite gerçekleştirmek istiyor. Internet de işin cabası. O nedenle insanlar daha az uyku ile yetinmeye çalışıyorlar ki bu da uyku yoksunluğuna neden oluyor. Uykuya yeterli süre ayırmadığımız için uykuluyuz. Bu süre bazılarımız için 5 saat, bazılarımız için 10 saat. Aynı şekilde yatma kalkma saatlerimiz de farklı, dolayısıyla kendi fizyolojimize uygun davranmamız lazım. Bu toplumlar arasında da farklılık gösteriyor, Örneğin Amerika’da çok net bir uyku yoksunluğu var. Özellikle sabah erken başladıkları için, sabah uykusundan ciddi bir yoksunlukları var. İtalyanlar ise öğleden sonra uyudukları için hiç uyku yoksunluğu yaşamıyorlar.”

Siesta lazım
Aslında fizyolojimiz gün içinde 2 defa uyumaya programlı. Biri gece diğer ise öğlen 12-14.00 arası uyumak. Ama bu öğlen uykusunu 15-30 dk ile sınırlandırmak lazım. Diğer türlü gece uykusundan çalar ve gün içinde de kendinize gelmekte zorlanabilirsiniz. Öğlen saatinde yapacağınız kısa bir uyku verimliliği inanılmaz artırıyor. Gündüz 15 dk’lık bir uyku gece 1 saatlik bir uykuya eş değer. Bu sayede haftaiçi hergün 1 saat erkene çekebilirsiniz. Japonya’da öğle tatilini uzatıp, öğle uykusunu uyuyup akşam geç işten çıkanlara prim veriyor. Çünkü öğlen 15 dk’sını uyuyarak geçiren ondan sonrasını çok daha verimli geçiriyor. Akdeniz ülkelerinde uyku yoksunluğu sebebi olmasının nedeni de bu. Öğlen tatili uzun, öğlen siesta yapıp akşam çok daha geç saate kadar çalışabiliyorlar, eğlenebiliyorlar ve bunun hayatlarına negatif bir yansıması olmuyor. Yurtdışında bazı şirketler de çalışanlarına kısa bir uyku çekmeleri için yer gösteriyorlar.

Uykusuzluk pek çok sorunu beraberinde getiriyor:
– Ertesi gün verimli olamama
– Konsantrasyon bozukluğu, dikkat azlığı,
– Sinirlilik,
– Kilo alma.
– Mide-bağırsak hastalıkları.
– Yetesiz uyku sonucu insanlar daha çabuk karar veriyorlar ama yanlış karar veriyorlar.
– Kaza riski çok artıyor. İş kazaları. İş ve trafik kazalarının en az yüzde 25’inin uyku yoksunluğu ya da uyku hastalığı ile ilgili olduğu düşünülüyor.

Uyku öncesi gevşeme şart
İnsanların yarısı uykusuzluğa eğilimlidir, yarısının da uykusuzlukla sorunu yoktur. Uykusu ile sorunu olan, uyanıklığa eğilimli tipler vardır, en ufak problemde uykusu kaçan, az uyuyan, tedirgin uyuyan uykusu yüzeysel olanlar. Seviç, üzüntü, stres, heyecan ve uyuyamayacağım korkusu insanların uykusu kaçırır. İnsanların yüzde 50’sinin uykusu kaçmaya eğilimli olduğu için iş stresi de tabii ki uykumuzu kaçırabiliyor. Prof. Dr. Hakan Kaynak, uyku öncesi mutlaka bir gevşemenin şart olduğunu söylüyor: “Sürekli çalış, çalış ondan sonra defteri kapatıp uykuya gitmek doğru bir yöntem değil. Bir zaman bırakmak lazım, ne yaptığın önemli değil. Seni aktif tutan süreci noktalamak lazım, yatakta noktalamamak lazım. Hiçbir şey yapmayıp, 15 dk tavana bakmak bile yeterli. Hele bilgisayarın yatağın içinde olması çok yanlış.”

Uyku koltukları
Yurtdışında çalışanları uyku molası verebilsin diye hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan şirketler de var. Örneğin Google, Procter & Gamble, Cisco Systems gibi şirketler çalışanlarını daha enerjik tutmak için resimde gördüğünüz kapsüle benzeyen EnergyPod adı verilen uyku koltukları kullanıyor. Bu koltuklar vücudun rahat etmesi, optimum kan akışını sağlamak üzere dizayn edilmiş. Uyanma vakti geldiğinde hafif titreşimler bile veriyor.

Başvuranlarda işini kaybetme korkusu var
Acıbadem Maslak Hastanesi Başhekimi ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu, “Uykusuzluk nedeni ile başvuran çalışanlarda işini kaybetme korkusu ya da yükselme baskısı sık görülüyor. Daha çok çalışmak için geç yatıp az uyuyorlar. Bazıları bunu sağlamak için uyarıcılar alıyor (enerji içecekleri, kahve…) Bu süreç uzadıkça alışkanlık haline geliyor. Bu durumun sadece uyku ile de ilgili değil. Havalandırması yetersiz kapasite üstünde kişi çalıştıran plazalarda merkezi havalandırma yetmediğinden kirli hava oranı artıp aynı duruma yol açabilir. Bu durumda baş ağrısı, kolay yorulma, halsizlik, uyku hali olur” diyor.

Uykusuzluk hastalığı ile karıştırmayın
Eğer bir uyku hastalığınız varsa, yani kendi uyku tipinize uygun bir şekilde yaşadığınız halde, uykuya dalmakta zorlanıyor, sürekli tuvalete gidiyor, gece boynunuzda, göğsünüzde, başınızda terleme oluyorsa, horluyorsanız, gündüzleri mide bağırsak sorunları yaşıyor, algılama, konsantrasyon güçlüğü çekiyor, aniden uyku bastırıyorsa bir uyku hastalığınız olabilir. Kişi uykuda kendinin farkında olmadığından gündüz etkilerini iyi dinlemek gerekir. Prof. Dr. Derya Karadeniz, uyku tipinize uygun yaşadığınız halde bu sorunları yaşıyorsanız bir uyku hastalığının söz konusu olabileceğini söylüyor.

(Bu arada uykuya dalma süresi 30 dk civarı. Eğer yatağa yattıktan sonra, yarım saatte ancak uyuyorum diyorsanız bunda anormal bir durum yok. Ya da baykuş tipi olup da saat 10’da tavuk gibi yatağa gider ve bir türlü uyuyamazsanız bunda da bir tuhaflık yok.)

Uyku hastalıklarına geri dönersek, tanımlanmış 85 uyku hastalığından bahsediliyor. İnsanların yüzde 20’sinde bir uyku hastalığı olduğu söyleniyor. Mesela uykusuzluk olarak adlandırılan insomni’nin görülme oranı yüzde 9, yatakta bacaklarınızı nereye koyacağınızı bilememe, ağrı, kramp hissetme olarak kendini gösteren huzursuz bacaklar sendromu yüzde 3, uykuda solunum durması olarak adlandırılan uyku apne sendromunun görülme sıklığı ise yüzde 6-10.

Türk Uyku Tıbbı Derneği ülkemizde uyku hastalıklarının görülme oranlarını ortaya çıkaran bir araştırma yaptı. Tüm Türkiye’de tüm bölgelerde 5.000’in üzerinde kişi ile görüşülerek yapılan çalışmaya göre; ülkemizde huzursuz bacaklar sendromunun görülme oranı yüzde 5, insomni yüzde
14, gündüz uykusuzluktan yakınma yüzde 6.

İşyerlerine düşen görevler neler?
Prof. Dr. Derya Karadeniz, işyerlerine düşen görevleri şöyle sıralıyor:
– Çalışanlar bilinçlendirilmeli, uykunun önemi anlatılmalı.
– İşyerlerine, özellikle vardiyalı kişi çalıştıran işyerlerine büyük sorumluluk düşüyor.
Türkiye’de vardiyalar hergün, iki günde bir dönüyor, bu çok yanlış bir şey. Çalışan kişinin uyku ritmini altüst eden ve dolayısıyla hastalıklara neden olan bir durum.
– Çalışanların 15-30 dakika uyuyabilmelerine izin verilmeli, buna imkan tanınmalı. Tıpkı İtalya’da olduğu gibi siesta yapmak verimliliği büyük oranda arttırıyor.
– İşe başlama saatleri değiştirilebilir. Sabah çok erken kalkmak, normal ritmimize çok uygun değil. O nedenle çalışma saatleri düzenlenebilir. Okulların başlama saatinin çok erken olması da çok sakıncalı. Amerika’da bazı eyaletlerde bu düzenlendi bile biraz daha geç saatlere kaydırıldı, 9-10 gibi.

Kaynak: www.bilgipesinde.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

İK bütçesi nasıl oluşturulur?

Manşet, insan kaynakları bütçesi, insan kaynakları, bütçe

İK bütçesi nedir? Nasıl hesaplanır? Bütçe oluşturulurken hangi adımları takip etmek gerekir? İşte yanıtı…

Personel maliyet bütçesi hazırlarken nelere dikkat edilmeli?

Dışarıdan bakıldığında insan kaynakları personeli sadece işe alım yapan ya da özel günlerde masanıza hediye bırakan kişiler gibi görülse de aslında çok daha önemli görevleri vardır. O görevlerden biri de personel maliyet bütçesi hazırlamaktır.

Personel maliyet bütçesi adından da anlaşılacağı üzere çalışanların bordro maliyetleri dahil tüm masraf kalemlerinin yer aldığı belgedir. Çalışanlarınızın masraflarını sıralamak kolay bir iş gibi görünebilir. Ancak bulunduğunuz sektör, çalışana önereceğiniz rol, şirketinizin konumu, çalışana ödemek istediğiniz ya da ödemekle yükümlü olduğunuz ek faydalar gibi pek çok değişkeni göz önünde bulundurmanız gerekir. Bu karmaşık süreci sizin için tamamlayacak bir insan kaynakları departmanınız varsa endişelenmenize gerek yok, ama bu planlamayı yapması gereken sizseniz o zaman bir işletme sahibi olarak üzerinizde zorlu bir görev daha var demektir. Bu noktada personel maliyet bütçesi hakkında dikkat etmeniz gerekenleri birlikte inceleyelim.

Personel Bütçesi Kalemlerinizi Belirleyin

Bordro maliyetleri: Bordro kalemi çalışanların brüt ücretini ve SGK’ya ödediğiniz primleri kapsar. Bütçenizde yer alacak bordro maliyeti bunlar ile sınırlı kalmaz. Maaş dışında çalışanlarınıza ödediğiniz:

• Mesailer,

• Ödenekler,

• Prim, ikramiye, yol ve yemek yardımı, kira ve yakacak yardımı, bayram paketi, erzak yardımı ve benzeri yan haklar,

• Şirket uygulamalarınızda yer alıyorsa çalışanlar için yaptıracağınız özel sigortalar da bordro maliyetinde göz önünde bulundurulması gereken kalemlerdir.

İzin süreleri: Bütçenizde çalışanların hak ettiği yıllık izin, ölüm izni, doğum izni gibi izin sürelerinin de maliyet kalemi olarak yer alması gerekir. 4857 sayılı İş Kanunu gereğince çalışanların hak ettiği yıllık izinlerin, bulunduğunuz cari yıl içinde kullanılması ve bir sonraki yıla devredilmemesi gerekir. Ancak uygulamaya geçtiğimizde durum farklılık gösterir. Çalışanların kullanmadığı izinler bir sonraki yıla devredilmekte ya da kullanılmayan izin günlerinin ücreti çalışana ödenmektedir. Siz de bu ücreti çalışanlarınıza ödüyorsanız bu tutara maliyetinizde bütçe kalemi olarak yer vermelisiniz.

Tazminat tutarları: Çalışanların işten ayrılması durumunda ödenecek kıdem ve ihbar tazminatlarının da çalışanların kıdemlerine göre hesaplanması ve bütçeye eklenmesi gerekir.

Eğitimler: Çalışanlarınızı göndereceğiniz seminer ya da eğitim programları varsa bunlar da bütçenizde iki farklı maliyet kalemi oluşturacaktır. İlki kişi ilgili günlerde iş yapamayacağı için doğan iş gücü kaybının bordro maliyetidir. Seminer ya da eğitimin ücretleri, konaklama, yemek ve ulaşım gibi maliyetlerin toplamı da ikinci maliyet kalemidir.

Donanımlar: Çalışanlara tahsis edilen cep telefonu, tablet, bilgisayar ya da araba gibi haklara da personel maliyet bütçenizde muhakkak yer verin.

Sabit ve değişken maliyetleri göz önünde bulundurun

Bütçenizi hazırlarken dikkat etmeniz gereken noktalardan biri de bazı maliyetlerinizin sabit, bazılarının ise değişken olmasıdır. Sabit maliyetleriniz, aylık düzenli olarak ödediğiniz ve tutarı değişmeyen kalemlerdir. Her ay ödediğiniz maaş, SGK primleri ve bunlardan doğan vergiler tutarı belli olan sabit maliyetlerdir. Çalışan sayınız değişmediği müddetçe de bu kalem değişiklik göstermez. Aylık cironuza göre satış ekibinize ödeyeceğiniz primler, iş günü sayısına göre ödenen yemek ücretleri de her ay farklılık gösterdiği için bütçenizde değişken maliyetler olarak yer alabilir.

Bütçenizi hazırlarken bu noktaları da ihmal etmeyin

• Geçici personel işe alıyorsanız, bu personelin maliyetini de bütçenize eklemeyi ihmal etmeyin.

• İşe alım ve mülakat sürecinizin de bir maliyeti var ise bunları da bütçenize dahil edin.

• Asgari ücret, AGİ ve vergi yüzdelerinde gerçekleşen olası değişiklikleri de bütçenizi hazırlarken göz önünde bulundurun.

• Şirketiniz için önemli bilgiler yer aldığından personel maliyet bütçenizi şifre ile koruyun ve sadece güvendiğiniz kişilere erişim izni verin.

• Hazırladığınız bütçenin tutarlılığını mutlaka ölçün. Gerçekte harcanan rakamlar ile bütçenizde öngördüğünüz rakamlar arasında dengeyi bulmak şirketinizde bütçeleme konusuna daha fazla önem verilmesini sağlayacak ve emekleriniz boşa gitmeyecektir.

Personel maliyet bütçesini nasıl hazırlayacaksınız?

Excel üzerinde departmanlara göre personel sayısı, norm kadro planlamanız ve personelinizin maliyetine detaylı olarak yer verip, formüller yardımı ile hesaplamalarınızı yapabilirsiniz. Ancak bu işe ayıracak vaktiniz ya da insan kaynakları bilginiz yoksa süreç sancılı bir hale gelebilir.

Bütçeniz olmadan ilerleseniz de gelecekte yapacağınız harcamaları planlayamazsınız. Bu nedenle personel maliyeti bütçesi hazırlama konusunda bir dış kaynaktan yardım almak sizin için faydalı olacaktır. @WRK İnsan Kaynakları, personel maliyet bütçesi hazırlama konusundaki deneyimleri ile şirketinize en uygun danışmanlık hizmetini sunacaktır.

Yazar: Evren Süer
Kaynak: www.medium.com

Okumaya devam et

MAKALE

Doğru adayı doğru işle buluşturmak

seçme ve yerleştirme, mülakat, Manşet, iş hayatı, insan kaynakları

Şirketleri rekabette bir adım önde tutan temel kaynaklardan birisi de yüksek performans sergileme potansiyeli olan insanlarla çalışma fırsatını yakalamaktır. Peki, seçme ve yerleştirme sürecini nasıl daha etkili hale getirebiliriz? İşte sizler için hazırlanmış 10 öneri…

10 maddede etkili seçme ve yerleştirme süreci

Doğru adayı doğru işle buluşturmak İK uzmanlarının öncelikli görevi. “Seçme ve yerleştirme sürecini nasıl daha etkili hale getirebilirim?” diye merak ediyorsanız, İK danışmanı ve eğitmen Tuğba Kaplan’ın size önerileri var…

Seçme–yerleştirme süreci sonunda anlaşılan ve işe başlayan her yeni çalışanın (çalıştığı pozisyonun gerektirdiği tüm teknik beceriye sahip olsa dahi) kuruma ve iş işleyişine alışması en az 3 ay sürer. Bu demektir ki anlaşılan ve işe başlayan yeni çalışanların kurumdan ayrılmaları durumunda pozisyon en iyi ihtimalle hemen doldurulsa da yeni adaydan verim almak için en az 3 ay beklemeniz gerekir. Bu nedenle seçme–yerleştirme sürecinin her aşamasında oldukça dikkatli ve titiz olmakta fayda var.

Etkili bir seçme – yerleştirme süreci için dikkat etmemiz gereken konular aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  1. Adaylara ulaşmak amacıyla ilan açacaksanız, ilan içeriği oldukça önemlidir. Aranan özellikler bölümüne, o işi yapmak için gerekli olan minimum yetkinlikler yazılmalıdır. İlk etapta ne kadar çok adaya ulaşırsanız o kadar iyi olacağından buradaki “minimum” kısmı önemlidir.
  2. Gelen başvurular arasında yetkinlik beklentilerinizi ve ikamet, yaş vb. kriterlerinizi karşılayan tüm adaylarla ön görüşme yapmalısınız. Daha önceki dönemlerde ön görüşmeler sadece yüz yüze yapılırken, teknolojinin etkisiyle günümüzde dijital ortamlarda da yapılabilmektedir.
  3. Yüz yüze görüşeceğiniz adaylara mutlaka görüşme günü, saati, yeri gibi bilgileri önceden iletmelisiniz. Ayrıca görüşmeleri yapacağınız gün için kendi takviminizi de ayarlamalı, adayları bekletmemeli, çok önemli bir sorun olmadığı sürece görüşme saatlerini son anda değiştirmemelisiniz.
  4. Görüşme öncesinde görüşeceğiniz adayın özgeçmişini gözden geçirmeniz önemlidir. Böylece sizin için önemli olabilecek kısımları unutmamış ve atlamamış olursunuz.
  5. Görüşme esnasında adayın beden dilini gözlemlemenizde de fayda var. Fakat bunu “Burnunu kaşıdı, kesin yalan söylüyor” gibi direkt kesin yargılarla sonuçlandırmak sizi yanıltabilir.
  6. Sorularınızı doğru seçmeli ve yapılandırmalısınız. Pozisyonun gerektirdikleri ya da iş işleyişi ile ilgili olmayan sorular sormamalısınız. Ayrıca adayın cevap vermek istemeyebileceği ya da özel yaşamıyla ilgili sorular da sormamalısınız.
  7. Adayların da size sorular sorabileceğini unutmayın. Bu nedenle adaylar tarafından soru sorulduysa aktif bir şekilde dinleyin ve net cevaplar verin. Soru sormayan adaylara da görüşmenin sonlarına doğru soruları olup olmadığını sorabilirsiniz, böylece aklına takılan soruları sormaya çekinen adayların düşüncelerini de netleştirmiş olursunuz.
  8. Seçme – yerleştirme sürecinizdeki aşamaların arasında uzun zaman boşlukları var ise, adaylara ara bilgilendirmeler yapmalısınız. Unutmayın, sizin sürecinizin arayışla devam ettiği gibi, adayların arayış süreçleri de eş zamanlı olarak devam ediyor.
  9. Seçme–yerleştirme sürecinin tüm aşamalarında adaylara nazik davranmalısınız. Örneğin; “Ben stres mülakatı yapıyorum” cümlesine sığınarak adaylara kötü ve kaba davranılmamalıdır. Zaten stres mülakatı dediğimiz kavram da bu değildir.
  10. Sürecin sonucunda mutlaka tüm adaylara olumlu ya da olumsuz dönüş yapmalısınız. Sadece olumlu olan adaya dönüş yapmak etik olmamakla birlikte, diğer adayların netleşmesini de engeller ve imajınızı oldukça olumsuz yönde etkiler.

Son olarak; seçme–yerleştirme sürecinin önemi unutulmamalı, süreç bir bütün olarak sistemli bir şekilde yürütülmelidir.

Yazar: Tuğba Kaplan / İK danışmanı ve eğitmen
Kaynak: www.kariyer.net

Okumaya devam et

MAKALE

Flört şiddeti: İlişkin güvenli değilse ne yapabilirsin?

Manşet, ilişkide şiddet, ilişki, flört şiddeti, flört

Flört şiddeti, ilişkide bir tarafın diğer taraf uyguladığı kontrolcü, müdahaleci, kısıtlayıcı, zarar verici ve yaralayıcı davranışlardır. Peki, sizce bu davranışın sebepleri nelerdir? Böyle bir durumla karşılaştığımızda ne yapmamız gerekir? İşte yanıtı…

Flört şiddeti nedir?

Sevgilin kimlerle görüştüğünü denetliyor mu? Kıskançlığı sevgisinin dışavurumu gibi mi gösteriyor? Sosyal medya hesaplarını kontrol ediyor mu?

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, flörtün yeni yeni başladığı 13-23 yaş döneminde romantik ilişkilerde yaşanan şiddete dikkat çeken ve flört şiddetine dair ipuçları veren bir rehber yayınladı.

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın rehberinde flört şiddetine ilişkin şu bilgiler paylaşılıyor:

Flört şiddeti nedir?

Flört şiddeti, sevgilinin sana karşı fiziksel, cinsel, psikolojik, sosyal ve dijital şiddet içeren davranışlarda bulunmasıdır. Sevgilin, sana karşı şiddet göstererek senin üzerinde egemenlik kurmayı, seni kontrol etmeyi ve gücünü göstermeyi hedefler. Flört şiddeti, bitmiş ya da sürmekte olan heteroseksüel ya da homoseksüel ilişkilerde ortaya çıkabilir. 

Fiziksel flört şiddeti 

Fiziksel flört şiddeti, sevgilinin senin bedenine kasıtlı olarak zarar vermesidir. Sevgilinin sana vurması, tokat atması, yumruk atması, bir eşya fırlatması, bıçak ya da silah çekmesi, seni itmesi, tekmelemesi, ısırması, saçını çekmesi fiziksel şiddet örnekleridir. 

Cinsel flört şiddeti 

Cinsel flört şiddeti, sevgilinin seni cinsel birliktelik veya yakınlık yaşamak için zorlaması, cinsellik konusunda “hayır”ı kabul etmemesidir. Sevgilinin istemediğin halde seni öpmesi ve sana dokunması, sen alkol veya madde etkisi altındayken ya da bilincin yerinde değilken seninle cinsel birliktelik kurması, cinsel birliktelik sırasında, öncesinde veya sonrasında sana karşı küçümseyici ve kaba bir tutum sergilemesi, doğum kontrol yöntemlerini kullanmaması veya senin kullanmana izin vermemesi cinsel şiddet örnekleridir. 

Psikolojik flört şiddeti 

Psikolojik flört şiddeti, sevgilinin sende korku uyandıracak, senin kendine olan güvenini ve saygını zedeleyecek biçimde konuşması ve davranmasıdır. Sevgilinin sana isim takması, bağırması, iftira, hakaret veya küfür etmesi, ne yapman ve ne giymen gerektiğini söylemesi, seni başkalarının önünde küçük düşürmesi, tehdit etmesi, kötülemesi ve ismini karalaması, suçlaması, yıkıcı bir biçimde eleştirmesi, “koruma altına alma” bahanesiyle yönlendirmesi, sırlarını başkalarına söylemesi psikolojik şiddet örnekleridir. 

Sosyal flört şiddeti 

Sosyal flört şiddeti, sevgilinin senin sosyal ilişkilerini kısıtlaması, kontrol etmesi ve senin sosyal çevrenden soyutlanmana, yalnızlaşmana neden olacak şekilde davranmasıdır. Sevgilinin ailen veya arkadaşlarınla görüşmene izin vermemesi, kimlerle arkadaş olduğunu kontrol etmesi, “namusunu koruduğunu” söyleyerek erkek arkadaşlarınla konuşmanı yasaklaması, kıskançlık yaparak sosyal ilişkilerini kısıtlamaya çalışması ve kıskançlığı sevgisinin dışavurumu gibi göstermesi, arkadaşlarına zaman ayırdığında seni suçlaması, eleştirmesi veya sana küsmesi, sürekli başkalarıyla flört edip etmediğini araştırması, toplum, aile veya okul karşısında seni “utandırmak” ya da “rezil etmekle” tehdit etmesi sosyal şiddet örnekleridir.

Dijital flört şiddeti  

Dijital flört şiddeti, sevgilinin teknolojik araçları seni kontrol etmek için kullanması, bu araçlar aracılığıyla seni tehdit etmesidir. Sevgilinin sosyal medya hesaplarının şifrelerini istemesi ve kontrol etmesi, sosyal medyada kimlerle arkadaş olabileceğine karar vermesi, resim ya da video göndermek için seni zorlaması, telefonunu veya bilgisayarını karıştırması, sürekli mesaj atması ve hızlı bir yanıt beklemesi dijital şiddet örnekleridir. 

Israrlı takip (Stalking) 

Israrlı takip, ayrıldığın ya da halen birlikte olduğun sevgilinin seni sürekli izlemesi ve takip etmesidir. Takip davranışı, sende korku uyandırmayı, sana gözdağı vermeyi ve güvencesiz hissettirmeyi hedefler. Eski sevgilinin haber vermeden veya davet edilmeden evine  ya da okuluna gelmesi, gittiğin yerlerde karşına çıkması, sürekli hediye veya çiçek alması veya göndermesi, arkadaş çevrenle iletişim kurması ve seninle ilgili bilgi almaya çalışması, senin eşyalarına zarar vermesi ısrarlı takip davranışı örnekleridir. 

İlişkin güvenli değilse ne yapabilirsin?

Sevgilinden farklı fikirlere, isteklere, önceliklere sahip olabilirsin. Her ilişkide farklılıkların ortaya çıkması, anlaşmazlıkların olması doğaldır. Önemli olan bunları nasıl çözdüğünüzdür. Eğer bir farklılık ya da anlaşmazlık karşısında herhangi bir şiddet türüyle karşılaşıyorsan, güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için şunları yapmayı deneyebilirsin: 

  • Şiddeti tanıman ve şiddet için kendini sorumlu görmemen çok önemli. Şiddetin sorumlusu sen değilsin!
  • Şiddeti normal bir davranış olarak kabul etmemen çok önemli. Aklından “bunu hak ettim”, “herkesin sevgilisi böyle davranıyor” gibi düşünceler geçebilir. Kendinden şüphe etme! Unutma, haklı şiddet yoktur!  
  • Sevgilinin, şiddeti bir problem olarak görüp görmediğini araştır. Sevgilin seninle güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için çabalıyor mu? Şiddetsiz bir ilişki kurmak için işbirliği yapıyor mu? 
  • Güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için kurallar koyarak sınırlarını koruyabilirsin. Kuralları koymak, hangi tür davranışları kabul etmeyeceğini söylemek ve bu kurallara uymadığında ondan uzaklaşmak ya da ayrılmak senin güvende olmanı sağlayacak bir adımdır. Bu sayede şiddetsiz, güvenli, eşit ilişkiler kurabilirsin. 
  • Herhangi bir şiddet türüyle karşı karşıya kalıyorsan, şiddet durmadan güvende olamazsın. Sevgilin şiddeti bir problem olarak görmüyorsa ve şiddeti durdurmak için herhangi bir adım atmıyorsa, ilişkiden uzaklaşmalısın. Onu değiştirmeye çalışma. Unutma, şiddeti durdurmak onun sorumluluğu. Eğer o şiddeti durdurmazsa, şiddet artarak devam edecektir. Kendini korumalı ve ilişkiden çıkmalısın.  
  • Sevgilinden ayrılmayı düşündüğünde “Bana çok iyi davrandığı oluyor”, “Her zaman böyle sinirli değil”, “Aslında beni çok seviyor” gibi düşüncelere kapılabilirsin. Yalnız kalmaktan korkuyor olabilirsin. Daha önce ayrılmayı deneyip onu affetmiş olabilirsin. Onun istediği gibi biri olmaya çabalıyor olabilirsin. Onunla ileride çok iyi bir ilişki kurabileceğini umut ediyor olabilirsin. Bu durumda şiddet döngüsüne girmişsin demektir. Şiddet döngüsünü tanımalısın. 
  • Yakın gördüğün, seni yargılamayacağını düşündüğün bir yetişkinden yardım isteyebilirsin. Yaşadıklarını paylaşmak ve konuşmak, seni güçlendirir. 
  • Unutma, şiddet varsa, sevgi yoktur.
Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER10 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND