Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Baykuş musunuz, yoksa tavuk mu?

Başarı ile uyku tipinize uygun işte çalışmak arasında bağlantı olduğunu biliyor muydunuz? Baykuşların da, tavukların da uyku stillerine uygun işler yapmaları durumunda yaşam kaliteleri yükselebiliyor. İşte uykunuzu açacak bir yazı…

İşte, toplantıda, evde, Meclis’te, arabada her yerde uyukluyoruz. Sabah kalkamamak, uykumuzu alamamak, yorgunluk hissi hepimizin ortak sorunu. Birçoğumuz bir uykusuzluk hastalığına yakalandığımızı düşünüyoruz ama sorun kendi uyku tipimizi bilmemekten ve modern yaşamdan kaynaklanıyor. Örneğin siz nesiniz, baykuş mu, tavuk mu? Uzun uyuyucu mu, kısa uyuyucu mu?

Çoğumuz kendi uyku tipine göre yaşamıyor, yaşayamıyor. Modern yaşamın getirdiği daha çok çalışma mecburiyeti, daha çok eğlenme isteği bizi uykudan yoksun bırakıyor. Hal böyle olunca hem kendimize zararımız dokunuyor, hem topluma. Uzmanlar işyerinde alınabilecek 15-30 dakikalık bir uykunun çok önemli olduğunu söylüyor.

Yayın koordinatörümüz Serdar Devrim, sürekli söylenip durur, “Şuraya (toplantı odasını kastediyor) bir yatak atsak da bir yarım saat kestirsek yahu” diye. Ara sıra da ışıkları kapatıp o odaya girer ama ne bir yatak ne de bir kanepe olduğundan, sandalye üstünde en fazla 1 dakika dayanıp, sonrasında mutsuz bir şekilde kendi masasına geri döner. Bir bildiği varmış meğer, işyerinde 15-30 dk’lık bir uykunun verimliliğe etkisi çok fazlaymış.

Uykumuzu alamamak, uyuklama istediği hepimizin ortak sorunu. Uyku eksikliği çekmenin altında yatan asıl sebep modern yaşam tarzı ve kendimize uygun uyku tipini bilmememiz.

Toplumun yüzde 85’i günde 7-8 saat uyuyor. Ama herkes için şu kadar saat uyumak gerekir gibi bir genelleme yapmak mümkün değil. Yeterli uyku süresi kişiden kişiye değişiyor. Örneğin kimileri 10 saat uykuyla yetinirken kimileri 5 saat uykuyla yetinebiliyor. İkisi de normal kabul ediliyor. İlk grup uzun uyuyucular, ikinci grup kısa uyuyucular olarak adlandırılıyor.
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Uyku Bozuklukları Birimi’nden aynı zamanda Türk Uyku Tıbbı Derneği Başkanı Prof. Dr. Derya Karadeniz, bu nedenle uykuyu parmak izine benzetiyor ve kişilerin uykuyla ilgili şikayet etmeden önce kendi uyku tiplerini bilmeleri gerektiğini vurguluyor.

Baykuş musunuz, tavuk mu?
Kısa ve uzun uyuyucuların yanı sıra bir de baykuşlar ve tavuklar var. Baykuşlar gece saat 1-2 gibi uykusu gelen, tavuklar ise saat 9-10 gibi uykusu gelen tipler. O nedenle bir baykuş eğer 11’de yatağa gidip bir türlü uykuya dalamıyorsa bu durum gayet normal. Ama kişi hem baykuş hem de uzun uyucuysa günümüz dünyasında işi zor.

Baykuşların geceleri daha verimli oldukları söyleniyor. Geceleri genlerinin onlara verdiği rahatlıkla uzun süreler oturabilen, sabahleyin de zorunlu olarak kalkan baykuşlar daha fazla uyku yoksunluğu çekiyor.

Uykum- Uyku Bozuklukları Merkezi’nden Prof. Dr. Hakan Kaynak, “Halbuki onlara işe daha geç gelmeleri, daha geç çıkmaları önerilebilir. İnsan kaynakları ile uğraşan insanların bunlara çok dikkat etmesi lazım, ama hiç edilmiyor. Bir işe eleman alınırken uykusuna önem verilmeli. Mesela tavuk tipi bir pilotu gece uçuşuna verirseniz bu çok riskli birşey. Buna karşılık baykuş tipi bir adamı sabahın 6’sındaki bir uçuşa verirseniz o da çok tehlikeli. Bunlar işe girişten önce tespit edilebilir. Baykuş ve tavuğun kişilik farkı var, mesela baykuşlar daha sanatçı, daha yaratıcı tipler. Tavuklar daha matematiksel, daha somut, daha hesap kitap adamı tipler” diyor.

Moden yaşam tarzı uykusuz bırakıyor
Prof. Dr. Hakan Kaynak, uyku eksiği çekmemizin en önemli nedeninin modern yaşam tarzı olduğunu söylüyor: “Modern yaşamın bir getirisi olarak insanlar hem daha çok çalışmak, üretmek, rekabet etmek zorunda kalıyor, hem de daha çok eğlenmek, daha çok sosyal aktivite gerçekleştirmek istiyor. Internet de işin cabası. O nedenle insanlar daha az uyku ile yetinmeye çalışıyorlar ki bu da uyku yoksunluğuna neden oluyor. Uykuya yeterli süre ayırmadığımız için uykuluyuz. Bu süre bazılarımız için 5 saat, bazılarımız için 10 saat. Aynı şekilde yatma kalkma saatlerimiz de farklı, dolayısıyla kendi fizyolojimize uygun davranmamız lazım. Bu toplumlar arasında da farklılık gösteriyor, Örneğin Amerika’da çok net bir uyku yoksunluğu var. Özellikle sabah erken başladıkları için, sabah uykusundan ciddi bir yoksunlukları var. İtalyanlar ise öğleden sonra uyudukları için hiç uyku yoksunluğu yaşamıyorlar.”

Siesta lazım
Aslında fizyolojimiz gün içinde 2 defa uyumaya programlı. Biri gece diğer ise öğlen 12-14.00 arası uyumak. Ama bu öğlen uykusunu 15-30 dk ile sınırlandırmak lazım. Diğer türlü gece uykusundan çalar ve gün içinde de kendinize gelmekte zorlanabilirsiniz. Öğlen saatinde yapacağınız kısa bir uyku verimliliği inanılmaz artırıyor. Gündüz 15 dk’lık bir uyku gece 1 saatlik bir uykuya eş değer. Bu sayede haftaiçi hergün 1 saat erkene çekebilirsiniz. Japonya’da öğle tatilini uzatıp, öğle uykusunu uyuyup akşam geç işten çıkanlara prim veriyor. Çünkü öğlen 15 dk’sını uyuyarak geçiren ondan sonrasını çok daha verimli geçiriyor. Akdeniz ülkelerinde uyku yoksunluğu sebebi olmasının nedeni de bu. Öğlen tatili uzun, öğlen siesta yapıp akşam çok daha geç saate kadar çalışabiliyorlar, eğlenebiliyorlar ve bunun hayatlarına negatif bir yansıması olmuyor. Yurtdışında bazı şirketler de çalışanlarına kısa bir uyku çekmeleri için yer gösteriyorlar.

Uykusuzluk pek çok sorunu beraberinde getiriyor:
– Ertesi gün verimli olamama
– Konsantrasyon bozukluğu, dikkat azlığı,
– Sinirlilik,
– Kilo alma.
– Mide-bağırsak hastalıkları.
– Yetesiz uyku sonucu insanlar daha çabuk karar veriyorlar ama yanlış karar veriyorlar.
– Kaza riski çok artıyor. İş kazaları. İş ve trafik kazalarının en az yüzde 25’inin uyku yoksunluğu ya da uyku hastalığı ile ilgili olduğu düşünülüyor.

Uyku öncesi gevşeme şart
İnsanların yarısı uykusuzluğa eğilimlidir, yarısının da uykusuzlukla sorunu yoktur. Uykusu ile sorunu olan, uyanıklığa eğilimli tipler vardır, en ufak problemde uykusu kaçan, az uyuyan, tedirgin uyuyan uykusu yüzeysel olanlar. Seviç, üzüntü, stres, heyecan ve uyuyamayacağım korkusu insanların uykusu kaçırır. İnsanların yüzde 50’sinin uykusu kaçmaya eğilimli olduğu için iş stresi de tabii ki uykumuzu kaçırabiliyor. Prof. Dr. Hakan Kaynak, uyku öncesi mutlaka bir gevşemenin şart olduğunu söylüyor: “Sürekli çalış, çalış ondan sonra defteri kapatıp uykuya gitmek doğru bir yöntem değil. Bir zaman bırakmak lazım, ne yaptığın önemli değil. Seni aktif tutan süreci noktalamak lazım, yatakta noktalamamak lazım. Hiçbir şey yapmayıp, 15 dk tavana bakmak bile yeterli. Hele bilgisayarın yatağın içinde olması çok yanlış.”

Uyku koltukları
Yurtdışında çalışanları uyku molası verebilsin diye hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan şirketler de var. Örneğin Google, Procter & Gamble, Cisco Systems gibi şirketler çalışanlarını daha enerjik tutmak için resimde gördüğünüz kapsüle benzeyen EnergyPod adı verilen uyku koltukları kullanıyor. Bu koltuklar vücudun rahat etmesi, optimum kan akışını sağlamak üzere dizayn edilmiş. Uyanma vakti geldiğinde hafif titreşimler bile veriyor.

Başvuranlarda işini kaybetme korkusu var
Acıbadem Maslak Hastanesi Başhekimi ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu, “Uykusuzluk nedeni ile başvuran çalışanlarda işini kaybetme korkusu ya da yükselme baskısı sık görülüyor. Daha çok çalışmak için geç yatıp az uyuyorlar. Bazıları bunu sağlamak için uyarıcılar alıyor (enerji içecekleri, kahve…) Bu süreç uzadıkça alışkanlık haline geliyor. Bu durumun sadece uyku ile de ilgili değil. Havalandırması yetersiz kapasite üstünde kişi çalıştıran plazalarda merkezi havalandırma yetmediğinden kirli hava oranı artıp aynı duruma yol açabilir. Bu durumda baş ağrısı, kolay yorulma, halsizlik, uyku hali olur” diyor.

Uykusuzluk hastalığı ile karıştırmayın
Eğer bir uyku hastalığınız varsa, yani kendi uyku tipinize uygun bir şekilde yaşadığınız halde, uykuya dalmakta zorlanıyor, sürekli tuvalete gidiyor, gece boynunuzda, göğsünüzde, başınızda terleme oluyorsa, horluyorsanız, gündüzleri mide bağırsak sorunları yaşıyor, algılama, konsantrasyon güçlüğü çekiyor, aniden uyku bastırıyorsa bir uyku hastalığınız olabilir. Kişi uykuda kendinin farkında olmadığından gündüz etkilerini iyi dinlemek gerekir. Prof. Dr. Derya Karadeniz, uyku tipinize uygun yaşadığınız halde bu sorunları yaşıyorsanız bir uyku hastalığının söz konusu olabileceğini söylüyor.

(Bu arada uykuya dalma süresi 30 dk civarı. Eğer yatağa yattıktan sonra, yarım saatte ancak uyuyorum diyorsanız bunda anormal bir durum yok. Ya da baykuş tipi olup da saat 10’da tavuk gibi yatağa gider ve bir türlü uyuyamazsanız bunda da bir tuhaflık yok.)

Uyku hastalıklarına geri dönersek, tanımlanmış 85 uyku hastalığından bahsediliyor. İnsanların yüzde 20’sinde bir uyku hastalığı olduğu söyleniyor. Mesela uykusuzluk olarak adlandırılan insomni’nin görülme oranı yüzde 9, yatakta bacaklarınızı nereye koyacağınızı bilememe, ağrı, kramp hissetme olarak kendini gösteren huzursuz bacaklar sendromu yüzde 3, uykuda solunum durması olarak adlandırılan uyku apne sendromunun görülme sıklığı ise yüzde 6-10.

Türk Uyku Tıbbı Derneği ülkemizde uyku hastalıklarının görülme oranlarını ortaya çıkaran bir araştırma yaptı. Tüm Türkiye’de tüm bölgelerde 5.000’in üzerinde kişi ile görüşülerek yapılan çalışmaya göre; ülkemizde huzursuz bacaklar sendromunun görülme oranı yüzde 5, insomni yüzde
14, gündüz uykusuzluktan yakınma yüzde 6.

İşyerlerine düşen görevler neler?
Prof. Dr. Derya Karadeniz, işyerlerine düşen görevleri şöyle sıralıyor:
– Çalışanlar bilinçlendirilmeli, uykunun önemi anlatılmalı.
– İşyerlerine, özellikle vardiyalı kişi çalıştıran işyerlerine büyük sorumluluk düşüyor.
Türkiye’de vardiyalar hergün, iki günde bir dönüyor, bu çok yanlış bir şey. Çalışan kişinin uyku ritmini altüst eden ve dolayısıyla hastalıklara neden olan bir durum.
– Çalışanların 15-30 dakika uyuyabilmelerine izin verilmeli, buna imkan tanınmalı. Tıpkı İtalya’da olduğu gibi siesta yapmak verimliliği büyük oranda arttırıyor.
– İşe başlama saatleri değiştirilebilir. Sabah çok erken kalkmak, normal ritmimize çok uygun değil. O nedenle çalışma saatleri düzenlenebilir. Okulların başlama saatinin çok erken olması da çok sakıncalı. Amerika’da bazı eyaletlerde bu düzenlendi bile biraz daha geç saatlere kaydırıldı, 9-10 gibi.

Kaynak: www.bilgipesinde.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND