Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Başarıyı en çok hangi faktör etkiliyor?

Başarı üzerinde yapılan çalışmalar başarıda etkili olan faktörleri ortaya çıkarmış durumda. Ancak hangi faktörün daha etkin olduğu konusu hala tartışmaya açık. Zeka mı, yürek mi, şans mı, yoksa cesaret mi daha önemli sorusuna kesin bir cevap verilebilmiş değil. Ancak uzmanların üzerinde anlaştığı bir nokta da yok değil…

Yürek, zeka, cesaret, şans başarıyı hangisi getirir?
 
Liderlerin karar alma sürecini etkileyen özellikler ve bu özellikleri iyi kullanan liderlerin öyküleri…

Başarının sırrı henüz net olarak çözülmüş değil. Yine de bu konuda sayısız kitap ve makale yazıldığı bilinen bir gerçek. Son dönemin dikkat çeken kitaplarından “Heart, Smarts, Guts and Luck” da bu sorunun yanıtını arayan iş kitaplarından biri. İş dünyasının yakından tanıdığı Anthony Tjan, Richard Harrington ve Tsun-Yan Hsieh tarafından kaleme alınan kitap, benzerlerinden oldukça farklı. 500’e yakın CEO ve girişimcinin karakter özelliklerini inceleyen deneyimli yazarlar, başarılı liderlerin yürek, cesaret, zeka ve şans özelliklerinden en azından birine daha fazla sahip olduğunu vurguluyor. En önemlisi, bu savlarını günümüzün önde gelen liderlerini örnek göstererek ispatlıyorlar. Zappos’un Tony Hsiesh’i mi yoksa Virgin’in Richard Branson’ı mı sizi daha fazla etkiliyor? Amazon’dan Jeff Bezos’u mu, yoksa Wall Street’in yıldız isimlerinden Warren Buffett’ı mı daha çok beğeniyorsunuz? Vereceğiniz yanıt, sizin liderlik özelliğinizi ortaya çıkarabilir, Aynı zamanda gelecekte nasıl başarılı olacağınızın sırrını da… İş dünyasının kıdemli araştırmacıları Anthony Tjan, Richard Harrington ve Tsun-Yan Hsieh yeni kitapları, “Hearts, Smarts, Guts and Luck” (Yürek, Zeka, Cesaret ve Şans) da bu soruların yanıtını arıyor. Bir lidere strateji belirlerken ve karar alırken hangi özelliğin daha fazla yardımcı olduğunu bu kitapta açıklıyorlar. Yazarlar, deneyimli CEO’lardan yeni kurulmuş şirket liderlerine kadar 500 kişiyle gerçekleştirdikleri görüşmeler sonucunda, liderlerin karar alma sürecini etkileyen 4 ana özellik olduğunu vurguluyor, Bu 4 özellik etrafında ise kimlerin nasıl başarılı olduğunu irdeliyorlar. İşte onların ağzından başarı sağlayan bu özellikler ve bu özellikleri iyi kullanan liderlerin öyküleri…

1- YÜREĞİYLE HAREKET EDENLER
“Yüreğiyle hareket eden liderlerin karşısına oturduğunuz anda bunu hissetmeniz mümkün. Bu tip liderler, kararlarının hepsini mantık çerçevesinde ya da araştırarak almıyor. Hatta çoğu, detaylı bir iş planından bile yoksun olarak iş hayatına atılıyor. Bu tür liderlerin inandığı bir düşünceye ‘Delice, kötü zamanda ya da imkansız’ dediğiniz anda bu fikrin neden işe yarayacağına dair pek çok neden ortaya sürmek için çabalıyorlar. Çünkü onlar için önemli olan vizyonlarının başarılı biçimdi hayata geçmesi… Cirque du Soleil’in yaratıcısı ve sokak sanatçısı Guy Laliberte de bu tür liderlerden biri. Sirk kavramına yeni bir bakış açısı getiren isim, bugün Cirque du Soleil’in yıllık 1 milyar dolarlık ciroya koşmasına neden olmuş durumda.Ev ekonomisi öğretmeni ve bir anne olan Doris Christopher ise yüreğiyle hareket eden bir başka lider. Christopher, her evin profesyonel mutfak araçlarına sahip olması gerektiğine inanarak yola çıkmış bir girişimci. Bu nedenle Tupperware partileri organize ederek bağımsız satış danışmanlarını yemek yapma aşkı etrafında birleştirdiğini söylüyor. Aynı zamanda kurduğu şirket Pampered Chef’i aile hayatını iyileştirmeye adıyor. Bu vizyon ise geleneksel ‘sol beyin’ ürünü iş tiplerinden oldukça farklı olmasıyla dikkat çekiyor. Bu başarının sonucunda 2002 yılında Pampered Chef’in yıllık satışları 700 milyon doları buldu ve şirket, Berkshire Hathaway tarafından satın alındı.

“İş planı yapmıyorlar” 
Aslında başarılı işlere imza atan girişimcilerin yüzde 70’i bir iş planıyla işe başlamıyor. Sonuçta yürekten hareket eden liderler için amaç, şirketin, ürünün hatta kârın bile önüne geçiyor. Vimeo’nun kurucularından Zach Klein da amaç etrafında her türlü fedakarlığı katlanmış girişimcilerden… Klein’ın 2004 yılında kurduğu Vimeo, Kasım 2011’de aylık 65 milyon ziyaretçiye ve 8 milyondan fazla kayıtlı kullanıcıya ulaştı. Klein, ‘Vimeo aşkın bir ürünüdür. Uygulayabileceğim pek çok fikir arasından her zaman aşık olduklarımı seçerim. Daha sonra bunlar arasından devam ettirebileceklerime odaklanırım’ diyerek işine nasıl tutkuyla bağlı olduğunu anlatıyor. İncelendiğinde ise Zach Klein’ın girişimcilik DNA’sında yüzde 48 oranında yürek, yüzde 26 oranında şans, yüzde 22 oranında cesaret, yüzde 4 oranında aklın mevcut olduğunu söylemek mümkün.

Amaca yönelmeyi seviyorlar 

Cue Ball’un ortaklarından ve McDonald’s Venture’ın eski genel müdürü Mats Lederhausen da ‘Eğer güçlü bir iş kuracaksanız işe güçlü bir amaçla başlayın’ diyor. Bir işin başarılı olması için otantik, ilham veren ve hizmet sunan bir amaç etrafında şekillenmesi gerektiğini söylüyor. Mats’e göre, üründen önce amaç, kârdan önce de ürün geliyor. Ancak amaç sahibi olmak kârsız bir iş yapmak anlamına da gelmiyor… Amacı olan ve yüreğiyle hareket eden girişimciler, insanlar tarafından benimseniyor. Onların yarattığı işler yok olduğunda insanlar o işi özlüyor. Lederhausen, bu bakış açısı sayesinde önemli başarılara da imza atmış bir girişimci. Kariyerine McDonald’s’da kasada başlayan isim, kısa zamanda 150 franchise’ın kurucu operatörü olmayı başarıyor. En sonunda da McDonald’s Venture’ın genel müdürü oluyor ve Pret A Manger, Chipotle ve RedBox gibi çok başarılı konseptlere imza atıyor. Lederhausen liderlik felsefesini ise şöyle özetliyor: ‘Benim felsefem yürekten işi yapmak ve sahici olmakla ilgili. Sonuçta kuracağınız iş ve tüketici aynı ilahinin etrafında toplanmalı.’

2- ZEKA İLERİYE GÖTÜRÜYOR

Zekasıyla hareket eden iş insanlarına gelince… Bu tipteki iş insanları mantık çerçevesinde, gerçekler ışığında karar veriyor. Onlar işlerini, delege ederek, kesin hedefler koyarak, yükümlülük üzerine bir sistem oturtarak, stratejiyi belirleyerek, birinci sınıf performansı vurgulayarak yönetiyor. Bu kişilerin birkaç tipe ayrıldığını da belirtmek gerek. Bunlardan kimi kitap zekası, kimi sokak, kimi yaratıcılık, kimi ise insan zekasına sahip. Zekasıyla hareket eden iş insanları her zaman odak iş fikrini bulan kişi olmayabiliyor. Ancak bu fikri iyice anlamak, yakalamak, çerçevelemek ve kendi özünde geliştirmek konusunda önemli bir yeteneğe sahip oluyorlar. Fikirleri, trendleri ve yaklaşımları diğerlerinden daha önce ve hızlı birbirine bağlıyorlar. Başkalarının kaos olarak gördüğü işlerde mantığı, algıyı, zekayı, deneyimi ve pazarla ilgili bilgiyi kullanıyor ve işi ileriye götürüyorlar.


Bu liderler basitlikten kazanıyor 

Akıl egemen liderler çok başarılı iş kurucular olarak da biliniyor. eBay’den Meg Whitman ve Amazon’dan Jeff Bezos bu konuda çok iyi örnekler. Whitman, kariyerine Bain&Company’de danışman olarak başlamış bir lider. Bezos ise New York yatırım şirketi olan D. E. Shaw’da kariyerini ilerletiyor. Bezos’un medya sektöründe pişmemesi ise dikkat çekici. Bezos, zekasını kullanarak internetin gelişiminde çok büyük fırsatlar görüyor. Bu sayede de çağımızın en önemli internet girişimlerinden birini yaratma şansı elde ediyor. Kariyerinin ilk yıllarında kitapla yakından uzaktan alakalı bir iş yapmamasına rağmen aklını kullanarak pazarı iyi kokluyor ve ileriye doğru çığır açıcı bir adım atıyor. Bezos gibi akıl egemen liderler için düşüncelerini aksiyona dönüştürmenin anahtarı bazı gerçekler de önemli.. Onlar, ‘Dışarıdaki en büyük pazar hangisi’, ‘Ne tür kara delikler var’, ‘Bizim mavi okyanus stratejimiz ne’ gibi sorular sorarak diğer lider tiplerinden farklılaşıyor.

“Kayıp uzuv deneyi”! 
Uzmanlara göre yüksek IQ, bir işin başarısı için en az ihtiyaç duyulan özelliklerden biri… Yine de dünyada başarılı olmuş pek çok girişimcinin sokak, insan ya da yaratıcı zekadan en az birine sahip olduğu biliniyor. Örneğin Dr. Vilayanur Ramachandran, ‘sokak aklı’ olarak adlandırılabilecek bir zekaya sahip. Davranış nörolojisi ve görsel psiko-fizik alanlarında yaptığı çalışmalarla tanınan bir sinir-bilimci. ‘Olmayan uzuv’ ağrısı için gerçekleştirdiği basit ancak dahiyane fikirle ünlenmiş bir isim. Pahalı terapi seanslarının yer aldığı bu alanda Ramachandran, 5 dolarlık bir aynayla ‘olmayan uzuv’ ağrısını çözüme kavuşturmayı başarıyor. Örneğin hastanın olmayan kolunun yerine bir ayna yerleştiriyor ve kişinin diğer uzvunu o aynada görmesini sağlıyor. Bu sayede hasta, sağlam olan uzvunun bir yansımasını kayıp olan uzvunun yerinde görüyor. Bu sayede beyin hastaya aynadaki yansımanın gerçek olduğunu düşündürüyor. Bu durum da acıda büyük oranda bir azalma gerçekleşmesine neden oluyor.

“Alışveriş sepeti” teorisinin anlamı 
Aynı şekilde sokak zekasına sahip bir başka isim de alışveriş antropoloğu Paco Underhill… Binlerce dakika tüketicileri alışveriş yaparken izleyen deneyimli yönetici, eli kolu ürünle dolu olan müşterilerin neden daha az alışveriş yaptığına dair basit ancak oldukça yerinde bir tespit yapmasıyla tanınıyor. Underhill, tüketicilerin bir yardım olmadan alışveriş yaptıklarından bir an önce kasaya gitme eğiliminde olduğunu söylüyor. Yöneticilerin alışveriş sepetlerini mağazanın ortasına koyarak müşterilerin alışveriş yapma zamanlarını artıracaklarına da vurgu yapıyor. Sonuçta tüketiciler bir kez marketin içine girdiklerinde bir sepet almak için nadiren dışarıya çıkıyorlar. Bu basit tespit, gözlem yeteneği olan herkesin aklına gelebilir diye düşünebilirsiniz. Ancak Underhill’in bu önerisi daha önce kimsenin aklına gelmediği gibi pazarlama dünyasında önemli bir çığır açmayı da başarıyor.

3- GELİŞMEK İÇİN CESARET ŞART
Aksiyona geçmek, riski kabul etmek ve yeniyi denemek için cesaret gerektiğini herkes bilir. Dünyanın tamamı tutkulu ve amaca yönelik muhteşem zekalara sahip olsa da bu insanlarda cesaret yoksa o zaman gelişmekaydetmek mümkün değildir. Cesaret olmasa hala kulübelerde yaşayıp mızraklarla balık yakalıyor olabilirdik. Bu nedenle cesaretli liderlere ihtiyacımız var. Bu insanlar bütünüyle bir aksiyonu başlatmak ve sürdürmekte çok iyidir. Günümüzde ise liderler cesareti pek çok farklı şekilde gösterilebiliyor. Risk alanlar arasında girişimciler ve inovatörler bulunuyor. Bu insanlar, yeni alanlara girmek için can atmalarıyla dikkat çekiyor. Bunun dışında bir iş yanlış yönetiliyor ya da kötü bir performans gösteriyorsa geri dönme cesareti gösterenler de cesur yöneticiler olarak adlandırılıyor. Bu kişiler genellikle ‘5 yıllık stratejilerin’ adamı olmuyor. Çünkü her gün farklı bir heyecan yaratacak işlerin peşinde koşmak istiyorlar.

Google’a nasıl meydan okudu? 

Risk almaktan hoşlanmayan ancak riski anlayan cesur liderler de var. Onlar kendi hedeflerinin peşinden riski anlayarak, kabul ederek ve yöneterek gidiyor. Karar vermekten korkmuyorlar. Bu tip liderler, şu an ile gelecek arasındaki zamanın kısalmasına neden olmalarıyla dikkat çekiyor. Google’ın AdSense’inin en büyük rakiplerinden Quigo’nun CEO’su Micheal Yavonditte de bu türden bir lider. Şu anda Hashable’ın kurucusu olan Yavonditte şöyle diyor: ‘Google’la rekabet etmek cesaret isteyen bir işti. Pek çok insan bizim deli olduğumuzu söyledi. Ancak bizim her gün bu işi yapmamız, rakiple mücadele edecek bir yol bulmamız gerekiyordu. İşimizi yürütüp yürütemeyeceğimizi bilmiyorduk. Ancak cesaretle ısrar etmek zorundaydık. Bence başarılı inşaları birbirine bağlayan en karakteristik özellik ısrarcı olmaktır.’ Bu cesaretli yaklaşımının ardından şirketini AOL’a
360 milyon dolara satmayı başaran Yavonditte, ‘Bir işi kurmak ve yürütmek sırasında pek çok şey yaşarsınız. Pek çok süreç yanlış gider, pek çok insan sizi hayal kırıklığına uğratır. Pazar umduğunuz gibi çıkmaz, ürününüze gösterilen tepki sizi üzebilir. Ancak önemli olan cesaretle çalışmaya devam etmek ve ısrarcı olmaktır’ diye konuşuyor.

4- DAHA ŞANSLI OLMAK İÇİN

Araştırmalar şansın genellikle şans ağını iyi kullanan ve şanstan yana tavır alan insanların kapısını çaldığını gösteriyor. Ayrıca şanslı liderler genellikle alçakgönüllülüğe, entelektüel bir meraka ve iyimserliğe de sahip oluyor. Zaten bu 3 faktör, bu insanların bir şans ağının içinde olmasına neden oluyor. Bu ağdan kasıt çok önemli iletişim kontaklarına sahip olmak değil. Şans ağı, stratejik ya da değerli olarak görülmeyecek sizin özgün ilişkilerinizin bir bileşiminden oluşuyor. Bu ağda yer alan kişiler zaman geçince stratejik ve değerli oluyorŞansın hayatımızdaki yerini kabul etmek çoğu insan için hiç kolay değildir. Sonuçta çoğu lider, hayatta imza attığı her başarının arkasında sadece kendi rolü olduğunu söylemek ister. Ancak herhangi bir girişimcinin hayatına bakacak olursanız şans faktörünün en azından bir olayda kendisine yardım ettiğini görürsünüz.

Şans ağı, başarıyı da getirir mi? 
Mediabistro.com sitesinin kurucusu Laurel Touby’i düşünün. Kazara internet girişimcisi olmuş bir lider. Touby, 1994 yılında kendi dairesinde kokteyl partileri düzenlemeye başlıyor. Medya sektöründeki kişileri bir araya getirerek onların birbirlerine yardım etmesini amaçlıyor. Ancak Touby, bunun bir gün işe dönüşeceğini hiç düşünmediğini söylüyor. Sadece belirli bir süre sonra konuklarından, eğer sunulan hizmeti faydalı buluyorlarsa, 100 dolar vermelerini istediğini belirtiyor. Yani gönüllülük esasına göre para toplayarak işe başlıyor. Bu oluşum, 1996 yılında online bir hal alıyor. Türünün en erken iş arama sitelerinden birisi oluyor. Site sadece New York’daki gazetecilerin bir araya gelmesi için oluşturulmasına rağmen zaman içinde tüm dünyaya yayılıyor. 2007 yılında Touby, siteyi 23 milyon dolara Jupitermedia’ya satıyor. Touby’nin başarısının büyük bir kısmı bu işle ilgili hiçbir şey bilmediğini kabul etmesinden geliyor. Şüphesiz farklı özellikleri de ona yardımcı oluyor. Ancak tavrı ve ilişkileri sayesinde şans için doğru ortamı yaratmayı başarması onu farklı kılıyor.

Tohum piyangosuna dikkat 
İçine doğduğunuz yüzyıl ve nerede doğdunuz da hayatınızı etkileyen önemli şans faktörlerinden… Günümüzün önde gelen pek çok girişimcisinin profesyonel kariyerine başlama zamanının ticari internetin geliştiği yıllara denk gelmesi bu nedenle bir tesadüf değil. Örneğin, Zappos’un kurucusu Tony Hsieh için zamanlama büyük bir şans faktörüydü. Hsieh, web’in ticarileştiği bir dönemde önde gelen bir internet şirketi yaratmakla kalmadı, aynı zamanda bu alanda karşısına çıkan başka fırsatları da değerlendirdi. Görece olarak genç bir yaşta, pek çok Fortune 500 şirket yöneticisiyle tanışma şansını elde etti. Bunun en önemli nedeni ise yaşça daha büyük olan yöneticilerin internet çağını anlamakta zorlanmasıydı. Doğduğu yıl ve ortam sayesinde normalde genç bir girişimcinin tanışamayacağı insanlarla tanışmayı başardı. Warren Buffett da başarısını şansa borçlu olduğunu düşünen girişimcilerden… Buffett’ın meşhur tohum piyangosu (overian lottary) teorisi de bu düşüncenin bir ürünü. Ona göre Buffett, bu piyangoyu kazanmış ve doğru zamanda, doğru ülkede ve doğru yeteneklere sahip olarak dünyaya gelmiş bir girişimci. Sermaye piyasalarının yönlendirilmesi gereken bir zamanda hayatta olması onun inanılmaz bir başarıya imza atmasına neden olmuş durumda. Buffett, ‘Eğer milyonlarca yıl önce dünyaya gelseydim bir dinazor tarafından yenir ve işe yaramayan bir insan olarak ölürdüm’ diyerek tohum piyangosunu nasıl kazandığını anlatıyor. 

PUT KIRANLARA” DİKKAT
ÇIĞIR AÇIYORLAR

Yürek, cesaret, akıl ve şans 4’lüsünün dışında özelliklere sahip liderler de mevcut. Bunlara “put kıran” demek mümkün. Bu tip liderler yaşadıkları dönemde çığır açıcı işlere imza atmalarıyla tanınıyor. Richard Branson da böyle bir isim. Geleneksel yoldan gitmeyi sevmeyen ve limitlerin ötesinde bir yaşam tarzı olan çağımızın en önemli girişimcilerinden biri.

BRANSON’UN FARKI
Branson, disleksi hastası olduğu için öğrenim hayatında zorluklar yaşamasına rağmen, bu özelliğini başarıyla uygulamayı başarıyor. Kendi anlamadığı hiçbir pazarlama sloganını, hizmeti ya da ürünü tüketiciyle buluşturmuyor. “Ben bir kere de anlamazsam yeterince basit ve iyi değildir” diye düşünürüm diye konuşuyor. Bu sayede de pek çok farkı sektörde başarılara imza atıyor.
FARKLI DÜŞÜNCE ÖRNEĞİ
Steve Jobs ise bir başka put kıran örneği. Büyük ve farklı düşünmesiyle iş hayatını kökünden değiştiren bu isim, Apple, NeXT ve Pixar gibi başarılı işlere imza atmasıyla dikkat çekti. Her zaman yaptığı işe hayran olan başarılı lider, dizayn konusunda yarattığı çığır açıcı değişimlerle dikkat çekiyor. Onun cesaretli yaklaşımı, yüreğini ortaya koyduğu işleri ve akıllı pazar hamleleri daha uzun yıllar iş kitaplarını süsleyecek gibi duruyor. Henry Ford, Walt Disney, Akio Morita, Jack Welch, Katharine Graham ise put kıran liderlere diğer örnekler.

DUYGUSAL ŞİRKETLER
AMAÇLARI GÜÇ KATIYOR

İkea, Patagonia ve Nike şirketlerini bir düşünün. Hepsinin amaçları nettir. insanlar bu şirketler bir gecede ortadan kaybolursa üzülür. Örneğin ikea’nın amacı, dizayn mobilyaları demokratize ederek kitlelere ulaşılabilir fiyattan satmaktır. Patagonia, sorumlu üretim ve sürdürülebilirliğe öncülük etmiş bir şirket olarak tanınır. Nike’ın işi ise spor ayakkabıdan çok oyunun içine dahil olmak ve aktiviteyi kucaklamakla ilgilidir. Nike’ın Oregon’daki merkezini ziyaret ettiğinizde kendinizi bir işletmeden çok bir spor salonunda gibi hissedersiniz.
330 GÜN İŞTE
Infosys’in kurucusu Narayana Murthy de yüreğiyle hareket eden bir başka lider… Hatta çocuklarından birisi kendisine, ‘Sen işini bizden daha fazla seviyorsun’ dediğinde onu inandırmakta bile zorlanmış bir isim. Çünkü Murthy, yürekten bağlı olduğu işinde toplam 330 gün geçiriyor. Bir günde 16 saatini ofisinde harcıyor. Bu nedenle çocuklarını onları daha çok sevdiğine inandırmakta zorlanıyor.
ÇOCUĞU GİBİ GÖRÜYOR
Yüreğiyle hareket eden liderlerin çoğu, kendi kurdukları işlerini çocukları gibi görür ve vakitlerinin önemli bir kısmını burada harcarlar. Google’ın kurucularından Sergey Brin de kendisinin yürekten hareket ettiğini söylüyor ‘Ben büyük ihtimalle yüreğimle çalışan bir liderim. Bir şey için tutku duymak ve onun peşinden gidip her türlü zorluğa rağmen gerçekleştiğini görmek kadar insana haz veren bir şey yok.’

YENİDEN BAŞLAMA CESARETİ
İŞE AŞIK OLMAMAK GEREK

Yeni bir girişimde gerekli değişimi yaratamamak bir işin çökmesi için en önemli nedenlerden biridir. Geçmişte işe yarayan bir işe aşık olmak ve bu fikirden vazgeçememek de büyük sorun yaratır. Bazen başarılı olan bir işi bile küçültmek ya da değiştirmek gerekir. Bu da çok büyük cesaret ister. Geçmiş başarıdan vazgeçmek ve geleceğin ihtiyaçlarına göre gelişmek sadece girişimcilere has bir özellik de değil.

DÖNÜŞEREK BAŞARDILAR
Geçmişe baktığımızda dev ölçekli pek çok şirketin aynı durumla karşı karşıya kaldığını görüyoruz. Polaroid, Kodak, Xerox, Motorola ya da IBM bu tür örneklerden sadece birkaçı… Bunlar arasından Xerox Anne Mulchy’in liderliği devralmasından sonra IBM ise Louis Gerstner’ın başa geçmesinin ardından büyük bir değişim geçirmeyi başararak ayakta kaldı. Bu liderler hiç kuşkusuz iş dünyasının gördüğü en cesur liderler arasında yer alıyor.

J.P. MORGAN ÖRNEĞİ
J.P. Morgan da 1970’lerde gelişmek için büyük risk alan şirketlerden biri. Ticari krediler alanında isim yapan şirket, gelişmek adına kendini yenilemeyi başardı. Bunun için ise iki aksiyon aldı. ilk olarak en önemli ilk 100 müşterisine odaklanma kararı aldı. İkincisi kredi bankacılığından yatırım bankacılığına doğru bir açılım gerçekleştirdi. J.P. Morgan başarısının zirvesindeyken değişme cesareti göstermesiyle dikkat çekti.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND