Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Başarısızlık fırsat mı, engel midir?

Başarısızlık, öğrenmek ve gelişmek için olumlu bir fırsat mıdır yoksa başarıya engel olan olumsuz bir deneyimdir? Yapılan bir araştırmaya göre, ebeveynlerin bu soruya nasıl cevap verdiği, çocukların başarı hakkındaki düşünceleri üzerinde çok etkili oluyor…

başarısızlık psikolojisi, başarısızlık korkusu, başarı ve başarısızlık

Başarısızlık, öğrenmek ve gelişmek için olumlu bir fırsat mıdır yoksa başarıya engel olan olumsuz bir deneyimdir? Yapılan bir araştırmaya göre, ebeveynlerin bu soruya nasıl cevap verdiği, çocukların başarı hakkındaki düşünceleri üzerinde çok etkili oluyor…

Hatalar ve Başarısızlıklar Hakkında Anlattıklarınız Çocuklarınızın Başarısını Etkiliyor

Başarısızlık, öğrenmek ve gelişmek için olumlu bir fırsat mıdır yoksa başarıya engel olan olumsuz bir deneyimdir? Yapılan bir araştırmaya göre, ebeveynlerin bu soruya nasıl cevap verdiği, çocukların zekâlarını çalışarak geliştirebileceklerine dair düşünceleri üzerinde çok etkili oluyor.

Stanford Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Kyla Haimovitz, zihin üzerine araştırmalara öncülük eden meslektaşı Carol Dweck’le birlikte, Psychological Science dergisinde yayınlanan araştırmalarında “Motivasyon ve zihnin nasıl geliştiği düşünülecek olursa, ebeveynler çocuk gelişiminde çok kritik bir güç oluşturuyorlar” diyor. “Ebeveynler çocuklarına çok küçük yaşlarından itibaren ve bütün çocuklukları boyunca, başarısızlığın ne olduğu ve nasıl karşılanması gerektiğini anlatacak güçlü bir etkiye sahipler.”

Haimovitz’e göre, bu konuda çok fazla araştırma yapılmasına rağmen, ebeveynlerin çocuklarını nasıl motive edebilecekleri üzerinde fazla durulmuş değil. Yaptıkları araştırma bu boşluğu dolduruyor.

Kaliforniya’daki San Diego Üniversitesi’nde psikoloji profesörü olan Gail Heyman da, “Çocukların becerilerinin geliştirilebilir ve zaman içinde değişebilir olduğunu düşünmeleri durumunda, karşılaştıkları zorluklarla daha yapıcı bir şekilde başa çıktıklarını gösteren pek çok kanıt bulunuyor” diyor.

Ancak bunu çocuklara anlatmak o kadar kolay değil.

Ebeveyn Olarak Başarısızlığa Nasıl Bir Tepki Veriyorsunuz?

“Ebeveynler, çocuklarının başarısızlığa uğradığı ya da geri kaldığı zamanlarda verdikleri tepkilerle bunu çocuklarına anlatmaları gerekiyor” diyor Haimovitz. “Karşımızdaki kişinin ne gördüğünü, bir şey söylediğimizde ya da yaptığımızda karşıya nasıl bir mesaj verdiğimizi gerçekten anlamamız gerek.”

Diğer bir deyişle, eve matematikten kırık not alarak gelmiş bir çocuğa ebeveyninin vereceği tepki, çocuğun matematiği öğrenip öğrenemeyeceği konusundaki algısını etkileyecektir. Haimovitz, iyi niyetli, teselli amaçlı “Önemli değil, sen de çok iyi yazı yazıyorsun” yorumunun bile çocuğa çözemediği problemlerden bir şey öğrenmek yerine matematiği tamamen bırakması gerektiği mesajını verebileceğini söylüyor.

Haimovitz ve Dweck, ebeveynlerin başarısızlık ve zeka konusundaki zihniyetleriyle çocuklarının zekayla ilgili inanışları arasındaki etkileşimi keşfetmek için bir dizi, daha küçük ölçekli araştırma yürüttüler.

İlk önce 73 ebeveyn ve bunların dördüncü ya da beşinci sınıf öğrencisi çocuklarıyla, başarısızlık ve zeka hakkındaki inanışları hakkında görüştüler. Ebeveynlerin büyük bir kısmının en az üniversite mezunuydu. Ebeveynlere yöneltilen sorular, zekâyı değişebilir bir şey olarak görüp görmedikleri ve başarısızlığı olumlu, gelişmeyi kolaylaştırıcı, üretkenliği artırıcı bir şey mi yoksa olumsuz, zayıf düşürücü ve engelleyici bir şey olarak mı gördükleri üzerine yoğunlaşıyordu.

Çocukların “akıllı olmak” ile ilgili algıladıkları şey, ebeveynlerinin zekayı algılama biçimiyle değil, ebeveynlerinin başarısızlığa karşı gösterdikleri tavırla ilgiliydi.

Ebeveynlerin çocuklarının akademik başarısını nasıl algıladıkları hesaba katıldığında bile, “Başarısızlığın zayıflık olduğunu düşünen bir zihin yapısına sahip ebeveynlerin çocukları, belirgin bir şekilde zekânın sabit olduğuna inanıyorlardı.”

Araştırma sonucunda, ebeveynler başarısızlığın insanı zayıf düşürdüğüne ne kadar inanırsa, çocuklarının da bir şeyler öğrenme ve kendilerini geliştirme yerine performanslarının sonuçları ve aldıkları notlarla ilgili o kadar endişelendikleri ortaya çıktı.

Araştırmacılar daha sonra internet üzerinden 160 ebeveynle, çocukları eve düşük bir sınav notuyla gelirse ne yapacaklarıyla ilgili bir anket yaptılar. Başarısızlığı olumsuz algılayanlar ya çocuklarının o konudaki becerileri konusunda endişeleniyor ya da çocuklarına her konuda yetenekli olamayacaklarını anlatarak onları rahatlatmaya çalışıyorlardı. Ama başarısızlığı bir fırsat olarak gören ebeveynler, çocuklarına kaldıkları bu sınavdan ne öğrendiklerini, daha başka neler öğrenebileceklerini ve öğretmeninden yardım istemesinin işe yarayıp yaramayacağını soruyorlardı.

Dördüncü ve beşinci sınıf öğrencisi 100 çocuk ve ebeveynleriyle iki çalışma daha yapıldıktan sonra araştırmacılar, çocukların ebeveynlerinin zekayla ilgili değilse de başarısızlıkla ilgili görüşlerini tam olarak tanımlayabildiklerini ve bunun çocukların zekayla ilgili kendi görüşleriyle örtüştüğünü buldular. Araştırmacılar son olarak, rastgele seçilen 132 ebeveynle bir deney yürüterek, ebeveynlerin başarısızlık hakkındaki görüşlerinin çocuklarının başarısızlık hakkındaki görüşlerini etkileyip etkilemediğini gözlemlediler. Sonuç: Çocuklar bundan etkileniyordu.

Haimovitz, “Bundan çıkartılacak sonuç, çocuğunuz bir şey için uğraşıyorsa ya da yenilgiye uğradıysa onun yapıp yapamadığıyla değil, bu süreçten ne öğrendiğine yoğunlaşın” diyor. Bunun bir yolunun çocuğa, “Bu başarısızlığı nasıl bir sıçrama tahtasına dönüştürürsün?” diye sormak olduğunu söylüyor.

Kültürel Farklılıklar ve Mizaç

Ancak bu araştırmanın sonuçlarının ne kadarının farklı etnik, ırksal ve sosyo ekonomik çevrelerden gelen çocukları kapsadığı çok net değil. Heyman’ın Çin’de yaptığı araştırmanın sonuçları daha fazla çeşitlilik içeriyor.

“Kültürlerin çaba ve beceri konusunda farklı inanışları var, soruları çok hafif değiştirerek sorduğunuzda farklı cevaplar alıyorsunuz” diyor Heyman.

Öte yandan başarısızlıklardan bir şeyler öğrenme mesajı aynı zamanda geri de tepebilir. Güney Kaliforniya Üniversitesi’nden, psikoloji profesörü Cleopatra Abdou, “Eğer size her şeyi öğrenebileceğiniz mesajı veriliyorsa ve siz her şeyi yapmanıza rağmen bir türlü başarılı olamıyorsanız sonunda, artık bu mesaja inanmayacağınız bir noktaya gelebilirsiniz” diyor.

Heyman, çocukların zihin yapılarının mizaçlarından da ekilenebileceğini belirtiyor.

“Son yıllarda, ebeveynler fazla suçlanır oldular” diyor Heyman. “Mizaç da son derece önemli ve bunu reddetmek problemlere sebep oluyor.”

Ebeveynler, çocuklarını başarısızlığa yönlendirmeyecek şekilde onları desteklemek gibi bir zorlukla karşı karşıyalar.

Heyman, “Ebeveynlerle öğretmenler çok ince bir çizginin üzerinde yürüyorlar,” diyor. “Hem çocuklara, ancak onların yardımı olursa kendi başlarına yapabilecekleri konularda yardım etmeliler ama bunu çocukların bu işi başka insanların kendileri için yapmasını beklemeyecekleri ölçüde yapmalılar ve daha fazla yardım etmemeliler. Çocuklar kendi başlarına yapabildikçe yavaşça geri çekilmelisiniz ama yılgınlığa kapılıp pes etmemeleri için onları bırakmamalısınız da.”

Kaynak: www.egitimpedia.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Dünya’da en çok hangi şehirler ziyaret ediliyor?

turizm, singapur, seyahat, paris, londra, en çok ziyaret edilen şehirler, dubai, bangkok

“Dünyada en çok hangi şehirler ziyaret ediliyor?” sorusundan hareketle bir araştırma yapılmış. Araştırmanın sonucunda ise öne çıkan ilk 5 şehir belirlenmiş. Peki, sizce hangi şehirler bu listede yer almıştır? İşte yanıtı…

Dünya’da En Çok Ziyaret Edilen Şehirler

Küresel seyahat ve turizm endüstrisi tahmini olarak yılda 8,8 trilyon dolar değerinde. Ziyaretçileri ve harcama alışkanlıklarını izleyen bir araştırmanın sonuçlarına göre son 10 yılda da turizm harcamalarında ortalama %7,4 bir artış görülmekte.

Bu esnada da bazı şehirler öne çıkmakta. Örneğin, önümüzdeki yıl Japonya’da yapılacak 2020 Olimpiyatları ile Tokyo’nun (şu anda 9. sırada) %10’un üzerinde bir büyüme kaydetmesi bekleniyor.

İşte, dünyada en çok ziyaret edilen şehirler

5.Singapur

2018’de 14.76 milyon ziyaretçi Singapur’a gitti. Listedeki en çok ziyaret edilen şehirlerin yarısı, son 10 yılda büyük artış gösteren Asya-Pasifik bölgesinden. Bölge ağırladığı turist kapasitesi açısından son 10 yılda %9,4 büyüdü.

4.Dubai

60 yıl önce Dubai sadece bir balıkçı köyüydü. Bugün ise Emirlik nüfusu 3 milyondan fazla. Geçen yıl şehrin ağırladığı ziyaretçi sayısı 15.93 milyonu buldu.

Ziyaretçilerin seçtikleri destinasyonda ne kadar para harcadıkları söz konusu olduğunda; alışveriş merkezi, konferanslar ve sergiler ilk sırada. 2018’de ziyaretçiler 30.82 milyar dolar harcadı.

3.Londra

Big Ben, Parlamento, Buckingham Sarayı…
Londra, ünlü simge yapılar ile doludur. Bu sebeple geçen yıl 19.09 milyon insanın oraya gitmesi çok da şaşırtıcı değil.

Ancak, Londra, ziyaretçi sayısında bir düşüş yaşayan ilk 10’daki tek şehir – geçen yılın sıralamasına göre bu düşü %4 civarında

Tate Modern sanat galerisi (5.86 milyon), İngiliz Müzesi (5.82 milyon) ve Ulusal Galeri (5.73 milyon) şehrin en büyük üç ziyaretçi çeken merkezi.

2.Paris

Londra’nın kayıp yaşaması Paris’e kazanç olarak döndü. Paris, sıralamada üçten ikiye yükseldi; İngiltere’nin başkentinden ziyaretçi çaldı. Paris’te görülecek çok sayıda şey var bunların en başında da dünyanın en çok ziyaretçi çeken müzesi Louvre geliyor.

Her yıl bu müzeye gelen 10.2 milyon insandan yaklaşık %80’inin de sadece Mona Lisa’yı görmeye geldiği düşünülüyor.

1992’de açılan Disneyland Paris, şehrin diğer turistik yerlerine gölge düşürüyor. 1992 ve 2017’de açılma arasındaki 25 yılda 320 milyon ziyaret ağırlayarak Avrupa’nın en iyi turizm merkezi haline geldi. Fransız ekonomisine 75 milyar dolar (68 milyar €) katkıda bulundu ve Fransa’nın turizm gelirinin %6.2’sini temsil ediyor.

1.Bangkok

Dört yıl boyunca en üst sıralarda yer alan Tayland’ın başkenti geçen yıl 22 milyondan fazla ziyaretçiyi ağırladı.

Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi’nin 2018 verilerine göre, Tayland Güneydoğu Asya’daki en büyük turizm ekonomisine sahip. Turistlerin geçen yıl Bangkok’da bıraktığı 70,1 milyar doların Tayland ihracat gelirlerinin %20,8’ini oluşturduğu düşünülüyor.

Tayland para biriminin güçlenmesi ve küresel ekonomideki yavaşlamanın Tayland’ın turizm gelirini etkilemesi bekleniyor.

Yazar: Büşra Meral
Kaynak: www.matematiksel.org

Okumaya devam et

MAKALE

Kariyer diyetine var mısınız?

şirket, Manşet, kariyere yön vermek, kariyer diyeti, kariyer, iş hayatı, 90 günlük kariyer diyeti

Patronunuz işinize kattığınız değerin farkında mı? En son ne zaman bir üst pozisyona atandınız? Ekibin kilit oyuncularından biri misiniz? Eğer bu sorulara olumsuz yanıt veriyorsanız doğru yerdesiniz. İşte kariyerini daha doğru yönetmek isteyenler için 90 günlük kariyer diyeti…

90 günlük kariyer diyetiyle kariyerinizi şekillendirin

Milyonlarca kişi her yıl, sağlıklı yaşam için diyete başlıyor ve hayatında bir şeyleri yoluna sokmaya çalışıyor. Global danışmanlık şirketi Korn Ferry’nin CEO’su Gary Burnison’da, çalışanlara kariyerlerini daha iyi yönlendirmeleri için “90 günlük kariyer diyeti” tavsiye ediyor…

Şu anki işiniz ne kadar ilginizi çekiyor?

Sabahları işe gitmekte zorlanıyor musunuz?

Patronunuz işinize kattığınız değeri farkında mı?

En son ne zaman takdir edildiniz?

Son performans değerlendirme notunuz iyi miydi?

Şirketinizde vazgeçilmez biri olarak görülüyor musunuz?

En son ne zaman terfi ettiniz?

En son ne zaman işinizde yeni bir şey öğrendiniz?

Eğer yukarıdaki sorulardan birkaçına olumsuz cevap veriyorsanız, 90 günlük kariyer diyetini yapmak için iyi bir adaysınız demektir. Soruları cevaplarken, kendinize karşı dürüstseniz, süreç sizin için daha kolay ilerleyebilir.

Gary Burnison’ın kariyerine yeni bir yön vermek isteyenlere önerileri şöyle;

1- Kendinizi iyi tanıyın

Kariyerinizi şekillendirmeye çalışırken, disiplinli olmaya ve yeni alışkanlıklar edinmeye ihtiyacınız var. Vücudunuzu şekillendirmek için bir spor salonuna üye olmak gibi, kariyerinizi şekillendirmek için de bir plana ve koçluğa ihtiyacınız var.

Ödeviniz: Mevcut durumu değerlendirme

Kendinizi tanımalı ve kendinizle ilgili bir bakış açısına sahip olmalısınız. Güçlü ve zayıf yanlarınız, becerileriniz ve deneyimleriniz, tutkulu olduğunuz şeyler, amaçlarınız, sizi motive eden şeyler konusunda net olmalısınız.

Kim olduğunuzu farkında olun!

İddialı mısınız yoksa pasif misiniz?

Risk almaktan kaçıyor musunuz?

Tecrübenize ne kadar güveniyorsunuz?

2- Hedeflerinizi belirleyin

Motivaston kaynaklarınızı bilin ve hedefleriniz konusunda net olun. Sizi, motive eden şey ne? Hangi şirket kültüründe çalışmak sizin için daha uygun, bu konuda net bir karar verin. Bu kararı alırken internetten ya da çevrenizden destek alın. Çalışmayı planladığınız şirketle ilgili detaylı bilgi edinin.

3- Network’ünüzü yönetin

Yeni bir iş bulmanın önemli noktalarından biri de güçlü bir network’e sahip olmak. İş hayatında tanıdığınız bir kişinin size ne zaman yardımcı olabileceğini kimse bilemez. Bu nedenle ilişkiler konusunda da iyi olmanız gerekiyor. Belli aralıklarla network’ünüzdeki kişilerle kontakta olun ve ilişkilerinizi sıcak tutun.

4- Özgeçmişinizi güncelleyin

Sizi en iyi şekilde anlatan bir özgeçmişe sahip olmalısınız. Hakkınızda önemli bilgileri içeren ve kendi içinde tutarlı olan bir özgeçmiş hazırlamalısınız. Bugüne kadar farklı deneyimler edinmiş ve farklı görev almış olabilirsiniz. Burada önemli olan başvurduğunuz pozisyona en uygun olan deneyimlerinizi ön plana çıkarmanız.

5- Mülakatlara özenle hazırlanın

Bir mülakat için yapılması gereken en önemli hazırlık “Psikolojik” hazırlıktır. Heyecan seviyenizi kontrol altında tutarak iyi bir görüşme süreci geçirmek için mülakatlarınıza öncelikle ruhsal olarak hazırlanın. Güler yüzlü olun ve sorular sormaktan çekinmeyin. Başvurduğunuz pozisyona uyan yetkinliklerinizin altını çizerek anlatın.

6- İşe alındıktan sonra da diyete devam edin

Tüm bu hazırlıklar sonrasında yeni bir işe başladıktan sonra da kariyeriniz için çalışmaya devam etmelisiniz. Günümüzde aynı şirkette çalışma süresi çok uzun değil. Bu nedenle yeni bir değişikliğine en azından asgari düzeyde hazır olmak için gerekli önlemleri almanız gerekiyor.

Unutmayın, 90 günlük kariyer diyetinin amacı; disiplin kazanmak ve daha fazla başarı elde ederek bu başarıları sürdürecek alışkanlıklar edinmektir.

Yazar:  Özden Yılmaz 
Kaynak: www.kariyer.net

Okumaya devam et

MAKALE

İş yerinde istikrar ne kadar önemli?

performans, Manşet, iş yerinde istikrar, iş hayatı, çalışmak, çalışma süresi

Bir iş yerinde ne kadar süreyle çalışmak doğrudur? Çok iş değiştirmek mi yoksa uzun süre aynı iş yerinde çalışmak mı gerekir? Tüm bu soruların ideal bir cevabı var mıdır? İşte www.bbc.com sitesinin yanıtı…

Aynı işte ne kadar çalışmalı?

Bazıları bir işte sekiz ay çalıştıktan sonra ayrılmanın normal olduğunu, bazıları ise 18, 48, hatta 72 ay kalıp yeteneklerinizi kanıtlamanız gerektiğini söylüyor.

Bu konudaki farklı düşünceleri almak için Quora adlı paylaşım sitesine başvurduğumuzda karşılaştığımız cevapları şöyle özetleyebiliriz.

Yeni başladığınız işte ne kadar kalıp kalmayacağınızı belirleyen iki faktör vardır: O işten ne kadar öğrendiğiniz ve kariyeriniz için yaratabileceği fırsatlar.

İşinizi 8, 18, 48 ve 72 aylık dönemler halinde değerlendirmeniz salık veriliyor. İyi bir gerekçeniz olmadan yeni başladığınız bir işten 8 aydan önce ayrılmanız başarısızlık olarak algılanabilir; deneme süresinden ya da ilk performans değerlendirmesinden geçmediğiniz düşünülebilir.

Makul süre

Uzmanlar 18 ayın kabul edilebilir sosyal limit olduğunu, sizin en azından bir değerlendirme dönemini başarılı tamamladığınız anlamına geleceğini belirtiyor.

Performansınızın özellikle kötü olduğuna ya da yerinizde saydığınıza dair bir bilgi yoksa dört yıllık (48 ay) bir süre sizin için “tam not” demektir. Başarınız sürekli artış göstermiş ve en azından bir kez terfi etmişseniz iyi durumdasınız demektir. Bunların hiçbiri henüz olmamışsa iki yıl daha o işte kalıp bu eksikleri gidermek gerekir.

Altı yıl geçmiş ve hala terfi etmemiş ya da daha iyi bir projeye geçmemişseniz artık kaygılanma vakti gelmiş demektir. Altı yıl aynı mevkide kalmak kişinin yeterince hırslı ya da motivasyonlu olmadığının göstergesi olarak algılanır. En azından işten çıkarılmamış olmak da belki bir başarıdır, ama averajdır. Oysa terfi ettiğiniz sürece o işte istediğiniz kadar çalışabilirsiniz demektir.

İstikrarın önemi

İstikrar konusunda da söylenmesi gerekenler vardır. Çok yönlü bir ofis işinde ortalama bir insan en çok iki yılda her şeyi öğrenebilir. İşinizi çok iyi yapıyorsanız terfi edilirsiniz, edilmediyseniz de o işten nefret etmeniz ya da çok daha iyi başka bir fırsat çıkması halinde ancak ayrılmanız tavsiye edilir.

Fakat kısa sürede birçok kez iş değiştirmek de iyi karşılanan bir şey değildir. Çabuk sıkıldığınızın, işten çıkarıldığınızın ya da her an çalışma ekibinizi bırakmaya hazır olduğunuz şeklinde algılanabilir.

İstisnalar da var

Ama her durumda olduğu gibi burada da istisnalar olabilir. Quora’da verilen bir örnek şöyle: Her ikisi de sekiz yıllık tecrübeye, benzer eğitim düzeyine sahip iki aday aynı işe başvuruyor. Biri her işinde ikişer yıl kalarak dört iş değiştirmiş, diğeri ise iki ayrı işte dörder yıl çalışmış. Hangisini seçerdiniz?

Müdür, daha çok sayıda işte çalışarak farklı alanlarda tecrübe edinmiş birinci adayı seçmiş. Onun esneklik, tecrübe çeşitliliği ve uyum sağlama yeteneği sergilediğini düşünmüş.

Yani bir şirkette uzun süre çalışmış ve iş değiştirmek istiyorsanız önce orada somut bir başarı kaydettiğinizden emin olmalı, sonra yeni sorumluluklara hazır olduğunuzu göstermelisiniz.

Kalbinizin sesini dinleyin

Bazıları ise yaptığınız işi sevmiyorsanız ille de belli bir süre tamamlamanız gerektiğini düşünerek o işte kalmanın doğru olmadığını, kendi hayatınızı başkalarının belirlediği kurallara göre değil kendi kurallarınıza göre yaşamak gerektiğini söylüyor.

Yeni başvuracağınız işte önceki işinizden ayrılma nedeniniz sorulduğunda ise eski işinizden neden memnun olmadığınızı, bu işin neden farklı olduğunu anlatmanız, güçlü ve özgüvenli olduğunuzu göstermeniz yeterli olabilir.

Yazar: Maria Atanasov 
Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER12 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND