Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Başarısızlığı nasıl garantilersiniz?

Vazgeçmekle başlayın… İlk fırsatta havlu atamıyorsanız, o zaman ikinci, üçüncü fırsatları değerlendirin. Olmadı her işi tek başınıza yapmaya kalkın. Kesinlikle yardım istemeyin ve dahi tüm yardım tekliflerini kibarca geri çevirin. Ve sonraß bu yazıdaki diğer maddelere geçin…

Vazgeçmekle başlayın… İlk fırsatta havlu atamıyorsanız, o zaman ikinci, üçüncü fırsatları değerlendirin. Olmadı her işi tek başınıza yapmaya kalkın. Kesinlikle yardım istemeyin ve dahi tüm yardım tekliflerini kibarca geri çevirin. Ve sonraß bu yazıdaki diğer maddelere geçin…

BEN NEDEN “BAŞARISIZ” OLDUM? Ben Yaptım Siz Yapmayın Demiyorum, Hobi Olarak Gene Yapın!

Ever tried. Ever failed. No matter. Try again. Fail again. Fail better. – Samuel Beckett

Öncelikle yazılarıma gösterdiğiniz ilgiden dolayı çok teşekkür ederim. Mailleriniz, telefonlarınız beni daha da fazla paylaşmaya teşvik ediyor, sesinizi duyurduğunuz icin çok teşekkürler.

Bu arada yanlış anlaşılmasın lütfen, ben yazılarımı kurumsal hayatta çok iyi bir kariyerim olduğu için, sizden daha iyi bildiğim için, ya da direktor veya CEO iken kariyerinin zirvesinde işi bırakan bir kişi olarak yazmıyorum. Sadece benim isteğim ve hayalim direktor ya da CEO olmak değilmiş diye yazıyorum. Aslına bakarsanız şu an kendi işimde hem CEO, hem de CIO (Chief Innovation Officer) olabiliyorum. Bütün o anlam yüklediğimiz “title” ların aslında size ne ifade ettiğini bulmanız için yazıyorum belki de. Bu sebeple sizlerle kurumsal hayatta neden başarısız olduğumu paylaşmak istiyorum bugün. Ve size itiraf ediyorum ben bildiğiniz bayağı “başarısız” oldum. Hem de çok uzun zaman. Neden mi? İşte sebepleri:

1. Vazgeçtim.

Don’t be trapped by dogma—which is living with the results of other people’s thinking. Don’t let the noise of other’s opinions drown out your own inner voice. And most important, have the courage to follow your heart and intuition. They somehow already know what you truly want to become. Everything else is secondary. – Steve Jobs

Hayallerimden, yapmak istediklerimden, yeteneklerimden kurumsal hayat için vazgeçtim! Az değil 10 sene. Kendimi unuttum, sonra hatırlamak uzun zaman aldı:) Size bununla ilgili bir hikaye anlatmama izin verin lütfen.

Bir şahin yumurtası yuvarlanarak tavuk kümesine düşer. Yumurtalardan
civcivler çıkmaya başlar. Bizim şahin siyah, diğerleri sarı. O andan itibaren farklı olduğunu anlamıştır, fakat bunu kimse kabul etmek istemez. O da diğer civcivler gibi davranmaya başlar, böylece kabul görecektir yani kafası hep yerde mısırları gagalarken.
Sonra bir gün gökyüzünde kocaman bir şahin görünür, olağanca heybetiyle uçmaktadır, belki de yavrusunu aramaktadır. O esnada bizim yavru şahin heyecanla ve mutlulukla diğer civcivlere şöyle der: “Baksanıza, ne kadar güzel uçuyor, bir gün ben de böyle uçacağım!” Diğer civcivler kahkahalarla güler ona ve dalga geçerek: sen bir tavuksun ve tavuk kalacaksın, tavuklar asla uçamaz! Sen önündeki mısırları yemeye devam et! derler. Ve küçük şahin mısırını mutsuz bir şekilde gagalamaya devam eder…eder…eder…(Bitti.)

İşte uzun süre böyle hissettim ben… Diğer civcivlere inandım ve tabii ki de uçamayacağıma da…Kanatlarımı saklamakla ve normalleşmeye çalışmakla o kadar vakit kaybettim ki! Aslında sizi özel yapan şey normal olmamanız belki de, hiç düşündünüz mü?

2. Ailemle yeterince vakit geçirmedim.

Senin adına sevindim. – Babam

İnsan bu hayattan yaş aldıkça şunu farkediyor ki, seçemediğiniz tek şey aileniz. Sizin en önemli ve özel destek grubunuz yani. Ben bunu böyle göremedim. İlk evden ayrıldığımda 11 yaşındaydım. Babam bankacı olduğundan dolayı tayini küçük bir kasabaya çıkmıştı. Her haftasonu tek başıma kendi isteğimle 105 km uzaktaki dershaneye gidiyordum sabah 5 te kalkarak. Bütün o güzel piknikleri kaçırdım maalesef. Sonra anadolu lisesinde ilk 2 sene akrabalarımın yanında kaldım. Babamın apandisit ameliyatı olduğunu, onlara süpriz yapmak için geldiğim bir haftasonu kapıyı kimse açmayınca komşumuz söylemişti. Çantayı fırlatıp hastaneye kadar koştuğumu hatırlıyorum…. Ve onu öylece yatarken bulduğumda nasıl ağladığımı. Sonra fen lisesi, üniversite ve iş hayatı derken onlarla yeteri kadar vakit geçiremediğimi şimdi farkediyorum. Bu hayatta her şeyi ama her şeyi değiştirebilirsiniz, isminizi bile! Fakat aileniz sizin denkleminizdeki o en önemli sabittir. Ona verdiğiniz anlam ve katsayı ne kadar fazla olursa denkleminizin zenginliği artar. Limit sonsuza yakınsamıyor bu denklemde, farkındasınız değil mi? Hala şansınız varsa arayın onları, sevdiğinizi söyleyin, mutlu edin.

Çünkü şimdi sizi biraz rahatsız edeceğim hazırsanız. Bir web sitesiyle karşılaştım geçenlerde ve benim aileme sadece ve sadece 72 (!) kez ziyaret yapacağımı öğrendiğimde şok oldum! İstifa etmemin sebeplerinden biridir ayrıca, sevdiklerimle kaliteli vakit geçirebilmek. Neden mi bahsediyorum? Siz de buradan kaç ziyaretiniz kalmış öğrenebilirsiniz. (http://seeyourfolks.com) Biraz rahatsız edici yalnız, uyarmadı demeyin.

3.İnsanlara çok değer verdim.

I don’t know the key to success, but the key to failure is trying to please everybody. – Bill Cosby

Ben hümanistim, yani insanları seviyorum. Herkesin içindeki potansiyeli yaşaması gerektiğine inanıyorum. Dünyanın neresinde olursa olsun, bunun için çabalamaktan hiç vazgeçmiyorum. Fakat kurumsal hayatta bunun bir sorun olacağını nereden bilebilirdim? Çok insan odaklısın, daha profesyonel olman gerek, çok iyi niyetlisin sözlerini mütemadiyen duyuyordum. Benim için en güçlü özelliklerim ve beni ben yapan değerlerimken maalesef bunları gelişime açık alan olarak duydum. Acı ama gerçek!

Belki bakış açılarını değiştirebilirim diye ümit ettim, fakat başarısız oldum.

Nietzsche Agladiginda kitabında şöyle bir paragraf vardır sizin yorumlarınıza bırakıyorum…

“Ümit mi? Ümit en son kötülüktür. Insanca, Pek Insanca adli kitabimda Pandora’nin kutusu açilip Zeus’un içinde sakladigi bütün kötülükler dünyaya saçıldığı zaman, orada son bir kötülük kaldığından kimsenin haberi olmamıştı: Ümit. O zamandan beri insanlar yanlışlıkla kutuyu ve içindeki ümidi iyi şans diye yorumladı. Fakat Zeus’un arzusunun, insanların kendisini işkenceye teslim etmeleri olduğunu unuttuk. Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır.”

4. Yardım istemedim.

We can’t help everyone, but everyone can help someone. – Ronald Reagan

Şöyle bir durum var ki iş hayatında yaşadığınız olaylar bir tek sizin başınıza geliyor sanıyorsunuz, ya da sorununuzu anlatırsanız aslında sorunun çok saçma olduğunu söyleyeceklerini. Ben de güçlü olmaya çalıştım, hallederim tek başıma sandım ve yapamadım, olmuyormuş. Kariyer ve geleceğim konusunda uzun süre ne bir mentor ne de bir koçla çalıştım. Çok zaman kaybettim bu sebeple. Benim kendi işimi kurma gücüm, kendi koçumla yaptığım bir görüşme sonrasında şekillendi, kendime güvenimi tekrar kazandım ve çok hızlı bir şekilde kararlarımı verdim. İyi ki de yapmışım inanın şu an çok mutluyum:) Ben de profesyonel olarak insanlara yardımcı oluyorum, onlara kendi isteklerini gerçekleştirmek için destek oluyorum. Kendi hayallerimi gerçekleştirmenin en güzel yolu, başkalarının da hayallerini gerçekleştirmeye yardımcı olmak olduğunu öğrendim. O kadar iyi hissettiriyor ki yardımcı olabilmek, neden bu kadar uzun süre beklemişim inanın hiç bilmiyorum.

5. Kendime güvenimi kaybettim.

I have missed more than 9,000 shots in my career. I have lost almost 300 games. On 26 occasions I have been entrusted to take the game winning shot, and I missed. I have failed over and over and over again in my life. And that is why I succeed. – Michael Jordan

Yapamayacağıma inandım, İnandım gerçekten, inandırdılar. Kendi değerimin ve yeteneklerimin karşılığını isteyemedim, hep hak ettiğimden daha az paraya çalıştım, paraya hiç önem vermedim. Nasılsa bir gün hak ettiğimi verirler dedim. Sizce sonuç ne oldu? Sadece vakit kaybı olan bahanelerle oyalanma ve haksızlık hissiyle başbaşa kalış. Ben yaptım siz yapmayın lütfen hakkınızı isteyin, yeteneklerinizin, emeğinizin ve en önemlisi zamanınızın karşılığını…

6. Korktum.

There is only one thing that makes a dream impossible to achieve: the fear of failure. – Paulo Coelho

Sadece korktum!…

7. Sağlığıma önem göstermedim.

Pain is temporary. Quitting lasts forever. – Lance Armstrong

Biliyor musunuz? Bedeniniz zihninizin yapmak istediklerine her zaman uyum gösteriyor, fakat bazen saçmalayınca sizi uyarıyor. Bu uyarı işaretlerini kaçırdım ben. Geçen sene gitmek istemediğimi bile bile zorla işe götürmeye çalıştığım bedenim artık son sinyalini verdi. Ön çapraz bağlarımı kopardım ve menisküsümü yırttım. Hayır hayır profesyonel futbolcu değilim:)

Nasıl mı oldu? Onu bir ara merak edenlere anlatırım, ama hiç sebepsiz diyebilirim. Sonrasında acildeki doktorlar psikolojik dedi eve gönderdi ve 2 gün sonra işe gittim. Tabii ki neden ben bile anlam veremiyorum şu an inanın, sanki gitmesem suçluluk duyarım diye herhalde, şu an çok saçma geliyor. İşi bırakıp ameliyat olamadım uzun süre, sonra oldum 1 ay rapor aldım, doktorun 2 ay mutlaka dinlenmelisin demesine aldırmadan…Bilmiyorum tanıdık geldi mi?

Size bunları neden yazdım merak ediyorsanız söyleyeyim. Bunlar benim en büyük başarısızlıklarım, listeyi uzatmak mümkün.. Fakat aynı zamanda benim bugün kendi isteklerimi ve çok sevdiğim işimi bulmama yardım eden, kendim olma yolunda benim en değerli hediyelerim. Şu an kendimi o kadar iyi hissediyorum ki! Çünkü, eminim, hayatım çok da kolay olsaydı ve düşmemek için tırmanmasaydım sürekli, hep oturduğum yerde kalırdım.

Failure is so important. We speak about success all the time. It is the ability to resist failure or use failure that often leads to greater success. I’ve met people who don’t want to try for fear of failing. – J.K. Rowling

Peki benim asıl merak ettiğim şey sizin en büyük başarısızlığınız ne? Paylaşın lütfen, birlikte çözüm üretelim, yardım istemekten korkmuyorum artık ben, lütfen siz de korkmayın. Tavsiye ederim çok güzel bir his:)

Paylaştığınız için çok ama çok teşekkür ederim.

PS: Bu arada yazımla ilgili aklıma Nietzsche’nin sevgilisi Lou Salome’ye gönderdiği bir mektup geldi. Çok beğenirim ve konumuzla çok ilgili olduğundan blogumda Pink Floyd HEY YOU dinleyerek buradan okuyabilirsiniz.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND