Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Başarısızlığı nasıl garantilersiniz?

Vazgeçmekle başlayın… İlk fırsatta havlu atamıyorsanız, o zaman ikinci, üçüncü fırsatları değerlendirin. Olmadı her işi tek başınıza yapmaya kalkın. Kesinlikle yardım istemeyin ve dahi tüm yardım tekliflerini kibarca geri çevirin. Ve sonraß bu yazıdaki diğer maddelere geçin…

kişisel gelişim

Vazgeçmekle başlayın… İlk fırsatta havlu atamıyorsanız, o zaman ikinci, üçüncü fırsatları değerlendirin. Olmadı her işi tek başınıza yapmaya kalkın. Kesinlikle yardım istemeyin ve dahi tüm yardım tekliflerini kibarca geri çevirin. Ve sonraß bu yazıdaki diğer maddelere geçin…

BEN NEDEN “BAŞARISIZ” OLDUM? Ben Yaptım Siz Yapmayın Demiyorum, Hobi Olarak Gene Yapın!

Ever tried. Ever failed. No matter. Try again. Fail again. Fail better. – Samuel Beckett

Öncelikle yazılarıma gösterdiğiniz ilgiden dolayı çok teşekkür ederim. Mailleriniz, telefonlarınız beni daha da fazla paylaşmaya teşvik ediyor, sesinizi duyurduğunuz icin çok teşekkürler.

Bu arada yanlış anlaşılmasın lütfen, ben yazılarımı kurumsal hayatta çok iyi bir kariyerim olduğu için, sizden daha iyi bildiğim için, ya da direktor veya CEO iken kariyerinin zirvesinde işi bırakan bir kişi olarak yazmıyorum. Sadece benim isteğim ve hayalim direktor ya da CEO olmak değilmiş diye yazıyorum. Aslına bakarsanız şu an kendi işimde hem CEO, hem de CIO (Chief Innovation Officer) olabiliyorum. Bütün o anlam yüklediğimiz “title” ların aslında size ne ifade ettiğini bulmanız için yazıyorum belki de. Bu sebeple sizlerle kurumsal hayatta neden başarısız olduğumu paylaşmak istiyorum bugün. Ve size itiraf ediyorum ben bildiğiniz bayağı “başarısız” oldum. Hem de çok uzun zaman. Neden mi? İşte sebepleri:

1. Vazgeçtim.

Don’t be trapped by dogma—which is living with the results of other people’s thinking. Don’t let the noise of other’s opinions drown out your own inner voice. And most important, have the courage to follow your heart and intuition. They somehow already know what you truly want to become. Everything else is secondary. – Steve Jobs

Hayallerimden, yapmak istediklerimden, yeteneklerimden kurumsal hayat için vazgeçtim! Az değil 10 sene. Kendimi unuttum, sonra hatırlamak uzun zaman aldı:) Size bununla ilgili bir hikaye anlatmama izin verin lütfen.

Bir şahin yumurtası yuvarlanarak tavuk kümesine düşer. Yumurtalardan
civcivler çıkmaya başlar. Bizim şahin siyah, diğerleri sarı. O andan itibaren farklı olduğunu anlamıştır, fakat bunu kimse kabul etmek istemez. O da diğer civcivler gibi davranmaya başlar, böylece kabul görecektir yani kafası hep yerde mısırları gagalarken.
Sonra bir gün gökyüzünde kocaman bir şahin görünür, olağanca heybetiyle uçmaktadır, belki de yavrusunu aramaktadır. O esnada bizim yavru şahin heyecanla ve mutlulukla diğer civcivlere şöyle der: “Baksanıza, ne kadar güzel uçuyor, bir gün ben de böyle uçacağım!” Diğer civcivler kahkahalarla güler ona ve dalga geçerek: sen bir tavuksun ve tavuk kalacaksın, tavuklar asla uçamaz! Sen önündeki mısırları yemeye devam et! derler. Ve küçük şahin mısırını mutsuz bir şekilde gagalamaya devam eder…eder…eder…(Bitti.)

İşte uzun süre böyle hissettim ben… Diğer civcivlere inandım ve tabii ki de uçamayacağıma da…Kanatlarımı saklamakla ve normalleşmeye çalışmakla o kadar vakit kaybettim ki! Aslında sizi özel yapan şey normal olmamanız belki de, hiç düşündünüz mü?

2. Ailemle yeterince vakit geçirmedim.

Senin adına sevindim. – Babam

İnsan bu hayattan yaş aldıkça şunu farkediyor ki, seçemediğiniz tek şey aileniz. Sizin en önemli ve özel destek grubunuz yani. Ben bunu böyle göremedim. İlk evden ayrıldığımda 11 yaşındaydım. Babam bankacı olduğundan dolayı tayini küçük bir kasabaya çıkmıştı. Her haftasonu tek başıma kendi isteğimle 105 km uzaktaki dershaneye gidiyordum sabah 5 te kalkarak. Bütün o güzel piknikleri kaçırdım maalesef. Sonra anadolu lisesinde ilk 2 sene akrabalarımın yanında kaldım. Babamın apandisit ameliyatı olduğunu, onlara süpriz yapmak için geldiğim bir haftasonu kapıyı kimse açmayınca komşumuz söylemişti. Çantayı fırlatıp hastaneye kadar koştuğumu hatırlıyorum…. Ve onu öylece yatarken bulduğumda nasıl ağladığımı. Sonra fen lisesi, üniversite ve iş hayatı derken onlarla yeteri kadar vakit geçiremediğimi şimdi farkediyorum. Bu hayatta her şeyi ama her şeyi değiştirebilirsiniz, isminizi bile! Fakat aileniz sizin denkleminizdeki o en önemli sabittir. Ona verdiğiniz anlam ve katsayı ne kadar fazla olursa denkleminizin zenginliği artar. Limit sonsuza yakınsamıyor bu denklemde, farkındasınız değil mi? Hala şansınız varsa arayın onları, sevdiğinizi söyleyin, mutlu edin.

Çünkü şimdi sizi biraz rahatsız edeceğim hazırsanız. Bir web sitesiyle karşılaştım geçenlerde ve benim aileme sadece ve sadece 72 (!) kez ziyaret yapacağımı öğrendiğimde şok oldum! İstifa etmemin sebeplerinden biridir ayrıca, sevdiklerimle kaliteli vakit geçirebilmek. Neden mi bahsediyorum? Siz de buradan kaç ziyaretiniz kalmış öğrenebilirsiniz. (http://seeyourfolks.com) Biraz rahatsız edici yalnız, uyarmadı demeyin.

3.İnsanlara çok değer verdim.

I don’t know the key to success, but the key to failure is trying to please everybody. – Bill Cosby

Ben hümanistim, yani insanları seviyorum. Herkesin içindeki potansiyeli yaşaması gerektiğine inanıyorum. Dünyanın neresinde olursa olsun, bunun için çabalamaktan hiç vazgeçmiyorum. Fakat kurumsal hayatta bunun bir sorun olacağını nereden bilebilirdim? Çok insan odaklısın, daha profesyonel olman gerek, çok iyi niyetlisin sözlerini mütemadiyen duyuyordum. Benim için en güçlü özelliklerim ve beni ben yapan değerlerimken maalesef bunları gelişime açık alan olarak duydum. Acı ama gerçek!

Belki bakış açılarını değiştirebilirim diye ümit ettim, fakat başarısız oldum.

Nietzsche Agladiginda kitabında şöyle bir paragraf vardır sizin yorumlarınıza bırakıyorum…

“Ümit mi? Ümit en son kötülüktür. Insanca, Pek Insanca adli kitabimda Pandora’nin kutusu açilip Zeus’un içinde sakladigi bütün kötülükler dünyaya saçıldığı zaman, orada son bir kötülük kaldığından kimsenin haberi olmamıştı: Ümit. O zamandan beri insanlar yanlışlıkla kutuyu ve içindeki ümidi iyi şans diye yorumladı. Fakat Zeus’un arzusunun, insanların kendisini işkenceye teslim etmeleri olduğunu unuttuk. Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır.”

4. Yardım istemedim.

We can’t help everyone, but everyone can help someone. – Ronald Reagan

Şöyle bir durum var ki iş hayatında yaşadığınız olaylar bir tek sizin başınıza geliyor sanıyorsunuz, ya da sorununuzu anlatırsanız aslında sorunun çok saçma olduğunu söyleyeceklerini. Ben de güçlü olmaya çalıştım, hallederim tek başıma sandım ve yapamadım, olmuyormuş. Kariyer ve geleceğim konusunda uzun süre ne bir mentor ne de bir koçla çalıştım. Çok zaman kaybettim bu sebeple. Benim kendi işimi kurma gücüm, kendi koçumla yaptığım bir görüşme sonrasında şekillendi, kendime güvenimi tekrar kazandım ve çok hızlı bir şekilde kararlarımı verdim. İyi ki de yapmışım inanın şu an çok mutluyum:) Ben de profesyonel olarak insanlara yardımcı oluyorum, onlara kendi isteklerini gerçekleştirmek için destek oluyorum. Kendi hayallerimi gerçekleştirmenin en güzel yolu, başkalarının da hayallerini gerçekleştirmeye yardımcı olmak olduğunu öğrendim. O kadar iyi hissettiriyor ki yardımcı olabilmek, neden bu kadar uzun süre beklemişim inanın hiç bilmiyorum.

5. Kendime güvenimi kaybettim.

I have missed more than 9,000 shots in my career. I have lost almost 300 games. On 26 occasions I have been entrusted to take the game winning shot, and I missed. I have failed over and over and over again in my life. And that is why I succeed. – Michael Jordan

Yapamayacağıma inandım, İnandım gerçekten, inandırdılar. Kendi değerimin ve yeteneklerimin karşılığını isteyemedim, hep hak ettiğimden daha az paraya çalıştım, paraya hiç önem vermedim. Nasılsa bir gün hak ettiğimi verirler dedim. Sizce sonuç ne oldu? Sadece vakit kaybı olan bahanelerle oyalanma ve haksızlık hissiyle başbaşa kalış. Ben yaptım siz yapmayın lütfen hakkınızı isteyin, yeteneklerinizin, emeğinizin ve en önemlisi zamanınızın karşılığını…

6. Korktum.

There is only one thing that makes a dream impossible to achieve: the fear of failure. – Paulo Coelho

Sadece korktum!…

7. Sağlığıma önem göstermedim.

Pain is temporary. Quitting lasts forever. – Lance Armstrong

Biliyor musunuz? Bedeniniz zihninizin yapmak istediklerine her zaman uyum gösteriyor, fakat bazen saçmalayınca sizi uyarıyor. Bu uyarı işaretlerini kaçırdım ben. Geçen sene gitmek istemediğimi bile bile zorla işe götürmeye çalıştığım bedenim artık son sinyalini verdi. Ön çapraz bağlarımı kopardım ve menisküsümü yırttım. Hayır hayır profesyonel futbolcu değilim:)

Nasıl mı oldu? Onu bir ara merak edenlere anlatırım, ama hiç sebepsiz diyebilirim. Sonrasında acildeki doktorlar psikolojik dedi eve gönderdi ve 2 gün sonra işe gittim. Tabii ki neden ben bile anlam veremiyorum şu an inanın, sanki gitmesem suçluluk duyarım diye herhalde, şu an çok saçma geliyor. İşi bırakıp ameliyat olamadım uzun süre, sonra oldum 1 ay rapor aldım, doktorun 2 ay mutlaka dinlenmelisin demesine aldırmadan…Bilmiyorum tanıdık geldi mi?

Size bunları neden yazdım merak ediyorsanız söyleyeyim. Bunlar benim en büyük başarısızlıklarım, listeyi uzatmak mümkün.. Fakat aynı zamanda benim bugün kendi isteklerimi ve çok sevdiğim işimi bulmama yardım eden, kendim olma yolunda benim en değerli hediyelerim. Şu an kendimi o kadar iyi hissediyorum ki! Çünkü, eminim, hayatım çok da kolay olsaydı ve düşmemek için tırmanmasaydım sürekli, hep oturduğum yerde kalırdım.

Failure is so important. We speak about success all the time. It is the ability to resist failure or use failure that often leads to greater success. I’ve met people who don’t want to try for fear of failing. – J.K. Rowling

Peki benim asıl merak ettiğim şey sizin en büyük başarısızlığınız ne? Paylaşın lütfen, birlikte çözüm üretelim, yardım istemekten korkmuyorum artık ben, lütfen siz de korkmayın. Tavsiye ederim çok güzel bir his:)

Paylaştığınız için çok ama çok teşekkür ederim.

PS: Bu arada yazımla ilgili aklıma Nietzsche’nin sevgilisi Lou Salome’ye gönderdiği bir mektup geldi. Çok beğenirim ve konumuzla çok ilgili olduğundan blogumda Pink Floyd HEY YOU dinleyerek buradan okuyabilirsiniz.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND