Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Başarısız olmaya tahammülü olmayan adam…

Petrol Ofisi”nin CEO”su Jan Nahum “Otomobillere meraklıyım. Türkiye”nin iddialı olmasına meraklıyım. Patent üreten, teknoloji yapan bir Türkiye, işte böyle bir merakım var” diyor. Günde ortalama üç saat uyuyan Nahum bunun nedenini şöyle açıklıyor: “Mecburiyet. Sorumluluk duygusu. Üstüme aldım, yapmak zorundayım. Başarısız olmaktan hiç hoşlanmam”

Sabah 5”te veya öğleden sonra 4”te olacaktı randevumuz. Bir adam sabah 5”e randevu verebiliyorsa, bu onun hakkında çok şey söyler bence. Sonra 4”e karar verdi. Ercan”la gittik, tam zamanında odasına kabul etti ve “Sadece bir saatiniz var” dedi. Hayatımızda bir saatte konuşamayacak kadar çok konuştuk. Röportajı dinlerken “Ah keşke yer olsaydı da atmasaydım” dediğim çok şey oldu. Türkiye otomotiv sektörünün “dahi çocuk”u, Koç Grubu”nda uzun yıllar çalıştıktan sonra Fiat için İtalya”da iyi işler yapan, şimdi de Petrol Ofisi”nin CEO”su Jan Nahum. Çılgın enerjili, sonsuz üretken, dağınık saçlı bir adam. Bence yerine göre çok komik, Türkiye ve İstanbul aşığı bir dahi.

Petrol Ofisi reklamlarında kullanılan “Poman” gibi bir karakterin çıkmasına nasıl karar verdiniz?
Karakter, reklam ajansımızın bize yaptığı teklifle çıktı. Bir kahramanlık öyküsü yaratma ve kendinizi bu öykünün içinde konumlandırma şansınız varsa, bu bir fırsat. Bizim tüketiciyle doğrudan etkileşim halindeki ara yüzümüz pompacı. Bizi temsil eden, akaryakıtı arabaya koyan pompacı. Bu kahramanın pompacı olması gerektiği kanaatine vardık. Pompacılık genelde çok yüceltilen bir iş değil.

Siz yücelttiniz…
Evet, biz bir kahraman yaptık, pompacıya bir misyon, bir hedef yükledik. Yapmak istediğimiz hizmet anlayışımızı aktarabileceğimizi fark ettik. Düşünsenize, her zaman tüketicinin hizmetine koşan bir kahraman.

Kahramanı sevdiniz mi?
Açıkçası ilk başta pek ısınmış değildim. Fikir doğruydu. Benim bir zaman kendi içimde yoğurmam gerekiyordu. Yoğurdum, sonra “tamam” dedim. Bir de tam kış döneminin içindeydik, tam da bizim bir kış yakıtımız çıkıyordu. Kahramanımız zaten öyle doğdu; şimdi de yaşıyor…

Yeni bir yapının mimarısınız. Bu değişim kolay olmasa gerek.
Değişim hep acı verir, biz de bu sancıları yaşıyoruz. Ekibimiz sabahlara kadar çalışıyor. Çoğumuzun özel hayatı sekteye uğruyor. Alışkanlıklarımızı değiştirmek zorundayız. Bir yük var, hem bireyin hem de kurumun sırtında. Bazılarımız adapte olur, devam eder; bazılarımız olamaz, ayrılır. Yeni yüzler gelir, onlara alışmak zorundasınız.

Formula 1”e verdiğiniz destek de değişimin bir parçası mı?
Bu doğal bir uzantı. Petrol Ofisi, Türkiye”nin akaryakıt ve maden yağı sektörünün lideri. Böyle büyük boyutlu kuruluşların üstlenmek mecburiyetinde oldukları sosyal sorumluluklar vardır. Mümkün mertebe kendi sahaları etrafında tabii. Biz, içten yanmalı motorlara yakıt veririz ve otomotiv endüstrisine yakınız. Türkiye”nin marka çıkarma dönemindeyiz. “Petrol Ofisi böyle bir göreve aday” dedik. Hem ülke marka olacak hem de kendisi marka olacak. Dünyaca en çok izlenen, en çok etki yapan Formula 1 sporuna bulaşarak bunu yapabileceğimizi düşündük. 20 ülke bunu yapabilmişse, Türkiye de bunu yapabilir.

“Takım çok iddialı”

Petrol Ofisi Grand Prix”si olarak mı geçiyor?
Aynen öyle. Türkiye”nin markasını da, Petrol Ofisi ismini de dünyaya taşıdık. Hem sosyal sorumluluk hem de bizim kazancımız var. Ayrıca İstanbul Park”taki araçlara yakıt vereceğimiz bir istasyonumuz da var.

Ne kadar bir bütçe ayırdınız bu sponsorluğa?
Formula”nın isim hakkının bir hakkı vardır tabii, ama kontratım bunu sana söylememi engelliyor. Ben bütçeden değil de, yarattığımız değerlerden konuşmaktan daha büyük bir haz duyuyorum.

Giancarlo Fisichella”dan ne bekliyorsunuz?
Bir defa çok alçakgönüllü bir adam. Formula 1”de zirveye çıkmış bir pilot. Takımı çok iddialı. Mükemmeliyet, takımcılık, zorlukları aşmak, rekabetçilik, disiplin, hazırlık; bunların hepsi bence birer meziyet. Bunların başarılı bir pilotta olması gerekir. Bizim de kurum olarak bunları sindirmemiz, doğru algılamamız lazım.

Genç bir pilot temsil ediyor bizi: Jason Tahincioğlu. Jason”a nasıl karar verdiniz?
Benim yıllardır, go-kart günlerinden beri takip ettiğim bir isim Jason Tahincioğlu. Vaktiyle ben de go-kart yapardım. Sonra Formula günlerinde de onu takip ettim. Altyapısını sindirerek geliştiren bir pilot. Şimdi uluslararası iddiası oluşmaya başladı. Vakti geldiğinde başka pilotlar da radarımıza girecek ve hepsini değerlendireceğiz ama bugün için değerlendirdiğimiz tek pilot Jason.

“İtalyanca savaş verdim”

İtalya”da ne kadar kaldınız?
23 ay.

Nasıl geçti?
Çok iyi geçti. Astığım astık, kestiğim kestik, istediklerimi yaptım.

İtalyanca bilir miydiniz?
Tofaş”ta öğrenmiştim. Kafa göz yara yara. Her gün İtalyanca savaş vermem gerekiyordu.

Neden bıraktınız?
Ben görevimi tamamladım. Uluslararası yapılandırmayı bitirdik, çalışmayan fabrikaları kapattık, ürün politikalarını değiştirdik.

“Türkün biri geldi başımıza, illallah” demediler mi?
Görevim buydu. Hepsi sevdi diyemem. Olması gerekeni yaptım. Herkesin hoşnut kalması beklenemezdi. Bugün Tofaş”a geliyor olan Mini Cargo”yu getirebilmek için çok uğraştım. O araç İtalya”da yapılacaktı, yurtdışında daha iyi yapılacağını kanıtladım. Üstelik, yurtdışı pazarı içinde de, Türkiye”nin en iyi üretimi yapabileceğini ispat ettim.

Günde kaç saat uyuyorsunuz?
Ortalama üç saat.

Nasıl dayanıyorsunuz?
Çok zor. Bol vitamin falan alıyorum. Hafta sonu günde altı saat uyuyorum.

Neden peki?
Mecburiyet. Sorumluluk duygusu. Üstüme aldığım işi yapmak zorundayım. Başarısız olmaktan hiç hoşlanmam. Hiç. Kaybetmeyi hiç sevmem.

Masanızda üç tane laptop görüyorum.
Aslında kullandığım sadece bir tanesi, bunu eve de götürüyorum. Diğerleri de burada duruyordu…

Bir de çekmecenizde tuvalet kağıdı gözüme ilişti.
O da burnumu silmek için!

“Uzay merakım yüzünden oğullarım benimle alay ediyor”

Sizin Yüzyıl Işıl”da “Nahum Gözlemevi” adı altında, bir nevi küçük bir rasathane kurduğunuzu okumuştum.
Kısmen. Ama biraz da çocukların bu merakını artırmak için yaptık. Eşim Yüzyıl Işıl Okulları”nın yönetim kurulundaydı zaten. Oradaki çocukların araştırma ruhunu geliştirmeye faydalı olur diye düşündük. Ben kendime bir teleskop almaya karar vermiştim aslında. Hanım “Sen kendine ne alıyorsun, okula alıp koyalım da çocuklar da bakarlar” dedi, sonra da iş büyüdü, neredeyse bir rasathaneye dönüştü. Türkiye”nin en büyük teleskoplarından biri orada.

Oğullarınızla iyi anlaşıyorsunuzdur herhalde.
Evet ama benimle çok alay ediyorlar.

Neden?
Bu uzay şeylerinden dolayı. Ben konuşmaya başladığım zaman yanımdan gidiyorlar. Oysa ben onlarla çok iyi anlaşıyorum.

Sabancı Üniversitesi”nde ders vermeye devam ediyor musunuz?
İlgim devam ediyor ama bu aralar biraz aksattım. Görevim mastır öğrencilerine entrikalarıyla, stratejileriyle endüstriyi anlatmak. Düşebilecekleri çukurlar konusunda eğitip daha az bocalamalarını sağlamak.

Nasıl oluyor bu?
Pratik hayatta başımdan geçen tecrübeleri onlara aktarmayı deniyorum.

“1800”lerden beri var olan tüm gemi modellerini yaptırttım”

Çok çalışıyorsunuz, insanlar sabah 5”te işe geldiğinizi söyler. İş dışında başka şeylere vakit kalıyor mu?
Fotoğrafı seviyorum ama fırsat kalmıyor açıkçası. İstanbul”a meraklıyım. Adalar”a, vapurlara ve iskelelelere. Eski İstanbul”a meraklıyım. Hep hayal ediyorum, eğer İstanbul”u 1950”lerdeki gibi saklayabilseydik, etrafına pilot şehirler kurabilseydik ve onları taşıma kanallarıyla merkeze taşıyabilseydik diye… O zaman kültür merkezi falan olmak için çabalamamıza gerek kalmazdı, zaten kendinden olurdu. Herkes “N”olur yapalım” derdi bize. 1800”lerden beri var olan tüm gemi modellerini yaptırttım, şimdi iskele modellerini yaptırtacağım da vakit bulamadım. İnşallah üçüncü emekliliğimde… Spor olarak kayak yapmayı seviyorum. Otomobillere meraklıyım. Türkiye”nin iddiasına meraklıyım. Patent üreten, teknoloji yapan bir Türkiye, işte böyle bir merakım var. İlgi alanıma gelince; arkeoloji, astronomi ve efsaneler ile dinlerin karışımından meydana gelen yeni bir akım…

Nasıl bir akım bu?
Din kitaplarında olan ve birçoğu bize “olmaz” gibi görünen efsanelerin, arkeolojide ve astronomide elde edilen bulgularla bir sürü insanın aklında acabalar oluşmaya başladı. Olmaz diye gördüklerimizin aslında olabileceğini gösteren bir akım bu. Buna dolaylı olarak ilgim arttı.

Kimler okunuyor bu akım çerçevesinde?
Zekeriya Sitchin, Allen Alford, Graham Hanchock gibi isimler var. Mısır arkeolojisi, Mars gizemleri… Bir yığın şey var. Sümer tabletlerini de inceleseniz bir sürü şey var. Gelin görün ki daha Sümer tabletlerini inceleyemedik biz daha. Yanılmıyorsam Arkeoloji Müzesi”nde 80 bin tablet var ve bunları okuyabilen topu topu bir hanım var. İnşallah bu hanım, efsanelerdeki gibi bin yaşına kadar yaşar da hepsini okumaya fırsatı olur. Yoksa onlar kaybolup gidecek…

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND