Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Başarılı bir mülakatın püf noktaları !

İyi geçmesi muhtemel bir mülakatın en önemli koşulu, o mülakata hazır olarak gitmektir. Mülakata gittiğiniz firma, başvurduğunuz pozisyon ve firmanın genel politikası hakkında ne kadar çok bilgi sahibi olursanız, o mülakata o kadar iyi hazırlanmışsınız demektir.

mülakatın püf noktaları, mülakat soruları, mülakat, baskı ve stres

İyi hazırlanmanın sonucu da, mülakatı yapan kişiyi o kadar etkileyebilmek ve firmanın başarısına yapacağınız katkıları o kadar iyi açıklayabilmek anlamına gelir. Unutmayın ki, genelde sorulmayan ama bütün mülakatların ana teması olan Neden bu pozisyon için sizi alalım? sorusunun cevabını doğru vermek sizi yüzlerce kişinin önüne geçirebilir.

Öncelikle bilinmesi gereken kurallardan biri, mülakatı yapan kişiye her zaman tam anlamıyla güvenemeyeceğinizdir. Karşınızdaki kişinin, bu konuda yeterli eğitimi olmayabilir ya da yalnızca kötü bir gün geçiriyordur. Bir diğer ihtimal de baskı altında kaldığınızda nasıl davrandığınızı anlayabilmek için size yıldırıcı sorular soruyor olmasıdır. Önemli olan şu ki, bunları önceden kestiremezsiniz. Bu yüzden mülakatınızı yapan kişinin �doğru soruları� sormasını beklemeyin. Bunun yerine, kariyeriniz ve performansınızla ilgili önemli olduğuna inandığınız noktaları, size yöneltilen soruları cevaplarken doğru yerlerde karşınızdakine iletmeye çalışın. Bunu yapabilmek için de söylemeyi istediğiniz noktaları mülakata gitmeden önce kafanızda oluşturmanız size yarar sağlayacaktır.

Aşağıdaki muhtemel mülakat sorularına göz atın.

İşe başladıktan bir yıl sonra, size göre başarıya ulaşmış olmanın kriterleri nelerdir?
Bu soruyu yanıtlamak için, iş ilanında yazılı olan görevleri, istenilen kişisel özellikleri, firmanın amaçlarını ve hedeflerini iyice öğrenmiş olmanız gerekmektedir. Firmanın istenilen hedeflere ulaşmasında sizin ne gibi bir katkınız olabileceğini düşünün ve somut örnekler bulmaya çalışın. Mülakatı yapan kişi bu noktada sizin ne gibi işler yaptığınızı ve ne tip sorumluluklar üstlendiğinizi değil; gelecekte kendi firması için ne yapmayı planlayabileceğinizi öğrenmek istemektedir.

Ne kadar süre bu işte çalışmayı düşünüyorsunuz?
Kesin emin olmadığınız sürece, kendinizi belirli bir zaman sınırlaması içine sokmayın. Zaman belirtmek yerine, yapacağınız işi tam öğrenene, bu konuda yeterli tecrübe sahibi olana kadar çalışmak istediğinizi, sonrasında da firma içinde bir üst konuma terfi etmeyi umduğunuzu belirtin. Soruyu yanıtladıktan sonra, mülakatı yapan kişiye, onların sizle ne kadar çalışmayı düşündüğünü sorabilirsiniz.

Baskı ve stresin üstesinden gelebiliyor musunuz?
Unutmayın ki, çoğu kişi �stres altında çalışabilirim� yanıtını verecektir. Bu kişilerden farkınız sizin daha önceki işinizde stres altında bulunduğunuz bir durumda çıkardığınız başarılı bir işiniz olabilir. Sadece stres altında çalışırım yerine bunu kariyerinizdeki bir başarıyla örnekleyerek anlatmanız sizin için çok daha faydalı olacaktır.

Neden alanında eğitim görmeyi tercih ettiniz?
Eğitiminizi hangi alanda yapmayı tercih ettiğiniz ve niçin bu alanı seçtiğiniz muhtemel bir mülakat sorusudur. Yanıtınız sizi hedefleri olmayan ve karar almakta güçlük çeken bir kişi durumuna düşürebilir. Sizin bu soruya vermeniz gereken cevap, branşınızdan hoşlandığınız ve bunun sizin ilgi alanınız olduğu olmalıdır.

Sormak istediğiniz bir soru var mı?
Bu soruya sıklıkla verilen yanıt �Hayır� olmaktadır. �Hayır�, yanlış cevap olmakla kalmaz; firma hakkında bilgi alma fırsatınızı da kaçırmanıza neden olur. Aynı zamanda başvurduğunuz işe ve firmaya karşı hiçbir heyecan, istek veya ilgi içermeyen pasif bir tutuma da işaret eder. Oysa mülakatı yapan kişi, sizin işe olan ilginizi, yaratıcılığınızı ve hevesinizi, soracağınız sorularla değerlendirebilir.

Son işinizde en çok hoşunuza gitmeyen nokta neydi?
Bu sorunun amacı, müracaat ettiğiniz pozisyonun sizi tatmin edip etmeyeceğini anlamaktır. Eğer daha önceki işinizden memnun olmamışsanız, benzer bir durum söz konusu olduğunda, yine memnun olmayacaksınızdır. Bu soruyu yanıtlarken unutulmaması gereken nokta, eski iş arkadaşlarınızı, yöneticilerinizi ve firma politikasını eleştirmemenizdir. Bunun yerine üstlendiğiniz görevler konusundaki rahatsızlığınızı ve huzursuzluğunuzu örneklemeniz daha uygun olacaktır.

Bu işe başvurmanızda etkili olan nedenler nelerdi?
Bu noktada işin size kazandıracağı tecrübe, eğitim olanakları ve gelecekte kariyerinize olan katkılarından bahsetmek en doğrusu olur. Maaş, yurtdışında çalışabilme imkanı veya seyahat olanakları gibi tamamiyle kişisel çıkar sağlayabilecek noktalara değinmeyin.

Mülakattaki bir diğer noktada mülakatı yapan kişi ile sizin aranızdaki sözsüz iletişimdir. Siz kafanızda oluşturduğunuz cevapları vermeye hazırlanırken, mülakatı yapan kişi, sizin giyiniş tarzınızdan, oturuşunuzdan, gülüşünüzden ya da gergin bakışlarınızdan sizin hakkınızda belli düşüncelere sahip olmuştur bile..

California Üniversitesi�nde yapılan bir araştırmaya göre, mülakat performansı, %7 o an kullanılan cümlelere, %38 sesinizin tonlamasına ve %55 sözsüz iletişime dayanmaktadır. Örneğin başvurduğunuz şirketi takip ettiğinizi ve çizgisini beğendiğinizi söylerken hiç bir heyecan belirtisi içermeyen bir ifade ve ses tonu kullanırsanız, cümlenizdeki mesaj, karşı tarafa gerektiği gibi iletilemez. Bu nedenle gülümsemekten ve biraz enerjik olmaktan kaçınmayın.

Aşağıdaki, sözsüz iletişim süreci için önemli olan birkaç noktaya dikkat edin.

Tokalaşma:
Tokalaşma sözsüz iletişimin başlangıcını oluşturur ve mülakatı yapacak olan kişiyle ilk karşılaştığınız andır. Sağlam bir tokalaşma, sözsüz iletişimin ilk sınavının verilmesi anlamına gelir. Bu yüzden size uzatılan eli çekingen bir tavırla değil; kendinizden emin bir tavırla karşılayın.

Duruş
Dik durmaya özen gösterin. Kamburu çıkmış bir oturuş, karşınızdakine yorgun, tembel ve bakımsız itibarı verir. Oysa dik bir duruş, hem kendinizden emin olduğunuzun karşınızdakine iletimi hem de isteklilik ve hevesi ifade eder.

Göz teması
Mülakatı yapan kişi ile özellikle o konuşurken göz teması kurmaya dikkat edin. Bu sürekli bir bakış olmamalı; çünkü bu tip bir bakış sıkıntı ve gerginlik ifadesidir. Mülakatı yapan kişi sizinle konuşurken etrafa bakınmayın; çünkü konuşurken karşınızdaki ile göz temasından çekinip etrafa bakınmak hem özgüven eksikliğine hem de konu hakkında duyulan rahatsızlığa işarettir.

Mimikler
Mimikler diyalog sırasında genellikle bilinçsizce kullanılan sözsüz iletişim öğeleridir ve fazla kullanıldıklarında konuya olan ilgiyi ve dikkati dağıtabilirler. Konuşurken yüzünüzle, sandalyenizle veya saçınızla oynamamaya dikkat edin. Telefon ile konuştuğunuzda kendinizi aynadan seyretmeyi deneyin. Aynada yaptığınız mimikleri mülakat esnasında da yapmanız çok yüksek bir ihtimaldir.

Mülakata hazır olarak gitmek önemlidir; fakat ondan daha önemli ve şart olan söylemek istediklerinizi karşı tarafa nasıl ilettiğinizdir; çünkü sözsüz iletişim süreci boyunca iletilen mesajlar, çoğu zaman sözlü iletişim sürecinde kurulan cümlelerden daha etkilidir.

Kaynak: www.kyk.com.tr

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Para insanı nasıl değiştiriyor?

para ve insan, para insanı değiştirir mi, para, Manşet, araştırmalar

Çok para insanı değiştirir mi? Zenginlerin daha cimri ve az güvenilir olduğunu gösteren araştırmalar ne kadar doğru? İşte konuyla ilgili yapılan bir araştırmanın tüm detayları…

Bilimsel olarak araştırıldı: Para insanı bozuyor mu?

Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı, kişisel çıkar düşüncesinin ise arttığı doğru mu?

Üniversitelerin popüler konuları inceleyerek sosyal yaşantımıza ışık tuttuklarını bilirsiniz. Hayatınızda en az bir kere duyduğunuz ya da sorduğunuz bir konu üzerine Univercity of California Berkeley Üniversitesi’nde de bir grup uzun süren bir araştırma yaptı. Üniversite zengin olmanın insan üzerindeki etkilerini araştırdı ve “Para karakteri bozar mı?” sorusu deneklerle test edildi. Peki, burada ‘bozmaktan’ kasıt nedir? Amerika’daki çalışmada, insanların çok para karşısında davranışlarının değişip değişmediği araştırıldı. Paranın kurallara uyma, nazik olma ya da saygılı davranma gibi davranışları etkileyip etkilemediği incelendi. Sonuçlara bakalım…

Çalışmada önce deneklere Monopoly oynatıldı. Emlakçılık konulu ve zarla oynanan bu oyunda, tıpkı gerçek hayattaki gibi çeşitli yerler satın alarak; kiralama, inşa etme gibi ticari faaliyetlerde bulunup ekonomik olarak güçlü olmaya çalışırsınız.

Oyun bittikten 15 dakika sonra…

Oyuncuların bir bölümü yazı tura atarak, yani tesadüfi biçimde seçilerek, diğer oyunculara göre bazı avantajlara sahip oldu. Oyuna yaklaşık iki kat daha fazla parayla başladılar. Zengin seçilen oyuncular iki zar atarken, diğerleri ise tek zarla kaldı. Ve doğal olarak oyunu zengin başlayanlar kazandı. Gelelim oyun süresince gözlemlenen davranışlara… Zengin oyuncular piyonlarını oyun

tahtasına adeta vurarak ilerletti. Masadaki tabaktan daha çok kraker yediler. Abartılı başarı tepkileri gösterdiler. Fakir oyuncuya kaba ve duyarsız davranmaya ve sürekli ne kadar iyi oynadıklarını ifade etmeye başladılar.

İşin daha da ilginci ise, oyunun başında tamamen rastgele olarak zengin seçilenler, bunu bilmelerine ve oyunun hileli olduğunun açık olmasına rağmen, oyun bittikten 15 dakika sonra; nasıl başarılı olduklarını, mülkleri nasıl aldıklarını, kazanma şekillerini uzun uzun anlattılar. Yani onları başarılı hale getiren çift zar atma durumunu tamamen gözardı ettiler.

“Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil

Başka bir deneyde; deneklere 10 dolar verilerek, isterlerse bu parayı yabancılarla paylaşabilecekleri ve bu yabancıların bir daha karşılarına asla çıkmayacağı söylendi. Yıllık kazancı 25 bin dolar olan katılımcılardan paralarını başka bir kişiyle paylaşanların sayısı, yıllık kazancı 150 bin dolar ve üstü olan katılımcıların sayısına göre yüzde 44 oranında daha fazla oldu.

Ama benim favorim, arabalar üzerinde yapılan çalışma… Araştırmacılar sokağa çıktı ve araçlarının değerine göre insanların davranışlarını inceledi.

Amerika’da yaya geçidinde yayaların geçiş üstünlüğü vardır. Yapılan çalışmada bu kural kullanıldı. Bir yaya geçidinde karşıdan karşıya geçer gibi yapan bir yayaya kimlerin yol verip vermediği incelendi. Günlerce yapılan denemelerde ucuz aracı olan sürücülerinin yasayı çiğnemediği; pahalı araç sürülerinin yarısının ise yasayı çiğnediği görüldü.

Daha birçok çalışma ve deney yapan ekibin bulgularına göre, varlıklı bireyler müzakerelerde yalan söylemek, iş yerinde kasadan para çalmak gibi etik olmayan davranışları onaylamaya ve rüşvet almaya daha yatkın. Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı ve kişisel çıkar düşüncesinin arttığı da bir başka sonuç.  Ancak “Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil. Paul Piff’e ait bu çalışmanın detaylarını kişisel web sitesinde detaylı inceleyebilirsiniz.

Kaynak: www.milliyet.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Uykuya dalarken düşme hissi yaşıyor musunuz?

uykuya dalarken düşme hissi, uyku, hipnik seğirme

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Peki, bu his neden oluşur? Bu hissi yaşayanlar ne yapmalı? İşte yanıtı…

Uykuya dalarken düşme hissi neden oluşur?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür, ama neden?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Oldukça yaygın olan bu hisse beyindeki iki bölgenin kontrol çatışması neden oluyor.

Bunu bir rüyanın parçasıymış gibi algılıyorsak boşlukta düşüyormuş hissi oluşur; buna hipnik seğirme denir. Beynimiz uyku için çevreyle bağlantısını keserken ortaya çıkan bir çatışmanın göstergesidir bu.

Uykuda vücudumuz felç olmuş gibidir ve dış dünyadaki olaylara duyarsız hale geliriz. Ama kas kontrolümüz düğmeye basılmışçasına durmaz.

Beynimizde adlı bölge nefes alma gibi temel fonksiyonları kontrol eder ve tetikte olma duygusunu hissettirir bize.

Öte yandan görmeyle ilgili (optik sinir önündeki bölge) ise yorgunluğu düzenler.

Uykuya dalma sırasında retiküler aktivasyon sistemi vücudumuzun kontrolünü elden bırakırken ventrolateral çekirdek denetimi ele alır. Bu yavaşça kısılan bir lamba düğmesi gibidir, ama her zaman pürüzsüz işlemeyebilir.

Uyanıklığı sağlayan enerji kalıntıları ani yükselişe geçtiğinde seğirme hareketleri görülür. Fakat bunun nedeni tam olarak bilinmiyor. Hızlı göz hareketlerinin tersine bu seğirmelerin rüya gören beyinle bir ilgisi yoktur. Bundan ziyade günün son kalıntıları gibidir.

‘Patlayan kafa sendromu’ adı verilen ve insanın kafasının içinde bomba patlıyormuş gibi sesler duymasına neden olan tuhaf rahatsızlıkta da benzer belirtiler görülür. Beynin uyanık ve uykuya geçen kısmı arasında bir kontrol mücadelesi vardır ve bu şimşek çakması gibi ışıklar görmeye ve yüksek sesli patlamalar duymaya neden olur.

Bazı ileri vakalarda bu olgu aşırı uykusuzluğa ve hatta bedenin bilinmez güçler tarafından ele geçirilmesi iddialarına bile neden olmuştur.

Fakat genel olarak burada endişe edilecek bir durum yoktur. Uykuya dalma anında ortaya çıkan ilginç bir çatışma halinden ibarettir.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Kağıt kesiği neden canımızı çok yakar?

Manşet, kağıt kesiği nasıl geçer, kağıt kesiği, evrim ağacı

Ufacık bir kağıt kesiği canımızı beklediğimizden çok daha fazla acıtır. Peki, bunun nedeni nedir? İşte www.evrimagaci.org yazarlarından Çağrı Mert Bakırcı açıklıyor…

Kağıt Kesiği Neden Çok Acıtır?

Standart bir A4 kağıt ortalama 0.05 milimetre kalınlığa sahiptir. Standart bir tıraş bıçağı 0.23 milimetre kalınlığa sahiptir. Bir tıraş bıçağının kestiği yaranın acısı anlaşılır; ancak ondan 5 kata kadar daha ince olan kağıdın, kimi zaman arkasında hiç kanama izi bile bırakmaksızın açtığı yaralar neden bu kadar fazla acır? 

Normalde bir kağıt, insan derisini kesebilmek için fazlasıyla yumuşaktır. Belli bir keskinliğe ulaşmak için, belli bir sertliğin de olması gerekir. Fakat kağıdı bu kadar kesici yapan, aşırı ince olmasıdır. Kesiği açan kenarın yüzey alanı çok küçük olduğu için, çok yüksek basınç uygulayabilir. Bu basınç, deri katmanını yararak “kesik” dediğimiz olaya neden olan kuvvet dağılımıdır. Basınç, uygulanan kuvvetin yüzey alanına bölümüdür. Dolayısıyla çok küçük yüzey alanı (örneğin kağıdın kestiği incecik kenarın yüzey alanı), çok yüksek basınç anlamına gelir.

Kağıt kesikleri genellikle büyük bir kağıt grubu içerisinden, tek bir kağıdın ayrılması sonucu oluşur. Yani tek bir kağıt ile elinizi kesmeniz çoğu zaman zordur. Bunun nedeni, tek bir kağıdın gerekli kuvveti kesiği açma süresi boyunca uygulayamayacak kadar esnek ve yumuşak olmasıdır. Yani kağıdın kenarı elinizi kesmeye çalışsa da, yarığı açamadan hemen bükülecektir. Fakat yeni açılmış bir kağıt destesi (kimi zaman “kağıt topu” olarak bilinir) içerisinden kıvrılarak ayrılan tek bir kağıt, destenin geri kalanından güç alarak bükülmeden durabilir. Bu da, kağıdın parmağınızı kesebilmesini sağlayacak kuvvetin yeterince uzun süre uygulanabilmesine izin verir.

Gelelim acının nedenine… Parmaklarımızın ucunda aşırı fazla sayıda nosireseptör adı verilen acı algılayıcı sinir ucu bulunur. Bir kağıt kesiği, bu sinirlerin çok fazlasını aynı anda uyarabilecek kadar geniştir. İncecik kesik kanamaya neden olmadığı için, bu sinirlerin ucu, havaya temas edecek şekilde açıkta kalır. Yani yarıktan dışarı doğru bakan reseptörler, sürekli dış ortama maruz kalır. Kağıt kesiklerinin o sinir bozucu acısı bu reseptörlerin açık hava nedeniyle sürekli beyne sinyal göndermesinden kaynaklanır.

Kimi zaman derin kağıt kesikleri de görülür. Bunlar, daha uzun bir yüzey boyunca olan, daha derin kesiklerdir. Bunlar kimi zaman dışarıya hafifçe sızan, çoğu zamansa yarığın içerisinde biriken kanamalara neden olur. Kesik sırasında kağıdın yüzeyinde ve fiberleri içerisinde bulunan koruyucu kimyasallar (örneğin beyazlatıcılar), vücuda geçer. Bu kimyasalların yakıcı etkisi, beynimizde acı olarak algılanır. Bu da, kağıt kesiklerinin neden olduğu acının yaygın görülen ikinci bir nedenidir.

Tüm yaralar gibi, kağıt kesikleri de temizlendikten sonra yara bandıyla kapatılabilir. Fakat yine de, yarık boyunca parmak etinin iki tarafının sürekli farklı hızlar ve yönlerde oynayabiliyor olması, rahatsız edici acının uzun sürekli bir şekilde devam etmesine neden olacaktır. Çoğu zaman yara 2-3 gün içerisinde tamamen iyileşir ve acı kaybolur.

Yazar: Çağrı Mert Bakırcı
Kaynak:  www.evrimagaci.org

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND