Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Başarı nedir? Nasıl başarılı olunur?

size göre başarı nedir, Manşet, başarının sırları, başarı nedir ne değildir, başarı

Çoğumuz başarılı olmak istiyoruz. Peki, başarının gereklerini ne kadar yerine getiriyoruz? Başarı nedir, nasıl başarılı olunur konusu üzerine ne kadar düşünüyoruz? İşte alanında zirveye ulaşmış isimlerin başarı sırları ve tavsiyeleri…

Başarı basamağını tırmanmak için ihtiyacınız olan: Sabır ve azim

Bazılarını yakından tanıyorsunuz, birkaçının ise ismini duymamış olabilirsiniz. Ancak hepsi de, kendi alanlarında yaptıkları başarılı çalışmaları nedeniyle dünyaca biliniyor. Peki bu başarıyı nasıl elde ettiler? Bilim insanı, müzisyen, oyuncu, Türkiye’nin başarılı isimleri, bunun sırrını anlatıyor. Size bazı tavsiyeleri de var.

Mesele enstrüman çalmak değil, müzik yapmak

Fazıl Say Müzisyen

Başarısını dünyaya kanıtlamış bir piyanist, Fazıl Say. New York Filarmoni, St. Petersburg Filarmoni, Amsterdam Concertgebouw gibi ünlü orkestralar eşliğinde konserler verdi. Uluslararası birçok ödülün sahibi. Eserleri, günümüzün en tanınmış yayıncılarından Schott of Mainz tarafından dünyaya dağıtılıyor. Genç müzisyenlere tavsiyeleri şöyle: “Her zaman açık zihinle çalışılmalı, bulanık/dertli/ gergin halde çalışmanın yararı olmaz. Hatta daha sonraki günler için hesapta olmayan zorluklar çıkarır, mesela ‘hata ezberleriz’, ‘hata oturturuz’. Bunu temizlemesi yeni bir şeyi öğrenmekten zordur. O yüzden iyi anlarda müzik yapmak için çalışılmalı. Bizler; enstrüman çalanlar, birer aktarıcıyız, bestecinin eserindeki duygu ve düşünceleri, ses, müzik olarak aktaranlar, dinletenleriz. Kendi vücudumuzun dertleri mühim değil. Dertlerle barışık olunmalı. Bu başka boyut anlayışı getirir. ‘Dertlere rağmen’ sergisini sunabilmeli o başka boyut anlayışı. Aslında, ‘ben ve müzik’ diye basit bir diyalektikte düşünmeliyiz çalışırken, ellerimizi unutmalıyız. Bakın, Kant ‘El beynin uzantısıdır’ der. Ellere bir şey yaptırmak için uğraşılmamalı, eller zaten beyin ne düşünürse beraberinde yapar. El yoktur, düşünce vardır. Bu nedenle düşüncelere; onların temizliğine yoğunlaşmalı insan. Çalınan parçaları hep analiz etmeli. Analiz düşünsel dünyadır, müzik ve matematik ilişkisinin salt halidir. İyi anlaşılmamış bir eseri ellerimize, nefesimize sağlam çaldıramayız. Analizi derin ve yavaş yapmalı. Her sesin ait olduğu yeri iyi anlamalı; armoni, form, motif yapısı… Bir enstrümanı çalmak değil mesele, mesele müzik yapmak, bir parçadaki tüm duygu ve düşünceleri aktarabilmek. Enstrüman çalmak ikinci konu.”

Farklı olabilmek çok önemli

Yard. Doç. Dr. G. Çiğdem Yalçın İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü

İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Çiğdem Yalçın’ın Nobel ödüllü fizikçi Prof. Murray Gell-Mann ile hazırladığı makale, Amerika Ulusal Bilimler Akademisi dergisi PNAS’ta yayımlandı. Onu fiziğin peşine düşüren, lisede bu dersten sınıfça kalmaları olmuş. Bundan sonra kendisini fizik dünyasının içinde bulduğunu söyleyen Yard. Doç. Dr. Yalçın, bakın gençlere nasıl tavsiyelerde bulunuyor: “Fizik eğitiminin nam saldığı zorluğu karşısında, öğrencilerimin ders sırasında ‘Günlük hayatımızda bunlar ne işe yarayacak ki hocam’ dedikleri birçok şey, aslında doğanın kanunlarının gizemini yansıtırken, diğer yandan da karşılaşılan problemleri çözmede ve alternatif yol yaratmada fark etmeden zengin bir yetenek kazandırıyor. Bu alanı seçmek isteyenler, öncelikle iyi bir fizik eğitimi almanın yollarını aramalı. Bu da köklü ve aktif şekilde bilimsel çalışmaların yapıldığı fizik bölümlerini, bu bölümlerin kadrolarını ve yapılan tezleri araştırmakla olur. Akademik kariyer yaparken ise, ‘başarılı’nın yanında ‘farklı’ olabilmek çok önemli. Bunun için yeni konularda çalışmayı göze almalı, tezlerde riske girmekten korkmamalılar. Tabii ki bunun da yolu yeni arayışlar içinde olan bilim insanlarıyla çalışmayı hedeflemekten, bunu gerçekleştirmekten geçiyor.”

Bilim, sabır ister

Prof. Dr. Ali Polat Windsor Üniversitesi Yer ve Çevre Bilimleri Bölümü

Prof. Dr. Ali Polat, yer bilimi üzerine yaptığı çalışmalarla alanında ismini dünyaya duyurmuş ve ödüller almış bir bilim insanı. Kanada’nın Ontario Eyalet Hükümeti tarafından verilen üstün yetenekli genç bilim insanı ödülü, Kanada Jeoloji Kurumu’nun ‘W.W. Hutchison Madalyası’ ve Çin Hükümeti’nin bütün bilim dallarını kapsayan ‘Chang Jiang Ödülü’ başarısının özeti. Polat, yer bilimci olmak isteyen gençlere şunları öneriyor:

“Yer bilimci olmak büyük bir ayrıcalık. Çünkü milyarlarca yıllık doğa tarihini incelemek ve doğanın sırlarına ortak olmak çok zevkli. Bu meslek insana, doğaya karşı çok geniş bir bakış açısı kazandırıyor. Bilim yapmak ciddiyet, sabır, özveri isteyen bir iş. Çok yönlü, evrensel ve eleştirisel düşünmeyi gerektiren bir uğraş. Yer bilimci olmak isteyen gençlerin bunlara hazır olması gerekiyor. Ayrıca, onlara çok iyi derecede İngilizce öğrenmelerini, çok okumalarını, mesleklerini sevmelerini, üç boyutlu düşünmeyi, çok iyi gözlem, analiz ve çizim yapmayı bilmelerini öneriyorum.”

Olmak istediğiniz şeyi iyi bilin

Can Bonomo Müzisyen

İlk albümünü 2011’de çıkaran genç müzisyen Can Bonomo, uluslararası müzik yarışması Eurovision’da 2012 yılında Türkiye’yi temsil etti. Söz ve müziğini kendi yazdığı ‘Love Me Back’ şarkısıyla yarışmada 7’nci oldu. Bonomo’nun gençlere önerileri net: “Görece genç bir müzisyen olarak pek haddime değil ama kendimden yola çıkarak örnekleme yapabilirim. Bu sadece müzisyenlik için geçerli değil, herhangi bir şey olmak istiyorsanız, öncelikle onun ne olduğunu çok iyi bilmelisiniz. Sizi dönüştüreceği kişiye çok hakim olmalı ve onu özümseyebilmelisiniz. Prensipli ve düzenli bir biçimde mesai harcar, çalışırsanız başarılı olabilirsiniz. Başarılı kalabilmek için ise bir önceki cümleyi hayatınız boyunca tekrar etmeniz yeterli.”

İşinizi aşkla sevin ve ibadetmiş gibi saygı duyun

Hülya Koçyiğit Oyuncu

O, Yeşilçam’ın en iyi oyuncularından. İlk başrolünü oynadığı, Metin Erksan’ın yönettiği ‘Susuz Yaz’,1964’te Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı alarak, uluslararası ödül kazanan ilk filmimiz oldu. İşte Koçyiğit’in tavsiyeleri: “Günümüzde birçok üniversitenin sinema bölümü olduğundan bu alanı meslek olarak seçen gençler şanslı. Eğitimin yanında işlerini aşkla, tutkuyla sevsinler, adeta ibadet ediyor gibi mesleklerine saygı duysunlar. Bence başarı için bunların yanı sıra, kendini sürekli geliştirmek, dünya trendlerini yakalamak için araştırmacı olmak, ama her şeyden önce kültürünü tanımak ve yaşatmak için çabalamak, daha iyisi için çok daha fazla çalışmak ve tevazu sahibi olmak gerekiyor.”

Bir alanda uzmanlaşın

Murad Sezer Foto Muhabiri

Türkiye’de tek Pulitzer Ödülü almış foto-muhabiri. 2004’te, ABD’li deniz piyadelerinin, Felluce’de direnişçi ateşinde ölen arkadaşları için dua etmelerini çektiği fotoğrafıyla, Columbia Üniversitesi tarafından gazetecilik, edebiyat ve müzik gibi alanlarda verdiği Pulitzer’i kazandı. Reuters Haber Ajansı’nda fotoğraf editörü olarak çalışan Sezer, foto-muhabiri olmak isteyen gençlere şunları öneriyor: “En az bir hatta iki yabancı dil bilmek, fotoğraf makinesini verimli kullanabilmek için ekipmanın özelliklerine hakimiyet, uzmanlaşmak istediği haber dalında bilgi ve genel kültür sahibi olmak öncelikli hedefleri arasında yer almalı. Başarılı bir haber fotoğrafçısı olabilmek için sadece iyi fotoğraf çekmek yeterli değil, iyi haberci olmak da gerekiyor. Yabancı dil çok önemli. Çünkü yenilikleri yakından izleyebilmek için dünyadaki gelişmeleri takip etmeliler. Günümüzdeki fotoğraf makineleri adeta birer bilgisayar. Verimli kullanıldığı taktirde kötü fotoğraf çekmek mümkün değil. Kişiye sadece doğru çerçeve yapmak kalıyor. En önemli tavsiyem de, uzmanlaşmak. Nasıl haber, dış haberler, spor, ekonomi muhabirliği varsa, foto-muhabirliğinde de başlangıçta bir alan seçip onda uzmanlaşmak çok daha iyi olur. Böylelikle örneğin kişi, spor foto-muhabiri olacaksa kendisini ve ekipmanını bu branşın gerekleri doğrultusunda hazırlar.”

İnatçı olun, peşini bırakmayın

Ahmet Ümit Yazar

Türkiye’de polisiye roman denince akla ilk gelen isimlerden, Ahmet Ümit. ‘İstanbul Hatırası’, ‘Sultanı Öldürmek’, ‘Beyoğlu Rapsodisi’ en bilinen eserlerden birkaçı. Yazar olmak isteyen gençlere önerileri ise şöyle: “Roman, şiir, öykü, deneme yazarı olmak isteyen arkadaşlar, önce şuna karar vermeli: Bu işi mutluluk, zevk için mi, yoksa para kazanmak için mi yapmayı düşünüyorlar? Para kazanmak için düşünüyorlarsa, vazgeçsinler. Çünkü yazarlık böyle bir şey değil. Yazınca mutlu oluyorum diyorlarsa, o zaman yapmaları gereken ilk şey, Türk edebiyatının önemli yazarlarını okumak. Kendilerine yakın buldukları yazarların bütün eserlerini okumaları gerekir. Yazarların enstrümanı, dildir. O nedenle dile hakim olmalılar. Dili doğru bir şekilde kullanabilmeleri için de Türk yazarlarını bilmeliler. Yabancı yazarları da elbette okuyacaklar. Ben kutsal kitapları okumalarını da öneririm. Hem Tevrat’ı, İncil’i, Kuran’ı hem de Pagan kültürünün kutsal kitaplarını. Çünkü bunlarda insanlığa dair izler bulacaklar. İnsan nedir? İnsan hakikatine dair durumları, olguları kavrayabilecekler. Yazar olmak isteyen arkadaşlarımızın mutlaka felsefe bilmesi gerekiyor. Çünkü felsefe insanlarla, onların yazacağı karakterlerle, yaşadıkları toplum ve yaşadıkları çağ ile bağlantı kurmalarını sağlıyor. Elbette psikoloji de bilmeleri lazım. Sonuçta biz insanların ruhunu anlatmaya çalışıyoruz. Bütün bunlardan sonra bir şart daha var: İnatçı olmak. Çünkü onlara ‘Olmamış, becerememişsin’ diyecekler. Ama onlar inatla kendi yazdıklarına inanacaklar, ‘Ben yazar olacağım. Benim yazdıklarım da iyi’ diyecekler. Ancak o zaman, iyi bir yazar olunabilir.”

Asla merakınızı kaybetmeyin

Dr. Gözde Durmuş Stanford Üniversitesi Gen Teknolojileri Merkezi

Gözde Durmuş, bir biyomühendis. ABD Stanford Üniversitesi Gen Teknolojileri Merkezi’nde hücre konusunda çalışıyor. Hücrelerin fiziksel yapısını tanılayan bir cihazla dünyada adından söz ettirdi. Cihaz, kanserde zahmetli ve pahalı teşhisleri sadece bir saatte yapabiliyor. Bu yıl, dünyanın en iyi üniversitelerinden Massachusetts Teknoloji Enstitüsü tarafından hazırlanan MIT Technology Review dergisi’nin, ‘35 Yaş Altı 35 Yenilikçi’ listesinde yer aldı. Durmuş’un gençlere bazı tavsiyeleri var: “Başta başarılı olmayı istemek ve çok çalışmak gerekiyor. O yüzden genç arkadaşlar, tutkuyla çalışmak istedikleri konuları iyi belirlesinler. Gelecek için kısa ve uzun vadede hedeflerini seçtikten sonra, onlara odaklanıp pes etmeden çalışsınlar. Kariyer çok uzun bir maraton, insanı farklı yerlere götürebilir. Kendi kariyerime baktığımda, yaptığımız araştırmaların birçok değişik alanlarda bilgi sahibi olmayı gerektirdiğini görüyorum. Büyük buluşlar, değişik konularda çalışmış kişilerin, zor sorulara farklı bakış açısı getirmesiyle mümkün oluyor. Gençler çok okusun, asla meraklarını kaybetmesinler. Sadece dallarıyla sınırlı kalmasınlar. Ayrıca örnek aldıkları başarılı kişilerin hikâyelerine göz atsınlar. Bence başarılı insanları, diğerlerinden ayıran en büyük ve önemli özellik, zorlukların üstesinden gelme azmi. Başarılı insanlar pes etmez, pozitif olup hedeflerine odaklanarak bu engelleri fırsata dönüştürürler. Gençler de başarıya giden yolda engeller karşısında her zaman sabırlı ve ısrarcı olsun. Kafalarında ‘Ben yapamam’ gibi limitleri olmasın, ufuklarını geniş tutsunlar.”

İyi gözlemleyin, çok çalışın

Erdem Taylan Animasyon tasarımcısı

Hollywood firmaları Pixar ve Dreamworks’te çalışan ilk Türk. Çalıştığı filmlerden ‘Shrek’, ‘Finding Nemo’ ve ‘The Incredibles’ Animasyon Filmi Oscarı’nı aldı. Cars’taki görsel efekt çalışmaları ile animasyon filmlerinin Oscar’ı sayılan Annie Awards’da ‘Görsel Efekt Dalında Üstün Kişisel Başarı Ödülü’ne aday gösterildi. Çalışmalarına Türkiye’de yönetmen ve görsel efekt süpervisörü olarak devam eden Taylan’ın önerileri şöyle: “Her şeyden önce bu konuda çok istekli olun. Araştırma, gözlem ve çalışkanlık  diğer olmazsa olmazlar. İşinsanatsal tarafını da unutmadan, kendinizi hem teknik hem de sanatsal anlamda geliştirin. Animatör olacak biri canlıları gözlemlemeli, hareketlerini incelemeli. Dünya çapında iş yapabilmek için grup çalışmasına önem vermek, paylaşımcı ve disiplinli olmak çok önemli. İşimiz birçok disiplinden insanın katkı sağladığı bir alan olduğu için ekip oyuncusu olmak, başka fikirlere ve düşüncelere açıklık, başarı için gerekli. Dünyada bu alandaki gelişmeleri izlemek, eğilimleri, işin nereye gidebileceğini anlamaya çalışmak da faydalı. Mutlaka dillerini geliştirsinler çünkü bu alandaki bilgiler ne yazık ki İngilizce. Yine de bence en önemlisi, kendilerine dürüst olmaları. Hayat zaten zor, hiç sevmedikleri bir işi yapmaya çalışmanın anlamı yok. Kolay bir yol olmasa da sevdikleri işi yapsınlar, başarı beraberinde gelir.”

Yazar: Esra Ülkar
Kaynak: www.hurriyet.com.tr

MAKALE

Geleceğe uyum sağlayabilmek

YETKİNLİK, yetişkin gelişimi, Manşet, kişisel gelişim, çocuk gelişimi, beceri

Gelecekte çocuklarımızı hangi yetkinlikler bekliyor? Hangi beceri setlerine hazırlıklı olmamız gerekir? www.egitimpedia.com yazarlarından Gözde Berber Özbalaban anlatıyor…

Yeni Çağda Hangi Beceriler Ön Plana Çıkacak?  

15 yılı aşkın süredir, yetişkinlerle gelişim, şirketlerle dönüşüm üzerine çalışan biri olarak, ilk Eğitimpedia yazıları yolculuğuma, son günlerde gündemde olan ve hem androgoji (yetişkin eğitimi) hem pedagoji üzerine çalışanları ilgilendirebilecek bir konu ile başlamak istedim. 

Yeni çağda, hangi beceriler ön plana çıkacak? 

Çocuklarımızı gelecekte hangi yetkinlikler bekliyor ve kendi kişisel gelişimini sahicilikle dert edinen biz yetişkinler, kendimizi hangi alanlarda geliştirebiliriz? 

Tesla’nın kurucusu ve dünyanın en önemli girişimcilerinden kabul edilen Elon Musk, geçtiğimiz günlerde Twitter üzerinde çok konuşulan bir çağrıda bulundu. 

Bu çağrıda, Musk, Tesla şirketinde çalışmak isteyenlerin, bir lisans hatta lise diplomasına sahip olmasının zorunluluk olmadığını söyledi. 

Kendisi de Stanford Universitesinde yapmakta olduğu doktora programını yarıda bırakan Musk, şirketinin AI (Yapay Zeka) takımına katılmak isteyenlerde aradıkları en önemli şeyin, kodlama olduğunu ve gerisinin öğrenilebileceğine inandığını belirtti. 

Çoğu Twitter kullanıcısı bunu sadece motivasyonel bir konuşma olarak algılasa ve geçerliliğini sorgulasa da, Musk’ın söylemi, yeni bir söylem değil. 2014’de bir Alman otomotiv dergisine verdiği röportajda da, çalışma arkadaşlarında aradığı ilk özelliğin bir diploma olmadığını belirtmişti. Fortune 500 listesinde öne çıkan şirket yöneticilerinin de daha önce benzer açıklamalarda bulunduğunu biliyoruz. 

Endüstri 4.0 gelecekteki dijital, bilimsel, sosyo-kültürel, ekonomik değişimleri ön görür ve dünyayı şekillendirirken, yeni beceri setlerine ihtiyaç olacağı aşikar. Bu da odağı doğal olarak akademik gelişimden daha çok, bu geleceğe uyum sağlayabilecek ve şekillendirebilecek becerilere çekiyor. 

Bu durumda yukarıdaki sorulara cevap aramanın zamanı çoktan gelmiş olmalı. Çocuklarımızı okullarından alıp, diplomalarımızı yakmayacağız ama güldür güldür gelen, hatta gelmiş olan bir geleceğin gerektirdiği beceri/ yetkinlik setlerini de bilmek – bunlara hazırlanmak akıllıca olabilir. 

Bu durumda biraz o becerilere bakalım. Aşağıda belirtilen liste, her yıl düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu, McKinsey’nin son raporları ve futurist dergilerden derlenerek hazırlandı. 

1. Kompleks Problem Çözme ve Eleştirel Düşünce – Gelecek Beyinler

Nesnelerin interneti, yapay zeka, akıllı robot otomasyon sistemleri, zenginleştirilmiş gerçeklik gibi kavramlarla çalışacak zihinlerin, iş yaşamında karşılaşabilecekleri karmaşık problemleri net ele alabilmeleri ve sorunlara farklı/çoklu bakış açılarından bakabilmeleri en ön sırada yer alan becerilerden biri. Eğitim sistemimizde bu becerinin yerini tekrar tekrar sorgulamak zorundayız. 

2. Yaratıcılık – Üretme Gücü & Cesareti 

Geleceğin inovasyonlarını düşünürsek, hem yeni nesillerin, hem biz yetişkinlerin yaratıcılık becerilerini geliştirmek üzerine odaklanması gerekliliği şaşırtıcı değil. İçinde çalışılan sektör, pozisyon ne olursa olsun, masaya yeni, taze bakış açıları, fikir, ürün koyabilmek önemini her daim koruyacak gibi görünüyor. Elbette bunun için kritik bazı ön gereklilikler yok değil. Cesaret edebilmek ve inisiyatif alabilmek gibi… 

3. İşbirliği – Tek Başına Değil, Birlikte! 

İş yaşamındaki çalışma dinamikleri, gün geçtikçe, plazalarda tek başına çalışılan kübiklerden, birlikte üretilen, sosyal çalışma takımlarına ve bu takımlarda birlikte iş sonuçları almaya evriliyor. Silo çalışma sitemlerinden bütünsel bakmaya dönüşen yeni dinamiklerde, takımla işbirliği içerisinde çalışabilme becerileri de ön plana çıkıyor. 

4. Sosyal Zeka – Nur Topu Gibi Bir Zeka Türümüz Oldu

Üzerine çok konuşulup yazılan Duygusal Zeka’dan sonra, bu kavramı kapsayan ve daha geniş farkındalık/davranış setini içeren bir zeka kavramı ile karşı karşıyayız. Özellikle liderlik ve yönetim teorilerinde öne çıkan bu zeka türü, uzaktan çalışma, yapay zeka ile iletişim, internet ekonomisi gibi başlıklar hayatımıza girdikçe, daha fazla önem kazanıyor. Çok özet bir tanımla, sosyal zeka, duygusal zekayı, bireyin adaptasyon becerilerini ve durumsal olarak -bir anlayış (mindset)- geliştirebilme gücünü içeriyor. 

5. Hizmet Odaklılık – Sadece Ben Değil, Biz 

İlk duyulduğunda şaşırtıcı gelebilen ancak dünyanın gündeminde bir beceri Hizmet Odaklılık. Teknoloji ve artan rekabet nedeniyle gün geçtikçe daha da bireyselleşen iş ortamlarında başkalarının ihtiyaçlarını doğru okuyabilen ve bu ihtiyaçlara hızlı cevap verebilen bakış açılarına ihtiyaç duyulduğu bir gerçek. “Başkaları için hazır olabilmek” mottosuyle konuşulan bu davranış biçimi, kuşkusuz takım ve organizasyonların ilerleyebilmesi için kritik derecede önemli.

6.Esneklik – Uyum ve Adaptasyon

Listede en fazla öne çıkan ve üzerinde en çok konuşulan becerilerden biri. Katılık; yani bu böyle olur, bu böyle yapılır halinin tam tersi… Statükoyu sorgulayabilmeyi, olan biteni doğru yorumlayabilmeyi, gereken değişikliği yapabilmeyi anlatan bir beceri. Duygusal ya da akılcı, farklı verileri toplayabilen, bu verilerle yeniye temas edebilen insanların özelliği olarak ön plana çıkıyor. Çevikliğin masaların vazgeçilmez konusu olduğu bir dönemde de önemini uzun süre koruyacak gibi görünüyor. 

Özetle, Dünya Ekonomik Forumu raporlarına göre, bugün şirketlerde aranan özellik olarak görülen becerilerin üçte biri gelecekte geçersiz olacak ve kendimizi geliştirerek geleceğe hazırlayabilmek yeni beceri setleri edinmemizle mümkün olabilecek. 

Bu liste içerisinde benim favorimse 6 numarayla esneklik. 

Bundan yıllar önce koşuya ilk başladığımda, koşu hocam bana antrenman sonrasında esneme hareketleri yapmanın öneminden bahsetmişti ama amatör bir öğrenci olarak o dönem pek dinlemediğimi hatırlıyorum. Sonrasında yaşadığım bütün sakatlıkları “yeteri kadar esnemediğim için” yaşadığımı öğrendiğimde ise bir çeşit hayat dersi vermişti koşu bana. Esnemediğin yerden kırılıyorsun.. Hele ki, değişimin yeni normal, çevik hareket edebilmenin elzem olduğu bir çağda… 

Bu becerileri nasıl geliştiririz konusu ise başka bir yazının konusu olsun…

Yazar: Gözde Berber Özbalaban
Kaynak: www.egitimpedia.com

Okumaya devam et

MAKALE

Kafein vücuda nasıl etki eder?

Manşet, kafein nelerde bulunur, kafein etkileri, kafein bağımlılığı, kafein

Kafein, çay ve kahvede bulunan en etkin madde olmasının yanı sıra kolalı içecekler, çikolata ve bazı ilaçlarda da bulunur. Peki, kafeinin faydaları ve zararları nelerdir? Güvenli bir kafein tüketim seviyesi var mıdır? İşte yanıtı…

Kafein: Nedir, Ne İşe Yarar, Faydaları, Zararları ve Uyarılar…

Kafeine Dair Temel Bilgiler

Kafein Nedir?

Kafein, aslen çay ve kahveden tanıdığımız bir kimyasal madde olsa da, aslında hayvanların merkezi sinir sisteminde bulunan bir uyarıcı maddedir. Sadece hayvanlarda değil, bazı bitkilerde de metilzantin (İng: methylxhantine) sınıfına ait bir maddedir.

Kafeinin kimyasal formülü C8H10N4O2’dir. Aslında kafein, çok daha karmaşık bir kimyasal molekülün kısa adıdır. Kafeinin sistematik adı 1,3,7-trimethylxanthine veya 3,7-dihydro-1,3,7-trimethyl-1H-purine-2,6-dione olarak bilinmektedir. Kafein daha iyi bir isim, öyle değil mi?

Kafein Nerelerde Bulunur?

Çay ve kahvede bulunan en etkin madde olmasının yanı sıra kafein, kolalı içecekler, çikolata ve bazı ilaçlarda da bulunur. Kafeinin ağrı kesici ilaçlarda, kardiyovasküler hastalıklar ve sinir sistemi hastalıklarında etkili olduğu bilinmektedir. Çay ve kahve yıllardır sosyal etkinliklerde ortak bir içecek olarak tüketilmiştir. Araştırmalar kahve tüketiminin giderek arttığını göstermektedir.

Çay ve Kahvedeki Kafein Oranları

100 mililitrelik bir bardak çayda 11 miligram, 100 mililitrelik bir bardak kahvede ise 41 miligram kafein bulunmaktadır. Yani ortalama 1 fincan kahve, kafein açısından yaklaşık 4 bardak çaya denk gelmektedir.

Güvenli Kafein Tüketim Seviyesi

Elbette herkese genel geçer olarak uyan bir kafein miktarı belirlemek mümkün değil. Ancak ortalama ve sağlıklı bir bireyde kafeinin etkisi, kabaca 250 miligram ve üzeri dozlarda başlamaktadır ve günde 400 miligrama kadar tüketiminde herhangi bir sakınca bilinmemektedir. Kafeinin, aşırıya kaçmayacak miktarda alınmasının çok sayıda faydası vardır. Kafein miktarının “normal”i kişiden kişiye değişiklik gösterir; ancak ortalama olarak günde 2-3 fincandan fazla kahve veya 5-6 fincandan fazla çay içmemenizi tavsiye ederiz. Bu noktadan sonra fazla kafein vücudunuza zarar vermeye başlayabilir.

Ayrıca kafein, sanılanın aksine, içildiği anda etki etmez; vücuda girdikten yaklaşık 30-60 dakika sonra etkisini gösterir.

Kafeinin insan vücudundaki yarı ömrü 5 saat kadardır; yani her 5 saatte bir vücudunuzdaki kafein oranı %50 oranında azalır. Örneğin saat 8’de 100 miligram kafein içtiyseniz, saat 13’te bu 50 miligrama, saat 18’de 25 miligrama düşecektir.

Kafein Nasıl Çalışır?

Kafein, merkezi sinir sistemini, özellikle de sinirsel iletimin gerçekleştiği sinapsları doğrudan etkileyerek kişinin uyanık kalmasını sağlar. Temel olarak yaptığı, yorgunluğa ve bitkinliğe sebep olan ve sinir boşluklarında biriken asetilkolinin ve adenozinin parçalanmasını sağlayarak sinirsel iletimi rahatlatmaktır.

Kafeinin Faydaları

Bugüne kadar kafein tüketiminin sayısız faydası tespit edilmiştir. Bunlardan bir kısmı şöyle:

Kafeinin uyarıcı etkisi nedeniyle astım, prematüre apnesi ve brankopulmonari displesi gibi hastalıkların tedavisinde de etkili olduğu rapor edilmiştir. Kimyasal yapısı, astım hastalarının tedavisinde kullanılan teofilin isimli madde ile benzerdir.

Bazı araştırmalar bir takım ilaçlar ile kafein alınmasının, ilaçların etkisini arttırdığını göstermiştir.

Bunun haricinde kafeinin metabolizmayı hızlandırıcı etkisi de vardır. Bu yüzden diyetisyenlerin çoğu yeşil çay içilmesini önermektedirler.

Kafein tüketimi, karaciğer hastalıklarına yakalanma oranını düşürmektedir.

Doğruluğu henüz kesin olmamakla birlikte, Hepatit C tedavisinde kullanılan peginterferon ve ribavirin ile birlikte tedavide etkili olduğu iddia edilmektedir.

Atletler üzerinde yapılan bir çalışma, kilogram başına 10 miligram kafein alan atletlerin performansında artış gözlenmiştir.

Kafein sadece insanlarda değil, insan-harici canlılarda da kullanılan bir moleküldür. Örneğin birçok bitki kafein salgılayarak böcekleri öldürebilmektedir. Yani kafein, bitkilerde “böcek ilacı” olarak kullanılan bir moleküldür.

Kafeinin Zararları

Daha önce de belirttiğimiz gibi, kafeinin zararları belirli bir dozun üzerinde tüketildiğinde ortaya çıkar. Bugüne kadar tespit edilmiş zararlardan bazıları şöyledir:

Psikolojik hastalıkları tetikleyip; sinirlilik, depresyon, uykusuzluk gibi sorunları doğurabilir.

İdrar miktarını ve sıklığını arttırır, vücuttan gerekenden fazla mineral ve vitamin atılmasına sebep olabilir.

Migreni tetikleyebilir.

Günde 300 miligram kafein başına vücuttan 15 miligram fazladan kalsiyum atılmaktadır.

Kalp problemleri olanlarda kalp ritmini bozar ve yüksek tansiyon hastalarında tansiyon artışını tetikler.

Yemek sırasında ya da sonrasında alınması çinko ve demir emilimini azaltır.

Mide asit salgısını arttırarak gastrite sebep olur.

Aşırı dozda alınması ölümcüldür. Örneğin farelerde ölümcül kafein dozu kilogram başına 192 miligramdır. İnsanlarda ise bir oturuşta 200 kafeinli soda veya 125 bardak çay veya 75 fincan kahve içilirse çok büyük ihtimalle solunum yetmezliği veya kardiyovasküler şoktan ötürü ölüneceği not edilmiştir.

Kafeinin düzenli ve uzun süreler alınması, beynin hipokampüs bölgesini etkileyerek öğrenmeyi zorlaştırmaktadır.

Kafein, köpekler ve kuşlar için özellikle ölümcüldür. Metabolizmaları, kafeini sindirmeye uygun değildir. Bu sebeple evcil hayvanlarınızın kafein içeren yiyecek ve içeceklerden kaçınmasına özen gösteriniz.

Her ne kadar kesin bir bulguya varılamasa da, hamile kadınlar arasında günde 200 miligram veya üzeri kafein tüketimi olanlarda düşük yapma oranı ciddi miktarda arttığı gözlenmiştir. Bir diğer araştırma, bunun doğru olmadığını ortaya çıkarmış olsa da, İngilitere Yiyecek Standartları Ajansı hamilelerin günde 200 miligramdan fazla kahve tüketmemesini önermektedir.

Belli bir miktardan fazla kafein tüketenlerin göz-içi basınçları artmaktadır. Bu da bazı hastalıkların tetiklenmesine sebep olmaktadır.

Çocuklar Kafein Tüketebilir mi?

Kimi kültürlerde çocuklar ve gençlerin kahve ve çay içmesi “tehlikeli” olduğu için yasaktır. Kimi kültürlerde ise kahvenin çocukların büyümesine yardımcı olduğu düşünülmektedir. Bilimsel araştırmalar, iki tarafın da yanlış olduğunu ispatlamıştır. Kafeinin çocuklar üzerinde ne büyüme, ne de uyku sorunları açısından yetişkinlerde olduğundan hiçbir farklı etkisi yoktur. 

Kafein Alışkanlığı ve Kafein Bağışıklığı

Kafein, daha önce de belirttiğimiz adenozin ile etkileşerek uykuyu gidermektedir. Ancak vücudumuz, adenozine daha duyarlı olduğu için kafeine kısa sürede bağışıklık kazanabilir. Yapılan araştırmalarda, 7 gün boyunca, günde 3 defa, her seferinde 400 miligram kafein alan birinin, 1 hafta içerisinde kafeine tamamen bağışıklık kazanacağı ve etkisinin %95’ten fazla azalacağı tespit edilmiştir. Benzer şekilde 18 gün boyunca günde 3 defa, 300’er miligram kafein alanlarda da bağışıklık gelişmiştir.

Dolayısıyla eğer kahve/çay içtiğiniz halde uyku problemi çekiyorsanız bu, vücudunuzun kafeine alışmasından ötürüdür. Size tavsiyemiz, kafeini bir süre kestikten sonra, yavaş yavaş sıfırdan başlayarak kullanımını arttırmanızdır. Bu şekilde bir döngü kurarsanız, uykusuzluğun önüne geçebilirsiniz.

Yazar: Çağrı Mert Bakırcı
Kaynak: www.evrimagaci.org

Okumaya devam et

MAKALE

Hipnoza giren bir kişi istemediği hâlde sırlarını açıklar mı?

sağlık, modern tıp, Manşet, hipnoz nedir, hipnoz, hipnoterapi

Hipnoz, kişinin bilincini atlayarak bilinçaltıyla kısa yoldan bağ kurmamızı sağlayan bir tekniktir. Peki, herkes hipnoza girebilir mi? Bir kişi isteği dışında hipnoz edilebilir mi? İşte sorular ve yanıtlarla hipnoz hakkında ilginizi çekebilecek her şey…

Sorular ve yanıtlarla hipnoz hakkında bilmek istediğiniz her şey

Hipnoz Nedir?

Hipnoz, bakışla, sözle veya bazı yardımcı nesneler kullanılarak, telkin ile oluşturulan özel bir bilinç hâlidir. Bir başka deyişle bir trans hâlidir. Bu trans sırasında, kişi çevreden gelen tüm (ses, ışık, koku vb.) uyaranlara kendini kapatır veya aldırmazken, hipnoz yapan kişinin telkinlerini artmış bir dikkatle dinler, anlar ve gönüllü katılımla uygular.

Hipnoterapi Nedir?

Hipnoz aracılığı ile (hipnoz sırasında) uygulanan tedavilere verilen genel isimdir.

Hipnoz bir uyku mudur?

Hipnoz kesinlikle bir uyku hâli değildir. Dışarıdan bakıldığında, hipnozdaki kişi sanki derin ve huzurlu bir uykudaymış gibi görünür. Aynı yanlış gözlemi yapan İskoç Doktor James Braid 1840 yılında bu trans hâline, Eski Yunan’daki uyku tanrısı Hypnosis’tenesinlenerek hipnoz adını vermiştir. Çok kısa bir süre sonra bizzat Dr. Braid bu trans hâlinin uyku olmadığını fark etmiş ve hipnoz adının uygun olmadığını açıklamış olmasına karşın, bu yerleşmiş olduğu için hipnoz adının kullanımı devam edegelmiştir. 

Bir kişi, isteği dışında zorla ya da farkında olmaksızın hipnoza sokulabilir mi? 

Hayır! Bu mümkün değildir. Hipnoz kişinin gönüllü isteği ve katılımıyla gerçekleştirilen bir trans hâlidir. Hipnoz yapan kişi, hipnoza girmeyi gönüllü olarak kabul eden kişiye hipnoza girmesini sağlayacak bazı telkinler verir. Kişi bu telkinleri uygulayarak hipnoza girer. Hipnoza girmek istemeyen bir kişi kendisine söylenen telkinleri gerçekleştirmeyi reddedeceği için hipnoza girmez. 

Hipnozdaki kişi hipnoz yapanın tüm söylediklerini olduğu gibi kabul eder ve aynen uygular mı?

Hayır!Hipnoz sırasında kişinin bilinçli kontrolü ortadan kalkmaz. Hipnoz yapan kişinin söylediği her şeyi duyar, anlar, hatta yargılar. Yapması istenilen şey kişinin sosyal ve ahlâki değerlerine uygun değil ise kabul etmez, uygulamaz. Israr edilirse kişi hipnozdan çıkar.

Hipnoza giren bir kişi istemediği hâlde sırlarını açıklar mı? 

Hipnozdaki kişinin bilinçli kontrolü ortadan kalkmadığı için istemediği sürece hiçbir sırrını söylemez, özel bilgileri vermez. Hipnozdaki kişi ancak, söyleyeceği şeylerin kendisi için (örneğin hastalığının tedavisinde işe yarayacağı şeklinde) yararlı olacağına inanır ve hipnoz yapan kişiye güvenirse sorulan sorulara yanıtlar verir. 

Hipnozdan “uyanamamak” mümkün müdür?

Hipnoz bir uyku olmadığı için, uyanamamak diye bir şey olamaz. Hipnoz yapan hekim, terapi sonunda kişiye hipnozdan çıkacağı telkinini verdiği zaman kişi hipnozdan çıkarak gözlerini açar.

Hipnoz nasıl oluşur? Hipnoza girmenin temel koşulları nelerdir?

Hipnozun oluşmasında üç temel unsur vardır: Gönüllülük, konsantrasyon ve hayal gücü. Hipnoza başlanırken, kişi önce hipnoza girme konusunda gönüllü ve istekli olmalıdır. Gönüllü ve istekli olan kişi, hekimin kendisine söylediği (hipnoza giriş için verdiği) telkin cümlesine tüm dikkatini verir, yoğunlaşır. Sonra da söylenen telkinin içeriğini hayal ederek gerçekleştirir. Buradan da anlaşılabileceği gibi bir kişinin hipnoza girebilmesi için gönüllü olması, konsantrasyonunun ve hayal gücünün yeterli olması zorunludur. Veya bir başka deyişle isteksiz, gönülsüz olanlar ya da konsantrasyonu ve hayal gücü yetersiz olanlar hipnoza giremezler. 

Hipnoza yatkınlık (hipnotizabilite) ne demektir? Herkes hipnoza girebilir mi?

Hipnoza girebilme yetisine hipnotizabilite (hipnoza yatkınlık) adı verilmiştir. Herkesin hipnoza yatkınlığı (hipnotizabilite) farklıdır. Bu nedenle herkes hipnoza giremez. Çocuklar hipnoza son derece yatkındırlar. Yapılan araştırma sonuçları, hipnoza yatkınlığın en fazla olduğu dönemin 6-10 yaş arası olduğunu göstermiştir. Yaş ilerledikçe hipnoza yatkınlık giderek azalır. Genel olarak toplumun %10-15’inde hipnoza yatkınlık yoktur. Bu kesim kesinlikle hipnoza giremez. Toplumun %70-80’inde orta düzeyde bir hipnoza yatkınlık, %10-15’inde ise yüksek düzeyde hipnoza yatkınlık vardır. Yani toplumun büyük bir çoğunluğu hipnoza girebilmektedir. 

Hipnoza yatkınlığı etkileyen etkenler nelerdir?

Hipnoza yatkınlık yetisi, kişilik yapılarına ve içinde bulunulan ruhsal rahatsızlığa bağlı olarak değişmektedir. Örneğin, kuşkucu, kimseye güvenmeyen, her şeyi kontrol etmeye çalışan ya da kendisini herkesten çok üstün ve değerli gören kişilik yapılarına sahip olan kişiler kolay kolay hipnoza giremezler. Aynı şekilde obsesif-kompulsif bozukluk, şizofreni, ağır depresyon, paranoid bozukluk ve demans (bunama) hastalarının hipnoza yatkınlıkları sağlıklı insanlara göre daha düşüktür. 

Kimler Hipnoz Yapabilir?

Çoğu ülkede, hipnoz “tıbbî bir girişim” olarak kabul edildiği için, gösteri amaçlı sahne hipnozu yasaklanmıştır. Hipnoz yapma yetkisi, sadece tedavi amacıyla, hipnoz ve hipnoterapi eğitimi almış hekimler, diş hekimleri ve klinik psikologlara tanınmıştır. Bu son derecede yerinde bir uygulamadır. Çünkü hipnoz yapmak çok kolay bir uygulama olmakla birlikte hipnoz aracılığı ile hastalıkların tedavisini yapmak yani hipnoterapi uygulamak, hipnoz bilgisinin yanı sıra söz konusu hastalıklar ve tedavileri hakkındaki özel mesleki bilgileri de ayrıntılı bilmeyi ve bu konuda yetkili olmayı gerektirir. 

Hekimler, hipnoterapiyi eğitimini aldıkları kendi uzmanlık alanlarında uygulamalıdırlar. Çünkü hem eğitimleri hem de yasal yetkileri kendi uzmanlık alanlarıyla sınırlıdır. Örneğin Astım hastalığı konusunda göğüs hastalıkları uzmanı, ağrısız doğumda kadın-doğum uzmanı, cilt hastalıkları konusunda dermatolog, ruhsal hastalıklarda psikiyatri uzmanı, diş çekimi ve diş eti hastalıklarında dişhekimleri hem bilgi ve yeterlilik hem de yasal olarak yetkilidirler. Çünkü söz konusu hastalıkları hipnoterapi ile tedavi ederlerken kendi uzmanlık bilgilerini hipnoz içinde uygulayacaklardır.

Hipnoz yapmayı bilmek diş hekimine panik bozukluğu’nu tedavi etme veya psikiyatri uzmanına ağrısız doğum yaptırma, radyoloji uzmanına cinsel işlev bozukluklarını tedavi konusunda yetki vermemektedir. Her uzman hipnoterapiyi kendi uzmanlık sınırları içinde uyguladığı takdirde başarılı olacaktır.

Çoğu ülkede, hekim olmadıkları hâlde psikolojik sorunlarda hipnoterapi yapma yetkisi, ruhsal sorunlar ve hastalıklar konusunda lisansüstü eğitim almış klinik psikologlara da tanınmıştır. Ancak ülkemizdeki sağlık yasalarına göre psikologlara bu hak tanınmamıştır. Bazı az sayıda ülkede hipnoterapi yapma yetkisi hekim kontrolü altında ve sadece bazı kısıtlı alanlarda olmak koşulu ile yukarıda yazılanların dışında hemşire, sosyal hizmet uzmanı gibi mesleklere de tanınmıştır.

Hipnozla geçmiş hayatlara veya geleceğe gitmek mümkün müdür?

Kesinlikle hayır! Maâlesef en çok kötüye kullanılan sahalardan biri de budur. Belki kişinin kendi hayatındaki bazı bilinçdışına bastırılmış rahatsızlık verici hatıraları ortaya çıkarmakta kullanılabilirse de, bu çok özel ve kesinlikle uzmanlarca uygulanabilecek bir tekniktir. Önceki hayatlara ve hele geleceğe gitmek mümkün olsaydı, herkes Toto, Loto, Altılı Ganyan ve aklınıza gelebilecek her şeyi görüp zamanın akışını değiştirirdi! Böyle vaatlerle yaklaşan birin kesinlikle şarlatan veya kendisi psikiyatrik hasta olan birisi olduğunu düşünebilirsiniz.

Hipnoz nerelerde / hangi hastalıklarda kullanılabilir?

Genel Tıpda: Ağrıyı ortadan kaldırmak için (migren ve gerilim tipi baş ağrıları, kronik fiziksel ağrılı hastalıklar, trigeminal nevralji, ağrısız doğum, kanser ağrılarında), hipnoanestezi ile cerrahi girişimlerde (ameliyatlar, diş çekimi ve diş eti rezeksiyonlarında), psikosomatik hastalıklarda (astım, esansiyel hipertansiyon, psöriazis, ülser, ülseratif kolit, irritabl kolon, siğil tedavisinde),

Psikiyatride: Tik, kekemelik, enüresis noktürna (gece işemeleri), trikotilomani, yeme bozuklukları, obezite, psikojenik ağrı bozukluğu, konversiyon bozukluğu, cinsel işlev bozuklukları, sigara bağımlılığı, dissosiyatif bozukluklar, fobiler, panik bozukluğu, agorafobi, sosyal fobi, sınav kaygısı, travma sonrası stres bozukluğu…

Hipnoterapistlik bir uzmanlık mıdır?

“Hipnoterapistlik” adı verilmiş olan akademik bir uzmanlık alanı veya unvanı yoktur. Hipnoz yapmayı bilmek veya uygulamak bir kişiye hipnoterapist unvanını kazandırmaz. Asıl olan, hipnoz yapan hekimin tıp fakültesini bitirdikten sonra ihtisas eğitimini alarak hak kazandığı (kadın-doğum, cilt hastalıkları, iç hastalıkları, psikiyatri gibi) uzmanlıktır. Hipnoz ise, bu kişilerin kendi uzmanlık alanı içindeki hastalıkları tedavi etmek için gerekli olduğu zamanlarda kullandıkları bir “tedavi aracı” ve bir tekniktir. 

Hipnoz ve Hipnoterapinin Ülkemizdeki Yasal Konumu Nedir?

Ülkemizde hipnoz ve hipnoterapi uygulaması için henüz yasal bir düzenleme yoktur. Bu nedenle kimler tarafından hangi durumlarda hipnoz uygulanabileceği, kimlerin eğitim verebileceği belirsizdir. 2000’li yıllara değin, hekimlerin yanı sıra, psikologlar ve sosyal hizmet uzmanları başta olmak üzere kendilerine astrolog, medyum, yaşam koçu vb. adı veren hemen herkes, hipnoz uyguladığını, hastalıkları tedavi ettiğini söylemekte internet ortamında bunu ilan etmekteydiler. Televizyon kanallarında hipnoz uygulamaları sergilenmekteydi. 

Hulya Avşar Show programında Norveç’li bir kişi tarafından seri hâlinde hipnoz uygulamaları yapılması nedeniyle Türkiye Psikiyatri Derneği ve Tıbbî Hipnoz Derneğinin o dönemdeki yöneticilerinin yoğun kampanyası sonuç vermiştir. Haziran 2000’de İstanbul Cumhuriyet Savcılığı tarafından Hülya Avşar hakkında “Yetkili mercilerin genel sağlığın korunması için verdiği emre uymamak” suçunu düzenleyen TCK’nın 526. maddesi gereğince 3 ay ilâ 6 ay arasında hafif hapis cezasına çarptırılması istemiyle dava açılmış, sonuçta hipnoz programları yayından kaldırılmıştır.

Hipnoz ve hipnoterapi konusunda yasal düzenleme gerekliliğini sürekli savunan ve Bakanlığa birçok kez başvuran Türkiye Psikiyatri Derneği’nin çabaları sonucunda Sağlık Bakanlığı tarafından “Hipnoz ve Hipnoterapi Uygulanması Hakkında Yönetmelik taslağı” hazırlanarak 17.02.2004 tarihinde tartışılması amacıyla bakanlık web sitesine konulmuştur (http://www.saglik.gov.tr/extras/birimler/temel/hipnoz_taslak.pdf). Ancak günümüze değin hâlâ bu taslağa resmiyet kazandırılmamıştır. 

Bu alandaki son gelişme, Sağlık Bakanlığının Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğünün19/10/2008 tarih ve 44103 sayılı yazısı ile “fertlerin ve toplumun sağlığını korumak amacıyla ülkemizde hipnoz ve hipnoterapin bilimsel yöntemlerle yapılmasını, uygulama alanlarını, amaçlarını, kimler tarafından ve hangi sağlık kuruluşlarında uygulanabileceğine ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla “Hipnoz ve Hipnoterapi Uygulaması Hakkında Yönetmelik Taslağı” üzerinde çalışmalar devam etmekte olduğundan Bakanlıkça bir değerlendirme yapılıncaya kadar “muayenehanelerde ve diğer sağlık kuruluşlarında hipnoz uygulaması yapıldığının tabela, kartvizit ile basılı ve elektronik ortam materyellerinde tanıtımın yapılmasının uygun olmadığı”duyurulmuştur.

Hipnoz Etik Kuralları Nelerdir?

(TPD HİPNOZ VE HİPNOTERAPİ UYGULAMA ETİK KURALLARI)*

* TPD Hipnoz ve Hipnoterapi Bilimsel Çalışma Bilimsel Çalışma Birimi tarafından hazırlanan taslaktan alınmıştır. Henüz resmiyet kazanmamıştır.

Hipnoz, üniversiteler ve eğitim hastanelerinde kurulacak “Hipnoterapi Eğitim ve Araştırma Merkezleri”nde kendi uzmanlık alanlarıyla ilgili yeterli süre teorik ve pratik “Hipnoz ve Hipnoterapi Sertifika Eğitimi” almak koşulu ile ya da yurt dışından bu konuda sertifikası olanların sertifikalarının geçerliliği Sağlık Bakanlığınca onaylanması hâlinde; sadece hekim, diş hekimi ve klinik psikologlar tarafından ve sadece tedavi amacıyla yapılabilir.

Uygulayıcılar hipnozu sadece kendi uzmanlık alanlarının sınırları içinde uygulayabilirler.

Hipnoz bir eğlence aracı değildir ve kesinlikle gösteri amacıyla kullanılamaz.

Televizyonda, sahnede veya topluluklar önünde bireysel veya toplu hipnoz uygulamaları yapılamaz.

Kitle iletişim araçlarında, web sitelerinde, çeşitli amaçlarla hazırlanmış broşür veya kitaplarda, haber, tanıtım veya eğlence programı vb. hiçbir şekilde hipnoz uygulamalarına ait görüntü ya da fotoğraf yer alamaz.

Hipnozu ya da hipnoz uygulayanları tanıtmak, hastalıkların tedavisindeki yeri ve önemini göstermek amacıyla bile olsa, hipnoz uygulamaları izleyici önünde yapılamaz.

Hipnoz uygulayıcıları, reklam ve tanıtım yapamazlar. Yaptıkları uygulamaları tabelalarda belirtemezler.

Hipnoz uygulayıcıları, kendilerini “hipnoterapist” olarak tanıtamaz, “hipnoterapist” sözcüğünü tabelada, kartvizitte, antetli kağıtta veya imzalarında kullanamazlar.

Uygulayıcılar, hastanın başka bir uygulayıcının telkinlerini kabul etmeyeceği, başka bir uygulayıcının telkinlerinden yarar görmeyeceği şeklinde posthipnotik telkinler veremezler.

Hipnoz uygulayıcıları, hastalarına kendi ekonomik, sosyal yarar veya çıkarları doğrultusunda telkinler veremezler.

Kaynak: www.psikiyatri.org.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND