Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Başarı mı, mükemmellik mi?

Başarıya ulaşmak mı istiyorsunuz yoksa yaptığınız her işte yüzde 100 en iyi olmak için mi çabalıyorsunuz? Eğer kusursuz olmanın peşindeyseniz mükemmeliyetçilik kısırdöngüsüne yakalanmışsınız demektir. Hata ile başarısızlığın eşit tutulduğu bu kısırdöngü gerçekçilikten uzaklaşmayı da beraberinde getiriyor…

Başarıya ulaşmak mı istiyorsunuz yoksa yaptığınız her işte yüzde 100 en iyi olmak için mi çabalıyorsunuz? Eğer kusursuz olmanın peşindeyseniz mükemmeliyetçilik kısırdöngüsüne yakalanmışsınız demektir. Hata ile başarısızlığın eşit tutulduğu bu kısırdöngü gerçekçilikten uzaklaşmayı da beraberinde getiriyor…

MÜKEMMELİYETÇİLİK

· Yaptığınız işler asla yeterince iyi değilmiş gibi hisseder misiniz?
· Kusursuz olması için uğraşırken sık sık işlerinizi ertelemek zorunda kalır mısınız?
· Yaptığınız her iş %100 iyi değilse kendinizi oldukça vasat hatta başarısız hisseder misiniz?

Eğer durum böyleyse, sizin başarı için çabaladığınızı söylemek zor; aslında daha çok, mükemmel olmayı deniyorsunuz demektir.

Mükemmeliyetçilik, kendine zarar verici düşünce ve davranışlar yolu ile aşırı derecede ve gerçekçi olamayacak kadar yüksek hedefler edinmektir. Toplum içinde zaman zaman olumlu ve başarı için gerekli bir tutum gibi görülse de bu tamamen hatalı bir yaklaşımdır. Mükemmeliyetçiliğin, gerçekte, başarıyı engelleyen bir tutum olduğu araştırmalar ile kanıtlanmıştır. Mükemmeliyetçilik, kendinize olan saygınızı ve memnuniyetinizi olumsuz etkilediği için, daha gerçekçi hedefleri olan insanların yakaladığı başarıyı elde etmeyi engelleyebilir veya geciktirebilir.

Neden Mükemmeliyetçi Olunur?

Mükemmeliyetçilik genellikle, çocukluk döneminde “ancak bir şeyler başardığım zaman değer görür ve sevilirim” şablonunun öğrenilmesi ile hayata geçer ve zamanla genel bir tutum haline gelir. Bu düşüncenin bir sonucu olarak kişi, kendisine de başkalarının onu onayladığı ölçüde değer vermeyi öğrenir. Bu durumda özgüven tamamen başkalarının değerlendirmesi üzerine kurulur. Bütün bu çarpık düşünce ve oluşan tutum, kişiyi, başkalarının eleştiri ve düşüncelerine karşı son derece hassas ve kırılgan kılar. Sonuçta kişi, acı verici eleştirilerden kaçınmanın tek yolu olarak mükemmelliği görür ve umutsuzca mükemmel olma çabası içine girer.

Mükemmeliyetçilik ile ilgili yaygın olarak görülen duygu, düşünce ve inanışlar:
· Başarısızlık korkusu: Mükemmeliyetçi kişiler başarısızlığı kişisel değersizlik ile eş görürüler.
· Hata yapma korkusu: Mükemmeliyetçi kişiler, hata ile başarısızlığı eş tutarlar. Hayatlarını hatadan uzak tutmak için çok fazla uğraştıkları için öğrenme ve gelişme fırsatlarını kaçırırılar.
· Onaylanmama korkusu: Başka insanlar hatalarını görürlerse, artık kabul edilmeyeceklerini düşünürler. Mükemmel olmayı, eleştiri, onaylanmamak ve kabul edilmemekten kaçmanın bir yolu olarak görürler.
· Ya hep ya hiç tarzı düşünme: Mükemmeliyetçi kişilerin düşüncesine göre iki alternatif vardır: mükemmel olmak ve tümden değersiz olmak. Durumu geniş perspektiften görmedikleri için 100 üzerinden 100 olmayan her şeyin sıfır olduğuna inanırlar.
· -Meli, -Malı tarzı düşünme: Mükemmeliyetçi kişiler, sonsuz bir zorunluluklar listesi içinde yaşar. Kendileri, çevrelerindeki insanlar , hatta dünya ile ilgili “olmalı” – “olmamalı” ; “yapılmalı”- “yapılmamalı” gibi katı kuralları vardır. Dünyanın bu doğrulara göre dönmesi gerektiğine, aksi halde her şeyin kötü gideceğine inanırlar. Bu kurallar etrafında kendi istek ve ihtiyaçlarına gereken önemi göstermezler.
· Başkalarının kolayca başarı elde ettiği fikri: Genellikle diğer insanların çok daha az çaba harcayarak ve zaman zaman hatalar yaptıkları halde başarılı olduklarını düşünürler. Buna rağmen kendi çabalarını hiçbir zaman yeterli görmez, kendilerini yıpratıncaya dek çalışırlar.

Mükemmeliyetçilik Kısırdöngüsü

Mükemmeliyetçi tutum, doğasından kaynaklanan kısırdöngü sebebiyle kişiye acı verir. Bu döngü nasıl gerçekleşir? Öncelikle ulaşılması neredeyse imkansız hedefler koyulur. Bundan sonra, hedefler –en azından başlangıç için- imkansız olduğundan, başarısızlık kaçınılmaz olur. Üçüncü aşamada mükemmelliğe ulaşma baskısı ve hissedilen kronik başarısızlık duygusu kişinin verimini ve performansını düşürür. Dördüncü aşamada bu döngü kişinin başarısızlık sebebiyle kendini eleştirmesine ve suçlamasına yol açar. Böylece, başka insanların eleştirilerine gerek bile kalmadan özgüvene büyük bir darbe vurulmuş olur. Varılan noktada yaşanan değersizlik duygusu oldukça şiddetli olduğu için kişi her şeye baştan başlamaya karar verir .Ve döngünün ilk aşamasına geri döner.
Bu kısırdöngü, mükemmeliyetçi bireylerin kişilerarası ilişkilerindeki davranışlarına da yansır. Mükemmeliyetçi kişiler, çevresindekiler tarafından onaylanmama, kabul görmeme beklentisi ve korkusu taşır. Bu korku sebebiyle küçük eleştiri ve şakalara bile oldukça alıngan yaklaşır. Bu konudaki hassaslığı sebebiyle çevresindeki kişileri kendisinden uzaklaştırması da söz konusu olur. Bunun yanı sıra, bilinçsiz şekilde, kendine ait yüksek standart ve kuralları çevresindekilerde görmeyi bekleyebilir ve aksi durumda son derece eleştirel davranabilir. Bu şekilde kendisindeki hataları ve eksiklikleri çevresindekilerin dikkatinden uzak tuttuğuna inanır. Kişilerarası ilişkilerde de ortaya çıkan bu kısırdöngü sebebiyle mükemmeliyetçi kişilerin sosyal ilişkileri de tatmin edici değildir.

Sağlıklı Hedef Belirleme ve Başarı Yönelimi

Hedef belirleme ve başarıya ulaşmak için çaba gösterme yalnız mükemmeliyetçi kişilerin tekelinde değildir. Mükemmeliyetçiliğin kendine zarar verici ve yüklü tarzından oldukça farklı olarak sağlıklı yöntemde, hedefler başkalarının beklentilerine göre değil, kişinin kendi istek ve arzularına göre belirlenir. Başarılmış olan bir hedefin sadece bir adım ötesi yeni hedeftir. Diğer bir deyişle, hedefler gerçekçidir, ulaşılabilirdir ve kişinin kendi fikridir. Sağlıklı yöntemde kişi, sonuca odaklanarak endişelenmek yerine, bir hedefi başarma sürecinden keyif alır. Başaramama durumunda hissettiği olumsuz duyguları sadece içinde bulunduğu durumla sınırlı tutar, tüm benlik değerini bir başarısızlık üzerinden değerlendirmez.

Mükemmeliyetçiliğe Karşı Ne Yapmalı?

İlk yapılması gereken, mükemmeliyetçi tutumu, yukarıda bahsettiğimiz sağlıklı tutumla değiştirmektir. Mükemmellik sadece ulaşılamaz bir illüzyondur.
İkinci adım, kendini değersizleştirici düşünce ve davranışları fark ederek bunlarla savaşmaktır ki mükemmeliyetçiliği besleyen zaten bu düşüncelerdir.

Yardımcı stratejileri kullanarak değersizleştirici düşünceler ve mükemmeliyetçilik kısırdöngüsünden kurtulun:
· Kendi istek ve ilgilerinize yönelik, gerçekçi ve ulaşılabilir hedefler belirleyin. Bu şekilde hedeflerinizi gerçekleştirdikçe çok daha güçlü bir özgüven geliştirebilirsiniz.
· Tek bir genel ve karmaşık hedef yerine net ve ardışık hedefler belirleyin. Böylece kafanızı karıştırıp sizi umutsuzluğa itecek büyük bir amaç değil, amaca giden tek tek basamaklar olacaktır.

ÖRNEK
Mükemmeliyetçi Yöntem
AMAÇ : Bölüm birinciliği
STRATEJİ/SÜREÇ:
-Tüm sınavlara uyumadan, dinlenmeden, kendini kapatarak çalışma.
-Yorgunluk ve uykusuzluk sebebiyle zihnin net olmaması.
-“Beceriksiz veya Aptal” gibi algılanacağı düşüncesi ile anlaşılmayan konuları arkadaşlar ve öğretmenlere sormama, kendi kendine anlamaya çalışma
-Yorgunluk ve kafa karışıklığı ile bazı sınavlarda cevabı bilinen soruların bile yanlış cevaplanması
-Diğer sınavlara büyük bir kaygı ile girme
SONUÇ: Vizelerin bir ya da birkaçından alınan vasat not Başarısızlık, değersizlik duyguları, kaygı, performansın düşmesi. “Hedef tümden başarısızlıkla sonuçlandı” düşüncesi

Sağlıklı Yöntem
AMAÇ: Vizelerden olabildiğince yüksek notlar. (Sonraki hedefler: Proje/ Ödevlerden olabildiğince yüksek notlar+ Derse hazırlıklı gelme, derse katılım+ Finallerden olabildiğince yüksek notlar+ Sosyal faaliyetlere katılım)

STRATEJİ/ SÜREÇ:
-En yoğun çabayı kredisi en yüksek olan ve anlamakta en zorlanılan derslere vermek.
-Konuyu anlayan arkadaşlara, eksik kalan konular için öğretmenlere başvuru.
-Uygun çalışma ortamı için program yapma (yapılmış planları uygun zamanlara erteleme, misafirler için evdekileri uyarma vb., kütüphanenin açık olduğu saatlere göre çalışma saatleri planlama vb.)
-Zihnin bulanıklaşmasını önlemek için aralıklarla çalışma, sosyal etkinliklere zaman ayırma ve uyku süresinden kısıtlamama.
SONUÇ: Muhtemel Başarı. Aslında sonuç her ne olursa olsun, başlangıç adımı için elinden gelenin en iyisi düşüncesi. Yeni basamağa hazırlık.

· Hedef için çabalarken sadece sonuca değil, sürece odaklanın. Başarınızı sadece başlangıçta planladıklarınızın ne kadarına ulaştığınıza göre hesaplamayın. Süreçten hesapta olmayan neler kazandığınız ve ne kadar keyif aldığınız da başarının önemli parçalarıdır.

· Yüksek düzeyde endişe ve mutsuzluk hissediyorsanız, bunu bir sinyal olarak kabul edin ve kendinize şunları sorun: “Bu yaptığım işi yapmayı gerçekten istiyor muyum, yoksa kendimi zorluyor muyum?” ve “ Yine kendime ulaşılamaz hedefler mi belirledim?”

· Mükemmeliyetçiliğin arkasındaki korkularınızla yüzleşin: “Neden korkuyorum? En kötü ne olabilir?”

· Gelişmenin ve bazı önemli şeyleri öğrenmenin tek yolunun denemek ve hata yapmaktan geçtiğini unutmayın. Hata yaptığınızda kendinize şunu sorun: “Bu deneyimden ne öğrendim?” İnanması güç geliyorsa, elinize bir kağıt ve kalem alıp en son yaptığınız hatadan neler öğrendiğinizin listesini yapın. Her hata öğreticidir.
· Ya hep-ya hiç tarzı düşünce yalnızca hedeflerinize ulaşma gücünüzü değil, yaşamın genelini olumsuz etkiler. Sizin için en yüksek düzeyde önem taşıyan ve daha az önem taşıyan işlerinizi birbirinden ayırın. Daha az önemli işlerinize daha az enerji harcayın. Yaşam enerjiniz, her önem düzeyindeki her işe en yüksek çabayı göstermenizi kaldıramaz.

Elbette ki alışılmış düşünce biçimi bir anda oradan kalkamaz. Fakat bu önerileri izlediğinizde, zaman içinde, size olmazsa olmaz görünen mükemmeliyetçiğin hayatınızı hiç de olumlu etkilemediğini anlayabilirsiniz. Mükemmeliyetçi düşünce tarzı, tek yol değil. Çok daha fazla yarar sağlayabileceğiniz alternatif yollar olduğunu hatırlayın. Mükemmeliyetçiliği bir kenara bırakarak hem daha yüksek performans göstermeniz hem de kendinizi daha iyi hissetmeniz mümkün olacaktır.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND