Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Başarı kültürünün yükselişi

MÜMİN SEKMAN ile Türk başarı kültürü ve Türkiyede kişisel gelişimin durumu üzerine yapılmış kapsamlı bir röportaj. Kişisel Gelişim Dergisinde yayınlandı…

AŞAĞIDAKİ RÖPORTAJ MÜMİN SEKMAN İLE , KİŞİSEL GELİŞİM DERGİSİ TARAFINDAN YAPILMIŞTIR. Derginin ilk sayısında yayınlanmıştır. 2003

BAŞARI KÜLTÜRÜNÜN YÜKSELİŞİ

Son yıllarda ülkemizde bir başarı kültürü oluşmuş durumda. İnsanların bir kısmı bu girdabın içersine girdiler, bir kısmı da girmek üzereler. Başarı herkes tarafından takdir edilen, onaylanan bir durum olduğundan cazibesi bir hayli yüksek. Cazibesinin yüksek olduğu oranda bedeli de ağır.

İnsanlar muhtemel başarılarını desteklemek amacıyla çeşitli kurslara, seminerlere ve programlara katılıyorlar. Bir şekilde başarı ikliminin içersinde yer almaya çalışıyorlar. Ülkemizde başarı kültürünü sürekli canlı tutmaya çalışan, hem özel şirketler bazında çalışan hem de bireysel faaliyetler bulunan kişiler mevcut.

Kişisel gelişim dünyasında yer alan sizin gibi önemli isimlerle başarı kültürünü konuşmak istiyoruz. Aşağıdaki soruları cevaplandırırsanız memnun oluruz. Ayrıca eğer sizin için de uygun olursa röportaj için gelebiliriz.

Başarıyı nasıl tanımlıyorsunuz?

Başarının tanımlanması çok ilginç bir durum. Bu kadar çok istenen ve bu kadar tanımlanamayan veya herkesin kendine göre tanımladığı başka bir kavram aklıma gelmiyor. Web sitemde bu konuda bir yarışma bile yaptım. Başarılı olmak nasıl tanımlanmalı diye. ABD’de de 1900lü yılların başında böyle bir yarışma yapmışlar.

Başarıyı tanımlayanları ben ikiye ayırıyorum. İdealist şekilde tanımlayanlar ve realist şekilde tanımlayanlar. İdealist tarzda tanımlayanlar genelde ahlaki öğüt verir gibi tanımlar yaparlar. En büyük başarı başkalarına yardım edebilmektir gibi.

Realist tanımlayıcılar ise, daha seküler ve konformistir. Evin hangi semtteki evde oturuyorsun, araban kaç paralık, seni kaç kişi tanıyor gibi.

Başarılı olmayı iç referanslı tanımlarsak, canının istediği gibi bir hayat yaşamaktır. Dış referanslı tanımlama ise sosyal başarı kriterlerine dayanr. Bu anlada başarı çok sayıda insanın yapmak isteyip e yapamadığını yapmak, bilmek isteyi de bilemediğini bilmek, sahip olmak isteyip de sahip olmadığına sahip olmaktır. Kısacası “başkalarına” göre “üstün” olmaktır.

Ben başarılı olmayı bir masaya benzetiyorum bu masanın 4 ayağı var. Biri şöhret, diğeri servet, diğeri kudret, bir diğeri de hikmet. Kısacası, başarı masasının dört ayağ var: bilgi, ün, para ve güç. Masanın ayaklarının eşit uzunlukta ve eksiksiz olması dengeli bir duruş için şart.

İnsanlar genellikle “başarılı insan” ile “büyük insan” ayrımını sağlıklı yapamıyorlar. Eğer bir bakansanız ve görevinizin gereklerini dört dörtlük yaptıysanız, hem büyük hem başarılı adamsınızdır. Ama Siverek belediyesine bağlı bir çöpçü olarak çalışıyorsanız ve yılın en başarılı çöpçüsü seçildiyseniz “başarılı adam” olmuş ama “büyük adam” olamamışsınızıdır. Büyük adam olmak için büyük ölçekli işler yapmak gerekir.

İnsan başarılı olmak için neler yapmalı, hangi aşamalardan geçmelidir?

Önce nasıl başarılı olabileceğini öğrenip, sonra başarılı olmak çok önemli. Bunu yapanlara başarı profesyonelleri diyorum. Başarı profesyonelleri neyi, niçin, nasıl başaracaklarını bilerek istedikleri yere gelirler. Gelede yaygın olan tarz ise, amatör başarı. Yani, neyi nasıl yapas gerekiğini öğrenmeden harale gürele bir şeyler yapmaya çalışmak. Bu amatör başarılılar şanslı ise bir kez başarabilir ama başardıklarını ikincikez tekrarlayamazlar.

İkinci önemli nokta önce iç başarı gerçekleştirip sonra dış başarıyı denemek gerekir. Kendi içinde bir başarı felsefesi oluşturmadan başarı yarışına katılanlar, ilerledikçe denge ve kontrol yeteneklerini kaybediyorlar.

Üçüncü olarak insanlar bir alanda benzersiz bir bilgi ve beceri sahibi olmalıdır. Bana “başarılı olmak istiyorum” diyen kişilere hemen şunu sorarım “neyi 67 milyon insandan daha iyi bilirsin yada yaparsın?” eğer bir cevabı yoksa veya bir cevap verebilecek çabayı harcamaya niyeti yoksa o kişinin başarı hedeflerini dikkate almıyorum.

‘Başarı için bedel ödemek gerekir’ önermesini nasıl açıklıyorsunuz?

Başarının bedelerinin olduğu doğrudur. Bedelleri üçe ayırarak düşünebiliriz: fiziksel bedeller, zihinsel bedeller ve ahlaki bedeller. Başarı için çalışırken fiziken yorulursunuz, omuzlarınız tutulur, ter dökersiniz, sırt ağrılaı çekersiniz. Bu fiziksel bedeldir.

İkincisi zihinsel bedeller. Bu da başarılı olmak için çok ama çok zihin teri dökmeniz gerekiyor. Maalesef başarısızlar ve istatistiksel hayat yaşayan insanlar bu zihin terini tanımazlar. Dolayısıyla sizin yaptıklarınızı fizik teri ile ölçerler. Oysa derin ve kesintisiz bir şekilde analiz ve zihinsel üretim yapmanız gerekiyor. Bu da ziniznsel emek. Ama maalesef türk kültürü zihinsel emek kavramını benimsemiyor. Geçenlerde yapılan bir ankette en kolay para kazanılan meslekler sorulmuştu. Verilen yanıtların neredeyse tamamı gazetecilik gibi zihin gücüyle yapılan mesleklerdir. Fiziksel ter dökmeyenin çalışmadığın sanıyorlar!

Üçüncüsü ise ahlaki bedeller. Başarılı olmak, esneklik gösterme, bazen taviz vermek, sadakatsizlik gibi bazı davranışları da gerektiriyor. Teoride bunlar anlatılmıyor ama uygulamada yapılıyor. Çünkü teoride olası gerekener anlatılıyor ama gündelik hayat kendi kurallarına göre işliyor. Kişiler 18 yaşlarında öğrendikleri ahlak anlayışıyla zirveye çıkamazlar. Çıksalar da “iktidar” olamazlar. Cenap şahabettin “mizacı menfaatine uymayan riyaya (iki yüzlülüğe) mahkumdur” diyor. Maalesef türkün mizacı ile menfaati çoğu kez çatışıyor. Bazen inanmadığı gibi hareket etmek, kişinin kendi kendine ödediği ahlaki bir iç bedeldir.

Ülkemizde oluşan başarı kültürünü olumlu buluyor musunuz?

Türk başarı kültürü, topluma beraber bir değişim süreci yaşıyor. Köylülükten kentliliğe, doğululuktan batılılığa, gelenekselden moderne, dinselden bilimsele, deneyimden uzmanlaşmış teknik bilgiye doğru bir yöneliş var. Bu trendler değişimin yönünü gösteriyor.

Bu durum doğal olarak değerler ve tarzlar arası çatışmayı da beraberinde getiriyor. Bir aile şirketinde baba, geleneksel çocuk batılı yönetim tarzını benimseyebiliyor. Köylü anne baba tarafından büyütülüş bir iş adamı, yanında kentte doğmuş ve Amerika’da master yapmış kişileri çalıştırabiliyor. Kültürler arası farklar, çatışma kadar enerji kaynağı aynı zamanda.

Bazı eksikleri veya saçmalıkları olsa da ben mevcut durumdan memnunum. Çünkü değişimin olması gereken yönde olduğunu görüyorum. İhtiyaç duyulan iki şey var: biraz zaman ve bilinçli başarı kültürünü daha fazla yaygınlaştırmak için çaba.

Planlama alışkanlığımız gelişiyor. Profesyonellik kimliği gittikçe daha fazla kabul görüyor. Teknik eğitimler ve kişisel gelişim eğitimleri eşit önemde görülüyor. İşlerin dünyada nasıl yapıldığı araştırılıyor. Kalite ölçülebilir hale getiriliyor. Hedef koyma bilinci ve tekniği gelişti. Başarı ahlakımız yeniden yapılanıyor. Eski ahlak çok sınırlayıcı olduğundan yeni bir ahlak üretiliyor. İnsan kaynaklarının değeri anlaşıldı. Bunlar olumlu gelişmeler.

Akademik çevreler genellikle başarı, kişisel gelişim gibi konulara uzak duruyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yeni bir bilgiyi en son akademisyenler duyarmış! Akademisyenler hala kütüphanelerde literatür taramaktan, toplumda nelerin olup bittiğini takip edemiyorlar. Daha doğrusu toplumu, kitaptan izliyorlar. Biz araziye girip harita çıkarıyoruz. Onlar haritalara bakıp yeni bir harita çıkarıyorlar. Dolayısıyla bizim haritalar daha güncel ve işe yarar haritalar oluyor.

Akademisyenler kişisel gelişime ilgisiz değil. Hemen her ay bir kişi kigem.com’a, kişisel gelişim ile ilgili master yapmak istediğini anlatan bir mail gönderiyor. Akademik kalıplar içerisinde kişisel gelişim teknikleri üretmek çok zor. Bu nedenle akademik kariyer yapmadım.

Akademik dünyada kişisel gelişimin saygınlığını sağlayan kişi Doğan Cüceloğlu oldu. Doğan beyin Türkiyeye en büyük hizmeti bence bu oldu. Eğer Doğan Cüceloğlu kişisel gelişimci olmasaydı, bazı akademisyenler “beraber ve solo suçlamalar korosu” halinde kişisel gelişim eğitimi verenlere saldırırdı.

Özellikle Anadolu’ya gittiğimde birçok akademisyenin kişisel gelişim kitaplarının hayranı olduğunu gördüm. Akademisyenlerin kişisel gelişim konularına ilgileri var ama fazla bilgileri yok. Üniversitedeki konferanslar arttıkça onlar da ilgilerini bilgiyle besleyeceklerdir.

Başarı kültürünün geleceği hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Dünyadaki trendlere de baktığımızda gelecekte bilinçli başarı tarzının egemen olacağını düşünüyorum. Yani neyi, niçin, nasıl yapacağını bilen insalar daha başarılı olacak profesyonel başarı kültürü tüm dünyada toplumlara gittikçe egemen oluyor. Siz öğrenmeseniz de yan masadaki rakibiniz öğreniyor ve sizin başınıza müdür oluyor. Siz de yenilgiyi sindiremeyip, onun rekabet üstünlüğünü ortadan kaldırmak için bu eğitimleri alıyorsunuz. Dünya kapitalist kaldığı sürece, kişisel gelişim kültürü ve bilinçli başarı teknikleri kabül görmeye devam edecek.

Başarı kültüründe son trend “glokalizm” global ve lokal kelimelerinin kaynaşmasıyla oluşuyor. Global düşün lokal hareket et diye formüle ediliyor. İşinizin dünyanın diğer taraflarında nsıl yapıldığını ve ülkenizde başarılı olmak için nasıl hareket etmeniz gerektiğini bilmelisiniz. Lokal başarı paradigmasını açığa çıkarmak için türk usulü aşarı adlı kitabımı yazdım. Yerel başarı kültürünü inceleyen ilk kitap.

Geçtiğimiz yıl ülkemiz birçok alanda başarıyı yakaladı. Çeşitli yarışmalarda birincilikler kazananlar oldu. Kabuğu kırma açısından, gerçekten insanımız başarı kültürünü benimsedi mi? Nasıl değerlendiriyorsunuz.?

Türk kültürü liderlik kültürüdür. Liderlik kültürü de mucizevi başarılar kültürüdür. Liderlik kültürünün hakim olduğu toplumlar, başlarında çavuş olmadan iş yapmazlar ama bir de doğru çavuşu buldular mı “durdurulamaz” hale gelirler.

Üç tane sıfır rakamını yan yana düşünün (000) bu üç sıfırın kendi başlarına bir değerleri yoktur. Ama önlerine bir lider (1 rakamı) geldiğinde “bin” olurlar. Liderlik kültürü böyledir. Şaşırtıcı ve mucizevi işler yapabilir. Hiçbir şey yapmayabilir de. Her şey lidere bağlıdır.
Artık dünya çapında işler başaracak cesaretimiz var. Uluslar arası şirketler Ortadoğu ve balkanlara bir müdür atayacaklarsa Türk yöneticileri tercih ediyorlar. Nihat gibi futbolcu ve hidayet gibi basketbolcuların çıkması cesaret veriyor.

Türkiye dünyanın ikinci liginde. Evrensel başarı kültürünü benimsedikçe evrensel ligde de başarılar kazanacağız. Evrensel başarı tarzı spor,bilim ve iş dünyasında hızla yayılıyor. Sadece siyaset dünyası hala “alaturka”. O nedenle çok uzun süre dünya çapında devlet adamı çıkaracağımızı sanmıyorum.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND