Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Başarı hataları da sever!

Başarılı insanlar için hata yapmanın tek faydası , onlardan ders çıkarabiliyor olmalarıdır. Einstein’a göre “Hiç hata yapmamış bir insan yeni bir şey denememiş demektir”. Peki hatalara karşı yaklaşımımız nasıl olmalı?

kişisel gelişim

Başarılı insanlar için hata yapmanın tek faydası , onlardan ders çıkarabiliyor olmalarıdır.  Einstein’a göre “Hiç hata yapmamış bir insan yeni bir şey denememiş demektir”. Peki hatalara karşı yaklaşımımız nasıl olmalı?

Hata yapmaktan korkmaz, hatalarından ders almayı bilir

“Ders alınmış başarısızlık başarı demektir” M.S. Forbes

Çoğu insan hata yapmaktan korkar. Oysa asıl hata, hata yapmaktan korkmaktır. Neden mi? Çünkü hatalar insana çok önemli aydınlıklar sunar. Hatalar gelişmek için iyi bir fırsattır. Bu fırsatları iyi değerlendirdiğimizde ise ilerlememizi sağlam adımlarla sürdürebiliriz. Hata yapmaktan korkmak demek olduğunuz yerde kalmak hatta gerilemek demektir.

Bizim kültürümüzde, tasavvufta hayat, öğrenmek içindir.

Eğer hata yapmaktan korkuyorsanız kendinize güveniniz eksiktir ya da yoktur.

Unutmayın! Hata yapmak ne yasaktır ne de kabul edilemez bir şeydir.

Hatalar, ilerlemenin bedeli olarak yaşadığımız fırtınalardır. Bugün kaybetmezsek yarın kazanamayız. Hata yapmaktan korkmamak almamız gereken kararlar sırasında da rahat davranmamızı sağlar.

Yaşamak demek, öğrenmek, anlamak, anlatmak, ilerlemek, bilgeleşmektir.

İngiliz devlet adamı Paul Craig Roberts’in “İnsanın zihnini başarı kadar bulandıran, başarısızlık kadar da berraklaştıran hiçbir şey yoktur” cümlesi, hata yapacağını düşünmek, hata yapmaktan daha yanlış ve insanı sınırlayan bir olgu olmadığını açıkça belirtmiştir. doğru yol ancak hata yapılarak bulunur.

Hatalarınız yüzünden mutsuzluğa, karamsarlığa kapılmayın. Bu, insan olmanın bir özelliğidir. “Beşer şaşar” sözünü hatırlayın. Önemli olan hata yapmak değil aynı hatayı tekrar etmektir.

Hata yapmak, yanlış işlere girişmek, yolunu, yönünü şaşırmak, insan olmanın bir sonucudur. Olgunluğun, sağlıklı bir öz saygının işaretidir. Dilimize yerleşmiş olan beşer şaşar sözü bu gerçeği dile getirmiştir.

Başarılı insan, “Beni hata yapmam” ya da “Hata yapmaktan korkuyorum” demez.

Başarılı insan hatalara doğru tavır sergiler:

Öğrenmenin en doğal yolu hata yapmaktan geçer.

İnsanoğlu, hata yapmakla özdeştir.

Bazı yanlışlar başarının basamaklarıdır.

“Asla hata yapmayacağım.” “Hata yapmak en büyük cezadır.” “Hata yaparsam itibarım zedelenir” bu duygu ve düşünceler çoğaltılabilir. Fakat bunlar başarıya değil başarısızlığa giden yolu açar.

Hata yapma korkusu insanı gereksiz sınırlamalara iter. Zihninde bir engel oluşturur. Stres düzeyi artar.

Bir yolcu harap kulübesinin önünde çıplak ayakla oturmuş sigarasını tüttürüyordu. Oradan geçen bir yabancı, köylüden bir bardak su istemek için yanına gitti. Muhabbete başladılar:

“Bu sene pamuk nasıl?” diye sordu adam.

“Pamuk ekmedim” dedi köylü.

“Peki, mısır nasıl?”

“Ekmedim. Yağmur yağar diye korktum.”

Adam mahcup oldu fakat neşesini bozmamak için sordu: “Patates nasıl?”

“Ekmedim. Hastalık gelmesinden korktum” dedi köylü.

“Peki, ne ektin?” diyen adama köylü: “Hiçbir şey ekmedim, kendimi emniyete aldım” cevap verdi. 

Bu köylü tarlasını ekmedi ve boş bir tarlası var. Birçok insanda hayat tarlasına korkuları yüzünden ekim yapamıyor ve boş bir hayatın kenarında sigarasını tüttürüyor. 

Başarılı insan, hatasından ders alır,

Hata yapmaktan korkmaz,

Hatayı telafi etmek için çözüm üretir,

Hatanın kaynağını bulur,

Hatanın insanın doğasında olduğunu bilir. 

Hata yapmaktan korkulmamalıdır. Bir Fransız yazar “Yapılacak o kadar çok hata var ki, aynısını yapmak için hiçbir sebep yok” demiştir.

Sanıldığının aksine başarılı insanlar az hata yapanlar değil hata yapmaktan korkmayanlar ve hatalarından ders alan insanlardır. 

Hatalarımız yüzünden kendimizi cezalandırmamalıyız. Cezalar bizim cesaretimizi kırar, korkak davranmamıza sebep olur. Bununla beraber, hata yapmaktan korkar ve kaçarız. Buda insanın hareket alanını daraltır ve başarıya ulaşmakta zorluk çıkarır.

Öte yandan hata yaptığımızda kendimize iyi davranırsak hatanın üzerimizde oluşturacağı stres ve baskıyı azaltmış oluruz. Böylece bu hatalardan ders alınacak yönleri aramaya başlayabiliriz.

Hataların isteyerek yapılmadığını unutmayın. Hatalar bir eylem sonucu ortaya çıkar. Yani bir şeylere ulaşmak, bir şeyleri başarmak için yapılan eylemler esnasında hatalar doğar.

“Her hata iyi bir öğretmendir, yeter ki iyi bir öğrenci olalım”

Niyazi F. ERES

Hatalara yaklaşımınızla ilgili hangi ifade daha doğrudur?

a) Hatalar hayatın bir parçasıdır ve bizi biz yapan deneyimlerimiz, yapmış olduğumuz hataların toplamıdır.

b) Hiç hata yapmayan insan hiçbir şey yapamayan insandır.

c) Hepimiz hata yaparız, ancak başarılı insanlar daha az hata yapanlardır

Karılaştığınız herhangi bir olay ya da bir kriz anında sakin ve güvenli şekilde yolunu bulabilmek, başarı yolunda hatalarınızdan ders almış olmanıza bağlıdır.

Yapılan hatalar üzerinde nerede yanlış yaptığınızı düşünerek zamanınızı ve enerjinizi tüketmeyin. Eğer zihniniz yapılan yanlışları değerlendirmekle meşgul olursa, gerçek işlerinize ve çözüme odaklanamazsınız. Problem çıktığı andan itibaren bunu kabullenmeli ve çözümü düşünmelisiniz.

Hatalardan ders alabilmek için önce insanın hatayı fark etmesi, onu algılaması ve kabul etmesi gerekir.

Hatalarımızdan ders alabilmek, onları tecrübe sandığımızda başarımız için altın anahtarlar olarak bulundurabilmek için önce hata gerçeğini kabullenmemiz gerekir. Hatayı kabullenmek boyun eğmek değildir, hatayı daha net görmek demektir.

Hatalardan ders alabilmek, hayatın yapıcı unsurlarından biridir. Başarılı insanlar hatalar karşısında dövünmezler. Hatalardan ders almak başarıya, mükemmelliğe giden yolda önemli bir erdemdir.

Yapılan, meydana gelen bir hatadan ders almak, ders almayı bilmek, bunu öğrenmek ve uygulamak birçok dezavantajı avantaj haline getirir.

Başarısız insanlar hatalardan ders almak yerine aynı hataları tekrar edip dururlar. Hatalar onların hayatlarına bağlanmış birer pranga gibidir. Başarılı insan hatayı kabullenir, ders alır ve tekrar etmez.

Başarılı insanlar başarılarından gurur duydukları kadar hatalarından da gurur duyarlar. Çünkü o başarılar o hatalar sayesinde gelmiştir. 

Her sistemde, her dönemde çeşitli icraatlar sırasında krizler çıkabilir. Önemli olan o sıradaki tutumlardır. Hata yapmaktan korkmadan, hata varsa da ondan ders alarak hareket edilmelidir.

Başarılı insan hatalardan ders alarak yapılan yanlışları ayıklar, çözüm getirmeyen fikirleri, politikaları, teorileri, yöntemleri değiştirir ve kendisine başarı fırsatı sunar.

Kısa ve öz olarak, hatalardan ders almak bir yaşama sanatıdır. Hata yapmayan değil hatalardan ders almayı bilen insanlar ilerleyebilirler.

Da Vinci’nin 7 prensibinden biri olan “dimastrazione” bilgiyi deneme yolu ile test etme, sebatkârlık ve hatalardan ders alma arzusu anlamına gelir. Da Vinci için hatalar, başarı kadar önemliydi.

Hatalardan pişmanlık duymak zihni bulandır. Bulanık bir zihinle geçirilen her an çözümden çalınan saniyelerdir.

“Hatalardan alınan her ders, yarın için kendimize bıraktığımız bir mirastır.”

Niyazi F. ERES 

Yapılan hatalardan ders almazsak eğer, aynı yönde yaklaşan bir hata ile kalıcı ve yıpratıcı sonuçlarla karşılaşabiliriz.

Başarılı insanlar hataları farklılıklar meydana getirmek için basamak olarak kullanırlar. Başarılı insanların en temel özellikleri, bir hedefe sahip olmaları ve hatalardan ders alarak doğruyu bulmaya çalışma isteğidir.

Birçok insan maalesef hatalardan utanılması gerektiği, bunların zayıflık belirtisi olduğu fikirleriyle yetiştirilmişlerdir. Anne – babalar, öğretmenler hatlara karşı taviz vermeyen bir tutumla büyütmüşlerdir geleceğimiz dedikleri çocuklarını ve o çocuklar şimdiki büyüklerdir.

Hata yapmaktan korkan insanlar hatalardan korktukları kadar onlar hakkında konuşmaktan da korkarlar.

Şunları yapmanız size dinamizm getirecektir:

  • Açık olun, hataları kabullenin.
  • Hataların çözümüne ilişkin öneriler getirin. Bunu yapmak sizi sorunun bir parçası olmaktan kurtaracaktır.
  • Yardım almaktan çekinmeyin. “Bir elin nesi var iki elin sesi var” sözünü hatırlayın.
  • Hatalardan ne öğrendiğiniz üzerinde düşünün ve notlar alın.

Şunları yapmanı ise faydalı olacaktır:

  • Hataları görmezden gelmeyin.
  • Hataların kendi kendine düzeleceği zannına kapılmayın, kapıldıysanız da kurtulun.
  • Başkalarını ve hayatı suçlamayın. 

Hatalarınızdan bir şeyler öğrenin:

Hatayı kabullenmenin sağladığı en büyük avantaj yeni bir şeyler öğrenmenizdir. Etkili bir hatalardan öğrenme için ise şu soruları cevaplamaya çalışın:

  • Ne oldu?
  • Niçin oldu?
  • Bu hata daha önce de olmuş muydu?
  • Aynı hatanın gerçekleşmemesi için neler yapılmalı?

Bu soruları sormadan önce ilk yapılması gereken şey, çözüme adaklanmak ve ilk sorulması gereken soru da “bu hatayı nasıl düzeltebilirim?” olmalıdır.

Hatalar, güçlü ve zayıf yanlarımızı tanımamız için iyi bir rehberdir.

Başarılı insanlar hataların öz saygılarını ve öz güvenlerini yıkmasına izin vermezler. Hatalara takılıp kalmazlar. Hatalara saplanıp kalanlar başarıdan ve hayattan uzaklaşırlar.

“Asıl alkışlanması gerekenler bir yerden bir yere değil; yanlışlardan doğrulara, hatalardan fazilete sıçrayabilenlerdir… Yoksa diğerinde çekirgeler ve pireler bile insandan daha üstün.”

M. Selahaddin ŞİMŞEK

Hatalar karşısında karamsarlığa düşmek, hayatın bize karşı olduğunu söylemek başarısızlık duygusunun galibiyetiyle sonuçlanacaktır.

Bazı insanlar hataları göz ardı ederler çünkü onları düzeltecek, onlarla mücadele edecek cesaret ve yeterliliğe sahip değillerdir. 

Hata yapma cesareti, hatalardan öğrenme ve ders alma becerisi insanın piyasa değerini, toplumsal itibarını da artıracak ve bu insan en başarılılar cennetinde olacaktır.

E. Deming şöyle söylemiş: “Hatalar bedava değildir. Birileri hata yapar ve bu insanlara yaptıkları hatalar için para ödenir.” 

“Hatalarımız yanılgılarımız değil, kazanımlarımızdır.” Niyazi F. ERES

Korku, hatalar karşısında elinizin ayağınızın dolaşmasına ve zihninizin karışmasına ve kontrolünüzü kaybetmenize sebep olur.

Altı temel korku vardır:

Yoksulluk,

Eleştiri,

Hastalık,

Aşkın kaybedilmesi,

Yaşlanma,

Ölüm.

“Korku, kararsızlık ve şüphenin çocuğudur.” Niyazi F. ERES

Hatalar, belleklerden silinmez ve eğer hataları derse çevirmezsek önyargılarımızın da etkisiyle cesaretimizi yitiririz. 

Hatalar genellikle yanlış bilgilenme ile yapılan eylemler sonucunda yada sırasında ortaya çıkarlar. Bu hatalardan ders alınmazsa ödenen bedel ağır olacak ve beklenen sonuç, başarı gelmeyecektir. 

Hatalarınız karşısında alacağınız eleştirilere karşı ayrımcı bir yaklaşım göstermelisiniz yoksa inisiyatif alma yeteneğinizi öldürürsünüz. Eleştirinin kimden ve ne dozda geldiğe dikkat edin. Her eleştiriyi kale alacak olursanız kafanız karışacak ve rotanız şaşacaktır.

Tüm zamanların en büyük dahisi olarak görülen Leonardo Da Vinci bile büyük hatalar ve şaşırtıcı gaflar yapmıştır. Da Vinci şöyle söylemiştir: “Bana öyle geliyor ki bütün kesin kanatların anası olan, deneye dayanmayan, kökeni ve araçları birinci elden denenmemiş veya beş duyudan biriyle sınanmamış bilimler yararsız ve hatalarla doludur.”

Bunun için hatalardan, önümüze çıkan zorluklardan ders alarak öğrendiklerimizi doğruluğuna kanaat getirerek zihnimize koymalıyız.

Kişilerin karşılaştıkları başarısızlıklardan öğrendikleri bilgilerin, daha sonra ulaştıkları başarılı sonuçlarda etkili olduğunu unutmayın.

Başarılarıyla tarihe mal olmuş birçok insanı kitaplarda okuyor, belgesel filmlerde seyrediyoruz. O insanlar o konumlara o başarılara hatalarıyla, hatalarına karşı tutumlarıyla gelmişlerdir. Siz daha iyisini yapabilirsiniz çünkü onlardan avantajlısınız.

Avantajınız ne mi? 

Onlar ölü, siz ise yaşıyorsunuz! 

Başarının Psikolojik Ön Koşulları:

Başarılı olmak bedensel, zihinsel ve psikolojik performansların toplamı sonucu ortaya çıkar. Başarılı olmak için gereken ön koşulları bilen ve uygulayabilen insanlar başarıya ulaşacaklardır.

Başarı kazanmak, galip gelmek ya da yenilgiye uğramamak olarak düşünülmemelidir. Sadece sonucu düşünmek, her ne olursa olsun kazanmaya çalışmak kişinin doğru düşünmesini ve doğru davranmasını engeller.

Başarılı insan, mücadeleyi seven, zorluklarla başa çıkmayı eğlenceli hale getirebilen, büyük düşünen, hayalleriyle isteklerinin farkında olan, isteklerine ulaşmak için çalışmaktan korkmayandır. 

Başarılı insan anı yaşar ve hatalardan korkmaz.

“Akıllılar bir kere hata yaparlar, akılsızlar aynı hatayı hep tekrar ederler.” İ. İNAN

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND