Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Başarı hataları da sever!

Başarılı insanlar için hata yapmanın tek faydası , onlardan ders çıkarabiliyor olmalarıdır. Einstein’a göre “Hiç hata yapmamış bir insan yeni bir şey denememiş demektir”. Peki hatalara karşı yaklaşımımız nasıl olmalı?

Başarılı insanlar için hata yapmanın tek faydası , onlardan ders çıkarabiliyor olmalarıdır.  Einstein’a göre “Hiç hata yapmamış bir insan yeni bir şey denememiş demektir”. Peki hatalara karşı yaklaşımımız nasıl olmalı?

Hata yapmaktan korkmaz, hatalarından ders almayı bilir

“Ders alınmış başarısızlık başarı demektir” M.S. Forbes

Çoğu insan hata yapmaktan korkar. Oysa asıl hata, hata yapmaktan korkmaktır. Neden mi? Çünkü hatalar insana çok önemli aydınlıklar sunar. Hatalar gelişmek için iyi bir fırsattır. Bu fırsatları iyi değerlendirdiğimizde ise ilerlememizi sağlam adımlarla sürdürebiliriz. Hata yapmaktan korkmak demek olduğunuz yerde kalmak hatta gerilemek demektir.

Bizim kültürümüzde, tasavvufta hayat, öğrenmek içindir.

Eğer hata yapmaktan korkuyorsanız kendinize güveniniz eksiktir ya da yoktur.

Unutmayın! Hata yapmak ne yasaktır ne de kabul edilemez bir şeydir.

Hatalar, ilerlemenin bedeli olarak yaşadığımız fırtınalardır. Bugün kaybetmezsek yarın kazanamayız. Hata yapmaktan korkmamak almamız gereken kararlar sırasında da rahat davranmamızı sağlar.

Yaşamak demek, öğrenmek, anlamak, anlatmak, ilerlemek, bilgeleşmektir.

İngiliz devlet adamı Paul Craig Roberts’in “İnsanın zihnini başarı kadar bulandıran, başarısızlık kadar da berraklaştıran hiçbir şey yoktur” cümlesi, hata yapacağını düşünmek, hata yapmaktan daha yanlış ve insanı sınırlayan bir olgu olmadığını açıkça belirtmiştir. doğru yol ancak hata yapılarak bulunur.

Hatalarınız yüzünden mutsuzluğa, karamsarlığa kapılmayın. Bu, insan olmanın bir özelliğidir. “Beşer şaşar” sözünü hatırlayın. Önemli olan hata yapmak değil aynı hatayı tekrar etmektir.

Hata yapmak, yanlış işlere girişmek, yolunu, yönünü şaşırmak, insan olmanın bir sonucudur. Olgunluğun, sağlıklı bir öz saygının işaretidir. Dilimize yerleşmiş olan beşer şaşar sözü bu gerçeği dile getirmiştir.

Başarılı insan, “Beni hata yapmam” ya da “Hata yapmaktan korkuyorum” demez.

Başarılı insan hatalara doğru tavır sergiler:

Öğrenmenin en doğal yolu hata yapmaktan geçer.

İnsanoğlu, hata yapmakla özdeştir.

Bazı yanlışlar başarının basamaklarıdır.

“Asla hata yapmayacağım.” “Hata yapmak en büyük cezadır.” “Hata yaparsam itibarım zedelenir” bu duygu ve düşünceler çoğaltılabilir. Fakat bunlar başarıya değil başarısızlığa giden yolu açar.

Hata yapma korkusu insanı gereksiz sınırlamalara iter. Zihninde bir engel oluşturur. Stres düzeyi artar.

Bir yolcu harap kulübesinin önünde çıplak ayakla oturmuş sigarasını tüttürüyordu. Oradan geçen bir yabancı, köylüden bir bardak su istemek için yanına gitti. Muhabbete başladılar:

“Bu sene pamuk nasıl?” diye sordu adam.

“Pamuk ekmedim” dedi köylü.

“Peki, mısır nasıl?”

“Ekmedim. Yağmur yağar diye korktum.”

Adam mahcup oldu fakat neşesini bozmamak için sordu: “Patates nasıl?”

“Ekmedim. Hastalık gelmesinden korktum” dedi köylü.

“Peki, ne ektin?” diyen adama köylü: “Hiçbir şey ekmedim, kendimi emniyete aldım” cevap verdi. 

Bu köylü tarlasını ekmedi ve boş bir tarlası var. Birçok insanda hayat tarlasına korkuları yüzünden ekim yapamıyor ve boş bir hayatın kenarında sigarasını tüttürüyor. 

Başarılı insan, hatasından ders alır,

Hata yapmaktan korkmaz,

Hatayı telafi etmek için çözüm üretir,

Hatanın kaynağını bulur,

Hatanın insanın doğasında olduğunu bilir. 

Hata yapmaktan korkulmamalıdır. Bir Fransız yazar “Yapılacak o kadar çok hata var ki, aynısını yapmak için hiçbir sebep yok” demiştir.

Sanıldığının aksine başarılı insanlar az hata yapanlar değil hata yapmaktan korkmayanlar ve hatalarından ders alan insanlardır. 

Hatalarımız yüzünden kendimizi cezalandırmamalıyız. Cezalar bizim cesaretimizi kırar, korkak davranmamıza sebep olur. Bununla beraber, hata yapmaktan korkar ve kaçarız. Buda insanın hareket alanını daraltır ve başarıya ulaşmakta zorluk çıkarır.

Öte yandan hata yaptığımızda kendimize iyi davranırsak hatanın üzerimizde oluşturacağı stres ve baskıyı azaltmış oluruz. Böylece bu hatalardan ders alınacak yönleri aramaya başlayabiliriz.

Hataların isteyerek yapılmadığını unutmayın. Hatalar bir eylem sonucu ortaya çıkar. Yani bir şeylere ulaşmak, bir şeyleri başarmak için yapılan eylemler esnasında hatalar doğar.

“Her hata iyi bir öğretmendir, yeter ki iyi bir öğrenci olalım”

Niyazi F. ERES

Hatalara yaklaşımınızla ilgili hangi ifade daha doğrudur?

a) Hatalar hayatın bir parçasıdır ve bizi biz yapan deneyimlerimiz, yapmış olduğumuz hataların toplamıdır.

b) Hiç hata yapmayan insan hiçbir şey yapamayan insandır.

c) Hepimiz hata yaparız, ancak başarılı insanlar daha az hata yapanlardır

Karılaştığınız herhangi bir olay ya da bir kriz anında sakin ve güvenli şekilde yolunu bulabilmek, başarı yolunda hatalarınızdan ders almış olmanıza bağlıdır.

Yapılan hatalar üzerinde nerede yanlış yaptığınızı düşünerek zamanınızı ve enerjinizi tüketmeyin. Eğer zihniniz yapılan yanlışları değerlendirmekle meşgul olursa, gerçek işlerinize ve çözüme odaklanamazsınız. Problem çıktığı andan itibaren bunu kabullenmeli ve çözümü düşünmelisiniz.

Hatalardan ders alabilmek için önce insanın hatayı fark etmesi, onu algılaması ve kabul etmesi gerekir.

Hatalarımızdan ders alabilmek, onları tecrübe sandığımızda başarımız için altın anahtarlar olarak bulundurabilmek için önce hata gerçeğini kabullenmemiz gerekir. Hatayı kabullenmek boyun eğmek değildir, hatayı daha net görmek demektir.

Hatalardan ders alabilmek, hayatın yapıcı unsurlarından biridir. Başarılı insanlar hatalar karşısında dövünmezler. Hatalardan ders almak başarıya, mükemmelliğe giden yolda önemli bir erdemdir.

Yapılan, meydana gelen bir hatadan ders almak, ders almayı bilmek, bunu öğrenmek ve uygulamak birçok dezavantajı avantaj haline getirir.

Başarısız insanlar hatalardan ders almak yerine aynı hataları tekrar edip dururlar. Hatalar onların hayatlarına bağlanmış birer pranga gibidir. Başarılı insan hatayı kabullenir, ders alır ve tekrar etmez.

Başarılı insanlar başarılarından gurur duydukları kadar hatalarından da gurur duyarlar. Çünkü o başarılar o hatalar sayesinde gelmiştir. 

Her sistemde, her dönemde çeşitli icraatlar sırasında krizler çıkabilir. Önemli olan o sıradaki tutumlardır. Hata yapmaktan korkmadan, hata varsa da ondan ders alarak hareket edilmelidir.

Başarılı insan hatalardan ders alarak yapılan yanlışları ayıklar, çözüm getirmeyen fikirleri, politikaları, teorileri, yöntemleri değiştirir ve kendisine başarı fırsatı sunar.

Kısa ve öz olarak, hatalardan ders almak bir yaşama sanatıdır. Hata yapmayan değil hatalardan ders almayı bilen insanlar ilerleyebilirler.

Da Vinci’nin 7 prensibinden biri olan “dimastrazione” bilgiyi deneme yolu ile test etme, sebatkârlık ve hatalardan ders alma arzusu anlamına gelir. Da Vinci için hatalar, başarı kadar önemliydi.

Hatalardan pişmanlık duymak zihni bulandır. Bulanık bir zihinle geçirilen her an çözümden çalınan saniyelerdir.

“Hatalardan alınan her ders, yarın için kendimize bıraktığımız bir mirastır.”

Niyazi F. ERES 

Yapılan hatalardan ders almazsak eğer, aynı yönde yaklaşan bir hata ile kalıcı ve yıpratıcı sonuçlarla karşılaşabiliriz.

Başarılı insanlar hataları farklılıklar meydana getirmek için basamak olarak kullanırlar. Başarılı insanların en temel özellikleri, bir hedefe sahip olmaları ve hatalardan ders alarak doğruyu bulmaya çalışma isteğidir.

Birçok insan maalesef hatalardan utanılması gerektiği, bunların zayıflık belirtisi olduğu fikirleriyle yetiştirilmişlerdir. Anne – babalar, öğretmenler hatlara karşı taviz vermeyen bir tutumla büyütmüşlerdir geleceğimiz dedikleri çocuklarını ve o çocuklar şimdiki büyüklerdir.

Hata yapmaktan korkan insanlar hatalardan korktukları kadar onlar hakkında konuşmaktan da korkarlar.

Şunları yapmanız size dinamizm getirecektir:

  • Açık olun, hataları kabullenin.
  • Hataların çözümüne ilişkin öneriler getirin. Bunu yapmak sizi sorunun bir parçası olmaktan kurtaracaktır.
  • Yardım almaktan çekinmeyin. “Bir elin nesi var iki elin sesi var” sözünü hatırlayın.
  • Hatalardan ne öğrendiğiniz üzerinde düşünün ve notlar alın.

Şunları yapmanı ise faydalı olacaktır:

  • Hataları görmezden gelmeyin.
  • Hataların kendi kendine düzeleceği zannına kapılmayın, kapıldıysanız da kurtulun.
  • Başkalarını ve hayatı suçlamayın. 

Hatalarınızdan bir şeyler öğrenin:

Hatayı kabullenmenin sağladığı en büyük avantaj yeni bir şeyler öğrenmenizdir. Etkili bir hatalardan öğrenme için ise şu soruları cevaplamaya çalışın:

  • Ne oldu?
  • Niçin oldu?
  • Bu hata daha önce de olmuş muydu?
  • Aynı hatanın gerçekleşmemesi için neler yapılmalı?

Bu soruları sormadan önce ilk yapılması gereken şey, çözüme adaklanmak ve ilk sorulması gereken soru da “bu hatayı nasıl düzeltebilirim?” olmalıdır.

Hatalar, güçlü ve zayıf yanlarımızı tanımamız için iyi bir rehberdir.

Başarılı insanlar hataların öz saygılarını ve öz güvenlerini yıkmasına izin vermezler. Hatalara takılıp kalmazlar. Hatalara saplanıp kalanlar başarıdan ve hayattan uzaklaşırlar.

“Asıl alkışlanması gerekenler bir yerden bir yere değil; yanlışlardan doğrulara, hatalardan fazilete sıçrayabilenlerdir… Yoksa diğerinde çekirgeler ve pireler bile insandan daha üstün.”

M. Selahaddin ŞİMŞEK

Hatalar karşısında karamsarlığa düşmek, hayatın bize karşı olduğunu söylemek başarısızlık duygusunun galibiyetiyle sonuçlanacaktır.

Bazı insanlar hataları göz ardı ederler çünkü onları düzeltecek, onlarla mücadele edecek cesaret ve yeterliliğe sahip değillerdir. 

Hata yapma cesareti, hatalardan öğrenme ve ders alma becerisi insanın piyasa değerini, toplumsal itibarını da artıracak ve bu insan en başarılılar cennetinde olacaktır.

E. Deming şöyle söylemiş: “Hatalar bedava değildir. Birileri hata yapar ve bu insanlara yaptıkları hatalar için para ödenir.” 

“Hatalarımız yanılgılarımız değil, kazanımlarımızdır.” Niyazi F. ERES

Korku, hatalar karşısında elinizin ayağınızın dolaşmasına ve zihninizin karışmasına ve kontrolünüzü kaybetmenize sebep olur.

Altı temel korku vardır:

Yoksulluk,

Eleştiri,

Hastalık,

Aşkın kaybedilmesi,

Yaşlanma,

Ölüm.

“Korku, kararsızlık ve şüphenin çocuğudur.” Niyazi F. ERES

Hatalar, belleklerden silinmez ve eğer hataları derse çevirmezsek önyargılarımızın da etkisiyle cesaretimizi yitiririz. 

Hatalar genellikle yanlış bilgilenme ile yapılan eylemler sonucunda yada sırasında ortaya çıkarlar. Bu hatalardan ders alınmazsa ödenen bedel ağır olacak ve beklenen sonuç, başarı gelmeyecektir. 

Hatalarınız karşısında alacağınız eleştirilere karşı ayrımcı bir yaklaşım göstermelisiniz yoksa inisiyatif alma yeteneğinizi öldürürsünüz. Eleştirinin kimden ve ne dozda geldiğe dikkat edin. Her eleştiriyi kale alacak olursanız kafanız karışacak ve rotanız şaşacaktır.

Tüm zamanların en büyük dahisi olarak görülen Leonardo Da Vinci bile büyük hatalar ve şaşırtıcı gaflar yapmıştır. Da Vinci şöyle söylemiştir: “Bana öyle geliyor ki bütün kesin kanatların anası olan, deneye dayanmayan, kökeni ve araçları birinci elden denenmemiş veya beş duyudan biriyle sınanmamış bilimler yararsız ve hatalarla doludur.”

Bunun için hatalardan, önümüze çıkan zorluklardan ders alarak öğrendiklerimizi doğruluğuna kanaat getirerek zihnimize koymalıyız.

Kişilerin karşılaştıkları başarısızlıklardan öğrendikleri bilgilerin, daha sonra ulaştıkları başarılı sonuçlarda etkili olduğunu unutmayın.

Başarılarıyla tarihe mal olmuş birçok insanı kitaplarda okuyor, belgesel filmlerde seyrediyoruz. O insanlar o konumlara o başarılara hatalarıyla, hatalarına karşı tutumlarıyla gelmişlerdir. Siz daha iyisini yapabilirsiniz çünkü onlardan avantajlısınız.

Avantajınız ne mi? 

Onlar ölü, siz ise yaşıyorsunuz! 

Başarının Psikolojik Ön Koşulları:

Başarılı olmak bedensel, zihinsel ve psikolojik performansların toplamı sonucu ortaya çıkar. Başarılı olmak için gereken ön koşulları bilen ve uygulayabilen insanlar başarıya ulaşacaklardır.

Başarı kazanmak, galip gelmek ya da yenilgiye uğramamak olarak düşünülmemelidir. Sadece sonucu düşünmek, her ne olursa olsun kazanmaya çalışmak kişinin doğru düşünmesini ve doğru davranmasını engeller.

Başarılı insan, mücadeleyi seven, zorluklarla başa çıkmayı eğlenceli hale getirebilen, büyük düşünen, hayalleriyle isteklerinin farkında olan, isteklerine ulaşmak için çalışmaktan korkmayandır. 

Başarılı insan anı yaşar ve hatalardan korkmaz.

“Akıllılar bir kere hata yaparlar, akılsızlar aynı hatayı hep tekrar ederler.” İ. İNAN

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND