Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Başarı getiren sınav taktikleri!

Sınav başarınızı riske etmek istemiyorsanız her unsuru göz önünde bulundurmanız gerekir. Uzmanlara göre sınav sırasında uygulanacak bazı taktikler sizi başarıya taşıyabilir. İşte işin uzmanlarından başarı getiren sınav taktikleri…

Sınav başarınızı riske etmek istemiyorsanız her unsuru göz önünde bulundurmanız gerekir. Uzmanlara göre sınav sırasında uygulanacak bazı taktikler sizi başarıya taşıyabilir. İşte işin uzmanlarından başarı getiren sınav taktikleri…

Bu taktikler başarı getirir!

Sınav motivasyonunun sağlanması kadar, sınavda kullandığınız yöntem de performansınızı olumlu ya da olumsuz etkiliyor. Sınav sırasında uygulanacak bir takım taktikler sizi başarıya ulaştırabilir!

Tüm Özel Öğretim Kurumları Derneği (TÖDER) Rehberlik Uzmanları sınav öncesinde ve sınav sırasında dikkat etmeniz gereken konuları anlattı. 

SINAVA İLİŞKİN YANLIŞ DÜŞÜNCELERİMİZE BAZI ÖRNEKLER

– İlk doğru gördüğüm cevabı işaretliyorum.

– Uzun soruları hiç okumuyorum. Uzun sorular hep zormuş gibi geliyor. 

– Çok telaşa kapılıyorum. Sınavda kitapçığı açınca her şeyi unutmuşum gibi geliyor.

– Sınavda çözemediğim soru olunca sinirlenip, moralimi bozuyorum. Veya o soruya takılıp, zaman kaybediyorum.

– Zamanı yetiştiremiyorum.

– Yapamadığım sorulara takılıp kalıyorum.

– Olumsuz soru köklerini hep olumlu gibi okuyup, soruyu yanlış cevaplıyorum. 

– Sınav bir an önce bitsin istiyorum, sıkılıyorum.

BU DÜŞÜNCELERİ BİR KENARA BIRAKIP, DOĞRU TAKTİKLERİ UYGULAMAYA GEÇMEKTE FAYDA VAR

– Sınava kendinizi en iyi hissettiğiniz dersten başlayın. Bu başlangıçtaki kaygınızı azaltacaktır.
– Soruları doğru okuyun, sizden neyin istendiğini iyice anlamadan soruyu çözmeye kalkmayın.
– Seçenekleri incelerken eleme tekniğini kullanın (bu kesin değil, bu olamaz şeklinde eleyerek en aza indirgeyin.)
– Cevaplarınızı optik forma hemen geçirin. Bu taktik kaydırma yapmanızı engeller. 
– Bir soruda belli bir süre geçtikten sonra, hala çözemediyseniz başka soruya geçmeniz gerekir. Zaten zor ve kolay sorunun puan getirisi aynı olduğundan zaman kaybetmenize gerek yoktur. 

ÖSYM soruları aşağıdaki 5’li skalaya göre hazırlamaktadır. 
   
SORUNUN NİTELİĞİ ZORLUK DERECESİ

– Çok kolay %10
– Kolay %20
– Normal %40
– Zor %20
– Çok zor %10

TURLAMA TEKNİĞİ BAŞARINIZI ARTTIRIR

– Bir testteki kolay, çok kolay ve normal soruları birinci turda çözerek; diğerlerini (zor ve çok zor soruları) ikinci tura bırakmaya turlama tekniği denir. Sınavlarda bu tekniği kullanmak başarınızı önemli derecede artıracaktır. 

– Yeteneğinize ne kadar güvenirseniz güvenin ama işlem gerektiren soruları sınav sırasında mutlaka kâğıt üzerinde çözün. 

– Sınavda sadece okuduğunuz soruya yoğunlaşmalısınız. Soruyu okurken aklınız hala bir önceki soruda kalmışsa o an okuduğunuz soruda dikkatinizi toplamanız mümkün olamaz. Her sorunun birbirinden bağımsız olduğunu unutmayın ve her bir soruya ayrı ayrı yoğunlaşın. Eğer sınav anında bir önceki sorudan kurtulmayı başaramıyor ve soruların içinde kaybolduğunuzu hissediyorsanız kısa bir süre için başınızı kaldırıp ara verin ve 15-20 saniye kadar nefes egzersizi yapın.

– Soruları önyargıdan uzak değerlendirin. Her soruda bir aldatmaca olduğunu düşünmezseniz, en basit sorularda gereksiz zaman kaybetmez ve doğru sonuca yanılmadan ulaşabilirsiniz. Aksi halde önyargıyla okuduğunuz sorularda soru içinde size verilmeyen bilgileri düşünür ve bu yüzden doğru şıktan uzaklaşabilirsiniz.

– Her soruya şans tanıyın! Kitapçıkta görmediğiniz soru kalmasın.

SINAVA GİRMEDEN ÖNCE BUNLARI YAPIN

– Öncelikle uyku düzeninin sağlanması en önemli unsurdur. Uyku düzenini sağlayan ve sabahları dinç ve zinde kalkan bir adayın sınav günü enerjisi yüksek olacak, sınavın hissettirdiği stres ve heyecanı daha rahat bir şekilde kontrol edebilecektir. 

– Sınav öncesi haftanın sakin ve huzurlu geçirilmesi önemlidir. Bu noktada ailelere de önemli görevler düşmektedir. Adayın sakin ve huzurlu olabilmesi için ev ortamını uygun koşullarda tutmaları önemlidir.

– Sınavdan bir gün önce adaylar ders çalışmayı bırakmalı o günü keyif alabilecekleri bir etkinlikle geçirmeliler. Dışarıda güneş altında ya da aşırı yorgunluk verecek ve bedensel bir sakatlığa yol açabilecek sportif uğraşlardan kaçınılmalı. Yine yemeklerini evde yemelerini, dışarıda bir takım şeyler yememeliler. 

– Akşam yatarken sınav giriş kimlik belgesini, nüfus cüzdanını ve sınavda kullanacakları kalem ve silgilerini sabah kolayca bulacakları bir yere koymalılar.

– Sınavdan bir gün önce eş dost ve akrabaların başarı dileklerini iletmek için yoğun şekilde adayları aradıklarını biliyoruz. Bazı adaylar bu durumdan olumlu etkilenmek yerine daha fazla gerginlik yaşabilmektedirler. İnsanların iyi niyetle aramalarını engellemek doğru bir şey olmayacağına göre bu durumda yapılması gereken telefonlara veliler bakabilir. 

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Hafızadaki yüzler resme döküldü

Kanada’nın Toronto Scarborough Üniversitesi’ndeki nörologlar, elektroensefalografi (EEG) verilerine otomatik öğrenme (machine learning) tekniği uygulayarak “hafızadaki yüzleri resme dökmeyi” başardı.

Araştırmayı yöneten Prof. Dr. Adrian Nestor, “Bu çalışmadaki yenilik, EEG verileri ve otomatik öğrenme tekniğini kullanarak katılımcının görsel deneyiminin tahmini bir temsilini yeniden yaratmak” dedi.

Nestor, gönüllü katılımcının kafasına yerleştirilen EEG’nin verilerine ışık tutulduğunu belirtirken, “İnsan yüzü gibi zihinsel temsilleri algıladığımız biçimiyle yeniden oluşturmaya çalıştık” diye konuştu.

Scarborough Üniversitesi’nde EEG verileri üzerine araştırmalar yapan Dr. Dan Nemrodov ise ilk başta bu teknikle hafızadaki yüzlerin resme döküleceğine” ihtimal vermediğini anlattı, “Nestor bana geldiğinde ona bunun zor olacağını ama deneyebileceğimizi söyledim. Sonuçta o kazandı, ben kaybettim. Teknik gayet iyi çalışıyor” dedi.

Yapılan araştırmanın videosu aşağıdadır:

Kaynak: bbc türkçe

Okumaya devam et

MAKALE

Çinli Şirket az adım atan çalışana para cezası veriyor

Çalışanlarına eksik attıkları her adım için 0,01 yuan (0,0078 TL) ceza kesen şirket eleştirildi.

Çin’de ayda 180 bin adımdan az atan çalışanlarına para cezası veren şirket eleştirilerin hedefinde. Information Times gazetesine göre Guangzhou’da bir emlakçı, çalışanlarına eksik attıkları her adım için 0,01 yuan (0,0078 TL) ceza kesiyor.

Gazeteye konuşan şirketin çalışanlarından biri, sürekli fazla mesaiye kalmaları gerektiği için çalışma saatleri dışında 6 saat atma imkanlarının olmadığını söylüyor:

“Şirketin daha fazla egzersiz yapmamızı istemesini anlıyorum ama şimdi adım hedefini tutturmak için yürümekten uyumaya yeterli vakit ayıramıyorum.”

Yerel bir hukuk firmasında çalışan Liu Fengmao, şirketin çalışanların attıkları adımı bir performans göstergesi olarak takip etmesinin yasal bir temeli olmadığını ve bu kuralın ilerde işveren için sorun çıkarabileceğini belirtiyor.

Liu’ya göre işçiler mesai saatleri dışında yürümeleri gerektiğinde bunun fazla mesai olduğunu söyleyebilir veya yürüyüş sırasında sakatlık yaşadıklarında bunu çalışma sırasında yaşanan bir iş kazası olarak gösterebilir.

Information Times’a göre Guangzhou’daki emlakçı çalışanlarına bu tip bir kural getiren ilk şirket değil.

Ocak 2017’de teknoloji şirketi Congqing çalışanlarının günde 10 bin adım atmasını talep etmişti. Chongqing Evening Post gazetesi şirketin bu kriteri bir performans ölçütü olarak kullandığını yazmıştı.

“Şirket, maaşlardan kesinti yapmak için bahane arıyor”

Sosyal medya sitesi Sina Weibo’da da kullanıcılar Guangzhou’daki emlakçının bu uygulamasını şaşkınlıkla karşıladı. Bir kullanıcı “Şirket çalışanlarının maaşlarından kesinti yapmak için bahane arıyor” ifadelerini kullandı.

Bazı kullanıcılar ise kararı “Bu uygulama çalışanları sağlıklı kılar” ifadeleriyle destekledi.

Kaynak: BBC Türkçe

Okumaya devam et

MAKALE

Bağlanma korkusu: Neden bazıları “ıssız insan” olmayı seçer?

İnsanın sosyal etkileşimi, temel bir ihtiyaç. Peki neden bazı insanlar, başka insanlardan kaçar? Bağlanma korkusunun mekanizması nasıl çalışır? Bağlanamayanları anlamak için yararlı bir yazı…

Flörtleşme döneminde bir çoğumuzun başına gelmiştir: biriyle görüşüyorsunuz, beraber vakit geçirmeyi seviyorsunuz ve birbiriniz tanımaya çalışıyorsunuz. Aranızdaki ilişki doğru yönde gidiyor gibi duruyor, ancak bu ilişkinin adını koymak istediğinizi belirttiğiniz anda durum birden değişiyor. Görüştüğünüz kişi sorularınıza daha kaçamak cevaplar vermeye başlıyor ve mesajlarınıza daha az geri dönüş yapıyor. Gelecek ile ilgili bir plan yaptığınızda konuyu değiştirmeye çalışıyor.

Karşılıklı oturduğunuzda ve “neler oluyor?” diye sorduğunuzda büyük ihtimalle “bağlanmaktan korkuyorum” veya buna benzer bir cevap alacaksınız.

Bazıları için bu konuşma daha geç de gerçekleşebilir. Artık bir ilişki içindesinizdir, ancak ilişkiniz daha da ciddileşmeye başlayınca partneriniz sizden uzaklaşabilir. Bunun üzerine kendinizi “ne oldu öyle” diye düşünürken bulabilirsiniz.

“Bağlanmaktan korkmak teriminin sık sık kullanıldığını duyarız ama aslında bu ne anlama geliyor? Huffington Post’tan Kelsey Borresan bu sorunun cevabını öğrenmek için uzmanlarla görüştü.

Eğer biri size “bağlanma sorunlarından” bahsediyorsa yakınlık kurmaktan ve ilişkinizin çok hızlı ilerlemesinden rahatsız oluyordur.

“Sizin ihtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi karşılayamamaktan korkuyor olabilir”

Psikolog Samantha Rodman bu konu ile ilgili olarak “ Sizi seviyor olabilir, hatta size aşık bile olabilir ancak sizin ihtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi karşılayamamaktan korkuyor olabilir” diyor.

“Bağlanma sorununun” kökleri korkulara, inançlara hatta kişinin aile hayatında veya daha önceki ilişkilerinde yaşadığı kötü tecrübelere dayanıyor olabilir. (Örneğin çocukluğunda anne ile babasının kavgalı bir boşanma yaşamasına tanık olmuş olabilir)

Unutmamak gereken bir başka detay ise her insanın nihai amacının uzun bir ilişki olmadığı.

“Bir ilişkinin içinde sıkışıp kalmaktan korkuyor veya büyük kararlar vermekte zorlanıyor olabilirler” diyor psikolog Ryan Howes ve ekliyor; “ Belki de geçmişte kendileri ile uyumlu olmayan insanlarla ilişki yaşamışlardır veya ilişkileri beklemedikleri bir şekilde aniden bitmiş, bu yüzden de kendilerini reddedilmiş hissetmişlerdir”. Howes bu konu hakkındaki düşüncelerini “Tipik olarak bağlanmakta korkan insanlarda geçmişten gelen bir korku vardır ve bu korku genel olarak ilişkilerinin bitmesine sebep olur” diyerek özetliyor.

“Eğer biri bağlanma sorunları olduğunu söylüyorsa ona inanmalısınız”

Bir başka olasılık ise karşınızdaki kişinin size karşı olan ilgisini kaybettiği ve “bağlanma sorunlarını” ilişkinizi sonlandırmak için kullanıyor olması. Bu gerekçe gerçek olsa da olmasa da bunu görüştüğünüz kişinin artık sizinle bir ilişki yaşamak istemediğine dair bir sinyal olarak algılamalısınız.

“Eğer biri bağlanma sorunları olduğunu söylüyorsa ona inanmalısınız. Bazı insanlar bunu ciddiye almıyor ve bir süre sonra karşılarındaki kişinin istediğinin evlilik veya beraber yaşamak olmadığını fark edince hayal kırıklığına uğruyor” diyor Rodman.

Bağlanmaktan korkan insanlar bazen size karışık sinyaller verebilirler. İlişkinizin bir sonraki adımının ne olduğunu konuştuğunuzda farklı cevaplar verdiğini hissedebilirsiniz. Tahminen sizinle bir sene sonrası için tatil planı yapmayacaklardır. Bazen arkadaşları etrafında geçirdiğiniz zamanı bile kısıtlayabilirler ki ilişkiniz biterse arkadaşlarına çok bağlanmış olmayın.

“Bağlanma sorunu olan insanlar bağımsız yaşamayı ve kendi kendine yetmeyi iyi öğrenmiştir

Howes bağlanma sorunu olan insanların kavgadan kaçınmak için sorunların kendi kendisini çözmesini beklediğini, fakat aynı zamanda da bağlanmaktan korktukları için ilişkiyi bitirmeye hazır olduklarını ifade ediyor. “İçlerinde sürekli çatışıyorlar” diyor Howes.

Rodman ise “Bağlanma sorunu olan insanlar bağımsız yaşamayı ve kendi kendine yetmeyi iyi öğrenmiştir. Bu sebepten dolayı partnerlerine açılmaları zor olabilir.” diyor.

Kaynak: t24

Okumaya devam et
Advertisement

TREND