Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Babalardan hayat dersleri

Anne sevgi ve şefkatin, baba mantık ve güvenin sembolüdür. Babaların tecrübe ve öğütleri çocukların yollarını aydınlatır. Çocuklar hayatı babalarının anlattıklarını öğrenir çoğu zaman. İşte ünlü ve başarılı isimlerin babalarından aldıkları hayat dersleri..

Anneler daha çok şefkatle özdeşleştirilir, baba ise hayatımızda daha çok mantığın figürüdür sanki. Ailede anne başımızı okşayan tarafken; baba öğüt veren, yol gösteren taraftır. Belki de bunun için çocukların babaların sendelemesine, yıkılmasına pek tahammülleri yoktur aslında. Bu yüzden bazen hiç kolay değildir baba olmak. Her zaman dimdik ayakta durmak, çocuklara örnek olmak gerekir. Bazen babaların verdiği bir öğüt, bir ders çocukların hayatının akışını kökten değiştirir. İşte 10 isim ve babalarından aldıkları 10 önemli hayat dersi.

Babamdan tarafsız olmayı öğrendim
GÜLSÜN BİLGEHAN TOKER: (CHP milletvekili)

Gülsün Bilgehan Toker, İsmet İnönü’nün torunu ve gazeteci Metin Toker’in kızı. Kendisini babasının kızı olarak tanımlasa da dedesinin yolundan gitmeyi tercih etmiş, siyaseti seçmiş. Ama babasının kızı olduğu için de siyasete hala bir gazeteci gözüyle bakabiliyor.

Her yeni ay doğduğunda, gökyüzüne bakarak babamı görüyorum ve ona bir selam yolluyorum! Ben hep “babasının kızı” oldum. Yazı yazmaya başladığım andan itibaren beni yetiştirmeye başladı. İlk görevim ilkokuldayken Akis Dergisi’nde bulduğum imla hatalarını bildirmekti. İlk imzalı yazı dizim Milliyet Gazetesi’nde çıktığında 13 yaşındaydım. Bütün derdim, yazılarımın babama ait olduğunu sanmalarıydı. Öğretmenlerim bile ancak sınıfta verdikleri ödevleri okuyunca ikna oluyordu! Oysa, üslubum babamdan çok farklıydı. Babamdan, kendime güvenmeyi ve olabildiğince tarafsız değerlendirme yapabilmeyi öğrendim. Babam, gazeteciliğin dünyanın en güzel mesleği olduğunu düşünüyordu, cesur ve ilkeliydi. Doğruyu yazmaktan hiç vazgeçmemişti. Bu uğurda özgürlüğünü bile feda edecek kadar kararlıydı. Onun gibi şerefli bir adamın kızı olmaktan onur duyuyorum. Bugün, her yaptığımda onun payı var, “keşke beni görebilseydi!” demiyorum çünkü bana “kerata” diye göz kırptığını biliyorum…

Her zaman üçüncü bir şık olduğunu öğretti
DENİZ ÜLKE ARIBOĞAN: (Akademisyen/yazar)

Deniz Ülke Arıboğan, akademisyen ve köşe yazarı. Babası Türkiye tarihine damgasını vuran istihbaratçılardan Mahir Kaynak. Tutarlı ve hatta bazen kulağa otoriter gelen üslubuyla Deniz Ülke Arıboğan da babasının kızlarından.

“Babamdan aldığım en önemli ders ‘çözüm için her zaman iki şıktan daha fazlası olduğu’ sanırım. Genellikle iki seçenek arasında sıkışan hayatımızın üçüncü yola olan ihtiyacını ve görünmeyen seçenekleri keşfetme arzusunu babamdan aldığımı sanıyorum. Bu yaklaşım bana standart kalıplar çerçevesinde taraf olmamam gerektiğini ve yaşamda görünen resimden çok daha fazla ayrıntının bulunduğunu da öğretti. Bakmakla görmek arasındaki farkı fark ettim ve derin analiz metodunu gündelik yaşam pratiğimin içerisine de soktum. Karşımdakine empati duymam, tez-antitez ilişkisini kavramam ve çatışma yerine uzlaşma aramam benim için çok belirleyici oldu.”

18. yaş günümde aldığım mektubu unutamıyorum
TUNA KİREMİTÇİ (Yazar)

Tuna Kiremitçi, hassas ve duygusal yönleriyle tanınan bir yazar. Anlaşılan hem duygusal hem de yaratıcı tarafını babası Ömer Kiremitçi’den almış. Şimdi hayatta olmayan babasının 18’inci yaşgününde Tuna Kiremitçi’ye yazdığı mektup; çok temel bir hayat dersi olmasının yanı sıra Kiremitçi’nin üslubunu kimden aldığının da kanıtı.

Biz erkekler, babamıza benzememek için elimizden geleni yaparız. Ama yaşımız ilerledikçe aynaya her baktığımızda, bulduğumuz benzerliklerin sayısı şaşırtıcı bir şekilde artar. Günün birinde bununla yaşamayı, hatta bu yüzden mutlu olmayı öğreniriz. Bu da genellikle kendi babalığımız başladıktan sonra olur. Babalık temelde bir insanlık durumudur, komik ve trajik tarafları vardır. Biz de gençken trajediye, yaş ilerledikçe komediye meraklı oluruz, haliyle. ‘Hayatı anlayabilmek için de kendimizi her sabah taze gözlerle görmemiz gerekir; tıpkı kapımıza bırakılmış gazeteye bakar gibi’. Bu cümle, babamın bana on sekizinci yaşım şerefine yazdığı mektuptan bir alıntı. Aynı zamanda ondan geriye kalan en ilginç şey. O sırada yatılı okuldaydım ve yanımda olamamanın verdiği üzüntüyle, bana uzun bir mektup yollamıştı. Düşünüyorum da, evet, aslında tek bir cümle kalmış babamdan. İnşallah o cümleyi oğluma ulaştırırım. Her sözcüğünün benim için ayrı anlamı var çünkü.”

Aldığım en önemli ders mütevazılık
CAN ÖZ (Yayıncı)

Can Öz’ün babası, Erdal Öz Can Yayınları’nın kurucusu. Can Öz babasının izinde, kendi adını taşıyan yayınevinde çalışıyor.

Babamdan aldığım ders ise oldukça kısa ve bir o kadar da net. Öğrendiklerim arasında sanırım en önemlisi alçakgönüllülüğün insanı nasıl güzelleştirdiği oldu. Ama yeterince alçakgönüllü olsam herhalde bu soruyu yanıtlamaktan kaçınırdım.

Ne olursan ol en iyisi ol
DOĞUKAN MANÇO (Mühendis)

Barış Manço “7’den 77’ye” programını hazırlarken, tüm çocuklar için tanıdık, bir tür milli baba figürü gibiydi. Barış Manço’unun büyük oğlu Doğukan Manço da babasının kendisi ve kardeşiyle yaşıt olan herkese önemli hayat bir hayat dersi verdiği görüşünde.

Babam her zaman bana da kardeşime de ‘Oku oğlum ne bulursan oku. Kitap, dergi veya dini yayın hiç fark etmez. Oku ve bil’ derdi. Bir de sadece bize değil tüm çocuklara verdiği en önemli ders, her zaman ‘Ne olursan ol, istersen marangoz ol ama en iyisi ol’ demesiydi. Bu nedenle ben de kardeşim de her zaman ne yaparsak yapalım en iyisi olmaya çalışıyoruz.

Saygısız olmadan dikbaşlı olabilmeyi öğrendim
SİNAN AKÇIL (Müzisyen)

Besteci Sinan Akçıl, müzisyen Saim Akçıl’ın oğlu. Sinan Akçıl’a göre zaten babasından aldığı dersler bir yandan genetik kodlarında yazılı. Ne de olsa, Saim Akçıl’ın hem kanından hem de canından bir parça.

Bana babam tarafından verilen en büyük hediyeler tabii ki somut değil soyut ve hayat boyu kalıcı hediyeler oldu. Babam Saim Akçıl’ın bana teslim ettigi en büyük genetik hediye, saygısız olmadan dikbaşlı olabilmeyi bana göstermesi. Kendinden emin, yeteneğine ve Allah’ n sınırlı insana verdigi özelliklere sıkı sıkı tutunarak kendi yolunda ilerlemiş bir adam olabilmeyi ondan gördüm. Hayatım boyunca kendime ait bir dünya kurarak mesleğimden ve ideallerimden hiç kimse ya da hiçbir zorluk adına vazgeçmemeye söz verdim. Çocukluğumdan beri her Babalar Günü’nde bu sesleri bana duyurduğu için babama tekrar teşekkür ediyorum.

Adam gibi adam olmayı öğrendim
BARIŞ DİNÇEL (Aktör)

Tiyatrocu Barış Dinçel de babasının izinden gidenlerden. Baba-oğul ikisi de sahne tozu tutkunu, ikisinin de hayatı tiyatro.

Benim için babam Barış Dinçel bir babadan fazla, hayatta ve meslekte ustam. İçimdeki küçük çocuğu hiç kaybetmeden adam gibi adam nasıl olunur’u bir usta-çırak ilişkisi kıvamında öğretmiştir. Olmadığı her gün daha da özleyerek…

Hayallerinin peşinden git demişti
ERGÜN ZORLU (Milli tenisçi)

Ergün Zorlu, Türkiye’yi yurtdışında başarıyla temsil eden milli tenisçilerimizden. Babası Mustafa Zorlu tenisçi değil ama ona rağmen sahalardaki performansında katkısı çok büyük. Çocukken babasının Ergün Zorlu’ya verdiği bir ders, şimdi O’nu Türkiye’nin önde gelen raketlerinden biri yapmış.

Babamdan aldığım en önemli ders, hayatla ilgili söyledikleri. Bana hayallerimin peşinden koşmayı öğretti. Belki de bu yüzden teniste bu noktaya geldim. 11 yaşındayken bir turnuvada ilk turda elenmiştim. Hiç unutmuyorum, çok üzülmüş ve ağlamıştım. O kadar büyük hayal kırıklığına uğramıştım ki, tenisi bırakmaya karar vermiştim. İşte o zaman babam bana hayatımın konuşmasını yaptı. Bana ‘Bu sporu seviyorsun asla bırakma. Sürekli hayal kur ve hayallerinin de sonuna kadar peşinden git’ dedi. O zamandan beri her zaman hayallerimin peşinden gidiyorum.

Babam hayattan tapi kalkmayı öğretti
CENGİZ BEKTAŞ (Mimar)

Türkiye’de mimari denince akla gelen isimlerden Cengiz Bektaş. Bektaş’ın ulusal ve uluslarası düzeyde 25’in üzerinde ödülü var. Şimdi tek amacı babası Hacı Halil Bektaş’tan aldığı dersle hayattan ‘tapi’ kalkmak.

“Babam Türkiye’de bir ilkokul binası yaptırıp devlete armağan eden ilk insandı. Babamdan sonra böyle 125 okul binası daha yapıldı. O zaman ‘Kimse eğitimle ilgilenmiyor, belki ders olur’ demişti. Okul binası tamamlandı, daha sonra da vefat etti zaten. Ama babam asıl dersi bana ölümüyle verdi. Denizlili’ydi. Ölmeden önce eşraftan birilerine kasa bırakmış. Anahtarlar kardeşlerimde. Kardeşlerim de bu kasayı açma görevini bana verdi. Kasayı yalnız açmak istemedim. Yanıma da iki kişi aldım, kasayı açmaya gittim Denizli’ye. Açtığımda kasanın içi tertemizdi, hiçbir şey yoktu. Kardeşlerim içinde bir şey olduğunu ummuştu belki. İşte bu bana hayattan ‘tapi’ kalkmayı öğretti. Hani vardır ya kumarda ‘tapi’ kalkmak tabiri. Ne alacağınız vardır ne vereceğiniz. Boş sandık bu demekti. Çünkü belki içinde içinde 10 milyar para olsa, ‘Vah zavallı biriktirmiş biriktirmiş, yiyemeden gitti’ diyecektim. İşte ben de o günden bu yana hayattan tapi kalkmaya uğraşıyorum.”

Feminist olmayı öğretti
DENİZ TÜRKALİ (Sanatçı)

Kolay değil Vedat Türkali’nin kızı olmak. Hele de sadece Vedat Türkali’nin kızı olarak kalmayıp, kendi kurduğu ailesiyle hep beraber her dalda başarıya imza atmak. Böyle bir ailede babanın verdiği dersler de elbette oldukça anlamlı. Kız Deniz Türkali baba Vedat Türkali olunca, babanın verdiği dersten sonra feminist olmak o kadar da şaşırtıcı değil aslında.

Öğrenmek biliyorsunuz karşılıklı bir şey. Bir şey öğretiyorsunuz aynı şekilde karşılığında mutlaka bir şey öğreniyorsunuz. Ben babamdan kuşkusuz çok şey öğrendim. İsyan etmeyi, itiraz etmeyi, hayır demeyi, sorgulamayı, merak etmeyi ondan öğrendim. Zaman zaman bu nitelikler onun aleyhine dönse de, itirazlar ona yönelse de, bana kattığı şeyler diye düşünüyorum. Mesela feminist olmayı ondan öğrendim dersem, gülersiniz değil mi? Ama işte ona itiraz ederken feminizmi öğrendim. O kadar çok tartışırız ki onunla. Hiç unutmam bir keresinde roman yazarken aradı ‘Bilgisayarım bozuldu, gel de bir kavga edelim bari ağız tadıyla’ dedi.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND