Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Babalardan hayat dersleri

Anne sevgi ve şefkatin, baba mantık ve güvenin sembolüdür. Babaların tecrübe ve öğütleri çocukların yollarını aydınlatır. Çocuklar hayatı babalarının anlattıklarını öğrenir çoğu zaman. İşte ünlü ve başarılı isimlerin babalarından aldıkları hayat dersleri..

Anneler daha çok şefkatle özdeşleştirilir, baba ise hayatımızda daha çok mantığın figürüdür sanki. Ailede anne başımızı okşayan tarafken; baba öğüt veren, yol gösteren taraftır. Belki de bunun için çocukların babaların sendelemesine, yıkılmasına pek tahammülleri yoktur aslında. Bu yüzden bazen hiç kolay değildir baba olmak. Her zaman dimdik ayakta durmak, çocuklara örnek olmak gerekir. Bazen babaların verdiği bir öğüt, bir ders çocukların hayatının akışını kökten değiştirir. İşte 10 isim ve babalarından aldıkları 10 önemli hayat dersi.

Babamdan tarafsız olmayı öğrendim
GÜLSÜN BİLGEHAN TOKER: (CHP milletvekili)

Gülsün Bilgehan Toker, İsmet İnönü’nün torunu ve gazeteci Metin Toker’in kızı. Kendisini babasının kızı olarak tanımlasa da dedesinin yolundan gitmeyi tercih etmiş, siyaseti seçmiş. Ama babasının kızı olduğu için de siyasete hala bir gazeteci gözüyle bakabiliyor.

Her yeni ay doğduğunda, gökyüzüne bakarak babamı görüyorum ve ona bir selam yolluyorum! Ben hep “babasının kızı” oldum. Yazı yazmaya başladığım andan itibaren beni yetiştirmeye başladı. İlk görevim ilkokuldayken Akis Dergisi’nde bulduğum imla hatalarını bildirmekti. İlk imzalı yazı dizim Milliyet Gazetesi’nde çıktığında 13 yaşındaydım. Bütün derdim, yazılarımın babama ait olduğunu sanmalarıydı. Öğretmenlerim bile ancak sınıfta verdikleri ödevleri okuyunca ikna oluyordu! Oysa, üslubum babamdan çok farklıydı. Babamdan, kendime güvenmeyi ve olabildiğince tarafsız değerlendirme yapabilmeyi öğrendim. Babam, gazeteciliğin dünyanın en güzel mesleği olduğunu düşünüyordu, cesur ve ilkeliydi. Doğruyu yazmaktan hiç vazgeçmemişti. Bu uğurda özgürlüğünü bile feda edecek kadar kararlıydı. Onun gibi şerefli bir adamın kızı olmaktan onur duyuyorum. Bugün, her yaptığımda onun payı var, “keşke beni görebilseydi!” demiyorum çünkü bana “kerata” diye göz kırptığını biliyorum…

Her zaman üçüncü bir şık olduğunu öğretti
DENİZ ÜLKE ARIBOĞAN: (Akademisyen/yazar)

Deniz Ülke Arıboğan, akademisyen ve köşe yazarı. Babası Türkiye tarihine damgasını vuran istihbaratçılardan Mahir Kaynak. Tutarlı ve hatta bazen kulağa otoriter gelen üslubuyla Deniz Ülke Arıboğan da babasının kızlarından.

“Babamdan aldığım en önemli ders ‘çözüm için her zaman iki şıktan daha fazlası olduğu’ sanırım. Genellikle iki seçenek arasında sıkışan hayatımızın üçüncü yola olan ihtiyacını ve görünmeyen seçenekleri keşfetme arzusunu babamdan aldığımı sanıyorum. Bu yaklaşım bana standart kalıplar çerçevesinde taraf olmamam gerektiğini ve yaşamda görünen resimden çok daha fazla ayrıntının bulunduğunu da öğretti. Bakmakla görmek arasındaki farkı fark ettim ve derin analiz metodunu gündelik yaşam pratiğimin içerisine de soktum. Karşımdakine empati duymam, tez-antitez ilişkisini kavramam ve çatışma yerine uzlaşma aramam benim için çok belirleyici oldu.”

18. yaş günümde aldığım mektubu unutamıyorum
TUNA KİREMİTÇİ (Yazar)

Tuna Kiremitçi, hassas ve duygusal yönleriyle tanınan bir yazar. Anlaşılan hem duygusal hem de yaratıcı tarafını babası Ömer Kiremitçi’den almış. Şimdi hayatta olmayan babasının 18’inci yaşgününde Tuna Kiremitçi’ye yazdığı mektup; çok temel bir hayat dersi olmasının yanı sıra Kiremitçi’nin üslubunu kimden aldığının da kanıtı.

Biz erkekler, babamıza benzememek için elimizden geleni yaparız. Ama yaşımız ilerledikçe aynaya her baktığımızda, bulduğumuz benzerliklerin sayısı şaşırtıcı bir şekilde artar. Günün birinde bununla yaşamayı, hatta bu yüzden mutlu olmayı öğreniriz. Bu da genellikle kendi babalığımız başladıktan sonra olur. Babalık temelde bir insanlık durumudur, komik ve trajik tarafları vardır. Biz de gençken trajediye, yaş ilerledikçe komediye meraklı oluruz, haliyle. ‘Hayatı anlayabilmek için de kendimizi her sabah taze gözlerle görmemiz gerekir; tıpkı kapımıza bırakılmış gazeteye bakar gibi’. Bu cümle, babamın bana on sekizinci yaşım şerefine yazdığı mektuptan bir alıntı. Aynı zamanda ondan geriye kalan en ilginç şey. O sırada yatılı okuldaydım ve yanımda olamamanın verdiği üzüntüyle, bana uzun bir mektup yollamıştı. Düşünüyorum da, evet, aslında tek bir cümle kalmış babamdan. İnşallah o cümleyi oğluma ulaştırırım. Her sözcüğünün benim için ayrı anlamı var çünkü.”

Aldığım en önemli ders mütevazılık
CAN ÖZ (Yayıncı)

Can Öz’ün babası, Erdal Öz Can Yayınları’nın kurucusu. Can Öz babasının izinde, kendi adını taşıyan yayınevinde çalışıyor.

Babamdan aldığım ders ise oldukça kısa ve bir o kadar da net. Öğrendiklerim arasında sanırım en önemlisi alçakgönüllülüğün insanı nasıl güzelleştirdiği oldu. Ama yeterince alçakgönüllü olsam herhalde bu soruyu yanıtlamaktan kaçınırdım.

Ne olursan ol en iyisi ol
DOĞUKAN MANÇO (Mühendis)

Barış Manço “7’den 77’ye” programını hazırlarken, tüm çocuklar için tanıdık, bir tür milli baba figürü gibiydi. Barış Manço’unun büyük oğlu Doğukan Manço da babasının kendisi ve kardeşiyle yaşıt olan herkese önemli hayat bir hayat dersi verdiği görüşünde.

Babam her zaman bana da kardeşime de ‘Oku oğlum ne bulursan oku. Kitap, dergi veya dini yayın hiç fark etmez. Oku ve bil’ derdi. Bir de sadece bize değil tüm çocuklara verdiği en önemli ders, her zaman ‘Ne olursan ol, istersen marangoz ol ama en iyisi ol’ demesiydi. Bu nedenle ben de kardeşim de her zaman ne yaparsak yapalım en iyisi olmaya çalışıyoruz.

Saygısız olmadan dikbaşlı olabilmeyi öğrendim
SİNAN AKÇIL (Müzisyen)

Besteci Sinan Akçıl, müzisyen Saim Akçıl’ın oğlu. Sinan Akçıl’a göre zaten babasından aldığı dersler bir yandan genetik kodlarında yazılı. Ne de olsa, Saim Akçıl’ın hem kanından hem de canından bir parça.

Bana babam tarafından verilen en büyük hediyeler tabii ki somut değil soyut ve hayat boyu kalıcı hediyeler oldu. Babam Saim Akçıl’ın bana teslim ettigi en büyük genetik hediye, saygısız olmadan dikbaşlı olabilmeyi bana göstermesi. Kendinden emin, yeteneğine ve Allah’ n sınırlı insana verdigi özelliklere sıkı sıkı tutunarak kendi yolunda ilerlemiş bir adam olabilmeyi ondan gördüm. Hayatım boyunca kendime ait bir dünya kurarak mesleğimden ve ideallerimden hiç kimse ya da hiçbir zorluk adına vazgeçmemeye söz verdim. Çocukluğumdan beri her Babalar Günü’nde bu sesleri bana duyurduğu için babama tekrar teşekkür ediyorum.

Adam gibi adam olmayı öğrendim
BARIŞ DİNÇEL (Aktör)

Tiyatrocu Barış Dinçel de babasının izinden gidenlerden. Baba-oğul ikisi de sahne tozu tutkunu, ikisinin de hayatı tiyatro.

Benim için babam Barış Dinçel bir babadan fazla, hayatta ve meslekte ustam. İçimdeki küçük çocuğu hiç kaybetmeden adam gibi adam nasıl olunur’u bir usta-çırak ilişkisi kıvamında öğretmiştir. Olmadığı her gün daha da özleyerek…

Hayallerinin peşinden git demişti
ERGÜN ZORLU (Milli tenisçi)

Ergün Zorlu, Türkiye’yi yurtdışında başarıyla temsil eden milli tenisçilerimizden. Babası Mustafa Zorlu tenisçi değil ama ona rağmen sahalardaki performansında katkısı çok büyük. Çocukken babasının Ergün Zorlu’ya verdiği bir ders, şimdi O’nu Türkiye’nin önde gelen raketlerinden biri yapmış.

Babamdan aldığım en önemli ders, hayatla ilgili söyledikleri. Bana hayallerimin peşinden koşmayı öğretti. Belki de bu yüzden teniste bu noktaya geldim. 11 yaşındayken bir turnuvada ilk turda elenmiştim. Hiç unutmuyorum, çok üzülmüş ve ağlamıştım. O kadar büyük hayal kırıklığına uğramıştım ki, tenisi bırakmaya karar vermiştim. İşte o zaman babam bana hayatımın konuşmasını yaptı. Bana ‘Bu sporu seviyorsun asla bırakma. Sürekli hayal kur ve hayallerinin de sonuna kadar peşinden git’ dedi. O zamandan beri her zaman hayallerimin peşinden gidiyorum.

Babam hayattan tapi kalkmayı öğretti
CENGİZ BEKTAŞ (Mimar)

Türkiye’de mimari denince akla gelen isimlerden Cengiz Bektaş. Bektaş’ın ulusal ve uluslarası düzeyde 25’in üzerinde ödülü var. Şimdi tek amacı babası Hacı Halil Bektaş’tan aldığı dersle hayattan ‘tapi’ kalkmak.

“Babam Türkiye’de bir ilkokul binası yaptırıp devlete armağan eden ilk insandı. Babamdan sonra böyle 125 okul binası daha yapıldı. O zaman ‘Kimse eğitimle ilgilenmiyor, belki ders olur’ demişti. Okul binası tamamlandı, daha sonra da vefat etti zaten. Ama babam asıl dersi bana ölümüyle verdi. Denizlili’ydi. Ölmeden önce eşraftan birilerine kasa bırakmış. Anahtarlar kardeşlerimde. Kardeşlerim de bu kasayı açma görevini bana verdi. Kasayı yalnız açmak istemedim. Yanıma da iki kişi aldım, kasayı açmaya gittim Denizli’ye. Açtığımda kasanın içi tertemizdi, hiçbir şey yoktu. Kardeşlerim içinde bir şey olduğunu ummuştu belki. İşte bu bana hayattan ‘tapi’ kalkmayı öğretti. Hani vardır ya kumarda ‘tapi’ kalkmak tabiri. Ne alacağınız vardır ne vereceğiniz. Boş sandık bu demekti. Çünkü belki içinde içinde 10 milyar para olsa, ‘Vah zavallı biriktirmiş biriktirmiş, yiyemeden gitti’ diyecektim. İşte ben de o günden bu yana hayattan tapi kalkmaya uğraşıyorum.”

Feminist olmayı öğretti
DENİZ TÜRKALİ (Sanatçı)

Kolay değil Vedat Türkali’nin kızı olmak. Hele de sadece Vedat Türkali’nin kızı olarak kalmayıp, kendi kurduğu ailesiyle hep beraber her dalda başarıya imza atmak. Böyle bir ailede babanın verdiği dersler de elbette oldukça anlamlı. Kız Deniz Türkali baba Vedat Türkali olunca, babanın verdiği dersten sonra feminist olmak o kadar da şaşırtıcı değil aslında.

Öğrenmek biliyorsunuz karşılıklı bir şey. Bir şey öğretiyorsunuz aynı şekilde karşılığında mutlaka bir şey öğreniyorsunuz. Ben babamdan kuşkusuz çok şey öğrendim. İsyan etmeyi, itiraz etmeyi, hayır demeyi, sorgulamayı, merak etmeyi ondan öğrendim. Zaman zaman bu nitelikler onun aleyhine dönse de, itirazlar ona yönelse de, bana kattığı şeyler diye düşünüyorum. Mesela feminist olmayı ondan öğrendim dersem, gülersiniz değil mi? Ama işte ona itiraz ederken feminizmi öğrendim. O kadar çok tartışırız ki onunla. Hiç unutmam bir keresinde roman yazarken aradı ‘Bilgisayarım bozuldu, gel de bir kavga edelim bari ağız tadıyla’ dedi.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND