Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Artık yeni şeyler yapmak lazım !

Özel sektör, üniversite ve sivil toplum işbirliği ile 2005 yılında kurulan Ulusal İnovasyon Girişimi, inovasyonu tüm topluma yaymak için önümüzdeki dönemde KOBİ’lere, üniversite kulüplerine ve bölgelere inovasyon ve girişimcilik eğitimleri verecek.

İnovasyonu başarıyla uygulayan Eczacıbaşı, Vestel, IBM gibi şirketlerle; ODTÜ, Sabancı, Koç gibi girişimcilik ve inovasyon dersleri veren üniversiteleri örnek gösterip inovasyonu tüm şirketlere ve üniversitelere yaymak için uğraşacak.

Amaç tüm ülkede ortak bir kültür oluşturmak ve insan kaynağını inovasyona hazırlamak.

İnovasyonu bir kültür olarak benimsetmek ve tüm topluma yaymak için 2005 yılında kurulan Ulusal İnovasyon Girişimi (UİG) 21 üyeden oluşuyor. Eski TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı’nın çağrısıyla 6 CEO, 6 rektör, sivil toplum örgütlerinden 7 yönetici ve Sabancı Üniversitesi Rekabet Forumu’ndan 2 üyeden oluşan UİG’in Eşbaşkanlığını Eczacıbaşı Topluluğu CEO’su Dr. Erdal Karamercan ve ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ural Akbulut yapıyor. Toplumda inovasyon adına bir farkındalık yaratmak için yola çıkan UİG, şirketlerin ve üniversitelerin inovasyonu destekleyen uygulamalarını tüm topluma yaymak için çalışıyor. UİG Eşbaşkanı ve Eczacıbaşı Holding CEO’su Erdal Karamercan, inovasyonun önemini şu sözlere açıklıyor: “Artık dünyada öyle bir noktadayız ki her şey saniyelerle tanımlanmaya başladı. Ben rakibimi her saniye izlemek durumundayım. Acaba yeni bir buluşuyla beni geçiyor mu diye. O zaman hep rakipten bir adım önde olmanız ve yeni, farklı bir şey yapmanız lazım. İnovasyonun basit tanımı bu farklılığı yakalamak. Bu farklılığı yakalamak için de bilim kurumlarıyla, üniversitelerle işbirliği yapmak lazım.”

Eczacıbaşı, Sabancı, Vestel, IBM gibi şirketler düzenledikleri yarışmalar ve projelerle çalışanlarını inovatif düşünmeye teşvik ederken, ODTÜ, Sabancı, Koç, Bilkent gibi üniversiteler de düzenledikleri yarışmalar ve girişimcilik dersleriyle öğrencilerini girişimciliğe hazırlıyorlar. Ama kısıtlı sayıdaki şirket ve üniversiteyle inovasyonu tüm topluma yaymak zor. Türkiye’de 115 üniversite var; birkaç üniversitenin kendi başlarına bu işi çok iyi yapıyor olmaları yeterli değil, bunun yayılması lazım. TÜSİAD-Sabancı Üniversitesi Rekabet Forumu İcra Kurulu Eşbaşkanı Doç. Dr. Cemil Arıkan, “Biz Konya’da, Gaziantep’te de öğrenciler için benzer girişimcilik eğitimleri yaratabilirsek, insanlar ne kadar girişimcilikle ilgili bir farkındalığa sahip olursa, o kadar fazla girişimci ortaya çıkar. Türk insanı çok girişimcidir, ama çok tutucudur girişimciler. Bir şeyler bulup yapmışlardır ama şirketleri büyümez, yeniliğe gitmez, kimseyle paylaşmazlar. Bizim aradığımız yenilikçilik bu değil. Dolayısıyla bu noktada bir değişimi Türkiye’nin sağlaması lazım” diyor. Cemil Arıkan, inovasyonu yaymak için UİG’in gelecek dönem hedeflerini şöyle sıralıyor:

-KOBİ’lerde inovasyonla ilgili farkındalık yaratacak bir eğitim süreci hazırlanacak ve bunlar bölgelerdeki üniversitelere, sanayi odalarına aktarılacak. Çünkü KOBİ’ler “Evet hocam, inovasyon önemli ama nasıl yapacağız?” diyorlar. Bu KOBİ’lerin en büyük sorunu. Bu soruna cevap vermeye çalışacağız.

-Bizler üniversite olarak girişimcilik eğitimlerine devam edeceğiz ama aynı zamanda bütün üniversitelerin girişimcilik kulüpleri için 8 saatlik küçük bir girişimcilik eğitimi hazırlayacağız. Bu şekilde farkındalık yaratılacak daha sonra öğrenciler gidip üniversitelerde girişimcilik eğitimi alacaklar.

-İnovasyon bölgesel değerlerin ortaya çıkarılması açısından da çok önemli. Yani inovasyon sadece herkesin IT yazmasıyla olmayacak, örneğin Maraş’ta başka değerler vardır, orada da inovasyon yapacaksınız, Mado dondurması gibi. Maraş dondurmasını birisi Mado olarak paketledi, bir iş planı yaptı, Türkiye’de de dünyada da çok satıyor şimdi. Yerelde ortaya çıkarılıp dünyaya satılabilecek birçok özgün değer var aslında, yani yenilik demek sadece Ay’a giden cihaza bir şey koymak demek değil. Türkiye şu anda çok merkeziyetçi bir yönetim yapısına sahip olduğu için her şey Ankara’dan yönetilmeye çalışılıyor, halbuki bölgesel inovasyon stratejileri çok önemli. Avrupa bunu çok yoğun yapmaya çalışıyor, dolayısıyla biz bölgesel inovasyon stratejisiyle ilgili de bir eğitim hazırlayıp, bölgelere anlatacağız. Meraklı olanlar bunu yapmaya çalışacaklar, yapmaya çalışanlara da destek vermeye çalışacağız.

-İnovasyonu başarıyla uygulayan şirketleri ve üniversiteleri ortaya çıkarıp, bunları toplumun önüne taşıyabilmeyi amaçlıyoruz.

-Yeni girişimlerin ortaya çıkmasını amaçlıyoruz. Örneğin Türkiye’de enerjiyle, nanoteknolojiyle, yaşam bilimleriyle ilgili bir şeyler söyleyebilecek sivil girişim yok. Önümüzdeki süreçte bunların kurulması için çalışacağız.

-İnovasyonu liselere ve ilköğretime yaymak için işbirliklerine gideceğiz.

ODTÜ
7 yıldır girişimcilik kursları düzenliyor
ODTÜ girişimciliği desteklemek adına 7 yıldır girişimcilik kursları düzenliyor. Kurslara ilginin çok yoğun olduğunu söyleyen ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ural Akbulut, “Tabii herkes işadamı olamaz ama birazcık hevesi olanların hevesini desteklemeyi, fikri olanlara fizibilite, iş planı nasıl yazılır, ihracat nasıl yapılır, ürün kalitesi nasıl artırılırın bilgisini vermeyi amaçlıyoruz” diyor. Girişimcilik kursları bir haftadan bir yıla kadar sürüyor. Ayrıca 6 girişimcilik dersi alana girişimcilik yan dalı diploması veriliyor. Yeni Fikirler Yeni İşler yarışmasında ise birinci gelenlere 50 bin YTL ödül ve Teknopark’ta yer veriliyor. Akbulut, “Amaç gençlerin fikirlerini ortaya çıkarmak ve ürüne dönüştürmek” diyor: “Bize, üniversitelere ve sanayiye düşen bu tür yetenekli gençlere fırsat tanımak, önünü açmak. Eğer ilköğretimden ağır ağır başlanırsa, üniversitelerde ve şirketlerde yaratıcılığı ön plana çıkaracak altyapılar hazırlanırsa inovasyon bir anda yayılır. Devleti yönetenlerden de en üst düzeyde sahip çıkılması lazım.”

SABANCI ÜNİVERSİTESİ
Derse girenlerin yüzde 15’i iş kurdu
Sabancı Üniversitesi’nin 4 yıldır uyguladığı Girişimci Geliştirme Programı (GGP) girişimcilere kurmak istedikleri işlerini nasıl tasarlayacakları, uygulamaya koyacakları ve yönetecekleri konularında yol göstermeyi amaçlıyor. Programın örneği Tel Aviv Üniversitesi’nden alındı. GGP’nin amacı toplumda girişimcilik konusunda farkındalığı artırmak; Türkiye’de girişimcilerin önünü açmak; girişimcilere imkanlar sağlayarak katma değer yaratacak yeni üretimlerin yapılabilmesi için kaynak ve ortam yaratmak. GGP’ye katılan kişiler, yenilikçi fikir ve proje sahibi girişimci kişiler, genç firma sahibi yöneticileri, kendi işini kurmaya istekli çeşitli kurumlarda çalışan kişiler veya işsizler ve de girişimci araştırmacılardan oluşuyor. GGP’den şu ana kadar eğitim alan 112 kişinin yüzde 15’i kendi işini kurdu.

KOÇ ÜNİVERSİTESİ
Girişimcilik, zorunlu müfredata girdi
Koç Üniversitesi 2000-2001 akademik yılından itibaren birinci sınıf MBA öğrencilerinin katıldığı Yeni İş Planı Geliştirme Yarışması düzenliyor. MBA Yeni İş Planı Projesi, öğrencilerin değişik derslerde öğrendikleri konuları bir bütün halinde toplayabilecekleri bir platform yaratmayı amaçlıyor. Projenin amacı, potansiyel yatırımcılara hazır bir iş planını nasıl geliştireceklerini öğretmek; yaratıcılıklarını kullanabilmelerini, araştırma, analiz ve yazma becerilerini kuvvetlendirmelerini sağlamak. Proje değerlendirmesinin bir bölümü, değişik sektörleri temsil eden bir grup yönetici tarafından yapılıyor. 2008-2009 akademik yılından itibaren geçerli olmak üzere Koç MBA kapsamında girişimcilik konulu bir ders zorunlu dersler içinde yer alıyor ve sekiz yıldan beri yapılmakta olan Yeni İş Planı Yarışması da söz konusu 35 saatlik dersin bir parçası olarak düzenleniyor.

BİLKENT ÜNİVERSİTESİ
birFİKRİNmiVAR?
Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi’nin birFİKRİNmiVAR? gişimcilik yarışması sadece öğrencilerin iş fikirlerini değerlendirmeyi değil, aynı zamanda bu fikirlerin anlamlı ticari oluşumlara dönüşmesine zemin hazırlamayı amaçlıyor. Yarışmanın lansmanını 8 Kasım 2007’de yapıldı. Türkiye genelinde 24 üniversiteden toplam 350 iş fikri yarışmaya katıldı. 13 finalist iş planı hazırlama sürecine kaldı. Bu finalistlere girişimcilik ve iş planı hazırlama konularında bir eğitim verildi ve her finaliste iş dünyasından birer mentor atandı. Yarışma sonunda birinci seçilen iş fikrine 40.000 YTL ödül verilecek. Ayrıca yarışmanın iş ortağı olan Lab-X, bu iş fikrini hayata geçirme ve finansman temini aşamalarında profesyonel destek sağlayacak. Birinci seçilen projenin teknoloji tabanlı bir iş fikri olması durumunda ise Bilkent Cyberpark projeye bir sene ücretsiz yer ve destek sağlayacak.

ECZACIBAŞI
Projesi olana 30 bin YTL
Eczacıbaşı yaklaşık 10 yıldır Yenilikçi ve Yaratıcı Buluşmalar adı altında o yıl topluluk içinde yapılan yaratıcı projeleri ödüllendirdiği bir tören düzenliyor. Bu süreci daha ileri boyutlara taşımaya karar veren Eczacıbaşı, 2005 yılında kendi içinde CEO’nun da dahil olduğu bir İnovasyon Çalışma Grubu kurdu. Eğitimler silsilesiyle inovasyonun tüm topluluğa yayılması amaçlandı, bunun için üniversitelerden yan eğitimler alınarak, tüm çalışanların inovasyon yetkinliğini yükseltme konusunda bir çalışma başlatıldı. 2006 yılı sonunda başlayan bu eğitimler 2009’a kadar devam edecek, amaç tüm çalışanları bu eğitimlerden geçirmek. Onun dışında 3 aydır devam eden Bir Projem Var uygulamasıyla çalışanlar bir form doldurup, projelerini anlatıyorlar, projeyle ilgili zaman planı, kaynak ihtiyacı belirleniyor ve eğer o proje olumlu bulunursa ilk aşamada o kişi veya gruba sorgusuz sualsiz 10 bin YTL tahsis ediliyor. 10 bin YTL’yi harcadıktan sonra proje tekrar değerlendirilip 20 bin YTL daha sunuluyor. Bu projeler topluluğun faaliyet göstermediği bir alandan da olabilir. Erdal Karamercan: “Yeter ki sadece fikirden ibaret olmasın, benim bir fikrim var, ay ışığında kendini besleyen bir film yapalım demek yeterli değil, bunu bir proje haline getirmek lazım. Önemli olan insanların fikirlerini projeye dökmeleri. Bu modeli biz yarattık. Hep zamanımız yok, kaynağımız yok diye şikayet edilir, o zaman dedik zaman da kaynak da verelim, insanların önündeki engelleri aşalım.” Şu ana kadar topluluk içinde bu yolla 25 proje kabul edildi, sene sonuna kadar bu sayının 100’ü geçmesi bekleniyor.

YAŞAR TOPLULUĞU
Öneri haftalarında 1.542 fikir
Yaşar Holding’in 2004 yılından bu yana uyguladığı Operasyonel Maliyet İyileştirme (OMİ) Projesi Yaşar Topluluğu’nda maliyetleri kontrol altında tutup, azaltmak için fikirlerin değerlendirildiği bir sistem. Kişiler fikirlerini intranete giriyorlar, 4 aşamalı bir takip sonucunda fikirler hayata geçiyor. Ayrıca yılda iki defa yalnızca fikirleri almak için, mavi ve beyaz yaka tüm çalışanların katılabileceği öneri haftaları uygulaması yapılıyor. İyi fikirler bu sayede değerlendirmeye alınıyor. 2007 yılı içinde iki öneri haftası uygulaması yapıldı, 416 çalışandan 1.542 öneri geldi ve bunlardan 731 adedi kabul edildi. Öneri haftalarında gelen ve OMİ sistemine girişi yapılan önerilerin iyileştirme potansiyeli 5,9 milyon YTL.

VESTEL
Patent almaya teşvik ediyor
Vestel, 2006’dan bu yana Patent Teşvik Sistemi’ni uyguluyor. Şu ana kadar Fikri Haklar Bölümü’ne 105 patent başvurusu oldu. Tescil olmuş ve koruması halen devam eden Patent ve Faydalı Model sayısı ise 14. Vestel Patent Başvuru Ödülü, hak sahiplerine İnsan Kaynakları Müdürlüğü’nce para ödülü şeklinde veriliyor. Patent Başvuru Ödülü almaya hak kazanan buluş sahiplerinin her birine, her yıl sonu düzenlenen törenle Buluşa Katkı plaketi veriliyor. Patent Büyük Ödülü’nü ise Yönetim Kurulu’nun uygun bulduğu buluş sahipleri kazanıyor. Ödülün içeriği ve parasal miktarı Yönetim Kurulu tarafından belirleniyor.

IBM
150 bin kişi başvurdu
IBM, internet üzerinden yaptığı yenilik ve fikir geliştirme toplantısı InnovationJam’den (Yenilikçilik Doğaçlaması) çıkan iş fikirlerine, önümüzdeki 2 yıl içerisinde 100 milyon dolar yatırım yapacak. 104 ülkedeki IBM çalışanları, aileleri, iş ortakları ve müşterilerinden oluşan 150 bin kişinin katılımıyla tamamlanan projede, işe dönüştürülecek 10 yeni fikir seçildi. Katılımcıların 72 saat içinde 46 bin iş fikri yarattıkları InnovationJam’de seçilen fikirler, sağlık, çevre, internet ve finans sektörleri üzerinde yoğunlaştı. Buna göre IBM’in önümüzdeki iki yıl içinde yatırım yapacağı inovatif projeler şunlar; Akıllı Sağlık Ödeme Sistemleri, Basitleştirilmiş İş Paketleri, Gerçek Zamanlı Tercüme Hizmetleri, Akıllı Hizmet Şebekeleri, 3 Boyutlu İnternet, Sayısal Ben, Büyük Kitleler İçin Şubesiz Bankacılık, Entegre Toplu Taşıma Bilgi Sistemi, Elektronik Sağlık Kayıt Sistemi ve çevreci uygulamalar sunan Big Green İnovasyonları.

ODTÜ REKTÖRÜ PROF. DR. URAL AKBULUT
Üniversiteler iş arayan değil iş kuran gençler yetiştirmek zorunda

Eskiden Osmanlı’da okuyan herkes devlete iş yapıyordu, Türkiye’de de en çok duyduğumuz laf “İşte bu çocukları okutuyorlar, bakalım devlet iş verecek mi?” oluyor. Oysaki devletin iş verme gibi bir sorumluluğu yok, hiçbir gelişmiş ülkede anne babalar böyle konuşmaz. Osmanlı’da azıcık eğitim gören katip oluyordu, o nedenle insanlar sanıyor ki okuyan herkes devlette çalışmalı. Türkiye’de girişimcilik ve inovasyon konusunda iki eksik var: Birincisi Osmanlı zamanında okuyanlara devlet tarafından iş verilmesi ve bunu da halkın normal zannetmesi, ikincisi de uzun yıllar Türkiye’de sanayiciliğin, işadamı olmanın kötü gösterilmesi. Sanayiciler sanki devletten bir şeyler tırtıklamaya çalışan insanlar gibi gösterildi yıllarca. Karikatürlerde iş adamları şişman olur, ağzında puro, arkasından paralar, gözlerinden şeytanlık akardı. Türk filmlerinde fabrikatör kötü adamdır. Bu insanları iş kurma konusunda biraz ürküttü. Üniversiteyi bitirenler aman devlete girelim dediler hep. Halbuki şimdi iş arayan değil iş kuran mezun yetiştirmek zorunda üniversiteler. Türkiye’de şirketlerin sayısı, cirosu belli. Türkiye’de sermaye yok ama Türkiye’nin bir başka sermayesi var o da insan kaynağı. İnsanımız gerçekten çok zeki ve yetenekli. Gençlere girişimciliği, inovasyonu benimsetmeliyiz. Türkiye’den de Google, Microsoft, Amazon gibi parlak fikirleri olan gençler çıkacaktır.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND