Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Anlıyorum ama konuşamıyorum!

İngilizce öğrenmek hem kariyeriniz hem de sosyal yaşamınız açısından artık bir zorunluluk haline geldi. Peki etkili bir ingilizce öğrenimi gerçekleştirmek için neler yapılmalı?

kişisel gelişim

İngilizce öğrenmek hem kariyeriniz hem de sosyal yaşamınız açısından artık bir zorunluluk haline geldi. Peki etkili bir ingilizce öğrenimi gerçekleştirmek için neler yapılmalı?

İngilizce En Etkili Nasıl Öğrenilir?

Bu yıllarca sorulan ve kafamızı kurcalayan bir sorudur. İngilizce’yi en etkili nasıl öğrenmeliyiz?

Öncelikle yapılması gereken şey, bu dili neden öğrenmeliyiz. Buna karar vermeliyiz.

  1. Okulda daha başarılı olmak.
  2. İş yerinde kariyer yapmak, terfi etmek, ihracata açılmak, nitelikli eleman olmak.
  3. Saygın bir kişilik.
  4. Ufkunuzu geliştirmek, dünyaya yolculuk, bilmediğiniz yerleri gezmek, keşfetmek.
  5. Toefl, veya daha başka ingilizce yeterlilik sınavına hazırlanmak. vs. vs. 

Daha bir çok şey sıralayabiliriz. Önemli olan karar aşaması. Bu kararı verdikten sonra, nerede, nasıl öğrenmeliyiz gibi kısımlar gelmektedir. Bu güne kadar bu konuda birey olarak sayısız yöntemler uyguladık. İnternetten araştırmalar yaptık. Bunların başında dil kursları, eğitim materyalleri vs. inceledik. Bulduğumuz yer ve yöntemler hakkında form sitelerini inceledik. Kimisi reklam amaçlı olarak bazı kurumları önerdi. Kimisi de oranın ne kadar kötü olduğunu, yok efendim para tuzağı, eğitim sıfır diyerek karaladı. Neye göre övülüp neye göre eleştirildiğini ben şahsen anlamış değilim. Bizim insanımız böyledir. Bunlar hakkında yorum bilinçsiz bir yorum yapmanın karşı tarafı ne kadar zarara uğratacağını bilmez. Kimsenin, bir diğerinin istikbaliyle oynama hakkı yoktur. Bizim amacımız burda illaki bir şeyi yapın ve ya yapmayın demek değil. İster yapın ister yapmayın. Önemli olan araştırın ve kafanıza yatan uygulamaları yürütün. Başarıyı kovalayın ve ufkunuzu geliştirin.

Öncelikle, elinizdeki mevcut kaynaklardan kütühanenizdeki kitaplardan biraz bilgi edinin, temelden de olsa biraz bilgi birikimine sahip olun.Çalışmak sizin elinizde. Bunu zorla kimse sizin kafanıza sokamaz. İngilizce öğrenmek emek işi. Sizin bireysel çabanızla olur. Yoksa istediğiniz kadar dil kursuna gidin, cd ler alın, interaktif bilgi kaynaklarından faydalanın, birisinden nasihat dinleyin boş. Sizin içinizde olmadıktan sonra gerisi hikaye, bunu aynen kafanıza not edin. Belirli bir temelim var diyorsanız, bütçeniz müsait ya da masraflarınızı karşılayacak biri varsa yurtdışına gitmenizi tavsiye ederim. Dili konuşulduğu yerde öğrenmekte fayda var.

Önce şunları belirleyin;

  • Amaç
  • Gerekli kaynaklar
  • Nerede öğrenmeliyim
  • Öğrenme metotları
  • Plan, Program.
  • Uygulama ve Başarı.

Yurtdışına gittiğiniz zaman, orada pısırık bir şekilde durursanız bu iş olmaz. Sadece eve kapanıp kitaplara bağlanmayın. Çıkın dışarı, gezin dili kullanın. Bunun için çeşitli yöntemler bulabiliriz. 

1- Gittiğiniz ve gördüğünüz resmi veya özel daireleri not alın. Örneğin, postahane ( post office ), Araç kiralama ( rent a car ) ve diğer yerler, hastahene, pastahane, hava yolları, okul, kütüphane, metro, acenta akla gelen her şey. Bunlarla ilgili cümleler kurun, örneğin postahaneye nasıl gidebilirim. ( How Can I go to post office ) gibi. yön bilgilerini öğrenir. Yol tarifi gideceğiniz yeri bulma.

2- Bir yere girin bir şeyler yiyip için. Yemek nasıl sipariş edilir. Menü çeşitleri. Mümkünse menüdeki yemek adlarını ingilizce olarak öğrenin, not alın. Garsondan hesap isteyin, fiyatını öğrenin. Bu alışveriş içinde geçerli. Bir şeyler satın alın fiyatını sorun. ( how much money? ) gibi.

3- Okulda arkadaşlarınızla sohbet edin. Onların nereli olduğunu sorun, kültürleri hakkında bilgi sahibi olun. Sizde ona anlatın. Türklerle pek bir araya gelmeyin. İnsan vatandaşını buldun mu başka kimseyi gözü görmüyor. Yav boş ver Ali gel biz kendi halimizle takılalım. Derseniz bütün emekleriniz boşa çıkar ve sus pus Türkiye ‘ye dönersiniz.

4- Bulunduğunuz her yerde ingilizce düşünmeye gayret gösterin. aklınıza bir şey bile gelse ingilizce düşünün. Bu gün ne yapmalım gibi?

5- Dersi çok iyi dinleyin en iyi siz dinleyin. Bilmediğinizi hocanıza sorun sizi yemez. Sizin bu dili öğrenmek durumunda olduğunuzu zaten biliyor. Hatalarınızı düzeltmenize ve cümleyi doğru kurmanıza yardımcı olur.

6- Arkadaş çevrenizi geliştirin ve her an pratik yapmak için fırsat kollayın. Hemen kalıcağınız yurt ve eve kaçmayın. Yatmadan önce, öğrendiklerinizi tekrar edin. Her gün yeni kelimler öğrenin ve cümle içinde kullanın.

Unutmayın yeterince Türkçe biliyorsunuz size kimse Türkçenizi geliştirdiniz mi  diye sormayacak!

7- İngilizce hikaye kitapları okuyun. Bilmediğiniz kelimelerin altını çizin, sözlükten bakın ve ezberleyin. Aynı cümleyi tekrar tekrar okuyun. Tercüme edin. Bunlar Türkiye içinde geçerli illa yurt dışında olmanız gerekmez.

8- Bol bol kitap okuyun.

9- Kafanızı hayallerle meşgul etmeyin. Odaklanın. Alice harikalar dünyasında gibi sıradışı olaylar olmaz, yada Matrix deki gibi beyninize bilgisayardan bilgi yüklenmez. Bunlar sizin sıkı çalışıp, düşünmenize bağlı. Beyninizi kendi kendine programlamanıza bağlı.

Buraya kadar olan kısımları özümsediniz umarım. Bu yazıyı okuyan çok değerli arkadaşım; btün bu söylenenlerden sonra şunu bilki bu iş çalışmakla olur. Çalışmak.Çalışmak.Çalışmak. başka yolu yok. Kimsenin söylediklerine aldırış etme. Herkes herşeyi karalama peşinde, işlerine gelmeyince başkalarını kötülerler. ben sana şu kurum iyi bu kurum kötü de demem. Karar verecek olan sensin. Araştır ölç, biç. Boş laflara kulak asma ama tecrübelere de kulak tıkama, çünkü paran ve zamanın değerli. Boşa zaman harcama. Zaten internette bile bazı yorum yapanları gör, hala işin dalgasındalar. Adam gibi bilgi rica edenlere adam gibi cevap veren yok. Boş gezenin boş kalfaları. Ben de İngiltere ye gitmeye karar vermiştim. İşte arkadaş çevresi insanı ne kadar kötü etkiliyor. Yorumu dinle;

– Bizim bir arkadaş var dı o da gitti, hiç bir şey öğrenemeden geldi. Yine konuşamıyor. Öğrenilmiyor oradada diyor bay çok bilmiş. Senin arkadaşın öğrenemediyse o onun sorunu. Bir kaç ay kalıpta öğrenemeyenin aklına şaşarım. Ben sana işte bu yüzden, bu konuları vurgulamak istiyorum. Herşey senin elinde. Fedakarlık et, bazı şeylerinden taviz ver. İstikbalin daha önemli. Zaaflarını geri planda tut. sakın umutsuzluğa kapılma. Sadece yöntemini doğru seç ve hiç vakit kaybetmeden başla. Bir şeyin ucundan tut. Yurtdışına çıkamıyorsan burada öğren çalış. Bunların yöntemlerini de yazayım sana.

Bu yöntemleri evde de işte de uygulayabilirsin.

1) Kullandığın malzemelerin ingilizce isimlerini yaz ve üzerlerine yapıştır. Bunlarla ilgili örnek cümleler kur.

2) Hergün kendine kelime ezberleme hedefi koy, yalnız aşırıya gitme öğrenemezsin. Örneğin, günde 10 kelime.

3) İyi bir gramer kitabın olsun. Zamanları bütün kişi zamirlerine göre tablo şeklinde yaz, öğren.

4) Kısa okuma parçaları oku.

5) Elindeki kaynakları değerlendir. Eğer elinde ingilizce seti varsa. Telafuz çalışmaya gayret göster. Doğru söylenişlere dikkat et.

6) Hangi kelimeler hangi cümlelerde kullanılıyor öğren.7) Postit kullanmaya özen göster. Bu tür materyaller çalışma tekniğini geliştirir.

Bunların dışında sende kendine göre teknikler geliştirebilirsin, ama elinden geliyorsa mutlaka yurtdışına çık. Unutma olumsuzluk yok. Bu tür yorumlara kulak tıka. Onlar başaramadıysa sen başarırısın. Yeter ki kendine güven. Şu an aklıma gelenler bunlar. Yeni şeyler keşfettikçe bloğuma ekleyeceğim.

Umarım bu bilgilerle herkese ışık tutmuşumdur.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND