Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Amelelikten ceo’luğa inanılmaz yükselişin öyküsü.

Kasım Terzioğlu, Adıyaman’da liseyi bitirdikten sonra inşaat ustası olan babasının yanında çalışmaya başladı. Daha sonra 5 arkadaşıyla birlikte iş bulma umuduyla Adıyaman’dan İzmir’e göç edip, bir inşaatta çalışmaya başladı. Çalıştığı inşaat daha sonra genel müdür yardımcısı olacağı Pizza Pizza’nın inşaatıydı. İnşaat bittiğinde firmanın sahibi ona, fabrikada hamur bölümünde çalışmayı teklif edince, harç karan elleri hamur karmaya başladı. O şimdi 143 şubeli Pizza Pizza’nın genel müdür yardımcısı. Terzioğlu, başarısının sırrını çalışkan, dürüst ve efendi kişiliğine bağlıyor.

Önce harç sonra hamur kardı genel müdür yardımcısı oldu

10 Ocak 2009

Kasım Terzioğlu, Adıyaman’da liseyi bitirdikten sonra inşaat ustası olan babasının yanında çalışmaya başladı. Daha sonra 5 arkadaşıyla birlikte iş bulma umuduyla Adıyaman’dan İzmir’e göç edip, bir inşaatta çalışmaya başladı. Çalıştığı inşaat daha sonra genel müdür yardımcısı olacağı Pizza Pizza’nın inşaatıydı. İnşaat bittiğinde firmanın sahibi ona, fabrikada hamur bölümünde çalışmayı teklif edince, harç karan elleri hamur karmaya başladı. Fabrikanın her kademesinde çalıştı, her metrekaresinde onun alın teri var. O şimdi 143 şubeli Pizza Pizza’nın genel müdür yardımcısı. Terzioğlu, başarısının sırrını çalışkan, dürüst ve efendi kişiliğine bağlıyor.

Kasım Terzioğlu (29) 143 şubesi olan İzmir merkezli Pizza Pizza restoranlarının Genel Müdür Yardımcısı. Adıyamanlı bir inşaat ustasının oğlu. Kendisi de, liseyi bitirdikten sonra, hayata inşaat işçisi olarak başlamış. Memleketlerinde iş imkanı sınırlı olduğu için 5 arkadaş bir maceraya atılmışlar ve büyük bir şehre, İzmir’e iş aramaya gitmişler. İzmir Torbalı’da bir büyük inşaatta iş bulmuşlar. İnşa ettikleri tesisin fabrika olduğunu biliyorlarmış ama, ne fabrikası olduğunu sonradan öğrenmişler. İnşa ettikleri Pizza Pizza’nın üretim tesisleri imiş. İnşaat bir sene sürmüş. Bu arada, Pizza Pizza’nın sahibi Abbas Türker, sık sık fabrikaya gidip işlerin nasıl gittiğini soruyor, inşaatta çalışanlarla da sohbet ediyormuş. Kasım Terzioğlu’nu da bu şekilde tanımış.

1999 yılında inşaat bitip de müteahhitten ücretini alamayınca, bir umut belki müteahhiti bulurum diye sormak üzere tesisin yolunun tuttan Terzioğlu, bu ziyaretinden yeni bir iş teklifiyle dönmüş. Pizza Pizza’nın sahibi Abbas Türker, ona tesisin hamur bölümünde çalışmasını teklif etmiş.

Kasım Terzioğlu, nasıl böyle bir iş teklifi aldığını şöyle anlatıyor: “Ben inşaatta çalıştığım zamanlarda Abbas Bey beni gördü, keşfetti, hissetti. İnşaat bir yıl sürdü, Abbas Bey bu sürede hep gidip gelirdi yanımıza, hafta sonları, akşamları, inşaatı kontrol ediyordu, hep ne aşamada olduğumuzu, ne zaman biteceğini, nasıl gittiğini sorardı. Abbas Bey bizi biliyordu, bitince gel burada çalış derdi hep. O gün hamurda çalış deyince ’ben hamuru hiç görmedim, bilmem, ben hamuru sadece annemden bilirim’ dedim. Hayır yaparsın, dedi, ben de böylece asgari ücretle hamur bölümünde çalışmaya başladım. Çalışkanlığımdan, kişiğimden, dürüstlüğümden, efendiliğimden dolayı beni tercih etti.”

Hamur bölümünde 4 kişi çalışıyordu, Kasım Terzioğlu en küçükleriydi, orada önce kasa paketlemeyi, kasa yıkamayı, un indirip, bindirmeyi, daha sonra da hamur yapmayı öğrendi. O zaman günde 90, 100 kasa hamur çıkarılıyor, paketlenip dolaplara koyuluyor, sevkiyat müdürlerine teslim edilip sonra da bayilere sevk ediliyordu. Hamur bölümünden bir müddet çalıştıktan sonra Alsancak’taki Pizza Pizza mağazasınında mutfakta çalışmaya başladı. Burada pizza pişirmeyi öğrendi. İlkin çok zorlandı, ama işini en iyi şekilde yapabilmek için fazla mesaiye kalmaya başladı, neredeyse eve bile gitmiyor bütün günü Alsancak’taki mağazada geçiriyordu: “Çok çalışıyordum, bir an önce öğrenmek istiyordum, ne kadar çabuk öğrenirsem o kadar iyi diyordum, mesai bittikten sonra da kalıp çalışıyordum. Eve gitmiyordum. O dönemde 60, 90 tepsi açıyorduk, 60’ını kendim açıyordum sabahları.” Terzioğlu askerlik dönüşü tekrar hamur bölümüne geçti, 2001 yılında ise depoda çalışmaya başladı. Gelen malları indiriyor, yüklüyor, depo temizliği yapıyorlardı. Yerine usta yetiştirdikten sonra sevkiyatta çalışmaya başlayan Terzioğlu, 2003 yılında bir gün işe geldiğinde görevinin değiştiğini öğrendi: Sevkıyat sorumlusu olmuştu. “Başarılı çalışmamın azmini gördü Abbas Bey. O patrondan ziyade bir abi, bir baba gibi, insanların içinden yetişmiş, çalışmanın ne demek olduğunu çok iyi bilen bir kişi.”

Her metrekarede alın teri var

Sevkiyat sorumlusu olduğunda bayilerden gelen siparişleri almakla yükümlü oldu. Bu işi de başarılı bir şekilde yürüttü ve ardından satın alma bölümüne geçti; yaklaşık 5 yıl satınalma ve sevkiyat sorumlusu olarak çalıştıktan sonra patronuna çıkıp bayii sahibi olmak istediğini, kendi işini yapmak istediğini söyledi. Torbalı’daki Kipa Alışveriş Merkezi’ndeki Pizza Pizza’nın bayiliğini aldı. 2007 yılı sonunda işi bırakıp, sadece pizza dükkanıyla ilgilenmeyi planlıyordu ama önce yerine birini yetiştirmesi gerekiyordu. Bu arada görevine devam etti ve Pizza Pizza bünyesindeki arkadaşları da dükkana baktılar: “Çünkü görevim ve sorumluluklarım zordu, bırakamıyordum, güvenilir kişi bulmak zordu. Ben de bir an önce yerime birini yetiştirip, dükkanımın başına geçmek istiyordum. Tam sevkiyatı bıraktıktan sonra kendi işyerimin hayalini kurarken Abbas Bey bana, önümün açık olduğunu, 36 metrekare bu dükkanın bana az geleceğini söyledi ve beni operasyon departmanına aldırdı.”

Ve Genel Müdür Yardımcılığı

Operasyon departmanında bayilerin kalitesinden, denetiminden, pizzanın kalitesinden sorumlu oldu. 5-6 ay operasyonda görev yaptıktan sonra 17 Temmuz 2008 yılında Pizza Pizza Yönetim Kurulu Başkanı Abbas Türker tarafından 143 şubeli Pizza Pizza restoranlarının Genel Müdür Yardımcılığı’na atandı. Bu onun için tam bir sürpriz oldu. Kendi işinin başına geçmenin hevesi içindeyken böyle bir işin ona sunulması çok hoşuna gitti; bu durumda da Pizza Pizza’nın en genç bayi sahibi ve en genç genel müdür yardımcısı oldu. “O an büyük bir zincirin, yüzde 100 Türk olan bir firmanın büyük bir yükünü almanın gururunu yaşadım” diye anlatıyor duygularını: “Bizim şirkette çalışan herkesin önünün açık olduğunu anladım, bunun da örnekleri var, birinci örneği benim, benim dışımda örneğin şoförlükten sevkiyat sorumluluğuna gelen arkadaşlarım, şoförlükten depoculuğa gelenler, çaycılıktan aşçılığa, garsonluktan şube müdürlüğüne gelenler var. Sürekli böyle bir yapılanma söz konusu, bu da Abbas Bey’in insanlara vermiş olduğu değerden geliyor.”

Herkes pizza yapmayı bilecek

Pizza Pizza’nın Kerkük doğumlu sahibi Abbas Türker, İzmir’e eğitim amaçlı gelmiş, ortaokulu okuduktan sonra şartlar nedeniyle okuyamamış ve yurt dışına çıkmış bir patron. 1985’te Kanada’ya gitmiş, orada pek çok işte çalışmış, alttan yetişmiş. Kanada’da kendi pizza restoranını açmış ve 1995’te tekrar İzmir’e gelmiş. O nedenle Kasım Terzioğlu, patronunun çalışkan insanlara hak ettikleri değeri verdiğini söylüyor: “Fabrikada herkes her işi bilmek zorunda. Herkes pizza pişirmeyi bilir örneğin. Muhasebenin de denetleyen kişinin de pizzayla ilgili bilgisi olmalı.” Kasım Terzioğlu, Pizza Pizza’da bulunduğu sürede güvenlikte de çalışmış, şoförlük de yapmış. Hatta sevkiyatta çalışırken fabrika binasına ek bina yapılırken inşaatı da denetlemiş. Yani Pizza Pizza’nın her metrekaresinde onun alın teri var.

İnşatta çalışırken hayalim yoktu

Kasım Terzioğlu’nun inşatta çalıştığı günlerde hiç bir hayali yoktu: “Önce yapıyı yapıyorsunuz, çatıyı oluşturduktan sonra içerisine gidip hamur karıyorsunuz, üretim yapıyorsunuz çok farklı bir duygu. İnşattan gelip Türkiye’nin en büyük Türk firmasının başına geçeceğimi hiç düşünmezdim. Ama çalıştığım dönemler Abbas Bey, bana her zaman bir gün bu şirketin başına geleceğimi söylüyordu.” Kasım Terzioğlu, Pizza Pizza’nın şu anda 44 ilde 143 şubesi olan restoranlarından sorumlu. Türkiye genelinde 1.700 kişiye istihdam sağlayan Pizza Pizza’nın fabrikasında ise 150 kişi çalışıyor. Terzioğlu, Pizza Pizza’nın 2010 hedefi 250 şube, 3 yıllık hedefi 300 şube, İstanbul için hedefleri ise 5 yılda 100 şubeye ulaşmak olduğunu söylüyor.

4 yıldır evli olan ve 2.5 yaşında bir oğlu olan Terzioğlu, haftanın 5 günü çalışıyor ama boş zamanlarını da şube ziyaretleri yaparak geçiriyor. Ona bugünlere gelirken kendini nasıl yetiştirdiğini soruyoruz. O, bu soruyu “Buraya gelmem bir tesadüf değil, tamamiyle çalışmamın, başarımın azmi, tüm standartları bilmemin, yaşamamın sonucu. Buraya gelmemdeki en önemli neden, çalışkan, dürüst ve güvenilir olmam” diyerek yanıtlıyor.

İlk pizzasını 19 yaşında yedi

Kasım Terzioğlu’nu Pizza Pizza’nın inşatında çalışırken gösteren bu fotoğrafı patronu çekti. Terzioğlu hayatında ilk pizzayı da yine patronu sayesinde 1998’de tatmış oldu.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND