Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Amelelik yaparak okudu, şimdi rektör koltuğunda

Anne babası okuma yazma bilmeyen bir çocuk olarak ya onların izinden gidecekti, ya da kendine yeni bir yol açacaktı. O, az gidilmiş yolu seçti. Amelelik yaparak üniversiteyi bitirdi, gün geldi akademik kariyerin zirvesibe çıktı. İşte Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şenay Yalçın’ın başarı öyküsü…

prof. dr. şenay yalçın, başarı hikayesi, bahçeşehir üniversitesi rektörü, azmin zaferi hikayesi

Anne babası okuma yazma bilmeyen bir çocuk olarak ya onların izinden gidecekti, ya da kendine yeni bir yol açacaktı. O, az gidilmiş yolu seçti. Amelelik yaparak üniversiteyi bitirdi, gün geldi akademik kariyerin zirvesine çıktı. İşte Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şenay Yalçın’ın başarı öyküsü…

İNŞAATLARDA ÇALIŞARAK OKUDU, ŞİMDİ REKTÖR KOLTUĞUNDA

Anne babası okuma yazma bilmeyen, yazları tarlada ve inşaatlarda amelelik yaparak harçlık çıkaran Prof. Dr. Şenay Yalçın, bugün akademik kariyerin doruğunda.

Erzurum’un Olur ilçesine bağlı Karacasu Köyü’nde çıtalarla çatısı oluşturulan saman ve çamurla arası doldurulan tek göz odada 1953 yılında dünyaya geldiğinde kaderi kardeşlerinden pek de farklı görünmüyordu. Şenay Yalçın, okuma yazma bilmeyen anne babanın 11 çocuğundan hayatta kalan 6’ncısı olarak Yalçın ailesine katıldı. Doğduğu andan itibaren ağabey ve ablalarından farklı, meraklı ve haylazdı. Babası da işte bu nedenle onu daha 6 yaşındayken 180 haneli köyde imam amcasının gayreti ile açılan okula giden abla ve ağabeyinin yanına kattı. Şenay Yalçın, ortaokul mezunu eğitmen Sabri Çelik’in üç sınıfı birden okuttuğu sınıfta hevesle yerini aldı. Annesinin diktiği siyah çuvalın içine her sabah fasulye taneleri ve kibrit çöpüne benzer çubukları atıp, karla kaplı okul yolunda zıplaya zıplaya gidip geldi. Sıralara sığmayan fasülye ve çöplerle sınıftaki ağabey ve ablaları gibi yere serperek harfleri yazdı. Çünkü yazacak ne kalemi, ne de defteri vardı. Okula başlar başlamaz okuma yazmayı öğrendi. Daha çok öğrenmek, yazmak istiyordu. Sınıfında birkaç kişide bulunan kalem ve defterden birine sahip olmak en büyük hayaliydi. Ne sıhhiyeciden aldığı iğne içindeki plastikten yapılan silgisi, ne de abi ve ablasının silerek yeniden yazmaya başladığı defteri onu mutlu ediyordu. Yepyeni defterlere, kitapları çantasına doldurmak istiyordu.

Kendi deyimiyle “şeytana uyduğu” bir anda annesinin sandığında karşısına çıkan 2 lirayı aldığı gibi okula koştu. Alfabe ve okuma kitabı aldı. Daha sonra da bakkalda yepyeni defter ve kalemlere kalan parasını saydı. Cebinde kalan birkaç kuruşla da uzun zamandır göz diktiği birkaç kuru üzüme harcadı. Ama, suçlulukla karışık bu mutluluğu uzun sürdmedi. Hayatının ilk ve son hırsızlığında yakayı ele verdi. Babası okul malzemesi aldığı için sesini pek çıkarmadı.

Okuma yazması olmayan, hayvancılıkla geçinen.. bey oğlundaki okuma hırsını görüyor, içten içe mutlu oluyordu. Ne kendisi, ne de eşi tek harfi tanımıyordu ne de olsa. Resmi bir yere yazı yazılacaksa orman memurunu bulup, ona yazdırıyor, gelen mektupları da onlara okutuyordu. Gerçi çocukları da artık öğrenmişlerdi ama memurlar herşeyin iyisini bilirdi ne de olsa.
Yine de oğluyla içten içe gurur duyuyordu. Eğitmen de Şenay’daki bu okuma hırsını görmüş, başarısı karşısında 2’inci sınıfı okutmamış, doğrudan 3’üncü sınıfa geçirmişti. Bu ilk üç sınıfı bitirince yedeksubay olarak öğretmenlik yapan İsmet İntepe’nin sınıfına geçti Şenay. İstanbullu İsmet öğretmen, öğrencilerine İstanbul’dan, Dolmabahçe’den, Boğazdan söz eder, onları hayal dünyasına götürürdü. O da Şenay’dan çok memnundu, sık sık babasına, “Verin bu çocuğu İstanbul’a götüreyim, çok başarılı” derdi.

Gerçek öğretmenle hiç karşılaşmadı
O zaman ne ilçede ortaokul, ne de lise vardı. Şenay’ın kaderi kardeşlerine benzemeyecekti. Köyde herkesin durumu aynıydı. Yaşayacak kadar tarlada ekinleri alıyor, ihtiyacı olana da gizlice yardım yapılıyordu. Geceleri sessizce kapı önlerine erzaklar bırakılır, kapı çalınır, yardımı yapan kimse gecenin sessizliğinde kaybolurdu. Kimse kimseyi yaptığı iyilikle ezmezdi. Şenay, ilkokulu bitirmesine az kala öğretmen okuluna gitmeyi kafasına koydu. Tam o sırada Naci Kılıç öğretmen karşısına çıktı. Naci Hoca, Şenay’ı Erzurum’daki Öğretmen Okulu’nun sınavlarına bir ay boyunca hazırladı. Şenay, beşinci sınıfı bitirdiğinde ilk kez köyden çıkmış, uzaktan ışıl ışıl parlayan elektriği olan Oltu’yu görebilmişti. Yazılı sınavın ardından, sözlü sınavı da geçti. Listede “Şenay Yalçın” en üst sıradaydı. Kazanmasına kazanmıştı Erzurum Yavuz Selim Öğretmen Okulu’nu. Ama oraya gidecek yol parası yoktu. Babası ablasının yaptığı elde yapılan keçe kilimi Orman Bakım memuruna sattı, aldığı parayla oğlunu alıp o zamanki adıyla Pulur Köy Enstitüsü, bugünkü adıyla Yavuz Selim İlköğretim Okulu’na götürdü.

Orada tekrar sınava girdi. Kararlıydı, burada okuyacak, büyük adam olacaktı. Bu düşüncelerle sınav salonuna ilerlerken babası arkasından bildiği tüm duaları edip, okuyup üflüyordu. Sonuçlar belli olduğunda Oltu’da birinci sırada kazanan tek kişi oldu Şenay. Yıl 1964’tü. 10 yaşında sınıfın maskotu, ufak tefek Şenay okulun en sevilenleri arasına girdi. Hayallerine adım adım yaklaşıyordu. Ne Erzurum’un soğuğu, ne annesinden ayrı kalması içine işliyordu. Altlı üstlü ranzaların olduğu barakadaki kapının bir gün açık kalıp, bütün karın üstüne yağması da onu okuma yolunda caydırmadı.

78 kişinin kaldığı barakada kimi zaman yanan kömür sobası, kimi zaman arkadaşlarının sıcaklığı ile ısınıyordu. Annesinin ördüğü yün çorapların üzerine pijaması, onun üstüne de okulun verdiği eşofmanla geceyi üşümeden geçiriyordu. Hırslı olduğu kadar çalışkandı. Bazen anlamadığı konuları yatağında ışıklar kapatıldığı için battaniyesini başına geçirip, el feneriyle tekrar eder, o da yetmediği zaman sabah erkenden uyanır, dışarı çıkıp, bağıra bağıra okuma yapardı.

Her sabah arkadaşlarıyla sınıflarını birlikte temizler, sobayı yakarlardı. Yemekleri dağıttıktan sonra, masaları kurup, bulaşıkhaneye tabaları el birliği ile götürürlerdi. Hayvancılık, arıcılık, emek yapma, pancar biçme, ürünleri saklama gibi birçok konuda köy çocukları olarak eğitim alırlardı.
Birincilikle buradan mezun olunca yükseköğretmen okulu için seçildi. Kur’ada İzmir şansına düştü. 18 dersin 16’sı 10 üzerinden 10 olunca yanına gelen her hoca, kendi branşını seçmesi konusunda telkinde bulundu. Resim ve müzikle arası pek de iyi değildi.

Şenay kararını verdi. Posta trenine bindiği gibi 16 yaşında bugün Ege Üniversitesi olarak bilinen Yükseköğretmen Okulu’na doğru yola çıktı. Yol parasını dayısı vermiş, ilk takım elbiseyle burada giymişti. Hem burada okuyup, hem de üniversite sınavlarına girecekti. Bir dershane yayınını beş arkadaş alarak aralarında değiştirerek çalıştılar. Sınav sonunda istediği okula girme şansını elde etti. En büyük amacı cerrah olmaktı, ama öğretmen okulu parasını ödemesi gerekiyordu. Yani devletin ona verdiği parayı, bu kez geri ödemesi şartıyla istediği okula gidecekti. Ya da öğretmen olup 15 yıl hizmet edip, kendisini okutan devlete hizmet edecekti. İkinci şıkkı seçmek zorunda kaldı. Babasının orman memuruna yazdırdığı mektupta “Git, oku öğretmen ol” telkinine uydu.

Şenay Yalçın, hem yükseköğretmen okulunda devam etti, hem de Ege Üniversitesi Fen Fakültesi’nde matematik ve fizik bölümünü bitirdi.

“Madem doktor olamadım, öğretim üyesi olacağım” diyerek tercihini yaptı. Birincilikle iki okuldan mezun oldu. Ancak, mecburi hizmeti yapmak zorundaydı. Asistan olarak kazanamadı. İlk tayini Malatya Atatürk Lisesi’ne çıktı. 21 yaşında lise öğretmeni olarak sınıfa girdiğinde okulun en genç öğretmeni oldu.

Askeri yıllar
Sağcının solcuyu vurduğu, günde 20 kişinin yaşamını yitirdiği bu dönemde Genelkurmay Başkanlığı’na yaptığı başvuru sonucunu postacı getirdi. Hava Kuvvetleri’ne atanmıştı. 1979’dan 1995’e kadar burada çalıştı.

Ancak, akademik kariyer yapamıyordu. İşte o sırada Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Enver Yücel’le yolları kesişti. Kolejlerin oluşturulması, ardından üniversitenin kurulması sırasında destek oldu.

Bu arada yurdışında çalışmalar yaptı. 2000 yılında profesör oldu. Bahçeşehir Üniversitesi bölüm başkanlığı, dekan yardımcılı, fen edebiyat fakültesi dekanlığı, ardından mühendislik bilimleri dekanlığı ve 2007’de rektör yardımcılığı yaptı.

Birçok üniversitenin kuruluşunda kurucu rektör oldu. 2011 Temmuz ayında Bahçeşehir Üniversitesi’nde rektörlük koltuğuna oturdu.

Her anımda mutlu olmaya çalıştım
Yaşamın her safhasında mutlu olmayı becerebildim. Bu olmadı diye kendimi mutsuz hissetmedim, perişan olmadım. Hiç geriye bakmadım. Mevcut şartlarda en iyi olmaya çalıştım. Paylaşmayı seviyorum. Ailemizde kız çocuklarından kim üniversiteyi kazanırsa ona burs veriyorum. Kızların okuması çok önemli.

Büyük kızım hayalimdeki tıbbı seçti
Üniversitede asistanken eşim Elif’le tanıştım. Sonra evlendim. Üç kızım oldu. Büyük kızım benim hayalim olan doktorluğu seçti. Çocuklarıma meslek telkini yapmam. O ortamı sağlarım, onlar karar verir. Ailenin etkisiyle seçim yapıp, mutsuz olan insanlar çok gördüm. Diğer kızlarım radyolog ve elektronik mühendisi.

Boykotlarda amelelik yapardım

Anne babanız rektörlüğünüzü gördü mü?
Annem 99 yaşında. Babam 1992’de vefat etti. Ben o zaman binbaşıydım. Benimle hep gurur duyuyorlardı.

Yazları çalışarak mı okudunuz?
Anarşi dönemlerinde okulda çok boykot olurdu. O zamanlar üniversitenin yanında inşaat binalarında harç çeker, amelelik yapardım. Başka imkanım yoktu. Bazen de dershanelerde cumartesi-pazar etüd öğretmenliği yapardım. Yazları da köye gittiğimiz ilk günden, döneceğim geceye kadar tarlada çayırda çalışırdım. Ellerim nasır bağlardı.

Bu koşullardan, rektörlük koltuğuna geldiniz.
Hayatımda hep manevi tatmin aradım. Benim okumama vesile olan devlete karşı hep borcum olduğumu hissettim. Rektörlük koltuğuna oturunca özel bir zevk duymadım. Sorumluluk fazla. Bir akademisyenin gelebileceği en üst nokta. Daha çok kişiye hizmet vereceğim.

Kaynak: www.kadinlarkulubu.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

İK bütçesi nasıl oluşturulur?

Manşet, insan kaynakları bütçesi, insan kaynakları, bütçe

İK bütçesi nedir? Nasıl hesaplanır? Bütçe oluşturulurken hangi adımları takip etmek gerekir? İşte yanıtı…

Personel maliyet bütçesi hazırlarken nelere dikkat edilmeli?

Dışarıdan bakıldığında insan kaynakları personeli sadece işe alım yapan ya da özel günlerde masanıza hediye bırakan kişiler gibi görülse de aslında çok daha önemli görevleri vardır. O görevlerden biri de personel maliyet bütçesi hazırlamaktır.

Personel maliyet bütçesi adından da anlaşılacağı üzere çalışanların bordro maliyetleri dahil tüm masraf kalemlerinin yer aldığı belgedir. Çalışanlarınızın masraflarını sıralamak kolay bir iş gibi görünebilir. Ancak bulunduğunuz sektör, çalışana önereceğiniz rol, şirketinizin konumu, çalışana ödemek istediğiniz ya da ödemekle yükümlü olduğunuz ek faydalar gibi pek çok değişkeni göz önünde bulundurmanız gerekir. Bu karmaşık süreci sizin için tamamlayacak bir insan kaynakları departmanınız varsa endişelenmenize gerek yok, ama bu planlamayı yapması gereken sizseniz o zaman bir işletme sahibi olarak üzerinizde zorlu bir görev daha var demektir. Bu noktada personel maliyet bütçesi hakkında dikkat etmeniz gerekenleri birlikte inceleyelim.

Personel Bütçesi Kalemlerinizi Belirleyin

Bordro maliyetleri: Bordro kalemi çalışanların brüt ücretini ve SGK’ya ödediğiniz primleri kapsar. Bütçenizde yer alacak bordro maliyeti bunlar ile sınırlı kalmaz. Maaş dışında çalışanlarınıza ödediğiniz:

• Mesailer,

• Ödenekler,

• Prim, ikramiye, yol ve yemek yardımı, kira ve yakacak yardımı, bayram paketi, erzak yardımı ve benzeri yan haklar,

• Şirket uygulamalarınızda yer alıyorsa çalışanlar için yaptıracağınız özel sigortalar da bordro maliyetinde göz önünde bulundurulması gereken kalemlerdir.

İzin süreleri: Bütçenizde çalışanların hak ettiği yıllık izin, ölüm izni, doğum izni gibi izin sürelerinin de maliyet kalemi olarak yer alması gerekir. 4857 sayılı İş Kanunu gereğince çalışanların hak ettiği yıllık izinlerin, bulunduğunuz cari yıl içinde kullanılması ve bir sonraki yıla devredilmemesi gerekir. Ancak uygulamaya geçtiğimizde durum farklılık gösterir. Çalışanların kullanmadığı izinler bir sonraki yıla devredilmekte ya da kullanılmayan izin günlerinin ücreti çalışana ödenmektedir. Siz de bu ücreti çalışanlarınıza ödüyorsanız bu tutara maliyetinizde bütçe kalemi olarak yer vermelisiniz.

Tazminat tutarları: Çalışanların işten ayrılması durumunda ödenecek kıdem ve ihbar tazminatlarının da çalışanların kıdemlerine göre hesaplanması ve bütçeye eklenmesi gerekir.

Eğitimler: Çalışanlarınızı göndereceğiniz seminer ya da eğitim programları varsa bunlar da bütçenizde iki farklı maliyet kalemi oluşturacaktır. İlki kişi ilgili günlerde iş yapamayacağı için doğan iş gücü kaybının bordro maliyetidir. Seminer ya da eğitimin ücretleri, konaklama, yemek ve ulaşım gibi maliyetlerin toplamı da ikinci maliyet kalemidir.

Donanımlar: Çalışanlara tahsis edilen cep telefonu, tablet, bilgisayar ya da araba gibi haklara da personel maliyet bütçenizde muhakkak yer verin.

Sabit ve değişken maliyetleri göz önünde bulundurun

Bütçenizi hazırlarken dikkat etmeniz gereken noktalardan biri de bazı maliyetlerinizin sabit, bazılarının ise değişken olmasıdır. Sabit maliyetleriniz, aylık düzenli olarak ödediğiniz ve tutarı değişmeyen kalemlerdir. Her ay ödediğiniz maaş, SGK primleri ve bunlardan doğan vergiler tutarı belli olan sabit maliyetlerdir. Çalışan sayınız değişmediği müddetçe de bu kalem değişiklik göstermez. Aylık cironuza göre satış ekibinize ödeyeceğiniz primler, iş günü sayısına göre ödenen yemek ücretleri de her ay farklılık gösterdiği için bütçenizde değişken maliyetler olarak yer alabilir.

Bütçenizi hazırlarken bu noktaları da ihmal etmeyin

• Geçici personel işe alıyorsanız, bu personelin maliyetini de bütçenize eklemeyi ihmal etmeyin.

• İşe alım ve mülakat sürecinizin de bir maliyeti var ise bunları da bütçenize dahil edin.

• Asgari ücret, AGİ ve vergi yüzdelerinde gerçekleşen olası değişiklikleri de bütçenizi hazırlarken göz önünde bulundurun.

• Şirketiniz için önemli bilgiler yer aldığından personel maliyet bütçenizi şifre ile koruyun ve sadece güvendiğiniz kişilere erişim izni verin.

• Hazırladığınız bütçenin tutarlılığını mutlaka ölçün. Gerçekte harcanan rakamlar ile bütçenizde öngördüğünüz rakamlar arasında dengeyi bulmak şirketinizde bütçeleme konusuna daha fazla önem verilmesini sağlayacak ve emekleriniz boşa gitmeyecektir.

Personel maliyet bütçesini nasıl hazırlayacaksınız?

Excel üzerinde departmanlara göre personel sayısı, norm kadro planlamanız ve personelinizin maliyetine detaylı olarak yer verip, formüller yardımı ile hesaplamalarınızı yapabilirsiniz. Ancak bu işe ayıracak vaktiniz ya da insan kaynakları bilginiz yoksa süreç sancılı bir hale gelebilir.

Bütçeniz olmadan ilerleseniz de gelecekte yapacağınız harcamaları planlayamazsınız. Bu nedenle personel maliyeti bütçesi hazırlama konusunda bir dış kaynaktan yardım almak sizin için faydalı olacaktır. @WRK İnsan Kaynakları, personel maliyet bütçesi hazırlama konusundaki deneyimleri ile şirketinize en uygun danışmanlık hizmetini sunacaktır.

Yazar: Evren Süer
Kaynak: www.medium.com

Okumaya devam et

MAKALE

Doğru adayı doğru işle buluşturmak

seçme ve yerleştirme, mülakat, Manşet, iş hayatı, insan kaynakları

Şirketleri rekabette bir adım önde tutan temel kaynaklardan birisi de yüksek performans sergileme potansiyeli olan insanlarla çalışma fırsatını yakalamaktır. Peki, seçme ve yerleştirme sürecini nasıl daha etkili hale getirebiliriz? İşte sizler için hazırlanmış 10 öneri…

10 maddede etkili seçme ve yerleştirme süreci

Doğru adayı doğru işle buluşturmak İK uzmanlarının öncelikli görevi. “Seçme ve yerleştirme sürecini nasıl daha etkili hale getirebilirim?” diye merak ediyorsanız, İK danışmanı ve eğitmen Tuğba Kaplan’ın size önerileri var…

Seçme–yerleştirme süreci sonunda anlaşılan ve işe başlayan her yeni çalışanın (çalıştığı pozisyonun gerektirdiği tüm teknik beceriye sahip olsa dahi) kuruma ve iş işleyişine alışması en az 3 ay sürer. Bu demektir ki anlaşılan ve işe başlayan yeni çalışanların kurumdan ayrılmaları durumunda pozisyon en iyi ihtimalle hemen doldurulsa da yeni adaydan verim almak için en az 3 ay beklemeniz gerekir. Bu nedenle seçme–yerleştirme sürecinin her aşamasında oldukça dikkatli ve titiz olmakta fayda var.

Etkili bir seçme – yerleştirme süreci için dikkat etmemiz gereken konular aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  1. Adaylara ulaşmak amacıyla ilan açacaksanız, ilan içeriği oldukça önemlidir. Aranan özellikler bölümüne, o işi yapmak için gerekli olan minimum yetkinlikler yazılmalıdır. İlk etapta ne kadar çok adaya ulaşırsanız o kadar iyi olacağından buradaki “minimum” kısmı önemlidir.
  2. Gelen başvurular arasında yetkinlik beklentilerinizi ve ikamet, yaş vb. kriterlerinizi karşılayan tüm adaylarla ön görüşme yapmalısınız. Daha önceki dönemlerde ön görüşmeler sadece yüz yüze yapılırken, teknolojinin etkisiyle günümüzde dijital ortamlarda da yapılabilmektedir.
  3. Yüz yüze görüşeceğiniz adaylara mutlaka görüşme günü, saati, yeri gibi bilgileri önceden iletmelisiniz. Ayrıca görüşmeleri yapacağınız gün için kendi takviminizi de ayarlamalı, adayları bekletmemeli, çok önemli bir sorun olmadığı sürece görüşme saatlerini son anda değiştirmemelisiniz.
  4. Görüşme öncesinde görüşeceğiniz adayın özgeçmişini gözden geçirmeniz önemlidir. Böylece sizin için önemli olabilecek kısımları unutmamış ve atlamamış olursunuz.
  5. Görüşme esnasında adayın beden dilini gözlemlemenizde de fayda var. Fakat bunu “Burnunu kaşıdı, kesin yalan söylüyor” gibi direkt kesin yargılarla sonuçlandırmak sizi yanıltabilir.
  6. Sorularınızı doğru seçmeli ve yapılandırmalısınız. Pozisyonun gerektirdikleri ya da iş işleyişi ile ilgili olmayan sorular sormamalısınız. Ayrıca adayın cevap vermek istemeyebileceği ya da özel yaşamıyla ilgili sorular da sormamalısınız.
  7. Adayların da size sorular sorabileceğini unutmayın. Bu nedenle adaylar tarafından soru sorulduysa aktif bir şekilde dinleyin ve net cevaplar verin. Soru sormayan adaylara da görüşmenin sonlarına doğru soruları olup olmadığını sorabilirsiniz, böylece aklına takılan soruları sormaya çekinen adayların düşüncelerini de netleştirmiş olursunuz.
  8. Seçme – yerleştirme sürecinizdeki aşamaların arasında uzun zaman boşlukları var ise, adaylara ara bilgilendirmeler yapmalısınız. Unutmayın, sizin sürecinizin arayışla devam ettiği gibi, adayların arayış süreçleri de eş zamanlı olarak devam ediyor.
  9. Seçme–yerleştirme sürecinin tüm aşamalarında adaylara nazik davranmalısınız. Örneğin; “Ben stres mülakatı yapıyorum” cümlesine sığınarak adaylara kötü ve kaba davranılmamalıdır. Zaten stres mülakatı dediğimiz kavram da bu değildir.
  10. Sürecin sonucunda mutlaka tüm adaylara olumlu ya da olumsuz dönüş yapmalısınız. Sadece olumlu olan adaya dönüş yapmak etik olmamakla birlikte, diğer adayların netleşmesini de engeller ve imajınızı oldukça olumsuz yönde etkiler.

Son olarak; seçme–yerleştirme sürecinin önemi unutulmamalı, süreç bir bütün olarak sistemli bir şekilde yürütülmelidir.

Yazar: Tuğba Kaplan / İK danışmanı ve eğitmen
Kaynak: www.kariyer.net

Okumaya devam et

MAKALE

Flört şiddeti: İlişkin güvenli değilse ne yapabilirsin?

Manşet, ilişkide şiddet, ilişki, flört şiddeti, flört

Flört şiddeti, ilişkide bir tarafın diğer taraf uyguladığı kontrolcü, müdahaleci, kısıtlayıcı, zarar verici ve yaralayıcı davranışlardır. Peki, sizce bu davranışın sebepleri nelerdir? Böyle bir durumla karşılaştığımızda ne yapmamız gerekir? İşte yanıtı…

Flört şiddeti nedir?

Sevgilin kimlerle görüştüğünü denetliyor mu? Kıskançlığı sevgisinin dışavurumu gibi mi gösteriyor? Sosyal medya hesaplarını kontrol ediyor mu?

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, flörtün yeni yeni başladığı 13-23 yaş döneminde romantik ilişkilerde yaşanan şiddete dikkat çeken ve flört şiddetine dair ipuçları veren bir rehber yayınladı.

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın rehberinde flört şiddetine ilişkin şu bilgiler paylaşılıyor:

Flört şiddeti nedir?

Flört şiddeti, sevgilinin sana karşı fiziksel, cinsel, psikolojik, sosyal ve dijital şiddet içeren davranışlarda bulunmasıdır. Sevgilin, sana karşı şiddet göstererek senin üzerinde egemenlik kurmayı, seni kontrol etmeyi ve gücünü göstermeyi hedefler. Flört şiddeti, bitmiş ya da sürmekte olan heteroseksüel ya da homoseksüel ilişkilerde ortaya çıkabilir. 

Fiziksel flört şiddeti 

Fiziksel flört şiddeti, sevgilinin senin bedenine kasıtlı olarak zarar vermesidir. Sevgilinin sana vurması, tokat atması, yumruk atması, bir eşya fırlatması, bıçak ya da silah çekmesi, seni itmesi, tekmelemesi, ısırması, saçını çekmesi fiziksel şiddet örnekleridir. 

Cinsel flört şiddeti 

Cinsel flört şiddeti, sevgilinin seni cinsel birliktelik veya yakınlık yaşamak için zorlaması, cinsellik konusunda “hayır”ı kabul etmemesidir. Sevgilinin istemediğin halde seni öpmesi ve sana dokunması, sen alkol veya madde etkisi altındayken ya da bilincin yerinde değilken seninle cinsel birliktelik kurması, cinsel birliktelik sırasında, öncesinde veya sonrasında sana karşı küçümseyici ve kaba bir tutum sergilemesi, doğum kontrol yöntemlerini kullanmaması veya senin kullanmana izin vermemesi cinsel şiddet örnekleridir. 

Psikolojik flört şiddeti 

Psikolojik flört şiddeti, sevgilinin sende korku uyandıracak, senin kendine olan güvenini ve saygını zedeleyecek biçimde konuşması ve davranmasıdır. Sevgilinin sana isim takması, bağırması, iftira, hakaret veya küfür etmesi, ne yapman ve ne giymen gerektiğini söylemesi, seni başkalarının önünde küçük düşürmesi, tehdit etmesi, kötülemesi ve ismini karalaması, suçlaması, yıkıcı bir biçimde eleştirmesi, “koruma altına alma” bahanesiyle yönlendirmesi, sırlarını başkalarına söylemesi psikolojik şiddet örnekleridir. 

Sosyal flört şiddeti 

Sosyal flört şiddeti, sevgilinin senin sosyal ilişkilerini kısıtlaması, kontrol etmesi ve senin sosyal çevrenden soyutlanmana, yalnızlaşmana neden olacak şekilde davranmasıdır. Sevgilinin ailen veya arkadaşlarınla görüşmene izin vermemesi, kimlerle arkadaş olduğunu kontrol etmesi, “namusunu koruduğunu” söyleyerek erkek arkadaşlarınla konuşmanı yasaklaması, kıskançlık yaparak sosyal ilişkilerini kısıtlamaya çalışması ve kıskançlığı sevgisinin dışavurumu gibi göstermesi, arkadaşlarına zaman ayırdığında seni suçlaması, eleştirmesi veya sana küsmesi, sürekli başkalarıyla flört edip etmediğini araştırması, toplum, aile veya okul karşısında seni “utandırmak” ya da “rezil etmekle” tehdit etmesi sosyal şiddet örnekleridir.

Dijital flört şiddeti  

Dijital flört şiddeti, sevgilinin teknolojik araçları seni kontrol etmek için kullanması, bu araçlar aracılığıyla seni tehdit etmesidir. Sevgilinin sosyal medya hesaplarının şifrelerini istemesi ve kontrol etmesi, sosyal medyada kimlerle arkadaş olabileceğine karar vermesi, resim ya da video göndermek için seni zorlaması, telefonunu veya bilgisayarını karıştırması, sürekli mesaj atması ve hızlı bir yanıt beklemesi dijital şiddet örnekleridir. 

Israrlı takip (Stalking) 

Israrlı takip, ayrıldığın ya da halen birlikte olduğun sevgilinin seni sürekli izlemesi ve takip etmesidir. Takip davranışı, sende korku uyandırmayı, sana gözdağı vermeyi ve güvencesiz hissettirmeyi hedefler. Eski sevgilinin haber vermeden veya davet edilmeden evine  ya da okuluna gelmesi, gittiğin yerlerde karşına çıkması, sürekli hediye veya çiçek alması veya göndermesi, arkadaş çevrenle iletişim kurması ve seninle ilgili bilgi almaya çalışması, senin eşyalarına zarar vermesi ısrarlı takip davranışı örnekleridir. 

İlişkin güvenli değilse ne yapabilirsin?

Sevgilinden farklı fikirlere, isteklere, önceliklere sahip olabilirsin. Her ilişkide farklılıkların ortaya çıkması, anlaşmazlıkların olması doğaldır. Önemli olan bunları nasıl çözdüğünüzdür. Eğer bir farklılık ya da anlaşmazlık karşısında herhangi bir şiddet türüyle karşılaşıyorsan, güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için şunları yapmayı deneyebilirsin: 

  • Şiddeti tanıman ve şiddet için kendini sorumlu görmemen çok önemli. Şiddetin sorumlusu sen değilsin!
  • Şiddeti normal bir davranış olarak kabul etmemen çok önemli. Aklından “bunu hak ettim”, “herkesin sevgilisi böyle davranıyor” gibi düşünceler geçebilir. Kendinden şüphe etme! Unutma, haklı şiddet yoktur!  
  • Sevgilinin, şiddeti bir problem olarak görüp görmediğini araştır. Sevgilin seninle güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için çabalıyor mu? Şiddetsiz bir ilişki kurmak için işbirliği yapıyor mu? 
  • Güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için kurallar koyarak sınırlarını koruyabilirsin. Kuralları koymak, hangi tür davranışları kabul etmeyeceğini söylemek ve bu kurallara uymadığında ondan uzaklaşmak ya da ayrılmak senin güvende olmanı sağlayacak bir adımdır. Bu sayede şiddetsiz, güvenli, eşit ilişkiler kurabilirsin. 
  • Herhangi bir şiddet türüyle karşı karşıya kalıyorsan, şiddet durmadan güvende olamazsın. Sevgilin şiddeti bir problem olarak görmüyorsa ve şiddeti durdurmak için herhangi bir adım atmıyorsa, ilişkiden uzaklaşmalısın. Onu değiştirmeye çalışma. Unutma, şiddeti durdurmak onun sorumluluğu. Eğer o şiddeti durdurmazsa, şiddet artarak devam edecektir. Kendini korumalı ve ilişkiden çıkmalısın.  
  • Sevgilinden ayrılmayı düşündüğünde “Bana çok iyi davrandığı oluyor”, “Her zaman böyle sinirli değil”, “Aslında beni çok seviyor” gibi düşüncelere kapılabilirsin. Yalnız kalmaktan korkuyor olabilirsin. Daha önce ayrılmayı deneyip onu affetmiş olabilirsin. Onun istediği gibi biri olmaya çabalıyor olabilirsin. Onunla ileride çok iyi bir ilişki kurabileceğini umut ediyor olabilirsin. Bu durumda şiddet döngüsüne girmişsin demektir. Şiddet döngüsünü tanımalısın. 
  • Yakın gördüğün, seni yargılamayacağını düşündüğün bir yetişkinden yardım isteyebilirsin. Yaşadıklarını paylaşmak ve konuşmak, seni güçlendirir. 
  • Unutma, şiddet varsa, sevgi yoktur.
Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER10 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND