Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Altın kalpli bir kariyer!

Ne kraliyet ailelerinin verdiği değerli hediyeler, ne paha biçilmez sanat koleksiyonu, ne geliştirdiği teknikler ne de aldığı ödüller… Hiçbir şey fakir bir çocuk hastasının hediyesi eski bir tahta kutunun yerini tutamadı… İşte sadece tıp alanındaki başarılarıyla değil hayata bakışıyla da herkese örnek bir Türk’ün gurur veren hikâyesi…

yüzyılın cerrahı, idealist doktorlar, afksendiyos kalangos

Ne kraliyet ailelerinin verdiği değerli hediyeler, ne paha biçilmez sanat koleksiyonu, ne geliştirdiği teknikler ne de aldığı ödüller… Hiçbir şey fakir bir çocuk hastasının hediyesi eski bir tahta kutunun yerini tutamadı… İşte sadece tıp alanındaki başarılarıyla değil hayata bakışıyla da herkese örnek bir Türk’ün gurur veren hikâyesi…

Yüzyılın en büyük kalp cerrahı!

Çocuk hastasının verdiği o tahta kutunun sırrı nedir?

Ne kraliyet ailelerinin verdiği değerli hediyeler, ne paha biçilmez sanat koleksiyonu, ne geliştirdiği teknikler ne de aldığı ödüller… Hiçbir şey fakir bir çocuk hastasının hediyesi eski bir tahta kutunun yerini tutamadı… İşte sadece tıp alanındaki başarılarıyla değil hayata bakışıyla da herkese örnek bir Türk’ün gurur veren hikâyesi…

Karşımda yüzyılın en önemli kalp cerrahlarından biri duruyor: Ordinaryus Prof. Dr. Afksendiyos Kalangos. Farklı bir hali olduğu ilk anda anlaşılıyor. Sanki etrafına ışık saçıyor. Ve heyecanı… Yaptığı işe, sanata, tarihe duyduğu heyecan hemen fark ediliyor. Mesleğinden söz ederken “Tutkumu yaşıyorum” cümlesi onun üstüne tam oturuyor. “Bu insan” diyorum kendi kendime, “doktor olmayıp başka bir iş yapsa da alanının en iyisi olurdu”. Röportajımız, Yeşilköy’de doğup büyüdüğü büyük dedesinden kalma köşkte gerçekleşiyor. Başlamak biraz zaman alıyor. Çünkü tadilatı hâlâ devam eden köşk bir müzeden farksız olunca dünyanın dört bir köşesinden toplanmış nadide sanat eserlerinin hikâyelerini dinlemek gerekiyor.

‘BEN KALP CERRAHI OLACAĞIM’

Birçok okur, Prof. Dr. Afksendiyos Kalangos’la bu röportaj sayesinde tanışacak. Ailesinin dördüncü nesil doktoru. Büyük dedesi Ksenofan Zografos Paşa, Sultan Abdülaziz zamanında saray başhekimliği yapmış. Onun oğlu da doktormuş. Sonra Prof. Dr. Kalangos’un babasına gelmiş sıra… Baba Konstantin Kalangos, iç hastalıkları uzmanlığını seçmiş. Ailede bu kadar çok doktor olunca insanın bu mesleği seçmesi kimseyi şaşırtmaz. Ama o buna daha 7 yaşında karar vermiş. Gazetede Güney Afrikalı cerrah Christiaan Barnard’ın dünyada ilk kez kalp nakli yaptığı haberini okuyunca öyle etkilenmiş ki bir sabah, traş olan babasının karşısına dikilmiş ve kararlılıkla “Ben” demiş “kalp cerrahı olacağım…” Dediğini de yapmış. Tıbbı kalp cerrahı olmak için okumuş… 

‘BABAMIN ADI YEŞİLKÖY’DE BİR SOKAĞA VERİLDİ’

“Ya olamasaydınız” diye soruyorum. Yüzüme “Bunu hiç düşünmedim” der gibi bakıyor ve “Herhalde ya diplomat olurdum ya da orkestra şefi” diyor. O, Cenevre Tıp Fakültesi Hastanesi Kalp – Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı ve Kardiyovasküler Departmanı Direktörü. Günde 4 saat uyuyan, 20 saat çalışan, mutluluğu ve kişisel tatmini yüzünden okunan biri…

Yardımseverliği babasından geliyor. Baba Konstantin Kalangos, savaş yıllarında yoksulluğu iliklerine kadar yaşamış. Paylaşmanın ve yardım etmenin manevi doyumunu da babasında görmüş. Diyor ki oğul Kalangos, “Babam bu köşkün bahçesinde haftanın 3 günü fakir hastaları bedava muayene ettiği için bahçemiz hastalarla dolar taşardı. Bununla da yetinmez, bu insanların ceplerine ilaç alacak para koyardı. Ablamla ben, “Baba neden bir de para veriyorsun” diye sorunca “Paraları yoksa nasıl ilaç alacaklar, teşhisi koyup göndermek yetmez” deyip bizi azarlardı.

TAHTA KUTUNUN SIRRI

Prof. Dr. Afksendiyos Kalangos, bir yandan cumhurbaşkanlarını, bakanları, dünyaca ünlü sanatçıları ameliyat ederken diğer taraftan 15 yıl önce kurduğu “Hearts For All” adlı dernek ile Eritre’den Madagaskar’a, Kamerun’dan Azerbaycan’a az gelişmiş ülkelerde kalp kapak ameliyatı bekleyen çocukların operasyonlarını ücretsiz yapıyor.

Bununla da yetinmiyor ve topladığı yardımlarla bu ülkelerin önde gelen cerrah ve sağlık personelini Cenevre’de eğitiyor, geri kalmış ülkelere hastaneler ve sağlık merkezleri açıyor. Bugüne kadar 12 bin çocuğu bu yolla yaşama döndüren Kalangos’a sorun bakalım, “Bugünkü konumu mu, Nobel adaylıkları mı, yoksa kurduğu dernek aracılığıyla yaşama döndürdüğü minik kalpler mi kendisini daha fazla mutlu ediyor?
İşte sorunun yanıtı: Prof. Dr. Kalangos, 2000 yılında Gürcistan’da 8 yaşında çok fakir bir çocuğu ücretsiz ameliyat edecekken, çocuğun ailesinin bulundukları yere gelebilmek için tarla sattığını sonradan duyuyor. Küçük kıza çok riskli bir ameliyat yapılması gerekiyor. Kalangos aileye operasyonun tüm risklerini anlatıyor. Anne baba öyle çaresiz ki… 

Kızlarını İsviçre’den gelen meşhur bir cerrahın ameliyat edecek olmasını çok büyük bir şans olarak görüyor ve rıza gösteriyorlar. “Benim bile beklemediğim kadar başarılı geçen ameliyattan sonra taburcu günü gelen küçük kız ve annesi hastaneden ayrılmadan önce yanıma uğradılar” diyen Kalangos devam ediyor: “Küçük kız elinde eski bir tahta kutu tutuyordu. ‘Size verecek değerli bir şey aradım ama bulamadım. O yüzden bunu getirdim’ dedi. ‘İçine koyacak bir şeyim yoktu, onun için teşekkür duygumu gösteren binlerce öpücükle doldurdum…’ Bu beni öyle duygulandırdı ki o kutu benim en değerli varlığım oldu…” 

Şimdi Cenevre’deki çalışma masasında duran o küçük tahta kutu için Kalangos, “Her gün işe başlamadan önce bu kutuyu açarım. O kutu bana neden bu mesleği yapmam gerektiğini, yapacak daha çok işim olduğunu, dünyada 12 milyon kalp kapak hastası çocuk bulunduğunu ve okyanusta bir damla da olsa yaptığım işin önemini hatırlatıyor” diyor…

ALTIN KALPLİ BİR KARİYER

Saint Benoit Fransız Lisesi’nin ardından İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesini bitirdi. Mecburi hizmetini Giresun’da tamamladı. İhtisasına Siyami Ersek Göğüs Kalp – Damar Merkezi’nde başladı. Londra’da Imperial College’de bulundu. Paris’te 4 yıl süreyle dünyaca ünlü Fransız Cerrah Alen Carpentier’nin yanında kalp kapak tamirleri konusunda çalıştı. Ardından İsviçre’ye giderek Cenevre Tıp Fakültesi’nde görev yapmaya başladı. Sonra ABD ve ikinci Paris deneyimlerini tamamlayıp 2000 yılında Cenevre Tıp Fakültesi’nde sınavla kürsü başkanlığına atandı. 2011’deyse kardiyovasküler departmanının direktörlüğüne getirildi… 

10 bin hasta onun buluşuyla hayatta

Kalp kapak tamirlerinde geliştirdiği çok sayıda yöntemi bulunan Prof. Dr. Kalangos’ un bio-emilir kalp-kapak halkası günümüzde 10 bin hasta tarafından kullanılıyor. Bio-emilir maddeler üzerinde yaptığı çalışmalar kendisine 2 kez Nobel Tıp Ödülü adaylığını ve dünyanın en prestijli tıp ödülü sayılan Fransız Tıp Akademisi Ödülü’nü getirdi. Biyolojik kapakla ilgili yeni projeleriyse büyük bir Amerikan firmasıyla ilerleme aşamasında. “Suni akciğer” adını taşıyan projesinin damar yetersizliği olan bacaklarda, koroner arterlerde, damar ve akım yetersizliği sorunu olan hastalarda kullanılmasını hedefliyor.

700 kişilik ekibi yönetiyor

Şu anda başında olduğu kardiyovasküler departmanda 700 kişi görev yapıyor. Bunlara araştırmacıların eklenmesiyle sayı daha da artıyor. Cenevre Tıp Fakültesi’nin bütçesinin 1.1 milyar Euro olduğunu söyleyen ve bunun Afrika’daki birçok ülkenin sağlık bütçesinden fazla olduğuna dikkat çeken Kalangos, kardiyovasküler departmana verilen 267 milyon İsviçre Frankı tutarındaki bütçeyle; hem araştırma yapıyor hem hasta bakıyor hem eğitim veriyor, hem de idareciliğini hatasız şekilde sürdürmeye çalışıyor.

‘EN BÜYÜK BAĞIŞÇIM 5 MİLYON EURO VERDİ’

Prof. Dr. Kalangos, “Bugüne kadar kişi olarak en büyük bağışçınız kimdi” diye sorusuna “Bir kadın hastam 5 milyon Euro bağışladı” diyor. Bağışı yapan 89 yaşındaki kadın hastasının en büyük mutluluğunun yaptığı yardımla hayata dönen çocukların fotoğraflarını görmek olduğunu söyleyen Kalangos, yaşamı boyunca bu yardımsever kadına ameliyatını yaptığı çocukların fotoğraflarını ilettiğini söylüyor. Yapılan yardımın duyurulmaması gerktiğine inanan Kalangos, “Yardımseverlikle kariyer olmaz” diye de ekliyor.

BİR ÇOCUĞUN YAŞAMI İÇİN 2000 DOLARINIZ VAR MI?

Şimdiye kadar 12 bin çocuğun hayatta kalmasını sağlayan “Hearts For All” Derneği’nin Türkiye’deki faaliyetlerine yardımcı olmak amacıyla, 10 Nisan’da Süzer Plaza’da bulunan Art Galeri’de bir müzayede yapılacak. Müzayede de dünyaca ünlü ressam Renee Niklan’ın 20 tablosu satışa sunulacak. Tıbbi ekipler gönüllü çalıştığı ve ilaç firmaları da önemli destek sağladığından, açık kalp ameliyatı masrafları dahil bir çocuğun hayatını kurtarmak için ek olarak sadece 2 bin dolara ihtiyaç duyuluyor. Müzayededen elde edilecek gelirin dünyanın gelişmemiş ülkelerinde çok sayıda kalp hastası çocuk için umut olacağı belirtiliyor. Daha önce Clinton Fonu’ndan aldıkları 30 milyon dolarlık bağışla Vietnam’da bir eğitim merkezi oluşturduklarını belirten Kalangos, bu müzayedenin de ilgi görmesini bekliyor.

‘Dikişi çarpık çurpuk kalbi sevmem’

“İnsanın mutluluk anlayışı zamanla değişiyor” diyor Kalongos. Eskiden kendisini, yaptığı zor ameliyatların mutlu ettiğini söyleyerek bir dönem “Her doğum günümde kendime özel bir ameliyat hediye ederdim” diyor. Kalbe bakmanın, ruhunda güzel bir tabloya bakmaya benzer bir haz uyandırdığını söylüyor. Tamir edilmiş bir kalbin bile gözüne estetik görünmesi gerektiğini belirtiyor. “Dikişleri çarpuk çurpuk bir kalbi sevmemn mümkün değil” diyen Kalangos, burada da estetik düşkünlüğünü ortaya koyuyor.

‘Türkiye’yle bağımı hiç koparmadım’

Prof. Dr. Kalangos, ayda bir Türkiye’ye gelerek Bahçeşehir Üniversitesi’nde kurulacak yeni tıp fakültesinde araştırma çalışmalarını başlatacak ve ders verecek. Ayrıca Göztepe Medical Park Hastanesi ve Cenevre Tıp Fakültesi işbirliğiyle ihtiyacı olan hastalara
ameliyatlar yapmaya başlamış…

26 yılda 13 bin ameliyat

Bu zamana kadar yaptığı ameliyat sayısı için Prof. Dr. Kalangos “26 yılda 13 bin civarında” diyor. Afrika ülkelerinde yaptığı ameliyat sayısının çok daha fazla olduğunu söyleyen Kalangos, bu ülkelerde günde 5 ameliyata girdiğini belirtiyor.

Kaynak: www.haberturk.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Ülke olarak yine çok mutsuzuz!

olumlu deneyim, Manşet, küresel memnuniyet araştırması, gallup, araştırmalar

2019 yılı Küresel Memnuniyet Araştırması yayımlandı. Olumlu deneyim endeksi sıralamasında Türkiye geçen seneki gibi yine sondan dördüncü oldu. İşte raporun tüm detayları…

Gallup’un Olumlu Deneyim Endeksi’nde Türkiye sondan 4’üncü oldu

ABD merkezli Gallup araştırma şirketinin yaptığı, 2019 yılı Küresel Memnuniyet Araştırması’nda, Afganistan, vatandaşları “en az olumlu deneyim yaşayan” ülke oldu. Türkiye ise “Olumlu Deneyim Endeksi” listesinde 50 puanla sondan dördüncü sırada yer aldı.

Raporda, Türkiye’ye ilişkin paragrafta, ülkenin 18 yıldır büyümekte olan ekonomisinin “durgunluğa” girmiş olmasına da atıf yapıldı.

Yapılan araştırmada puanlama, iki farklı kategorideki sorular üzerinden yapıldı.

Buna göre, kişilere bir gün öncesine ilişkin “Olumlu Deneyimler” başlığında şu sorular soruldu:

  • Bir gün önce gülümsediniz ya da kahkaha attınız mı?
  • İyi dinlenebildiniz mi?
  • Tüm gün boyunca size saygı çerçevesinde mi davranıldı?
  • Yeni bir şey öğrendiniz mi?

“Olumsuz Deneyimler” başlığında ise bir önceki gün, “üzüntü, endişe, fiziksel acı, kızgınlık ve stres” yaşayıp yaşamadıkları soruldu.

Araştırmada “en az olumlu deneyim yaşayan ülke” olan Afganistan’da, “Bir önceki gün güldünüz mü?” sorusuna olumlu cevap verenlerin oranı yüzde 36’yla bu alanda son 12 yılın düşük oranı olarak kaydedildi.

Yunan halkı ‘en stresli’

Afrika ülkesi Çad ise vatandaşları “en çok olumsuz deneyim” yaşayan ülke oldu. Çadlılar’ın yüzde 66’sı bir gün önce fiziksel acı yaşadıklarını açıkladı.

En az negatif deneyim yaşayan ülkeler sıralamasında ise Azerbaycan, İsveç ile aynı puanda olmasına karşın birinci sırada yer aldı.

Yunanistan ise üst üste üçüncü yıl vatandaşları en stresli ülke oldu. Yunan halkının yüzde 66’sı bir gün önce stresli bir an yaşadıklarını kaydetti.

En mutlu ülkeler ise ağırlıklı olarak Güney Amerika ülkeleri arasından çıktı. Buna göre, Paraguay listenin zirvesinde yer alırken, Endonezya listenin bu bölümüne giren tek Güney Amerika dışı devlet oldu.

En Az Olumlu Deneyim Yaşayan Ülkeler:

  • Mısır 56
  • Çad 56
  • Bangladeş 56
  • Kuzey Kıbrıs 54
  • Nepal 53
  • Litvanya 51
  • Türkiye 50
  • Yemen 50
  • Belarus 48
  • Afganistan 43
Kaynak:  www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

Anlatacak çok hikâyemiz var!

romanlar, modern romanlar, Manşet, homeros, hikayeler, destanlar

İnsanların düşüncelerini şekillendirdiği ve tarihi etkilediği düşünülen eserler www.bbc.com tarafından derlendi. İşte binlerce yıl öncesine dayanan destanlardan modern romanlara kadar kuşakların düşünce tarzını etkileyen muhteşem eserler… 

Dünyayı şekillendiren hikâyeler

Binlerce yıl öncesine dayanan destanlardan modern romanlara kadar dünyanın değişmesine vesile olan ve kuşakların düşünce tarzını etkileyen eserler…

Büyük İskender genç yaştan itibaren Makedonya’nın kralı olmak üzere yetiştirilmişti. Yunanistan’ın kuzeyindeki bu küçük krallık başta Pers İmparatorluğu olmak üzere, komşularıyla sürekli savaş halindeydi. Bu nedenle savaşta ordusuna önderlik etmeyi erkenden öğrenmesi gerekiyordu.

Babası öldürüldüğünde İskender tahta geçti. Krallığın güvenliğini sağlamanın yanı sıra Pers İmparatorluğu’nu yenilgiye uğrattı, Mısır’dan Hindistan’a kadar yayılan toprakları ele geçirdi.

İskender’in elinde başka bir silahı daha vardı: Homeros’un İlyada’sı. Öğretmeni Aristoteles’in yardımıyla bu destanı ayrıntılı bir şekilde incelemişti. Seferlerine başladığında, hiçbir askeri önemi olmasa da destanda adı geçen Truva’da durmuş, oradaki sahneleri gözünde canlandırmıştı. Seferleri boyunca İlyada kitabıyla uyumuştu.

Homeros’un destanı, edebi öneminin yanı sıra, etkisi antik Yunanistan’ın kütüphanelerini ve kamp ateşlerinin çok ötesine geçen bir eser oldu. Bu eserde Yunan kültürünün düşünme ve yaşam biçimi resmediliyordu.

İlyada destanı ile İskender arasında karşılıklı bir etkileşim olmuştu. Bu destandan ilham alan İskender, Yunancanın geniş bir alanda konuşulan bir dil olmasını sağlayarak İlyada’yı dünya edebiyatının bir parçası haline getirmiş oldu. İskender’den sonraki hükümdarlar, İskenderiye ve Bergama’da kurdukları büyük kütüphanelerle Homer’in eserinin geleceğe aktarılmasını sağladı.

Hikayelerin öneminin ve etkisinin bir kitabın sayfalarının dışına taşmasına iyi bir örnektir bu. Yunan filozofu Eflatun (Plato)’ya göre, sanat insana sadece zevk vermemeli, aynı zamanda yasalara ve insan hayatına faydalı olmalı.

İlyada benzeri diğer eserlere Mezopotamya bölgesinden Gılgamış Destanı, Amerika’dan ise Mayaların Popol Vuh hikayesi gösterilebilir. Bu destanlar, nereden geliyoruz ve biz kimiz gibi sorular açısından tüm kültürlere referans oldu.

Çin edebiyatı ise Şarkılar Kitabı adıyla bilinen şiirlere dayanıyordu. Şiir yazmak ve okumak sadece şairlerin işi değildi. İmparatorluk idaresinde önemli bir mevkiye gelmek için sınava tabi tutulan insanlara şiir alanından ayrıntılı sorular soruluyordu.

Şarkılar Kitabı, şiiri Doğu Asya’da en önemli edebiyat tarzı haline getirdi. Dünya edebiyatının ilk önemli romanları şiirin etkisi altındaydı. 11. yüzyılın başlarında yazar Murasaki Şikibu Japon edebiyatının başyapıtlarından biri olacak olan ve dünyanın ilk romanı kabul edilen Genji’nin Hikayesi’ni yazmadan önce Çince öğrenmiş ve 1000 sayfayı aşkın kitabında 800 şiire yer vermişti.

Dünyada okur-yazar insan sayısının artması, kağıt ve matbaa gibi yeni buluşlar, yazılı hikayenin etkisinin artmasına neden oldu.

Araplar Çinlilerden kağıt yapımını öğrenmiş, daha önce sözlü olarak aktarılan hikayeler yazılı hale getirilerek Bin Bir Gece Masalları gibi eserler ortaya çıkmıştı.

Eski destansı hikayeler ve şiirlerden daha çeşitli olan bu masallar hem eğitim hem de eğlence işlevi görüyordu. Bin Bir Gece Masalları’nda, anlatıcı Şehrazat’ın, her kadınla bir gece yattıktan sonra kafasını uçuran Pers şahlar şahı Şehriyar’ı bu masallarla erdemli ve iyi kalpli bir insan haline getirmesinin hikayesi anlatılıyordu.

Şiir, masal ve destanlar daha sonraki edebiyat tarihine de damgasını vurdu. 13. yüzyıl İtalyan şairi Dante Alighieri, İlahi Komedya adlı eserinde Hristiyan inanca göre Cehennem, Araf ve Cenneti tarif ederken epik şiir formunu kullandı.

Üstelik Latince değil, Toskana bölgesinde konuşulan bir lehçede yazmıştı eseri. Böylece bugün İtalyanca olarak bildiğimiz dil yaygınlaştı. Edebiyatın dil üzerindeki etkisine iyi bir örnektir bu.

Bu alandaki en büyük değişim, Johannes Gutenberg’in Çin’deki teknikleri geliştirerek kuzey Avrupa’da matbaayı kurması sonucu oldu. Bu sayede kitaplar kitlelere ulaştı. Edebiyat açısından bu döneme roman damga vurdu ve kadınlar yeni bir okuyucu kitlesi olarak ortaya çıktı, modern toplumun sorunlarıyla ilgilenmeye başladı.

Mary Shelley’nin Frankenstein’ı ile bilim-kurguya adım atılarak bilimin ütopik vaatleri ile yıkıcı potansiyeli arasındaki çelişkilere yer verilmeye başlandı. George Orwell’in 1984’ü ile Margaret Atwood’un Damızlık Kızın Öyküsü adlı eserleri bu geleneği sürdüren modern örneklerdir.

Roman ayrıca yeni bağımsızlığını kazanan ülkeler açısından da bu mücadelelerinde etkili oldu. 1960’ların Latin Amerika’sında Gabriel Garcia Marquez Yüzyıllık Yalnızlık ile kıtasının birkaç kuşağına hitap ediyordu. Siyasi bağımsızlık kültürel bağımsızlığı gerektiriyordu ve romanlar bunun için iyi bir araçtı.

Geniş kitlelerin okur-yazar olması bu ve diğer yazarların işine yarasa da, matbaa edebiyatın kontrol ve sansürünü de kolaylaştırdı. Totaliter rejime sahip ülkelerde sansürden kaçınmak için yeraltı matbaaları geliştirildi.

Bugün yazı teknolojisinde yeni bir devrim döneminden geçiyoruz. İnternet okuma ve yazma biçimimizi, edebiyatın yayılmasını ve kimlerin buna erişimi olacağını belirliyor. Yazı dünyasının yeniden büyük bir dönüşüm geçireceği bir dönemin başındayız.

Kaynak:  www.bbc.com
Yazar:  Martin Puchner 

Okumaya devam et

MAKALE

Kitap önerisi: Stresli bir dünyada mutlu çocuk yetiştirmek

Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek / Ahmet Yıldız / ALFA Yayınları

Güçlü Hafıza kitabı ile tanınan Ahmet Yıldız‘ın yeni kitabı günümüz çocuklarının mutluluğu üzerine odaklanıyor. Mutlu olmaya olan ihtiyacın arttığı günümüzde mutluluğa bilimsel çerçeveden bakan yazar kitabın son bölümünde 52 etkinlik önerisi sunuyor.

KİTABIN ARKA KAPAK YAZISI

mutluluk, mutlu çocuk, Manşet, kitap, ahmet yıldız
Kitap içerisinde yer alan 52 Hafta 52 Etkinlik bölümü ile ebeveynler çocuklarıyla mutluluğu güçlendirici aktiviteler yapabilecektir.

Sorular çocuklardan önce doğar, onlardan daha hızlı büyürler.

Doğmadan önce:
“Bu dünyaya çocuk getirilir mi?”

Doğduktan sonra,
“ İyi bir anne/baba olabilecek miyim?”

Büyüyünce:
“Ben nerede yanlış yaptım?”

Anne babalık istifa edilemeyen bir görev; iyi yapmak yetmiyor, her gün daha iyi yapmak gerekiyor! Neyse ki, çocuğunuz dünyadaki ilk çocuk değil ve son çocuk da olmayacak. Bilim dünyası hızla kritik sorunlara uygulanabilir çözümler üretiyor.

Mutlu bir çocukluk herkesin hakkı ve isteği. Büyük soru şu? Peki, ama nasıl?

Türkiye çapında etkinlik uygulamalarıyla tanınan Ahmet Yıldız bu kitabında iki büyük sorunun peşinde:

“Çocuğuma mutlu bir çocukluk yaşatabilecek miyim?”
“Çocuğuma mutlu, başarılı ve güvenli bir gelecek inşa edebilecek miyim?”

Mutlu çocuklar üzerine odaklanmak çok önemli, çünkü çocuklar hızla mutsuzlaşıyor. Araştırmalara göre, çocukların üçte biri mutsuz.

İradeleri, istekleri ve dikkatleri görülmedik derecede kırılgan, zayıf ve dağınık.

Güzel haber şu ki, mutlu çocuk olmak öğrenilebiliyor.

Kitabı nasıl inceleyip temin edebilirim?

mutluluk, mutlu çocuk, Manşet, kitap, ahmet yıldız
Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek Ahmet Yıldız

Kitap Türkiye’deki tüm orta ve büyük ölçekli kitapçılara dağıtılmaktadır. D&R gibi büyük zincir mağazalarda daima bulabilirsiniz. Küçük kitapçılarda ise az sayıda stok tutulduğundan dolayı bazı kitaplar bulunamayabilmektedir. Bu tür durumlarda okurun yapması gereken iki yol vardır;
1. Size en yakın kitapçıya giderek kitabı sorabilirsiniz. Eğer kitap sorduğunuz kitapçıda yoksa hafif fırça atarak :)) getirmesini isteyip sipariş verebilirsiniz. Bu durumda kitapçı 1-2 gün içerisinde kitabınızı size ulaştıracaktır.
2. İnternet üzerinden kitap satan yerlerden kitabı (üstelik %20 – %30 daha ucuza) alabilirsiniz.

İşte bazı internet kitapçıları:

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND