Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Alternatif arama motorları

Arama motoru denilince ilk akla gelen Google. Bununla birlikte pek çok alternatif arama motoru Google’un tahtına aday. İşte en çok kullanılan arama motoru Google’un alternatifi olan 11 arama motoru ve temel özellikleri…

kişisel gelişim

Google’ın 11 alternatifi

 
Google son haftalarda pek çok yeniliğe imza attı.

Google+’ya yeni bir otomatik fotoğraf düzeltme özelliği eklendi, uzaydan internet bağlantısı için balonlar gönderdi, aboneliğe dayalı bir müzik hizmeti başlattı, yeni bir akıllı telefonun tanıtımını yaptı ve haritasını geliştirdi.

Ancak şirket son kârlılık rakamlarını açıkladığında, yatırımcılar tek bir şeye, aramalardaki reklamlardan ne kadar para kazanıldığına bakacak.

Google’ın tüm bu yeniliklerine rağmen, asıl para kazandığı alan aramalar.

Geçen ay İngiltere’de masaüstü bilgisayarlardan yapılan aramaların yüzde 90’ı Google’dan yapıldı. Mobil aramalarda da bu oran yüzde 92.

Bu rakamlar tüm şirketlerin imrenerek bakacağı bir performans.

Şirketin küresel düzeydeki rakamları daha da yüksek. Ancak Google’ın Amerika Birleşik Devletleri’ndeki pazar payı ortalamanın altında, yüzde 78 düzeyinde.

Şirket Çin, Rusya ve Güney Kore’de de gerilerde.

Searh Engine Land internet sitesinin teknoloji uzmanı Greg Sterling, ‘Zamanında Google kesinlikle daha iyi bir arama motoruydu. Şimdi bu tartışmalı bir hale geldi. Ancak Google’ın marka gücü, şirketin mobil cihazlardaki agresif politikasıyla birleşince, görünür gelecekte çoğu pazardaki liderliğini garanti altına almış oldu. Tabi hiçbir şey kesin değil, ama Asya ve Rusya dışında bir başka şirketin internet aramalarında önemli kazanımlar elde etmesi zor’ diyor.

Ama diğer şirketler yine de, farklı özellikler ve hatta arama teknolojisinin prensiplerini yeniden ele alarak şanslarını deniyor.

İşte Google’a alternatif bazı arama motorları.

Bing

Microsoft’un Bing arama motoru, toplamda Google’ın sadece 20’de birine denk düşen pazar payına sahip olsa da, küresel anlamda Google’ın başlıca rakibi.

Google’dan en önemli farkı, Bing’in anasayfasında renkli arka plan fotoğrafları ve fotoğrafın çekildiği yerle ilgili çeşitli bağlantılar koyması.

Microsoft ayrıca, çeşitli sosyal medya özelliklerini de deniyor.

ABD’deki Bing kullanıcıları aranan konuyla ilgili daha fazla bilgi verebilecek Facebook arkadaşları listesi öneriyor.

Yandex

Rusya’nın en popüler arama motoru Yandex’in İngilizce, Türkçe ve Ukraynaca versiyonları da bulunuyor.

Şirket şimdi arama sonuçlarında ‘adalar’ adlı yeni bir özellik sunuyor. Bu özellikle, doğrudan aranan unsurla ilgili bir dizi bilgi sunuluyor.

Örneğin, ‘Aeroflot check in Moskova’ şeklinde bir arama yapıldığında doğrudan, Aeroflot Havayolları’nın check-in menüsü görülebiliyor.

Ya da ‘Göz doktoru Londra klinik’ diye arama yapıldığında, doğrudan arama sayfasından randevu alınabiliyor.

DuckDuckGo

DuckDuckGo’nun başlıca özelliği mahremiyet. Şirket kullanıcıların kişisel bilgilerini toplamayacağını ve paylaşmayacağını taahhüt ediyor. Kişisel mahremiyet, özellikle Google, Microsoft ve diğerlerinin ABD’nin Ulusal Güvenlik Dairesi NSA ile veri paylaştığının ortaya çıkmasından sonra daha da önemli bir hale geldi.

Şirketin performansı özellikle NSA’in Prizma izleme programının ortaya çıkmasından sonra yükseldi. Ama daha sonra NSA gerçekten bilgi toplamak istediği takdirde şirketin buna nasıl engel olabileceğiyle ilgili sorular da sorulmaya başlandı.

Blippex

Çoğu arama motoru sonuçları kelimeleri ve bir sayfadaki bağlantıları analiz ederek sıralıyor.

Ama Blippex, kullanıcıların sayfada geçirdiği süreye dayanarak kendi sıralamasını yapıyor. Sayfada ne kadar uzun zaman geçirilirse, o kadar önemli kabul ediliyor.

Blippex bu sıralamayı, gönüllü kullanıcılarından bir eklentiyi kurup, internet kullanma alışkanlıklarını izlediği bir programla alınan bilgiye dayanarak yapıyor.

Daha bu ay başlayan Blippex’in çıkardığı sonuçları bazı kullanıcılar garip bulabiliyor. Ancak Blippex daha çok kişi kullandıkça, arama motorunun daha da iyileşeceğini taahüt ediyor.

Wolfram Alpha

Wolfram Alpha kendisini ‘sayısal bilgi motoru’ olarka tanımlıyor ve kendisini bir ‘arama hizmeti’ olarak görmüyor.

Diğer sitelerin bağlantılarını sunmak yerine, birincil kaynaklardan veri ve rakam topluyor ve diğer verilerle kıyaslanmasına izin veriyor, sonra da sonuçları tablolar, grafiklerle sunuyor.

Wolfram’ın ayrıca paralı bir profesyonel versiyonu da var. Profesyonel versiyonda kullanıcılar kendi resim ve istatistiklerini girip, analizini alabiliyor.

Blekko

Blekko’nun başlıca özelliği ‘slashtag’ler. Slashtag, kullanıcıların arama sonuçlarını filtreleyebilmesini ve istedikleri bilgileri alabilmesini sağlayan bir araç.

Örneğin bir kullanıcı nereden pasta alabileceğini öğrenmek istiyorsa, ‘çikolatalı pasta, dükkân, restoran’ şeklinde arama yapabiliyor. Ama kullanıcı, konuyla ilgili yakın geçmişte yazılanları görmek istiyorsa, ‘çikolatalı pasta-blog-tarih’ şeklinde bir arama yapılıyor.

Daha sonra sonuçlar, alışveriş, tarifler, pasta süslemeleri şeklinde farklı kategoriler halinde sunuluyor ve bu kullanıcının tam olarak istediği arama sonuçlarına odaklanabilmesini sağlıyor.

Naver

Güney Kore’nin başlıca arama motoru, 1999’da bir grup eski Samsung çalışanı tarafından kuruldu.

Arama sonuçları, bloglar, sosyal medya, reklam verenler, uygulamalar, kitaplar ve haberler şeklinde, kaynaklarına göre sıralanıyor.

Güney Kore Adil Ticaret Kurumu, bu aybaşında Naver’in rekabet kurallarını ihlal ettiği iddialarını araştırmaya başladı.

Pipl

Pipl, belli bir kişi ya da bu kişinin internette paylaştığı materyali ortaya çıkarmak konusunda uzman. İsim, elektronik posta, kullanıcı adı ya da telefon numarasıyla arama yapılabiliyor.

Pipl’ın geliştiricileri sitelerinin rakiplerinin kaçırdığı bilgileri de bulduğunu, Pipl’in internette ‘derin bir araştırma’ yaptığını belirtiyor.

Pipl’ın bulduğu veriler arasında sosyal medya profilleri, mahkeme ve sabıka kayıtlarıyla diğer veri tabanları bulunuyor.

Baidu

Baidu Çin’in uzak ara en popüler arama motoru.

Şirket gücünü, sadece bağlantı değil kullanıcının tam olarak istediği bilgiyi sunmasından aldığını söylüyor.

Buna arama sonuçlarına eklenen şarkılar, videolar ve hatta interaktif internet uygulamaları da dahil.

Yacy

Yacy kullanıcılara dayalı bir arama motoru sistemi.

İnternetteki sıralamayı kendi serverları yerine, verdiği bir yazılımla kullanıcıların bilgisayarları yapıyor. Daha sonra toplanan bilgiler ortak bir veri tabanında toplanıyor ve dağıtılıyor.

Yacy, bilgileri kullanıcılardan topladıkları için hiç kimsenin sansürleyemeyeceğini söylüyor.

Ancak sıralama algoritmaları rakiplerinden daha eski olduğu için, hevesli kullanıcılar dışındaki kitleye pek hitap etmeyebiliyor.

StartPage

StartPage sunduğu hizmeti ‘Google tarafından geliştirildi’ diyerek tanımlıyor. Çünkü aslında tüm arama sonuçları aslında Google’a bağımlı.

Google’dan farkıysa, kullanıcıların kimliklerine dair bilgileri Google’ın ele geçirmemesine izin vermemesi.

StarPage’i geliştiren Hollanda merkezli şirket Surfboard Holding, ABD’nin bilgi toplama programlarının kendilerine ulaşamayacağını savunuyor.

Bu özellik kişisel mahremiyetine önem veren kullanıcılara hitap edebilir. Ama karşılığında arama sonuçları internetteki geçmiş ya da bulunulan yere göre kişiselleştirilemiyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Para insanı nasıl değiştiriyor?

para ve insan, para insanı değiştirir mi, para, Manşet, araştırmalar

Çok para insanı değiştirir mi? Zenginlerin daha cimri ve az güvenilir olduğunu gösteren araştırmalar ne kadar doğru? İşte konuyla ilgili yapılan bir araştırmanın tüm detayları…

Bilimsel olarak araştırıldı: Para insanı bozuyor mu?

Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı, kişisel çıkar düşüncesinin ise arttığı doğru mu?

Üniversitelerin popüler konuları inceleyerek sosyal yaşantımıza ışık tuttuklarını bilirsiniz. Hayatınızda en az bir kere duyduğunuz ya da sorduğunuz bir konu üzerine Univercity of California Berkeley Üniversitesi’nde de bir grup uzun süren bir araştırma yaptı. Üniversite zengin olmanın insan üzerindeki etkilerini araştırdı ve “Para karakteri bozar mı?” sorusu deneklerle test edildi. Peki, burada ‘bozmaktan’ kasıt nedir? Amerika’daki çalışmada, insanların çok para karşısında davranışlarının değişip değişmediği araştırıldı. Paranın kurallara uyma, nazik olma ya da saygılı davranma gibi davranışları etkileyip etkilemediği incelendi. Sonuçlara bakalım…

Çalışmada önce deneklere Monopoly oynatıldı. Emlakçılık konulu ve zarla oynanan bu oyunda, tıpkı gerçek hayattaki gibi çeşitli yerler satın alarak; kiralama, inşa etme gibi ticari faaliyetlerde bulunup ekonomik olarak güçlü olmaya çalışırsınız.

Oyun bittikten 15 dakika sonra…

Oyuncuların bir bölümü yazı tura atarak, yani tesadüfi biçimde seçilerek, diğer oyunculara göre bazı avantajlara sahip oldu. Oyuna yaklaşık iki kat daha fazla parayla başladılar. Zengin seçilen oyuncular iki zar atarken, diğerleri ise tek zarla kaldı. Ve doğal olarak oyunu zengin başlayanlar kazandı. Gelelim oyun süresince gözlemlenen davranışlara… Zengin oyuncular piyonlarını oyun

tahtasına adeta vurarak ilerletti. Masadaki tabaktan daha çok kraker yediler. Abartılı başarı tepkileri gösterdiler. Fakir oyuncuya kaba ve duyarsız davranmaya ve sürekli ne kadar iyi oynadıklarını ifade etmeye başladılar.

İşin daha da ilginci ise, oyunun başında tamamen rastgele olarak zengin seçilenler, bunu bilmelerine ve oyunun hileli olduğunun açık olmasına rağmen, oyun bittikten 15 dakika sonra; nasıl başarılı olduklarını, mülkleri nasıl aldıklarını, kazanma şekillerini uzun uzun anlattılar. Yani onları başarılı hale getiren çift zar atma durumunu tamamen gözardı ettiler.

“Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil

Başka bir deneyde; deneklere 10 dolar verilerek, isterlerse bu parayı yabancılarla paylaşabilecekleri ve bu yabancıların bir daha karşılarına asla çıkmayacağı söylendi. Yıllık kazancı 25 bin dolar olan katılımcılardan paralarını başka bir kişiyle paylaşanların sayısı, yıllık kazancı 150 bin dolar ve üstü olan katılımcıların sayısına göre yüzde 44 oranında daha fazla oldu.

Ama benim favorim, arabalar üzerinde yapılan çalışma… Araştırmacılar sokağa çıktı ve araçlarının değerine göre insanların davranışlarını inceledi.

Amerika’da yaya geçidinde yayaların geçiş üstünlüğü vardır. Yapılan çalışmada bu kural kullanıldı. Bir yaya geçidinde karşıdan karşıya geçer gibi yapan bir yayaya kimlerin yol verip vermediği incelendi. Günlerce yapılan denemelerde ucuz aracı olan sürücülerinin yasayı çiğnemediği; pahalı araç sürülerinin yarısının ise yasayı çiğnediği görüldü.

Daha birçok çalışma ve deney yapan ekibin bulgularına göre, varlıklı bireyler müzakerelerde yalan söylemek, iş yerinde kasadan para çalmak gibi etik olmayan davranışları onaylamaya ve rüşvet almaya daha yatkın. Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı ve kişisel çıkar düşüncesinin arttığı da bir başka sonuç.  Ancak “Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil. Paul Piff’e ait bu çalışmanın detaylarını kişisel web sitesinde detaylı inceleyebilirsiniz.

Kaynak: www.milliyet.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Uykuya dalarken düşme hissi yaşıyor musunuz?

uykuya dalarken düşme hissi, uyku, hipnik seğirme

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Peki, bu his neden oluşur? Bu hissi yaşayanlar ne yapmalı? İşte yanıtı…

Uykuya dalarken düşme hissi neden oluşur?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür, ama neden?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Oldukça yaygın olan bu hisse beyindeki iki bölgenin kontrol çatışması neden oluyor.

Bunu bir rüyanın parçasıymış gibi algılıyorsak boşlukta düşüyormuş hissi oluşur; buna hipnik seğirme denir. Beynimiz uyku için çevreyle bağlantısını keserken ortaya çıkan bir çatışmanın göstergesidir bu.

Uykuda vücudumuz felç olmuş gibidir ve dış dünyadaki olaylara duyarsız hale geliriz. Ama kas kontrolümüz düğmeye basılmışçasına durmaz.

Beynimizde adlı bölge nefes alma gibi temel fonksiyonları kontrol eder ve tetikte olma duygusunu hissettirir bize.

Öte yandan görmeyle ilgili (optik sinir önündeki bölge) ise yorgunluğu düzenler.

Uykuya dalma sırasında retiküler aktivasyon sistemi vücudumuzun kontrolünü elden bırakırken ventrolateral çekirdek denetimi ele alır. Bu yavaşça kısılan bir lamba düğmesi gibidir, ama her zaman pürüzsüz işlemeyebilir.

Uyanıklığı sağlayan enerji kalıntıları ani yükselişe geçtiğinde seğirme hareketleri görülür. Fakat bunun nedeni tam olarak bilinmiyor. Hızlı göz hareketlerinin tersine bu seğirmelerin rüya gören beyinle bir ilgisi yoktur. Bundan ziyade günün son kalıntıları gibidir.

‘Patlayan kafa sendromu’ adı verilen ve insanın kafasının içinde bomba patlıyormuş gibi sesler duymasına neden olan tuhaf rahatsızlıkta da benzer belirtiler görülür. Beynin uyanık ve uykuya geçen kısmı arasında bir kontrol mücadelesi vardır ve bu şimşek çakması gibi ışıklar görmeye ve yüksek sesli patlamalar duymaya neden olur.

Bazı ileri vakalarda bu olgu aşırı uykusuzluğa ve hatta bedenin bilinmez güçler tarafından ele geçirilmesi iddialarına bile neden olmuştur.

Fakat genel olarak burada endişe edilecek bir durum yoktur. Uykuya dalma anında ortaya çıkan ilginç bir çatışma halinden ibarettir.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Kağıt kesiği neden canımızı çok yakar?

Manşet, kağıt kesiği nasıl geçer, kağıt kesiği, evrim ağacı

Ufacık bir kağıt kesiği canımızı beklediğimizden çok daha fazla acıtır. Peki, bunun nedeni nedir? İşte www.evrimagaci.org yazarlarından Çağrı Mert Bakırcı açıklıyor…

Kağıt Kesiği Neden Çok Acıtır?

Standart bir A4 kağıt ortalama 0.05 milimetre kalınlığa sahiptir. Standart bir tıraş bıçağı 0.23 milimetre kalınlığa sahiptir. Bir tıraş bıçağının kestiği yaranın acısı anlaşılır; ancak ondan 5 kata kadar daha ince olan kağıdın, kimi zaman arkasında hiç kanama izi bile bırakmaksızın açtığı yaralar neden bu kadar fazla acır? 

Normalde bir kağıt, insan derisini kesebilmek için fazlasıyla yumuşaktır. Belli bir keskinliğe ulaşmak için, belli bir sertliğin de olması gerekir. Fakat kağıdı bu kadar kesici yapan, aşırı ince olmasıdır. Kesiği açan kenarın yüzey alanı çok küçük olduğu için, çok yüksek basınç uygulayabilir. Bu basınç, deri katmanını yararak “kesik” dediğimiz olaya neden olan kuvvet dağılımıdır. Basınç, uygulanan kuvvetin yüzey alanına bölümüdür. Dolayısıyla çok küçük yüzey alanı (örneğin kağıdın kestiği incecik kenarın yüzey alanı), çok yüksek basınç anlamına gelir.

Kağıt kesikleri genellikle büyük bir kağıt grubu içerisinden, tek bir kağıdın ayrılması sonucu oluşur. Yani tek bir kağıt ile elinizi kesmeniz çoğu zaman zordur. Bunun nedeni, tek bir kağıdın gerekli kuvveti kesiği açma süresi boyunca uygulayamayacak kadar esnek ve yumuşak olmasıdır. Yani kağıdın kenarı elinizi kesmeye çalışsa da, yarığı açamadan hemen bükülecektir. Fakat yeni açılmış bir kağıt destesi (kimi zaman “kağıt topu” olarak bilinir) içerisinden kıvrılarak ayrılan tek bir kağıt, destenin geri kalanından güç alarak bükülmeden durabilir. Bu da, kağıdın parmağınızı kesebilmesini sağlayacak kuvvetin yeterince uzun süre uygulanabilmesine izin verir.

Gelelim acının nedenine… Parmaklarımızın ucunda aşırı fazla sayıda nosireseptör adı verilen acı algılayıcı sinir ucu bulunur. Bir kağıt kesiği, bu sinirlerin çok fazlasını aynı anda uyarabilecek kadar geniştir. İncecik kesik kanamaya neden olmadığı için, bu sinirlerin ucu, havaya temas edecek şekilde açıkta kalır. Yani yarıktan dışarı doğru bakan reseptörler, sürekli dış ortama maruz kalır. Kağıt kesiklerinin o sinir bozucu acısı bu reseptörlerin açık hava nedeniyle sürekli beyne sinyal göndermesinden kaynaklanır.

Kimi zaman derin kağıt kesikleri de görülür. Bunlar, daha uzun bir yüzey boyunca olan, daha derin kesiklerdir. Bunlar kimi zaman dışarıya hafifçe sızan, çoğu zamansa yarığın içerisinde biriken kanamalara neden olur. Kesik sırasında kağıdın yüzeyinde ve fiberleri içerisinde bulunan koruyucu kimyasallar (örneğin beyazlatıcılar), vücuda geçer. Bu kimyasalların yakıcı etkisi, beynimizde acı olarak algılanır. Bu da, kağıt kesiklerinin neden olduğu acının yaygın görülen ikinci bir nedenidir.

Tüm yaralar gibi, kağıt kesikleri de temizlendikten sonra yara bandıyla kapatılabilir. Fakat yine de, yarık boyunca parmak etinin iki tarafının sürekli farklı hızlar ve yönlerde oynayabiliyor olması, rahatsız edici acının uzun sürekli bir şekilde devam etmesine neden olacaktır. Çoğu zaman yara 2-3 gün içerisinde tamamen iyileşir ve acı kaybolur.

Yazar: Çağrı Mert Bakırcı
Kaynak:  www.evrimagaci.org

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND