Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Alçakgönüllü liderler geliyor

Aras Cargo’nun CEO’su Evrim Aras, şirketini yeni nesil liderlik anlayışıyla yönettiğini söylüyor ve ” ben ne dersem o olur” diyen otoriter yönetici tipinin tarihe karıştığını belirtiyor.

Bu yılın Ocak ayından beri Aras Cargo’nun yönetim kurulu başkanı olarak görev yapan Evrim Aras’ın yıllar önce şirkete girdiğinde üstlendiği ilk sorumluluk Hasanpaşa şubesinde kuryeleri yönetip rotalarını çizmekmiş. Bu zaman zarfında firmanın birçok departmanında tecrübe kazanarak organizasyonun yapısını iyice tanıma fırsatı bulmuş. Bir süredir yürüttüğü genel müdürlük görevi sırasında babası Celal Aras’ı kaybetmesi üzerine şirketin yönetim kurulu başkanlığını üstlendi. Göreve geldikten sonra tüm çalışanların güvenini kazanmak amacıyla ilk iş olarak Türkiye’deki bütün şubeleri bizzat dolaşıp kendini onlara tanıtmış. “İşTcell’le Kazananlar” dizimizde bu hafta çok genç yaşta 10 bin kişilik bir holdingi yönetmenin sorumluluğunu üstlenmiş bir lider, Aras Cargo’nun yönetim kurulu başkanı Evrim Aras konuk ettik. Kişisel gelişimini işinin bir parçası olarak planladığını anlatan Aras, “İş kitapları liderlere, davranışları ve yaşam stilleriyle çalışanlarına ve müşterilerine her anlamda örnek olmaları gerektiğini ve insanları kucaklayan alçakgönüllü bir yönetim anlayışı benimsemelerini tavsiye ediyor. Bunu da yeni nesil olarak bizler gerçekleştirebiliriz” diyor.

İşinizdeki manevi tatmin noktaları nelerdir?
Kalite ve güven üzerine kurulu bir hizmeti, eğitim seviyesi çok yüksek olmayan insanları yöneterek üretmeye çalışıyoruz. Dolayısıyla işin içine insani değerler ve bir nebze öğretmenlik giriyor. İyi insan ilişkileri kurmak ve çalışanlarımıza saygı göstermek bizim için çok önemli. Özetle insanlara değer katmak, binlerce insanı tek bir hedefe yönlendirmek, aynı yola baş koymak işimizin tatmin noktaları.

Büyürken bir gün babamın mesleğini yapacağım diye hayal kurar mıydınız?
En tepede bulunan bir işkadını olayım diye hayallerim yoktu. Bu noktaya biraz kader sürükledi diyebilirim ama yapabileceğimi de biliyordum. Aslında yolum bu değildi.

Yolunuz neydi?
Ben sanatla ilgileniyordum. Konservatuara girip iyi bir opera sanatçısı olayım istiyordum. Bir dönem de savaş muhabiri olma hayalim vardı. O yüzden İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde medya ve iletişim sistemleri okudum. Babam, ne sanatçı ne de gazeteci olmama sıcak baktı ama sonunda ortak bir noktada buluştuk. Üniversiteden 2001 yılında mezun olduğum sırada ülkede büyük bir ekonomik kriz yaşanıyordu. Kurumsal ve çokuluslu firmalarda deneyim kazandıktan sonra babama destek olmaya karar vermiştim. Uzun bir iş arama sürecinden sonra olumsuz geri dönüşler alınca daha fazla zaman kaybetmek istemediğim için kendi firmamızda çalışmaya başladım ve bu işten çok keyif aldığımı gördüm.

İşe ilk hangi seviyeden başladınız?
İşe başlamadan önce bir ay teorik eğitim aldım. Eğitimin sonunda bana Hasanpaşa şubesi teslim edildi. Orada kargoları bizzat kaldırıp taşıdım, kuryeleri yönetip rotalarını çizdim. Çok yorucu ve uzun saatler süren bir iş olmasına rağmen çok keyifliydi. Şubede bulunan 10 kişilik ekiple her gün başka bir müşterinin kargosuyla başka bir olay yaşıyorduk. Hiçbir gün diğerinin tekrarı değildi. Arkasından bölgeye geçtim. Bölgede müşteri hizmetleri temsilcisi olarak çalıştım. Hem satışa çıkıyor hem telefonda şikayetleri karşılıyordum. Dolayısıyla müşterilerin en çok hangi konularda sıkıntı yaşadığını ve müşteri şikayetlerinin nasıl çözüleceğini orada öğrendim. Sonra da genel müdürlük departmanlarında birer ay staj yaptım. Böylece tüm birimlerin iç işleyişini öğrenmiş oldum. Nihayet 2003 yılında kurum kimliğimizin değişmesi konusunda babamı ikna ettim. O da düğmeye bastı ve aynı yıl kurumsal iletişim direktörlüğü departmanı kuruldu. Ben de onun başında markanın gelişme sürecini yönetmeye çalıştım. Sonra babamın hastalığı sırasında satış ve pazarlamadan sorumlu genel müdür yardımcılığı ve insan kaynaklarından sorumlu genel müdür yardımcılığı görevlerini üstlendim. Yönetim kurulu başkanı olmadan önce de en son genel müdürlük yapıyordum.

Çalışanlar size yabancı değillerdi, içlerinde yetiştiniz ama yine de bu kadar genç bir yöneticinin yönetim kurulu başkanı olmasını yadırgayanlar oldu mu?
Hiç negatif bir enerji almadım. Göreve geldikten sonra yaptığım ilk iş Türkiye’yi dolaşıp tüm şubelerimizi tanımak oldu. Anadolu insanının misafirperverliği sayesinde çok olumlu ve pozitif enerjiler aldım. Herkes bir hevesle işine sarıldı ve turdan çok mutlu döndüm. İnsanlar yaşım ya da kadın olmam konusunda hiç tereddüt etmediler. Bu da bana daha çok güven verdi.

Babanızın yönetim tarzını örnek alıyor musunuz?
İşiyle, özel hayatıyla, kişiliğiyle babam her anlamda örnek aldığım bir insandı. Ama ondan apayrı kendime özgü özelliklerim de var. Ben daha sakin ve sabırlıyım. Dolayısıyla insanlara daha fazla şans veriyor ve onları kazanabiliyorum. Babam daha tez canlıydı. Belki kadın olmamın nedeniyle insanlara daha empatik yaklaşabiliyorum.

Erkek egemen toplumda kadınlar kariyer hedeflerine erkeklere oranla daha güç ulaşıyorlar ama bu Aras Cargo için geçerli değil.
Kadınların, en az erkekler kadar başarılı olabildiklerini düşünüyorum. Bugüne kadar hep erkeklerin bulunduğu görevlerde bulundum ve onlardan bile daha çok çalıştım. Çünkü kadınlar bir şey yapmak istediklerinde, içlerinde kendilerini ispat etme hırsı da olduğu için mutlaka başarıyorlar. Kadınları anladığımı düşünüyor ve elimden geldiğince destekliyorum.

Küçük bir oğlunuz var. Hem yoğun iş temposu hem annelik nasıl gidiyor?
Oğlumla geçtiğimiz Ocak ayına kadar daha çok ilgilenebiliyordum ama bu geçiş sürecinde doğrusu onu biraz aksattım. Yine de elimden geldiğince yanında olmaya çalışıyorum. Hem iş, hem çocuk, hem eş, hem ev… Kadınların böyle bir zorlukları da var. Ama ilerlemek istiyorlarsa, kendilerini bu sıralamada kesinlikle en arkaya atmamalı.

Siz kendinizi nasıl destekliyorsunuz?
Yoga ve meditasyon yapıyorum. Kişisel gelişim ve liderlik eğitimleri alıyorum. Okuduğum kitaplarla kendimi desteklemeye çalışıyorum. Kişisel gelişimi işimin bir parçasıymış gibi planlayıp organize ediyorum.

Okuduğunuz iş kitapları ne tür tavsiyelerde bulunuyor?
Örneğin son okuduğum “Liderlikte Çıtayı Yükseltmek” yeni nesil liderleri anlatıyor. Tanık olduğumuz güncel lider örneklerini verip bundan sonraki süreçte olması gereken lider tipini çiziyor. Bugünün çalışanlarının ve müşterilerin beklediği lider özelliklerini sıralıyor. Kitabın ana teması, “Ben ne dersem o olur” tarzının tamamen bırakılarak daha alçakgönüllü bir yaklaşım tarzının benimsenmesi gerekliliği.

Otoriter bir lider olmak yerine daha anlayışlı bir yönetim yaklaşımı mı çalışanları motive ediyor?
Bence öyle. İnsanların kendilerini bir yere ait hissetmeleri çok önemli. Eğer insanlar işyerlerinde evlerinden daha fazla vakit geçiriyorlarsa çalıştıkları yere kendilerinden bir değer katmalılar diye düşünüyorum. Bu da ancak kendi yeteneklerini fark etmeleriyle mümkün. Çalışanların içindeki pırıltıyı ortaya çıkarmalarına yardımcı olmak da, hem insanların daha mutlu olmasını sağlıyor hem de işverende tatmin yaratıyor.

Kendi yönetici adaylarınızı nasıl seçiyorsunuz?
Bizim sektörümüzde yönetici olabilmek için adayların Boğaziçi ya da Harvard Business School gibi okulları bitirmelerine gerek duyulmuyor. Bizim yönetici adayı profilimizi daha çok Anadolu’da eğitim görmüş gençler oluşturuyor. Adayların özellikle kişisel deneyimlerine, referanslarına ve elbette ki çalışma arzularına önem veriyorum.

Mobil teknolojilerden faydalanıyor musunuz?
Kargo sektörü zamanla yarışıyor. Bu yüzden de kullandığımız en önemli araç zaten teknoloji. Elinizdeki teknoloji ne kadar iyiyse, ne kadar hızlı işliyorsa taşıdığınız emtiayı, kargoyu da aynı hızda ulaştırabiliyorsunuz. Dolayısıyla kargoyu teknolojinin yönlendirmesi gerekiyor. En son geçtiğimiz yıl, baştan sona bütün kargo yönetim sürecini içeren yeni bir yazılımı devreye soktuk. Ayrıca Turkcell’le iş ortağıyız. Aras Holding 10 bin kişiden oluşuyor ve her birimizin ayrı ayrı telefonu ve hatları var. Kısacası yönetilmesi çok zor bir sisteme sahibiz. Bu noktada Turkcell bizi tüm şubelerimizde destekliyor ve mobil telefonlarımızı dahili hat olarak kullanabilmemizi olanaklı hale getiriyor. Sonuçta mobil teknolojiler bizim hem iletişimimizi hızlandırıyor hem de müşteriye daha hızlı dönmemizi sağlıyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND