Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Akla ziyan bilimsel kanıtlar!

Jessica Alba’nın seksi olduğunu ve rock starların genç öldüğünü biliyor muydunuz? Evet tabii biliyordunuz. Ancak bilim alemi aleni şeyleri birtakım hesaplarla kanıtlamaya bayılıyor. Bir araştırma Jessica Alba’nın gerçekten seksi olduğunu oraya çıkarıyor. Bir başkası rock yıldızlarının erken öldüğünü. Bitmedi…İşte zeka telef eden komik “bilimsel” kanıtlar.

Jessica Alba’nın seksi olduğunu ve rock starların genç öldüğünü biliyor muydunuz? Evet tabii biliyordunuz. Ancak bilim alemi aleni şeyleri birtakım hesaplarla kanıtlamaya bayılıyor. Bir araştırma Jessica Alba’nın gerçekten seksi olduğunu oraya çıkarıyor. Bir başkası rock yıldızlarının erken öldüğünü. Bitmedi.

Bir araştırmaya görede erkekler güzel kadınlardan, kadınlar da matrak erkeklerden hoşlanıyormuş. İnek öğrencilerin daha uzun süre bakir/bakire kaldığını bile bilimsel olarak kanıtlamış durumdalar. Sigara içmenin cebe zarar verdiği, silahlı sürücülerin daha bir trafik canavarı olduğu, uzaktaki nesnelerin daha zor görüldüğü, yaşlandıkça hafızanın zayıfladığı, bir işle meşgulken zamanın gerçekten çabuk geçmiş gibi hissedildiği de bilim adamları tarafından insanlığa sunulmuş sansasyonel gerçekler arasında bulunuyor.

İşte en sevdiğim araştırma sonucu; birden fazla mıknatıs yutmak vücuda zararlıdır.

Aslında araştırma değil de, Amerikalı bir hekimin çoklu mıknatıs yutma vakasından sonra kaleme aldığı upuzun makalenin özü bu. Amerikan Radiology dergisinin Kasım 2004 sayısında yayımlanmış. Radyolog Alan Oestreich, karın ağrısı ve yüksek ateşle hastaneye getirilen 12 yaşındaki bir hastanın midesinde birbirine yapışık birtakım nesneler tespit ediyor, bunlar operasyonla alınıyor. Görülüyor ki, çocuk birkaç adet mıknatıs yutmuş. Bu nedenle doktorumuz makalesinde, “Birden fazla mıknatıs yuttuğunuz takdirde acil cerrahi müdahale gerekir” diyor.

Şaşmaz bir şekilde kesinlik taşıyan aleni gerçekleri bilimsel olarak kanıtlamak için onlarca araştırma yapılıyor, gayet ciddi bilim adamları hiç de sarsıcı olmayan keşiflerde bulunuyorlar. Bunları bilim organlarında yayınlamaları ise gerçekten sarsıcı oluyor.

Mesela Cambridge’li matematikçilerin Jessica Alba’nın seksi olduğunu keşfetmesi gibi. Alba’nın bel-kalça orantısındaki matematiksel mükemmellik nedeniyle seksi bir şekilde kıvırtarak yürüme hünerine sahip olduğunu bulmuşlar. 0.7 orantısına sahip sağlam gövdeli kadınların, bu özellik sayesinde şöyle kalçalarını hoplatarak salınabildiklerini tespit etmişler. Kırıtarak yürüme bahsinde Alba’nın Kate Moss, Angelina Jolie ve hatta Marilyn Monroe’ya fark attığını düşünüyor Cambridge’li matematikçiler. Tabii fantazi onların da hakkı.

Son günlerin en şok edici bilim haberlerinden biri de rock yıldızlarının daha hızlı yaşayıp genç öldüğü şeklinde. Bilin bakalım neden ölüyorlarmış? Liverpool’daki John Moores Üniversitesi araştırmacılarına göre alkol ve uyuşturucu yüzünden. İstatistiklere bakmışlar ve hayrettir, Amerikalı ve İngiliz rock yıldızları arasında erken ölüm ihtimalinin, sıradan yaşıtlarına göre gerçekten de iki kat fazla olduğunu keşfetmişler. Rock, punk, rap, R&B, elektronik ve new age müzikle iştigal eden 1064 sanatçının durumunu inceliyor, aralarından 100 kişinin öldüğünü tespit ediyorlar. Herhalde bilmeyenler için isim de veriyorlar: Kurt Cobain, Jim Morrison, Jimi Hendrix, Janis Joplin diye. Amerikalı yıldızlarda ortalama erken ölüm yaşı 42, Avrupalılarda 35.

Bir de iyi haber veriyorlar. Şöhretin üzerinden 25 yıl geçtikten sonra rock yıldızları ile sıradan vatandaşlar arasındaki ölüm paritesi normale dönüyormuş. Mick Jagger ve Keith Richards kadavra görüntülerine rağmen hala hayatta olduklarına göre onu da biliyoruz herhalde.

Bir uzman da rock yıldızları arasındaki ölüm oranının gelecek yıllarda azalacağını, çünkü 30 yıl önce daha hedonist yaşam tarzlarının hüküm sürdüğünü söylüyor.

Hayret verici iki araştırma daha var. Konu, kadın-erkek ilişkileri. Münih’te 26 erkek ile 20 kadını içeren bir çöpçatanlık testi yapılıyor. Detaya girmeden sonucu veriyorum: Erkeklerin seksi kadınları tercih ettiği ortaya çıkıyor!

Tabii kadınların tercihleriyle ilgili kısım biraz komplike. Kadınlar, sosyal, entelektüel, fiziksel ve duygusal açıdan kendilerinden fazla aşağıda olmayan, ancak yine aynı kategorilerde fazla yukarı seviyelerde de bulunmayan erkekleri seçiyor. Çünkü, içgüdüsel nedenlerle reddedilme riskini göze alamıyorlarmış.

Geçen yıl Ontario Üniversitesi’ndeki psikoloji öğrencileri arasında yapılan bir araştırma da kadınların, matrak ve neşeli erkekleri daha çekici bulduğunu, erkeklerin ise şaka kaldırabilen kadınlardan hoşlandığını ortaya çıkarmış. Araştırmacılar zaten bilinen bu gerçeklere evrimbilimsel bir açıklama da getiriyor. Erkekler, içgüdüsel olarak genleri aktarabilecek birden fazla potansiyel aday bulabilmek için mizah gücünü kullanıyormuş.

AKILLI GENÇLER SEKS YAPMAZ

Kuzey Carolina Üniversitesi’nde de zeka seviyesiyle bekaret arasındaki ilişki test edilmiş. Araştırmacılar, akıllı ve çalışkan gençlerin, zeka seviyesi vasat öğrencilere göre daha ileri yaşta cinsel ilişkiye girdiğini tespit etmişler. Hatta akıllı ve çalışkan öğrenciler erken yaşta öpüşmeye bile yanaşmıyormuş, çünkü bu eylemin pekala hamilelikle sonuçlanabileceğini biliyorlarmış. Mesela IQ’su 100 olan bir öğrencinin, 120-130 tutturan bir yaşıtına göre cinsel ilişkiye girme ihtimali beş kat fazlaymış.

Çalışmanın başlığı biraz ahlakçı ve didaktik: “Akıllı Gençler Seks Yapmaz”. Ancak aynı araştırmaya göre zeka seviyesi iyice düşük olan gençler de en az akıllılar kadar seksten uzak duruyor. Araştırmacılar bunun nedenini bilemiyor, ancak ailenin koruyucu tutumundan kaynaklanıyor olabilir diyorlar. Bu durumda araştırma şu başlığı hak ediyor: Sadece inekler değil, salaklar da seks yapmaz.

Trafik canavarları silahlı olur

Harvard Üniversitesi’nin trafik kazalarına karşı alınabilecek önlemlerle ilgili çalışmasında da gayet evrensel saptamalar var. Mesela diğer sürücülere müstehcen hareketlerde bulunanlar çoğunlukla alkollü sürücüler oluyormuş. En korkunç trafik canavarları da evet, silah taşıyanlar arasından çıkıyormuş.

İş toplantıları çalışanlar arasında stres yarattığı için “Şu toplantılar olmasa daha fazla iş çıkaracağız” duygusunun yaygınlığı tespit edilmiş bir araştırmada. Üstelik bu sonuca varmak için iki üniversite birden efor sarfetmiş. Minnesota ve North Carolina üniversiteleri.

Lüzumsuz bir çalışma da Washington Üniversitesi’nden. Psikolog Geoffrey Loftus “Birini yakın mesafeden görmek neden daha kolaydır” başlıklı araştırması için öğrencilerine George W. Bush ve Julia Roberts’in bulanık resimlerini göstermiş ve alenen bildiğimiz nedenlerle simaları tanımak için yakın durmak gerektiğini kanıtlamış.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Para insanı nasıl değiştiriyor?

para ve insan, para insanı değiştirir mi, para, Manşet, araştırmalar

Çok para insanı değiştirir mi? Zenginlerin daha cimri ve az güvenilir olduğunu gösteren araştırmalar ne kadar doğru? İşte konuyla ilgili yapılan bir araştırmanın tüm detayları…

Bilimsel olarak araştırıldı: Para insanı bozuyor mu?

Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı, kişisel çıkar düşüncesinin ise arttığı doğru mu?

Üniversitelerin popüler konuları inceleyerek sosyal yaşantımıza ışık tuttuklarını bilirsiniz. Hayatınızda en az bir kere duyduğunuz ya da sorduğunuz bir konu üzerine Univercity of California Berkeley Üniversitesi’nde de bir grup uzun süren bir araştırma yaptı. Üniversite zengin olmanın insan üzerindeki etkilerini araştırdı ve “Para karakteri bozar mı?” sorusu deneklerle test edildi. Peki, burada ‘bozmaktan’ kasıt nedir? Amerika’daki çalışmada, insanların çok para karşısında davranışlarının değişip değişmediği araştırıldı. Paranın kurallara uyma, nazik olma ya da saygılı davranma gibi davranışları etkileyip etkilemediği incelendi. Sonuçlara bakalım…

Çalışmada önce deneklere Monopoly oynatıldı. Emlakçılık konulu ve zarla oynanan bu oyunda, tıpkı gerçek hayattaki gibi çeşitli yerler satın alarak; kiralama, inşa etme gibi ticari faaliyetlerde bulunup ekonomik olarak güçlü olmaya çalışırsınız.

Oyun bittikten 15 dakika sonra…

Oyuncuların bir bölümü yazı tura atarak, yani tesadüfi biçimde seçilerek, diğer oyunculara göre bazı avantajlara sahip oldu. Oyuna yaklaşık iki kat daha fazla parayla başladılar. Zengin seçilen oyuncular iki zar atarken, diğerleri ise tek zarla kaldı. Ve doğal olarak oyunu zengin başlayanlar kazandı. Gelelim oyun süresince gözlemlenen davranışlara… Zengin oyuncular piyonlarını oyun

tahtasına adeta vurarak ilerletti. Masadaki tabaktan daha çok kraker yediler. Abartılı başarı tepkileri gösterdiler. Fakir oyuncuya kaba ve duyarsız davranmaya ve sürekli ne kadar iyi oynadıklarını ifade etmeye başladılar.

İşin daha da ilginci ise, oyunun başında tamamen rastgele olarak zengin seçilenler, bunu bilmelerine ve oyunun hileli olduğunun açık olmasına rağmen, oyun bittikten 15 dakika sonra; nasıl başarılı olduklarını, mülkleri nasıl aldıklarını, kazanma şekillerini uzun uzun anlattılar. Yani onları başarılı hale getiren çift zar atma durumunu tamamen gözardı ettiler.

“Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil

Başka bir deneyde; deneklere 10 dolar verilerek, isterlerse bu parayı yabancılarla paylaşabilecekleri ve bu yabancıların bir daha karşılarına asla çıkmayacağı söylendi. Yıllık kazancı 25 bin dolar olan katılımcılardan paralarını başka bir kişiyle paylaşanların sayısı, yıllık kazancı 150 bin dolar ve üstü olan katılımcıların sayısına göre yüzde 44 oranında daha fazla oldu.

Ama benim favorim, arabalar üzerinde yapılan çalışma… Araştırmacılar sokağa çıktı ve araçlarının değerine göre insanların davranışlarını inceledi.

Amerika’da yaya geçidinde yayaların geçiş üstünlüğü vardır. Yapılan çalışmada bu kural kullanıldı. Bir yaya geçidinde karşıdan karşıya geçer gibi yapan bir yayaya kimlerin yol verip vermediği incelendi. Günlerce yapılan denemelerde ucuz aracı olan sürücülerinin yasayı çiğnemediği; pahalı araç sürülerinin yarısının ise yasayı çiğnediği görüldü.

Daha birçok çalışma ve deney yapan ekibin bulgularına göre, varlıklı bireyler müzakerelerde yalan söylemek, iş yerinde kasadan para çalmak gibi etik olmayan davranışları onaylamaya ve rüşvet almaya daha yatkın. Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı ve kişisel çıkar düşüncesinin arttığı da bir başka sonuç.  Ancak “Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil. Paul Piff’e ait bu çalışmanın detaylarını kişisel web sitesinde detaylı inceleyebilirsiniz.

Kaynak: www.milliyet.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Uykuya dalarken düşme hissi yaşıyor musunuz?

uykuya dalarken düşme hissi, uyku, hipnik seğirme

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Peki, bu his neden oluşur? Bu hissi yaşayanlar ne yapmalı? İşte yanıtı…

Uykuya dalarken düşme hissi neden oluşur?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür, ama neden?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Oldukça yaygın olan bu hisse beyindeki iki bölgenin kontrol çatışması neden oluyor.

Bunu bir rüyanın parçasıymış gibi algılıyorsak boşlukta düşüyormuş hissi oluşur; buna hipnik seğirme denir. Beynimiz uyku için çevreyle bağlantısını keserken ortaya çıkan bir çatışmanın göstergesidir bu.

Uykuda vücudumuz felç olmuş gibidir ve dış dünyadaki olaylara duyarsız hale geliriz. Ama kas kontrolümüz düğmeye basılmışçasına durmaz.

Beynimizde adlı bölge nefes alma gibi temel fonksiyonları kontrol eder ve tetikte olma duygusunu hissettirir bize.

Öte yandan görmeyle ilgili (optik sinir önündeki bölge) ise yorgunluğu düzenler.

Uykuya dalma sırasında retiküler aktivasyon sistemi vücudumuzun kontrolünü elden bırakırken ventrolateral çekirdek denetimi ele alır. Bu yavaşça kısılan bir lamba düğmesi gibidir, ama her zaman pürüzsüz işlemeyebilir.

Uyanıklığı sağlayan enerji kalıntıları ani yükselişe geçtiğinde seğirme hareketleri görülür. Fakat bunun nedeni tam olarak bilinmiyor. Hızlı göz hareketlerinin tersine bu seğirmelerin rüya gören beyinle bir ilgisi yoktur. Bundan ziyade günün son kalıntıları gibidir.

‘Patlayan kafa sendromu’ adı verilen ve insanın kafasının içinde bomba patlıyormuş gibi sesler duymasına neden olan tuhaf rahatsızlıkta da benzer belirtiler görülür. Beynin uyanık ve uykuya geçen kısmı arasında bir kontrol mücadelesi vardır ve bu şimşek çakması gibi ışıklar görmeye ve yüksek sesli patlamalar duymaya neden olur.

Bazı ileri vakalarda bu olgu aşırı uykusuzluğa ve hatta bedenin bilinmez güçler tarafından ele geçirilmesi iddialarına bile neden olmuştur.

Fakat genel olarak burada endişe edilecek bir durum yoktur. Uykuya dalma anında ortaya çıkan ilginç bir çatışma halinden ibarettir.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Kağıt kesiği neden canımızı çok yakar?

Manşet, kağıt kesiği nasıl geçer, kağıt kesiği, evrim ağacı

Ufacık bir kağıt kesiği canımızı beklediğimizden çok daha fazla acıtır. Peki, bunun nedeni nedir? İşte www.evrimagaci.org yazarlarından Çağrı Mert Bakırcı açıklıyor…

Kağıt Kesiği Neden Çok Acıtır?

Standart bir A4 kağıt ortalama 0.05 milimetre kalınlığa sahiptir. Standart bir tıraş bıçağı 0.23 milimetre kalınlığa sahiptir. Bir tıraş bıçağının kestiği yaranın acısı anlaşılır; ancak ondan 5 kata kadar daha ince olan kağıdın, kimi zaman arkasında hiç kanama izi bile bırakmaksızın açtığı yaralar neden bu kadar fazla acır? 

Normalde bir kağıt, insan derisini kesebilmek için fazlasıyla yumuşaktır. Belli bir keskinliğe ulaşmak için, belli bir sertliğin de olması gerekir. Fakat kağıdı bu kadar kesici yapan, aşırı ince olmasıdır. Kesiği açan kenarın yüzey alanı çok küçük olduğu için, çok yüksek basınç uygulayabilir. Bu basınç, deri katmanını yararak “kesik” dediğimiz olaya neden olan kuvvet dağılımıdır. Basınç, uygulanan kuvvetin yüzey alanına bölümüdür. Dolayısıyla çok küçük yüzey alanı (örneğin kağıdın kestiği incecik kenarın yüzey alanı), çok yüksek basınç anlamına gelir.

Kağıt kesikleri genellikle büyük bir kağıt grubu içerisinden, tek bir kağıdın ayrılması sonucu oluşur. Yani tek bir kağıt ile elinizi kesmeniz çoğu zaman zordur. Bunun nedeni, tek bir kağıdın gerekli kuvveti kesiği açma süresi boyunca uygulayamayacak kadar esnek ve yumuşak olmasıdır. Yani kağıdın kenarı elinizi kesmeye çalışsa da, yarığı açamadan hemen bükülecektir. Fakat yeni açılmış bir kağıt destesi (kimi zaman “kağıt topu” olarak bilinir) içerisinden kıvrılarak ayrılan tek bir kağıt, destenin geri kalanından güç alarak bükülmeden durabilir. Bu da, kağıdın parmağınızı kesebilmesini sağlayacak kuvvetin yeterince uzun süre uygulanabilmesine izin verir.

Gelelim acının nedenine… Parmaklarımızın ucunda aşırı fazla sayıda nosireseptör adı verilen acı algılayıcı sinir ucu bulunur. Bir kağıt kesiği, bu sinirlerin çok fazlasını aynı anda uyarabilecek kadar geniştir. İncecik kesik kanamaya neden olmadığı için, bu sinirlerin ucu, havaya temas edecek şekilde açıkta kalır. Yani yarıktan dışarı doğru bakan reseptörler, sürekli dış ortama maruz kalır. Kağıt kesiklerinin o sinir bozucu acısı bu reseptörlerin açık hava nedeniyle sürekli beyne sinyal göndermesinden kaynaklanır.

Kimi zaman derin kağıt kesikleri de görülür. Bunlar, daha uzun bir yüzey boyunca olan, daha derin kesiklerdir. Bunlar kimi zaman dışarıya hafifçe sızan, çoğu zamansa yarığın içerisinde biriken kanamalara neden olur. Kesik sırasında kağıdın yüzeyinde ve fiberleri içerisinde bulunan koruyucu kimyasallar (örneğin beyazlatıcılar), vücuda geçer. Bu kimyasalların yakıcı etkisi, beynimizde acı olarak algılanır. Bu da, kağıt kesiklerinin neden olduğu acının yaygın görülen ikinci bir nedenidir.

Tüm yaralar gibi, kağıt kesikleri de temizlendikten sonra yara bandıyla kapatılabilir. Fakat yine de, yarık boyunca parmak etinin iki tarafının sürekli farklı hızlar ve yönlerde oynayabiliyor olması, rahatsız edici acının uzun sürekli bir şekilde devam etmesine neden olacaktır. Çoğu zaman yara 2-3 gün içerisinde tamamen iyileşir ve acı kaybolur.

Yazar: Çağrı Mert Bakırcı
Kaynak:  www.evrimagaci.org

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND